+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 4 ve 4

Konu: Kemalizmin Geleceği Var mı?

  1. #1
    Ehil Üye karatoprak1975 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Yaş
    43
    Mesajlar
    1.126

    Standart

    Kemalizm


    Kemalizmin geleceği var m??



    Bu yaz?, ard?s?ra yay?nlanacak yaz?yla birlikte, bundan on y?l önce, 1997 Mart’?n?n ilk haftas?nda yaz?ld? ve Yeni Asya gazetesinde yay?nland?. 2007 bahar?nda, bu iki yaz?y? yeniden hat?rlad?m ve sizlerle paylaşmak istedim.




    B?R GRUP ARKADAŞLA Muhâkemât üzerinde yapt?ğ?m?z müzakerede geçen hafta geldiğimiz bahis, “Sekizinci Mukaddeme” idi. Bugün de ehl-i dinde bir derece hükmünü icra eden ümitsizliği öldürüp, ümidi hayatland?ran manidar bir bahisti bu.
    Bu bahiste, Bediüzzaman, mazi-hal mukayesesi ekseninde, kuşat?c? ve ufuk aç?c? bir tahlilde bulunuyor—hem de, mazinin başkalar?na ve istikbal bize olacağ?na müjde veren bir tahlil...
    Bu tahlildeki ‘mazi’ ve ‘müstakbel’ tan?m?, “terakki”ye dair uzunca zamand?r erteleyegeldiğimiz, lâkin Karakalem’in 15. say?s?na yetiştirmeyi umduğumuz kapsaml? bir çal?şmada etrafl?ca sözkonusu edilecek. Şimdilik, geçici yanl?ş anlamalara peşinen mani olmak üzere, k?saca değinelim. Bediüzzaman’a göre, mazi, ‘?slâmlar?n gayr?s?ndan onuncu as?rdan evvel olan’ ilk ve orta çağlard?r. Miladî ifadesiyle, onalt?nc? as?rdan, Rönesans ve Reform’dan öncesidir. ‘Millet-i ?slâm’ aç?s?ndan ise, ilk üç as?r bir ‘örnek zaman dilimi’ olduğu gibi, beşinci asra kadar da genel anlam?yla bu örneklik devam etmiştir. ?slâmlar?n ‘mazi’si, buna göre, beşinci (Miladî olarak, onbirinci) as?rdan 1900’lere uzanmakta; ?slâm’?n ilk beş asr? ise, ‘geçmiş’i değil, ‘gelinecek’ yeri temsil etmektedir.
    Mazi derken, doğrusal (lineer) bir zaman anlay?ş?yla düşünen modernlerin ve de modernist müslümanlar?n yanl?ş anlamalar?na peşinen ket vurmak üzere, dairevî (çevrimsel) bir zaman anlay?ş? paralelinde bu mazi-müstakbel tarifini evvelemirde verdikten sonra, gelelim “Sekizinci Mukaddeme”nin burada ele almay? düşündüğümüz veçhesine...
    Muhâkemât’?n ciddi bir şerh gerektiren bu yoğun bahsinin “?nsanda müdebbir-i galib ya ak?l veya basard?r” diye başlayan k?sm?n?n çok dar bir özetini yapacak olursak, ‘mazi’de hâkim olan ‘fikir’den ziyade ‘hissiyat’; ‘hikmet’ten ziyade ‘hükûmet’; ‘aklî temayüller’den ziyade ‘kalbî meyiller’: ‘hak’tan ziyade ‘kuvvet’; ‘hüda’dan ziyade ‘heva’ idi. Yani, ?slâm’?n hakkâniyeti elbette kabul ve teslim olunmakla birlikte, bu hakikat?n benimsenmesi ve savunmas? esasen hissiyat, hükûmet ve kuvvet ile gerçekleştiriliyordu. Nitekim, meselâ Osmanl?ya bak?ld?ğ?nda, Osmanl?n?n ?slâm’? müdafaas? daha ziyade maddî fetihlere, idarî tedbirlere dayal? idi. O yüzden, fetholunan diyarlara ?slâm gitmekle birlikte, bu topraklar ötesindeki insanlar?n ak?l ve kalblerinin fethi gibi bir icraat da Osmanl?ya nasip ve müyesser olmuş değildi. Bu zaman diliminde ?slâm âleminin tamam?nda ana ak?m? ‘ak?l’dan ziyade ‘hisse’ hitap eden tasavvufun teşkil etmesi de bir tesadüf değildi.
    Ehl-i ?slâm aç?s?ndan durumun bu olduğu zaman içinde, onalt?nc? as?rdan itibaren Bat?da gerçekleşen değişimler ise, ifrata karş? tefrit suretinde çok hatarl? sonuçlara yol açm?ş da olsa, doğuşundan itibaren ?slâm’? boğmay? kafaya koymuş ve bu uğurda yüzlerce y?l usanmadan Haçl? Savaşlar? yürütmüş olan taassubu parçalad?. Tamamlanmam?ş bir ‘tahkik’ süreci içerisinde, ‘hakikat’e ulaş?lamad?; ama en az?ndan hakikats?zl?klar?n reddi sözkonusu oldu.
    Lâkin, sonradan içine sokulmuş hakikats?z unsurlar da taş?yan muharref H?ristiyanl?ğa yönelik bu sald?r?, bir k?yas-? fâsid ile, ?slâm coğrafyas?nda ayn? şeyi ?slâm’a karş? deneyen nevzuhur fikrî ve siyasî hareketleri doğurdu. ?şte, meselâ Abdülhamid, hisse, hükûmete ve kuvvete dayanan ?slâm ‘mazi’sinin son büyük halkas? olarak, Osmanl? topraklar?nda Bat?n?n Ayd?nlanma düşüncesinin kaba bir tercümesi hükmündeki Jön Türklerle yüzyüze geldi. Ve, ?slâmî endişeleri tart?şmas?z olan, lâkin bu endişeleri his-hükûmet-kuvvet ekseninde gelişen biri olarak Abdülhamid’in temsil ettiği ‘mazi’ye ait ?slâmî anlay?ş, ‘tahkik’çi bir eleştiri rüzgâr? karş?s?nda çareyi bir ‘hodri meydan’ usûlü ve üslûbu içinde muhalifleri cerh, ta’dil, ikna ve ilzam etmek yerine, elindeki ‘hükûmet’e ve ‘kuvvet’e dayanarak susturmakta buldu. Ancak, bu uzun süre devam edemedi; ve Abdülhamid’den sonra Osmanl? çöktüğü gibi, Osmanl?n?n bir mümessili olduğu his-hükûmet-kuvvet eksenli ‘mazi’ de çöktü.
    Abdülhamid’e karş? gelişen Jön Türkler hareketi içinde yetişen Kemalist kadro, eğer bu ‘mazi’ ?slâm’?n asl?n? temsil ediyor olsa idi, herhalde ?slâm aç?s?ndan ‘tarihin sonu’ndan söz edebilirdi. Lâkin, sözümona ?slâm’? ‘mazi’ye mal eden, dolay?s?yla gelecek tasavvurunda ?slâm’?n ‘aş?lmas? gereken bir unsur’ olman?n ötesinde yer edinemediği Kemalist proje, en kâmil örneğini Risale-i Nur’un temsil ettiği bir ‘tecdid’ ile karş?laşt?ğ?nda, yapabileceği fazlaca birşey yoktu. Abdülhamid’in temsil ettiği his-hükûmet-kuvvet eksenli bir ?slâmî anlay?ş? bir şekilde altedenler, ‘tahkik’e dayal? olan, o yüzden Bat?dan gelen her türlü Ayd?nlanmac? itiraza bedel ‘tasvir-i müddea’ ile yetinmeyip ‘delil ve bürhan’ gösteren; en önemlisi, kâinat? ve f?trat? iman?na şahit k?lan; akl? karş?s?na değil, hizmetine alan; ve de bir safdillik timsali olan ‘?slâm modernizmi’yle asla özdeşleştirilemez biçimde Asr-? Saadetten ve selef–i sâlihînden beslenen bu ‘istikbal ?slâm’?’ karş?s?nda ne yapabilirdi ki? Üstelik, Birinci ve ?kinci Dünya Savaş?, ekolojik felâket, nükleer kâbus ve Bat?daki ruhsal çöküntü, Bat? modernitesini ?slâm’a karş? koz olarak kullanma hesaplar?n? iyice altüst ediyorken... Üstelik, Osmanl?n?n his-hükûmet-kuvvet ekseninde Bat?ya galebe çald?ğ? as?rlarda pek görülemeyen bir vâk?a olarak, ?slâm’?n belki onu müdafaa ve tebliğ edecek hükûmet ve kuvvetlerden mahrum, lâkin onun has?mlar?n?n her türlü güç, iktidar ve imkâna sahip olduğu bu yeni zamanda; zahirde ?slâm’a galebe çalm?ş gözüken Bat?da yüzbinlerce, milyonlarca insan?n din olarak ?slâm’? seçmesi vâk?as? da yaşan?yorken...
    ?şte, bu ‘tecdid’dir ki, Kemalist projenin yetmiş beş y?ld?r bir türlü ‘tam anlam?yla tesis edilemeyişi’nin, hâlâ daha ‘iç ve d?ş tehlikelere karş? koruma ve kollama’ya muhtaç oluşunun as?l sebebini teşkil ediyor.
    Aç?kças?, dün Abdulhamid’in temsil ettiği his-hükûmet-kuvvet eksenli bir ?slâmî anlay?ş? Bat?dan ödünç al?nan tamamlanmam?ş bir ‘tahkik’ten beslenen eleştirileriyle aşabilen Kemalizm, tamamlanm?ş—yani, hakikat? tahakkuk etmiş—bir imanî tahkike karş? olsa olsa his-hükûmet-kuvvete dayanarak kendini korumaya çal?ş?yor.
    Bunun değişik örneklerini siyasî nutuklardan mâlûm bildirilere her alanda görebiliriz. Kemalizm kendini ak?l, hikmet ve hak ile savunam?yor; hislere dokunarak, hükûmeti elde tutarak, dayand?ğ? güce yaslanarak kendini savunmaya çal?ş?yor.
    Zahirdeki ‘güçlü’ görünümüne karş?l?k, bu durum fikrî ve fiilî bir acze delâlet ettiği için de; dün Abdulhamid’in sergilediği hürriyete karş? istibdad tavr?n?, bugün Kemalist elitler sergiliyor.
    Dün Abdülhamid, tahkiki tamamlanmam?ş, eksik kalm?ş bir ?slâmî hassasiyet hesab?na hürriyetten korkuyordu.
    ?şe bak?n ki, ‘mazi’ye bedel ‘müstakbel’i temsil eden bugünün ehl-i dini hürriyet istiyor. Lâkin, şimdi de Kemalistler hürriyetten çekiniyor.
    Ve Türkiye işte bu yüzden ‘demokrasi’ye geçemiyor.


    08.05.2007
    © 2007 karakalem.net, Metin Karabaşoğlu
    Konu elff tarafından (19.08.07 Saat 18:47 ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    Ehil Üye elff - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    4.016

    Standart

    Yaz?n?n yaz?lmas?ndan 10 sene geçmiş ama bu süre içinde hakikatler daha da belirginleşmiş değil mi?

    Zaten hakikatten beslenmeyen oluşumlar?n vaziyeti korumak için bask? ve zorbal?ktan başka çareleri yok.Yani bask? ve zorbal?k çaresizliğin bir sonucu asl?nda.Bu her ak?m için geçerli.
    T?pk? günümüzde olduğu gibi..

    Paylaş?m için teşekkürler Karatoprak abi..
    Konu elff tarafından (19.08.07 Saat 18:48 ) değiştirilmiştir.
    İmân, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi İmân ve duâdır.

    ***


    ....Sevgili Üstâdım, evvelce arz ettiğim vech ile, ben artık birşey için yaşadığımı zannediyorum.


    O da, üstâdım olan dellâl-ı Kur'ân'ın vazife-i memuriye-i mânevîsini îfâ etmekle kendilerine pek cüz'î bir yardım ve Kur'ân hesâbına cüz'î bir hizmetkârlıktan ibârettir....



    ***


  3. #3
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    onun sonuda EBTER OLACAK...

    neden kendisi ebter..soyu ..çoçuğu yok..
    Konu elff tarafından (19.08.07 Saat 18:48 ) değiştirilmiştir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  4. #4
    Vefakar Üye odanedir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2016
    Mesajlar
    344

    Standart

    İstibdadın dini imanı olmaz" demeye mi getirmiş yazar?
    أُوْلَئِكَ عَلَى هُدًى مِّن رَّبِّهِمْ وَأُوْلَئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. ALLAH Geleceği Yaratandır Nasıl bilmez?
    By BiRDüNYaUMuT in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 07.09.14, 18:48
  2. ALLAH Geleceği Yaratandır Nasıl bilmez?
    By vertyucek in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 03.02.14, 22:48
  3. Misyonun Geleceği
    By cudi in forum Gündem
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 27.07.07, 08:54
  4. Çocuklarımızın geleceği...
    By geceler in forum İslam'a Göre Kadın ve Aile
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 02.06.07, 20:26
  5. İslam'ın Bugünü ve Geleceği
    By sinang in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 07.01.07, 20:37

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0