+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 ve 2

Konu: Sivil Darbeciler!

  1. #1
    Yasaklı Üye hasandemir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    458

    Standart

    [Yorum - MÜMTAZ'ER TÜRKÖNE] Sivil darbeciler!Kendi kendimizi kand?rmayal?m. "Mahkeme '367 vekil şart değil' derse çat?şmaya sürükleniriz" tehdidi ile Anayasa Mahkemesi'ni bask? alt?na alan, böylece hepimizin ihtiyac? olan hukukun dibine bir C-4 kal?b? yerleştiren 'anamuhalefet partisi'nin de içinde yer ald?ğ? demokrasiyi ray?ndan ç?kartmak için silahl? müdahaleye gerek var m?yd??
    Meclis eliyle yürüyen bir süreç, onun iradesi d?ş?nda, d?şar?dan gelen bir müdahale ile durdu. Parlamento, cumhurbaşkan?n? seçemeyeceği için erken seçime gidecek. Bu durumda, yol açt?ğ? sonuçlar itibar?yla Genelkurmay'?n "Geceyar?s? e-Bildirisi"nin "27 Nisan Muht?ras?" olarak tarihe geçeceğini kabul edebiliriz. Türkiye'nin ordusu bir sayfal?k bir metin yay?mlayarak siyasete müdahale etti ve bu müdahale demokratik kurallarla işleyen süreçleri sekteye uğratt?. Meclis, cumhurbaşkan?n? seçemedi ve erken seçime gitmek zorunda kald?. Gerçekten böyle mi? Bu hükme varmadan önce cevapland?r?lmas? gereken epeyce soru var. Önce şu sorunun cevab?n? vermeliyiz: Muht?ra kime verildi?
    Hükümetin, başlatt?ğ? ve yürüttüğü süreçlerden vazgeçmediğini biliyoruz. Üstelik, z?pk?n yemiş gibi sars?lan muhalefete göre oldukça sakin göründü. Bildiriye, "Genelkurmay'?n başbakana bağl? bir kurum olduğu"nu vurgulayarak cevap verdi. "Demokratik hukuk devleti" içine yerleştirerek eleştirdi. Ayr?ca, bildiriyi yay?mlayanlar? "11. cumhurbaşkanl?ğ? seçimi"ni etkilemeye çal?şmakla suçlad?; ve özellikle "Anayasa Mahkemesi eksenli tart?şmalar yap?l?rken ortaya ç?kmas?, yarg?y? etkilemeye yönelik girişim olarak alg?lan?r" sözüyle mahkûm etti. Ne 12 Mart'ta olduğu gibi hükümet istifa etti ne de Meclis, önüne konulan "yasalar paketi" ile karş?laşt?. 28 Şubat sürecinde olduğu gibi hükümet h?rpalanmad? ve "silahs?z güçler" devreye sokulmad?. K?saca, bildiri hükümetten bir tuğla bile kopartamad?. Hükümetin erken seçime yönelmesi, bildirinin değil Anayasa Mahkemesi karar?n?n sonucu oldu. O zaman, bildiri kime verildi? Bildirinin gereğini ifa ederek, ald?ğ? talimat doğrultusunda demokratik süreçleri durdurarak, durumu bir askerî müdahale çerçevesinin içine kim soktu?
    Muht?ra muhalefete verildi
    Elinde silah bulunduran gücün, bu silahlara dayanarak demokratik süreçlere müdahale etmesi tek darbe yöntemi değil. Elimizde iki model var: Birincisi 27 May?s veya 12 Eylül'de olduğu gibi, sabaha karş? yönetime el koymak. H?zl? bir sald?r? silah? olan tanklar, bu iş için kullan?l?yor. Ankara'da Meclis binas?na 15 km uzakl?kta bir z?rhl? tümen var. Tanklar kritik mevkilere mevzileniyor. Önündeki kocaman namlusu ile dehşet saç?yor. Kimse direnmiyor ve askerlerin eline vatan? savunmak için verilen silahlarla halk tehdit ediliyor ve yönetim silah sahiplerinin eline geçmiş oluyor.
    ?kinci yöntem, doğrudan silah kullanmak yerine silah kullanma tehdidi ile sivilleri korkutmak ve yönetime "darbe tehdidi" ile el koymak. 12 Mart'ta bu model uyguland?. 28 Şubat, yine bu modelin geniş bir sivil koalisyonla birlikte uygulanmas? idi. 27 Nisan Bildirisi ise bugüne kadar görünenlere bak?l?rsa 12 Mart modeline uyuyor. Arzu edilen sonuç elde edildi. Cumhurbaşkan? seçtirilmedi ve erken seçim kap?ya dayand?. Ama yine de aksayan bir şey var. Bildiri, hükümeti değil, muhalefeti etkileyerek hedeflediği sonuçlar? elde etti. Bu bildiri hükümete değil, muhalefete verildi. Yerini bulduğuna göre muhalefet, kendilerine verilen silah destekli görevi yerine getirdi. O zaman bu darbe, silahl? desteği olan bir "sivil darbe" olarak tarihe geçmeli. Soruyu şu şekilde değiştirelim: "Kim farkl? bir tav?r içine girseydi, bildiri amac?na ulaşmazd??" Elbette tek tek muhalefete bakacağ?z.
    Muht?ra neyi değiştirdi?
    27 Nisan senaryosunun iki aşamal? bir hedefe göre planland?ğ? ortada. Stratejik hedef, "cumhurbaşkan?n? seçtirmemek". Bildirinin zamanlamas? ve içeriği bu temel hedefi zaten yans?t?yor. Bu hedefi gerçekleştirmek için iki şeyin peş peşe mümkün olmas? gerekiyordu. Birincisi, Meclis'in 367'nin alt?nda bir rakamla toplanarak ilk seçimi yapmas?, ikincisi bu seçimin Anayasa Mahkemesi taraf?ndan, "yürütmeyi durdurarak iptali". Anayasa Mahkemesi'nin verdiği karar, hukuken eleştiriye aç?k. Anayasa'n?n 102. maddedeki amir hükmünü, "salt çoğunlukla cumhurbaşkan? seçme" yolunu bütünüyle ilga ettiği için, yeni bir anayasa hükmü ihdas edildi. Ama Anayasa Mahkemesi'ni suçlayamay?z. Suçlanmas? gerekenler, sorunu siyasî olarak çözebilecek iken önce karakola (yani silahl? gücün inisiyatifine), akabinde mahkemeye taş?yanlar olmal?.
    Şayet Meclis, 26 Nisan'da 367 ile toplanabilseydi, 27 Nisan Bildirisi bir askerî müdahale olarak tarihteki yerini al?r m?yd?? Yine bugün Meclis, Anayasa Mahkemesi'nin şart koştuğu say?y? aşarak toplansa ve hükmünü icra etse, 2017 y?l?ndan geriye bakt?ğ?m?z zaman 27 Nisan 2007 Bildirisi'ni hat?rlayan bir Allah'?n kulu bulunabilecek mi? Bir tek aktör, bir tek muhalefet partisi sonucu değiştirmiş, ayna gibi p?r?l p?r?l parlatt?ğ? asker postal?nda gördüğü kendi aksine hayran kalarak bu talihsiz bildiriyi bir muht?raya dönüştürmüştür. 26 Nisan'da yap?lan oylamaya kat?lmayarak Meclis'i devre d?ş? b?rakt?ran, bildirinin taşlar?n? döşeyen ve sonra da kalk?p "Bugün yap?lmas? gereken şey büyük bir samimiyetle Meclis'i aç?k tutmak gayreti içinde olmakt?r." mürailiğine s?ğ?nan parti lideri. Allah'tan demokrasi var ve adama sorarlar: "Madem öyle neden aç?k tutmad?n?"
    Neden sivil darbe?
    Ortada bir darbe olduğu, yol açt?ğ? hasarlardan belli. Borsa, dolay?s?yla ekonomi yüreğimizi ağz?m?za getirdi. Anayasa Mahkemesi'nin itibar?, dolay?s?yla hukukun üstünlüğü prensibi büyük yara ald?. Milletin özgüveni sars?ld?. Benim gibi, toplumun çoğunluğunun geri, ilkel, kaba, gayri medeni bir ülkede yaşad?ğ? duygusuna ve karamsarl?ğ?na kap?lmalar?n? da dikkate almak lâz?m. Yine de şu sorunun cevab?n? veremiyoruz: Bu ağ?r bedelleri ne için ödedik? Bu bildiri yay?mlanmadan, bu bildiri ile amaçlanan sonuçlar sağlanamaz m?yd?? Birinci turun 367'nin alt?nda yap?lmas?, muhalefetin eseriydi. 367 alt?nda toplanan Meclis'in tasarrufunun durdurulmas? Anayasa Mahkemesi'nin hükmüydü. O zaman bildiri kime verildi? Anayasa Mahkemesi'ne mi? Anayasa Mahkemesi'nin tarafl? karar verdiğini düşünenler bile, böyle bir bildiriye ihtiyaç duymayacaklar?n? bilirler. Diğer turlar? da garanti alt?na almak için muhalefete mi? CHP'nin böyle bir bildiriye gerek duymadan zaten cumhurbaşkan?n? seçtirmemek için her şeyi yapacağ? belliydi. Geriye sonucu değiştirebilecek konumda, sadece Anavatan Partisi kal?yor. Bildiri, Erkan Mumcu'ya m? verildi?
    Biraz farkl? bir zaviyeden, askerlerin durduğu yerden bakmay? deneyelim. Demokrasiyi var edebilmek için bağ?ms?z bir ülkenizin olmas? laz?m. Bağ?ms?zl?ğ?n?z? koruyabilmek için de güçlü ve itibarl? bir ordunuzun, ülkenin ç?karlar?n? her şeyin üzerinde tutan bir komuta heyetinizin olmas? gerekir. Bildiri öncesinde ve sonras?nda karş?m?za, 20 milletvekili ile kilit konumunda bir partinin lideri olmak yerine bir "darbe yorumcusu" olarak ç?kan Mumcu'nun söylediklerine bakal?m. Bir felaket tellal? gibi kum saatindeki kumlar? sayarken, "Önümüzdeki 36 saat, ülkenin 36 y?l? kadar önemlidir." diye feryat ederken bizi bir şeyle korkutuyor. Bizi kendi ordumuzla korkutuyor. S?n?r?m?za dayanm?ş bir düşman ordusuyla değil, kendi heva ve hevesleri için ülkenin alî menfaatlerini ateşe atmaya haz?r bir parya devletinin veya muz cumhuriyetinin askerleriyle değil, kendi ordumuzla, kendi askerlerimizle korkutuyor. Tekrarl?yorum, bir işgal ordusuyla veya "istemezük" naralar? atan bir yeniçeri ordusuyla değil Türk Silahl? Kuvvetleri ile bizi korkutuyor. Ne demek, Türkiye'ye 36 y?l?n? kaybettirmek? Kim kaybettirecek?
    "Kat?ld?ğ?m hususlar? vard?r, kat?lmad?ğ?m hususlar? vard?r içeriği yönünden. Kat?lmad?ğ?m hususlar?, doğrudan reddetmekten ziyade eksik bulduğum yönleri vard?r." Mumcu, bu sözlerle, Parlamento'da diğer parti liderinin görüşlerini tart?şm?yor, 27 Nisan Muht?ras?'n? yorumluyor. Baykal'?n bile söylemeye cesaret edemeyeceği bir söz: Mumcu "doğrudan reddetmiyor" sadece "eksik" buluyor.
    Kendi kendimizi kand?rmayal?m. "Mahkeme '367 vekil şart değil' derse çat?şmaya sürükleniriz" tehdidi ile Anayasa Mahkemesi'ni bask? alt?na alan, böylece hepimizin ihtiyac? olan hukukun dibine bir C-4 kal?b? yerleştiren 'anamuhalefet partisi'nin de içinde yer ald?ğ? demokrasiyi ray?ndan ç?kartmak için silahl? müdahaleye gerek var m?yd?? Meclis grubu ile bütün süreci değiştirecek konumda iken, bütün enerjisini "mahcup gece yar?s? bildirisi"nin tesirini çoğaltmaya hasreden, sonra ş?mar?k bir çocuk gibi s?rt?n? askere yaslay?p sonra hükümete dönüp "benim abim seni döver" havas?nda tehditler savuran bir muhalefet lideri varken, ödediğimiz bedellerin faturas?n? neden askerlere ç?kartal?m?
    Bir askerî darbe ile değil, doğrudan sivillerin tasarlad?ğ? ve uygulad?ğ? sivil bir darbe ile karş? karş?yay?z. Şayet askerler 27 Nisan Bildirisi'ni yay?mlamam?ş olsalard?, yine amaçlad?klar? sonuç önlerine gelecekti. Ama 27 Nisan Bildirisi yay?mlanmasayd?, Erkan Mumcu ve Deniz Baykal, arzu ettikleri sonucu elde edemeyeceklerdi. "Arzu ettikleri sonuç" konusunda yapt?klar? hesap hatas? ayr? bir konu.
    "Askerî darbe" şakşakç?lar?, s?k?ş?nca hükümeti "sivil darbe" yapmakla suçluyorlar. Darbe laf?n? Frans?zlar?n "Coup d'Etat" sözünden ald?k. Darbenin amac? hükümeti y?kmakt?r. Bunu silahla da yapars?n?z, silahs?z da. Demokratik yöntemler içinde olursa hükümet önceden belirlenmiş kurallara uygun biçimde el değiştirecektir. Şayet demokrasi içinde vücut bulan bir hükümet, demokrasi d?ş?nda yöntemlerle sona erdirilirse, bunu kim yaparsa yaps?n ad?na darbe denir. Bugün karş?m?zda olan ise aç?k bir "sivil darbe"dir. Muhalefet, demokrasinin ana kurumunu, yani Meclis'i çal?şt?rmam?ş, Meclis'in karar vermesini engellemiştir. Sonra bu engellemeyi mahkemeye taş?yarak, Meclis karar?na ipotek koydurmuştur. Meclis'te cumhurbaşkanl?ğ? seçimi için 367'nin sağlanmamas? ve sonras?nda kavgan?n karakolda ve mahkemede sona ermesi mimar-mühendis ve işçilerini sivillerin oluşturduğu sivil bir darbe teşebbüsüdür. Hükümet, sivil bir darbe ile sona ermekte, Meclis sivil bir darbe ile karar veremez duruma gelmektedir.
    Darbe nas?l önlenir?
    27 Nisan "e-muht?ra"s? amac?na ulaşt?. Kurallar?n? bir askerî cuntan?n 1982'de belirlediği cumhurbaşkanl?ğ? seçim süreci engellendi. Siyasetin rengi ve şekli değişti. Bütün dünya gibi, bizi şoke eden bu bildiriyi sebepleri ve sonuçlar? ile anlaml? bir yere yerleştirmek istiyorsak, tablonun merkezine sivil siyaseti koymal?y?z. Yüksek komuta heyetimiz bu ülkenin düşman? değil. Bugün yap?lacak bir askerî müdahalenin, ülkede silahl? güçle korunacak hiçbir şey b?rakmayacağ?n?, her şeyimizi, ama her şeyimizi hatta ellerindeki silahlar? bile kaybettireceğini elbette bilirler. Bildiri metnine yans?yan eğretilik ve çekingenlik, endişelerini de ifade ediyor. Sadece siyasetçilerimiz, terazideki s?kletleri hafif kal?nca tank? ve tüfeği imdada çağ?r?yorlar. ?şin tuhaf?, tank ve tüfek sand?kta hiçbir işe yaram?yor; tersine arkas?na s?ğ?nanlar? hafifletiyor. Baykal, Tandoğan ve Çağlayan'daki "Ne şeriat ne de darbe" sözünün sadece birinci k?sm? ile yetinmeye devam ediyor. Hâlâ, kasatura ile aç?lacak kap?lar olduğunu zannediyor. Darbe tehdidi ile siyasî kazanç sağlayacağ?n? düşünüyor. Devlet partisinin ufuk karartan al?şkanl?klar?ndan kurtulam?yor. Mumcu'yu anlamak daha kolay. S?k?şt?ğ? köşeden, 1997'de Anasol-D hükümeti ile s?yr?lmaya çal?şan Mesut Y?lmaz'?n hatas?n? tekrarl?yor. ?kisinin ortak paydas? f?rsatç?l?k. Hesap baştan ç?kar?c? görünüyor, ama yanl?ş. Darbe siyaseti ile abad olan siyasetçi yok. Baykal'?n görünürde bir alternatifi olmad?ğ? için durumu sağlam. Mumcu ise bast?ğ? zemini bütünüyle kaybetti. Art?k siyasette Mumcu'nun ve Anavatan'?n esamesi okunmayacak. Hafif bir rüzgârda güç sahiplerine teslim olan bir siyasetçinin bu y?l içinde s?rra kadem basmas?n? elbette kimse hissetmeyecek. Mehmet Ağar, tereddüt geçirmesine rağmen durumu toparlad? ve iddial? biçimde darbe karş?s?nda yerini ald?. Art?k, "darbe yorumcusu" Mumcu ile ayn? fotoğraf karesi içinde görünmek bile DYP'ye oy kaybettirecek. ?nsaf ölçülerinde son bir hafta içinde yaşad?klar?m?z?n sebeplerini ve yol açt?ğ? sonuçlar? düşünelim. Ordumuz, ortal?ğ? yak?p y?karak taş üstünde taş b?rakmayan, halk? açl?ğa ve yoksulluğa mahkûm eden Moğol ordusu değil. Komuta kademesinde Hülagû'lar yok. Subaylar?m?z, boğazlar?na kadar siyasete bulaşt?ğ? için tek mermi atmadan teslim olan Selanik'teki Redif Tümeni'nin subaylar? da değil. Hele Erkan Mumcu'nun ihsas ettiği gibi, Türkiye'yi etnik çat?şmaya sürükleyecek teşebbüsün Türk Silahl? Kuvvetleri'nden geleceği iddias?, bu orduya yap?lacak en büyük bühtan olur. Bizim tek sorunumuz siyasetçilerimiz. Sivil siyaset, kendisini var eden demokrasiye ihanet etmediği takdirde kimse darbe yapamaz. Nitekim son darbe de, askerlerin değil sivil siyasetçilerin marifeti olarak tarihe geçecek.
    MÜMTAZ’ER TÜRKÖNE
    Konu elff tarafından (19.08.07 Saat 18:54 ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    Ehil Üye osmanoğlu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Uşak
    Mesajlar
    1.856

    Standart

    Alıntı hasandemir Nickli Üyeden Alıntı
    [Yorum - MÜMTAZ'ER TÜRKÖNE] Sivil darbeciler!Kendi kendimizi kand?rmayal?m. "Mahkeme '367 vekil şart değil' derse çat?şmaya sürükleniriz" tehdidi ile Anayasa Mahkemesi'ni bask? alt?na alan, böylece hepimizin ihtiyac? olan hukukun dibine bir C-4 kal?b? yerleştiren 'anamuhalefet partisi'nin de içinde yer ald?ğ? demokrasiyi ray?ndan ç?kartmak için silahl? müdahaleye gerek var m?yd??
    Meclis eliyle yürüyen bir süreç, onun iradesi d?ş?nda, d?şar?dan gelen bir müdahale ile durdu. Parlamento, cumhurbaşkan?n? seçemeyeceği için erken seçime gidecek. Bu durumda, yol açt?ğ? sonuçlar itibar?yla Genelkurmay'?n "Geceyar?s? e-Bildirisi"nin "27 Nisan Muht?ras?" olarak tarihe geçeceğini kabul edebiliriz. Türkiye'nin ordusu bir sayfal?k bir metin yay?mlayarak siyasete müdahale etti ve bu müdahale demokratik kurallarla işleyen süreçleri sekteye uğratt?. Meclis, cumhurbaşkan?n? seçemedi ve erken seçime gitmek zorunda kald?. Gerçekten böyle mi? Bu hükme varmadan önce cevapland?r?lmas? gereken epeyce soru var. Önce şu sorunun cevab?n? vermeliyiz: Muht?ra kime verildi?
    Hükümetin, başlatt?ğ? ve yürüttüğü süreçlerden vazgeçmediğini biliyoruz. Üstelik, z?pk?n yemiş gibi sars?lan muhalefete göre oldukça sakin göründü. Bildiriye, "Genelkurmay'?n başbakana bağl? bir kurum olduğu"nu vurgulayarak cevap verdi. "Demokratik hukuk devleti" içine yerleştirerek eleştirdi. Ayr?ca, bildiriyi yay?mlayanlar? "11. cumhurbaşkanl?ğ? seçimi"ni etkilemeye çal?şmakla suçlad?; ve özellikle "Anayasa Mahkemesi eksenli tart?şmalar yap?l?rken ortaya ç?kmas?, yarg?y? etkilemeye yönelik girişim olarak alg?lan?r" sözüyle mahkûm etti. Ne 12 Mart'ta olduğu gibi hükümet istifa etti ne de Meclis, önüne konulan "yasalar paketi" ile karş?laşt?. 28 Şubat sürecinde olduğu gibi hükümet h?rpalanmad? ve "silahs?z güçler" devreye sokulmad?. K?saca, bildiri hükümetten bir tuğla bile kopartamad?. Hükümetin erken seçime yönelmesi, bildirinin değil Anayasa Mahkemesi karar?n?n sonucu oldu. O zaman, bildiri kime verildi? Bildirinin gereğini ifa ederek, ald?ğ? talimat doğrultusunda demokratik süreçleri durdurarak, durumu bir askerî müdahale çerçevesinin içine kim soktu?
    Muht?ra muhalefete verildi
    Elinde silah bulunduran gücün, bu silahlara dayanarak demokratik süreçlere müdahale etmesi tek darbe yöntemi değil. Elimizde iki model var: Birincisi 27 May?s veya 12 Eylül'de olduğu gibi, sabaha karş? yönetime el koymak. H?zl? bir sald?r? silah? olan tanklar, bu iş için kullan?l?yor. Ankara'da Meclis binas?na 15 km uzakl?kta bir z?rhl? tümen var. Tanklar kritik mevkilere mevzileniyor. Önündeki kocaman namlusu ile dehşet saç?yor. Kimse direnmiyor ve askerlerin eline vatan? savunmak için verilen silahlarla halk tehdit ediliyor ve yönetim silah sahiplerinin eline geçmiş oluyor.
    ?kinci yöntem, doğrudan silah kullanmak yerine silah kullanma tehdidi ile sivilleri korkutmak ve yönetime "darbe tehdidi" ile el koymak. 12 Mart'ta bu model uyguland?. 28 Şubat, yine bu modelin geniş bir sivil koalisyonla birlikte uygulanmas? idi. 27 Nisan Bildirisi ise bugüne kadar görünenlere bak?l?rsa 12 Mart modeline uyuyor. Arzu edilen sonuç elde edildi. Cumhurbaşkan? seçtirilmedi ve erken seçim kap?ya dayand?. Ama yine de aksayan bir şey var. Bildiri, hükümeti değil, muhalefeti etkileyerek hedeflediği sonuçlar? elde etti. Bu bildiri hükümete değil, muhalefete verildi. Yerini bulduğuna göre muhalefet, kendilerine verilen silah destekli görevi yerine getirdi. O zaman bu darbe, silahl? desteği olan bir "sivil darbe" olarak tarihe geçmeli. Soruyu şu şekilde değiştirelim: "Kim farkl? bir tav?r içine girseydi, bildiri amac?na ulaşmazd??" Elbette tek tek muhalefete bakacağ?z.
    Muht?ra neyi değiştirdi?
    27 Nisan senaryosunun iki aşamal? bir hedefe göre planland?ğ? ortada. Stratejik hedef, "cumhurbaşkan?n? seçtirmemek". Bildirinin zamanlamas? ve içeriği bu temel hedefi zaten yans?t?yor. Bu hedefi gerçekleştirmek için iki şeyin peş peşe mümkün olmas? gerekiyordu. Birincisi, Meclis'in 367'nin alt?nda bir rakamla toplanarak ilk seçimi yapmas?, ikincisi bu seçimin Anayasa Mahkemesi taraf?ndan, "yürütmeyi durdurarak iptali". Anayasa Mahkemesi'nin verdiği karar, hukuken eleştiriye aç?k. Anayasa'n?n 102. maddedeki amir hükmünü, "salt çoğunlukla cumhurbaşkan? seçme" yolunu bütünüyle ilga ettiği için, yeni bir anayasa hükmü ihdas edildi. Ama Anayasa Mahkemesi'ni suçlayamay?z. Suçlanmas? gerekenler, sorunu siyasî olarak çözebilecek iken önce karakola (yani silahl? gücün inisiyatifine), akabinde mahkemeye taş?yanlar olmal?.
    Şayet Meclis, 26 Nisan'da 367 ile toplanabilseydi, 27 Nisan Bildirisi bir askerî müdahale olarak tarihteki yerini al?r m?yd?? Yine bugün Meclis, Anayasa Mahkemesi'nin şart koştuğu say?y? aşarak toplansa ve hükmünü icra etse, 2017 y?l?ndan geriye bakt?ğ?m?z zaman 27 Nisan 2007 Bildirisi'ni hat?rlayan bir Allah'?n kulu bulunabilecek mi? Bir tek aktör, bir tek muhalefet partisi sonucu değiştirmiş, ayna gibi p?r?l p?r?l parlatt?ğ? asker postal?nda gördüğü kendi aksine hayran kalarak bu talihsiz bildiriyi bir muht?raya dönüştürmüştür. 26 Nisan'da yap?lan oylamaya kat?lmayarak Meclis'i devre d?ş? b?rakt?ran, bildirinin taşlar?n? döşeyen ve sonra da kalk?p "Bugün yap?lmas? gereken şey büyük bir samimiyetle Meclis'i aç?k tutmak gayreti içinde olmakt?r." mürailiğine s?ğ?nan parti lideri. Allah'tan demokrasi var ve adama sorarlar: "Madem öyle neden aç?k tutmad?n?"
    Neden sivil darbe?
    Ortada bir darbe olduğu, yol açt?ğ? hasarlardan belli. Borsa, dolay?s?yla ekonomi yüreğimizi ağz?m?za getirdi. Anayasa Mahkemesi'nin itibar?, dolay?s?yla hukukun üstünlüğü prensibi büyük yara ald?. Milletin özgüveni sars?ld?. Benim gibi, toplumun çoğunluğunun geri, ilkel, kaba, gayri medeni bir ülkede yaşad?ğ? duygusuna ve karamsarl?ğ?na kap?lmalar?n? da dikkate almak lâz?m. Yine de şu sorunun cevab?n? veremiyoruz: Bu ağ?r bedelleri ne için ödedik? Bu bildiri yay?mlanmadan, bu bildiri ile amaçlanan sonuçlar sağlanamaz m?yd?? Birinci turun 367'nin alt?nda yap?lmas?, muhalefetin eseriydi. 367 alt?nda toplanan Meclis'in tasarrufunun durdurulmas? Anayasa Mahkemesi'nin hükmüydü. O zaman bildiri kime verildi? Anayasa Mahkemesi'ne mi? Anayasa Mahkemesi'nin tarafl? karar verdiğini düşünenler bile, böyle bir bildiriye ihtiyaç duymayacaklar?n? bilirler. Diğer turlar? da garanti alt?na almak için muhalefete mi? CHP'nin böyle bir bildiriye gerek duymadan zaten cumhurbaşkan?n? seçtirmemek için her şeyi yapacağ? belliydi. Geriye sonucu değiştirebilecek konumda, sadece Anavatan Partisi kal?yor. Bildiri, Erkan Mumcu'ya m? verildi?
    Biraz farkl? bir zaviyeden, askerlerin durduğu yerden bakmay? deneyelim. Demokrasiyi var edebilmek için bağ?ms?z bir ülkenizin olmas? laz?m. Bağ?ms?zl?ğ?n?z? koruyabilmek için de güçlü ve itibarl? bir ordunuzun, ülkenin ç?karlar?n? her şeyin üzerinde tutan bir komuta heyetinizin olmas? gerekir. Bildiri öncesinde ve sonras?nda karş?m?za, 20 milletvekili ile kilit konumunda bir partinin lideri olmak yerine bir "darbe yorumcusu" olarak ç?kan Mumcu'nun söylediklerine bakal?m. Bir felaket tellal? gibi kum saatindeki kumlar? sayarken, "Önümüzdeki 36 saat, ülkenin 36 y?l? kadar önemlidir." diye feryat ederken bizi bir şeyle korkutuyor. Bizi kendi ordumuzla korkutuyor. S?n?r?m?za dayanm?ş bir düşman ordusuyla değil, kendi heva ve hevesleri için ülkenin alî menfaatlerini ateşe atmaya haz?r bir parya devletinin veya muz cumhuriyetinin askerleriyle değil, kendi ordumuzla, kendi askerlerimizle korkutuyor. Tekrarl?yorum, bir işgal ordusuyla veya "istemezük" naralar? atan bir yeniçeri ordusuyla değil Türk Silahl? Kuvvetleri ile bizi korkutuyor. Ne demek, Türkiye'ye 36 y?l?n? kaybettirmek? Kim kaybettirecek?
    "Kat?ld?ğ?m hususlar? vard?r, kat?lmad?ğ?m hususlar? vard?r içeriği yönünden. Kat?lmad?ğ?m hususlar?, doğrudan reddetmekten ziyade eksik bulduğum yönleri vard?r." Mumcu, bu sözlerle, Parlamento'da diğer parti liderinin görüşlerini tart?şm?yor, 27 Nisan Muht?ras?'n? yorumluyor. Baykal'?n bile söylemeye cesaret edemeyeceği bir söz: Mumcu "doğrudan reddetmiyor" sadece "eksik" buluyor.
    Kendi kendimizi kand?rmayal?m. "Mahkeme '367 vekil şart değil' derse çat?şmaya sürükleniriz" tehdidi ile Anayasa Mahkemesi'ni bask? alt?na alan, böylece hepimizin ihtiyac? olan hukukun dibine bir C-4 kal?b? yerleştiren 'anamuhalefet partisi'nin de içinde yer ald?ğ? demokrasiyi ray?ndan ç?kartmak için silahl? müdahaleye gerek var m?yd?? Meclis grubu ile bütün süreci değiştirecek konumda iken, bütün enerjisini "mahcup gece yar?s? bildirisi"nin tesirini çoğaltmaya hasreden, sonra ş?mar?k bir çocuk gibi s?rt?n? askere yaslay?p sonra hükümete dönüp "benim abim seni döver" havas?nda tehditler savuran bir muhalefet lideri varken, ödediğimiz bedellerin faturas?n? neden askerlere ç?kartal?m?
    Bir askerî darbe ile değil, doğrudan sivillerin tasarlad?ğ? ve uygulad?ğ? sivil bir darbe ile karş? karş?yay?z. Şayet askerler 27 Nisan Bildirisi'ni yay?mlamam?ş olsalard?, yine amaçlad?klar? sonuç önlerine gelecekti. Ama 27 Nisan Bildirisi yay?mlanmasayd?, Erkan Mumcu ve Deniz Baykal, arzu ettikleri sonucu elde edemeyeceklerdi. "Arzu ettikleri sonuç" konusunda yapt?klar? hesap hatas? ayr? bir konu.
    "Askerî darbe" şakşakç?lar?, s?k?ş?nca hükümeti "sivil darbe" yapmakla suçluyorlar. Darbe laf?n? Frans?zlar?n "Coup d'Etat" sözünden ald?k. Darbenin amac? hükümeti y?kmakt?r. Bunu silahla da yapars?n?z, silahs?z da. Demokratik yöntemler içinde olursa hükümet önceden belirlenmiş kurallara uygun biçimde el değiştirecektir. Şayet demokrasi içinde vücut bulan bir hükümet, demokrasi d?ş?nda yöntemlerle sona erdirilirse, bunu kim yaparsa yaps?n ad?na darbe denir. Bugün karş?m?zda olan ise aç?k bir "sivil darbe"dir. Muhalefet, demokrasinin ana kurumunu, yani Meclis'i çal?şt?rmam?ş, Meclis'in karar vermesini engellemiştir. Sonra bu engellemeyi mahkemeye taş?yarak, Meclis karar?na ipotek koydurmuştur. Meclis'te cumhurbaşkanl?ğ? seçimi için 367'nin sağlanmamas? ve sonras?nda kavgan?n karakolda ve mahkemede sona ermesi mimar-mühendis ve işçilerini sivillerin oluşturduğu sivil bir darbe teşebbüsüdür. Hükümet, sivil bir darbe ile sona ermekte, Meclis sivil bir darbe ile karar veremez duruma gelmektedir.
    Darbe nas?l önlenir?
    27 Nisan "e-muht?ra"s? amac?na ulaşt?. Kurallar?n? bir askerî cuntan?n 1982'de belirlediği cumhurbaşkanl?ğ? seçim süreci engellendi. Siyasetin rengi ve şekli değişti. Bütün dünya gibi, bizi şoke eden bu bildiriyi sebepleri ve sonuçlar? ile anlaml? bir yere yerleştirmek istiyorsak, tablonun merkezine sivil siyaseti koymal?y?z. Yüksek komuta heyetimiz bu ülkenin düşman? değil. Bugün yap?lacak bir askerî müdahalenin, ülkede silahl? güçle korunacak hiçbir şey b?rakmayacağ?n?, her şeyimizi, ama her şeyimizi hatta ellerindeki silahlar? bile kaybettireceğini elbette bilirler. Bildiri metnine yans?yan eğretilik ve çekingenlik, endişelerini de ifade ediyor. Sadece siyasetçilerimiz, terazideki s?kletleri hafif kal?nca tank? ve tüfeği imdada çağ?r?yorlar. ?şin tuhaf?, tank ve tüfek sand?kta hiçbir işe yaram?yor; tersine arkas?na s?ğ?nanlar? hafifletiyor. Baykal, Tandoğan ve Çağlayan'daki "Ne şeriat ne de darbe" sözünün sadece birinci k?sm? ile yetinmeye devam ediyor. Hâlâ, kasatura ile aç?lacak kap?lar olduğunu zannediyor. Darbe tehdidi ile siyasî kazanç sağlayacağ?n? düşünüyor. Devlet partisinin ufuk karartan al?şkanl?klar?ndan kurtulam?yor. Mumcu'yu anlamak daha kolay. S?k?şt?ğ? köşeden, 1997'de Anasol-D hükümeti ile s?yr?lmaya çal?şan Mesut Y?lmaz'?n hatas?n? tekrarl?yor. ?kisinin ortak paydas? f?rsatç?l?k. Hesap baştan ç?kar?c? görünüyor, ama yanl?ş. Darbe siyaseti ile abad olan siyasetçi yok. Baykal'?n görünürde bir alternatifi olmad?ğ? için durumu sağlam. Mumcu ise bast?ğ? zemini bütünüyle kaybetti. Art?k siyasette Mumcu'nun ve Anavatan'?n esamesi okunmayacak. Hafif bir rüzgârda güç sahiplerine teslim olan bir siyasetçinin bu y?l içinde s?rra kadem basmas?n? elbette kimse hissetmeyecek. Mehmet Ağar, tereddüt geçirmesine rağmen durumu toparlad? ve iddial? biçimde darbe karş?s?nda yerini ald?. Art?k, "darbe yorumcusu" Mumcu ile ayn? fotoğraf karesi içinde görünmek bile DYP'ye oy kaybettirecek. ?nsaf ölçülerinde son bir hafta içinde yaşad?klar?m?z?n sebeplerini ve yol açt?ğ? sonuçlar? düşünelim. Ordumuz, ortal?ğ? yak?p y?karak taş üstünde taş b?rakmayan, halk? açl?ğa ve yoksulluğa mahkûm eden Moğol ordusu değil. Komuta kademesinde Hülagû'lar yok. Subaylar?m?z, boğazlar?na kadar siyasete bulaşt?ğ? için tek mermi atmadan teslim olan Selanik'teki Redif Tümeni'nin subaylar? da değil. Hele Erkan Mumcu'nun ihsas ettiği gibi, Türkiye'yi etnik çat?şmaya sürükleyecek teşebbüsün Türk Silahl? Kuvvetleri'nden geleceği iddias?, bu orduya yap?lacak en büyük bühtan olur. Bizim tek sorunumuz siyasetçilerimiz. Sivil siyaset, kendisini var eden demokrasiye ihanet etmediği takdirde kimse darbe yapamaz. Nitekim son darbe de, askerlerin değil sivil siyasetçilerin marifeti olarak tarihe geçecek.
    MÜMTAZ’ER TÜRKÖNE

    Acaba yukar?daki orduyu temize ç?karan cümlelerde bu yazar kardeşimiz gerçekten samimi mi? O kadar sahip ç?k?p güvendiği (daha doğrusu öyle göstermeye çal?şt?ğ?) ordu istisnas?z her on y?lda bir demokrasinin çan?na ot t?kayan ordu değil mi? Acaba E. Mumcu meclise girip Abdullah Gül beyefendi'nin seçilmesini temin etseydi o gecenin sabah?nda postal sesleriyle uyanm?yacağ?m?z?n garantisini nas?l verebiliyor say?n yazar?
    Hasandemir kardeşim, herkesin kendisine göre bir fikri vard?r. Sizden daha önce de rica etmiştim; ne olur bu foruma siyasi konular? gereğinden fazla taş?mayal?m diye. Siz eğer "bizim ordumuz asla ve kat'a ihtilâl yapmaz, bunu söyleyenler iftirac?" diyorsan?z; siz eğer başörtüsünü meclise sokmamay? başaranlar?n, Çankaya'ya ç?kmas?na ses ç?karm?yacaklar?n?, engellemek için silâh dahil her yolu denemeyeceklerini düşünüyorsan?z, elbette ki bu görüşünüzde hürsünüz. Ancak tekrar rica ediyorum, Risale Forum'a siyasî meseleleri lây?k olduğundan fazla sokmayal?m. Bize imanî meselelerde yard?mc? olun; sizden istifade edelim. Lütfen!..
    Konu elff tarafından (19.08.07 Saat 18:55 ) değiştirilmiştir.
    "Ey Rabbimiz! Biz indirdiğin kitaba inandık ve peygambere uyduk. Sen de bizi, Senin birliğine ve peygamberinin doğruluğuna şahitlik edenlerle beraber yaz." Âl-i İmrân Sûresi: 3:53.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 04.07.09, 21:20
  2. Sivil-Asker İlişkilerinin Normalleşmesi
    By Bîçare S.V. in forum Gündem
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 22.01.09, 08:55
  3. En Küçük Sivil,İtaatsiz!
    By Müellif-e in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 27.04.08, 04:48
  4. Mahzun Bakışlı Köpekler ve Darbeciler
    By karatoprak1975 in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 08.04.08, 17:16

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0