+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 ve 2

Konu: Rektör Olmanın Yolu Kemalist Olmaktan Geçiyor

  1. #1
    Ehil Üye Meyvenin Zeyli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Mesajlar
    3.341

    Standart

    Prof. Dr. Atilla Yayla:
    Rektör olman?n yolu Kemalist olmaktan geçiyor



    ?zmir’de AKP Gençlik Kollar?’n?n toplant?s?nda yapt?ğ?n?z bir konuşmadan sonra, Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Kadri Yamaç, sizin Atatürk’ten bahsetme biçiminizden hoşlanmad?ğ? için derslerinize son verdi. Bir rektörün böyle bir hakk? var m?? Konuşmas?ndan, fikirlerinden hoşlanmad?ğ? her akademisyeni üniversiteden atabilir mi?


    Üniversite ad?n? gerçekten hakeden bir yerde böyle bir şey olamaz. Üniversite akademik özgürlük demektir. Söylediklerimin tart?ş?lacağ? yer akademik camiad?r. Söylediklerimi tart?şacağ?m makam rektör veya dekan değildir. Üniversitenin yapmas? gereken, akademik özgürlüğe sahip ç?kmakt?r. Ama Türkiye’de bir kafa kar?ş?kl?ğ? var. Bizim üniversitelerde devlet memuru zihniyeti ağ?r bas?yor. Bu, hem rektörlerin yetkilerinin çok geniş olmas?ndan, hem de birçok üniversite hocas?n?n kendisini s?radan bir memur gibi görmesinden kaynaklan?yor.

    Türkiye’deki devlet üniversitelerinde ders veren her hoca o üniversitenin rektörüyle ayn? biçimde düşünmek ve ayn? biçimde konuşmak zorunda m? yani?


    Tatbikat, fiili durum böyle olduğunu gösteriyor. Türkiye’de akademik özgürlük yeterince yok. Birçok öğretim üyesi, kendisini üniversite rektörü gibi düşünmek ve konuşmak zorunda hissediyor veya buna zorlan?yor. Birçok öğretim üyesi kendisini otosansüre tabi tutuyor. Bu, üniversite kavram?na ayk?r?d?r. Çünkü üniversite demek, evrensel bilginin üretildiği, serbestçe kullan?ld?ğ? ve nakledildiği yer demektir. Her türlü görüşün bar?nabileceği bir muhit demektir. Üniversitenin resmi görüşü olmaz. Çünkü herkesin ayn? olduğu bir üniversitede düşünce üretilmez.
    Ama Türkiye üniversite kavram?n? da kendisine uydurmuş vaziyette.


    Bizde üniversite yönetiminin resmi görüşü nedir?

    Bugün rektörler aras?nda neredeyse liberal birini bulamazs?n?z. Dindar, muhafazakâr bir rektör de bulamazs?n?z. Rektörler genellikle bana sald?ran türden Kemalist çizgiye yak?nlar. Genellikle devletçiler. Oysa üniversitenin resmi bir görüşü, duruşu olmaz. Bütün üniversitelerin rektörleri liberal olsa ve biz liberaliz diye ilan etseler, bu da kabul edilemez. Çünkü üniversiteler görüş bildiremez. Üniversitelerde herkesin görüşü kendisini bağlar, herkes kendi görüşünün peşinden gidebilir. Ama bizdeki üniversite sistemi böyle değil. Bizde ise tek tip görüş var. Kemalizm’in bir çeşit yorumu, bir çeşit ulusalc?l?k anlay?ş?, bir çeşit devletçilik görüşü, rektör olman?n neredeyse önşart? haline gelmiş vaziyette.
    (...)

    Kemalizm nedir?


    Tam ne olduğunu kimse bilmiyor. Herkesin kabul edebileceği standart bir tan?m yapan biriyle hiç karş?laşmad?m. Herkes işine geleni söylüyor. Bir ideoloji olarak yans?t?lmaya çal?ş?l?yor ama ben ideolojilerle çal?şan biri olarak biliyorum ki, Kemalizm’i biz dünya ölçeğinde ideolojiler aras?nda saym?yoruz. ?deoloji olabilmesi için ?ngiltere’de de, Amerika’da da anlam ifade etmesi laz?m. Bu yüzden Kemalizm bir çeşit ideolojimsi yani ideolojiye benzetilmek istenen ve ideolojiye benzeyen bir yaklaş?m. Bir çeşit fikirler, ilkeler demeti gibi bir şey. Kemalizm’in ne olduğu konusunda kaynaklara gittiğinizde tutarl? bir bütün ortaya ç?km?yor. Mesela hem Bat?l?laşma taraftar? hem de Bat? karş?t?. Hem siyasi çoğulculuğu hem de siyasi tekelciliği kabul ediyor. O zaman da kafan?z kar?ş?yor. Bundan dolay? büyük Kemalist fikir adamlar?na ihtiyaç var. Mesela Kemalist çevrelerin bir kar?ş?kl?ğ?na daha işaret edeyim. Bağ?ms?zl?k ve cumhuriyet diyorlar. Bu tart?ş?lmal?.

    Hangi aç?dan tart?ş?lmal??


    Bağ?ms?zl?k bir ülkenin kendi kendini idare etmesi, kendi kararlar?n? kendisinin almas?, bir ülkenin koloni olmamas? demektir. Bir liberal olarak ben de bağ?ms?zl?k taraftar?y?m. Türkiye’de bağ?ms?zl?k taraftar? olmayan biri olduğunu da hiç duymad?m ama... Bağ?ms?zl?k acaba tek değer midir? Bağ?ms?zl?k uğruna bütün değerlerden vazgeçilebilir mi? Mesela bağ?ms?zl?k ve özgürlük çat?şt?ğ? zaman ne olacak? Ben, bağ?ms?zl?ğ?, özgürlüğün aleyhine olacak şekilde savunmam. Bağ?ms?zl?kla özgürlüğün iç içe geçmesini isterim. Türkiye Cumhuriyeti bağ?ms?z da olmal? ama ayn? zamanda özgürlükçü de olmal?. Vatandaşlar? özgür olmal?. Baz? Kemalist yorumlara bakt?ğ?n?zda...


    Ne görüyorsunuz?



    Onlar bağ?ms?zl?k ad?na özgürlüğü bast?rmaya, bireysel özgürlükten vazgeçmeye haz?r görünüyorlar. Cumhuriyete gelince, tek bir cumhuriyet değil, çeşit çeşit cumhuriyet var. Türkiye’de cumhuriyete karş? olan birini de hiç görmedim ben. Padişahl?ğ?, monarşiyi savunan kimse yok. Ama eski Sovyetler Birliği de cumhuriyetti, ?ran da cumhuriyet. Dolay?s?yla cumhuriyetin vas?fland?r?lmas? laz?m. Benim vas?fland?rmam şöyle. Ben demokratik cumhuriyet taraftar?y?m. Kemalistler aras?nda da demokratik cumhuriyeti savunanlar olabilir ama önemli bölümü demokrasiyi önemsemiyor. ‘Demokratik cumhuriyet olup olmamas? önemli değil, cumhuriyet olmal?d?r’ diyen bir çizgideler.


    Kemalizm’in askerin siyasetteki yeriyle ilgili tutumu nedir peki?


    Egemen yorum şu. Demokratik olup olmad?ğ?na bakmaks?z?n, cumhuriyet nosyonunu korumak için silahl? kuvvetlere özel bir görev biçiyor. Cumhuriyet’in, bir hayat tarz?, bir çeşit uygarl?k projesi anlam?nda korunmas? gerekiyor. Bunu korumakta da baş görev orduya düşüyor. Oysa iktidara kim gelirse gelsin bir hayat tarz? empoze edememelidir. Bunda mutab?k kal?rsak Türkiye çok rahatlar. Ama Kemalizm buna yak?n durmuyor. Çünkü onlar iyi hayat?n, iyi toplumun, iyi insan?n ne olduğunu bildiklerini varsay?yorlar ve bunu kendileriyle özdeşleştiriyorlar. Kendi hayat tarzlar?n? korumakla Cumhuriyet’i korumay? ayn? kaba koyuyorlar. Onlar?n temel derdi şu: ?ktidar bizim elimizde olsun. Çünkü devlet iktidar? ?slamc? çevrelerin elinde olursa, bize dayatmada bulunurlar. Ben de diyorum ki, devlet iktidar?n?n kimin elinde olacağ? önemsiz olmal?d?r. Çünkü devlet iktidar? bir hayat tarz?n? bast?rmak ya da teşvik etmek için kullan?lmamal?d?r.
    (...)


    Siz, olay yaratan konuşman?z? AKP’nin bir toplant?s?nda yapt?n?z ama AKP yöneticileri de size sahip ç?kmad?. Hatta suçlayan bir tav?r tak?nd?lar. Korktular m??




    Zannediyorum korktular. AKP zaten s?rt?nda kamburu olan bir parti. Mürteci diye damgalanan bir kesimi temsil ettiği düşünülen bir parti bu. Hem genel olarak bundan korkuyorlar hem de özel olarak cumhurbaşkanl?ğ? seçimleri yaklaş?rken, egemen elit çevreyle çat?şmaya girmek istemiyorlar. Uslu çocuk olurlarsa, kimseyi ürkütmezlerse cumhurbaşkanl?ğ?n?n önlenmeyeceğini düşünüyorlar.Ayr?ca AKP, özgürlük fikrinin ne olduğunu ciddi olarak kavrayamad?. Felsefi altyap?s?n?n haz?rland?ğ?n? da söyleyemem. AKP bir süreç içerisinde. Doğal olarak önce kendi işine yarayan, kendi çevresinin özgürlük alanlar?na hassasiyet gösteriyor. Bu nedenlerle benim olay?mda AKP’liler kenara çekildiler. Hatta ‘Biz daha da Kemalistiz’ dediler.

    Radikal, 11.12.2006

    Konuşan: Neşe Düzel

    12.12.2006




    http://www.yeniasya.com.tr/2006/12/12/basin/h1.htm
    Konu elff tarafından (21.08.07 Saat 21:31 ) değiştirilmiştir.

    Ve sen yine denendiğinde.. Ve yine kalbin daraldığında.. Ve yine bütün kapılar kapandığında.. Ve yine ne yapman gerektiğini bilemediğinde.. Uzun uzun düşün.. Ve hatırla yaratanını!.. "ALLAH kuluna kafi değil mi?" [Zümer Suresi - 36]


  2. #2
    Gayyur ŞAHBABA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2006
    Bulunduğu yer
    Kahramanmaraş
    Mesajlar
    99

    Standart

    2 Ekim 2006, Pazartesi
    ATİLLA YAYLA'NIN REKTÖR EMİN ALICI'NIN ^KEÞKE ANADOLU MÜSLÜMAN OLMASAYDI^SÖZÜNE VERDİÃİ CEVAP:
    Türkiye’de şablon görüşler vardır. Bir şekilde tedavüle giren bu görüşler, çok sık tekrar edildikleri için, birçok kimse bunların doğru olduğuna inanır. Mantık, akademik bilgi edinme usulleri, tezlerin hayatla test edilmesi gibi yol ve yöntemler söz konusu şablonlara gelince iflas eder. Daha doğrusu bir kenara atılır ve kullanılmaz. Bu şablonların halk arasında dolaşması bir anlamda ve bir ölçüde olağandır. Fısıltı Gazetesi, şablonları halk arasında müthiş bir hızla yayar ve kişiden kişiye nakledildikçe ekleme, çıkarma ve değişikliklerle tanımayacak hale gelen bu klişeler yaşamaya devam eder. Ancak, şablonlar ender olmayan sıklıkta kendini sıradan insanlardan farklı gören ve gösteren insanların ağzında da yankılanır.

    Bu şablonların-klişelerin akıbeti ve toplumsal hayat üzerindeki tesiri ülkeden ülkeye değişir. Sistemin açık veya kapalı olması, düşünce ve ifade özgürlüğünün, üniversite açısından bakıldığında akademik özgürlüğün mevcut olup olmaması fısıltıyla yayılan bu mantıksız ve mesnetsiz klişelerin mi yoksa usulüne uygun üretilmiş bilgilerin ve hakikatlerin mi daha ağır basacağında baş faktördür. Lakin, hayale kapılmayalım, şablonlar-klişeler ve bunlarla iç içe geçen komplo teorileri hiç tükenmeyecektir.

    Cennet memleketimizde bu tür birkaç klişe vardır. Bunlar bazı resmi günlerde ve duyguların aklı aştığı zamanlarda iştiyakla tekrarlanır. Güzel İzmir kendini Türkiye’nin dünyaya en açık ili zannetmesine ve bazı bakımlardan gerçekten öyle olmasına rağmen, bu klişelerin zaman zaman tekrarlandığı bir yer olmaktan uzak kalamamıştır. Bu türden vukuatların en son örneği Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü Emin Alıcı’nın matbaanın bulunması ve Türkiye’ye geç gelmesiyle ilgili, bilineni tekrarlayan, hiçbir orijinallik içermeyen sözleridir. Rektör Bey matbaa geç geldiği için gelişemediğimizi söylemekle kalmamış, “Keşke Anadolu halkı Müslüman olmasaydı” temennisinde bulunmuştur. Rektöre göre, temennisi gerçekleşmiş olsaydı ülkemiz daha medeni, daha gelişmiş olurdu.

    Böyle talihsiz, gereksiz ve de anlamsız bir sözün üstelik milletin dini duygularının kabardığı ve neredeyse herkesin biraz daha dindarlaştığı bir zaman dilimi olan Ramazan ayında sarfedilmesi ne büyük talihsizlik. Ama rektöre haksızlık yapmayalım. Benzer görüşlere sahip epeyce insan var. Bunların bazıları yerine göre kendilerini ifade ediyorlar ama neredeyse hiçbiri rektör kadar açık ve dürüst değil. Rektörün davranışı belki de bu bakımdan takdire layık. Ne var ki rektör birçok hata yapıyor. Ve kendisi sokaktaki bir adam değil, hem bir öğretim üyesi (hani derler ya “bilim adamı” ) ve bir üniversitenin başı. Bu yüzden kendisinden daha özenli ve daha ciddi olması ve iddialarını sağlam bilgiye dayandırması beklenirdi.

    Bu matbaa meselesi uzun bir konudur. Esas itibarıyla matbaanın ülkeye geç geldiği doğrudur, ama bu olgudan çıkartılan sonuçların çoğu yanlıştır. Matbaanın icadı Batı’daki gelişmenin ne tek ne de en önemli kaynağıdır. Rektör sanıyor ki matbaa icat edilince Avrupa bilimsel eserlere boğuldu. Ne gezer. Matbaa icat olunca, daha doğrusu Batı’da geliştirilerek kullanılmaya başlayınca, din kitapları ve pornografik kitaplar patlama yaptı. Ortalık İnciller’den, dua dedikodu kitaplarından ve pornografik metinlerden geçilmez oldu. Matbaa sadece bilimsel çalışmaların değil, her türlü malzemenin çoğaltılmasını kolaylaştırdı. Rektörün ilgili haberde yer almayan ama muhtemelen yaptığı ikinci yanlış matbaayı kimin engellediğiyle bağlantılıdır. Kendisini hayal kırıklığına uğratmak istemem ama matbaayı engelleyen, resmileştirilmiş tezin aksine, “hacı hoca ulema takımı” değil yerleşik menfaat gruplarıdır.

    Bizdeki aydınların birçoğu kendi dar alanlarına sıkıştıkları ve uygarlık tarihini Atatürk ilke ve inkılaplarının tarihinden ibaret zannettikleri için birçok gerçekten habersizdir. Birkaç tanesini aktarayım. Matbaa Avrupa’da bulunmamıştır. Matbaanın asıl vatanı Çin ve Kore’dir. Matbaanın vatanı olmalarına rağmen, bu ülkeler endüstri devrimiyle başlayan süreçte batıdan çok geri kalmıştır. İkinci olarak, yeniliklere direniş her toplumda karşılaşılan bir şeydir. Mesela, Jared Diamond’ın “Tüfek, Mikrop ve Çelik”te anlattığına göre, Japonlar önce tüfeği kullanmaya başlamış, sonra ülkeyi tüfekten arındırmıştır. Bir başka örnek bizzat Avrupa’dandır. Malum, onlu sayı sistemi Araplarca geliştirilmiştir. Onlar da bunun temellerini Hindistan’dan almıştır. İkinci milenyumun başlarında, yanlış hatırlamıyorsam 1100’lü yılların hemen başında bir İtalyan yazar, bir kitap yazarak bu sistemi Avrupa’ya tanıtmıştır. Kilise bundan hoşnutsuzluk duymuş ve yaklaşık dört asır boyunca bu sistemin kullanılmasını engellemiştir. Yine Avrupa’da tekstil makinelerin tahrip etmeye dayanan işçi hareketlerinin macerasını tarih okuyanlar bilirler.

    Türkiye sadece matbaada gecikmemiştir. Birçok gecikme vardır. Ve en vahim gecikmelerden bazıları Cumhuriyet döneminde ortaya çıkmıştır. Mesela, televizyon icadından yaklaşık otuz yıl sonra ülkeye girebilmiştir. Benzer bir gecikme internette de yaşanmıştır. Bu gecikmelerin sebeplerinin bir kısmı ekonomik ilişkiler ve dünyayla entegre olma derecesiyle ilgiliyse bir kısmı da zihniyetle ilgilidir. Ve korkarım bu zihniyetin en güçlü olduğu yer an zayıf olması gereken yerdir: Üniversiteler.

    Benim dikkatimi bir şey çekiyor. Matbaanın geç gelmesinden şikayetçi olanların önemli bir bölümü, demokrasinin geç gelmesinden, akademik özgürlüğün, ifade özgürlüğünün neredeyse hiç gelmemesinden, hukukun hakimiyetinin aradan üç yüz yıl geçmiş olmasına rağmen ülkeye yeterince uğramamasından pek şikayetçi olmuyorlar. Belki de rektör beye sormak lazım: Bu işte bir yanlışlık yok mu?..
    MARAŞLIM,
    BİR HAMESET DESTANI NAKŞEDİLDİ BAĞRINA,YURDUMUN ASLANLARI ÖLDÜ İMAN UĞRUNA,RUHLARDA BAYRAKLAŞAN ALLAH İÇİN SAVAŞTIR,BU ŞEHİTLER DİYARI İŞTE BU YER MARAŞTIR!!!

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Tasavvuf yolu, her hâlükârda aşk yolu mudur?
    By YİĞİDO in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 18.10.11, 12:15
  2. 'Kemalist Müslümanlık' ya da 'Gardrop İslamı'
    By YİĞİDO in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 18.09.11, 11:33
  3. Allah'a Vasıl Olmanın Yolu
    By miraç_42 in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 09.02.09, 18:07
  4. İşaret Levhaları: Yolu Bilmek İçin mi, Yolu Yürümek İçin mi?
    By Manâ in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 30.06.08, 05:53
  5. Kemalist Bilim Anlayışı
    By ahmetmustafa in forum Gündem
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 12.07.07, 11:37

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0