+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 12

Konu: Facianın Üç Sebebi:İhmal Hırs Bencilik

  1. #1
    Yasaklı Üye bahtiyarsb - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Mesajlar
    16

    Standart Facianın Üç Sebebi:İhmal Hırs Bencilik

    FACİANIN ÜÇ SEBEBİ: İHMAL, HIRS, BENCİLLİK
    Başakşehir, Bahçeşehir ve İkitelli bölgelerini etkileyen aşırı yağış ve sel İstanbul’u felç etti. Ayamama Deresinin taşarak ka-pattığı Basın Ekspres yolunda yüzlerce araç sulara gömüldü. Aniden bastıran sel sonucu araçlarında saatlerce mahsur kalan yolcular kurtarılmayı beklediler. Dere yatağında bulunan onlarca ev ve işyerini su bastı. Maddî hasarın büyük olduğu belirtiliyor.
    Tufan İstanbul’daydı

    Sağanak yağış Marmara Bölgesi’ni vurmaya devam ediyor. Önceki gün Tekirdağ’ın Saray ilçesi ile Silivri ve Selimpaşa’daki sel felaketinin ardından önceki gece yağan yoğun yağmur dolayısıyla İstanbul’da İkitelli Basın Ekspres Yolu tamamen sular altında kaldı ve trafiğe kapandı. Aralarında TIR’ların da bulunduğu yüzlerce araç, sel sularıyla sürüklendi. Yolda çok sayıda araç suda mahsur kalınca bölgede adeta can pazarı yaşandı. Bazı araçların içindekileriyle birlikte sürüklendiği görüldü. Sürücüler ve yolcular araçlarının üzerine çıkarak kurtarılmayı bekledi. Görgü şahitleri, ekiplerin kurtarma çalışmalarında yetersiz kaldığını söyledi.



    LOJMANDA MAHSUR KALDILAR




    Sel sularının bastığı Çobançeşme fidanlığındaki lojmanlarda mahsur kalan 11 kişi kurtarıldı. Çevre ve Orman Bakanlığı Çobançeşme fidanlığı sabah saatlerinde sel sularıyla doldu. Yaklaşık 2 metre derinlikteki sel sularının çevresini sardığı lojmanlarda 11 kişi mahsur kaldı. Olay yerine gelen İstanbul Büyükşehir Belediyesi itfaiye ve sivil savunma ekipleri lojmanda bulunanları kurtarmak için çalışma başlattı. E-5 karayolu havalimanı kavşağında bulunan itfaiye aracından uzatılan merdivenle ilk önce anneleri işe gittiği için evde yalnız kalan Eda, Seda ve Özge Tarakçı kardeşler kurtarıldı. Daha sonra ekipler, şişme botla lojmanın penceresine çıkan 8 kişiyi kurtardı.



    İKİ GÜNDE 30 ÖLÜ


    Yağışın etkisini kaybetmesiyle hızlanan kurtarma çalışmaları sırasında sudan ve sürüklenen araçlardan 15 ceset çıkartıldı. Ölü sayısının artmasından endişe ediliyor. Önceki gün ölenlerle birlikte Tekirdağ ve İstanbul’da ölenlerin sayısı 30’a yükseldi.


    BİNA YIKILDI



    Başakşehir ilçesinin ara yolları da büyük ölçüde trafiğe kapandı. İlçeye bağlantı sağlayan yollarda ulaşım aksadı. Ara sokakların büyük bölümü sel sularıyla doldu. Ayamama ve Tavukçu derelerinin yağış sebebiyle taştığı gözlenirken dere yakınlarındaki bir bina yıkıldı. Yeni Bosna’daki bazı fabrikaları da su bastı. Fabrikalardaki bazı eşyaların suyla birlikte çevreye yayıldığı gözlendi. İkitelli’ye açılan ana yollar güvenlik dolayısıyla trafiğe kapalı tutuluyor. 1996 yılında da İkitelli’de sel baskını olmuş, ancak bu kadar büyük hasara sebep olmamıştı.


    BİRÇOK DERE TAŞTI



    Öte yandan yoğun yağış dolayısıyla Arnavutköy, Sultangazi, Bağcılar, Eyüp, Esenler, Bahçelievler, Başakşehir, Büyükçekmece ilçelerinde de su baskınları, sele sebep oldu. Ayamama, Tavukçu ve Papaz dereleri taştı.


    HAYATIMIZI
    ZOR KURTARDIK


    TÜRKİYE’NİN Avrupa’ya açılan kapısı olan Yeşilköy Havalimanına giden Basın Ekspres yolu “Basın ekspres Nehri” oldu. Sele araçlarıyla birlikte kapılan vatandaşlar canlarını zor kurtardıklarını ifade etti. Onlardan biri olan Sunay Bey başlarına gelenleri şöyle anlatıyor: “Gebze’den yola çıktım. 06.55 civarında TEM yolundan gelişle havalimanı sapağından Basın Ekspres yoluna dönerken yola girmek istemedik. Ancak polisin ısrarı neticesinde Basın Ekspres yoluna girmek zorunda kaldık. Girmemizin hemen sonrasında gelen seli fark ettik. Ancak olan oldu. 30-35 kadar irili ufaklı araba sele kapıldık.Yol kenarındaki bariyerlere kadar sürüklendik. Sel suları 1,5-2 metreye çıktı. Canımızı kurtarmak için arabaların tepesine çıktık. Yardım bekledik. Yan yolda bulunan insanlar bizi seyrediyordu. Allah’tan bir kaç kişi halat uzattı. Yolun 212 Power Outlet kısmındaki bariyerler yıkılıp, su yol bulmasaydı boğulup gidecektik. Allah’a şükür kurtulduk. Ne kadar duâ etsek azdır.” Sunay Beyin söylediği bir cümle var ki hayatın gerçeğini ifade ediyor: “Hayatımız pamuk ipliğine bağlı.”


    BELEDİYE ALARMA GEÇTİ


    İSTANBUL ve ilçelerini etkisi altına alan sağanak yağış ve sel felâketi sebebiyle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı alarma geçti. İtfaiye, AKOM, İSKİ, Yol Bakım ve Onarım Müdürlüğü, Destek Hizmetleri Daire Başkanlığı, Atık Yönetim Müdürlüğü ekiplerinin sel felâketinin olduğu bölgede kurtarma, tahliye ve temizlik çalışmaları devam ediyor. Kurtarma çalışmalarına itfaiye 556 personel, 117 araç, 104 motopomp, 30 bot, Yol Bakım ve Onarım Müdürlüğü 177 personel, 65 araç, İSKİ 106 personel, 43 araç, Belediye Arama Kurtarma Birliği 23 personel, 2 bot, 3 adet 4x4 araç, toplam 862 personel 228 araç, 104 motopomp, 32 bot katıldı. Destek Hizmetleri Daire Başkanlığınca, 40 personel, 10 mobil ekip ile bölgeye sıcak yemek ve battaniye gönderildi. Ekiplerce bölgedeki vatandaşlara, 11 bin adet kumanya, 2 bin 600 kişilik iftarlık, 10 bin
    adet bardak su, 7 bin kişilik sıcak çorba, 400 kişilik sıcak yemek, 25 kampet, bin adet battaniye, bir gıda tırı, 8 bin çay yardımında bulunuldu. (Ajanslar ve ntvmsnbc)

    REKOR YAĞIŞ







    SON yılların en büyük yağışını alan bölgeye, saatte metrekareye 90 kilogram yağış düştü. Eylül ayı ortalaması 45 kilogramken, bu sabah İkitelli bölgesine bir saatte 90 kilogram yağış düştüğü belirlendi.




    10.09.2009


  2. #2
    Vefakar Üye Nil Sultan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    418

    Standart

    Geçmiş olsun çok zor.

  3. #3
    Ehil Üye muhibbülkurra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    4.304

    Standart

    Konya'da, aynı gece ikinci deprem paniği
    Konya'da, akşam saatlerinde meydana gelen 4.5 büyüklüğünde depremden yaklaşık 8 saat sonra bu kez 4,7 büyüklüğünde deprem meydana geldi.
    Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi'nden alınan bilgiye göre, saat 04.58'de, merkez üssü yine Selçuklu ilçesine bağlı Sille Mahallesi olan 4,7 büyüklüğünde deprem meydana geldi.
    Konya merkez ve çevre ilçelerde de hissedilen deprem, vatandaşlar arasında paniğe sebep oldu. Sarsıntılardan tedirgin olan vatandaşlar evlerini terk ederek sokağa çıktı.
    Paniğe kapılarak evlerinin pencere ve balkonlarından atlayan bazı vatandaşlar çeşitli yerlerinden yaralandı. Kendi imkanlarıyla hastaneye gelen vatandaşlar hastane önünde yoğun kalabalıklar oluşturdu.
    Sille Köyü'nde dün akşam saat 21:29 sularında da 4.5 büyüklüğünde deprem meydana gelmiş, bazı vatandaşlar yaralanmıştı.
    Kâinat mescid-i kebîrinde, Kur’ân, kâinatı okuyor. Onu dinleyelim. O nur ile nurlanalım. Hidâyetiyle amel edelim. Ve onu vird-i zebân edelim. Evet, söz odur ve ona derler. Hak olup, Haktan gelip, Hak diyen ve hakikati gösteren ve nurânî hikmeti neşreden odur.
    Kur’ân’a ve imana ait herşey kıymetlidir; zâhiren ne kadar küçük olursa olsun kıymetçe büyüktür. Evet, saadet-i ebediyeye yardım eden, küçük değildir.

  4. #4
    Vefakar Üye bulutbeyazi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    306

    Standart

    Allah(cc) sel baskınında zarar görenlere bu mübarek günler hürmetine yardımcı olsun inşallah.
    Delikanlılık tesbih sallayıp silah çekmek değil,en delikanlısı evine ekmegini götürüp evde bekleyeni ölümüne sevmek'tir !
    __________________________________________________ ____________


  5. #5
    Müdakkik Üye SeRV-i SiMiN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Bulunduğu yer
    Şehr-i İstanbul
    Yaş
    35
    Mesajlar
    912

    Standart

    Amin. tanıdıklar var felaketten son dakikada kurtulan.
    Görünce Rabbimi gönül gözüyle
    Sordum:"Kimsin,ey sen?"
    Dedi:"Senim ben"
    Hallac-ı Mansur

  6. #6
    Vefakar Üye PirMuhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Yaş
    29
    Mesajlar
    348

    Standart

    tespit eksik olmuş.

    ihmal: yerel yönetimin ihmali.

    hırs: partilerin ve hususan iktidarın oy hırsı. ki bu her iktidar için geçelidir. uzayda değil de türkiye'de yaşıyorsanız bunun böyle olduğunu bilirsiniz.

    bencillik: bu da hırsla alakalı birşey. devamını siz getiriniz.

    selde can veren vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet diliyorum. yöneticilerimize de akıl ve vicdan vermesini niyaz ediyorum.

    Alem buğday ben saman, herkes yahşi ben yaman.
    Şah-ı Nakşibend (Kaddesallahu Sırrahu)


    esedullah


  7. #7
    Yasaklı Üye bahtiyarsb - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Mesajlar
    16

    Standart

    HERKES TOPU BİRBİRİNE ATIYOR, SUÇU SAHİPLENEN YOK
    İstanbul’u vuran, büyük can ve mal kayıplarına yol açan sel felâketinin ardından hasar tesbit çalışmaları yapılırken, faciaya davetiye çıkaran çarpık yapılaşmanın ardındaki sorumlular da sorgulanıyor. Yetersiz alt yapı dolayısıyla eleştirilen yerel yöneticiler suçu birbirine atarken, merkezî yönetimin de sorumluluk sahibi değilmişçesine açıklamalar yapması yadırganıyor.
    YAŞANAN DRAM “İNSANIN DEĞERİ BU KADAR MI?” DEDİRTTİ

    Otobanların nehre dönüştüğü sel felâketinde yaşanan iç burkan sahneler de, “İnsan hayatı bu kadar ucuz mu?” dedirtecek türdendi. Servis aracı olarak kullanılan kapalı kasa minibüste sele kapılarak can veren 7 kadın işçinin dramı herkesi ağlattı. Öte yandan TIR garajındaki araçlarında geceleyen şoförlerin sele kapılmaları da ayrı bir insanlık ayıbını gözler önüne serdi.



    11.09.2009


  8. #8
    Gayyur luabe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Bulunduğu yer
    Konya
    Yaş
    33
    Mesajlar
    97

    Standart

    Bu sel baskınında bana göre biz insanların alması gereken cok önemli dersler var.Rabbimin biz insanoğluna ufak bir uyarısı, istediği anda dakikaların içinde biz insanoğlunu Nuh aleyhisselamın kavmi gibi yerle bir edebilir...Allah bu felakette ölen vatandaşlarımıza rahmet eylesin inşallah...

  9. #9
    Yasaklı Üye bahtiyarsb - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Mesajlar
    16

    Standart

    Hepimiz suçluyuz

    İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Topbaş, kentte yaşanan selden dolayı sorumlu, suçlu aramanın doğru olmadığını ifade ederek, ‘’İşin başında olan birisi olarak bizde de sorumluluk var, bizden önce de vardı, bizden sonra da olacaktır. Tüm yönetimde bulunan herkes bu öz eleştiriyi yapmak zorundadır’’ diye konuştu.
    ‘Hepimiz suçluyuz’

    İSTANBUL Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, şehirde yaşanan selden dolayı sorumlu, suçlu aramanın doğru olmadığını ifade ederek, ‘’İşin başında olan birisi olarak bizde de sorumluluk var, bizden önce de vardı, bizden sonra da olacaktır. Tüm yönetimde bulunan herkes bu öz eleştiriyi yapmak zorundadır’’ dedi.
    Topbaş, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet Koordinasyon Merkezi’nde (AKOM) AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Edibe Sözen, İSKİ Genel Müdürü Mevlüt Vural ve diğer bürokratlarla birlikte düzenlediği basın toplantısında, şehrin 2 gün üst üste sele maruz kaldığını söyledi. Yaraların sarılacağını vurgulayan Topbaş, İstanbul gibi bir şehirde yaşam alanlarının geçmişten günümüze kadar gelen düzenlemelerinde bazı sıkıntı ve problemler olabileceğini bildirdi. Topbaş, ‘’Bu olayda suçlu ve suçlular arama gibi bir tabir kullanmak istemiyorum. İşin başında olan birisi olarak bizde de sorumluluk var, bizden önce de vardı, bizden sonra da olacaktır. Tüm yönetimde bulunan herkes bu öz eleştiriyi yapmak zorundadır. Çünkü halkın önünde yönetimde bulunanlar olarak bizler problemleri daha dikkate almamız gerekiyor’’ diye konuştu. Topbaş, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Dolmabahçe’deki Başbakanlık Ofisi’nde ilgili bakanlar ve bürokratlarla toplantı yapıldığını hatırlatarak, şunları kaydetti:
    ‘’Toplantı sonucunda kısa, orta ve uzun vadede ve acil önlem planları yapıldı ve karara bağlandı. Belki biraz acımasız olacağız, bazılarının canı yanacak, kimse kusura bakmasın. Gereken soruşturmaların başlatılması talimatını verdik. İstimlak gereken yerlerde istimlak, bodrum katlarının etkileneceği noktalarda bodrum katlarının iptaline kadar bütün tedbirler alınacak”


    12.09.2009

    .................................................. ..........................
    Sel risk haritamız yok

    İstanbul Teknik Üniversitesi Afet Yönetim Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, İkitelli ve Halkalı’da meydana gelen sel felâketi sonrasında. öncelikle yapılması gereken şeyin, Türkiye’nin sel risk haritalarının yeniden çıkarılması olduğunu söyledi.
    Sel risk haritası çıkarılsın

    İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Afet Yönetim Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, öncelikle yapılması gereken şeyin, Türkiye’nin sel risk haritalarının yeniden çıkarılması olduğunu söyledi. Prof. Dr. Kadıoğlu, yaptığı açıklamada, sellerin meydana gelmesinin birinci sebebinin, aşırı yağışların yeryüzünde denize dökülürken insan yapımı herhangi bir şeyle karşılaşması olduğunu söyledi. ‘’İstanbul’daki aşırı yağışlar, derelerden denize ulaşmış olsaydı, sel afete dönüşmeyecekti. Bu yüzden aşırı yağışlar doğanın eseri. Bu aşırı yağışların sele dönüşmesi de insanın eseridir’’ diyen Kadıoğlu, İstanbul'da aynı büyüklükte bir selin, şehir merkezinde, günün ortasında, yolun kalabalık olduğu saatlerde yaşanması halinde daha büyük kayıplara yol açabileceğindikkat çekti. Kadıoğlu, ‘’Bugün bu kayıp kötü ama bundan daha kötüsü de olabilirdi. En büyük sel veya afet, bundan daha kötüsü olamaz diye düşünmemek lâzım. Daha da kötüsü olabilir. Bunun için tedbirli ve dikkatli olmak gerekir’’ diye konuştu. Binaların yer seçimine çok dikkat edilmesi gerektiğini belirten Kadıoğlu, şunları kaydetti: ’’Dünyada sel yatakları yönetimi kavramı diye bir kavram vardır ve bu kavram selleri zaman bakımından yavaş, hızlı ve ani gelişen diye 3’e ayırır. Dünyada seller oluştuğu yere göre 5’e ayrılır. Taşkın seller, dere ve nehir selleri, kuru vadi selleri, şehir selleri, kıyı ve baraj selleri. Biz Türkiye’de sadece, dere ve nehir sellerini biliyoruz. Dünyada 5 çeşit sel, ayrı ayrı dikkate alınır. Dünyada bütün yerel yönetimlerin elinde, sel yatakları, dere yatakları, sel tehlike bölgesi haritaları vardır. Bir yerde ruhsat verileceği zaman, ona bakılarak verilir ruhsatlar.’’
    Prof. Dr. Kadıoğlu, Türkiye’de sel yatakları ve sel tehlike haritalarının olmadığını, yerel yönetimlerin ruhsat verirken buna dikkat etmediğini belirterek, Meteoroloji sel uyarısı yaptığı zaman genel uyarılarla yetindiğini, yerel yönetimlerin sel tehlike haritası olmadığı için nereyi su basacağını bilemediğini kaydetti.


    12.09.2009


  10. #10
    Ehil Üye Şahide - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    9.198

    Standart


    Selnâme


    Bilhassa İstanbul'un il, ilçe ve köylerinde büyük hasara ve dehşet veren tahribata yol açan sel felâketinin, zihnimizde çağrıştırdığı bazı mânâları bugünkü köşemizde sizlerle paylaşmak istiyoruz.

    Hayır Allah'tan, fenâlık nefisten

    Yağmur rahmettir; sel ise felâket...
    Yağmur, bizlere bir İlâhî ihsan ve ikrâmdır.
    Sel felâketi ise, insanların hata ve ihmalinin bir neticesi...

    Gafletten uyanmak

    Her varlığın gaflet zamanı vardır;
    Dereyi uykudan sel uyandırır.
    Rahmet de, tufan da O'ndan halk olur;
    Gökteki bulutu yel uyandırır.

    Kadirli'li Âşık Feymânî

    Bulut, yel'siz kalınca


    Bazı görgü şahitlerinin anlattıklarına göre, rahmetin sele dönüştüğü bölgelerde, yağmur yüklü bulut kümeleri, uzun müddet aynı yerde hareketsiz bir vaziyette kalmış.
    Yani, o kalın bulut tabakaları, rüzgârın o esnada esmemesi sebebiyle, âdeta gökte asılı vaziyette kalmış ve bu acip vaziyet yaklaşık bir saat kadar sürmüş.
    Bunun, bir "İlâhî ikaz" mânâsı taşıdığını, acaba kaç insan anlayabildi? Bilirsiniz, şöyle çok mânidar bir söz vardır: "Emr–i Bârî olmazsa, yerden bir çöp kımıldamaz."
    Hiç şüphesiz, sel felâketini netice veren bu şiddetli yağmurlar da emr–i Bârî ile ve muhakkak bir hikmete binâen olmuştur.
    Yani, kuraklık ve yağmursuzluk hali gibi, âfete dönüşen şiddetli yağmurlar da, bizlere bir ikaz–ı İlâhîdir; hatta, bir cihette kefaretüzzünûbtur.

    Ağaçlar katliâm, dereler istilâ edildi

    Orman alanlarında sel baskınları olmaz; olsa da çok nâdir ve cüz'idir.
    Arazide biriken sel suları, dereler vasıtasıyla ana mecrasına doğru akıp gider.
    Ama siz hasis menfaatiniz için ağaçları keser, orman katliâmı yapar ve dereleri de istimlâk ile istilâ ederseniz, düştüğünüz bu derin gafletten, ancak derelerden taşan azgın sel suları ile uyanırsınız.
    Şayet uyanabilirseniz, yine de ne mutlu. Aksi halde, boğulmaya mahkûm olursunuz.
    Ne yazık ki, pekçok can ve mal kaybının yaşandığı Ayamama Deresini besleyen su havzası, aynen yukarıda izah ettiğimiz türden bir işgal ve istilâya uğramış durumda.

    Yollar ve yağmurlar

    Dün:
    Beraber yürüdük biz bu yollarda
    Beraber ıslandık yağan yağmurda
    Şimdi dilediğim tüm şarkılarda
    Bana herşey seni hatırlatıyor

    Bugün:
    Yürüyemiyoruz artık biz bu yollarda
    Sırılsıklam olduk yağan yağmurda
    Şimdi gördüğüm dehşetli derelerde
    Bana yolun sonunu hatırlatıyor

    Ramazana hürmetsizliğin cezası

    Arzî ve semâvi musibetlerin, ekser insanların hata ve günâhlarıyla bağlantılı olduğunu muhtelif eserlerinde hatırlatan Üstad Bediüzzaman, 1939 yılı sonlarında vuku bulan İzmir ve Erzincan depremleri ile o dönemde yaşanan sel ve yangın gibi musibetlerin, hasseten Ramazan ayında olmasının hikmetine dikkat çekiyor.

    O tarihteki şiddetli depremlerin artçı şokları—tıpkı devam eden şimdiki sel felâketi gibi—geniş bir alanda günlerce devam ederek, halkı uzun süre korku ve dehşet içinde bırakmış. Bu noktaya taalluk eden iki mühim suâl ve cevap var. Sırasıyla iktibas edelim...

    "Suâl: Bu zelzelenin maddî musîbetinden daha elîm, mânevî bir musîbeti olarak, şu zelzelenin devamından gelen korku ve me’yusiyet, ekser halkın ekser memlekette gece istirahatini selb ederek, dehşetli bir azab vermesi nedendir?

    "Mânevî cevap: Şöyle denildi ki: Ramazân–i Şerîfin terâvih vaktinde, kemâl–i neş’e ve sürur ile, sarhoşçasina, gayet heveskârâne şarkıları ve bâzan kızların sesleriyle, radyo ağzıyla bu mübârek merkez–i İslâmiyetin her köşesinde câzibedarâne işittirilmesi, bu korku azabını netice verdi.
    "Suâl: Bu hâdise–i arziye, bu memleketin ahâli–i Islâmiyesine bakması ve onları hedef etmesi ne ile anlaşılıyor ve neden Erzincan ve İzmir taraflarına daha ziyâde ilişiyor?

    "Elcevap: Bu hâdise hem şiddetli kışta, hem karanlıklı gecede, hem dehşetli soğukta, hem Ramazan’ın hürmetini tutmayan bu memlekete mahsus olması; hem tahribâtından intibâha gelmediklerinden, hafifçe gàfilleri uyandırmak için o zelzelenin devam etmesi gibi çok emârelerin delâletiyle bu hâdise ehl–i imânı hedef edip, onlara bakıp, namaza ve niyâza uyandırmak için sarsıyor ve kendisi de titriyor. (On Dördüncü Sözün Zeyli, s. 158–61)

    Bugünlere gelince...

    Sonlarına geldiğimiz şu mübarek Ramazan ayında da, ne yazık ki birçok yerde hürmetsizlik, saygısızlık hali yaşandı.
    Sanki, bazı yerlerde, bilhassa plajlı tatil beldelerinde sanki hiç Ramazan gelmemiş gibi vaziyetler sergilendi.
    1940'lardaki tek merkezli menfî radyo programlarına mukabil, günümüzde yüzlerce gazete, dergi, radyo ve tv kanalları, Ramazan'a hürmetsizlikte yarışır hale geldiler.

    Birçok yerde, özellikle İstanbul'da sel felâketinin yaşanmasıyla birlikte, yayın mevkutelerinin neredeyse tamamı kamera ve objektiflerinin yönünü değiştirdiler, değiştirmek mecburiyetinde kaldılar.
    Bu noktada, Risâle–i Nur'da aynen zikredilen şöyle bir suâl hatıra gelebilir: "Mâdem bu zelzele musîbeti hatâların neticesi ve keffâretü’z–zünubdur. Mâsumların ve hatâsızların o musîbet içinde yanması nedendir? Adâletullah nasıl müsaade eder?"

    Cevap kısmında yer alan ifadelerin bir kısmı şöyledir: (Enfâl Sûresi/25. âyetin meâli: "Bir belâ, bir musîbetten çekininiz ki, geldiği vakit yalnız zâlimlere mahsus kalmayıp, mâsumları da yakar.') Şu âyetin sırrı şudur ki: Bu dünya bir meydan–ı tecrübe ve imtihandır ve dâr–ı teklif ve mücâhededir. ...Eğer mâsumlar böyle musîbetlerde sağlam kalsaydılar, Ebû Cehiller, aynen Ebû Bekirler gibi teslim olup, mücâhede ile mânevî terakkî kapısı kapanacaktı ve sırr–ı teklif bozulacaktı. ...O musîbetteki gazab ve hiddet içinde, mâsumlara da bir rahmet cilvesi var. Mâsumların fânî malları, onlar hakkında sadaka olup, bâkî bir mal hükmüne geçtiği gibi, fânî hayatları dahi bir bâkî hayatı kazandıracak derecede, bir nevi şehâdet hükmüne geçer."(Age, s. 159)

    Ya yağmursuzluk, ya fırtına, ya...

    Üstad Bediüzzaman, ayrıca bazı memurların kànun nâmına kànunsuz ile hiyanet eden ve ilişenlerin, bu memleketin biçare ahalisine bir umumî tokadın gelmesine vesile olduğunu da hatırlatarak, bunun cezaî bir netice doğurduğunu şu sözlerle beyan ediyor: "Ya zelzele, ya yağmursuzluk, ya hastalık, ya fırtına gibi umumi belâlara bir vesile olur." (Emirdağ L, s. 67)

    İstanbul hazır değil

    Megaköy İstanbul'un şiddetli yağmura, sel ve su baskınlarına karşı hazırlıklı olmadığı kesinlik kazanarak tescillendi.
    Peki, aynı İstanbul kuvvetle muhtemel olan depreme karşı hazırlıklı mı?
    Maalesef değil...
    Haydi diyelim, böylesine bir yağış hesapta yoktu, tahmin edilmiyordu, vesaire...
    Peki, acaba bütün ilim adamlarının da "Her an olabilir" dediği İstanbul depremi hakkında "Benim için hesapta yoktu; hiç tahmin etmiyordum" diyecek bir tek kişi var mı?
    Yok. Ama ne yazık ki, böyle kuvvetle muhtemel olan bir felâkete karşı, ciddî herhangi bir hazırlık da yok...

    Efsane yıkıldı

    İstanbul Büyükşehir yönetimi, 1994'ten beri aynı siyasî ekolün elinde.
    Yani, 15 senedir aynı siyaset yolunda yürüyenler ve aynı yağmurlarda ıslananlar yönetti İstanbul Büyükşehir Belediyesini ve diğer birçok belediyeyi...
    O yollarda ihlâsla yürüdüklerinde, o yağmurların altında sadâkatle ıslandıklarında genellikle başarılı oldular. (Barajlar dolunca, "Allah, bize kredi açtı" diyorlardı. Ya şimdi?..)
    İhlâs ve sadâkati bozduklarında ve yakınlarını kayırmada sınır tanımaz hale geldiklerinde ise, yağan yağmurların altında perişan oldular ve balçıkla kaplanan o yollarda çakılıp kaldılar.
    Böylelikle "Büyükşehir çalışıyor" efsanesi de yıkıldı, gitti. Halk, "Madem ki Büyükşehir çalışıyordu da, Ayamama Deresini on beş senede neden ıslâh edemediler?" diye sorgulamaya başladı.

    Son not
    Kula belâ gelmez, Hak yazmadıkça;
    Hak belâ yazmaz, kul azmadıkça.

    M. Latif SALİHOĞLU





    Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek
    Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek!

    Mehmed Akif Ersoy


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Hırs ve İsraf
    By yasemenn in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 55
    Son Mesaj: 11.07.19, 09:35
  2. Hırs, hasâretli bir küfrandır.
    By gamze-i_dilruzum in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 24.08.13, 20:04
  3. Hırs, hasaret sebebidir
    By 1kul in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 04.04.09, 07:28
  4. İhlâs, Hırs ve Birlik
    By Müellif-e in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 07.08.08, 19:05
  5. Narsizm/Bencilik/Nefisperestlik
    By aşur in forum Risale-i Nur Talebeliği
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 08.12.06, 16:36

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0