+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 4 ve 4

Konu: Bir Ecevit Portresi I

  1. #1
    Ehil Üye aşur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    1.446

    Standart

    Bir Ecevit portresi



    Türk siyaset hayat?n?n önemli şahsiyetlerindendir. Siyaset tarihimizi inceleyenler, Bülent Ecevit’e özel bir bölüm ay?racaklard?r. Özellikle 1970-1980 aras? ile 1997-2002 y?llar? aras?nda Ecevit’in Türkiye ve Türk siyaseti üzerindeki etkilerinin, ayr? bir tahlile tâbî tutulmas? gerekir. Bu süre zarf?nda, birisi güvenoyu almam?ş beş hükümet kuran Ecevit, alt? y?l? aşk?n bir süre Türkiye Cumhuriyeti Başbakan? olarak görev yapt?. Türkiye’de yap?lan genel seçimlerin üçünden, birinci partinin Genel Başkan? olarak ç?kt?. 1961-1965 y?llar? aras?nda Çal?şma Bakanl?ğ?, 1997 y?l?nda Mesut Y?lmaz başkanl?ğ?nda kurulan hükümette de Devlet Bakan? ve Başbakan Yard?mc?s? olarak çal?şt?. Türk siyasî hayat?n?n elli y?ll?k bir döneminde, aktif olarak siyasetin içinde bulundu. Daha çok krizlerle hat?rlanacak icraatlara imza att?. Biz bu çal?şmam?zda, k?sa bir biyografisini verdikten sonra, bu süre zarf?nda Ecevit’in yapt?ğ? ve yapamad?ğ? icraatlar?n bir özetini yapacağ?z.


    K?sa biyografisi


    1925 y?l?n?n 28 May?s’?nda ?stanbul’da Fahrettin ve Nazl? Ecevit çiftinin çocuğu olarak dünyaya geldi. Babas? Fahrettin Ecevit de bir siyasetçiydi ve CHP’den Kastamonu milletvekilliği yapm?şt?. Esas mesleği akademisyenlikti ve Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde Adlî T?p ana bilim dal?nda profesör olarak çal?ş?yordu. Annesi Nazl? Han?m ise bir san’atç? ve ressamd?.

    Robert Koleji mezunu olarak, Türk siyaset hayat?na damgas?n? vuran çok renkli kişiliklerden ve en çok konuşulan siyaset adamlar?ndan biri olarak tarihe geçti. Robert Kolejinde öğrenci iken ayn? s?n?fta okuduklar? Rahşan Ecevit ile 1946 y?l?nda evlendi. Kolejde okurken arkadaşlar? taraf?ndan “Eco” lâkab? tak?lm?şt?. Hiç çocuğu olmad?. 1944 y?l?nda Bas?n Yay?n Genel Müdürlüğünde tercüman olarak göreve başlad? ve 1946 y?l?nda ?ngiltere’ye Bas?n Ateşeliğine kâtip olarak atand?. 1950 y?l?na kadar bu görevini sürdürdü. 1950 y?l?ndan sonra memuriyetten ayr?larak Ulus Gazetesinde çal?şmaya başlad?. O zamanlar Çetin Altan’da Ulus’ta gazeteciliğe başlam?şt?. Bu s?rada burslu olarak, ?ngiltere ve ABD’de gazetecilik üzerinde çal?şmalar yapt?. Ulus, Yeni Ulus ve Halkç? gazetelerindeki yaz? hayat?, 1960 y?l?na kadar sürdü. 17 yaş?ndan itibaren şiir yazmaya başlayan Ecevit’in bas?lm?ş dört adet şiir kitab? vard?r. Bunlar s?ras?yla, Şiirler (1976), Iş?ğ? Taştan Oydum (1978), El Ele Büyüttük Sevgiyi (1997) ve Bir Şeyler Olacak Yar?n (2005) isimli kitaplard?r. Arkadaş? Şair Can Yücel “Başbakandan şair olmaz. ?yi şair başbakan olmaz” diyerek şairlik ile siyasetin bir arada yürüyemeyeceğini ifade etmiştir.1 Ayr?ca baz? ünlü yazarlar?n kitaplar?n? Türkçe’ye çevirdi. 1- Maksimum- Kültür Sanat. 17.11.2004


    Siyasî hayat?


    1957 y?l?nda 32 yaş?nda iken CHP’den Ankara milletvekili seçilerek parlamentoya giren Bülent Ecevit, 27 May?s ihtilâlinden sonra kurucu meclise üye olarak atand?. 1961-1965 y?llar? aras?nda ?nönü başkanl?ğ?nda kurulan koalisyon hükümetinde Çal?şma Bakan? olarak görev yapt?. Bu dönemde ak?llarda kalan en önemli çal?şma, 1963 y?l?nda ç?kar?lan ve iş hayat?na önemli ve yeni radikal baz? değişiklikler getiren Grev ve Lokavt Kanunu’dur. 1966 y?l?nda CHP’de parti genel sekreterliğine getirildi. ?smet ?nönü gibi bir siyaset kurdunun yan?nda staj?n? gördü. 1966 y?l?nda “Ortan?n Solu” kitab?n? yazd?. Daha sonra da 1968 y?l?nda “Bu Düzen Değişmelidir” kitab?n? yazarak solda yeni baz? fikri aç?l?mlar? gerçekleştirmeye çal?şt?. Baz? görüşleri, o zamanlarda büyük tart?şmalara sebeb olmuştu. “Seyirciler sahaya inmeli” ve “Toprak işleyenin, su kullanan?n” sözleri ile neyi anlatmak istediği ve neyi amaçlad?ğ?, birçok sert tart?şmalara konu olmuştu. Bu kitaplar parti içinde yeni bir hizbin oluşmas?na ve giderek ?nönü ile aras?n?n aç?lmas?na yol açt?.

    Adalet Partisi 1965 y?l?ndan sonra, 1969’da da tek baş?na iktidara gelmişti. Türkiye bu süre zarf?nda % 7’lik kalk?nma h?z?, % 5’ lik enflasyon ortalamas? ile idare edilmiş ve bir çok büyük esere imza at?lm?şt?. Siyasî istikrar?n, kalk?nmaya yans?mas?n?n en güzel örnekleri yaşan?yordu. Ancak ?smet ?nönü, Demirel’e şiddetli hücumlarda bulunuyor, Demirel’e “Said Nursi kafas?” diye sald?r?yor ve laikliğe özellikle vurgu yap?yordu. Bu s?ralarda öğrenci hareketleri t?rmand?r?lmaya çal?ş?l?yordu. ?nönü, s?k s?k Demirel’in istifa etmesini istiyor, buna mukabil Demirel’de “Biz koltuğa yap?şm?ş değiliz. Bulun 226’y?, düşürün hükümeti” diyordu. Bu dönemde ODTÜ’de olaylar t?rmand?r?l?yordu. Dört Amerikal?n?n kaç?r?lmas? ortam? iyice germişti. Bu gergin ortam içinde Ordu 12 Mart 1971’de Cumhurbaşkan?na, hükümeti hedef alan 3 maddelik bir muht?ra veriyor, bu bildiri TRT’nin 13.00’teki ana haber bülteninde okunuyordu. Bu muht?ra üzerine Demirel “Elli y?l geriye gittik, ama bu mücadele bitmez” demişti1 ve arkas?ndan hükümetin istifas?n? Cumhurbaşkan? Cevdet Sunay’a sunmuştu. Türkiye 1973 seçimlerine kadar partiler üstü bir anlay?şla(!) kurulan hükümetler taraf?ndan idare edilecekti. Başbakan olarak atanan Nihat Erim, 30 y?ll?k bir CHP üyesiydi ve partisinden istifa ettirilerek bir saatte bağ?ms?zlaşt?r?lm?şt?.

    12 Mart Muht?ras? verildiği zaman Ecevit, CHP Genel Sekreteri idi ve bu “Bu muht?ra bana karş?d?r” diyerek ilk tepkisini gösterdi. Anarşi bahane gösterilerek hükümetin düşürülmesine karş? ç?kt?. Sonraki dönemlerde kurulan ara hükümetlere CHP’nin bakan vermesine de karş? ç?kan Ecevit, bu tav?rlar?yla Genel Başkan? ?nönü ile ters düşmeyi göze alacakt?. Bu tavr?yla da CHP Genel Başkanl?ğ?na giden yolda önemli bir dönemeci başar?yla geçmişti.2

    1971 y?l?nda 12 Mart Muht?ras?ndan sonra ?nönü’nün muht?ray? destekler bir tav?r içine girmesi, anlaşmazl?klar?n su yüzüne ç?kmas?na sebep olmuştu. Uzun bir süredir partide bir kaynaşma vard? ve Ecevit’in etraf?nda bir kümelenmenin varl?ğ? gözleniyordu. Ancak ?smet ?nönü gibi bir siyaset ustas?na karş? bayrak açmak kolay değildi. Bu muht?ra ve sonras?nda yaşanan gelişmeler biraz da bahane olarak kullan?lm?şt?. ?nönü’nün tavr?n? benimsemediğini ifade eden Ecevit böylece CHP Genel Sekreterliği görevinden istifa etti. Nihat Erim de ayn? gün başbakanl?k görevine atanm?şt?. Bu arada yap?lan il kongrelerinin çoğunu Ecevit’in ekibi kazan?yordu. ?smet ?nönü, 6 May?s 1972’de yap?lan Kurultay’da Ecevit’in çok güçlendiğini düşünmüş olacak ki, aday olmad?. Ecevit- ?nönü çat?şmas? 20 ay kadar sürmüştü ve 5 Kas?m 1972 tarihinde ?nönü, CHP üyeliğinden de istifa ediyordu. 12 Mart Muht?ras? bir bak?ma ?nönü’nün siyasî hayat?n? bitirmede sonun başlang?c? olmuştu. Böylece ?smet ?nönü’nün aktif siyasî hayat? sona erdi. 1972 y?l?n?n sonlar?nda yap?lan Genel Kongre’de, Ecevit CHP’ye genel başkan olarak seçildi. Böylece CHP’de yeni bir dönem başlam?ş oldu.

    1973 seçimlerine, farkl? söylemlerle, ak güvercinlerle ve Ecevit mavisi gömleği ile girdi. Bu seçim kampanyas? boyunca bir çok çarp?c? slogan kullan?ld?. Özellikle “ne yoksulluk, ne bask?” slogan? ile “Ne ezilen, ne ezen, insanca, hakça bir düzen” sloganlar? çok tuttu. “Ak Günlere Doğru” ve “Umudumuz Ecevit” ve “Karaoğlan” sloganlar? seçim mitinglerinden hiç eksik olmad?.

    Baş?nda kasketiyle halk?n aras?nda dolaş?yor ve halk?n içinden biri ve “halk adam?” olduğu imaj?n?, özellikle çoğunluğu fakir olan halk aras?nda iyice yayg?nlaşt?rmaya çal?ş?yordu. Bu etkili kampanyan?n neticesinde, tek baş?na iktidar olmasa da, sağ?n bölünmesinden yararlanarak % 34 oy oran?yla birinci parti olarak ç?kmay? başard?. Zira Adalet Partisi böldürülerek Ferruh Bozbeyli Başkanl?ğ?nda Demokratik Parti, Necmettin Erbakan apar topar ?sviçre’den getirtilerek Milli Selâmet Partisi kurdurulmuştu. Bu iki parti, Adalet Partisinin oylar?n? hedefleyerek seçimlere girmiş ve Ecevit için büyük bir f?rsat doğmuştu. MSP ve Demokratik Partinin toplam oy oranlar? % 20 civar?ndayd?. Bu seçimde CHP 3 milyon 400 bin, AP 3 milyon 200 bin, MSP 1 milyon 250 bin, Demokratik Parti ise 1 milyon 200 bin oy alm?şt?. Sağdaki bölünme çok dramatikti. CHP’nin 186 milletvekiline karş?l?k, AP 145, MSP 49 ve Demokratik Parti ise 45 milletvekili ç?karm?şlard?. Bu seçimlerde Celal Bayar Demokratik Partiyi himayesine alm?ş ve parti için büyük gayret göstermişti. AP’den bu büyük kopma olmasayd?, yine tek baş?na iktidara gelecekti.

    Bu seçim sonuçlar? 12 Mart ile başlayan siyasî istikrars?zl?k tablosunu seçim sonuçlar?na taş?yacak ve 12 Eylül’e kadar ülke koalisyonlar ile idare edilecekti. Demirel’in 1980 y?l?n?n baş?nda kurulan az?nl?k hükümetini belki bir istisna sayabiliriz. 12 Mart 1971-12 Eylül 1980 y?llar? aras?ndaki dokuz y?ll?k dönemde 11 hükümet işbaş?na gelecek ve hükümetlerin ortalama ömrü 10 ay civar?nda olacakt?. Ecevit, kendisi için bu çok uygun zemine rağmen, tek baş?na iktidara gelememiş, bu asil millet ihtiyar?yla Halk Partisini iktidara getirmemişti.


    — Devam Edecek —


    Dipnotlar:

    1- Cüneyt Arcayürek. Age. Sayfa. 55

    2- Cüneyt Arcayürek. Age. Sayfa. 73

    Yeni Asya Gazetesi Abdülkadir Menek

    07.11.2006


    amenek@hotmail.com
    Konu elff tarafından (22.08.07 Saat 02:58 ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    Ehil Üye Ebu Hasan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    37
    Mesajlar
    3.049

    Standart

    AB üyeliği teklifini reddetmişti



    Dünden devam


    Ecevit’in bu dönemde en iddial? olduğu konulardan birisi de, “Köy-Kent Projesi”ydi. Her söyleminde bu konuya ?srarla vurgu yap?yordu. Kitaplar?nda da ?srarla vurgulad?ğ? konular?n baş?nda geliyordu. Buna göre “Şehirde ne varsa köylere de getirilecek,” büyük, modern ve çağdaş köyler kurulacak ve böylece köyden şehire göçün önü kesilmiş olacakt?. Hükümeti döneminde Ordu’nun Mesudiye ?lçesi Çavdarl? Köyü başta olmak üzere birçok yerde bu proje büyük iddialarla uygulamaya konulmuş, ancak bunun fiyaskoyla sonuçlanacağ? y?llar sonra anlaş?lm?şt?. Köylerden şehirlere olan göç yavaşlayacağ? yerde daha da h?z kazanm?şt?. Ecevit’in köykent projesi, t?pk? bir zamanlar ortaya atm?ş olduğu Türkiye’ye ‘Yugoslav modeli’ gibi abuk bir girişimdi. Yetmişli y?llar? hat?rlayacak kadar yaş? tutmayanlar bu Yugoslav saçmal?ğ?n? bilmezler, fakat köykent saçmal?ğ?n? duymuşlard?r. ?kisi de y?k?ld? gitti, Yugoslavya da, köykent de... Köykent, t?pk? k?rkl? y?llar?n Köy Enstitüleri girişimi gibi, ‘köylüyü köyünde tutmaya yönelik’ bir ütopyayd?. Köy o kadar kalk?nacakt? ki kent gibi olacakt? ve köylünün art?k Ankara gurbetine, ?stanbul gurbetine gitmesine ihtiyaç kalmayacakt?.”3 Diğer bir çok projelerinde olduğu gibi bu proje de hüsranla sonuçland?.

    CHP-MSP koalisyonunun en önemli icraat?, genel af ç?kararak anarşistleri affetmek olmuştu. 12 Mart öncesi Türkiye’yi kar?şt?rmak için kullan?lan bütün anarşistler, bu ikilinin koalisyonu ile affedilmiş, Türkiye 1980 y?l?na kadar sürecek ve 12 Eylül’e bahane olarak kullan?lacak bir anarşi ve kaos ortam?na sürüklenmişti.

    K?br?s Türkleri, uzun bir zamand?r çok zor şartlarda yaş?yorlard?. Rumlar uluslar aras? antlaşmalara uymamakta direniyorlard?. 15 Temmuz 1974’te EOKA’c? Nikos Sampson bir darbeyle yönetimi ele geçirerek Makarios’u görevden uzaklaşt?r?yordu. Bu durum Rumlar? Enosis’e bir ad?m daha yaklaşt?racakt?. Zaten Rumlar?n öteden beri en büyük amaçlar? K?br?s’? tamam?yla Yunanistan’a ilhak etmekti. Bu darbe sonucu Türklerin durumu daha da zorlaşt?. Baz? Türk köylerine bask?nlar düzenlenmeye ve katliâmlar yap?lmaya başland?. Rumlar, yap?lan bütün ikazlar? kulak ard? edince, ?ngiltere de, “beraber müdahale edelim” teklifini kabul etmeyince, Türkiye Londra Antlaşmas?n?n verdiği garantörlük hakk?n? kullanarak, adaya müdahale etme karar? alacakt?. 20 Temmuz 1974’te ilk Türk birlikleri K?br?s’a ç?kartma yapt?lar. Burada karar?n siyasî iradeye ait olduğu doğrudur, fakat topyekûn bir milletin her türlü bedeli göze alarak giriştiği, 1974 y?l?nda yap?lan bu askerî müdahale, her iki koalisyon ortağ? taraf?ndan kullan?larak oya tahvil edilmek istenmiş, buna muvaffak olamam?şlard?. K?br?s ç?kartmas?, koalisyonun iki lideri Erbakan ve Ecevit aras?nda uzun y?llar sahiplenme noktas?nda tart?şma ve çekişmelere konu olacak ve birbirlerini suçlayacaklard?. “K?br?s Fatihi” ünvan?n? her iki lider bir türlü paylaşam?yordu. Bu koalisyon hükümeti, iki hükümet ortağ? aras?nda çat?şmalar sebebiyle yedi buçuk ay kadar sürecek ve Ecevit, Erbakan’? uzlaşmazl?kla suçlayarak istifa edecekti. Bu hükümetin istifa etmesinden sonra, Süleyman Demirel taraf?ndan 1. Milliyetçi Cephe hükümeti kurulacakt?.

    Taksim Meydan?nda 1977 y?l?nda CHP’nin yapacağ? miting s?ras?nda, bir suikast olabileceği ihbar?, istihbarat birimleri taraf?ndan hükümete ulaşt?r?l?nca, Başbakan Demirel durumu Ana Muhalefet Partisi Genel Başkan? Bülent Ecevit’e bildirir. Bunun üzerine tart?şmalar olur. Ecevit hükümet ile birlikte baz? karanl?k güçlerin tezgâh?ndan bahseder. Bu olay üzerine, kontr-gerilla tabirini ülkemizde önemle telâffuz eden bir siyasetçi olarak, devletin baz? derin ilişkilerden kurtulabileceği umudunu yeşertti, ancak iddias?n?n arkas?nda kararl? bir şekilde durmad?ğ?ndan, belki de o günlerin anarşi ve kaos ortam?nda bu meselenin üzerine kararl? bir şekilde gidilemediğinden, ülkenin ve milletin yolunu t?kamaya devam eden bu önemli konu ayd?nlat?lmadan, yeniden karanl?klara gömüldü. Tercüman gazetesi yazar? Osman Özsoy konu ile ilgili olarak Ecevit ile yapm?ş olduğu bir görüşmesini anlat?rken enteresan bir konuya parmak basar:

    “Ecevit, 1980 öncesinin kar?ş?k ortam?n? anlat?rken bir ara sustu, peşinden şunlar? söyledi:

    - Kontrgerillan?n olaylar?n içinde olduğunu anlam?şt?k. ?şin daha da vahimi, kontrgerillan?n Amerikan Büyükelçiliğinden yönlendirildiğini öğrendik.

    Bir gazeteci aç?s?ndan bu sözler bomba gibi haberdi.

    Yay?n bitti. Kaseti alarak ?stanbul’a geldim. Ertesi sabah program?n tan?t?m? için fragman haz?rlamak üzere izleme yaparken, s?ra Ecevit’in o sözlerine gelince durdum. Ecevit’i arad?m. Önce yay?n için teşekkür ettim. Ard?ndan, yukar?daki aç?klamas?n? hat?rlatt?m. Eğer, bu sözlerinizin s?k?nt? doğuracağ?n? düşünüyorsan?z, bu k?sm? ç?karabilirim dedim. Bunu benim için yapar m?s?n?z? dedi. Elbette dedim.

    Ard?ndan Ecevit, “O sözlerimden dolay? daha sonra çok huzursuzluk duydum. Uykum kaçt?. Türk-Amerikan ilişkileri günümüzde çok iyi durumda. Dün yaşananlar? bugün gündeme getirerek araya soğukluk girmesini ve iki ülke ilişkilerinin s?k?nt?ya düşmesini istemem” dedi. Kasetin arşivdeki ham halinde o sözler hâlâ dursa da, yay?n kasetinden o k?sm? ç?kartt?m.4


    1977 VE SONRASI


    1977 y?l? 6 Haziran seçimlerinde, bu sefer “K?br?s Fatihi” ve “Halkç? Ecevit” sloganlar?n? kullanarak ve bas?n?n da büyük bir desteğini alarak girdiği seçimlerde % 41 oy oran? ile 213 milletvekili ç?karacakt?. Seçim sonras? sonuçlar tam netleşmeden, bir bas?n toplant?s? düzenleyerek tek başlar?na iktidar olduklar?n? aç?klad?. Günayd?n gazetesi o gün tam sayfa fotoğrafla ve “BAŞBAKAN ECEV?T” yaz?s?yla ç?kt?. Sonraki saatlerde kesin seçim sonuçlar? geldikçe geriledi ve 213 milletvekilliğinde kald?. Bu oy oran?, Türkiye’de demokratik olarak 1950 y?l?ndan beri yap?lan seçimlerde bir sol partinin kazand?ğ? en yüksek oydu. Bediüzzaman Said Nursî 1950 y?l?ndan sonra yazd?ğ? bir Emirdağ mektubunda “Bu asil Türk milleti o partiyi (CHP) ihtiyar?yla kat’iyen iktidara getirmeyecek” demişti.5 Bir sol partinin görüp göreceği en yüksek oy oran? bu olacakt? ve bu oran da o zamanlar tek baş?na iktidar olmaya yetmiyordu. O seçimden sonra da hiçbir sol parti bu oy oran?na ulaşamayacakt?. Tek baş?na iktidar?n eşiğine kadar gelmiş, kurduğu ve Demirel taraf?ndan “Çankaya Hükümeti” olarak isimlendirilen az?nl?k hükümeti güvenoyu alamay?nca, Cumhuriyet döneminin en k?sa ömürlü hükümetinin Başbakan? olarak tarihe geçmişti.

    1977 seçimlerinden sonra, MHP’nin desteğiyle, Meclis Başkanl?ğ?na CHP’li Cahit Karakaş seçilmişti. Bu s?ralarda MHP’de yönetici olan Taha Akyol’un belirttiğine göre MHP, CHP ile koalisyona yeşil ?ş?k yakm?ş, ancak Bülent Ecevit, “Kurt seslerine elimizi uzatmayacağ?z” diyerek bu hükümete kap?lar? kapatm?şt?.6

    70’li y?llar boyunca, MHP Genel Başkan? Alparslan Türkeş ile olan şiddetli tart?şmalar? ve karş?l?kl? olarak yap?lan büyük suçlamalar, bugün bile haf?zalarda canl?l?ğ?n? korumaktad?r. Kaderin garip bir cilvesi olarak, 1999 seçimlerinden sonra MHP ile bir koalisyon kuracak, Devlet Bahçeli ile büyük bir uyum içinde, kamu kuruluşlar?na ait yaz kamplar?na bile, başörtüsü ile girmeyi yasaklayacaklard?.

    Kurulan 2. Milliyetçi Cephe Hükümetinin dağ?lmas?na sebep olarak, 1978 y?l?nda Adalet Partisinden bakanl?k karş?l?ğ? istifa ettirilen 12 milletvekili ile bir hükümet kurmuş, yirmi ay süren bu iktidar? döneminde, ülke büyük kriz ve kaos ortam?na sürüklenmişti. Akaryak?t, tüpgaz, şeker, yağ, sigara ve birçok önemli ihtiyaçlar, piyasadan yok olmuş, tefecilere ve karaborsac?lara gün doğmuştu. Millet kuyruklarda sabahlara kadar bir kilo şeker, bir paket margarin için beklemek zorunda kalm?ş, bu kuyruklarda birçok dramatik olay yaşanm?şt?. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi devletin önemli makamlar? militanlara teslim edilmiş, özellikle Millî Eğitim Bakanl?ğ?ndaki kadrolaşma ve k?y?m çok yüksek seviyelere ulaşm?şt?. Neredeyse baz? devlet dairelerinde ve okullar?nda “kurtar?lm?ş bölgeler” oluşturulmuştu. Baz? beldeler ve şehirler bile “kurtar?lm?şt?.” Bunun en çarp?c? misali ise Fatsa’yd?. Orada Belediye Başkan? “Terzi Fikri” kendi ideolojisine uygun bir yönetim kurmuştu. Bunun benzerleri diğer baz? yörelerde de uygulanmaya çal?ş?l?yordu.

    Sonradan AT (Avrupa Topluluğu) ve AB’ye dönüşecek olan AET (Avrupa Ekonomik Topluluğu) için Yunanistan 12 Haziran 1975’ te tam üyelik için başvurmuştu. Türkiye’nin Brüksel’de bulunan AET nezdindeki Büyükelçisi Tevfik Saraçoğlu Ankara’ya tarihî bir telgraf göndererek şu talebini iletir: “AET’ye tam üyelik müracaat?n?n derhal gerçekleştirilmesi, ali menfaatlerimiz aç?s?ndan hayatidir.” O dönemde MC hükümeti işbaş?ndayd? ve MSP ve MHP’nin olumsuz tav?rlar? sebebiyle teklif destek bulmad?.7 Sonraki gelişmeleri Hürriyet Gazetesinden Yalç?n Doğan şu şekilde ifade ediyordu: “Y?l 1978. AB, o zamanki ad?yla, AET, yani Avrupa Ekonomik Topluluğu Brüksel’de bir toplant? yap?yor. Üç y?l sonra, 1981’de Yunanistan AET’ye üye oluyor. Ya Türkiye? Brüksel’de karar hemen veriliyor: ‘AET’den birinin derhal Ankara’ya giderek, Türkiye’nin tam üyelik başvurusunda bulunmas? için, teklif götürmesi. Böylelikle, Yunanistan ile Türkiye aras?nda siyasal denge kurulmas?.’ Dönemin Belçika D?şişleri Bakan? Tindemans, Ankara’ya bu teklifi götürmesi için, biçilmiş kaftan. Çünkü, dönemin Başbakan? Bülent Ecevit’le dostluklar? var. Tindemans işte o uçaktaki yolcu. Gece yar?s? özel bir uçağa atl?yor, ver elini Ankara.

    “Bu ziyaret Ankara’da çok gizli tutuluyor. Belçikal? Bakan hava alan?ndan doğru Başbakanl?k Konutuna gidiyor. Ecevit’e teklifi götürecek ve ayn? akşam ülkesine geri dönecek. Hayatî bir toplant?! O s?rada ?spanya ve Portekiz de AB için s?ra bekliyor. Ama, öncelik Türkiye’de. Üstelik, ekonomik olarak, o s?rada Türkiye ?spanya ile hemen hemen ayn?, ama Portekiz’den ilerde.

    “Tindemans, AET’nin tarihsel önerisini sunuyor Ecevit’e: ‘Haydi, hemen başvurun! Yunanistan giriyor, daha sonra ne olur bilinmez. Ama, şimdi Türkiye ile üyelik görüşmelerini hemen başlatacağ?z.’ Son yirmi y?ld?r, görüşme tarihi alabilmek için y?rt?nd?ğ?m?z bir gerçek. Y?l 1978 ve işte f?rsat ayağ?m?zda. Başbakan Ecevit’in yine tarihsel cevab?: ‘Biz AET’ye girmeyi düşünmüyoruz!..’

    “Tindemans şaşk?n. Ecevit sürdürüyor: ‘Çünkü, biz AET’ye girersek, sizin pazar?n?z oluruz. Bizim ekonomimiz bu ortakl?ğ? kald?ramaz.’’8 Türkiye’nin şu s?ralar AB’ye girmek için ç?rp?nd?ğ? ve her vesileyle önüne engeller konulduğu göz önüne al?n?rsa, çok basit gerekçelerle, ne kadar büyük bir şans?n heba edildiği anlaş?lacakt?r.


    — Devam Edecek —


    Dipnotlar:


    3- Engin Ard?ç, Akşam, 21.06.2006.

    4- Halka ve Olaylara Tercüman. 25.05.2006.

    5- Bediüzzaman Said Nursî. Emirdağ Lâhikas?. Yeni Asya Neşriyat. Sayfa. 422

    6- Milliyet. 24.05.2006

    7- Serdar Murat. Yeni Asya Gazetesi. 20 06. 2006

    8- Yalç?n Doğan. Hürriyet Gazetesi. 03.01.2004

    Abdülkadir MENEK

    08.11.2006
    Konu elff tarafından (22.08.07 Saat 02:59 ) değiştirilmiştir.
    Vücudunu mucidine feda et.Mukabilinde büyük bir fiyat alacaksın.Mesnevi-i Nuriye sahife 101


  3. #3
    Dost Sehadet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Diyaribekir
    Mesajlar
    4

    Standart

    HASAN KARAKAYA

    Önceki gece, saat 24.00 s?ralar?nda oturmuş; "bugünkü yaz? taslağ?" üzerinde çal?ş?yordum... Niyetim, "ABD kuklas? Irak mahkemesi" taraf?ndan Saddam Hüseyin hakk?nda verilen "ölüm" karar? üzerine yazmakt?... Bu konuyla ilgili "araşt?rmalar" yap?yordum ki,
    ajanslardan "Ecevit'in ölüm haberi" geldi...
    Ne garip değil mi;
    Bir "cenaze töreni"nde beyin kanamas? geçirip "koma"ya giren Ecevit, bir başka "ölüm karar?"n?n; evet Saddam’?n “idam” karar?n?n verildiği gün, öldü!..
    Art?k, "nas?l" an?l?r bilemem...
    "Saddam hakk?nda ölüm karar? verildiği gece öldü" mü derler, yoksa "Ecevit öldüğü gün, Saddam hakk?nda da ölüm karar? verilmişti" diye mi hat?rlarlar, oras?n? bilemem!..
    Ama, bildiğim şu ki;
    "Hayat?" da, "komaya girdiği gün" de, "ölümü" de, "tarihî günler"le dolu!..
    Hani, "tarihe geçecek adam" derler ya, Ecevit de, onlardan biri!..
    Birçok "söylem" ve "eylem"iyle, "ilklere imza atan" biriydi!..
    BEYN?ME KAZINAN ECEV?T PORTRES?!
    Biliyorum;
    Herkes, onu "Karaoğlan" olarak ve "K?br?s Fatihi" olarak yazacak, "ak güvercin"lerine, "mavi gömlek"lerine ve "kasket"lerine övgüler yağd?racak!..
    Ama, benim haf?zamdaki Ecevit, bambaşka!..
    Ben; onu, "içinin karal?ğ?"n? yans?tan "katran karas? çehresi"yle hat?rlayacağ?m!..
    Hay?r, baz?lar? gibi "Ecevit dalkavukluğu" yap?p da, ard?ndan "ağ?tlar" yakacak değilim!..
    Çünkü, benim haf?zamda öyle bir "Ecevit portresi" var ki, bütün dünyan?n "silgi"leri bir araya getirilse, yine de o "portre"yi asla silemez!..
    Hele hat?rlay?n o günü!..
    Tarih, 2 May?s 1999...
    "Milletin oylar?"yla seçilmiş Merve Kavakç? han?m, yine "millet iradesinin tecelligâh?" olan Meclis'e gelmiş ve "yemin" edip göreve başlamak üzere s?ras?n? bekliyor!..
    Aaa, o da ne?!?
    Ecevit, "en yaşl? üye" s?fat?yla Meclis Başkanl?ğ? koltuğunda oturan merhum Ali R?za Septioğlu’nun yan?na gidip, "itiraz" ediyor;
    "Yemin ettiremezsiniz!"
    Merhum Septioğlu, Ecevit’e; "Meclis ?çtüzüğü"nün yaz?l? olduğu kitapç?ğ? gösterip;
    "Burada, başörtülü bir milletvekilinin yemin edemeyeceğine dair herhangi bir kural yazm?yor!" mealinde bir şeyler söylüyor!..
    Bunun üzerine, daha da h?rç?nlaş?yor Ecevit!..
    "DSP Genel Başkanl?ğ?’ndan başka hiçbir s?fat? olmamas?na rağmen" söz istiyor ve "cebinden ç?kard?ğ? bir kâğ?t parças?"nda yaz?l? olanlar? okumaya başl?yor!..
    Hay?r, okumuyor; höykürüyor:
    “Buras? devlete meydan okunacak bir yer değildir... Bu han?ma haddini bildirin!..”
    ?şte o an, surat? kapkara!..
    Hem de, "karan?n da karas?!"
    Sanki, "zift kazan?"ndan ç?km?ş, Meclis'e gelmiş!..
    ?şte o "zift karas?" portre, benim haf?zama kaz?nd?!..
    Unutmam mümkün değil!..
    BAŞÖRTÜSÜ DÜŞMANLIĞININ Z?RVES?!
    Çünkü, o "öfke f?şk?ran çehre”nin alt?nda, "koyu bir başörtüsü düşmanl?ğ?" yat?yordu!..
    Öyle bir "düşmanl?k" ki;
    Sadece Merve Kavakç?'n?n hayalleri değil, nice "başörtülü" öğrencinin de istikbali karard?, o "kapkara gün"den sonra!..
    Mavi gömlek "denizlerin enginliğini", beyaz güvercin "özgürlük ve bar?ş"? sembolize ediyormuş!..
    Hepsi, lâf-? güzaf!..
    Gelsinler de külah?ma anlats?nlar onu!..
    "Hümanist"liğin, nas?l bir "kara canavar"l?ğa, "beyaz güvercin"in de, av?n?n üzerine sald?ran nas?l bir "akbaba"l?ğa dönüştüğünü o "kapkara gün"de, evet "2 May?s 1999"da gördüm ben!..
    Ki, o "sald?rgan" ruh hâli, bir anda bütün DSP'lilere yans?m?ş ve onlar da "ellerini ç?rparak" höykürmeye başlam?şlard?:
    "D?şar?!.. D?şar?!"
    Hay?r, "d?şar?" dedikleri Merve Kavakç? değildi!..
    "D?şar?" deyip d?şlad?klar?; Merve Kavakç?'n?n, inanc? gereği örttüğü "başörtüsü"ydü!..
    Zaten, "Karaoğlan"?n yaşatt?ğ? o "kara gün"den sonra, her yerde "d?şland?" başörtüsü!.. ?şte o günden sonra, o "zift", nicelerinin vicdanlar?n? "kapkara" etti!..
    Hay?r, unutamam!.. "Milletin oylar?yla" seçilen bir han?m?n "milletin Meclisi"nden at?ld?ğ? o "kara gün"ü asla unutamam!..
    Ve ben, Ecevit'i hep böyle hat?rlayacağ?m!..
    O "katran karas? surat?"yla!..
    ?SMET ?NÖNÜ’YÜ DEV?REN ADAM!
    Biliyorum, "Ecevit yardakç?l?ğ?" yapan baz?lar?, bu yaz?ma k?z?p; "Sen ne biçim Müslümans?n?.. Bir Müslüman, ölünün arkas?ndan konuşur mu hiç?" diyecekler!..
    Vars?n, desinler!..
    Ne yani;
    Cenaze namaz?nda, imam efendinin, "Ey cemaat, mevtay? nas?l bilirdiniz?" diye sorup, cemaatin de; "iyi" veya "kötü" şeklinde görüş belirtmesi de, bir anlamda "ölünün arkas?ndan konuşmak" değil midir?..
    Demek ki, "ölünün arkas?ndan konuşulur"muş!..
    Ben de, "görüş"ümü aç?kl?yorum işte!..
    Haf?zama "o kapkara çehre" kaz?nm?şken, şimdi kalk?p da "nur yüzlüydü" diyerek, "yalan" m? söyleyeyim!..
    ?şte aç?kça yaz?yorum;
    Benim gözümde Ecevit, 28 May?s 1925'te "doğan, 5 Kas?m 2006'da "ölen" bir insand?r!..
    Hepsi bu kadar!..
    Haa, "81 y?ll?k hayat?nda, iz b?rakacak hiç mi icraat? olmad??" diye soracak olursan?z, hemen cevap vereyim:
    "Evet; bana göre memleket ve millet hayr?na hiçbir icraat? olmad?!"
    Geçmişe şöyle bir bakt?m da, "icraat" olarak şunlar geldi gözlerimin önüne:
    ¥ Tarih 5 May?s 1972... Yan?lm?yorsam Derya Sinemas?'yd?... CHP'nin 5. Olağanüstü Kurultay? yap?l?yordu... "Genel Başkanl?k" yar?ş?nda "?nönü'ye rakip" olmuştu... Ve ?nönü, "kendi elleriyle siyasete soktuğu" Ecevit taraf?ndan mağlup edilip, "33 y?l? aşk?n genel başkanl?k" yapt?ğ? CHP'den istifa etti!..
    Ecevit de, 14 May?s 1972'de "Millî Şef'i deviren adam" olarak tarihe geçti!.. O günlerde, Ecevit için; "Sezar'? s?rt?ndan hançerleyen Brütüs" benzetmesi yap?ld?ysa da, siyasete hakim olan "Kral öldü, yaşas?n yeni kral" anlay?ş?, "Brütüs" benzetmesini çok çabuk unutturdu!..
    Ancak bu olay; bana göre “Ecevit’in art? hanesine yaz?lacak” belki de tek olayd?!..
    KIBRIS HAREKÂTI VE HIRSIN SONU!
    ¥ 6 Şubat 1974'te, "MSP ile koalisyon" kurarak, "ilk defa Başbakanl?k koltuğu"na oturdu... Tam da bu dönemde "K?br?s Harekât?" gerçekleşti...
    Gayet iyi hat?rl?yorum... Bu harekâttan sonra, Adalet Partililer bile; "En az 20 y?l iktidarda kal?r" diyorlard?!.. Oysa, "harekât" karar?n? veren Erbakan Hoca'yd?!..
    Her neyse... "Ver coşkuyu!.. Ver ara gaz?n?!" ortam?, Ecevit'in baş?n? iyice döndürmüş olmal? ki, "kuruluşundan 7 ay sonra", yani 18 Eylül 1974'te "Başbakanl?k'tan istifa" ederek, "CHP-MSP koalisyonu"nu bozdu!.. Bu olay da; "karş? ç?kt?ğ? harekât"a sahip ç?k?p, "K?br?s fatihliği"nin rant?n? yeme çabas? olarak geçti tarihe!..
    ¥ CHP-MSP koalisyonu bozulunca; "K?br?s Fatihi" pompalamalar?yla, 5 Haziran 1977'de genel seçimlere gitti... Ecevit'in CHP'si, bu seçimden "yüzde 41.4 oy oran? ve 213 milletvekili" alarak geldi Meclis'e...
    21 Haziran 1977'de "Az?nl?k Hükümeti" kurdu... Ancak, "prematüre" doğan bebek fazla yaşamad? ve "kurulduktan sadece 12 gün sonra" öldü!.. Çünkü "güvenoyu" alamad?!.. Bu olay da, Türk siyasetinde ve dolay?s?yla Ecevit'in hayat?nda bir "ilk"tir!.. Ecevit, "12 günlük başbakan" olarak geçmiştir tarihe!.. Ve tabiî, "Dimyat'a pirince giderken, evdeki bulgurdan da olan" bir "h?rs küpü" olarak kaz?nm?şt?r haf?zalara!..
    “?LK MEBUS PAZARI”NI KURAN ADAM!
    ¥ Haf?zalara en çok kaz?nan bir diğer olay da, Türk siyasetine "entrika"y?, “siyasi rüşvet”i ve "mebus pazar?" kavram?n? "ilk" sokan adam olmas?d?r!.. "2. Milliyetçi Cephe Hükümeti"nden istifa eden milletvekilleriyle, meşhur "Güneş Motel"de toplant? yap?p, onlara "hükümete destek karş?l?ğ?nda bakanl?k" teklifinde bulundu!..
    Siyaset tarihine "Güneş Motel Entrikas?" ve "Türkiye'de kurulmuş ilk mebus pazar?" olarak geçen bu skandal?n sonunda, 11 milletvekilinden "10’una bakanl?k" verip, 17 Ocak 1978'de yeniden "Başbakan" oldu ve koltukta 21 ay süreyle oturdu!.. Bu dönem de; “yokluk ve kuyruk” dönemi olarak geçti tarihe!..
    ?HL’LER? KATLEDEN ?K?L?!
    Ya sonra?..
    Sonras?na dair, yaz?lacak pek fazla bir şey yok!.. Tabiî, "kamusal alan" kavram?n?n ve “Anayasa kitapç?ğ? f?rlatma” olay?n?n mucidi Sezer'i "Cumhurbaşkanl?ğ?"na seçtirmesi ve Kemal Derwish'i ABD'den getirterek, siyasi tarihe "bakan ithali yapan ilk Başbakan" olarak geçmesi hariç!..
    Afedersiniz, az kals?n unutuyordum...
    30 Haziran 1997'de Mesut Y?lmaz başkanl?ğ?nda kurulan "Anasol Hükümeti"nde, ilk defa "Başbakan Yard?mc?s?" oldu ve ikisi el ele vererek; 16 Ağustos 1997’de "?mam Hatip'lerin köküne kibrit suyu döken" 8 Y?ll?k Kesintisiz Eğitim Yasas?'n? ç?kard?lar!.. Ertesi gün de, Hac?bektaş'a gidip, "Size hediye ile geldik" dediler, "8 Y?ll?k Kesintisiz Eğitim Yasas?'n? sizlere armağan ediyoruz!!!"
    ?şte o gün de, "kara bir leke" olarak geçti tarihe!..
    "?HL'lerin katledildiği" kara bir tarih!..
    YER?NDEN KALKAMAYAN BAŞBAKAN!
    Zaten, o "ah"lardan sonra; ne Ecevit, ne Y?lmaz dikiş tutturabildi... Daha sonra, "MHP destekli koalisyon hükümeti" kursalar da, dikiş tutturamad?lar!..
    O dönemde, "Başbakanl?k merdivenlerine ilk defa yazar kasa f?rlat?lmas?" olay? yaşand?!.. Ayn? Başbakanl?k merdivenleri, "yerinden kalkamayan başbakan" görüntülerine de sahne oldu!..
    Hayat?nda ve hayalinde "bir tek proje"si vard?... Köyleri birleştirip, "Köykent"ler kuracakt?!..
    Ahir ömründe onu da gerçekleştirdi!..
    Ordu'nun Mesudiye ilçesinde "ilk köykent"i kurdu!..
    Ne var ki, o köylerden, DSP'ye sadece "1 oy" ç?kt?!..
    Yani; “köylü”leri de memnun edemedi!..
    Zaten, "y?k?m" o zaman başlad?...
    Yüzde 21.7 oy oran?yla girdiği 3 Kas?m 2002 seçimlerinden, "yüzde 1.2 oy"la ç?kt?...
    22 Kas?m 2004 tarihinde de, "siyasete elveda" dedi!..
    18 May?s 2006'da "koma"ya girdi, 172 gün sonra da 5 Kas?m 2006'da da, "hayata elveda" dedi!..
    ?şte, benim gözümdeki Ecevit bu!..
    Biliyorum, baz?lar? "ak güvercin"lerden filân söz edecekler, ama benim haf?zamdaki Ecevit, "öfkeli, sinirli ve itici o kapkara bir surat"tan ibaret!..
    Ne yapay?m, elimde değil, üzülemiyorum işte!..
    Yüreğimde "merhamet" b?rakmad? ki!..
    Sözün özü;
    Öldükten sonra, arkalar?ndan "iyi" şeyler yaz?lmas?n? isteyen “yaşayan Ecevitler”, sağl?klar?nda "milletin inanc? ve değerleri"yle mücadele etmesinler!..
    Ki, öldüklerinde "iyi bilirdik" diyebilelim!..

    --------
    Bu kadar basit mi?
    Gerisi değil de, "12 Eylül Darbesi"nin baş? Kenan Evren'in sözlerini duyunca, ac? ac? güldüm... Marmaris'te, gazetecilere demiş ki;
    "12 Eylül zaman?nda Ecevit parti başkan? olduğu için, onu da göndermek zorunda kald?m... Ayr?m yapamazd?m... Hem sonra, o karar; benim şahsî karar?m değil, TSK'n?n karar?yd?. Ama, bu karardan büyük üzüntü duydum... Ecevit hakk?nda kötü bir şey söylemem mümkün değil."
    Hani, "H?ristiyanl?k"ta olsa, buna "günah ç?karma" derler!..
    ?yi valla, "yap, et" sonra da "üzgünüm" de!..
    ?şte ben de bu tavr? içime sindiremiyorum!..
    Bugün "üzüntülerini" aç?klayanlar, dün "o işleri yapmamay?" niye ak?llar?na getirmezler acaba?..
    Bu işler, "üzgünüm" deyip geçilecek kadar basit mi?

    kaynak: http://www.vakit.com.tr
    Konu elff tarafından (22.08.07 Saat 02:59 ) değiştirilmiştir.

    Hayat-ı içtimaiye-i beşeriyede bir çığır açan, eğer kâinattaki kanun-u fıtrata muvafık hareket etmezse; hayırlı işlerde ve terakkide muvaffak olamaz.

    (Lem’alar)


  4. #4
    Ehil Üye aşur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    1.446

    Standart

    B?R ECEV?T PORTRES? -3

    ?htilâl heveslilerine gün doğmuştu


    Dünden devam Bu s?ralarda Demirel, mitinglerde Ecevit ve CHP için s?k s?k şu sözleri tekrarl?yordu: “Bunlar dört kaz? güdemez. Akşama üçünü kaybeder gelirler.” Böyle bir ortamda, 14 Ekim 1979’da yap?lan ara seçimlerde CHP büyük bir yenilgiye uğrad?. AP, büyük bir zafer kazanm?ş, oy oran?n? % 50’nin üzerine ç?karm?şt?. Devlet idaresi içinden ç?k?lmaz hale gelip, ekonomik kaos ve toplumsal gerginlik bu noktalara ulaş?nca, yirmi ayl?k iktidar?n sonunda, büyük bir acziyet ve çaresizlik içinde Mecliste yeterli çoğunluğa sahip olduğu halde, Ecevit, “Millet AP’ye görev verdi” diyerek istifa etmek zorunda kalm?şt?.

    Bu s?rada bask?lar sonucunda Süleyman Demirel bir az?nl?k hükümeti kurmuştu. Bu hükümete, MSP ve MHP d?şar?dan destek vermişlerdi. Her şeyin içinden ç?k?lmaz hale geldiği böyle bir ortamda üstelik bir az?nl?k hükümeti kurmak, hem büyük bir fedakârl?k, hem de büyük bir cesaret işiydi. D?şar?dan ald?ğ? “kerhen” destekle hükümeti kuran Demirel’in 100 günlük program? sonunda, ülke k?tl?ktan ve kuyruklardan büyük oranda kurtulmuştu. Meşhur 24 Ocak 1980 Ekonomik kararlar?, böyle bir ortamda, cesaretle bu az?nl?k hükümeti taraf?ndan al?nm?şt?. Bu kararlarda Türk Liras? büyük oranda devalüe ediliyor ve al?nan ek tedbirlerle birlikte ülke k?sa sürede k?tl?k, yokluk ve kuyruklardan kurtuluyordu. Bu arada ihtilâl için de gizli gizli haz?rl?klar devam ediyordu. ?htilâl yapmak için, biraz da ekonominin düzelmesi bekleniyordu. Çünkü hiçbir ihtilâl heveslisi, Ecevit sonras? bir büyük ekonomik facia yaşayan bir ülkeyi idare etmek cesaretini gösteremezdi. Piyasan?n biraz düzelmesi, ekonominin biraz rahatlamas? gerekiyordu. Bu s?ralarda Turgut Özal da Başbakanl?k Müsteşarl?ğ?na getirilmişti. Ayn? zamanda Devlet Planlama Teşkilât? Müsteşarl?ğ?n? da yürütüyordu.

    Ülke öyle bir ekonomik ç?kmaz?n içine girmişti ki, Başbakanl?ğ?n kaloriferleri bile yanm?yor, Başbakan ve Müsteşar? bazen sabahlara kadar Başbakanl?kta paltolar?na sar?larak çal?şmak zorunda kal?yorlard?. Demirel, sonraki y?llarda, önemli ekonomik kararlar al?n?rken, buna paralel olarak da anarşiyi önlemek için nas?l ç?rp?nd?klar?n? anlatacak ve komutanlar? toplayarak “Anarşiyi önlemek için ne gerekiyorsa yapal?m. Para ise para, silâh ise silâh, kanun ise kanun. Yeter ki ülkeyi bu belâdan kurtaral?m” dediğini ifade ettikten sonra, neticeye ulaş?lmad?ğ?n? ve anarşiyi önlemek için de ikinci bir ordumuzun olmad?ğ?n? üzüntüyle ifade etmiştir. Demirel daha sonralar?, bu dönemde bütün örgütlerin isim isim militanlar?n?n say?lar? ve adreslerinin krokilerle tespit edildiğini, bunlar?n dosyalar halinde s?k?yönetim komutanlar?na verildiğini, ancak bu dosyalar?n raflara kald?r?ld?ğ?n?, 12 Eylül sabah?nda ise raflardan indirilerek bu militanlar?n teker teker yakaland?ğ?n? söyleyecek, bunlar?n yakalanmay?p ihtilâlin gerçekleşmesinin beklendiğini ifade edecekti.

    12 Eylül’den sonra 2. Ordu Komutan? Orgeneral Bedrettin Demirel de tarihî bir itirafta bulunacak, “ihtilâlin olgunlaşmas?n? beklediklerini, bu arada çok kan döküldüğünü” söyleyecekti. Bu dönemin ak?llarda kalan önemli bir icraat? da, ?stanbul’un Fethi’nden sonra camiye çevrilen Ayasofya’da, Cumhuriyetten sonra müzeye dönüştürülmesi sonucu susan ezanlar?n minarelerde yeniden okunmaya başlanmas? ile bir bölümü olan Hünkâr Mahfilinin yeniden ibadete aç?lmas?yd?. Yine Yavuz Sultan Selim taraf?ndan Kutsal Emanetler'in ?stanbul’a getirilip Topkap? Müzesine konulmas?ndan sonra, bu bölümde yirmi dört saat süreyle okunmaya başlanan ve yine Cumhuriyetten sonra vazgeçilen Kur’ân tilavetinin yeniden başlamas? idi.

    Ancak 12 Eylül darbesinden sonra bu her iki hay?rl? işe son verilecekti. Bu arada Erbakan da, kerhen verdiği desteği ikide bir gündeme getirecek ve “kaday?f?n alt?n?n k?zarmaya başlad?ğ?n?” söyleyecekti. Hükümet ülkeyi anarşi ortam?ndan ç?karmak için ç?rp?n?rken, ad?m ad?m bir ihtilâl senaryosu sahneye konulmaktayd?.


    12 EYLÜL DARBES?


    Ecevit ve Demirel, Cumhurbaşkanl?ğ? seçimi için anlaşamad?lar. Beş ay boyunca yap?lan 115 tur seçimden bir sonuç ç?kmay?nca ve Cumhurbaşkanl?ğ? seçimi de kilitlenince, ihtilâl heveslilerine gün doğacak ve ülke 12 Eylül günü yeniden k?şla duvar?na toslayacakt?. Bu yeniden istibdat döneminin başlad?ğ? anlam?na gelecek, hak ve hürriyetler, ç?kar?lan kanunlarla büyük bir tahribata uğrayacak, Mamak ve Diyarbak?r zindanlar?nda büyük dramlar yaşanacak, bu zindanlara giren sempatizanlar buralarda uygulanan işkenceler sonucu ya ölecek, ya psikolojileri bozulacak ya da militan olarak ç?kacaklard?.

    ?htilâlin baş? Kenan Evren, ihtilâlden hemen sonra yapt?ğ? konuşmada “eski siyasetçilerin ülkeyi uçurumun kenar?na getirdiklerini” ifade ederek yönetime el koymak zorunda kald?klar?n? iddia edecek ve daha sonra yapt?ğ? meşhur Konya konuşmas?nda ise şunlar? söyleyecekti: “Tencereyi pisletmişlerdi, biz geldik temizledik. Ne zaman gideceksiniz diye gözlerimize bak?yorlar, iktidar? verelim, gene mi pisletsinler? Kurucu Meclise partilerden kimseyi almayacağ?z, memleketi bu hale getirenlere memleketi teslim etmeyeceğiz. Heveslenmesinler. Politikac? kolay yetişmez diyorlar. Bu memlekette, hem de ne politikac?lar yetişir.”9 Bugüne kadar geçen 26 y?ll?k süre içerisinde, bunca hükümet gelip geçecek, gerçek demokratik yap? bir türlü kurulamayacak, hükümetler vesayetten kurtulamayacak, ülke gerçek anlamda sivillerin yapt?ğ? tam demokratik bir anayasaya sahip olamayacakt?. Bir erken seçim imkân? olsayd?, belki bu kargaşadan c?kmak mümkün olabilirdi. Ancak, Demirel, bu konuda diğer partileri ikna edememişti.

    12 Eylül’den sonra Kenan Evren’e de “Niye erken seçime gidilmedi?” diye sorulmuştu. Evren’de bu soruya cevap olarak “Erken seçime gidilsin de, AP tek baş?na iktidara m? gelsin?” diye cevap vermişti.

    Ecevit çifti 12 Eylül ?htilâlinden sonra Demirel çifti ile birlikte Çanakkale’de Hamzakoy Askerî Tesisleri’ne gönderildiler. Bir ay kadar burada gözetim alt?nda tutuldular. ?htilâlin hemen ard?ndan Deniz Kuvvetleri eski Komutan? Emekli Oramiral Bülent Ulusu, Millî Güvenlik Konseyi taraf?ndan başbakan olarak atan?r. Hükümeti kurma çal?şmalar? s?ras?nda Demirel hükümetinin ekonomik politikalar?n?n devam? için bir yol aran?r. Bu s?rada Başbakanl?k Müsteşar? Turgut Özal’a, Demirel Hükümetinin ekonomi politikas?n?n uygulamas?n?n devam? için çal?şmaya devam etmesi teklif edilir. Turgut Özal, biraz düşünmek için süre ister. O zamanlar Hamzakoy’da gözetim alt?nda tutulan ve “ağabey” dediği Demirel’i telefonla arar. Yap?lan teklifi iletir ve görüşünü sorar. Demirel bunun üzerine şu cevab? verir: “Kabul et. Hiç tereddüt etme. Devlet hepimizindir. Memleket hepimizindir. Devlete, millete hizmetten kaç?n?lmaz. Devletin hizmetleri aksamas?n. Elinden gelen yard?m? eksik etmeyeceksin. Tamam m??”10 Bunun üzerine Turgut Özal, paşalar?n teklifini kabul eder ve daha sonralar? kurulan hükümette Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakan? olarak görev al?r.

    Turgut Özal, 1983 y?l?nda yap?lacak genel seçimlere, Millî Güvenlik Konseyinden icazet alm?ş üç partiden biri olan ANAP’?n genel başkan? olarak girecek ve Kenan Evren’in aç?kça Turgut Sunalp’e verdiği desteğe tepki olarak seçim sonucunda tek baş?na iktidara gelecekti.

    Bülent Ecevit, Ankara’ya döndükten sonra CHP Genel Başkanl?ğ?ndan istifa etti. Daha sonra hakk?nda aç?lan dâvâ nedeniyle cezaevine konuldu. Yurt içi ve yurt d?ş? baz? gazete ve dergilerde 12 Eylül yönetimini eleştiren makaleler yaz?yordu. 12 Eylül Askerî Mahkemeleri taraf?ndan bu yazd?ğ? yaz?lar da dahil olmak üzere, çeşitli gerekçelerle üç sefer mahkûm edildi. Sonraki y?llarda CHP kadrolar?yla yollar?n? tamamen ay?rd?. Doğas?nda başkalar?na karş? bir güvensizlik içinde olduğu anlaş?lan Ecevit, 12 Eylül sonras?nda bir süre partilerle ilgilenmemiş, daha sonralar? eşi Rahşan Han?m’a 14 Kas?m 1985’te Demokratik Sol Parti’yi kurdurmuştu. Kendisi siyasî yasakl?yd?. 1985 y?l?nda yap?lan referandum sonucu yasaklar?n kald?r?lmas? % 50,5 gibi bir oyla kabul edilecekti. Bu gerçekten çok küçük bir farkt? ve tabir caizse siyasî yasakl? liderler k?l pay? bir farkla kazanm?şlard?. O zamanlar Başbakan Turgut Özal’d? ve devletin bütün imkânlar?n? da kullanarak siyasî yasaklar?n kalkmamas? için çal?şm?şt?. Özal, sonraki y?llarda, bu dönemde yapt?ğ? kampanyan?n üç büyük hatas?ndan biri olduğunu, diğer hatalar?n?n da “Mesut Y?lmaz’a güvenmek” ve “ailesinin siyasete girmesine izin vermek” olarak aç?klayacakt?. Bu sonuç, az bir farkla da olsa, eski siyasetçilerin hem 12 Eylül’ün rövanş?n? almalar?, hem de kendisini ve partisini ortaya koyan Turgut Özal’? mağlup ettikleri anlam?na geliyordu. Zaten yasaklar?n halk taraf?ndan kald?r?lmas?ndan sonra onlar?n toparlanmas?na f?rsat vermeden Özal seçime gidiyor ve seçim kanununda yapt?ğ? değişikliklerle % 35 oy oran? ile % 65 milletvekili alman?n yolunu aç?yordu.

    Bülent Ecevit yasaklar kalk?nca Genel Başkanl?ğ? da, emanetçisi olan eşinden geri alm?ş ve Rahşan Han?m da Genel Başkan Yard?mc?s? olmuştu. Ecevit, 1987 seçimlerinde baraj? aşamam?şt?. Bu s?rada baz? solcu yazarlar taraf?ndan kendisine sol oylar? böldüğü gerekçesiyle “Bir Bölen” lâkab? tak?ld?. Bu bir bak?ma Demirel’e tak?lan “Bir Bilen” lâkab?n?n Ecevit’e uyarlanm?ş bir versiyonuydu. Ecevit, partisinin baraj? aşmamas? nedeniyle DSP Genel Başkanl?ğ?’ndan istifa etti. Ancak daha sonra yap?lan davetlere uyarak tekrar Genel Başkanl?ğa döndü. Bu seçimde Süleyman Demirel başkanl?ğ?ndaki DYP baraj? aşarak meclise giriyor ve art?k Özal için ilk kez ciddi bir muhalefet başlam?ş oluyordu. Ecevit, 1991 seçimlerinde, % 10’luk seçim baraj?n? aşma başar?s? göstermişti. Lakin seçim sisteminin azizliğine uğrayarak, sadece 7 milletvekilliği kazanm?şt?. On bir y?l sonra tekrar Meclis’teydi. Sağ partilerin tek baş?na iktidar olduğu dönemlerde, milletin hissiyat?na uygun bir kanun ç?kar?lacağ? zaman, s?k s?k şu meşhur söylemini gündeme getirirdi: “Say?sal çoğunluk, her zaman siyasal çoğunluk olmaya yetmez.”


    — Devam Edecek —


    Dipnotlar:

    9- Nazl? Il?cak. Makaleler 1981, Kervan Yay?nlar?. ?stanbul 1982. Sayfa. 40

    10- Emin Çölaşan. 12 Eylül-Özal Ekonomisinin Perde Arkas?, Milliyet Yay?nlar?.16. Bask?. ?stanbul. Ocak 1985

    Yeni Asya Gazetesi Abdülkadir MENEK

    09.11.2006
    Konu elff tarafından (22.08.07 Saat 03:00 ) değiştirilmiştir.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Bir Gönül İnsanı Portresi
    By turabuakdamululema in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 21.07.11, 23:45
  2. Bediüzzaman Portresi
    By Müellif-e in forum Bediüzzaman'ın Hayatı (Eski, Yeni ve Üçüncü Said Dönemleri)
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 29.06.08, 18:44
  3. Bir Dava Adamının Portresi
    By sinang in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 04.04.07, 18:15
  4. Ecevit Öldü!..
    By Meyvenin Zeyli in forum Gündem
    Cevaplar: 66
    Son Mesaj: 10.11.06, 23:31
  5. Bediüzzaman Portresi
    By elff in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 01.10.06, 00:02

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0