+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 4 ve 4

Konu: Nurcular Şiddetle İlişkilendirilemez

  1. #1
    Müdakkik Üye terennüm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    910

    Standart Nurcular Şiddetle İlişkilendirilemez

    NURCULAR ŞİDDETLE İLİŞKİLENDİRİLEMEZ


    "Nur hareketini şiddet olaylarıyla ilgili göstermek Ergenekon'un gündeminde, fakat başarılı olamazlar. Türkiye'de statükoya karşı en büyük güç Nur hareketi. Nurcular Batıya, diğer dinlere, demokrasiye açık oldukları ve marjinalize edilemedikleri için Ergenekon'un oyununu bozuyorlar.”
    DİNDARLARI KULLANARAK OPERASYON

    “Ergenekon yapılanması dindarların içine sızabilir. Laiklik ve Kürt meselesi dışında Ermeniler ve Alevilik, dindarların yumuşak karnı. Bu yönlerden provoke edilebilirler. Dindarları kullanarak dindarlara karşı yapılacak operasyonlara çok dikkatli olunmalı. Ergenekon'un ekmeğine yağ sürülmemeli.”


    ERGENEKON NURCULARA NÜFUZ EDEMEZ

    “Bu dönemde Ergenekon dindarlar üzerinde oynayacak. Bunun altını çizmek lâzım. Dindarlardaki milliyetçi potansiyeli bilen Ergenekon, önümüzdeki günlerde Ermeni meselesi üzerinden bunu kullanmak isteyecek. Ama Nurculara nüfuz edemez.”


    Nurcular, Ergenekon’un oyununu bozuyor


    Geçtiğimiz hafta Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümü üzerine yapılan ‘İskele Sancak’ programı sonrası saldırıya uğrayan Rasim Ozan Kütahyalı ile konuştuk. Programda, K. Maraş katliâmı dolayısıyla merhum Yazıcıoğlu’nu suçladığı gerekçesiyle kendisine saldırdığı söyleyen İstanbul Alperen Ocakları İl Başkanı Mustafa Kayatuzu’nun iddialarını Kütahyalı yalanlıyor. İskele Sancak Programında BBP’yi temsilen gelen Kemal Yavuz’la sıcak ve medenî bir ilişki kurduğunu söylen Kütahyalı, Kayatuzu’nun gelişiyle stüdyoda bir gerginlik yaşandığını söylüyor.
    Taraf Gazetesi yazarı Kütahyalı ile ayrıca Ergenekon meselesini de konuştuk. Kütahyalı’nın dindarlar ve Ergenekon üzerine yaptığı yorumlar çok konuşulacağa benziyor....


    Geçtiğimiz hafta İstanbul Alperen Ocakları İl
    Başkanı Mustafa Kayatuzu’nun saldırısına uğradınız. Dışardan baktığınızda olayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Ne olursa olsun yapılan saldırı İslâm ahlâk ve faziletine sığmayan bir saldırı. CNN’de Reha Muhtar’ın “Çok Farklı” programına danışmanlık yapıyorum. Programda geçtiğimiz haftalarda gençlik meclisi düzenledik. Bu mecliste Alperenler’in olmasını isteyen, ısrarcı olan ve dâvet ettiren bendim. Kayatuzu’nun CNN’e çıkmasına vesile olan benim. Program sonrası bana minnet, teşekkür ediyor. Daha sonra yaşanan tatsız olayı da kendisi gerçekleştiriyor. Bu İslâmdaki vefa duygusuna da sığmaz.


    Siz niye CNN’deki programa Kayatuzu’nu dâvet ettirmiştiniz?


    Ben “Alperenler faşist, katildir” diyen bir jargona sahip değilim. O çizginin hepsi Ogün Samast’tır denilemez. Ogün onlara dahil bile değildir olsa olsa BBP’ye yönelik tezgâhtır. Ben demokrat bir insan olarak, herkese el uzatan biriyim. İskele Sancak programında BBP’yi temsilen Kemal Yavuz vardı. Bazı konularda anlaşamasak da Yavuz bana ithafen ‘çok özgürlükçü bir yazarsınız’ dedi. Aramızda gayet samimî bir ilişki vardı. Daha sonra televizyona Kayatuzu’nun geldiği söylendi. Herkes neden geldiği yönünde tereddüt etti. Orada “Mustafa’yı tanıyorum. Programa dâvet ettim. Saldırgan biri değildir” diyen bendim. Ancak daha sonra karşılaştığımızda kendisine ‘merhaba’ der demez bir elimi tutup öbür eliyle yumruk atmaya başladı. Uzatılan ele karşı yumruk atmak ahlâkî bir sorundur. Bunun yanında BBP yetkilileri özür dileyerek görevden aldıklarını söylediler, ancak alınmamış. Bu tür şiddete yönelik hareketler bende gram etki yapmaz. Sabah Türkiye’nin güvenlik bürokrasisinden konuştuğum bir yetkili bu olay için “Ogün Samast ne kadar münferitse, bu olay da o kadar münferit” bilgisini verdi. Bu araştırılması gereken birşey...


    Ne tür bir araştırmadan bahsediyorsunuz?


    Bu arkadaşı birileri yönlendirmiş, provoke etmiş olabilir. Kayatuzu beni yumrukladıktan sonra “Ben indirdim sizin gelmenize gerek yok” demiş. Organize olmuş bir işten mi Ergenekon operasyonundan mı bahsediyoruz? Bunların araştırılması gerekir. Buradan almamız gereken ders, Ergenekon yapılanması dindarları kullanarak içlerine sızabilir. Laiklik ve Kürt meselesi dışında Ermeni ve Alevilik dindarların yumuşak karnı. Bu yönlenden provake edilebilirler.


    Organize olmuş bir işten kastınız ne?


    Yasin Hayal’in, Ogün Samast’ın, Erhan Tuncel’in Alperen Ocaklarını harekete geçirecek provokatif konuşmalar yapmaları boşuna değildi. Bu kişileri konuşturan güç BBP’ye tezgâh planlıyor. Alperen gençlerindeki bazı duyguları şiddete yöneltmek istiyor. Benim başıma gelen olay onları hedeflerine ulaştırdı. Arkadaş bu işi kendi yapmışsa Ergenekon’un ekmeğine yağ sürdü. Emir almışsa da zaten ortalık berbat demektir.
    Merhum Muhsin Yazıcıoğlu, Ergenekonculara direniyordu. Ergenekon, sürekli Alperenleri sokağa dökmeye oynuyordu. Küçük ve dinamik bir yapıyı sokağa dökmek daha kolaydır. Ülkücüler büyük bir kitle olduğundan bunu yapmak zordur. Zaten ülkücüler Ergenekonculara set çektiler. Eğer Bahçeli’nin Ergenekon’a karşı tavrı olmasa idi Ülkücülerden iç savaş aygıtı çıkarılabilirdi. BBP Ergenekon örgütüne sonuna kadar karşıdır, onun için bunu solcular küçümsemesin. Fakat buna rağmen Ergenekoncularla ideolojik temalar aracılığıyla Alperenleri etkileyebilir. Yazıcıoğlu’nun ölümünden sonra partide bir otorite boşluğu doğdu. Kayatuzu’nu parti görevden aldığını söylüyor, ancak bunu başaramıyor. Ortada kaotik bir durum var. Serseri mayın gibi gezebilecek bir örgütlenmenin önü açılabilir. Onun için BBP’nin güçlü bir liderlik mekanizmasına ihtiyacı var. Yazıcıoğlu’nun ölümünden medet umanlar var. Bu konuda dikkatli olmak gerekir.




    Ergenekoncuların dindarların içine ancak
    sızabileceklerini söylediniz. Bunu biraz daha açar mısınız?


    Ergenekon yapılanmasının İslâmî söylemi istismar ederek dindarlar üzerinde oynadığı oyun ‘Kurtlar Vadisi’dir. Darbe ortamı hazırlamak için kullandığı enstrümandır. ‘Kurtlar Vadisi’yle Ergenekon aynı zihniyete sahiptir. Ergenekon’un ekmeğine yağ sürüyor. Organik bağı var mı araştırılsın. MİT’in Kaşif Kozinoğlu’na hazırlattığı ‘Kurtlar Vadisi’ ile ilgili raporunda geçen, o dönem Milliyet’te de yayınlanan “Raci Şaşmaz ile Osman Sınav, dizide yer alan devlet-mafya-güvenlik güçleri arasındaki ilişkilerle ilgili argümanları Jandarma İstihbarat Başkan Yardımcısı Albay H. A. U”dan almaktadır. U, 9 Ekim 2003’te Jandarma Genel Komutanlığının 0312 278... no”lu telefonundan, Sınav”ın 0532 312... no”lu cep telefonunu aramıştır” satırları ortada. Kurtlar Vadisi dindarları ulusalcı yapıya eklemlemek için oluşturulmuş dizi projesidir. Zihni analiz budur. İllegal hareketleri meşrû gören, Yahudi, Amerikan ve Hıristiyan düşmanlığını arttıran bir projedir. Kitaplarının Jitem tarafından yazdırıldığını itiraf eden Ergün Poyraz; Erdoğan, Gül ve Arınç’ın aslen Yahudi olduğunu söyleyerek dindar kesimi soğutma projesi yürüttü, ancak kitapları dindarlardan çok laik kesim okudu ve psikolojileri daha çok bozuldu. Ama Kurtlar Vadisi tuttu. Kadirî Tarikatı kökenli olmaları nedeniyle ‘bizim çocuklar’ denildi. Şimdi herkes uyanmış durumda. Kurtlar Vadisi Irak filmine gittiği için pişmanlık duyan milletvekilleri ve bakanlar var. Dizinin konsept danışmanının Soner Yalçın olduğunu da unutmamak gerekir...


    Kurtlar Vadisi, Kürt sorununu konu alan “Terör” adında yeni bir diziye başlamıştı. Daha sonra dizi birinci bölümden itibaren yayından kaldırıldı...


    Feci birşeydi. Dizinin ilk bölümünde emniyet ve MİT düşmanlığı yapıldığı için bu kurumlar tarafından durduruldu.


    Sizce Ergenekon’un dindarlarla ilişkisi sadece
    Kurtlar Vadisi üzerinden mi yürüyor?


    Öncelikle söylemek istediğim Ergenekonla, kontr-Ergenekon taktikleriyle uğraşılamaz Ergenekon’la hukukla, meşrû yöntemlerle mücadele edilmesi gerekir. Sorunuza gelirsek Ergenekon dindarlardaki milliyetçi potansiyeli biliyor ve önümüzdeki günlerde Ermeni meselesi üzerinden bunu kullanmak isteyecektir. İdeolojik olarak dindarlar içinde en kolay nüfus edecekleri grup Alperenler. Nurculara nüfuz edemezler. Bu dönemde Ergenekon dindarlar üzerinde oynayacak. Bunun altını çizmek lâzım.


    Karadeniz’deki bir cemaati yönlendirdiği yolunda iddialar var. Siz buna katılıyor musunuz?


    O cemaat vasıtasıyla yapılmak istenen provokasyonları dindarlar fark etti ve itibar etmedi. Ben dindarlar üzerindeki Ergenekon oyunlarını bozmak için en çok konuşan adamım.



    Devlet içindeki bazı güçlerin güneydoğuda bir tezgâh kurarak, Bediüzzaman posterlerini evlerine asan bir grup çıkarıp, daha sonra ellerine silâh verilerek terörist ilân edilebileceği ve bunun Nurcuların üstüne yıkılabileceği yolunda iddilar ortaya atıldı. Görüşünüz nedir?


    Nur hareketini şiddet olaylarıyla ilgili gösterme, Ergenekon’un gündeminde, fakat başarılı olamazlar. Türkiye’de statükoya karşı en büyük güç Nur hareketi. Batıya, diğer dinlere, demokrasiye açık oldukları, marjinalize edilemedikleri için Ergenekon’un oyununu bozuyorlar. Amerika, Yahudi, Hıristiyan, Ermeni düşmanı değiller. Alperenler için de aynı duyarlılık sağlanmalıdır. Dindarları kullanarak dindarlara karşı yapılacak operasyon konusunda çok dikkatli olmak gerekir. Senin Ragıp Zarakolu ile yaptığın röportaj çok güzeldi. Türkiye dindarlarının 1915 büyük felâketi karşısında tutacakları taraf Mason, din düşmanı ittihatçı Talat Paşa olamaz.


    Ergekon zihniyeti nasıl bir zihniyet?


    “Ben amaçlarım için her yolu mübah görürüm” diyen herkes Ergenekon zihniyetinin ortakçısıdır. ‘Devrim, vatan, İslâm için adam öldürmek şereftir’ diyen Ergenekon zihniyetindedir. Ergenekoncu olmak için organik bağ olması gerekmez. Bizim uğraşmamız gereken ‘amaçlar, aracı mübah kılar’ zihniyetidir. Ermeni meselesinde olduğu gibi ittihatçılar dindarları da zayıf yakalasalardı mahvederlerdi. Bugün toplu dindar kıyımları olmadıysa sayılarının çokluğundandır. Yüzde on olsalardı işleri bitikti.


    İstiklâl Mahkemelerinde sayısı henüz
    kesinleşmemiş binlerce insan katledilmiş....


    İskilipli Atıf Hoca gibi dindarların önderleri katlediliyor. Ben dindarların eskisi gibi derin yapılanmaların oyununa gelmemelerine seviniyorum. Eskiden bir cami yakılsa ve iki kişi çıkıp “Aleviler yaktı” diye bağırsa iç savaş çıkardı. Maraş Katliâmı konusunda Alevi toplumunun Ülkücü hareketin konuya dahli olduğu yönünde algısını da kırmak gerekir.


    Maraş Katliâmının yeniden tartışılması gerektiğini mi söylüyorsunuz?


    Maraş Katliâmı noktasında bir derin yapılanmanın provokasyonu vardır. Bunu ister CIA yapsın, ister başka istihbarat ancak Alevi halkının algısı başkadır. Demek ki, Alevi konusu aramızdaki uçurumlardan biri. Sünnilerin Maraş Katliâmını açıkça kınaması gerekiyor. Bunun yanında laik devletin teolojiyle işi olmaz. “Alevilik İslâm içi mi?” tartışmalarını laik bir devlet yapamaz. Erbakan’ın deyimiyle 2 milyon insan kendini “patates dininde” görse devlet bu insanların inançlarını tanımak, imkân tesis etmek zorundadır. Aynı zamanda ben zorunlu din derslerinin hiçbir dindara yaradığını görmedim. Zorunlu din derslerinin kaldırılması, Tunceli ve Nevşehir Üniversitelerine Pir Sultan Abdal ve Hacı Bektaş isimlerinin verilmesi, Madımak’ın müze yapılması, Tekke ve Zaviyeler Kanunun kaldırılması ve cemaatlere-tarikatlara yasal zemin açılması reformlarının birlikte yapılması lâzım. Alevilik meselesini halledersek Ergenekoncuların elinden bütün kozlar gider. Madımak’ın müze yapılmasında BBP öncülük etsin, o zaman bana yapılan her şeyi unuturum.



    Alperenler içerisinde provoke olma ihtimali var diyorsunuz. Peki size yapılan saldırıyı gündemde tutarak bu provokasyonu hedefine ulaştırmış olmuyor musunuz?


    Eğer öyle olsa “Bunlar hep böyleydi. Faşist katiller” demez miyim? Şu an Türkiye’de solcular “Sen bak bunları savunuyordun. Gerçekleri gördün mü?” demektedir. Gelsin BBP, Alevilik konusunda önemli adımlar atsın.

    Ergenekonda son perdeyi nasıl
    değerlendiriyorsunuz? Ergenekon soruşturması demokratik bir ülkeye yakışır şekilde devam edebilir mi?


    Birinci Ordu Komutanının İstanbul Emniyet Müdürlüğünü ziyaret etmesini rezillik olarak görüyorum. Bu anayasal had bilmezliktir.


    Rutin görüşmeler şeklinde açıklanıyor...


    Birinci Ordunun, Emniyetle rutin olarak görüşeceği bir konu olduğunu düşünmüyorum. Ergenekon soruşturmasında yapılan yanlışlardan birisi ve önemlisi “Saygın insanlarla katiller bir araya nasıl gelir?” söylemidir. 12 Eylül darbecileri de böyle kurtarıldı. Sağcı ve solcu militanlar ortamı ateşliyordu. Öbür taraftan Orhan Aldıkaçtı anayasa hazırlıyordu. İhsan Doğramacı ise YÖK’ün kışla tipi örgütlenmesini kuruyordu. Bir taraftan Çatlı farklı bir iş görüyordu, öbür taraftan sosyalistler... Devlet 12 Eylül darbe ortamını hazırlamak için hepsini kullandı. Belki birbirlerinden haberleri yoktu, ancak aynı harekâtın parçalarıydı. Ergenekon örgütünde de birbirinden habersiz insanlar olabilir. 28 Şubat’ı bir örgüt mantığıyla düşünürsek, bir tarafında Fadime Şahin, öbür tarafında Çevik Bir vardı. Bir tarafta Fadime Şahin, öbür tarafta medya ayağını oluşturan Fatih Çekirge vardı. Ancak burada meselemiz kişiler değil.

    Gözaltına alınan veya tutuklanan kişilerin
    ardından “Bu kişileri ben tanıyorum yakın arkadaşım. Ergenekon terör örgütünden olamaz” türü ifadeleri nasıl değerlendirmek gerekiyor?


    Terör örgütü üyesi olmak illa silâhlı adam olmayı gerektirmez. Aldıkaçtı, darbecilerle işbirliği yapmış mı? Darbenin entelektüel ayağını oluşturmuş mu? Silâhlı olmayanlar aynı cezayı almaz tabiî...


    Ergenekon dâvâsı nereye kadar gider?


    Nefesi yettiği yere kadar gidecektir. Bizim irademize bağlı olduğunu düşünüyorum. Gerçekçi olmak gerekirse Türkiye’de devlet içine sızmış çetelerden bahsetmek doğru değil, çeteleşmiş devlet sisteminden bahsetmek doğru. Çeteleşmiş bir devlette soruşturma büyük olacaktır. Bu vesileyle anayasa değişikliği yapılıp çeteleşmiş devletten kurtulmak ve Ergenekonun zeminini kurutmak gerekir. Özgürlüklerin önü açılmalıdır


    Yeni Asya - 20 Nisan 2009

  2. #2
    Pürheves ceyhun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Mesajlar
    257

    Standart Öngüt’le Nurcular vurulabilir mi?

    Öngüt’le Nurcular vurulabilir mi?

    Hüseyin Yılmaz

    yilmaz@hyilmaz.net

    Pazartesi, 22 Haziran 2009 14:11



    "İskender Evranosoğlu, Ömer Öngüt gibi hazırda beklettiğimiz elemanlara medyatik eylemler ve söylemler yaptırılacak ve bu kişiler 'Fethullah Gülen'ciler başta olmak üzere diğer irticai gruplarla özdeşleştirilerek, kamuoyunun tüm bu gruplar arasında benzerlik kurması sağlanacaktır"

    Bu ifadeler, “İrtica İle Mücadele Eylem Planı” denilen ve Genelkurmay menşeli olduğu iddia edilen dehşet belgesinde yer alıyor.

    İfâdenin tahlili karşımıza iki büyük hakikatı çıkarıyor:

    Birincisi, plancılara göre de, Evranosoğlu ve Öngüt, kötü insanlar. Kötü oldukları için de, “diğer irticai (Müslümanların tamamı) gruplarla özdeşleştirilerek, kamuoyunun tüm bu gruplar arasında benzerlik kurması sağlanacaktır.” Maksat kötüyü teşmil etmek, herkesi kötü göstermek.

    İkincisi, bu insanlar, kendiliğinden kötü insanlar değiller... Birileri, kullanılmak üzere, onları kötü insanlar olmaya ikna etmiş ve yetiştirmiştir. “Hazırda beklettiğimiz elemanlar” ifãdesi bekletilenlerin muhtar olmayıp, bağlı olduğunu gösterir. Yãni Evranosoğlu ve Öngüt, darbe plânlayıcılarının emrine amade hazır kıta... Tehlikeli ve çirkin bir hazır kıta.

    Bu yazıda Evranosoğlu'ndan çok, Öngüt'ün çehresine bir nebze ışık düşürmek isterim. Zirâ Evranosoğlu, Allah'tan vahiy aldığını ve peygamber olduğunu ilan gibi zırvalıklarla mahiyetini erken teşhir ettiği için, daha zayıf tehlike durumuna düştü. Öngüt, yegâne gerçek müslüman ve son evliya olmak gibi hezeyanlarla muhakeme-i akliyede noksan radikallere pırıltılı gelebilir.

    Peki Kim bu Öngüt?

    Kitaplarını neşreden Hakikat Yayıncılık'a ait Web sitesinde verilen cevap garip bilgi ve ip uçları ile dolu:

    Hazret, 1927'de Yugoslavya'da arzımıza teşrif etmiş. Ailesi Türkiye'ye nakl-i mekân edip Düzce'ye yerleştiğinde “hatem-ül evliya” henüz 9 yaşlarındadır: 1936... Türklerden “hatem-ül evliya” olamayacağı için Ömer efendi, Efendimiz (s.a.v)'in neslinden olduğu söylenen Medine'li Şeyh Ahmed'in ahfadıdır. Seyiddir yãni!..

    Türkiye Cumhnuriyeti devleti saplandığı ucube resmî görüşü sebebiyle dindarlardan dehşete kapıldığı ve birinci sıra hasım da, hayat ve mücadelesi ile Bediüzzaman Said-i Nursi Hazretleri ve şâkirdlerini gördüğünden Öngüt için model de oradan devşirilir. Meselâ Bediüzzaman Hazretlerinin gösterdiği ve dünyada şahika olduğu umumi kabul görmüş ilmî irtifaına rağmen sistematik bir tahsilinin olmayışının Öngüt için de sebeb-i pırıltı olacağı vehmedilmiş. Aşağıdaki satırlar bu maskaralığın neticesi olsa gerek:

    “Okur-yazar olmaktan başka herhangi bir zahirî tahsilleri bulunmamaktadır. Mânen yetişmeleri hususunda şöyle buyurmaktadırlar:

    “'Tarikat-ı aliyye'ye alındığımızda Şeyh Muhammed Es'ad Efendi -kuddise sırruh- Hazretlerimize karşı sonsuz bir muhabbet uyandı. Alındığımızın haftasında tecelli ettiler ve bir daha da bırakmadılar. Geceleri hep onlar meşgul olurlardı. Gündüzleri ise zaten Efendi Hazretlerinin huzur-u saadetlerinde idik. Bu suretle her iki pîrin himmet ve tasarruflarında bulunduk. Bugün dahi her ikisinin himmetleriyle yürüyoruz. Ve gelenleri de onlara havale ediyoruz.'”

    Bu kadar da değil... Hazret, Bediüzzaman'ın yerine ikame edilecek veya onunla plâncıların tabiriyle “özdeşleştirilecek” ya, behemahal Üstãd gibi büyük eserlere imza atması ve “müellif” olması gerekir. Yazar mı, yazdırılır mı; bilmiyorum ama, bir de bakıyorsunuz ki Öngüt, şaheser bir hayasızlık örneği ile “Sözler ve Notlar” adıyla tam on kitap neşretmiş. Bediüzzaman Hazretler'inin serapa cerhedrilmez iman hakikatleriyle yüklü “Sözler” adlı eserini tedai ettirmek kastı taşıyan Öngüt'ün kitabının, kapak renginden cild tarzına, süslemelerinden karekter tercihine kadar ilk bakışta vitrinlerde “Sözler” gibi görünmesi temin edilmiş.

    Risale-i Nur Külliyatı'nın ana direği “Sözler”, bütünüyle iman hakikatlerinin izah ve isbatından müteşekkildir. Öngüt'ün “Notlar”ı ise günlük politik ve siyãsî meseleler, çirkin ve ucuz sataşmalar, Müslümanların harim-i ismetlerine kaba tecavüzlerle taaffün etmiş bir bataklık.

    Rejim marifetiyle küfrün tamim edildiği ceberrut yıllarında samimiyetle yola çıkmış, dindar olmanın çilesini hayatları müddetince çekmiş İslâmî cemaatlerden olup Öngüt'ün hayasızca iftira ve tekfirlerine mazhar olmayan cemaat yok gibi. Elbet de cemaatlerin de mürur-u zamandan aldıkları yaralar var, elbet de hatasız değiller... Ama hareket noktaları ve menşeleri temiz İslamî cemaatlerin üzerine meyhane ağzıyla saldırıp, sonra da “söylediklerimize hiçbirisi cevap vermedi” diye efelenmek veya maksadına vãsıl olamamanın hüsranını kusmak, Öngüt için elem verici olmalı.

    Bu satırların maksadı Öngüt'ün herzelerine cevap vermek değil, menşe ve maksadına ışık tutmaktır.

    Bir önceki makalemde de ifade ettim: Son darbe plânı belgesiyle bir daha kat'iyyet kazandı ki, karanlık mihrakların bir kaç nesil boyunca emek verip hazırda tuttukları kişi ve grubları -Öngüt ve Evranosoğlu gibi- teşhir etmek ve onlardan amme efkârı önünde yaka silkmek cemaatler için hayatî bir mesele haline gelmiştir. 28 Şubat'ın dehşetli neticelerine rağmen denebilir ki, Müslüm Gündüz ve Ali Kalkancı darbeleri ucuz atlatılmıştır. Yeniler çok daha kötü neticeler doğurabilir... Evranosoğlu ve Öngüt'ün yanısıra sırada bekleyen daha tehlikeli ve daha emre amade olanlar var. Bugün değilse yarın mutlaka bunlar kullanılacaktır, en azından buna teşebbüs edilecektir... Bu elim vaziyet vuku bulmadan önce, bunların mãhiyetini teşhir ile onlardan yaka silktiğini ilân etmek, tuzağı bozmak noktasından hayatî olabilir. Onlar saldırmasınlar, küfretmesinler diye susmak, tehlikenin büyügüne davatiye çıkarmaktır. Kılıç darbesinden korunmak için, top güllesine rıza göstermek akıllıca değildir. Üstelik her zaman “Taraf Gazetesi” gibi imdâd ediciler de olmayabilir...

    Doğrusu çok merak ediyorum: Topun hedefinde tutulan bütün bu İslâmî cemaatler Taraf'ı ayakta tutmak için ne yapıyorlar? Akl-ı evvelleri bu gazetenin okuyucusu olmayı camiasına telkin ediyorlar mı? Ediyorlarsa, meselâ neden muhafazakarların toplam tirajları iki milyon civarında iken Taraf kırkbinde tutunmaya çalışıyor. Sizin için çalışan, bir niyet taşımaksızın bile olsa hayatını fedayla size hizmet eden bir cengaverin arkasında durmamak akıllıca mı?

    Taraf o belgeyi yayınlamasaydı, yayınlayabilecek miydiniz? Sanmıyorum... Hiç değilse sahib çıkınız... Korkuyor olabilirsiniz... Taraf, bütünüyle düşüncenizi temsil etmediği için, cãmianıza zarar vermesinden endişe duyuyor olabilirsiniz. Haklısınız da... Bütün sayfalarının temiz olduğunu, bütün satırlarının müeddeb olduğunu söylemeye imkân yok... Hiç değilse reklâmla destekleyiniz... O da olmuyorsa para desteği sağlayınız. Taraf ve benzerlerini yaşatınız ki, bu güzel topraklarda bir asırdır estirilen devlet terörü bitsin... İnasanımız da, insan muamelesi gördüğü bir sisteme kavuşsun...

    Öngüt bahsi yine yarım kaldı... Belki başka bir makaleye malzeme olur.


    http://www.timeturk.com/huseyin-yilm...46-yazisi.html
    " Sohbet sünnet-i müekkededir ; en az iki günde bir bu sünnet yerine getirilmeli... "

    Hace Alauddin ATTAR

  3. #3
    Müdakkik Üye ErekNUR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Bulunduğu yer
    Van-Horhor
    Yaş
    39
    Mesajlar
    854

    Standart Nur cemaatinde Ergenekon ajanı


    Radikal`in haberine göre AKP`nin cemaatçi vekillerini ve bakanlarını yakından izleyen eski Nurcu jandarma istihbarat ajanı, ikili oynayarak aynı zamanda Ergenekon`un faaliyetleriyle ilgili bilgileri hükümete vermiş. Çift taraflı ajanı Şener Eruygur alnından öpmüş.
    “Tuğgeneral Levent Ersöz Jandarma Genel Komutanlığı’na istihbarat komutanı olarak atandı. Bana haber gönderdi. Kendisini ziyarete gittim. Ankara’da ‘Oğlum ben senin sayende istihbarat komutanı oldum. Aynı çalışmanın daha büyüğünü yapacağız. Sen eşyanı topla hemen buraya gel’ dedi. Ben de Bursa’dan şahsi eşyamı alıp Ankara’ya geldim.”
    Ergenekon davasının gizli tanıklarından Ahmet Faruk’un ifadesine göre Ergenekon’un ‘en kocakulak’ sanığı olarak bilinen Levent Ersöz’ün Jandarma Genel Komutanlığı’nda istihbarat komutanı olmasını sağlayan gelişmelerin başında Nur cemaatine karşı sürdürülen istihbarat faaliyetleri etkili oldu.
    Savcılar tarafından ‘Ahmet Faruk’ adıyla kodlanan Ergenekon davasının gizli tanığı, cemaatlerden edindiği bilgiler sayesinde Levent Ersöz’ün terfi etmesini sağlarken, diğer yandan da dönemin İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu’ya AKP’ye karşı yürüttükleri izleme ve dinleme faaliyetleri hakkında bilgiler vererek ikili oynadı.
    Savcı tanığı deşifre ediyor
    Ahmet Faruk’un Ergenekon 2. iddianamesinin 145 nolu ek klasöründeki ifadesi, 2002’de Bursa’da başlayan ardından Ankara’da devam eden Nur cemaatine karşı ajanlık çalışmaları konusunda ayrıntılı bilgilerle dolu. Ergenekon savcıları pek de farkında olmadan Ahmet Faruk’un gerçek ismini de deşifre etmişler. Aynı kişinin ifadesi, bu kez gerçek kimliği ve şüpheli sıfatıyla bir kez daha alınmış. Ahmet Faruk’un anlatımlarıyla bire bir örtüşen bu ifadenin altındaki imza ise Yüksel Dilsiz’in.
    Çocuk yaşta cemaatte
    Faruk ve Dilsiz’in ifadelerinde anlattıkları arasında cümle değişiklikleri dışında önemli bir fark yok. Örneğin her ikisi de çocuk yaşlarda içine girdikleri Nur cemaatine karşı 2002 yılında Bursa’da Levent Ersöz’ün isteği üzerine istihbarat çalışması yapmış. Her ikisi de Levent Ersöz 2003’te Jandarma İstihbarat Dairesi’nin başına getirildikten sonra Nur cemaatine karşı istihbarat faaliyetlerinde bulunmak üzere Ankara’ya gitmiş. Her ikisi de bu faaliyetleri sırasında Mustafa Kılıç adına düzenlenen kimlik kullanmış ve çevrelerinde üsteğmen rütbesiyle tanınmışlar. İkisi de daha sonra sözde yüzbaşı rütbesine terfi etmişler.
    İşte, gizli tanık Ahmet Faruk ya da açık kimliği ile Yüksel Dilsiz’in Ergenekon savcılarından Ferruh Gün’e verdiği ifadelerden Nur vemaatine karşı yürütülen istihbarat faaliyetleri:
    2002 yılında Bursa’da Ergenekon Örgütü yöneticisi olan Tuğgeneral Levent Ersö,z Bursa Jandarma Bölge Komutanı iken onun vasıtasıyla örgütle tanıştım ve faaliyetlere başladım.
    ‘Nurcu evleri belirledim’
    Levent Ersöz beni Bursa’da bulunan Nurcu cemaatlerle ilgili bilgi toplama faaliyeti ile görevlendirdi. Bu amaçla yaklaşık sekiz ay kadar bir çalışma yaptım. Bu çalışma neticesinde Nurcu cemaatlere ait olduğunu tespit ettiğim tüm ev, işyeri, okul, dershane gibi yerleri belirledim. Bunların fotoğraflarını çektim. Ayrıca bu gibi yerlerde kalan ve sık sık gelip giden şahısların görüntülerini kaydettim. (...) Balıkesir-Çanakkale ve Bilecik illerini de kapsayacak şekilde detaylı çalışma yapmam emredildi. Aynı çalışmayı belirtilen illerde ben yaptım. Daha önce Nurcuların Mustafa Sungur adlı kolunda uzun zaman kaldığım için her türlü Nurcu cemaate girmem ve onlarla yakınlık kurmam kolay oluyordu.
    ‘Eruygur alnımdan öptü’
    (...) Orgeneral Şener Eruygur Bursa’ya geldiğinde, Levent Ersöz dosyayı kendisine takdim etti. Şener Eruygur dosyadaki çalışmayı incelediğinde, ‘Bu Jandarma tarihinde yapılan ilk ve en büyük çalışmadır. Sizi tebrik ederim’ dedi. Beni alnımdan öptü. Dosyayı kendisi bizzat alıp götürdü.
    Levent Ersöz paşanın 2003 yılında Ankara Jandarma İstihbarat Daire Başkanı olarak atanmasından sonra ben de Ankara’ya gittim. (...) Askeri istihbarat bana Nur cemaati içerisinde olduğu söylenilen o dönemin milletvekillerini takip etmemi söyledi. Bu amaçla zaman zaman kamera ile birlikte bu milletvekillerinin bulunduğu ortamda çekim yaptım, evlerini izledim ve elde ettiğimiz bilgileri rapor halinde Dursun Yüzbaşı vasıtasıyla Salih Albay’a veriyordum.
    Ortalığı karıştıracak fikir
    Ersöz ile çalışırken benim İslam dini konusunda ve cemaatlerin anlayış ve kültürleri hususunda derin bilgiye sahip olduğumu biliyordu. Saidi Nursi’nin İsa Peygamber olduğunu ispatlayan bir makalemi göstermiştim. (...) Bu makaleyi Levent Paşa çok beğendi. Onun isteği bu tarz makaleler ile ortalığı karıştıracak tarzda fikirler ileri sürmek, toplumun özellikle Nurcu cemaatlere yönelik ilgisini ve alakasını kesmek, dini hususlarda toplumu zayıflatmaktı.
    12 personelden ibarettik. Tuğgeneral Levent Ersöz’ün emri ile gizli ve gayri resmi faaliyetleri yürütüyorduk. Ben özellikle Ankara’da ve daha sonra tüm Türkiye çapında her türlü cemaate ve dini gruplara giriyor, burada bulunan şahısların görüntülerini kaydediyordum. Ayrıca bu şahısların üst düzey polis müdürlerinin, bunlara destek veren çok zengin işadamlarının görüntülerini kaydediyor, bunların ev, işyeri adreslerini, telefon numaralarını, bildiğim başka özel durumlarını bu şekilde toplayıp dosya yapıyorduk.
    AKP’li vekille randevu
    Levent Ersöz’ün bizden istediği özellikle hükümette bulunan Ak Parti’nin milletvekillerinin ve bakanlarının cemaatler ve dini gruplarla ilişkilerini belgelemek ve bunların görüntelerini almak şeklinde idi. Bu amaçla Ziyaattin Akbulut ve Ali Yüksel Kavuşlu isimli milletvekilleriyle temas kurdum. Kendileri ile görüşmek için randevu aldım. T. Ziyaeddin Akbulut’u (Eski Konya Valisi) Mustafa Sungur cemaatinde iken Konya Ereğli ilçesinde sohbetlere gelip gittiğinde tanımıştım. Kendisiyle görüşme imkânımız kolay oldu. (...) Buraya jandarma görevlileri ile birlikte gittim. Onlar bizim oturacağımız yeri görüntüye almak için gerekli tertibatı aldılar. (...)
    Ersöz sevinçten fırladı
    Ankara Birlik Sitesine yakın Zümrüt apartmanında daha çok AKP milletvekillerinin sıkça gittikleri cemaat tarzı toplantılar yaptıkları bir yerden bahsetti. Bana ‘Sen risaleleri iyi biliyorsun, mübarek bir insansın, sen orada kal, bize hocalık yaparsın’ dedi. Ben de onun isteği üzerine oraya yerleştim. Bu olayı Levent Paşa’ya anlattığımda sevinçten ayağa fırladı. Gözü parladı. Beni defalarca kucaklayıp öptü.
    Temizlikçi, tamirci, tüpçü
    Bu yerin girişine ve daha sonra hemen tüm milletvekillerinin evlerinin girişlerine kameralar ve görüntü alma araçları yerleştirdik. Tüm AKP milletvekillerinin ve bakanlarının ev telefonlarını, bazılarının cep telefonlarını, korumalarının telefonları, eşlerinin telefonları dinleniyordu. Evlere temizlikçi, tamirci, tüpçü çağrıldığında bunların yerine istihbarat elemanları gönderiliyordu. Evde yaşayanlar da gözlenmiş oluyordu.
    Ben bakanlar ile ilgili çalışmalar yaparken İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu ile samimiyet kurmuştum. Bir gün kendisine gidip bulunduğum konumu jandarmada yapılan çalışmaları anlattım. Rüzgâr 1 kod adlı dosyadan bahsettim. Abdülkadir Aksu bana çalışmaya devam etmemi, her konudan kendisini haberdar etmemi söyledi. Ben yaptığımız çalışmaların bir kısmının kopyasını alarak Abdülkadir Aksu’ya verdim.



    Tımeturk



    Risale-i Nur bir derece muvaffak oluyorsa,
    bunun sırrı işte budur. Said yoktur.
    Said’in kudret ve ehliyeti de yoktur.
    Konuşan yalnız hakikattir,
    hakikat-i imaniyedir
    çünkü DAVAM DEVAM iledir
    vanasyanur


  4. #4
    Müdakkik Üye !bR@h!M - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2006
    Bulunduğu yer
    Orta dünya'da ayrıkvadi
    Mesajlar
    748

    Standart

    Nurcular bırakın şiddeti her zaman yatıştırıcı roller oynamış,bir çok olayın faciayla sonuçlanmasını önleyerek bu vatana büyük hizmetlerde bulunmuşlardır.
    Bana sen niçin şuna buna sataştın diyorlar farkında değilim.Karşımda müthiş bir yangın var,alevleri göklere yükseliyor içinde evladım yanıyor,imanım tutuşmuş yanıyor.O yangını söndürmeye,imanımı kurtarmaya koşuyorum.Yolda biri beni kösteklemek istemişte ayağım ona çarpmış,ne ehemmiyeti var?O müthiş yangın karşısında bu küçük hadise bir kıymet ifade eder mi?Dar düşünceler,dar görüşler...

    BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. şiddetle ferman ediyor ve diyor ki: ..
    By fanidünya... in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 18.10.14, 09:32
  2. İnsan Fıtratı, Şiddetle Duâyı İstiyor
    By Bîçare S.V. in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 24.11.09, 17:49
  3. Üstad'ın Şiddetle ve Nefretle Siyasetten ve İdareye Karışmaktan Kaçınmasının Hikmeti
    By Meyvenin Zeyli in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 11
    Son Mesaj: 19.11.08, 12:59
  4. “Kur'an Bizi Şiddetle Siyasetten Menetmiş” Sözünü Nasıl Anlamalıyız?
    By recbisen in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 26.04.08, 14:59
  5. Nazar, Beni Şiddetle Müteessir ve Hasta Eder
    By Abdulbaki in forum Risale-i Nur Talebeliği
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 12.04.07, 12:31

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0