+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 5 ve 5

Konu: Darwinizm Bir Truva Atıdır.

  1. #1
    Ehil Üye Ahsen Nur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2007
    Mesajlar
    3.286

    Standart Darwinizm Bir Truva Atıdır.

    Batı dünyası, Charles Darwin adlı doğa bilimcinin 200. doğum günü olan 2009'u Darwin yılı olarak ilan etti. Bu vesileyle dünyada ve bizde Darwin'in fikirleri genişçe tartışılıyor.
    Darwin, tüm hayvan türlerinin ve bu arada insanoğlunun ortak bir atadan geldiğini iddia etmiştir. Darwin'in gürültü koparan görüşü, canlılardaki evrimin doğal ayıklanma denilen (natural selection) bir süreç ile meydana geldiğidir. Buna göre, doğada canlılar arasında sürekli bir hayatta kalma mücadelesi, rekabet cereyan eder. Mücadelede ancak en güçlü ve en akıllı olanlar hayatta kalır ve kıt kaynaklardan istifade ederek, soylarını devam ettirir; zayıf, kuvvetsiz olanlar ise soylarını sürdüremez ve yok olurlar. Böylece, doğa sadece kendisine uyum sağlayanı barındırır (survival of the fittest). Darwin'in teorileri geniş çevrelerde hem kabul görmüş hem de reddedilmiştir. Mesela, doğanın onun iddia ettiği kadar hassas bir şekilde en güçlü olanı muhafaza ettiği bazılarınca kuşkuyla karşılanmıştır. Arı misalinde olduğu gibi, bazı hayvanların milyonlarca yıl aynı fiziki yapıda olduğu ve davranışlarının değişmeksizin zamanımıza kadar vardığı kanıtlanmıştır. Öte yandan, hayvanlar aleminde mücadelenin yanı sıra işbirliğinin de bulunduğu net bir şekilde gözlenmektedir. Darwin, insanın da bir evrim sonucu bugünkü haline ulaştığını iddia etmişse de antropologların inanılmaz sahtekarlıklarını yansıtan bazı sahte mezar ve fosiller dışında üzerinde durmaya değer hiçbir bulguya rastlanılmamıştır. Darwinizm'in insafsız ve tehlikeli yönlerinden birisi, güçlü olmayı en büyük bir fazilet, güçsüzlüğü ise adeta bir suç olarak görmesi ve kuvvetlinin zayıfa hayat hakkı tanımamasını doğal, hatta gerekli bulmasıdır. Bir iddiaya göre, Darwinizm, Nazi'lerin Yahudi mezalimindeki fikri yapıyı oluşturmuştur.
    Darwin'in teorileri, başta Milton Friedman ve Alcian olmak üzere, takipçileri tarafından 'Ekonomik Darwinizm' deyimi altında iktisat alanına da tatbik edilmiştir. Darwincilere göre, ekonomide de doğada olduğu gibi kıyasıya bir rekabet yaşanır. Sadece güçlü ve azami kâr yapmak için her yola başvuran şirketler, gerekli kaynaklara ulaşarak yaşamlarını idame ettirir ve zamanla kendilerini geliştirirler. Buna mukabil, zayıflar kıt kaynaklardan mahrum kaldığı veya sahip olduğu kaynakları yitirdikleri için piyasadan silinirler. Yani, doğada olduğu gibi piyasalarda da bir doğal ayıklanma (natural selection) süreci işler ve en kârlı, en etkin veya en yenilikçi şirketler ayakta kalır. Sonuçta, devletler, şirketler ve fertler sadece kendi çıkarı için çalışmalıdır. Darwin'in ilkelerini sosyal yaşama yansıtan Herbert Spencer'a göre eğer bir insan fakirse bu onun hatasıdır, böyle insanlara asla yardım edilmemelidir. Zengin ise her halükarda yetenekli ve başarılıdır, zenginliğini gayri ahlaki yollardan elde etmiş olması önemsizdir. Yani, kapitalizm güçsüzün, zayıfın yaşam hakkı olmadığı acımasız bir ortamdır. Fakat, Spencer'a göre, kapitalizm bu haliyle doğaya en uygun, alternatifi bulunmayan bir sistemdir. Devlet, sisteme asla müdahale etmemelidir.
    Darwinizm'in bu iktisadi versiyonu kabul edilir gibi değildir. 1990'lı yılların başından bu yana durgunluk içindeki Japon ekonomisi üzerine yapılan bir araştırmada, etkin bankaların battığı, etkin olmayanların ise yaşamını sürdürdüğü saptanmıştır. Aynı durumun şirketler için de geçerli olduğu bilimsel olarak ortaya konulmuştur. Yani, durgunluk ortamında doğal ayıklanma süreci tersine işlemiştir. Öte yandan, yenilikçiliğin (innovation) hayatta kalmanın en önemli koşulu olduğuna dair görüş de araştırmalarla tekzip edilmektedir. Güvenilir incelemelere göre, piyasada yenilikçi değil, taklitçi şirketler ayakta kalabilmektedir.
    Darwinizm, Tanrı karşıtı olmasına rağmen, kiliseyi sonunda dize getirmiştir, ancak ortayı, makulü öğütleyen İslamiyet karşısında duramamaktadır. İslam'ın dünyadaki önlenemez yükselişine karşı Darwinizm bir Truva atıdır. İçimizde olup da bu hastalıklı teoriyi destekleyenler ise Truva atından çıkan askerlerdir.
    Sami Uslu

    18 Mart 2009, Çarşamba
    Zaman
    Dil kılıncım her an bu şekeri kesmekle meşgul olsun. Muhammed'in(sav) eşsiz güzellikteki endamına salavat olsun.

    Hz. Peygamber'(sav)in gül yüzüne zaman zaman salavat getirmek, ölünceye kadar bana farz-ı ayn olsun.

  2. #2
    Ehil Üye Beste-i Rana - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Bulunduğu yer
    Doğanın Derinlikleri
    Mesajlar
    4.544

    Standart

    Aslın bakarsınız günümzde Charles Darwin gibi çok insanlar var...
    Sadece isimleri farklı ama hepsi birer truva atından çıkan askerlerdir...




    Hest-i Nist-Nümâ



    "Müslümanın müslümana gülümsemesi sadakadır" sırrıyla espri yapıyorum...


    Hepimiz Cennette Kavuşalım...


  3. #3
    Yasaklı Üye Ene-Zerre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Kainat Mescidi...
    Mesajlar
    2.455

    Standart

    Bu mevzuda en büyük iş hakikat mesleginde terakki eden Nur talebelerinin zındıklığa karşı ilmen cihadını ziyadeleştirmesidir.

    Bu mevzuyu konu alan yazılı ve görüntülü neşriyat arttırılmalıdır.

  4. #4
    Ehil Üye zeet06 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    1.023

    Standart

    Darvinin Canlılardaki Birbirine Benzeyişleri Evrim Zannettiği Hakikat Aslında Allah cc. Vahid ve Ehad İsmlerine İşaret Eden Önemli Bir Hikmettir.

    (Ve bu benzeyişler günümüzde bir imtihan olmuştur. Mesela maymundaki insana benzeyiş hiç şüphesiz müteşabih canlı bir ayettir, böylece gerçekten Allah ın sözüne inananlar belli olacak; çok tehlikeli dikkat etmek lazım, homosapiens gibi saçmalıklara kalpten itibar etmemek lazım)

    Hiç şüphesiz canlıların birbirlerine benzemeleri ap açık bir hikmete kuvvetle işaret ediyor.

    Her canlıdan göz vardır, yokmuş gibi görünenlerde de görüşü ve hareketi sağlayacak değişik tarz hisler vardır, diğer organ ve hisler kıyas edilebilir.

    Her canlının gözü vardır ama ekseriyeti aynı hizadadır ama diğer canlılara farklılık gösterir, aynı zamanda kendi cinsleri içinde de birbirine benzemezlik vardır. Böylece üstün bir hikmetle her canlıya evrende teklik, eşi bulunmazlık kuralıyla bir kimlik verilmiştir.

    Yaratıcıya bakan hikmetse daha önemlidir. Burada birlik içinde birlik gözükmektedir.
    Bütün canlıların bu şekilde birbirlerine benzeyişleri hepsinin Vahid tek bir kişi tarafından yaratıldığını göstermektedir.

    Kendi aralarında farklışamaları da Cenab-ı Hakkın kudsi esmalarıyla yaratışta bulunmasıdır, burada da Ehadiyet sırrı görünmektedir.

    Evet Allah cc. zatıyla sıfatlarıyla isimleriyle yaratıkları üzerinde birlik içindeki birliğini gösteriyor, Vahidiyet içinde Ehadiyet i gösteriyor.

    Bakınız Risale-i Nur bu karanlık noktayı yıllar önce böyle açıklamış:
    -------------
    Vahidiyet ise, bütün o mevcudat birinindir ve birine bakar ve birinin icadıdır demektir. Ehadiyet ise herşeyde Hâlık-ı Külli Şey’in ekser esması tecelli ediyor demektir.” (1)

    Vahidiyet ve Ehadiyet ikisi de Allah’ın birliğini ifade eder. Ancak Vahidiyet, Allah’ın umum kâinattaki birlik tecellisini, Ehadiyet ise kâinat içindeki her bir varlıkta görünen birlik tecellisini ifade eder.

    Meselâ küçük ayna parçalarından bin tanesini yan yana koyup büyük bir ayna meydana getirsek, güneşin bu aynalarda iki türlü görüntüsü olur. Biri, parçalardan oluşan aynanın bütününde görünen tek bir görüntü, diğeri ise o bin parçanın her birinde görünen ve güneşi olduğu gibi gösteren birlik görüntüleri. Fakat parçalardan oluşan aynanın çapı ihata edemeyeceğimiz kadar büyütülse, aynanın tümünde görünen görüntüyü biz de ihata edemeyiz ve o görüntü hakkında tam bir bilgiye sahip olamayız. Ancak aynayı oluşturan parçaların her birindeki görüntüyü rahatlıkla görebilir ve güneş hakkında bilgi edinebiliriz.

    Temsilde hata olmasın Allah’ın da kâinatta iki türlü birlik tecellisi vardır. Biri kâinatın bütününde, diğeri ise kâinatı meydana getiren her bir varlıkta görünen birlik tecellisidir. Kendisini tanımakla yükümlü kıldığı kulları O’nu bilmede ve tanımada güçlük çekmesinler diye vahidiyetle beraber ehadiyet tecellisini de bize göstermektedir.

    Kâinat bir bütün olarak Allah’ın birliğini gösterdiği gibi, kâinatı meydana getiren her bir varlık da kâinatın bir misal-i müsağarı (küçük bir özeti) olmak cihetiyle O’nun birliğini bize göstermektedir.

    Vahidiyet, bütün kâinatın birinin olması, bir elden çıkmasıdır. Cenab-ı Hakk’ın Vahidiyet ile tecellisi, umumidir. Ehadiyet ile tecellisi ise, hususidir. Mesela, Cenab-ı Hak, ateşe yakıcılık özelliği vermiştir. Normal şartlarda, ateş yakar. Fakat, eğer Cenab-ı Hak dilerse, bazı kulları için o kanunu iptal ediverir. Mesela, Hz. İbrahim ateşe atılmış, fakat ateş onu yakmamıştır.

    Ehadiyet, Cenab-ı Hakk’ın her bir şeydeki birlik tecellisidir. Mahir bir sanatkârın yaptığı her bir eser, o sanatkârı gösterir. Eğer o sanatkâr herbir eserine kendine has taklid kabul etmez mühürler vurmuşsa, o eserler “Beni ancak falan sanatkâr yapabilir” diye ilan ederler. Yaratılmış her bir eserdeki hususi mühür, o yüce yaratıcının tek olduğunu bildirir.

    Bu noktadan baktığımızda “hehadiyet, herbir şeyde Halık-ı külli şeyin ekser isimlerinin tecelli etmesidir.” Yani, küçük bir canlı bile, her şeyi yaratan Allah’ı ekser isimleriyle bildirir, tanıttırır.

    Canlılar içerisinde insan, Ehadiyetin özel mazharıdır. Çünkü her insan, kâinatın küçük bir misalidir. “Âlem büyük bir insan, insan küçük bir âlemdir.” İnsanlar içerisinde de Hz. Muhammed (asm) Ehadiyetin en has muhatabıdır. Zira hadis-i kudsinin ifadesiyle, bütün kâinat onun hürmetine yaratılmıştır.

    Ferdiyet'e gelince; Otuzuncu Lem'ada şöyle tanımlanmaktadır; "

    Vâhid ve Ehad isimlerini tazammun eden bir İsm-i Âzam veya İsm-i Âzamın altı nurundan bir nuru olan Ferd ismi. Yani hem saltanat cihetiyle, hem de icraat cihetiyle eşi, benzeri ve ortağı, muini yardımcısı yoktur. demektir." (2)

    Sorunun geçtiği yer için bk. Sözler, On Altıncı Söz.

    (1) bk. Mektubat, Yirminci Mektup.

    (2) bk. Lem'alar, Otuzuncu Lem'a.
    Konu zeet06 tarafından (18.03.09 Saat 15:15 ) değiştirilmiştir.

  5. #5
    Vefakar Üye dr_lal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Bulunduğu yer
    ...
    Yaş
    34
    Mesajlar
    390

    Standart

    Tübitağın Darwine özür sayısı hazırladığını duymuştum...nekadar doğru bilemem ama yeniden bu konuyu alevlendirecekler kanaatindeyim...
    Söylenecek çok söz vardı;ama kelimeler kifayetsiz kaldı...

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Darwinizm Hezeyanının Mahiyeti..
    By Ene-Zerre in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 14
    Son Mesaj: 22.08.09, 02:16
  2. Darwinizm'in Bilim Dışı Formülü
    By Scorponork in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 02.01.08, 21:05

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0