Konu Kapatılmıştır
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 10

Konu: Tutuklu Orgeneral Kalmamış

  1. #1
    Ehil Üye Bîçare S.V. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul/Üsküdar
    Mesajlar
    2.407

    Exclamation Tutuklu Orgeneral Kalmamış

    Tutuklu orgeneral kalmamış


    Seçim yaklaştıkça harharlanan ortamda pişmeye aday Tosun tartışması. Mardin’de 33 bomba çıkan ve kazıların devam ettiği ev. Ve. Delil yetersizliğinden tahliye edilen Hurşit Tolon.
    Nöbetçi mahkeme, avukatın tahliye talebini İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na göndererek bu konudaki görüşünü sormuş. Savcılık, Hurşit Tolon’un tutukluluk halinin devamı yönünde görüş bildirmiş. Ancak nöbetçi mahkeme, savcılığın bu talebini yerinde bulmayarak, Tolon’un delil yetersizliğinden tahliyesine karar vermiş...
    Mahkeme tahliye kararına, ‘tutuklama kararına esas alınan 29 sayfalık Ergenekon yapılanmasını içeren kitap fotokopisinin gizliliğinin bulunmamasını’ gerekçe göstermiş... Ama öte yandan da emekli orgenerale yurt dışına çıkış yasağı koymuş...
    Tolon bir süre önce rahatsızlığı nedeniyle GATA Haydarpaşa Hastanesi’ne sevk edilmiş...
    Adli Tıp raporunda Tolon’un hastalığının teşhis edilebilmesi için üç ay hastanede kalması gerektiği söylenmişti...
    Hurşit Tolon’un tahliyesiyle Ergenekon Dava ve soruşturmasında tutuklu orgeneral kalmadı...
    * * *
    Aslında...
    Tolon’un tahliyesinde rol oynayan...
    Bu ‘Ergenekon Kitapçığı’ işi de karışık...
    Biliyorsunuz...
    Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), ‘2003’te Genelkurmay’a Ergenekon kitapçığı yolladığını’ açıklayınca, mahkeme TSK’ya bu belgeyi sordu. Ancak Genelkurmay ‘bizde böyle bir kitapçık yok’ dedi.
    Böylece Ergenekon Davasında MİT ve Genelkurmay Başkanlığı arasında rapor çelişkisi çıktı. MİT, Genelkurmay’ı 2003 yılında Ergenekon oluşumuyla ilgili bilgilendirdiğini belirtirken, Genelkurmay, arşivlerinde böyle bir kaydın olmadığını açıkladı. MİT ise mahkemeye gönderdiği yazısında, ‘raporu Genelkurmay Başkanı’na verdik’ diyor. MİT ayrıca kitapçıkta kamuoyuna malolmuş bazı asker ve sivil şahısların olduğunu da vurgulamıştı.
    * * *
    MİT, 2003’teki kitapçık dışında hazırlanan çalışmanın özeti niteliğindeki bilgi notunun da 26 Mayıs 2006’da gene Genelkurmay Başkanlığı İstihbarat Daire Başkanı’na sunulduğunu açıklamıştı...
    Bu bilgilerin ışığında Ergenekon Davası’na bakan 13. Ağır Ceza Mahkemesi Genelkurmay’a yazı yazarak, MİT tarafından kendisine gönderildiği belirtilen kitapçık ve bilgi notunun mahkemeye göndermesini istedi.
    Ancak Genelkurmay Başkanlığı, 16 Ocak 2009’daki yazısında, kendilerinde 10 Temmuz 2003’te gönderildiği belirtilen raporun bulunmadığını belirterek, mahkemeye, 26 Mayıs 2006’da ellerine ulaşan raporu gönderdi.
    Bu da çok garip değil mi?
    * * *
    Tam bu ara...
    İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, kişisel hak ve özgürlüklerin korunması hususunu göz önünde bulundurarak, ‘Ergenekon Şeması’ olarak bilinen şemada yer alan üzerleri kapatılmış isimlerin açıklanmamasına karar verdi. Mahkeme Heyeti, MİT tarafından düzenlenen çizelgedeki bazı isimlerin gizli kalması gerektiğini hatırlattı.
    Neden mi?
    Birincisi, Ergenekon çizelgesinde yer aldıkları halde bazıları hakkında henüz bir soruşturma açılmamış olmasından...
    İkincisi, bu kişilerin ‘Sosyoekonomik ve siyasi konumlarından’...
    Hale bakar mısınız?
    * * *
    Ne oluyor?
    Bence olup biteni anlamaya ışık tutacak bir açıklama geçen hafta emekli asker hákim Ümit Kardaş’dan geldi...
    Söyledikleri satırbaşlarıyla şöyleydi:
    ‘Devlet rantların merkezden dağıtıldığı bir yer. Büyük çıkarlar, imtiyazlar var. Orgeneraller emekli olduğunda Orgeneral gibi yaşamaya devam ediyor. Orduevlerinde daire, araba, emrine askerler veriliyor. Demokrasilerde bu olmaz. Bunlar küçümsenecek şeyler değil. Siyasi iktidarın imtiyazları başka. Dolayısıyla herkesin açığı var. Birbirlerine karşı bunları güç olarak kullanıyor. Bu gücün sınırını da dış dinamikler belirliyor. Bu uzlaşma ve bu dengelerle rejimi demokrasiye çevirmek mümkün değil.
    Tuncer Kılınç’ın alınmasında Genelkurmay ayaklandı. Başbakan ve Cumhurbaşkanı’yla görüştü ve Tuncer Kılınç salıverildi. Bu soru işareti bırakıyor. Soruşturmanın üzerinde şaibe olduğunu gösteriyor.
    Kıvrıkoğlu’nun Başbuğ ziyareti enteresan bir mesaj. Kıvrıkoğlu zamanı Genelkurmay’ın en sert olduğu dönemdi. Sürekli demeç verirdi. Siyasete müdahalenin zirve noktasıdır. Sınır buraya kadar dediler bu resmi vererek bence. İntihar eden albay Abdülkerim Kırca’da da durum aynı. Kendisine suç istinat edilen bir kişi, JİTEM’in uygulamalarıyla bilinen, görevsizlik kararlarına da baktım birçok adam öldürmede faili meçhul davada sanık olarak birçok kişiyle birlikte gözüküyor. Bu kadar vahim iddialar altındaki bir insanın cenazesinde toplu olarak gövde gösterisi yaptı. Bu zihniyete kurumlar nezdinde sahip çıkılması, devletin çökme noktasında olduğunu gösteriyor. Böyle bir devlet organizasyonu olmaz. Böyle zihniyet olmaz. Buna devlet de denmez. Asker parlamentonun üzerinde olamaz. Türkiye çok kritik bir noktada...’


    Star, 8.2.2009 Mehmet Altan
    "İyyake nâ'büdü ve İyyake nesteîn."

    'Ancak Sana kulluk eder, ancak Senden yardım isteriz' (Fâtiha Sûresi)


    "İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah'a da şükretmez.!" (H.Ş.)

    'Bırak bîçare feryâdı, belâdan; gel tevekkül kıl' (17.Söz.)

    "Şimdi 'OKU' kabirde okuyamazsın" (Z.Gündüzalp)

    'ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR' (YENİASYA)

    Selâm ve duâyla. Bîçare S.V.

  2. #2
    Yasaklı Üye hutbeisamiye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Mesajlar
    19

    Standart

    evet orgeneralleri tutuklamak meseledir. biraz uğraşır bırakırlar. hastaymış, delil yetersizliği...
    ama inançlı insanları ise asla...

  3. #3
    1kul
    Guest 1kul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Karadayı’ya suç duyurusu

    MAZLUMDER ve Özgür Eğitim-Sen, Genelkurmay eski Başkanı İsmail Hakkı Karadayı hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusunda, Karadayı’ya ait olduğu iddia edilen ve yalanlanmayan ses kayıtları ile 28 Şubat döneminde işlenen suçların belgelendiği ifade edilerek, sorumlular hakkında soruşturma başlatılması istendi.
    “BİÇİMSEL FARKLILIKLAR OLSA DA...”

    “Geçmişten Geleceğe Ordu" ve "Cumhuriyet Kültürünün Oluşum Sürecinde Bir İdeolojik Aygıt Olarak Silâhlı Kuvvetler ve Modernizm" kitaplarının yazarı Serdar Şen, 28 Şubat'ın üzerinden 12 yıl geçmiş olmasına rağmen ordunun siyasî etkinliğini asla kaybetmediğini, biçimsel farklılıklar yaşansa da askerin siyasete müdahalesinin hâlâ devam ettiğini söyledi.

    “EKONOMİK KRİZ DAHA DA DERİNLEŞİRSE...”


    Şen şu görüşleri dile getirdi: “En çarpıcı örneklerden birisi, tarz değişikliği gibi görünmekle birlikte özde değişiklik olmadan yapılan e-muhtıradır. Biçimsel değişikliklerin önemli olduğunu düşünmüyorum Fakat özellikle ekonomik krizin daha da derinleşmesi halinde e-muhtıra, basın açıklaması ya da bildiriler yetmeyebilir, dengeler tepe taklak olabilir.”


    ARAŞTIRMACI yazar Serdar Şen, 28 Şubat Post Modern darbenin üzerinden 12 yıl geçmesine rağmen biçimsel farklılıklar yaşansa da askerin siyasete müdahalesi sürdüğünü söyledi. “Geçmişten Geleceğe Ordu” ve “Cumhuriyet Kültürünün Oluşum Sürecinde Bir İdeolojik Aygıt Olarak Silâhlı Kuvvetler ve Modernizm” kitaplarının yazarı Şen, 28 Şubat’ın 12. yılında askerin siyasete müdahalesini değerlendirdi. Türk Silâhlı Kuvvetleri’nin (TSK) kendi içindeki yapısal dönüşümüyle birlikte siyasal alana müdahalesinin 12 Eylül’deki açık darbeden farklı olarak, 28 Şubat’la birlikte değiştiğini belirten Şen, ‘Post Modern’ olarak adlandırılan bir tarza yönelindiğini ve asıl önemli olanın ise bu değişikliğini gerekçelerinin olduğunu vurguladı. 12 Eylül 1980’de ordu sistemin rejim krizini aşarken kendisini ifade etme araçlarını farklılaştırdığını iddia eden Şen, ordunun siyasal etkinliğini asla kaybetmediğini kaydederek, “Daha önceden içe yönelik bir süreçte müdahale yaşanırken bölge stratejilerindeki gelişmesinin etkisiyle ordu dış dünyaya bakışla kendini besler hale geldi” dedi.
    Türk’ün konuşmasına yapılan açıklamanın 28 Şubat’ın nasıl elbise değiştirdiğine Şen şöyle örnek veriyor: “En çarpıcı örneklerinden birisi –tarz değişikliği gibi görünmekle birlikte özde değişiklik olmadan- e-muhtıra’dır. Biçimsel değişikliklerin önemli olduğunu düşünmüyorum. Biçimsel farklıların daha fazla demokratikleşme ya da antidemokratikleşmeye kaydığı algısı doğru değil.”
    Kısa vadede arka plandaki dinamiklerin “açık darbe” olarak gündemde olmayacağını düşünen Şen, “Ancak buna karşılık hukuk alanındaki gelişmelere basın açıklamaları üzerinden müdahaleler ya da son olarak Ahmet Türk’ün Meclis’teki Kürtçe konuşmasına yapılan açıklamalar daha çok kamuoyunda algılamasının kaymış olduğu noktaya doğru yani medyayı merkeze alan açıklamalar ön planda” diye konuştu. Bir süre daha bu durumun bu şekilde seyredeceğini dile getiren Şen, “Fakat özellikle ekonomik krizin daha da derinleşmesiyle hiç beklenmedik takdirde e-muhtıra, basın açıklaması ya da bildiriler yetmeyebilir, dengeler tepe taklak olabilir. Yani biçimsel kaygılarla bakmak yanlış” şeklinde konuştu. İstanbul / bia

    04.03.2009


  4. #4
    Ehil Üye Bîçare S.V. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul/Üsküdar
    Mesajlar
    2.407

    Standart

    “Ancak buna karşılık hukuk alanındaki gelişmelere basın açıklamaları üzerinden müdahaleler ya da son olarak Ahmet Türk’ün Meclis’teki Kürtçe konuşmasına yapılan açıklamalar daha çok kamuoyunda algılamasının kaymış olduğu noktaya doğru yani medyayı merkeze alan açıklamalar ön planda” diye konuştu. Bir süre daha bu durumun bu şekilde seyredeceğini dile getiren Şen, “Fakat özellikle ekonomik krizin daha da derinleşmesiyle hiç beklenmedik takdirde e-muhtıra, basın açıklaması ya da bildiriler yetmeyebilir, dengeler tepe taklak olabilir. Yani biçimsel kaygılarla bakmak yanlış” şeklinde konuştu. İstanbul / bia

    04.03.2009

    __________________
    S A


    Aynanın arka yüzünede bakmak gerek...!

    [Aynanın arkası 'sır'la ! Kaplıdır....]
    "İyyake nâ'büdü ve İyyake nesteîn."

    'Ancak Sana kulluk eder, ancak Senden yardım isteriz' (Fâtiha Sûresi)


    "İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah'a da şükretmez.!" (H.Ş.)

    'Bırak bîçare feryâdı, belâdan; gel tevekkül kıl' (17.Söz.)

    "Şimdi 'OKU' kabirde okuyamazsın" (Z.Gündüzalp)

    'ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR' (YENİASYA)

    Selâm ve duâyla. Bîçare S.V.

  5. #5
    Ehil Üye Bîçare S.V. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul/Üsküdar
    Mesajlar
    2.407

    Standart

    Yargıya asker müdahalesi


    28 Şubat döneminde Diyarbakır DGM’de görülen bir dâvâyı yakından takip eden 7. Kolordu Komutanlığının, müdahale ile dâvânın seyrini etkilemeye çalıştığı ortaya çıktı. İddiaya göre, kolordu komutanı hâkimlere istediği yönde karar aldırmak için çeşitli yönlendirmelerde bulunmuş. Ancak mahkemenin kararı istenen yönde çıkmayınca, DGM başkanı ve üyeleri tenzil-i rütbe ettirilerek normal görevlerle sivil mahkemelere atanmış.
    28 Şubat sürecinde, Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Çevik Bir’in yargıya dönük yaptığı yönlendirme çalışmalarının yankıları sürürken, benzer bir uygulamanın Diyarbakır’da yaşandığı ortaya çıktı. Edinilen bilgiye göre, o dönemde DGM’de görülen bölgenin önde gelen ve isimleri PKK’nın ölüm listesinde geçen işadamları Selahattin ve Mehmet Emin Altındağ kardeşlerin, terör örgütüne lojistik destek sağladığı iddiasıyla yargılandığı dâvâyı yakından takip eden 7. Kolordu Komutanlığının, dâvânın seyrini belirlemeye çalıştığı iddia edildi. Hâkimlere istediği yönde karar aldırmak için çeşitli yönlendirmelerde bulunulmasına rağmen, mahkemenin kararı istenen yönde çıkmadı. Altındağ kardeşler hakkında beraat kararı veren DGM Başkanı Hakim Ali Çağan, Hakim Kıdemli Albay Tarık Senkeri ve Ali Akyan’ın çok kısa bir süre sonra görev yerleri değiştirildi. Hakim Çağan, Aydın Sulh Ceza Mahkemesine gönderildi. Hakim Akyan Ankara’ya tayin edildi. Hakim Kıdemli Albay Senkeri ise istifa etti.

    08.03.2009

    "İyyake nâ'büdü ve İyyake nesteîn."

    'Ancak Sana kulluk eder, ancak Senden yardım isteriz' (Fâtiha Sûresi)


    "İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah'a da şükretmez.!" (H.Ş.)

    'Bırak bîçare feryâdı, belâdan; gel tevekkül kıl' (17.Söz.)

    "Şimdi 'OKU' kabirde okuyamazsın" (Z.Gündüzalp)

    'ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR' (YENİASYA)

    Selâm ve duâyla. Bîçare S.V.

  6. #6
    Ehil Üye Bîçare S.V. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul/Üsküdar
    Mesajlar
    2.407

    Standart

    Tez mi, tezgâh mı, tezvirat mı?


    Bundan birkaç yıl önce bir öğrencim Amerika’daki bir düşünce kuruluşuna girmeyi çok istiyordu. Elinden geleni yaptı, ben de aracı ve yardımcı oldum, sonunda kabul edildi.
    İşe başladıktan çok kısa bir süre sonra bana dehşet içinde bir mektup yazdı ve ne iş yaptığını anlattı. İlk gün kurumun yetkilisi kendisini çağırıp, ‘biz burada gelecek kurgulamaları yaparız’ demiş ve ilave etmiş ‘şimdi sen de git ve şöyle bir senaryo üstünde çalış: dünyaya çok büyük bir gök cismi çarpmış ve onu neredeyse yok etmiştir. Hiçbir kaynağın olmadığı bir dünyanın nasıl kurulacağını çalış bakalım.’
    Hemen itiraf edeyim ki benim öyle komplo teorileriyle, çok muhayyel gelecek tasavvurlarıyla hiç mi hiç ilgim yoktur. O konularda yazılmış kitapları da binbir güçlükle okurum. Belki bir zaaf ama ne yapalım ki öyle. Oysa Amerika’yla iyi kötü tanışık olmak, hele kurumsal düzeyde o ülkeyle bazı temaslar içinde bulunmak bu türden ‘egzersizleri’ gerektiriyor, yeni moda Türkçeyle ‘öngerektiriyor’.

    HAVAALANINDA BİR KİTAP
    Geçenlerde Amerika’dan dönerken bavullarımın kitapla dolu olmasına rağmen son dakikada acaba yeni bir şey bulabilir miyim diye panik bir biçimde havaalanı kitapçılarında eşinirken elime geçen kitabı tam gülümseyerek kenara atacakken kapak yazısında Türkiye sözcüğünün geçtiğini görüp ilgilendim. Kitap geçenlerde buraya gelen ve pek gürültü çıkaran George Friedman ‘ın Gelecek 100 Yıl (The Next 100 Years) isimli yapıtıydı.
    Hemen aldım. Sonra salona geçip karıştırmaya başladım. Tam o sırada karşıma gelen yaşlı Alman asıllı ama 39 yıldır Barselona’da yaşayan çiftle konuşmaya başladım.
    Bir süre sonra Friedman’ın tezini söyleyince adamcağız bir hayli heyecanlandı ama ben o sohbete son verip güzeller güzeli Barselona kenti hakkında çene çalmaya başladım, hâlâ da çok iyi yaptığımı düşünüyorum.

    FRİEDMAN’IN TEZİ: HERZESİ
    Friedman şunu söylüyor. Önümüzdeki dönemde Türkiye yeniden Osmanlı İmparatorluğu olacaktır. Hem kaybettiği, daha önce kontrolü altındaki toprakların denetimini yeniden ele geçirecektir hem de tarih boyunca asla yenemediği Rusya’yı hak ile yeksan ederek o bölgedeki devletlerin efendisi kabul edilecektir. ABD bu dönemde kendisini destekleyecek, kendisiyle işbirliğine gidecek ama yüzyıl sonunda öteki süper güç olarak onunla savaşa tutuşacaktır. Friedman’a göre merkezi Avrupa’nın denetimini ise Polonya sağlayacaktır. AB yıkılacağından bu gücüyle Polonya yüzyıl sonundaki dünya savaşının üçüncü odağı olacaktır. daha başka şeyler de var ama bu kadarı bana yeter.

    AKLIN GARİP OYUNLARI
    Türkiye’ye dönünce peşimden Friedman da geldi ve görüşlerini burada da açıkladı. Hazretin Türkiye’nin süper güç olması için öngördüğü süre 30 yıl. Doğal olarak bu tezler epey bir tartışma yaratınca benim aklımı birkaç soru kurcalamaya başladı.
    Onları ortaya atıp Friedman defterini kapatayım.
    1. Bu teoriler bana biraz Avrasyacıların tezlerini anımsatıyor. AB dışı bir örgütlenme, Asya’ya açılmış, Ortadoğu’yu laik-Müslüman olarak denetleyen bir Türkiye. Bu tez tam da şu Ergenekon sürecinin ortasında neden ısıtılıp Türkiye’ye getirildi?
    2. Friedman’ın başında bulunduğu Stratfor isimli kuruluşun CIA ile ilişkisi çok iyi biliniyor. (Kendisini de eski ve radikal bir muhafazakâr olarak tanımlıyor.) Tam da Amerika’da Obama dönemi başlar ve bu her şeye rağmen daha farklı bir dünya düzeni öngörürken bu tezin ortaya atılması şaşırtıcı değil mi?
    3. Türkiye’de birçok kavram gibi neo-Osmanlılık da her kesimin kendisine göre algıladığı bir tezdir. Emperyal bir geleneğin uzantısı herkesin zihnine farklı bir iz düşürmüştür. Şimdi Erdoğan için ‘son padişah’ pankartı açanlar, onlara karşı çıkanlar bu cephenin kanatlarıdır. Bu tez tam da şu sıralar acaba tesadüfen mi üretildi ve zat alelacele buralara davet edildi?
    Komplo işleriyle uğraşmasam da bu sorular zihnimi tırmalıyor işte.
    Hasan Bülent Kahraman Sabah, 9.3.2009
    "İyyake nâ'büdü ve İyyake nesteîn."

    'Ancak Sana kulluk eder, ancak Senden yardım isteriz' (Fâtiha Sûresi)


    "İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah'a da şükretmez.!" (H.Ş.)

    'Bırak bîçare feryâdı, belâdan; gel tevekkül kıl' (17.Söz.)

    "Şimdi 'OKU' kabirde okuyamazsın" (Z.Gündüzalp)

    'ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR' (YENİASYA)

    Selâm ve duâyla. Bîçare S.V.

  7. #7
    Vefakar Üye Ninja Kedi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Mesajlar
    491

    Standart

    Bismillah...

    Şemdinli olaylarından sonra hazırladığı iddianameye Genelkurmay başkanı Yaşar Büyükanıt'ın adını da ekleyen savcı Ferhat Sarıkaya ihraç edildi.

    Kenan Evren'e dava açan Sacit Kayasu ihraç edildi.

    Yakın zamanda anayasanın 10 ve 42. maddelerindeki ufak bir değişiklik için neredeyse AK Parti kapatılıyordu..

    Çevik Bir ve Karadayı'nın ses kayıtları açık bir şekilde suç olmasına rağmen dava açan bir savcı yok....

    Muhterem yazarın bahsettiği "darbecileri" yargılamak...Bu ülkede iktidar olmak hiçbir zaman iktidarın muktedir olduğu anlamına gelmedi...Merhum Menderes %60'le geldi idam edildi.Merhum Özal geldi öldürüldü.Devlet Osmanlı başbakanda bütün yetki ve gücü elinde bulunduran padişah değildir. Birşeyleri yapmak konuşmak kadar kolay değildir.Emek ister,cesaret ister,cehd gayret ister,zaman ister, zamanın çıldırtıcılığına karşı sabır ister...

    vesselam

  8. #8
    Ehil Üye Bîçare S.V. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul/Üsküdar
    Mesajlar
    2.407

    Standart

    [Hiçbir mâzeret başarı değildir...!]
    "İyyake nâ'büdü ve İyyake nesteîn."

    'Ancak Sana kulluk eder, ancak Senden yardım isteriz' (Fâtiha Sûresi)


    "İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah'a da şükretmez.!" (H.Ş.)

    'Bırak bîçare feryâdı, belâdan; gel tevekkül kıl' (17.Söz.)

    "Şimdi 'OKU' kabirde okuyamazsın" (Z.Gündüzalp)

    'ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR' (YENİASYA)

    Selâm ve duâyla. Bîçare S.V.

  9. #9
    Vefakar Üye Ninja Kedi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Mesajlar
    491

    Standart

    Bismillah...

    Başarı da tesadüf değildir. Plan,aksiyon ve sabırdır.

    vesselam

  10. #10
    Ehil Üye Bîçare S.V. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul/Üsküdar
    Mesajlar
    2.407

    Standart

    Mehmet KARA
    Başarısız olan gider mi?



    Mahallî seçimler siyasetin tansiyonunu iyice yükseltti. Türkiye artık seçime kilitlendi. Liderlerin birbirlerine karşı sert üslûbu ile süren seçim kampanyası sebebiyle ne yeni anayasa, ne demokratik açılımlar, ne Avrupa Birliği, ne de binlerce mağdur oluşturan ve oluşturmaya devam eden başörtüsü yasağı gündeme getiriliyor. Zaten, bir bakıma Meclis “mahallî seçim için tatil arası” verdi. Öyle gözüküyor ki, bu meseleleri 29 Mart’tan önce konuşmak mümkün olmayacak.
    * * *
    Açılımlarla başlayan seçim kampanyaları yolsuzluk dosyaları ile devam etti. Üslûbu düşük konuşmaların yerini şimdi de muhalefet mahallî seçimi genel seçim havasına çekmeye çalışması ile devam ediyor.
    CHP lideri Baykal’ın gerçekten de millete kötü örnek olan konuşmalar yapmasının ardından bu üslûbunu yavaş yavaş bırakıp, yeni taktikler denemeye başladı. “AKP yüzde 52’nin altına düşerse başarısız olur… AKP yüzde 47 oy aldı, 5 puan daha fazla alması normaldir” şeklindeki sözlerinin yanı sıra MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Bu seçim sadece belediye başkanlığı, il genel meclisleri, belediye meclis üyelerinin belirlenmesi değil, ülkemizin geleceğinin belirlenmesinde bir kilometre taşı olacak” sözleri eklenince bu tartışma hararetlendi.
    Başbakan Erdoğan’ın muhalefetin bu sözlerine meydan okurcasına işi bir adım daha ileri götürüp, “29 Mart’ta birinci olmayan seçimi bıraksın” sözü tartışmaya farklı bir boyut kazandırdı. Bu meydan okumaya Baykal ve Bahçeli şimdilik kaçamak cevap vermekten öteye gidemediler.
    Son genel seçimde aldığı yüzde 47’ye yakın oy hedefini bu seçimde bu rakamın üzerinde gösteren AKP’nin şimdiden bazı taahhütlere girdiği de görülüyor. Meselâ, partinin Grup Başkanvekili Nihat Ergün, ikinci parti çıkmaları halinde seçime gideceklerini, yüzde 47’nin altında oy almaları durumunda da milletin mesajını değerlendireceklerini söylüyor. “Yüzde 40-43 aralığında milletin kendilerine ‘Siz iktidarı sürdürün, ama bazı politikalarınızı gözden geçirin’ demiş olacak. Yüzde 40’ın altında oy alırsak da oturup düşünürüz” diyor.
    Peki, 22 Temmuz 2007 genel seçiminde AKP’nin yüzde 46.68, CHP’nin yüzde 20.86, MHP’nin yüzde 14.3 oy aldığı hesaba katılırsa muhalefetin iktidara böyle bir oy çıtası koyması ve bunun şimdilerde tartışma konusu yapılması doğru mu? Normal olan birinci parti olmak için yarışmak değil midir? AKP için yüzde 52 çıtasını koyan Baykal’a ‘Yüzde 52’lik çıta koyuyorsanız siz de oylarınızı yüzde 31 oranında arttırın” demezler mi? “Lâf ola beri gele” türünden boş bir tartışma yaşanıyor.
    Bakalım bu meydan okumanın neticesi nereye varacak, seçime kadar 15 gün daha milleti nelerle oyalayacaklar…
    * * *
    Son iki haftaya girerken bu soruların cevaplarını herkes kendi cephesinden elbette verecektir. Ama demokrasilerde asıl cevabı millet sandıkta verir. Bu seçimde oluşturulmaya çalışılan iki kutuplu siyasete milletin cevabı nasıl olacak, merakla bekleyeceğiz. Yok farz edilen, gözlerden ırak tutulmaya çalışılan partilerin yapacağı sürprizlere de hazırlıklı olmak gerekir.
    Ancak her ne olursa olsun, 29 Mart seçimleri iktidar için “güven tazeleme”, muhalefet içinde kendini değerlendirme seçimi olacağı kesin. Muhakkak ki, 30 Mart sabahı oy oranları tartışılacak, şimdilerde seçim meydanlarında atıp-tutanlara milletin cevabı da çok konuşulacak.
    Burada, yıllarca miting izleyen birisi olarak meydanlardaki kalabalıklara aldanmamak gerektiğini de vurgulamak lâzım. Bu kalabalıklar tek başına bir veri olmuyor. Millet yaşadığı şehre seçimden seçime gelen, çoğunlukla televizyonda gördüğü bir parti liderini meraktan görmeye gidebiliyor. Baykal’ın Karadeniz illerinden birinde söylediği şu söz de bunun en güzel ispatı: “Geçen seçimde de bana oy verecektiniz, gittiniz iktidar partisine verdiniz. Hak verip oy vermiyorsunuz…”
    Şurası bir gerçek ki, başarısız olan gitmeyecektir. Hem Baykal, Hem de Bahçeli, geçmişte başarısız olduklarında sadece “bırakır” gibi yapıp kendilerince yeni teviller getirerek, görevlerine devam ettiler. Mehmet Ağar ve Erkan Mumcu’nun son seçimlerin ardından genel başkanlık görevlerinden ayrıldıklarını istisna tutarsak, Türk demokrasisinde “Başarısız oldum, istifa ediyorum” türü örneklere pek rastlanmadı.
    Görülen o ki, mahallî seçimler aynı zamanda genel başkanların gelecekleri içinde bir seçim olacak. 30 Mart sabahı hem kaybedenlerin, hem de kazananların durumu da tartışma konusu olacaktır muhakkak…
    30 Mart sonuçları itibariyle ekonomik krizle boğuşan Türkiye’de yeni bir seçimi de gündeme getirebilir mi? Şimdiden söylemek çok zor, ama getirirse de sürpriz olmaz.
    Başlıkta sorduğumuz sorunun cevabını şimdiden verelim: Gitmezler…
    14.03.2009

    E-Posta: mkara@yeniasya.com.tr


    "İyyake nâ'büdü ve İyyake nesteîn."

    'Ancak Sana kulluk eder, ancak Senden yardım isteriz' (Fâtiha Sûresi)


    "İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah'a da şükretmez.!" (H.Ş.)

    'Bırak bîçare feryâdı, belâdan; gel tevekkül kıl' (17.Söz.)

    "Şimdi 'OKU' kabirde okuyamazsın" (Z.Gündüzalp)

    'ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR' (YENİASYA)

    Selâm ve duâyla. Bîçare S.V.

Konu Kapatılmıştır

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 28.12.09, 01:35
  2. Özbekistan'da Tutuklu Bulunan Nur Talebeleri'nden Haber Var.
    By Ahsen Nur in forum Risale-i Nur Talebeliği
    Cevaplar: 21
    Son Mesaj: 01.05.09, 10:07

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0