+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 17

Konu: Taraf: 11 Köyü Jitem Yaktı

  1. #1
    Müdakkik Üye elips - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    686

    Standart Taraf: 11 Köyü Jitem Yaktı

    1996'daki Güçlükonak katliamını PKK'nın değil, devletin yaptığını söyleyen dönemin bakanı Adnan Ekmen: Ergenekon davası Fırat'ın ötesine geçmeli.

    PKK YAPMADI, SÖYLEYEMEDİK
    PKK ateşkesi sürerken Güçlükonak'ta 11 köylünün kurşunlanıp yakılması konusunda ilk kez Yeni Aktüel'e konuşan Ekmen, ayrıntıları Taraf'a anlattı: PKK'nın değil JİTEM'in işiydi, söyleyemedik.

    SAVCIYA ANLATMAYA HAZIRIM
    Katliamda yakılanların kimliklerinin askerden çıktığını açıklayan Ekmen, "Araştırınca arkasından devlet çıktı. Tanıklar korkunca biz de üzerine gidemedik. Ergenekon Savcısı'na anlatırım" diyor.

    1996'da İnsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanı olan Adnan Ekmen, 11 kişinin öldürüldüğü Güçlükonak katliamı ile ilgili konuştu: Çaresizdik, gereğini yapmadık. Dosya Ergenekon soruşturmasına dahil edilmeli.

    Şırnak'ın Güçlükonak ilçesinde 11 köylünün kurşunlanarak ve yakılarak öldürüldüğü katliam, 13 yıl sonra dönemin İnsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanı Adnan Ekmen'in JİTEM ve Ergenekon'u işaret eden çarpıcı açıklamalarıyla yeniden gündeme geldi.

    Ekmen "Katliamı PKK yapmadı, bunu o bölgedeki korucubaşı da bize söyledi. Ama o dönem çaresizdik üstüne gidemedik" dediği katliam dosyasının Ergenekon soruşturmasına dahil edilmesini isteyip, çağrılırsa kendi bildiklerini de anlatacağını belirtti.

    Güçlükonak gerçeğini yerinde tanıklarla görüşüp raporlaştıran ve bu nedenle suç duyuruları yaptıkları halde kendileri yargılannan gazeteci-yazar Celal Başlangıç ve sanatçı Şanar Yurdatapan ise Ekmen'in açıklamalarından sonra soruşturmanın yeniden açılmasının şart olduğunda birleşirken, katliamın PKK'nın o dönem ikinci tek taraflı ateşkesinin sürdüğü daha önemlisi Avrupa Parlamentosu'nun da bu konuyu görüşmeye hazırlandığı dönemde gerçekleştirilmesine dikkat çekti.

    Güçlükonak'ta ne oldu?
    Güçlükonak'a bağlı Koçyurdu köyünden dördü korucu 11 kişi bulundukları minibüste önce ağır silahlarla taranarak öldürülmüş, ardından da minibüs ateşe verilerek yakılmıştı. Yetkililer hiçbir araştırma yapmadan olayı PKK'nın yaptığını açıkladı.

    PKK üstlenmedi
    Genelkurmay belki de ilk kez yabancı basın mensuplarını da alarak olay yerine gezi düzenleyip, "PKK yaptı" tezini işledi, ancak PKK saldırıyı üstlenmedi. Üstelik o tarihte PKK'nın tek taraflı ilan ettiği ateşkes sürüyordu.

    Evlerinden alındılar
    Ancak olayın ardından İHD'nin de aralarında bulunduğu Barış İçin Aydınlar Grubu bölgede köylülerle de görüşerek bir rapor hazırladı. Öldürülen 11 kişiden bir kısmının üç gün önce evlerinden gözaltına alındığı ve o tarihe kadar taburda tutuldukları, bir kısmının da olay günü yine evlerinden askerler tarafından göreve çıkarıldığı bu raporda yer aldı.

    Her şey yandı kimlikler sağlam
    11 kişinin PKK tarafından öldürülmediğine en güç kanıtlardan biri de vücutları elbiseleri üzerlerindeki hesap makinası vb. tüm malzemeler yanarak kül olan bu kişilerin tümünün kimliklerinin sapa sağlam ve askerin elinde çıkmasıydı. Heyetin görüştüğü kimi korucular ile köylüler de katliamın PKK değil, güvenlik görevlilerince işlendiği kanaatini dile getirmişti.

  2. #2
    Gayyur medreseli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Bulunduğu yer
    oksijenli yerler
    Mesajlar
    54

    Standart

    kardeşler burda bır gercek var kı herseyı tarafsız dusunursek bıseyler kavrarız
    tarafsız dusunmek
    AıRsELanTnAPts EI
    _____S.N_____

    ben iman kalesinin son bekçisiyim
    iman kalesindeyim
    elimde kılıcım sımsıkı tutuyorum
    göğsümde kur'an zırhım
    kaldırıyorum kılıcımı goğe
    haykırıyorum küffarlara
    BEN SEVDANIN OĞLUYUM
    sevdadır işim sevdadır aşım
    sevdayı solurum her dem
    BEN SEVDANIN OĞLUYUM
    ......

  3. #3
    Müdakkik Üye elips - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    686

    Standart İşte konu ile ilgili Ahmet Altan'ın yazısı

    Ekmen diyor ki, "o katliamı PKK değil devlet yaptı."
    Bununla ilgili bilgilerini ve kuşkularını dile getiriyor.
    On biri de yakılmış olan cesetlere ait hüviyetler, oradaki bir çavuşun cebinden çıkmış.

    "PKK tarafından tümüyle yakılmış cesetlerin hüviyetleri çavuşun cebine ne zaman ve nasıl girmiş?"
    Olayı soruşturmaya gelen savcıyı korkutmuşlar.

    Ekmen, "tümüyle güvenlik güçlerinin denetiminde bulunan bölgede yapılan bu katliamın" sorumlusunun JİTEM olduğunu söylüyor.

    O günlerde PKK "tek taraflı" ateşkes ilan etmiş.
    Bu korkunç olayla birlikte "ateşkese" aldıran olmamış tabii.

    Savaş yeniden kızışmış.
    Eski bakan, "Ergenekon davasını soruşturan savcılar Fırat'ın öbür yanına baksınlar" diyor.

    Kendisinin bu olayla ilgili Ergenekon davasında "tanıklık" etmeye hazır olduğunu söylüyor.
    Güneydoğu'da işlenen cinayetlere bakmadan Ergenekon'un gerçek derinliğine ulaşmak mümkün değil.
    Orada, Ergenekon'un "nüvesi" gibi gözüken JİTEM çok adam öldürmüş.

    JİTEM dediğiniz, devletin Jandarma kuvvetleri içinde kurulmuş bir örgüt.
    Cinayetler, doğrudan devlet görevlileri tarafından işleniyor.
    Gözlerini kırpmadan öldürüyorlar, boğuyorlar, yakıyorlar.
    Bunları ortaya çıkarmadan, devleti temizlemeden bu ülke yoluna nasıl devam edecek?

    Temizlemek de o kadar kolay gözükmüyor.
    Ergenekon davasıyla ilgili olarak tutuklanan "orgenerallere" Genelkurmay'dan "ziyaretçi" gönderiliyor.
    Bakıyorsunuz, orgeneraller tahliye edilmiş.
    Bu insanların "tutuklu bulunması" için bir neden yoksa neden tutukladınız?

    Nedensiz tutuklamak ne demek?
    Böyle bir haksızlık nasıl yapılır?
    Yok, bu insanların tutuklanması için geçerli nedenler varsa neden serbest bıraktınız?
    Tabii, Genelkurmay ziyaretleri bu "serbest bırakılışları" epeyce şaibeli bir hale getiriyor.

    Geçen hafta Sezgin Tanrıkulu Neşe Düzel'e, "JİTEM'le ilgili soruşturmaların yolunun Genelkurmay tarafından kesildiğini" anlatmıştı.
    Bu generallerin bırakılması doğrusu bu yaklaşımı güçlendiriyor.
    Her "ateşkes"te bir katliam yaşanmış neredeyse bu ülkede.

    Bir ateşkeste 33 asker kurşuna dizilmiş.
    Bir ateşkeste on bir köylü yakılmış.
    Bu iki olayın da dışardan görüldüğü, medyanın anlattığı gibi olmadığı artık anlaşılıyor.
    İki katliamda da devletin parmağı var.

    Bu işler soruşturulmadan, devlet katillerden temizlenmeden nasıl yaşayacağız bu ülkede?
    Adnan Ekmen, "ben tanıklık ederim" diyor.
    Ergenekon savcıları çağırsınlar bu eski bakanı.
    Bir dinlesinler.
    Ergenekon'un Güneydoğu'daki cinayetlerinin izine düşsünler.

    Bu ülkeyi ve bu devleti katillerden temizleyelim.
    Biz okuyamasak da çocuklarımız güzel "Pazar gazeteleri" okusunlar.
    Bugünkü "Pazar gazetemiz" içinizi acıttıysa eğer, bunu çocuklarınızın geleceği için yaptığınız bir fedakârlık olarak görün.

    Bunlar yazılmazsa, çocuklarınız o bir bardak çayı hiçbir zaman huzurla içemeyecek çünkü.



    taraf

  4. #4
    Müdakkik Üye elips - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    686

    Standart

    Alıntı medreseli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    kardeşler burda bır gercek var kı herseyı tarafsız dusunursek bıseyler kavrarız
    tarafsız dusunmek
    Bence taraf çok tarafsız.

  5. #5
    Müdakkik Üye KeKe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    the earth
    Yaş
    33
    Mesajlar
    941

    Standart

    Alıntı elips Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bence taraf çok tarafsız.
    bencede tarafsız gazetecilik yapıyorlar. bu haberde doğrudur..

    “Hüda meru şaş dike, kaş neke. Kaş dike, fahş neke. Fahş dike, purş neke. Purş dike, perişan neke. Perişan dike, müşevveş sergerdan neke.”

    Meali: "Allah, adamı şaşırtırsa, süründürmesin. Süründürürse, fahşetmesin. Fahşederse, dilenci vaziyetine getirmesin. Dilenci vaziyetine getirirse perişan etmesin. Perişan ederse, başıboş sergerdan etmesin.”

    Bediüzzaman Said Nursi





  6. #6
    Vefakar Üye karam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Mesajlar
    394

    Standart

    bizim yöneticilerimiz önce döver sonra sever... onca olaydan sonra pardon der gibi bazı şeylerin ortaya çıkmasıda gayet manidar ve yetersiz...

  7. #7
    Vefakar Üye Manâ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    297

    Standart

    Altan kardeşler , yıllardır jitemcilerin bölge halkını sıraya dizdiğini ve sırayla dışkı yedirdiğini söylemişti hatta, jitemcilerden bir tanesi Mehmet Altana " seni süngünün ucuna takar kışla kışla gezdiririm, çeneni tut" diye tehdit ettiğini söylemişti. Altan da gelde gezdir bakalım , korkmuyorum diye cevap vermişti.

  8. #8
    Vefakar Üye güneşsu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    433

    Standart

    Bir devlet birbirlerine hasım olan kurumlarla ayakta duramaz.Türkiye cumhuriyeti halkına güvenen sorumlu bir yönetim üretmeyi bugüne kadar başaramamıştır.Faili meçhullerle,karanlık cinayetleri örtbas etmekle bir özgür ve bağımsız bir ulus olma olanağı yoktur.Ancak bir çeteler diktatörlüğünden bahsedilebilir.Çete anlayışıyla devlet yönetmek artık mümkün değil.İlgili çetebaşlarının dikkatine...

  9. #9
    Vefakar Üye Nil Sultan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    418

    Standart

    Asit kuyularıda açılacakmış, o zaman gerçek ortaya çıkar.

  10. #10
    Yasaklı Üye asringaribi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Mesajlar
    3

    Arrow İşte Emniyet'teki Ergenekon!

    İşte Emniyet'teki Ergenekon!

    Takriben 15 yaşlarında bir genç. Adı H. Doğup büyüdüğü şehir Batman. 2006’dan itibaren de ailesiyle birlikte İstanbul’a yerleşmiş bulunmakta. Babası Hizbullah adına faaliyetlerde bulunduğu gerekçesiyle ömür boyu hapse mahkum edilen küçük H. bugünlerde “bitti” denilen Ergenekon’un Emniyet Müdürlüğü içerisindeki ayağının en canlı, belki de en son tanığı durumunda.



    Nasıl mı? Detaylarını ilgili haberimizde de göreceğiniz gibi Küçük H., ucu 2005 yılının Batman’ına kadar uzanan bir kirli elin pençesinde. Daha doğrusu Batman Emniyet Müdürlüğü bünyesinde görev yapan kirli/şaibeli derin odağın yaptığı şantajlar yüzünden hayatı karartılmak istenen çocuk yaşta bir genç. Kirli odaklar içinse H., geleceğin muhbir adayı. Daha doğrusu adayı idi.


    Ancak Emniyetçi Ergenekon kliğinin pervasız tutumu, Küçük H.’i kaçırıp günlerce “sorgu” amaçlı alıkoymaları, ailesini harekete geçiriyor. Gerisi de çorap söküğü gibi gelmeye başlıyor tabii ki.


    Evet, 17 Şubat’ta ekmek almaya giden H., bir anda sırra kadem basıyor! Kendisinden haber alınamayınca savcılığa başvuran ailesi, 24 saat sonra ortaya çıkan H.’i sorgulayınca 2005 yılından bugüne; Batman’dan İstanbul’a uzanan alçakça uygulamaların detaylarına vakıf olmakla adeta şoke oluyor.


    Meğer 2005’te Küçük H.’i Batman’da iken polis aracıyla taciz eden, korkutan, tanışan boyun kısmı benekli/lekeli şahıs, 2009’un İstanbulu’nda da bırakmamış peşini H.’in. Nam-ı Diğer Benekli/Lekeli adam, ilk başta mahalledeki muhbirleri arkadaşlık kılığında H.’e musallat ediyor. Ardından da kendini Batmanlı olarak tanıtan muhbir arkadaşı, eve davet ediyor H.’i. İşte ne olduysa bundan sonra oluyor. Eve giren H., karşısında Batman’dan tanıdığı Benekli/Lekeli yaratığı görünce şaşırıveriyor; ama Benekli/Lekeli adam, peşini bırakmadığını da göstermiş oluyor.


    Esrarengiz evde H.’yi ve kendisiyle beraber başka birini de çırılçıplak soyduktan sonra düzinelerce fotoğrafları çekiliyor... Artık H. serbesttir, gidebilir! Tabii ki gidebilirse! Ve tek tek sıralanıyor istekler..!
    Eğer cezaevinde kalan babanla ilgili bilgileri getirmez isen..!
    Eğer Cezaevinde babanla kalan falan şahısla ilgili bilgileri getirmez isen..!
    Eğer evinize gelen falan şahısların ağabeylerinle olan konuşmalarını söylemez isen..!
    Eğer istediğimiz şeyleri istediğimiz yerlere gelmez/getirmez isen..! ve bu şekilde uzun uzadıya devam eden…isen’lerden sonra Lekeli/Benekli, son sözünü söylüyor: “Bu resimleri hem babana, hem de ağabeylerine vereceğiz, o zaman da seni öldürürler” diyor ve çıkabilirsin deyip kapının yolunu gösteriyor.



    Bu durumun yaşandığı 2007 yılının başından bugüne kadar çektikleri alçakça resimlerle H.’i avuçlarında tutan Emniyet Ergenekonu, geçen 17 Şubat günü H.’i 24 saatliğine alıkoyması ve ailenin H.’i sıkıştırması üzerine bu pislikler bir bir ortaya çıkıyor. Yaklaşık iki yıldır devam eden şantajlar sonucunda H. onlarca yere götürülüyor, onlarca kişi ile yüzyüze geliyor. Yaptığı tüm konuşmalar bir bir kameralara kaydediliyor.



    Bu anlatımlardan sonra soluğu Bakırköy adliyesinde alan ailesi, durumu anlatıyor, ama dikkate alan olmuyor. Karakol ile adliye arasında aile mekik dokurken başta şantajcı Benekli olmak üzere muhbir çetesi bırakmıyor peşlerini. Adliyenin içerisine kadar girip H.’i ailesinin gözleri önünde el kol hareketleriyle tehdit ediyor. Emniyet’te de garip şeylerle karşılaşılıyor, olay Çocuk Büro Amirliği’ne havale ettirilmek isteniyor, cinsel istismar kılığına sokulmaya çalışılıyor. Gösterilen ev ve karanlık mekânlar Büro Amirliği’nde görevli dört polisle “sözde basılıyor.” Tabii ki mekânlara gidilirken de Benekli ve muhbir çetesi peşlerini bırakmıyor. Ve en son Benekli, evin yanında arkadan H.’e yanaşıp aynen şunları söylüyor: “Şimdiye kadar olanların sadece ‘yüzde elli’sini anlattın, eğer hepsini anlatırsan seni de ağabeylerini de tek tek indiririz” deyip uzaklaşıyor.


    Tabii H.’in yaklaşık üç saat süren anlatımlarından sadece birkaç satır almış olduk.
    Olayın vahameti ortada! Sözü edilen Beneklinin halen Batman Emniyeti’nde mi; yoksa İstanbul Emniyeti’nde mi çalıştığını bilmiyoruz. Daha doğrusu bu tür karanlık işlerle uğraşanlar için zaman ve mekân kısıtlaması olmadığını biliyoruz. Ancak olay başlangıcının Batman olması, bu tür karanlık işlerde hiç de temiz bir sicili bulunmayan Batman Emniyet Müdürlüğü’ndeki kirli icraatları bir kez daha gün yüzüne çıkarmış oluyor.



    Hatırlanacağı üzere 1990’lı yılların karanlık faaliyetlerinde Jitem’in yanısıra öne çıkan diğer bir kurum da Emniyet istihbaratı idi. Emniyet’in Batman ayağında Hizbullah’a ait sorgu kasetlerinden birinde itiraflarda bulunan Murat Kurtboğa, cezaevindeyken polis tarafından cezaevinden alınıp Tatvan’da Ulu Cami İmamı Gıyasettin Barlak’ı şehid etmiş, ardından da tekrar cezaevine teslim edilmişti. İtirafa göre bu olayda başrol oynayan polis, Batman Emniyeti’nde görev yapmaktaydı.



    Yine doksanlı yıllarda Nusaybin merkezli polis destekli olarak öne çıkan Y.D çetesi içerisindeyken sorgulanan bir şahıs, ifadelerinde, pasaport almak için gittiği Batman Emniyeti’nde kendisine meyve suyuna karıştırılmış ilaç içirildiğini, bayıltıldıktan sonra fahişelerle beraber çekilmiş kendi resimleriyle karşılaştığını, bu resimlerin ifşa edilmemesi karşılığında da itirafçı/muhbir olmayı kabul ettiğine dair açıklamaları basına yansımıştı.


    Sözde Ergenekon’un tasfiye edildiği bir dönemde Emniyet’te faal durumda bulunan ve en son örneğiyle karşılaştığımız Emniyet içerisindeki Ergenekoncu yapılanmaya bugüne kadar karışılamamış olması oldukça düşündürücüdür. Nedense bugüne kadar Emniyet’teki Ergenekon yapılanması hep gizlendi, görmezden gelindi. Oysa Emniyet Ergenekonu, detaylarıyla, belgeleriyle en fazla deşifre edilen kirli yapılanmanın etkili koludur. Sözü edilen Murat Kurtboğa olayı da, bunun benzeri binlerce olayın da tanıklarıyla beraber deşifre edildiği Hizbullah’ın sorgu kasetlerinin bugüne kadar “devlet sırrı” kapsamında değerlendirilip açığa çıkarılamamış olması da başlı başına bir Ergenekoncu girişimdir.


    Dün ortaya çıkan ve itirafçıyı cezaevinden çıkarıp cinayet işleten Komiser Hakanlar deşifre olsaydı, bugün Küçük H.ler iğrenç komplolara maruz kalmayabilirlerdi.

    Üstelik Başbakanın D.Bakır’da çetelere salvolar savurduğu bir dönemde bu olayın eş zamanlı olarak ifşa edilmesi, Ergenekon denen kirli yapılanmanın tasfiye girişimi konusundaki şüpheleri daha da artırmıştır.


    Ve Benekli/Lekeli’ye gelince;
    Sahi, şu Benekli/Lekeli istihbaratçı, Kurtboğa’nın işlediği cinayette rol alan Komiser Hakan’ın kendisi olmasın mı?
    Olmasa dahi en yakın arkadaşı olduğundan zerre kadar kuşku duymuyorum da!


    M.İkbal Atak

    www.doğruhabergazetesi.com

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Risale-i Nur Forum Köyü
    By Hümâ Sultan in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 25
    Son Mesaj: 07.06.14, 10:08
  2. Eşek Arılarının Gazabı Tapınağı Yaktı
    By Müellif-e in forum Mizah
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 08.09.08, 22:10
  3. Eli Kim Yaktı?
    By Mübtela_68 in forum Kıssadan Hisseler, İbretli Öyküler
    Cevaplar: 15
    Son Mesaj: 19.06.08, 20:43
  4. Sav Köyü
    By !bR@h!M in forum Şiirler
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 18.09.07, 22:40
  5. Kepirli Köyü Nerede?
    By Ebu Hasan in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 18.11.06, 10:58

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0