+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 15

Konu: Menfîliklere Karşı Çaremiz “Mânevî Cihad”dır

  1. #1
    Ehil Üye Bîçare S.V. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul/Üsküdar
    Mesajlar
    2.407

    Standart Menfîliklere Karşı Çaremiz “Mânevî Cihad”dır

    Nejat EREN
    Menfîliklere karşı çaremiz “mânevî cihad”dır




    “DÜşman” kelimesinin mânâsının oldukça saptığı ve kaydığı böyle bir zamanda “nefisle” mücadele etmek ve uğraşmak elbetteki kolay değil.
    Menfîliklerin sel gibi döküldüğü bir ortamda meşrûiyette kalmak ve istikameti muhafaza etmek kolay bir iş değil. “Dünyevîleşme” cereyanının karşısında durmak her babayiğidin harcı değil.
    Maddiyatta boğulmuş dünya piyasasının “ekonomik krizleri” karşısında ayakta durmak yürek ister.
    Böyle bir ortamda “maneviyâtı ve semâvîliği” öne çıkarmak, elbetteki derin bir vukufiyet ve sağlam inanç ister.
    Fitnenin kol gezdiği ve daima hedefinde masum inanç sahiplerinin olduğu bir vasatta savrulmamak ve sarsılmamak elbette ki kolay değil.
    Bugünün Müslümanlarının, hele de dâvâ sahiplerinin imtihanları çok büyük!
    Bu zaman ve zeminde, “Ah dâvâm!” diyebilmek, “omuzuna ihsan-ı İlâhî tarafından konulmuş” bu hizmetin esas umdelerini tatbik ederek yaşayabilmek esas imtihan ve gerçek cihaddır. Böyle bir dâvâ sahibinin, her türlü şart, zaman ve durumda, her iş ve hizmette, her halükârda dâvâsına, dâvâ arkadaşlarına ve inancına karşı:
    “Ben bu işte yokum!” deme lüksü yok!
    “Benden buraya kadar!” deme hakkı yok!
    “Ben yoruldum, yeter artık!” deme şansı yok!
    “Ben seninle / sizinle yapamıyorum!” deme aykırılığı ve bıkkınlığı olamaz!
    “Ne hâliniz varsa görün!” diyerek pes edip dâvâ arkadaşlarını yalnız bırakamaz!
    “Hizmeti hep ben mi düşüneceğim?” deme sorumsuzluğuna kaçamaz!
    Geniş İslâm coğrafyasındaki Gazzeler, Filistinler, Iraklar, Afganistanlar, Cezayirler, Pakistanlar, Bosnalar acı ve ibret verici ciğer parçalayan örnekler olarak önümüzde duruyor. Türkiye’de asırları içine alan “ifsat komitesinin” imha plânına karşı koyacak en sağlam gerçekler Risâle-i Nur okuyan camiânın elinde var. Ümmet ve insanlık bu hakikatlerin tatbikatını bekliyor. Kalp ve gönüllere yerleşen ve maneviyât âleminde gerçekleşecek bu “cihadı” bırakmak demek olan her türlü menfî hareket, şer hesabına geçer.
    Dâvâ ve inanç sahibi şuurlu bir mü’min, kavganın, silâhın, kanın, kinin, hukuksuzluğun, haksızlığın, gerginliğin, katletmenin, sömürmenin, düşmanlığın, aykırılığın ve ötekileştirmenin yanında olamayacağına göre, yapacağı çok şey var demektir.
    Sorumluluğunu bilen “dâvâ adamları”, bu camianın içinde ve tarihçesinde olan şu örnekler bize ışık tutacaktır:
    Molla Resül’ün cesaret ve mertliği, Molla Hamid’in saffeti, Hulusi’nin sadakati, Hüsrev’in mahareti, Re’fet’in dikkati, Tahiri’nin velâyeti, Zübeyir’in metanet ve istikameti, Sungur’un Risâle-i Nur’a hâkimiyeti, Bayram’ın Üstadının şahsında ve dâvâsında faniyeti ve serdengeçtiliği, bir asra yaklaşan “şahs-ı mânevî” gerçeğinin saffeti, gayreti, metaneti, ihlâs, muhabbet ve uhuvveti ihtiyacı karşılar her halde.
    Çünkü nefis, hep bahanelere sığınmak istiyor. Kaçacak delik arıyor. Kendisini ve muhataplarını kandırmayı gözlüyor. Mesuliyetten kaçmaya çalışıyor. Dünyevîliği ön plâna çıkarmayı plânlıyor. Birliğin, beraberliğin, ittifakın, kardeşliğin, sadakatin, istikametin, saffetin ve ihlâsın imtihanındayız.
    Bu tembel, sorumsuz, aldatıcı, güvenilmez, bahaneci “nefislerimizi!” ve onun sır arkadaşları olan “asabiyet, bencillik, hodgâmlık, enaniyet, öfke, kin, garaz, su-i zan, sorumsuzluk, gıybet… vb.” menfî his ve duygularımızı, terk edemediğimiz alışkanlıklarımızı, ülfetimizi terbiyeye çalışmak için yeniden bir silkinmeye ihtiyacımız var diye düşünüyorum. Bütün Müslümanlar ve inançlı insanlar olarak, kurtuluş reçetemiz bu “manevî cihad”dadır. İnancımızın, kardeşliğimizin ve davamızın gereği olan birlik, beraberlik, sadakat, istikamet ve sebatımızı gösterip kendi işimize bakmak ve sarsılmamak durumundayız. Enaniyetten, ayrılıklardan, mânevî gurbetlerden uzak bir sadakatli yolda birlikte devam etmek dilek ve temennisiyle...

    06.02.2009

    E-Posta: nejateren@saidnursi.de


    "İyyake nâ'büdü ve İyyake nesteîn."

    'Ancak Sana kulluk eder, ancak Senden yardım isteriz' (Fâtiha Sûresi)


    "İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah'a da şükretmez.!" (H.Ş.)

    'Bırak bîçare feryâdı, belâdan; gel tevekkül kıl' (17.Söz.)

    "Şimdi 'OKU' kabirde okuyamazsın" (Z.Gündüzalp)

    'ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR' (YENİASYA)

    Selâm ve duâyla. Bîçare S.V.

  2. #2
    Ehil Üye YıldızMisal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Yaş
    37
    Mesajlar
    2.694

    Standart

    Geri çekilme (neuzibillah) şöyle dursun,merhum Esad Coşan hocaefendi ''küfür ehli 24 saat çalışmakta..O halde bizlerin 24 saate 48 saati sığdırması ve o gayretle çalışması lazım gelir''derdi..

  3. #3
    Ehil Üye Şahide - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    9.198

    Standart

    Bugünün Müslümanlarının, hele de dâvâ sahiplerinin imtihanları çok büyük!
    Bu zaman ve zeminde, “Ah dâvâm!” diyebilmek, “omuzuna ihsan-ı İlâhî tarafından konulmuş” bu hizmetin esas umdelerini tatbik ederek yaşayabilmek esas imtihan ve gerçek cihaddır. Böyle bir dâvâ sahibinin, her türlü şart, zaman ve durumda, her iş ve hizmette, her halükârda dâvâsına, dâvâ arkadaşlarına ve inancına karşı:

    “Ben bu işte yokum!” deme lüksü yok!
    “Benden buraya kadar!” deme hakkı yok!

    “Ben yoruldum, yeter artık!” deme şansı yok!
    “Ben seninle / sizinle yapamıyorum!” deme aykırılığı ve bıkkınlığı olamaz!
    “Ne hâliniz varsa görün!” diyerek pes edip dâvâ arkadaşlarını yalnız bırakamaz!
    “Hizmeti hep ben mi düşüneceğim?” deme sorumsuzluğuna kaçamaz!


    Sadakte ağabey...





    Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek
    Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek!

    Mehmed Akif Ersoy


  4. #4
    1kul
    Guest 1kul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    ASILSIZ SUÇLAMA VE İFTİRALAR

    Orta Asya cumhuriyetleri içinde en katı rejimle yönetilen Özbekistan'da kadınlı erkekli 200'den fazla kişi, Risale-i Nur okudukları ve evlerinde risale bulundurdukları için iki buçuk aydır cezaevinde. Anne ve babalarıyla, akrabalarıyla görüştürülmeyen bu insanlarla ilgilenip yardımcı olmak isteyenler de 10 gün gözaltında tutularak sindirilmeye çalışılıyor. Mahkemeye çıkarılmayı bekleyen bu insanlara TV ve gazetelerdeki yayınlarda asılsız suçlama ve iftiralar yöneltiliyor.
    ÖZBEK YÖNETİMİ UYARILMALI


    Özbek televizyonunda yayınlanan programlarda Bediüzzaman, devlet kurup hilâfeti getirmeye çalışan bir siyasetçi gibi gösterilmeye çalışılırken, Risale-i Nur'un Türkiye'de ve dünyada yasak olduğu idida ediliyor. Tutuklanan Nur talebeleri için daha mahkemeye çıkarılmadan “7 yıl hapse mahkûm olacaklar” haberleri yayılıyor. Bu endişe verici gelişmelere karşı Özbek yönetimini doğru bilgilerle uyaracak müsbet kampanyalara ihtiyaç olduğu belirtiliyor.


    Son günlerde çeşitli kaynaklardan Özbekistan’da dindarlar ve özellikle Risale-i Nur talebeleri üzerinde çeşitli baskılar yapıldığı haberleri geliyor. Son iki aydır Özbekistan’da, aralarında kadınların da bulunduğu 200’den fazla kişinin Risale-i Nur Külliyatı eserlerini okudukları gerekçesiyle göz altına alındığı ve bu göz altılarda kötü muameleye maruz bırakıldıkları, aileleri ve yakınlarıyla da görüştürülmedikleri bildirildi.
    Yerel ve ulusal haber siteleri ile insan hakları kuruluşlarına gönderdikleri mektuplarda Özbekistan’da kendilerine zulüm yapıldığını ifade eden insanlar, İslam Kerimov liderliğindeki Özbek devletinin dindarlara ve özellikle Nur talebeleri üzerine yoğun baskılar kurduğunu belirtti.
    Bu konuda haber kaynaklarına ulaşan mektupların birinde, aralarında Buhara Üniversitesinde doçentlik görevi yapan birinin de bulunduğu ikiyüzden fazla erkek ve kadının “Nur hareketi” mensubu olmaktan ötürü hapse atıldığı ve yakınlarıyla görüştürülmedikleri belirtildi. Aynı şekilde Özbekistan televizyonlarında ve basın organlarında Nur hareketi ve Bediüzzaman Said NursîHazretleri hakkında olumsuz propaganda yapıldığı, yanlış bilgiler verildiği belirtilirken, Risale-i Nur eserlerinin ve bu eserleri takip eden insanların “siyasî bir cemiyet” olduğu ve eserlerin Türkiye’de bile yasaklanmış “tehlikeli eserler” olduğu iddialarının yayılmaya çalışıldığı ifade ediliyor. Sözkonusu baskı ve evhamların Rusya’da Risale-i Nur eserleri üzerine yapılan baskıların bir uzantısı olabileceği belirtilirken, mağdur duruma düşen Özbek vatandaşların insan hakları kuruluşlarından yardım istedikleri de belirtildi.



    HUMAN RIGHTS WATCH BİLGİLENDİRİLDİ
    Konuyla ilgili olarak, dünyanın önemli insan hakları kuruluşlarından İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch-HRW)’nin bilgilendirildiği belirtildi. Özbekistan’da zulüm gören insanlar adına HRW’nin New York’taki merkezine bir mektup gönderen New York Devlet Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Mücahit Bilici, sözkonusu mektubunda, Özbekistan’daki bu insanların hiçbir siyasi faaliyet ile alakaları olmadığı ve Risale-i Nur eserlerini okumaktan başka bir amaçları bulunmadığı, buna rağmen çok kötü şartlar altında göz altına alınarak ve aileleriyle görüştürülmeyerek büyük bir insan hakları ihlaline maruz kaldıklarını belirtti. Önümüzdeki günlerde HRW uzmanlarının konuyla ilgilenmeleri bekleniyor.

    MAZLUMDER ARAŞTIRIYOR
    Öte yandan Mazlumder, Özbekistan’da Nurcular başta olmak üzere dindarlara karşı sürdürülen baskılarla ilgili büyükelçilik nezdinde girişimlerde bulundu. Mazlumder Genel Başkan Yardımcısı Avukat Emrullah Beytar, “Dâvâlarla ilgili bilgi almak ve olabilirse müdahil olmak için Özbekistan büyükelçiliğinden randevu istedik” dedi. Beytar, konunun takipçisi olacaklarını da sözlerine ekledi.


    Rotterdam
    İslâm Üniversitesi
    Rektörü, Kerimov’a mektup yolladı
    Bunun yanısıra Hollanda’daki Rotterdam İslâm Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akgündüz de, Özbekistan Devlet Başkanı İslam Kerimov’a yazdığı resmi bilgilendirme mektubunda sözkonusu uygulamanın bir insan hakları ihlâli olduğunu ve derhal son verilmesi gerektiğini bildirdi. Prof. Akgündüz, Devlet Başkanı Kerimov’a hitaben yazdığı mektupta, Özbekistan’ın İmam Buhari gibi önemli alimleri bağrında yetiştiren bir İslam ülkesi olduğunu ve bu ülkede İslam’a önemli hizmetleri geçmiş bir âlim olan Bediüzzaman Said Nursi’nin eserlerini okumaktan başka bir suçu olmayan insanlara zulüm yapılmaması gerektiğini belirtti. Mektubunda, çoğu devlet adamının ne yazık ki Bediüzzaman’ı anlayamadığı yahut yanlış anladığını belirten Rotterdam İslam Üniversitesi Rektörü Prof. Akgündüz, Bediüzzaman’ın ve onun eserlerinin Amerika’da, Avrupa’da ve bütün dünyada iman hakikatlerini yaymakta ve gittikleri yerleri aydınlatmakta olduğunu ifade etti. Mektubunda daha sonra Bediüzzaman’ın hayatını ve eserlerini anlatan Prof. Akgündüz, “Bugüne kadar hiçbir devlet adamı yahut tarihçi tarafından, Bediüzaman’ın ve onun talebelerinin kamu düzeni ve güvenliği aleyhinde herhangi bir cereyanın içinde bulunduğuna dair bir delil ortaya atılmamıştır” diyerek Özbekistan’daki Nur talebelerinin haklarını savundu.

    05.03.2009


  5. #5
    1kul
    Guest 1kul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    ÖZBEK DİYANETİ, RİSÂLE-İ NUR'U İNCELEYECEK


    İstanbul’da ikamet eden ve Özbekistan’da ticarî faaliyette bulunan bir esnaftan alınan bilgiye göre, Özbek Diyanet'i, Risâle-i Nur'u tetkik etmeye başladı. İncelemenin, Risâle-i Nur eserleri ve talebeleri hakkında müsbet gelişmelere sebep olacağı ümit ediliyor. Öte yandan Özbekistan’da baskı ve zulümlere maruz kalan bazı Nur talebelerine, Özbekistan medya organlarında kamuoyuna karşı, iddia edildiği gibi şiddet içeren bir mücadeleye girdiklerini itiraf etmeleri yönünde baskı yapıldığı, buna mukabil söz konusu Nur talebelerinin ısrarla Risale-i Nur okumaktan başka bir faaliyet ve gayelerinin olmadığı yönünde ifade vererek direndikleri haber veriliyor. Özbekİstan’da Risâle-i Nur okudukları için tutuklanan ve işkence gören Nur Talebeleri ile ilgili baskılar devam ederken, yapılan müracaatlar neticesinde Özbekistan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Risâle-i Nur Külliyatı’nı incelemeye karar verdiği bildirildi.Risâle-i Nur eserlerinin daha evvelde Türkiye mahkemelerinde defalarca incelenip yüzlerce beraat verildiği hatırlatılırken, Özbekistan’daki inceleme sonucunda tutuklananlar adına olumlu bir karara varılması beklendiği belirtildi. Dış Haberler Servisi

    06.03.2009


  6. #6
    Yasaklı Üye Taş Yüzük - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Mesajlar
    51

    Standart

    Deniz Feneri’nden Deniz Baykal’a Cevap
    Deniz Feneri Derneği’nin, partisinin grup toplantısında mesnetsiz suçlamalarda ve hakaretlerde bulunan CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’a gönderdiği mektup aşağıdaki gibidir.

    19 Şubat 2009
    İstanbul

    Sayın Deniz BAYKAL
    (CHP Genel Başkanı)

    Sayın Baykal, 17 Şubat 2009 tarihinde partinizin grup toplantısında yaptığınız konuşmada derneğimize yönelik ağır suçlamalarla, haksız ithamlarda bulundunuz, “sahtekârlar” dediniz. Bu milletin desteğiyle yüz binlerce aileye yardım ulaştıran bir kurumu incitenler kervanına siz de katıldınız.

    Aylardan beri Deniz Feneri adını, neredeyse gittiğiniz her ortamda, doğru bilgilere dayanmadan, özensiz ve hakaret içeren sözlerle andınız.

    Derneğimiz herhangi bir siyasi parti ile muhatap olmak ve siyasallaşmak istemediğinden bugüne kadar size doğrudan cevap vermedik. Ancak siz meclis grubunuzdaki son konuşmanızla bizi bu açıklamayı yapmak zorunda bıraktınız.

    Almanya’daki Deniz Feneri e.V’nin ayrı bir tüzel kişilik olduğunu defalarca internet sitemizde duyurduk, basına bildirdik, radyo, televizyon ve gazete röportajlarında ifade ettik. Türkiye’deki Deniz Feneri Derneği’nin ayrı bir kuruluş olduğunu bilmediğinizi düşünemiyoruz.

    Derneğimiz hakkında açılmış bir dava yoktur. Bizimle ilgili verilmiş bir hüküm yoktur.
    Almanya’daki Deniz Feneri e.V davası devam ederken bize yönelik bir suçlama da olmamıştır. Sadece söz konusu kuruluşun derneğimize banka havalesi yoluyla 7 milyon Euro bağış yaptığı dile getirilmiştir.

    Biz de Almanya’daki hukuki süreç başladığı günden itibaren oradan derneğimize -tamamı banka üzerinden olmak üzere- belirtilen miktarda bağışın geldiğini kamuoyu ile paylaştık.
    “Hakkında kesinleşmiş bir hüküm bulunmayan kişi ve kurumların suçlanamayacağı” genel hukuk ilkesini, -bir hukukçu olarak- siz de bilirsiniz.

    Derneğimizden bahsederken, “sahtekârlar” diye tanımlamanızı gerektirecek hangi bilgilere sahipsiniz? Hakkımızda verilmiş bir hüküm var da biz mi haberdar değiliz?

    Biz 10 yıldan beri yetimlerin, dulların, yaşlı ve çaresiz vatandaşlarımızın hamiliğini yapmaya çalışıyoruz. Onlar için neler yaptığımızı yedi düvel bilir. Hatta seçmenlerinizin arasında da derneğimizden destek almış yurttaşlarımız mutlaka vardır. Küçük bir araştırma ile bu bilgileri siz de edinebilirsiniz.

    Deniz Feneri Derneği’ne sağlanmış özel bir vergi muafiyeti yoktur. Derneğimizle mukayese ettiğiniz diğer dernek ve vakıfların ödediği bütün vergileri Deniz Feneri Derneği de ödemektedir. Derneğimiz, aynı statüde bulunan diğer dernek ve vakıfların tabi olduğu kanunlar ve yönetmeliklere göre faaliyet göstermektedir.

    Danışmanlarınızın “Gıda Bankacılığı” konusunu araştırıp size sunmasında yarar görüyoruz. Bu uygulama Deniz Feneri için bir ayrıcalık değildir. Herhangi bir dernek ya da vakfın yararlanabileceği, yoksullar lehine yapılmış bir düzenlemedir. Mehmetçik Vakfı ve yardım amaçlı tüm sivil toplum örgütleri de tüzüklerinde/senetlerinde “ihtiyaç sahiplerine gıda yardımı yapar” ibaresi bulunmak kaydıyla “gıda bankacılığı” uygulamasının içinde yer alabilir.

    Deniz Feneri Derneği olarak geride bıraktığımız 10 hizmet yılında yüz binlerce aileye destek verdik, umut olduk. Yardım yaparken din, dil, ırk, etnik özellik farklılıklarını asla dikkate almadık. Yardım yaparken sadece “ihtiyaç sahibi olma” kriterini gözettik.

    Derneğimiz 10 yıldan bu yana sağlam bir kayıt düzeni, izlenebilirlik ve şeffaflık esasına göre çalışmaktadır. Bugüne kadar gerek resmi mercilerin, gerekse bağımsız kuruluşların yapmış olduğu denetimlerde herhangi bir usulsüzlük ya da uygunsuzluk tespit edilmemiştir.
    Deniz Feneri Derneği milletimizin iftihar vesilesidir. Milyonlarca hayırsever, iyiliklerinin ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasında derneğimizi bir iyilik köprüsü olarak tercih etmektedir. Derneğimiz dünyanın dört bir yanında bayrağımızı onurla taşımış, Türkiye’nin itibarının yükselmesinde ciddi katkıları olmuştur.

    Deniz Feneri ile birlikte Türk Kızılayı ve diğer yardım kuruluşlarımızın özellikle 2005 yılından itibaren yurt dışında yaptıkları yardım çalışmaları, ülkemizi “yardım alan” ülke olarak görünmekten çıkarıp, “yardım yapan ülkeler” grubuna taşımıştır.


    Sayın Baykal,

    Özellikle Eylül 2008 tarihinden sonraki gezi, toplantı, basın açıklaması ve demeç gibi çeşitli çalışmalarınızda, siyasi muhataplarınızla yürüttüğünüz mücadelede derneğimizin adını yolsuzluklarla beraber telaffuz ettiğinizi görmekteyiz.

    Ana muhalefet lideri olarak elbette ülkemizin her türlü sorunu hakkında görüşünüz sorulacak siz de fikirlerinizi kamuoyumuzla paylaşacaksınız. Ancak derneğimizle ilgili yaptığınız yorumlarda ciddi yanlış ve eksikler olduğunu –sizin adınıza üzüntü ile- ifade etmek durumundayız.

    Derneğimiz, sayıları 500’ü bulan “kamu yararına çalışan” kuruluşlardan biridir.
    Ak Parti ile Derneğimiz arasında özel bir yakınlık iddia ediyor ve hükümet tarafından özel olarak korunduğumuzu dile getiriyorsunuz. Derneğimizin siyasi bir yönü asla yoktur. Yardım yaparken hiçbir ailenin siyasi yönünü merak etmeyiz, araştırmayız, dolayısıyla bilmeyiz.
    Ayrıca bağışçılarımız da tam bir Türkiye profili oluşturmaktadır.

    Önceki hükümetler döneminde de göz kamaştırıcı, başarılı çok sayıda projeye imza atan derneğimiz geniş kitlelerin gönlünde taht kurmayı başarmıştır. Siyasi yönümüz bulunmadığı için bütün hükümetlerin ilgili bakanlıkları ve kamu kurumları ile doğru ve sağlıklı iletişim kurduk, takdir aldık.

    Deniz Feneri hakkında TBMM çatısı altında kullandığınız “sahtekârlar” nitelemesi bütün Deniz Feneri ailesini derinden yaralamıştır. Bu suçlamayı hak edecek her hangi bir şey yapmadık.
    Türkiye Cumhuriyeti ile yaşıt ve Atatürk’ün kurduğu bir partinin genel başkanı sıfatınızla birlikte, ana muhalefet partisi lideri ve bir hukukçu olarak şahsınızın ve parti yetkililerinizin, Türkiye Deniz Feneri Derneği hakkında yürüttüğünüz kampanyadan, hakaret içeren sözlerden, ağır ithamlardan dönmenizi, iyilik ve yardımlaşma hususlarında halkımızın gönlünde oluşan ağır tahribatı telafi edecek insaflı, adil ve doğru beyanlarınızı bekliyoruz.

    Biz sivil ve sadece “insani yardım”a odaklanmış bir yardım kuruluşuyuz.

    Biz, güçsüz vatandaşlarımızın, öksüz yavrularımızın, dul analarımızın dualarının gücüyle 10 yıldır sürdürdüğümüz şerefli hizmete devam edeceğiz. Yardımlarının azalmasına, hatta tamamen kesilmesine sebep olduğunuz gönlü kırık insanların kötü dileklerinin kapsama alanına girmenizden endişe ederiz.

    Siz ve partiniz kendinize siyasi rakipler bulmalısınız. Siyasi mücadelenizi, siyaset dışı kuruluşlar üzerinden değil, doğrudan siyasi rakiplerinizle sürdürmelisiniz.

    Altı aydan beri mahallenin yetimine sille atmakta, hatanızı görüp dönmek yerine yanlışta ısrar etmektesiniz. Bunun büyük bir hata olduğunu yoksul ve mağdur insanlarımız adına önemle hatırlatırız.

    Saygılarımızla.
    Deniz Feneri Derneği Yönetim Kurulu


  7. #7
    1kul
    Guest 1kul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Said Nursî ışık saçtı


    Demokrat Parti Genel Başkanı Süleyman Soylu, Van’da halka seslendi. Türkiye’de sadece maddî değerleri değil, manevî değerleri de yükselteceklerini belirten Soylu, Bediüzzaman Said Nursî'den, “Doğu ve Güneydoğu’da ilmin ve İslâmın şemsiyesi altında insanları bir araya getirmeye çalışan ve Türkiye’nin her noktasına ışık saçan” bir kişi olarak söz etti.
    Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Süleyman Soylu, Said Nursi’nin Doğu ve Güneydoğu’da insanları ilmin ve İslamın şemsiyesi altında biraraya getirdiğini ve Türkiye’nin her noktasına ışık saçtığını söyledi. DP Genel Başkanı Süleyman Soylu, Van’da partisince düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada, AK Parti Hükümeti’nin 6.5 yılda vatandaşların beklentilerine hitap edemediğini öne sürdü. Soylu, ‘’beyaz yürüyüş’’ ismini verdikleri yürüyüşleriyle birlikte ülkenin her tarafına gittiklerini belirterek, şunları kaydetti: ‘’Ahlâklı siyaseti, ahlâklı demokrasiyi, ahlâklı ekonomiyi gittiğim her yerde anlatıyorum. Herkese birlik beraberlik içerisinde olmak istediğimiz Türkiye’yi anlatmaya çalıştım. 70 milyonun kardeş olduğu bir Türkiye’yi anlatmaya çalıştım. Demokrat Parti bir gün olsun değerler üzerinden siyaset yapmamış, kimlik üzerinden siyaset yapmamıştır. Bir ülke düşünün ki, 3. Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ı hapislerde çürütmüş, demokrasi diyen, inanç özgürlüğü, ezan diyen, bayrak diyen Menderes’i idam etmiş. Doğu ve Güneydoğu’yu ilmin ve İslâmın şemsiyesi altında insanları biraraya getirmeye çalışan, Türkiye’nin her noktasına ışık saçan Said Nursi’nin mezarına tahammül edememiş. Biz Demokrat Parti olarak Türkiye’de sadece maddi değerleri değil, manevi değerleri de yükselteceğiz.” Siirt’in Aydınlar (Tillo) ilçesinde de partisinin seçim bürosunda vatandaşlara hitap eden Soylu, ‘’Bu ülkede hiç kimse dokunulmaz değildir. Bizim aradığımız demokratik bir devlettir; Sivil bir devlettir. Yani sivil halkı esas alan sivil anlayışını yürüten bir hukuk devlettir. Bizim aradığımız milletin ülkemizin güzel insanlarını sürekli sınıflandıran, sürekli olarak ilkelendiren ve tasnif eden ve ayıran bir devlet değildir’’ diye konuştu.

    12.03.2009


  8. #8
    Ehil Üye Bîçare S.V. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul/Üsküdar
    Mesajlar
    2.407

    Standart

    "Biz Demokrat Parti olarak Türkiye’de sadece maddi değerleri değil, manevi değerleri de yükselteceğiz.” Siirt’in Aydınlar (Tillo) ilçesinde de partisinin seçim bürosunda vatandaşlara hitap eden Soylu,"Bu ülkede hiç kimse dokunulmaz değildir. Bizim aradığımız demokratik bir devlettir; Sivil bir devlettir. Yani sivil halkı esas alan sivil anlayışını yürüten bir hukuk devlettir. Bizim aradığımız milletin ülkemizin güzel insanlarını sürekli sınıflandıran, sürekli olarak ilkelendiren ve tasnif eden ve ayıran bir devlet değildir " diye konuştu.
    ***********
    Tebrikler ..... Sizlere.
    "İyyake nâ'büdü ve İyyake nesteîn."

    'Ancak Sana kulluk eder, ancak Senden yardım isteriz' (Fâtiha Sûresi)


    "İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah'a da şükretmez.!" (H.Ş.)

    'Bırak bîçare feryâdı, belâdan; gel tevekkül kıl' (17.Söz.)

    "Şimdi 'OKU' kabirde okuyamazsın" (Z.Gündüzalp)

    'ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR' (YENİASYA)

    Selâm ve duâyla. Bîçare S.V.

  9. #9
    1kul
    Guest 1kul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    ELBİSTAN’DA SAİD NURSî SEMİNERİ


    “Bediüzzaman’ın manevî şahsiyeti” konferansına büyük ilgi
    ELBİSTAN Ticaret ve Sanayi Odası Konferans Salonunda Yeni Asya Yönetim Kurulu Üyesi Ali Vapur tarafından verilen “Bediüzzaman’ın manevî şahsiyeti” konulu panel ilgiyle izlendi.
    Ali Vapur konuşmasında, Bediüzzaman Said Nursî’nin bu ahir zaman fitnesi içinde neleri yapmaya çalıştığını, küfre karşı nasıl mücadele verdiğini, verilen bütün makamları elinin tersi ile nasıl ittiğini anlatırken, onun vatanını milletini seven imanlı nesiller yetiştirmek için çalıştığını, doğuda aşiret reislerini devamlı yatıştırarak asayişi muhafaza ettiğini, Şeyh Said doğudaki isyanının önlenmesi için elinden gelen bütün çabalarını gösterdiğini, din ilimlerini fen ilimleri ile birleştirerek bu milletin kurtuluşu için sunulması gerektiğini aktardı.
    Vapur, Bediüzzaman’ın hayatından kesitler sunarak, onun manevî şahsiyetini gözler önüne serdi. Ali Vapur’un konferansı Elbistan’daki mahallî basın tarafından da ilgiyle takip etti. Elbistan / YENİ ASYA

    24.03.2009


  10. #10
    Vefakar Üye ahsen-i takvim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Mesajlar
    501

    Standart

    tek çare müspet hareket etmek ....
    EN GÜR SADA İSLAM'IN OLACAKTIR

    ŞU ZAMANDA MÜHİM VAZİFE,İMANA HİZMETTİR. İMAN, SAADET-İ EBEDİYENİN ANAHTARIDIR.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Risale-i Nur’daki “Edebiyat Tadı” ve “Bambaşka Türkçe”
    By Şahide in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 26.03.09, 07:12
  2. Kerimov Diktatörlüğü “Nurcular”a Karşı
    By İhlas_neşriyat in forum Gündem
    Cevaplar: 14
    Son Mesaj: 19.03.09, 21:59
  3. Cevaplar: 14
    Son Mesaj: 02.12.08, 09:20
  4. “Onuncu Söz” ile “Beşinci Şua” Arasında
    By sarıca in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 26.07.08, 09:32
  5. Sayfalara “Eşimi Seviyorum” ve “Onu Sevmek İçin Bütün Yollar
    By mirkat in forum İslam'a Göre Kadın ve Aile
    Cevaplar: 8
    Son Mesaj: 11.08.07, 11:38

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0