Avrupa Birliği İlerleme raporunun standart konularından biri de Basın özgürlüğüdür. Avrupa Birliğine tam üye olabilmek için bir çok alanda olduğu gibi Basın Özgürlüğü de masaya yatırılmakta ve hatta tiye alınan konulardan biridir.

Yıllar öncesi Türkiye’de basına uygulanan sansürler bizzat devlet eliyle gerçekleşirken, bugün sansürden kurtulan basın patronların belirlediği çizgide yanlı taraflı belirlenen politikalar ışığındaki görüşe hizmet etmektedir.

Basın özgürlüğü demek basın mensubu kişilerin bir haberi duyduklarında siyasi görüşlerinden, patron baskısından ve egemen güçten arındırılmış bir şekilde o olayı haberleştirmeleridir. Ülkemizde basın bu üç olgunun baskısı altında olduğu için özgür de değil, tarafsız da değildir.

Türkiye’de Yasama, Yürütme ve Yargıdan sonra Basın merkezin 4. sırasıdaki yerini terk edip, Ülkeyi yönetmeye bile kalktıkları görülmektedir.

Bilgilendirme, aktarma gibi bir sorumluluğu bulunan basınımız, sorumluluk alanlarının ve üstlendiği görev bilincinin dışına çıkarak biçimlendirmek, yönlendirmek, oldu-bittiye getirerek beyinlere istenileni empoze etmek gibi özgülükten uzak taraflı bir statü kazanmıştır.

Basın özgürlüğü demek her hakkı kendinde görüp, kendisinden olmayanı karalamak ve hatta güç kullanıp illegal yollarla hükümetler devirip, partiler kapattırmak mıdır? Veya özgür basın demek patronlarının kafa yapısına göre yazıp, fikirlerinin dışında olanı karalamak iftira atmak ve hatta yok etmek midir?

Bugün basın özgür iradesinin dışına çıkıp üç parçaya bölünmüştür:

Birincisi; AK Partiyi ve Başbakanın yanında olan ve görüşlerini destekleyen özgür olmayan taraflı medya.

İkincisi; Aydın Doğan ve CHP’yi destekleyen, CHP’yi iktidar, Aydın Doğan’ı ise daha fazla zenginleştirmek isteyen özgür olmayan taraflı medya.

Üçüncüsü: Kendisi gibi düşünmeyen herkesin karşısında olan Ulusalcı özgür olmayan taraflı medya..

Hasılı paranın ve menfaatin olduğu hiçbir basın özgür değildir. Demokrasiden ödün vermediğini her platformda haykırıp, gazete patronunun demokrasi savunucularıyla ters düştüğü için karşıt görüşü alenen karalayıp daha önce savunduğu değerlerle ters düşen onlarca yazar vardır. Patronun ali menfaatleri için sahip olduğu değerlere, karakterine ve hatta yıllarca didinerek edindiği dostluklara bir çırpıda sırt çevirerek karalamaya, kötülemeye ve hatta yok etmeye çalışmaktadır.

Hatta basın tarafsızlığını o kadar çok yitirdi ki Ana haberleri sunan yılların Yazar ve Programcısı canlı yayında ve Ana Haberleri sunarken konuk ettiği Belediye Başkan adayına “İnşallah Kazanacağız” diyebiliyor.

Basın Türkiye’de özgür değildir. Tarafsız hiç değildir. Basın kuruluşunun taraflı olması saygınlığını ve özgürlüğünü yitirmesine sebep olmuştur. Saygınlığı olmayan fikir ve görüşlerin inandırıcılığı da mümkün değildir.

Servet BEKİ

www.Servetbeki.com