+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 7 ve 7

Konu: ABD, 12 Trilyon 250 Milyar Dolar Borçla Başı Çekiyor.

  1. #1
    Ehil Üye Bîçare S.V. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul/Üsküdar
    Mesajlar
    2.407

    Exclamation ABD, 12 Trilyon 250 Milyar Dolar Borçla Başı Çekiyor.

    ABD'NİN BORCU 12.25 TRİLYON DOLAR

    AA'nın Uluslararası Para Fonu (IMF), CIA ve IMD World Competitiveness Yearbook 2008 verilerinden derlediği bilgilere göre, toplam kamu ve özel sektörün yabancılara, yabancı para mal ve hizmet karşılığı dahil ödemesi gerekli toplam dış borç miktarını gösteren ''dış borç sıralamasında'' dünyanın en büyük ekonomisi ABD, 12 trilyon 250 milyar dolar borçla başı çekiyor.
    İNGİLTERE'NİNKİ 10.45 TRİLYON DOLAR

    ABD'yi 10 trilyon 450 milyar dolar dış borçla İngiltere takip ediyor. Dünya genelinde toplam dış borç tutarı 51 trilyon 780 milyar dolar. Bunun 22,7 trilyon doları ABD ve İngiltere'ye ait. İki ülke dünya toplam borç stokunun yüzde 43,84'üne sahip. Türkiye ise 247,1 milyar dolarlık toplam dış borç stokuyla dünya sıralamasında 23. sırada.

    İşgalciler borç batağına saplandı

    KÜRESEL ekonomik kriz bir taraftan bütün dünya ekonomileri üzerinde olumsuz etkisini gösterirken, diğer taraftan dünya ülkeleri neredeyse borç içinde yüzüyor.
    Uluslararası Para Fonu (IMF), CIA ve IMD World Competitiveness Yearbook 2008 verilerinden derlediği bilgilere göre, toplam kamu ve özel sektörün yabancılara, yabancı para mal ve hizmet karşılığı dahil ödemesi gerekli toplam dış borç miktarını gösteren ‘’dış borç sıralamasında’’ dünyanın en büyük ekonomisi ABD başı çekiyor. Buna göre ABD’nin 12 trilyon 250 milyar dolar toplam dış borcu (devlet ve özel sektör dış borç toplamı) bulunuyor. ABD’yi 10 trilyon 450 milyar dolar toplam dış borçla İngiltere, 4 trilyon 489 milyar dolar toplam dış borçla Almanya, 4 trilyon 396 milyar dolar toplam dış borçla Fransa takip ediyor. Nüfusu 16 milyon olan Hollanda’nın 2 trilyon 277 milyar dolar, 4 milyon olan İrlanda’nın 1 trilyon 841 milyar dolar toplam dış borcu bulunuyor. Japonya’nın toplam dış borcu 1,5 trilyon, İsviçre’ninki 1,3 trilyon dolar, İspanya’nınki 1,1 trilyon dolar düzeyinde. Bunu 996,3 milyar dolarla İtalya, 826,4 milyar dolarla Avustralya, 758,6 milyar dolar ile Kanada, 752,5 milyon dolar ile Avusturya, 598,2 milyon dolar ile İsveç, 588 milyar dolar ile Hong Kong takip ediyor. Danimarka’nın 492,6 milyar dolar, Norveç’in 469,1, Portekiz’in 461,2 milyar dolar toplam dış borcu bulunurken, dünyanın en kalabalık nüfuslu ülkesi, ikinci büyük ekonomisi Çin’in toplam dış borcu 363 milyar dolar düzeyinde. Rusya’nın 356,5 milyar dolar, 5 milyon nüfuslu Finlandiya’nın 271,2 milyar dolar düzeyinde toplam dış borcu bulunuyor. Türkiye, 247,1 milyar dolarlık toplam dış borç stokuyla dünya sıralamasında 23. sırada. Dış borçta Türkiye’yi geride bırakan ülkeler içinde nüfusları 4 ile 10 milyon arasında değişen, İrlanda, İsviçre, Belçika, Avusturya, İsveç, Hong-Kong, Danimarka, Norveç, Portekiz ve Finlandiya dikkati çekiyor. Türkiye’yi 229,4 milyar dolarlık dış borçla Brezilya, 220,1 milyar dolarla da Güney Kore izliyor. Öte yandan komşu ülkeler Irak’ın 100,9 milyar dolar, İran’ın ise 20,7 milyar dolar toplam dış borcu bulunuyor.

    02.02.2009

    "İyyake nâ'büdü ve İyyake nesteîn."

    'Ancak Sana kulluk eder, ancak Senden yardım isteriz' (Fâtiha Sûresi)


    "İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah'a da şükretmez.!" (H.Ş.)

    'Bırak bîçare feryâdı, belâdan; gel tevekkül kıl' (17.Söz.)

    "Şimdi 'OKU' kabirde okuyamazsın" (Z.Gündüzalp)

    'ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR' (YENİASYA)

    Selâm ve duâyla. Bîçare S.V.

  2. #2
    Ehil Üye Bîçare S.V. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul/Üsküdar
    Mesajlar
    2.407

    Standart

    İŞ DÜNYASI ENDİŞELİ

    Savaş yıllarını hatırlatan ekonomik daralma, rekor işsizlik ve sanayi üretiminin durma noktasına gelmesi iş âlemini endişelendiriyor.Önceki gün açıklanan ve kaygı uyandıran büyüme rakamlarının ardından, bir gerileme haberi de TİM’den geldi.
    İHRACATTA BÜYÜK DÜŞÜŞ
    Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mehmet Büyükekşi, Türkiye’nin 2009 yılı Haziran ayı ihracatının, geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 32,78’lik düşüşle 8 milyar 116 milyon dolar olduğunu açıkladı. İlk altı aydaki ihracat ise 44 milyar dolara ulaştı.

    SANKİ SAVAŞ YILLARINDAYIZ

    Türkiye Kamu-Sen, Türkiye’nin, 2. Dünya Savaşından bu yana en büyük daralmasını yaşadığını iddia etti. Yapılan açıklamada, “2009 yılının birinci 3 aylık diliminde yüzde 13.8 oranında eridik” denildi.

    Türkİye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, Türkiye’nin 2009 yılı Haziran ayı ihracatı, geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 32,78’lik düşüşle 8 milyar 116 milyon dolar oldu.
    TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, haziran ayı ihracat rakamlarını, Mardin’de düzenlediği basın toplantısıyla açıkladı. TİM verilerine göre, geçen ay ihracat yüzde 32,78 oranında gerileyerek 8 milyar 115 milyon 976 bin dolar olarak gerçekleşti. Yıllık ihracat rakamı ise 104 milyar 394 milyon 137 bin dolar seviyesine geldi. Ocak-Haziran dönemindeki ihracat rakamı ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 34,53 düşüşle 43 milyar 873 milyon 446 bin dolar oldu. Türkiye’nin Haziran ayındaki toplam ihracatının yüzde 85,61’ini gerçekleştiren sanayi grubunda, yüzde 35,36’lık düşüş ile 6 milyar 948 milyon 300 bin dolarlık ihracat yapıldı.
    İhracatın yüzde 11,64’ünü oluşturan tarım alanında yüzde 6,55’lik azalışla 944 milyon 751 bin dolarlık, yüzde 2,75’ini oluşturan madencilikte ise yüzde 28,90 düşüşle 222 milyon 925 bin dolarlık ihracat rakamı elde edildi. Sanayi sektörü alt başlığı altında yüzde 67,26 payla ilk sırada yer alan sanayi mamulleri içinde en büyük payı, yüzde 19,20 ile taşıt araçları ve yan sanayi alırken, hazır giyim ve konfeksiyon ürünleri yüzde 13,64 ile ikinci sırada yer aldı. Yüzde 10,68’lik pay sahibi demir çelik ürünleri ihracı ise yüzde 62,17 geriledi. Haziran ayında ihracatında gerileme yaşanan ürünler sıralamasında ilk sıraları yüzde 62,17 ile demir çelik ürünleri, yüzde 47,87 ile diğer sanayi ürünleri, yüzde 39,64 ile değerli maden ve mücevherat, yüzde 36,90 ile taşıt araçları ve yan sanayi, yüzde 34,96 ile kimyevi maddeler ve mamulleri aldı. Geçen ay Türkiye ihracatında ilk 10 ülke ise Almanya, Fransa, İtalya, İngiltere, Irak, ABD, İspanya, Rusya, Mısır, Suudi Arabistan olarak sıralandı. Sıralamada birinci ülke olan Almanya yüzde 9,65, ikinci sıradaki Fransa yüzde 6,66, İtalya ise yüzde 6,46 pay aldı. Haziran ayında gerçekleştirdikleri ihracata göre en fazla ihracat yapan iller sırasıyla İstanbul, Bursa, İzmir, Kocaeli, Ankara, Gaziantep, Manisa, Hatay, Sakarya ve Denizli olarak sıralandı. İstanbul toplam ihracatın yüzde 47,96’sını gerçekleştirirken, İstanbul’a en yakın il yüzde 9,52 payla Bursa oldu. Bu arada, Türk Lirası bazında ihracat rakamlarında ise ihracat haziran ayında yüzde 15,70 gerileyerek 12 milyar 496 milyon 980 bin lira oldu.


    TİM, faiz lobisine karşı MB’yi uyardı

    TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, krizin tüm dünyayı olduğu gibi Türkiye’yi de ciddî bir şekilde etkilediğine vurgu yaparak, önceki gün açıklanan yüzde 13,8’lik küçülme ile beraber tüm beklentilerde revize yapılacağını ifade etti. Ekonomide küçülme işaretlerinin 2009’un ilk çeyreğinde şiddetlenerek devam ettiğinin görüldüğünü belirten Büyükekşi, faiz lobisinin Merkez Bankası’na (MB) baskı yaptığını söyledi. Mehmet Büyükekşi, morallerin bozulmadan 2010’u ve daha sonrasının kurtarılması gerektiğine dikkat çerekek, bu bunalım döneminin aşılmaya çalışıldığını ifade etti. Büyükekşi MB’nin faiz indirimlerine devam edip etmeyeceğinin öncelikli gündem maddeleri arasında olduğuna da işaret ederek, MB’nin mecburen faiz indirmeye devam edeceğini düşündüklerini söyledi. MB’nin faiz indirimlerinin sonuna gelindiğini ima etmesine rağmen, büyüme dinamiklerinin tam olarak oluşmadığı kanaatinde olduğuklarını ifade eden Büyükekşi, bu yüzden faiz indirimlerinin devam etmesini beklediklerini bildirdi. Faiz lobisinin MB’yi tehdit etmesi durumunda kendilerinin de bu durumla mücadele edeceklerini söyleyen Büyükekşi, yabancı yatırımcıların kafalarının karışık olduğuna işaret ederek bu noktadan hareketle üretim ve yatırımın hızlandırılması için faiz indirimlerinin devamının ülke ekonomisinin yararına olduğunu sözlerine ekledi. [!]

    ********
    http://www.yeniasya.com.tr/2009/07/02/haber/h1.htm
    "İyyake nâ'büdü ve İyyake nesteîn."

    'Ancak Sana kulluk eder, ancak Senden yardım isteriz' (Fâtiha Sûresi)


    "İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah'a da şükretmez.!" (H.Ş.)

    'Bırak bîçare feryâdı, belâdan; gel tevekkül kıl' (17.Söz.)

    "Şimdi 'OKU' kabirde okuyamazsın" (Z.Gündüzalp)

    'ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR' (YENİASYA)

    Selâm ve duâyla. Bîçare S.V.

  3. #3
    Yasaklı Üye emrahh - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2009
    Mesajlar
    82

    Standart

    Blackwater Haçlı zihniyetiyle çalıştı


    Irak’ta güvenliği sağlamak için Pentagon ve Amerikan Savunma Bakanlığı tarafından görevlendirilen güvenlik şirketi Blackwater, Irak’ta Müslümanları ve İslâm dinini yok etmeye çalışmakla suçlanıyor. The Times gazetesinin haberine göre, Blackwater güvenlik şirketinde çalışan iki kişi, işlerinden ayrılarak şirket hakkında suç duyurusunda bulundu. Amerikan’ın Vinginya eyaletinde bir mahkemede görülen dâvâda, şirketin eski iki çalışanı, Blackwater’ın Irak’taki Müslümanları bir Haçlı zihniyeti adı altında yok etme amacı gütüğünü söyledi. İsimlerinin açıklanmasını istemeyen şirketin eski iki çalışanından kod adı John Doe 1 olan şahit, şirket hakkında, “Şirketin sahibi Eric Prince kendini bir Hristiyan Haçlı olarak görüyordu. Bu niyetle bütün Müslümanları yok ederek İslâm dinini ortadan kaldırmak istiyordu.” suçlamasını yaptı. Blackwater şirketi, Amerika’da en büyük güvenlik şirketi olarak biliniyor. Güvenliği sağlamada adını duyurmuş olan şirket, Pentagon tarafından Irak’taki Amerikalı diplomatları, resmî konvoyları ve Amerikan ordu mensuplarını korumakla görevlendirilmişti. Washington / aa

    07.08.2009


  4. #4
    Yasaklı Üye bahtiyarsb - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Mesajlar
    16

    Standart

    KRİZİN ETKİLERİ VE SEL ŞOKU SÜRERKEN
    Türkiye krizden çıkmaya çalışırken, Trakya ve İstanbul'u vuran sel felâketleriyle sarsıldığı bir ortamda Amerika'dan toplam bedelinin 12 milyar lirayı bulduğu belirtilen Patriot füzeleri satın alacağına dair haberler şaşkınlık ve tepkiyle karşılanırken, “Savunma ihtiyaçları dahil, herşeyi hallettik de, sıra ‘Patriot eksiğimiz’in giderilmesine mi geldi?” sorusuna cevap bekleniyor.
    SADDAM’IN YERİNİ BİZ Mİ ALACAĞIZ?

    Patriot'ları alım gerekçesinin “Türkiye'yi İran'ın elindeki uzun menzilli füzelere karşı savunmak” olarak ifade edilmesi ise hem hükümetin “komşularla sıfır sorun,” hem de İran'la ilişkileri geliştirme politikasıyla çelişen bir yorum olarak değerlendirilirken, Patriot füzelerinin 1990'daki Birinci Körfez Savaşı öncesinde Saddam'ı tehdit olarak göstermek için kullanıldığı da hatırlatıldı.


    EKONOMİK krizin ve sel baskını gibi afetlerin etkileriyle sarsılan Türkiye, ABD’den yaklaşık 8 milyar dolarlık füze savunma sistemi almaya hazırlanıyor. Komşularıyla “sıfır problem” ilkesiyle hareket eden Türk Dışişleri’nin böyle bir silâh alımına nasıl baktığı merak ediliyor. Kamuoyu ise, geçen yıllarda yetkililer tarafından gündeme getirilen, “kaynak yetersizliği sebebiyle Doğu ve Güneydoğu’daki sınır karakollarının gerektiği gibi inşaa edilememesi” gerçeği ortada dururken böyle bir alıma sebep ihtiyaç duyulduğunu merak ediyor.
    ABD’de Başkan Barack Obama yönetimi, ABD Kongresi’ne “İran’la sınır komşusu tek NATO ülkesi Türkiye’ye 7.8 milyar dolarlık füzesavar Patriot PAC-3 batarya ve aksamı satabiliriz” bilgisi verdi. Bu satış kesinleşirse, hükümetler arası silah satışının en büyüklerinden birini oluşturacak. Bazı gazetelerin haberlerine göre, Başkan Barack Obama yönetimi, Kongre’ye İran ile sınır komşusu olan tek NATO ülkesi Türkiye’ye, 7.8 milyar dolar değerinde füzesavar Patriot PAC-3 füze bataryaları ve aksamı satabileceğini açıkladı. ABD Savunma Bakanlığı Pentagon’a bağlı Savunma Güvenlik İşbirliği Ajansı’nın açıklamasına göre, anlaşma, karadan havaya savunma sistemi içinde, 13 Patriot ateşleme ünitesi, 72 Patriot Advanced Capability-3 (PAC-3) füze bataryası ve aksamını kapsıyor.birini oluşturacak. ABD Savunma Bakanlığı Pentagon’a bağlı olan Savunma Güvenlik ve İşbirliği Dairesi (DSCA), Türkiye’ye, uzun menzilli hava savunma ve füze savar füze sistemleri satımı için Kongre’nin iznine resmen başvurdu. Vatan Gazetesi bu başvurunun Türkiye’nin talebi üzeri gereçekleştiğini yazdı.
    DSCA tarafından yapılan açıklamayda, bütün seçeneklerin Türkiye tarafından satın alınması durumunda, programın bedelinin toplam 7.8 milyar doları bulabileceği belirtildi. ABD’nin NATO ülkelerine yaptığı savunma satışlarında, DSCA’nın başvurularına iki hafta içinde Kongre’nin üst kanadı Senato’dan itiraz gelmezse satış izni otomatik olarak verilmiş kabul ediliyor. DSCA açıklamasında, potansiyel satışın, 13 ateşleme bataryası, 72 PAC-3 füzesi, çeşitli başka füze türleri ve ilgili diğer sistemleri içerdiği bilgisi yer aldı. Patriot PAC-3 sistemleri ABD’nin Lockheed Martin ve Raytheon şirketleri tarafından üretiliyor.
    Açıklamada, ‘’Türkiye, bölgede ABD’nin barış ve istikrarı sağlamada ortağıdır. Bölgede kabul edilebilir bir askeri denge sağlamaya katkı çerçevesinde NATO müttefikimize, güçlü, kendini savunma kapasitesine sahip olmada yardım sağlamak ABD’nin ulusal çıkarı için elzemdir. Bu önerilen satış da bahsedilen bu amaçlarla tutarlıdır. Türkiye daha önce PAC-3 füzeleri satın almamıştır, ancak bunlardan etkili bir şekilde yararlanabilecektir’’ ifadesi de yer aldı. Dış Haberler Servisi

    KÖRFEZ ÜLKELERİNE 40 MİLYAR DOLARLIK
    SATIŞ YAPILMIŞTI



    İRAN tehdidine karşı körfez ülkelerine 40 milyar dolarlık silâh satan ABD, rotayı Türkiye’ye çevirdi. Türkiye’ye Patriot füze satışını, Amerikan Raytheon Co. ve Lockheed Martin Corp. firmaları yapacak. Kongre’nin, Türkiye’ye sözkonusu füze satışını engellemek için 15 gün süresi var. Ancak Kongre’ye yakın çevreler, yönetim tarafından resmen bildirildikten sonra Kongre’nin silâh satışını engelleme yoluna gitmediğini ifade ediyorlar. ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, daha önce yaptığı bir konuşmada İran yönetimini, nükleer silah üretme yolunda faaliyetini sürdürmesini “Beyhude çaba” diyerek uyardıktan sonra, İran’a karşı Ortadoğu’da bir savunma şemsiyesi kurma ihtimalinden söz etmişti. ABD Savunma Bakanlığı, Türkiye’deki ihaleyi Amerikan şirketi Raytheon’un kazanması durumunda, füzelerin FMS programı ile satılması için yetki vereceğini duyururak, firmanın elini güçlendirmiş oldu. Daha önce benzer bir bildirim Brezilya’ya F/A-18E/F uçaklarının satışı için yapılmış, fakat ihaleyi bir başka firma kazanmıştı.


    14.09.2009


  5. #5
    Ehil Üye Şahide - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    9.198

    Standart

    M. Latif SALİHOĞLU
    Toprağa gömülen servet


    Bazı kimseler, Turgut Özal'ın 1984–93 yılları arasındaki politikalarına hayranlıkla bakar. O dönemin uygulamalarından sitayişle söz eder.
    Bu gibi kimseler, bugün itibariyle 12 Eylül Darbesini ile anayasasını eleştirse de, darbecibaşı Kenan Paşaya en ağır tenkitleri yöneltse de, sıra aynı silsilenin devamı ve takipçisi olan Özal'a geldi mi, hemen tavır değiştiriyor ve ona toz kondurmamak için bin dereden su getirmeye uğraşıyor.

    Ne yapalım, biz de bu insanlarımızı kırmamak için, yirmi beş senedir yutkunarak bazı şeyleri sineye çektik. Yıllardır rahatça konuşup yazamadıklarımızı tarihe bırakmayı tercih ettik. Tarihin dile gelmesini bekledik. Nihayet, tarih konuşmaya ve bazı gerçekleri gün yüzüne çıkarmaya başladı.
    Pazar günkü (13 Eylül) Zaman gazetesinin ekonomi sayfasında yer alan bir haberin başlağında aynen şu ifade kullanılıyor: "18 milyon dolar toprağa gömüldü."

    Bugünkü değeri 27 milyon TL olup, yaklaşık 54 sağlık ocağının maliyetine denk gelen bu para, meğerse İzmit–Haramidere arasında yapılan 128 kilometrelik petrol boru hattı inşaatı için ödenmiş... Hem de ne zaman biliyor musunuz? Tam da Özal'ın devr–i iktidarının en kuvvetli olduğu zaman.
    İşte size aynı haberde yer alan belirgin ifadeler: "1985'te inşaatı ihale edilen hat, gecikmeli olarak 1989'da tamamlandı. Petrol taşımacılığı için planlanan hat, işletmeye alınmadığı için çürümeye terk edildi."

    Evet, maalesef bu hat bugün hiçbir işlev görmüyor. Boşu boşuna yapılmış oldu. Tıpkı, aynı Özal tarafından "teröre çare" olsun diye, Doğu ve Güneydoğu illeri için verilen trilyonlarca "çiftlik kredisi"nin âkıbeti gibi.
    Boşa gitmeyen kısımını da ilâve edelim: Ne yazık ki, hayalî çiftlik kredisi alan vatandaşların çoğu, aldıklarının belli bir yüzdesini terör örgütü adına haraç toplayan kimselere vermek durumunda kaldı.

    Terörü önlemek adına, o dönemde federasyondan da söz eden yine Özal idi ki, onun bu açılımı da maalesef terör örgütüne ve arkasındaki karanlık güçlere moral ve ümit bahşetti.

    Bir değerli profesörümüz de, vaktiyle 45 sayfalık bir "Kürt raporu"nu götürüp Özal'a verdiğini, raporda ayrıca Said Nursî'nin önerisine de temas ettiğini yazdı, bir gazetede.

    Kesin ve net olarak ifade edelim ki: Sonradan kitaplaşan o raporda Said Nursî'nin fikir ve tekliflerine tamamen ters düşen yorum ve yaklaşımlar olduğu gibi, Özal'ın kendisi de Nursî'nin fikirlerine zerrece değer verip de üzerinde durduğuna, yahut kaale aldığına ihtimal dahi vermiyoruz.


    Yakın geçmişte yaşananları, tarihin terazisinde tartmaya devam etmek arzusundayız.





    Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek
    Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek!

    Mehmed Akif Ersoy


  6. #6
    Ehil Üye Şahide - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    9.198

    Standart

    Faruk ÇAKIR

    Yurtta sulh, cihanda patriot!



    Türkiye’nin Amerika’dan yaklaşık 12 milyar liralık patriot füzesi alacağı yönündeki haberler heyecana, daha doğrusu tepkilere sebep oldu. Ankara her ne kadar bu haberleri doğrulamıyorsa da, ateş olmayan yerden dumanların yükselmeyeceğinin farkında olmak lâzım.
    Silâhlanmaya harcanacak olan paranın çok iyi hesap edilmesi gerektiği ortada. Elbette belli ölçülerde silâha da yatırım yapmak gerekir, ama bunu yaparken Türkiye ve dünya şartlarını iyi tahlil etmek, ihtiyaçları ve öncelikleri iyi hesaplamak gerekir.

    Elbette konunun uzmanı değiliz, ama uzmanların açıklamalarını dinleyince, bugünkü şartlarda Türkiye’nin böyle bir harcamaya hiç mi hiç ihtiyacı olmadığı ortaya çıkıyor. Türkiye’nin menfaati, başta komşuları olmak üzere bütün ülkelerle barış içinde yaşamaktan geçiyor. Nitekim son yıllarda atılan adımlarla şimdiye kadar ‘düşman’ bellenen ülkelerle iyi ilişkiler kurmuş durumdayız. Suriye, İran, Irak ve Yunanistan oldum olası ‘düşman ülkeler’ olarak tanıtıldı ve bu bilgiler ders kitaplarına dahi girdi. Alınacağı iddia edilen patriot füzelerinin de İran’a karşı kullanılacağı, daha doğrusu İran’ın muhtemel bir füze saldırısına karşı kendimizi koruyacağımız söyleniyor. Dışişleri Bakanımızın ‘komşularımızla sıfır problem’ için ülke ülke gezdiği bu günlerde, bu haberlerin medyada yer alması tesadüf müdür? Bir yandan sulh için gayret gösterirken, öte yandan milyar dolarlık silah yatırımı neyin nesi olur?

    Bugünkü şartlarda bu miktarda bir silâh yatırımını yapmayı düşünen varsa bir an önce bu sevdasından vaz geçmelidir. Türkiye’nin silâhlanmaya harcadığı miktar zaten fazla. Gündeme gelen bu yatırım işin tuzu-biberi olur. Bir yandan ekonomik krizle mücadele ederken, memura ve emekliye ‘bir puan daha az zam’ yapmanın hesabı yapılırken bunca paranın silâhlara karışmasına müsaade edilmemelidir.

    Bu demek değildir ki silâha hiç para verilmesin. Elbette belli ölçülerde silâha da yatarım yapılmalıdır. Fakat bunu yaparken kılık kırk yaran bir araştırma ve inceleme yapmak gerekir. Patriot alımıyla ilgili haberleri değerlendiren bir uzman, bu silâhları “pahalı bir oyuncağa’ benzetiyordu. Çünkü yakın dönem için Türkiye’nin komşularından böyle bir ‘füze saldırısı’ gelme ihtimali yok. “Türkiye’ye bu silâhlar lâzım” diyenlerin dayandığı tek ‘bahane’ İran’ın sahip olduğu füzelerin menzillerinin Türkiye’ye kadar ulaştığı yolundaki inançtır. Peki, aynı şeyi İran ya da başka komşu ülkelerimiz düşünmez mi? Onlar bu düşüncelerinde haksız olurken, biz haklı mı oluruz?

    Hatayı en başta yapıyoruz: Buna göre İran, Irak ve Suriye gibi ülkeler bizim için ‘tehlikeli.’ Her fırsatta komşularıyla savaşmak için can atan, meselâ Filistinlilere karşı her türlü silâhı kullanan, onlara hayat hakkı tanımayan İsrail ise dost! Bu anlayışla hareket etmek Türkiye’ye pahalıya mal oluyor.

    Meselâ, alınması muhtemel patriotları İsrail’e karşı kullanmak mümkün olur mu? Bu ihtimal hiç kimsenin aklına geliyor mu? Buna en başta silâhları satan Amerika müsaade etmez. Irak’ta komşumuz haline gelen Amerika’ya karşı da kullanamayacağımıza göre geriye kim kalıyor? Üstelik Rusya ve Amerika, kendi aralarında görüşmeler yaparak daha az silahlanmanın hesabını yapıyor. Böyle bir atmosferde Türkiye’nin milyar dolarlarını silâha verme lüksü olmamalı.

    Resmî makamlarca bugün itibarıyla doğrulanmayan bu silâh satışı gerçekleşirse, Türkiye, bölgesinde ‘en büyük silah alıcı ülke’ konumuna yükselecek. Türkiye’nin menfaati, en büyük silâh alıcı ülke olmakta değil, barış havzası olmaktadır. Türkiye’yi idare edenlerin bu durumun farkında olmasını temenni ederiz.





    Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek
    Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek!

    Mehmed Akif Ersoy


  7. #7
    Pürheves İhlas_neşriyat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    168

    Standart

    Alıntı Şahide Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

    M. Latif SALİHOĞLU

    Toprağa gömülen servet




    Bazı kimseler, Turgut Özal'ın 1984–93 yılları arasındaki politikalarına hayranlıkla bakar. O dönemin uygulamalarından sitayişle söz eder.
    Bu gibi kimseler, bugün itibariyle 12 Eylül Darbesini ile anayasasını eleştirse de, darbecibaşı Kenan Paşaya en ağır tenkitleri yöneltse de, sıra aynı silsilenin devamı ve takipçisi olan Özal'a geldi mi, hemen tavır değiştiriyor ve ona toz kondurmamak için bin dereden su getirmeye uğraşıyor.

    Ne yapalım, biz de bu insanlarımızı kırmamak için, yirmi beş senedir yutkunarak bazı şeyleri sineye çektik. Yıllardır rahatça konuşup yazamadıklarımızı tarihe bırakmayı tercih ettik. Tarihin dile gelmesini bekledik. Nihayet, tarih konuşmaya ve bazı gerçekleri gün yüzüne çıkarmaya başladı.
    Pazar günkü (13 Eylül) Zaman gazetesinin ekonomi sayfasında yer alan bir haberin başlağında aynen şu ifade kullanılıyor: "18 milyon dolar toprağa gömüldü."

    Bugünkü değeri 27 milyon TL olup, yaklaşık 54 sağlık ocağının maliyetine denk gelen bu para, meğerse İzmit–Haramidere arasında yapılan 128 kilometrelik petrol boru hattı inşaatı için ödenmiş... Hem de ne zaman biliyor musunuz? Tam da Özal'ın devr–i iktidarının en kuvvetli olduğu zaman.
    İşte size aynı haberde yer alan belirgin ifadeler: "1985'te inşaatı ihale edilen hat, gecikmeli olarak 1989'da tamamlandı. Petrol taşımacılığı için planlanan hat, işletmeye alınmadığı için çürümeye terk edildi."

    Evet, maalesef bu hat bugün hiçbir işlev görmüyor. Boşu boşuna yapılmış oldu. Tıpkı, aynı Özal tarafından "teröre çare" olsun diye, Doğu ve Güneydoğu illeri için verilen trilyonlarca "çiftlik kredisi"nin âkıbeti gibi.
    Boşa gitmeyen kısımını da ilâve edelim: Ne yazık ki, hayalî çiftlik kredisi alan vatandaşların çoğu, aldıklarının belli bir yüzdesini terör örgütü adına haraç toplayan kimselere vermek durumunda kaldı.

    Terörü önlemek adına, o dönemde federasyondan da söz eden yine Özal idi ki, onun bu açılımı da maalesef terör örgütüne ve arkasındaki karanlık güçlere moral ve ümit bahşetti.

    Bir değerli profesörümüz de, vaktiyle 45 sayfalık bir "Kürt raporu"nu götürüp Özal'a verdiğini, raporda ayrıca Said Nursî'nin önerisine de temas ettiğini yazdı, bir gazetede.

    Kesin ve net olarak ifade edelim ki: Sonradan kitaplaşan o raporda Said Nursî'nin fikir ve tekliflerine tamamen ters düşen yorum ve yaklaşımlar olduğu gibi, Özal'ın kendisi de Nursî'nin fikirlerine zerrece değer verip de üzerinde durduğuna, yahut kaale aldığına ihtimal dahi vermiyoruz.

    Yakın geçmişte yaşananları, tarihin terazisinde tartmaya devam etmek arzusundayız.

    Kürt Açılımı Ve Özal'ın Ölümü!
    Kenan Evren yasakladı, Turgut Özal bu yasağa aşmak için açılımlar yaptı... Belkide Özal'ın ölümüne bu mesele neden oldu... Ve sıra bugünün siyasilerinde



    Kürtçeyi yasaklayan Kenan Evren'di. Sonra Özal, İbo'ya ilk Kürtçe şarkıyı okutan kişiydi. Özal'ın ölümünü Kürt meselesindeki cesaretine bağlayanlar az değil. Çözüm amaçlı atılan her adımda şiddet olayları tırmandırıldı.


    PKK ya şimdi destek veren barzani özal zamanında yapılan diplomatik görüşmeler sonucunda PKK ya karşı mücadele kararı almış ve PKK ile çatışması sonucunda 3000 kadar barzani peşmergesi ölmüştür


    bugün Akp nin yapmaya çalıştığı Anadilde eğitim özgürlük ,yayın ve ekonomik sosyal yatırımların hepsi özal zamanında başlamıştır

    keşke bu adamın değeri Türkiye bilseydi

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 75
    Son Mesaj: 31.08.15, 13:02
  2. Türk Erkekleri Neler Çekiyor Bir Bakinn :)
    By uhuvvetkar in forum Mizah
    Cevaplar: 42
    Son Mesaj: 13.01.09, 22:09
  3. Sigaranın Türkiye’ye Maliyeti, 1,5 Trilyon Dolar
    By Bîçare S.V. in forum Sağlık
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 13.12.08, 22:13
  4. Kim Bir Trilyon İster Yarışması
    By Ahsen Nur in forum Mizah
    Cevaplar: 11
    Son Mesaj: 07.09.08, 14:43
  5. Avrupa'dan 75 Milyar Euro'yu Çekti
    By akıncı in forum Gündem
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 17.06.08, 20:35

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0