+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 15

Konu: Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığını Engellemek İsteyen Generalin Şok Ses Kaydı

  1. #1
    Vefakar Üye Alâ Nur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    421

    Standart Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığını Engellemek İsteyen Generalin Şok Ses Kaydı

    http://habervaktim.com/videoizle.php?id=403

    SES KAYDINI DİNLEYİN DARBECİ AÇIKÇA TEHDİT EDİYOR. GÜL SEÇİLİRSE DARBE OLUR DİYOR AMA ERGENEKON OLAYI ÇIKINCA DARBE YAPAMADILAR.

    367 tartışmaları aydınlanıyor. Asker siyasetin tam ortasındaymış! Cumhurbaşkanlığı seçiminde Erkan Mumcu'nun Meclis'e girmemesi askerlerin baskısına bağlanmış, Mumcu ise bu baskı iddialarını reddetmişti. Bu tartışmalara son verecek bir ses kaydı ortaya çıktı.

    DUYDUKLARINIZ SİZİ ŞOK EDECEK!

    turktime'de yayınlanan ses kaydında Son dönemde adı Encümen-Daniş ile gündeme gelen eski Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı'nın Cumhurbaşkanlığı seçim süreci, 367 krizi ve Erkan Mumcu ve Anavatan'ın Meclis'e neden girmediği ile ilgili çok çarpıcı açıklamaları yer alıyor. Mumcu'ya Meclis'e girmemesi için yapılan baskının detayları ile anlatıldığı ses kaydında seçimlerden AK Parti'nin çıkması halinde TSK'nın darbe yapması gerektiği vurgulanıyor.

    Sabih Kanadoğlu ile de yapılan görüşmelerin detaylarının yer aldığı ses kaydı gündemi yerinden sarsacak...

    HABER VAKTİM

  2. #2
    Vefakar Üye güneşsu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    433

    Standart

    Kanadoğlu ve karadayı komplosuymuş meğerse yazıklar olsun.

  3. #3
    Vefakar Üye güneşsu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    433

    Standart Mumcu Şok ses kaydı için ne dedi?

    Mumcu, yaptığı yazılı açıklamada, bugün bazı medya organlarında, emekli Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı'ya ait olduğu iddia edilen sözler ve ses kayıtlarında adının geçtiği bazı iddia ve ifadelere yer verildiğini ifade etti.

    ''Şahsıma yönelik hakaret içeren sözler dolayısıyla gerekli ve mümkün olan tüm hukuk yollarına başvuracağım'' diyen Mumcu, açıklamasında şunları kaydetti:

    ''Anılan ses kayıtlarında İsmail Hakkı Karadayı'nın sözünü ettiği telefon görüşmesini 2007-2008 yıllarında benimle yapılan pek çok gazete ve televizyon röportajlarında kamuoyunun bilgisine sunmuştum. Bugün de emekli Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı'ya atfedilen ses kayıtları kamuoyuna sunduğum bilgilerin gerçekliğinde en küçük bir kuşku olmadığını göstermektedir. O gün söylediklerimin delilleri bugün ortaya çıkmaktadır.

    İsmail Hakkı Karadayı ile hayatımda bir kez havalimanı VİP salonunda karşılaştım ve eşinin de bulunduğu bu ortamda bir dakikadan bile daha az bir süre içerinde hatır sorma ve nezaket sözlerinden başka bir şey konuşulmamıştır. Bunun dışında İsmail Hakkı Karadayı Demokrat Parti (DP) ile bütünleşme kararımızı tebrik etmek amacıyla beni aramıştır. Üç dakika kadar süren bu telefon görüşmesinde birleşme kararımızı kutlamış, konuşmanın devamında '367' tezine destek vereceğimizi umduğunu beyan etmiş ve bizden '367 iddiasının hukuksal bir temelinin bulunmadığı bu hususta en doğru çözümün seçimi halkın yapacağı bir anayasa değişikliği olduğu' yanıtını almıştır. O konuşmada seçimi halk yapsa da yine AKP'li bir ismin seçilebileceği yönündeki kaygısını ifade etmiş ve benden 'demokrasi böyle bir şey halk kimi isterse onu seçsin' yanıtını almıştır.

    İsmail Hakkı Karadayı kendisine atfedilen ses kaydı gerçek ise bizim bu tutumumuzu anlayamamış veya içine sindirememiş olmalı ki hakkımızda hakaretamiz sözler sarf ediyor. Her söz sahibinin seviyesini gösterir ve sahibine aittir.

    İki yıldan beri anlattığım şeylerin gerçekliğinin böyle bir kayıtla da ortaya çıkması benim için şaşırtıcı değil. Çünkü gerçeklerin en temel vasfı eninde sonunda açığa ortaya çıkmalarıdır.''

    ''DEMOKRASİ TARİHİNİN EN İLERİ ADIMLARINDAN BİRİ''

    ''Demokratik sürece silahlı kuvvetlerin müdahale etmesini önerecek kadar izan ve insaf çizgisinden çıkmış bir anlayış ile hayatımın bir saniyesinde bile aynı yerde olmadım'' diyen Mumcu, cumhurbaşkanlığı seçimleri meselesinde kararlarının seçimden iki yıl öncesinden verildiğini ve hükümete, meclise ve tüm kamuoyuna medya organları aracılığıyla duyurulduğunu ifade etti.

    O tarihte CUmhurbaşkanını halkın seçmesi yönünde Anayasa değişikliği teklif ettiklerini ve hükümete ANayasa değiştirmeyi mümkün kılacak çoğunluk sağlamak konusunda açık taahhütte bulunduklarını anımsatan Mumcu, şöyle devam etti:

    ''Sayın Başbakan teklifimize sıcak bakmadığı ve görüşme talebimizi reddettiği için önerilerimizi ve taahhüdümüzü sayın Başbakan'a hitaben yazılmış bir mektupla hükümete ve kamuoyuna duyurduk.

    2005 Haziran'ından başlayarak Cumhurbaşkanlığı seçimi ve sonrasında Cumhurbaşkanını halkın seçmesini düzenleyen Anayasa değişikliğine kadar çizgimizde en küçük bir kırılma olmamıştır.

    Birinci tur oylamaya katılmayışımıza kendilerince gerekçe uyduranlar, binlerce belgesi on milyonlarca tanığı olan bir gerçeği saptırmaya çalışmaktadır.

    Bugün siyaset dışında olmayı tercih etmiş olmama rağmen siyasette bıraktığım izler ile kavga etmeyi sürdürenler şunu anlamalıdır ki artık cumhurbaşkanını halkın seçecek olması Türk demokrasi tarihinin en ileri adımlarından biridir. Ve Türkiye bu adımı attıysa Erkan Mumcu'nun onurlu, kararlı duruşunun bunda büyük payı vardır. Devrim niteliğindeki bu değişimin sancı doğurması kaçınılmazdır. Bu duruştan hesap sorulması ve tasfiye edilmek istenmesi de siyasetin tabiatındandır. Ne pişmanlık duyarım ne de sitem ederim. Kararlarımı vicdanımla verdim ve o vicdan sayesinde dimdik ayaktayım.''

    AA

  4. #4
    Dost hasretim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Bulunduğu yer
    mersin
    Mesajlar
    11

    Standart

    hevesleri kursaklarında kalmış.. Rabbim fırsat vermesin onlara..

    10 yıl öncesi türkiyede bunlar olacak denilseydi hayal gibi gelirdi ama,şükürler olsun hepsinin ipi pazara çıktı..

    türkiyede ''zekeriye öz'' gibi savcıların olması çok güzel..

    Türkiyemiz'in önü açık olsun inşAllah..
    DİLİNE GELSİN KELİMELER,DOLDUR SAYFALARI..

    YAZDIKLARIN NEYE YARAR,HATIRLATMIYORSA ALLAH'I

    hasretim...

  5. #5
    Vefakar Üye güneşsu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    433

    Standart

    Karadayı'nın ses kaydı

    İlk işareti DP lideri Süleyman Soylu verdi. 'Mumcu ve Ağar'a baskının kayıtları olduğu söyleniyor.' dedi. Daha sözünün sıcaklığı kaybolmadan 'ses kaydı' internet sitelerine düştü. Sesin sahibi iddiaya göre eski Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı...

    Ne tekzip etti ne de açıklık getirdi. Nerede konuştuğu belli değil. Yanında birileri var, bir sohbet ortamı. Konu Abdullah Gül'ün aday olduğu cumhurbaşkanlığı seçimi... 367 şartının Meclis'i kilitlediği 22 Temmuz'dan önceki oylamalar. O dönemin karanlıkta kalan çok yönleri var. Ses kaydı biraz ışık tutuyor, bazı gerçekleri aydınlatıyor.

    O sırada Anavatan'ın başında bulunan Erkan Mumcu için Karadayı, sözünün bir yerinde 'Ben girme dedim cumhurbaşkanlığı seçimine. Kesinlikle girme, dedim. Girmedi.' diyor. Nerede dedi, nasıl dedi, ayrıntısı yok. Mumcu, daha önce Karadayı ile havaalanında bir kez karşılaştıklarını ve cumhurbaşkanlığı seçimini konuştuklarını söylemişti. Dün yaptığı yazılı açıklamada ise Karadayı'nın kendisini telefonla aradığını ve 367'ye destek istediğini belirtti. Karadayı'nın sözünü ettiği görüşme o olabilir.

    Eski Genelkurmay Başkanı'nın üslubu kabul edilebilir gibi değil. Hayır, sadece Mumcu için kullandığı hakaretamiz kelimeleri kastetmiyorum. Buyurgan bir üslup... Üst perdeden konuşuyor. Kışlada emri altındakilere bile kullanmayacağı bir üslup bu. 'Girme dedim, girmedi' diyor.

    Anavatan liderini 20 milletvekili ile Genel Kurul salonuna girmekten alıkoyan, siyasetin doğal dinamikleri değildi. AK Parti-CHP cepheleşmesinde bir merkez sağ partinin yeri, CHP'nin yanı olamazdı. Milletvekilleri ve parti teşkilatlarının nabzını hiç dikkate almayan Mumcu ve Ağar'ın kararını şekillendiren etkenler o günden beri tartışma konusu. Karadayı, 'Ben girme dedim, girmedi' diyor. Bu telkinin Mumcu üzerinde hiç etkisi olmadığı söylenemez. Sadece Karadayı faktörü ile açıklamak ne kadar doğru, o da tartışılır. Normal şartlarda bir siyasetçinin, bir emekli askerin yönlendirmesiyle adım atması düşünülemez.

    Ben yine de Mumcu'nun salt Karadayı istedi diye Meclis'e girmediği görüşünü doğru bulmuyorum. Eğer Mumcu üzerinde Karadayı veya asker faktörü bu denli etkili olsaydı, cumhurbaşkanını halkın seçmesini öngören anayasa değişikliği oylamalarında Anavatan Partisi farklı davranırdı. Dünkü açıklamasında Mumcu, Meclis'i boykot kararını, Anavatan'ın cumhurbaşkanını halkın seçmesi politikasına bağlıyor. Bu gerekçe ne kadar ikna edici? Kararı siz verin.

    Karadayı'nın ses kayıtlarında bu bölüm de var. Orası da ilginç. Eski Genelkurmay Başkanı, değişiklik teklifini veren Mumcu'ya bozuk atıyor, yanlış yaptığını söylüyor. Karadayı, 367'den sonra da boş durmamış. Anavatan milletvekillerini aramış; 'Ben bir iki kişiye daha telefon ettim. Sakın girmeyin diye. Adam diyor ki, bizim başkan diyor tabii bu teklifi yapan. Mumcu için. Bu diyor gireceğine göre yani bizim de kesinlikle girmemiz lazım. Eee gir kardeşim dedim gir şey ver, çekinser ver'.

    Bütün çaba, cumhurbaşkanını halk seçmesin diye. Neden bu korku? Vekillerini yönlendirmek, 70 milyonluk milleti yönlendirmekten daha kolay da onun için. Hatta milletvekilleri de değil, genel başkanların kararını etkilediniz mi iş bitiyor. Manzara-i umumiye ortada. Karadayı'nın ses kaydında insanı ürperten bölüm ise askeri açıkça siyasete müdahaleye teşvik eden sözler... 'Genelkurmay'ın düşünmesi lazım.

    Bu işi bir tek şey, Silahlı Kuvvetler temizler artık. Eğer seçimlerden de başarılı olunmazsa Silahlı Kuvvetler'in bunu halletmesi lazım.' diyor. Nasıl halledecek, neyi temizleyecek? Anayasa, askere siyasete müdahale etme yetkisi veriyor mu? Bir eski Genelkurmay başkanı nasıl böyle konuşabilir? Karadayı'nın sözleri bir dönemin arka planını ve bir zihniyeti açık etmesi bakımından görmezden gelinmeyecek türden. Yasal olmayan dinlemenin ahlakî boyutu içime sinmemesine, içten içe isyan etmeme rağmen bu konuyu yazmamın nedeni bu.


    MUSTAFA ÜNAL

  6. #6
    Vefakar Üye Nil Sultan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    418

    Standart

    Ben yapmadım diyor adam. BİR NUMARALI YALAN.

  7. #7
    Vefakar Üye Alâ Nur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    421

    Standart

    Eski Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı'ya ait olduğu söylenen bir kaset mevcut. Teferruatı gazetelerde çıktı. Bir özet vermek ve konuşmayı daha anlaşılır kelimelerle açmak gerekirse, Karadayı, muhatabına şunları söylüyor:

    1) Erkan Mumcu'ya Cumhurbaşkanlığı oylamasına girme dedim, girmedi.

    2) Cumhurbaşkanı'nın halk tarafından seçilmesine ilişkin anayasa değişikliğinin sakıncalı olduğunu söyledim. O oylamaya da girmemesini telkin ettim. Oysa teklifi zaten Mumcu yaptı, AKP üzerine atladı. 367'yi bulamazlarsa kadük oluyor. ANAP'tan biriki kişiye daha telefon ettim. CHP'den oraya geçmiş olanlara. "Teklif Genel Başkan'ın, girmeliyiz" diyorlar; o zaman çekimser oy kullanmalarını söyledim.

    3) Sabih Kanadoğlu ile gece konuştum. "Kötü istikamete gidiyorlar" dedi. Cumhurbaşkanı, anayasa değişikliğini veto edemez, ancak referanduma gönderebilir. Bunun için de 120 gün süre gerekiyor. Fakat bunlar bir kanun çıkaracakmış.

    4) Eğer seçimlerde başarılı olunmazsa, Cumhurbaşkanlığı'na kendi adamlarından biri gelir, genel seçimde de ekseriyetle başa geçerlerse, asker temizler bunu.

    İsmail Hakkı Karadayı, konuşma için "montaj" diyor. Özden Örnek de günlüklerini inkâr etmedi mi? Ama Karadayı'nın telefondaki konuşması, o günlerde cereyan eden hadiselerle örtüşüyor.

    O tarihte siyasi ortam
    27 Nisan 2007'de Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanlığı oylandı. Gül 357 oy aldı. Birinci turda 3'te 2 çoğunluk olan 367'ye ulaşılamamıştı. Ama Sabih Kanadoğlu'nun ortaya attığı formüle göre, toplantı yeter sayısı da 367 olmalıydı. CHP, birinci oylamayı, o gün, Anayasa Mahkemesi'ne taşıdı. O gece de 23.17'de, Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanı seçilmesini engellemek üzere Genelkurmay bir emuhtıra yayınladı.


    Aslında, 27 Nisan günü, Erkan Mumcu ve ANAP'lı milletvekillerinin Genel Kurul'a girmesi bekleniyordu. Hatta Mumcu, AK Parti'ye, "Cumhurbaşkanı'nın halk tarafından seçilmesi yönünde bir anayasa değişikliğine gidin, biz Meclis'e geliriz" sözünü vermişti. (Karadayı'nın "Teklifi Mumcu yaptı, AK Parti üzerine atladı" dediği budur.) Mehmet Ağar'ın da katılmayacağı şeklinde bir açıklaması olmamıştı. 27 Nisan'da, Genel Kurul'da 367 milletvekilinin hazır bulunacağı sanılıyordu. Her şey son gün değişti. Çünkü Karadayı'nın da ses kaydından anlaşılacağı üzere, 28 Şubat benzeri bir "ikna" faaliyet başlamıştı.

    Yargı da, işe karıştı. 1 Mayıs'ta, Anayasa Mahkemesi, CHP'nin müracaatını neticelendirdi ve cumhurbaşkanı seçiminin 27 Nisan'da yapılan ilk oylamasının yürürlüğünü durdurdu; toplantı nisabı için 367'yi şart koştu. Meclis, cumhurbaşkanını seçmek üzere 5 Mayıs'ta toplandı. Ama yoklamada 367 bulunamadığı için, seçime geçilemedi ve Abdullah Gül adaylıktan çekildi.

    "Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi" amacıyla hemen anayasa değişikliğine gidildi. 10 Mayıs'ta, Cumhurbaşkanı Necdet Sezer, "rejim değişikliği söz konusu" diye anayasa düzenlemesini veto etti. Paket, yeniden TBMM'den aynen geçti. Sezer, hukuken, ikinci defa vetosunu kullanamazdı; ama değişikliği onaylamadı ve referanduma götürdü. İptâl için de, Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu. CHP de Anayasa Mahkemesi'ne gitti.

    Zamanlama
    İşte, Karadayı, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in vetosundan sonra, anayasa değişikliğinin ikinci defa parlamentoda ele alındığı günlerde, kayıtlara geçen konuşmayı yapıyor. Sabih Kanadoğlu'nun, "Cumhurbaşkanı veto edemez, ancak referanduma gönderebilir" demesinin sebebi de bu. 120 günlük süre, referandum propaganda sürecini işaret ediyor. O tarihte, AK Parti grubu, referandumun propaganda dönemini kısıtlayarak, 120 günden 45 güne indirecek bir kanun teklifi üzerinde çalışıyordu. "Bunlar bir kanun çıkaracakmış" cümlesiyle de bu kastediliyor.

    Kusura bakmasın ama İsmail Hakkı Karadayı'nın "Ben bu sözleri sarf etmedim" şeklindeki tavzihine hiç inanmam. Eski Genelkurmay Başkanı'nın siyasete müdahalesi, bizzat Süleyman Demirel'in sözleriyle sabittir. 28 Şubat'taki tutumunu izah ederken, dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, "Nizamiye kapısından döndük" dememiş miydi? O tarihte Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı değil miydi? Cumhurbaşkanlığı seçiminde, yargı mensubundan siyasetçiye ve askere kadar herkes hukuk dışı davranışlar sergiledi. Karadayı da bunlardan biriydi.

    NAZLI ILICAK

  8. #8
    Vefakar Üye Manâ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    297

    Standart Karadayı için hukuki süreç başlatılıyor!

    Emekli Orgenaral İsmail Hakkı Karadayı'nın, ANAP eski Genel Başkanı Erkan Mumcu'yu arayarak, ‘367 konusunda baskı' yaptığını anlattığı ses kaydının ardından hukukçular harekete geçiyor. Eski Genelkurmay Başkanı Karadayı'nın hamlesini ‘siyasete müdahale' olarak değerlendiren hukukçular, bunun ‘Anayasayı hiçe saymak' anlamına geldiğini belirtiyorlar.

    HUKUKÇULAR DÜĞMEYE BASTI
    Hukukçular Derneği Genel Başkanı Kamil Uğur Yaralı, “Eski Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı ANAP lideri Erkan Mumcu'yu aramamış olsaydı, ülkemizde 367 krizi yaşanmayacak ve Cumhurbaşkanı demokratik yollarla seçilebilecekti” dedi.

    “DARBE ORTAMINA HAZIRLIK”
    “Zaten Mumcu'nun son ana kadar yaptığı açıklamalar da oturuma katılıp oyunu kullanacağı şeklindeydi” diyen Yaralı, “Ancak Karadayı'nın araması ile çok şeyin değiştiğini görmekteyiz. Bu basit bir telefon konuşması değildir. Burada elinde bulundurulan gücün verdiği rahatlık ile bir siyasetçinin aranıp, siyasi işleyişin değişmesine yönelik bir müdahale ile karşı karşıyayız.

    Karadayı, eski bir Genelkurmay Başkanı… Bir komutanın emekli olmasının kurum içerisindeki gücünün hemen azalmasına etken olmadığını hepimiz biliyoruz. Çünkü, daha önce emrinde çalışan komutanlar Genelkurmay başkanı veya kuvvet komutanı olduklarından, dışarıdan dahi olsa talimat verme, manevi tazyik ve yönlendirme gücünü ellerinde tuttukları bir gerçektir.

    İşte Karadayı sahip olduğu bu nüfuzla çok açık bir şekilde anayasayı hiçe sayarak siyasete müdahale etmiş ve ülkenin bir kriz ile karşı karşıya kalmasını sağlamıştır. Hatta bu müdahale darbe ortamına bile ön hazırlık olacak kadar ciddi bir olaydır” diye konuştu. Yaralı, Karadayı'nın yargılanması için gerekli hukuki işlemleri başlatacaklarını ifade etti.

    VAKİT

  9. #9
    Vefakar Üye güneşsu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    433

    Standart Paşa ETÖ'nün neresinde?

    28 Şubat postmodern darbe sürecinde Genelkurmay Başkanlığı yapan emekli Orgeneral İ. Hakkı Karadayı'nın ismi, Ergenekon davasıyla sıkça anılır oldu.

    Ergenekon iddianamesinde sanıkların “hükümeti devirmeye teşebbüs, devlet organlarını çalışamaz hale getirmek” isnadıyla yargılandığını hatırlatan emekli Savcı Sacit Kayasu, “Eğer söz konusu kaset doğruysa, burada açıkça siyasi iradeye baskı ve devletin demokratik düzenini bozmaya dönük bir girişim söz konusu. Bu haliyle Ergenekon iddianamesinde sanıklara isnad edilen suçlarla benzerlik arzettiği görülmektedir” dedi. Kayasu, Ergenekon davasıyla bağlantısının kurulabilmesi için söz konusu konuşmaların somut bir delil haline getirilmesi gerektiğini belirterek, “Savcılar konuyla ilgili gerekli inceleme ve soruşturmayı başlatmalıdırlar” şeklinde konuştu.

    ERGENEKON SANIĞI TUNCER PAŞA DA MUMCU'YU ARAMIŞTI
    Ergenekon davası kapsamında gözaltına alınan Tuncer Kılıç Paşa da Cumhurbaşkanlığı seçiminde oylamaya katılmaması için Erkan Mumcu'yu aramıştı. O dönem eski Genelkurmay Başkanı'nın Mumcu'yu arayarak oylamaya katılmaması yönünde baskı yaptığının ortaya çıkması, “Kılıç Paşa ile Karadayı Paşa birlikte mi hareket ediyor?” sorularını gündeme getirmişti.

    POSTMODERN DARBE SÜRECİNDE GENELKURMAY BAŞKANIYDI
    Karadayı, 28 Şubat postmodern darbe sürecinde Genelkurmay Başkanı olarak görev yapmıştı. O dönemde Sincan'da tank yürüten Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Çevik Bir ve Genelkurmay Genel Sekreteri Tümgeneral Erol Özkasnak, bugün Ergenekon davasında iddianameye konu olan fişlemelerin yapıldığı Batı Çalışma Grubu'nun da mimarlarındandı. O dönem TSK'da yaşanan demokrasi dışı girişimlerin, Genelkurmay Başkanı'nın bilgisi ve izni dışında olamayacağını dile getiren hukukçular, 28 Şubat postmodern darbe sürecinin Ergenekon ile bağlantısına dikkat çektiler.

    ENCÜMEN-İ DANİŞ'İN BAŞKANI OLDUĞU İDDİA EDİLMİŞTİ
    Son zamanlarda Ergenekon davasında adı sıkça geçen İ. Hakkı Karadayı, Mumcu ile yaptığı telefon görüşmesinin kaydında geçen konuşmaların bir kısmının kendisine ait olmadığını iddia ederken; kendisinin, Ergenekoncuların danışma kurulu olduğu ileri sürülen ve son zamanlarda sıkça gündeme gelen Encümen-i Daniş'in de başkanı olduğu iddia edilmişti.

    -VAKİT

  10. #10
    Vefakar Üye Nil Sultan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    418

    Standart

    Karadayı Paşa’ya ait olduğu söylenen ses kaydını büyük bir dikkatle, parçaları birleştirmeye çalışarak dinledim.

    Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde bir şeylerin döndüğünü, ‘367’ türünden buluşlara imza atmış bazı emekli bürokratların ‘durumdan vazife çıkararak’ bazı alengirli münasebetlere girdiğini biliyorduk da, bu münasebetin ucundaki ‘sorumlu kişi’nin Karadayı Paşa’nın olduğunu/olabileceğini tahmin edemiyorduk.
    Kendisi eski Genelkurmay Başkanı’dır.
    Aynı zamanda, hangi sivil toplum ihtiyacına binaen kurulduğunu çözemediğimiz ‘Encümen-i Daniş’ örgütünün üyesidir.


    Kusura bakmayın, başka bir isim bulamadım.
    Dernek desen, değil.
    Dernekler Masası’nda kaydı bulunmuyor.
    Meslek odası da değil.
    Sendika ve vakıf hiç değil.
    En uygun isim ‘örgüt’ yine de.

    Çünkü, açık mecraları kullanmalarına rağmen ‘gizlice’ toplanıyorlar, gizli birtakım mevzular konuşuyorlar, eşleriyle dahi paylaşmadıkları bu gizli mevzuları bazen rapor haline getirip mutemet devlet adamlarına sunuyorlar.
    Devlet mi onlardan böyle bir şey istiyor?
    Hayır.

    Kendi kendilerine gelin güvey oluyorlar.
    Bir tür ‘think tank’ hizmeti...
    Kendi kendilerine oturuyorlar, kendi kendilerine düşünüyorlar. Ortaya çıkan yüksek fikirleri de uygun gördükleri kişilerle paylaşıyorlar.
    Mesela, Sezer uygun bir isim...

    Demirel de öyle...
    Özal’ı uygun bulduklarını zannetmiyorum.
    Gül ve Erdoğan ise hiçbir zaman uygun bulunmayacak
    Fakat, Karadayı’ya ait olduğu söylenen ses kaydından sonra, bu hizmetin mahiyeti konusunda bazı endişelerim belirdi.
    İsterseniz, örnek bir ‘okuma parçası’yla bu konuyu açalım.
    Diyor ki Paşa, ‘Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından seçilmesi için 376’yi bulamazlarsa bu iş bitiyor. Mumcu zaten teklifi yapan ******** kendisi...

    Ben şeye girme dedim Cumhurbaşkanlığı seçimine... ‘Kesinlikle girme’ dedim. Girmedi. O olmadı. O girseydi seçiliyordu. Abdullah Gül olmadı gaye oydu. (...) Teşekkür ettim Sabih Kanadoğlu’na, gece konuştuk 45 dakika kadar, ne olacak dedim. ‘Valla kötü istikamete gidiyorlar’ dedi. ‘Ancak’ dedi ‘bazı şeyler olabilir.’ (...) Genelkurmay’ın düşünmesi lazım. Bu işi bir tek şey Silahlı Kuvvetler temizler artık. Eğer şu seçimlerden de başarılı olunmazsa Silahlı Kuvvetler’in bunu halletmesi lazım...’

    İşte hizmet...
    Hazır konu açılmışken, değerli Encümen-i Daniş üyesi Karadayı’ya birkaç soru sormak istiyorum:
    Kendi aranızda konuşurken, üçüncü şahıslardan ‘********’ diye mi söz ediyorsunuz?
    Bu mudur ürettiğiniz yüksek fikir?

    Hem, Genelkurmay Başkanlığı’nın temizlemesi gereken ‘iş’ nedir?
    Kim, neyi, nasıl halledecek?
    Niçin parlamentoya, temsil mekanizmasına, demokratik kurumlara karşı bu kadar saygısız ve tahammülsüzsünüz?



    Ahmet Kekeç

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Üstad'ın Ses Kaydı...
    By elff in forum İstek, Öneri ve Forum Yardımı
    Cevaplar: 10
    Son Mesaj: 03.08.09, 13:37
  2. Abdullah b. Huzafetü’s Sehmi, Bediüzzaman’ ı Görseydi
    By TeSbiHaT in forum Risale-i Nur'u Yeni Tanıyanlara
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 28.02.09, 01:17
  3. Cevaplar: 25
    Son Mesaj: 22.11.08, 20:52
  4. Bilgisayariniza Uzaktan Girilmesini Engellemek
    By ahmet_hoca in forum Bilgisayar ve İnternet Sorunları
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 31.07.08, 23:56
  5. Türkçe Ezan'ın İlk Plak Kaydı
    By ahmetsait59 in forum Klip, Video, Film ve Animasyon
    Cevaplar: 32
    Son Mesaj: 03.07.08, 21:06

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0