İngiltere'de yayınlanan The Guardian gazetesi, Başbakan Erdoğan'ın Brüksel ziyareti vesilesiyle yaptığı yorumda, AB başkentindeki diplomatları kaynak göstererek, 2009'un Türkiye'nin AB üyeliği açısından ''belirleyici'' bir yıl olacağı görüşünü dile getirdi. Gazete, ziyaretin “iç politikada mücadeleyle geçen iki yıl ve AB ile bozulmaya başlayan ilişkilerin ardından, Türkiye'nin Avrupa politikasında bir değişimin işareti sayılabileceği"ni yazdı.
REFORMLARIN DURDUĞU İZLENİMİ BİLE...



"2000'li yılların başlarında ortaya konulan radikal reformların ardından Türkiye'de hükümetin bu adımlardan geri döndüğü ya da reformları askıya aldığı izleniminin ortaya çıktığı" görüşü ifade edilen yazıda, daha sonraki süreçte istikrarın da "askerî darbe tehditleri," "suikastlar," "liberallere, yazarlara, gazetecilere yönelik dâvâlar" ve "Kürtlere yönelik baskılarla" sarsıldığına dikkat çekildi.



REFORMLAR AKSADI, İSTİKRAR BOZULDU



İngİltere’de yayımlanan The Guardian gazetesi, “2000’li yılların başlarında ortaya konulan radikal reformların ardından Türkiye’de hükümetin bu adımlardan geri döndüğü ya da reformları askıya aldığı izleniminin ortaya çıktığı” görüşünü dile getirerek, istikrarın da sarsıldığını kaydetti.

The Guardian gazetesi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın 4 yıl aradan sonra Brüksel’e yaptığı ilk ziyaretin önceki gün başladığına dikkati çekti ve 2009’un Türkiye’nin AB üyeliği açısından ‘’belirleyici’’ bir yıl olacağı görüşünü dile getirdi. “Başbakan Erdoğan’ın Brüksel ziyaretinin amacının Türkiye’nin AB üyeliği hedefini canlandırmak olduğunu” da yazan Guardian, “2009’un Türkiye’nin üyeliği konusunda belirleyici bir yıl olacağına” dair görüşünü Brüksel’deki diplomatlara dayandırdı.

Gazete, “Başbakan Erdoğan’ın üyelik müzakerelerinin başladığı 2005 yılından bu yana AB’nin karargahını ilk kez ziyaret etme kararının, iç politikada mücadeleyle geçen iki yıl ve AB ile bozulmaya başlayan ilişkilerin ardından, Türkiye’nin Avrupa politikasında bir değişimin işareti sayılabileceği” yorumuna yer verdi.

“Başbakan Erdoğan’ın yakın çalışma arkadaşlarından Egemen Bağış’ı başmüzakerecilik görevine getirdiğine” işaret edilen haberde, “AB’nin Türkiye’nin üyeliği konusunda bölünme yaşadığı, Fransa ve Almanya’nın da aralarında bulunduğu bir grup üyenin Türkiye’ye karşı bir tutum takındıkları” savunuldu, “Erdoğan’ın reformlar yaparak bu konudaki kararlılığı vurgulaması gerektiği” belirtildi. “2000’li yılların başlarında ortaya konulan radikal reformların ardından Türkiye’de hükümetin bu adımlardan geri döndüğü ya da reformları askıya aldığı izleniminin ortaya çıktığı” görüşü dile getirilen yazıda, istikrarın da “askeri darbe tehditleri”, “suikastlar”, “liberallere, yazarlara, gazetecilere yönelik davalar” ve “Kürtlere yönelik baskılarla” sarsıldığı dile getirildi.

“Erdoğan’ın Kıbrıs’taki bölünmüşlüğün giderilmesine yönelik taleplere karşı oyalama taktiklerine başvurduğu yönünde bir inanç bulunduğu” ifade edilen haberde, Avrupa Parlamentosu, Avrupa Komisyonu ve Uluslararası Kriz Grubu’nun Türkiye ile ilgili raporlarında da ağır eleştirilerin bulunduğu savunuldu. “Genişleme ve Türkiye’nin AB üyeliğinden yana bir tutum içinde olan AB Komisyonu’nun, Erdoğan’a yardımcı olabileceğini” de yazan Guardian, “halen dönem başkanlığını elinde tutan Çeklerin de genişlemeden yana olduğunu ve Ankara ile görüşmelerin ilerletilmesinden yana tutum takındığını” hatırlattı.
‘’Ancak Çeklerin ve önümüzdeki Temmuz ayında dönem başkanlığını devralacak olan İsveçlilerin işi, hem Türkiye’deki hem de Avrupa’daki kamuoylarının üyelik konusundaki olumsuz görüşleri nedeniyle zor’’ görüşünü savunan Guardian, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Brüksel gezisiyle Rusya’nın Avrupa’ya yönelik gaz sevkıyatı konusundaki krizin aynı döneme denk geldiğini hatırlattı ve Hazar Havzası’ndan güvenli enerji sevkıyatında Türkiye’nin anahtar önem taşıdığını vurguladı.

YENİASYA 20.01.2009