+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 5 ve 5

Konu: Uğur Mumcu Silahları Çözdüğü İçin Öldürüldü

  1. #1
    Vefakar Üye güneşsu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    433

    Standart Uğur Mumcu Silahları Çözdüğü İçin Öldürüldü

    Ergenekon terör örgütü davası sanığı Ümit Oğuztan'la 2001 yılında Tuncay Güney gibi mülakat yapıldığı ortaya çıktı.

    Ergenekon dosyasında yer aldığı iddia edilen mülakatta Oğuztan'a , 28 Şubat'ın aktörlerinden Sisi lakaplı Seyhan Soylu, Ali Kalkancı, Emire Kalkancı, işadamı Turgut Büyükdağ, Tuncay Güney, Veli Küçük ve Doğu Perinçek'le ilgili sorular soruluyor.

    JİTEM'in kurdurduğu iddia edilen Strateji Dergisi ve Nefes dergilerini çıkaran Oğuztan, emekli Tuğgneral Veli Küçük'ün Tuncay Güney'e maaş verdiğini söylüyor.

    İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Adil Serdar Saçan tarafından yapılan mülakatta "Tuncay'ın maaşı nereden?" şeklindeki soruya Oğuztan, "General Veli Küçük'ten aldığını söylüyor, onun Davutpaşa kışlasından aldığını söylüyor." cevabını veriyor.

    2001 yılı Mart ayında sahte plakalı araç ticareti yapmak suçlamasıyla gözaltına alınan Oğuztan'la, ETÖ firari şüphelisi Tuncay Güney'le olduğu gibi mülakat yapıldığı ortaya çıktı.

    Sahte plaka sorusu dışında farklı konulara değinilen mülakatta Oğuztan'a Kraliçe Sisi isimli kitapta yer alan gizli isimlerin gerçekte kimler olduğu soruluyor. Ali Kalkancı'yı önce Arena'ya daha sonra da Star'a götürdüğünü ifade eden Oğuztan, bunun karşılığında 600 milyon aldığını anlatıyor. Bu parayı da Emire Kalkancı'nın kıyafetlerine harcadıklarını aktarıyor. Tuncay Güney'in Veli Küçük'ten aldığı belgeleri kendisine getirdiğini ve onları redakte ettiğini ve tekrar Küçük'e gönderdiğini belirtiyor. Ayrıca Güney'in Küçük'ün talimatları doğrultusunda Perinçek'le görüştüklerini belirtiyor.

    Uğur Mumcu Kuzey Irak`a giden silahları biliyordu
    Oğuztan ayrıca o dönem JİTEM'de çalışan bir Durmuş Coşkun Kıvrak isimli bir albayın kendisini arayıp yurt dışına çıkarılan silahlardan bahsettiğini dile getiriyor. Albay Kıvrak'ın görev yaptığı yerde bir fabrikadan kamyonetlere yüklenen ve seri numaraları silinen silahların Habur'dan yurtdışına çıkarıldığını anlattığını ifade ediyor. Aynı albayın bu bilgileri Gazeteci Uğur Mumcu'ya da bildirdiğini ve bundan sonra Mumcu'nun öldürüldüğünü belirtiyor.

    Oğuztan:"O meçhul ve ne oluyor bu albay da o zaman görevli, o zaman zoruna gidiyor ne bu rezillik diye tutuyor bunu Uğur Mumcu'ya yazıyor. Bunun belgelerini gönderiyor. Şimdi kamyonlar yükleniyor, falan belge var adamın elinde, dosya gönderiyor. Bansa çıkan aranp da bulunamayan Uğur Mumcu'nun üzerinde çalıştığı dosyanın bu olduğunu söylüyorlar.

    Uğur Mumca bunun teyidini almak için sağa sola telefon ediyor. Ham bir bilgi. Yani adama gönderilmiş, nedir, ne değildir, bunun üzerine Durmuş Coşkun Kıvrak olacak albay, telefon ediyor, Uğur Mumcu'ya diyor ki sen yanlış yaptın, sağı solu uyandırdın, ben sana bunu haber yapman için gönderdim. Ve arabasına bomba konulduğu gün de Durmuş Albay şeyi telefonla arıyor, gazeteden Uğur beyi bulamıyor, erişilmiyor bir türlü. Diyecek ki, seni öldürecekler, uyarısında bulunacak, bulunamıyor. " Oğuztan, Ergenekon'u a TSK içinde bir yapılanma olarak bildiğini ifade ediyor.

    Zaman

  2. #2
    Vefakar Üye Nil Sultan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    418

    Standart Uğur Mumcu'yu o öldürttü

    Ergenekon'in ikinci iddianamesi sarsıcı haberlerle dolu. Uğur Mumcu cinayetiyle ilgili gizli tanığın ifadeleri şok edici.İkinci iddianamenin gizli tanığı Galip'ten şok ifade: “Gazeteci Uğur Mumcu, PKK ile MİT ilişkisini ortaya çıkardığı için terör örgütü lideri Abdullah Öcalan'ın talimatıyla öldürüldü.'

    Ergenekon soruşturmasının ikinci iddianamesinde PKK terör örgütü lideri Abdullah Öcalan ile ilgili şok bilgiler verildi. Gizli bir tanık, gazeteci Uğur Mumcu'nun PKK terör örgütü lideri Abdullah Öcalan'ın talimatıyla öldürüldüğünü söyledi.

    PKK terör örgütü içinde uzun süre faaliyet yürüten 'Gizli tanık Galip' ifadesinde PKK terör örgütü lideri Abdullah Öcalan'ın MİT mensubu 'Pilot Necati' kod adlı bir kişi tarafından sürekli kontrol altında tutulduğunu belirtti.

    'SEN BİR KUŞSUN'

    'Gizli Tanık Galip', karşılıklı bilgi alış verişinde bulundukları Pilot Necati'nin PKK terör örgütü elebaşısı Abdullah Öcalan'a üstü kapalı olarak “Sen bir kuşsun istediğimiz zaman seni pişirip yeriz” dediğini söyledi. Gizli tanık, PKK terör örgütü lideri Abdullah Öcalan'ın Pilot Necati ve Kesire Yıldırım üzerinden MİT bağlantısını ortaya çıkaran gazeteci yazar Uğur Mumcu'nun öldürülmesi için talimat verdiğini de ifade etti.

    Ek iddianameye giren gizli tanığın ifadelerinde, Türk-Kürt çatışmasının başlamasına sebebiyet vermek için DTP'li Ahmet Türk, Osman Baydemir ve Sebahat Tuncel'e suikast planları yapıldığını da kaydetti.

    ÖCALAN 12 EYLÜL'DEN HABERDARDI

    Ergenekon terör örgütüne ilişkin ek iddianamede, 'Gizli Tanık Galip' tarafından verilen bilgilerde, 12 Eylül 1980 tarihinde gerçekleşen askeri darbeden PKK terör örgütü lideri Abdullah Öcalan'ın haberdar olduğu ve ihtilalden kısa süre önce Suruçlu Ethem Akçan tarafından Suriye'nin Halep şehrine kaçırıldığı belirtildi.

    Yurtdışına çıkan Abdullah Öcalan'ın Türkiye'deki örgüt elemanlarına ihtilal öncesi bir bülten yayınlayıp ihtilali adeta haber verdiğini ve örgüt üyelerine silahları sığınak diye tabir edilen yerlere saklamaları talimatını gönderdiğini söyleyen 'Gizli Tanık Galip', illegal olarak faaliyet yürüten bir örgütün ihtilali nasıl öğrenmiş olduğunu bugün bile çözemediğini ifade etti.

  3. #3
    Vefakar Üye güneşsu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    433

    Standart

    Oğlu babamı islamcılar öldürmedi diyor.

  4. #4
    Ehil Üye muhibbülkurra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    4.304

    Standart

    Uğur Mumcu suikastının üzerine gitmemiz engellendi

    TBMM Uğur Mumcu Cinayetini Araştırma Komisyonu Başkanı Ersönmez Yarbay, Cumhuriyet gazetesi yazarı Uğur Mumcu'nun ölümünü araştırırken, adı konmamış fiili bir dirençle karşılaştıklarını söyledi. Yarbay, o dönemde Mumcu olayı ile ilgili ihmali bulunan yetkililer hakkında suç duyurusunda bulunduklarını; ancak savcıların bir türlü harekete geçmediğini ifade etti.
    Kategori : Güncel Yorum Sayısı : 0 Okunma : 5 Tarih : 18 Ocak 2010, 15:19
    TBMM Uğur Mumcu Cinayetini Araştırma Komisyonu Başkanı Ersönmez Yarbay, Cumhuriyet gazetesi yazarı Uğur Mumcu'nun ölümünü araştırırken, adı konmamış fiili bir dirençle karşılaştıklarını söyledi. Yarbay, o dönemde Mumcu olayı ile ilgili ihmali bulunan yetkililer hakkında suç duyurusunda bulunduklarını; ancak savcıların bir türlü harekete geçmediğini ifade etti.

    Yarbay, dönemin Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Başkanı, İçişleri Bakanı ve Emniyet Müdürü ile görüşme taleplerinin ise karşılanmadığını kaydetti.

    Uğur Mumcu, 24 Ocak 1993'te, evinin önünde, arabasının altına yerleştirilen bombanın patlaması sonucu hayatını kaybetti. Tam 17 yıl önce işlenen ve faili meçhul kalan suikastın aydınlatılması ve faillerinin bulunması için birçok girişimde bulunuldu. TBMM, suikastı araştırmak amacıyla komisyon kurdu. Ancak soruşturma çok ileri götürülemedi. Kolluk güçlerinin yanı sıra yargı ve Meclis araştırmalarından sonuç alınamadı.

    TBMM Uğur Mumcu Cinayetini Araştırma Komisyonu'nun başkanlığını yapan Ersönmez Yarbay, aradan geçen 17 yıllık süreye rağmen ünlü gazetecinin öldürülmesi ile ilgili suikastın neden aydınlatılamadığı ile ilgili CİHAN'a çarpıcı açıklamalarda bulundu.

    "BİLGİ VERMEDİLER"

    Yarbay, Uğur Mumcu olayının faillerini ortaya çıkarmak için başta büyük bir heyecanla araştırma yaptıkça olayın şeklinin değiştiğini söyledi. Olay ile ilgili bir taraftan yoğun bir bilgi kirliliği ve karartma yaşandığını ifade eden Yarbay, "Mumcu ile ilgili 16-17 senaryo vardı. Bunun karartma amaçlı yapıldığını düşünüyorum. Mumcu da buna müsait bir insandı. Uyuşturucu, PKK, İran ile ilgili yazılar yazmış ve Sakıncalı Piyade'nin yazarı. Daha sakıncalı görüldüğü asker ile bilgi alış verişinde bulunuyor. Yine istihbarat örgütleri ile irtibatının olmaması mümkün değil. Böyle bir kişilik olunca da işin içinden çıkılmıyor. Yani tam bir karartma vardı." dedi.

    Yarbay, bilgi almak için dönemin yetkililerine başvurduklarını, ancak gerekli desteği göremediklerini söyledi. Özellikle çok şey bekledikleri DGM Başsavcısı Nusret Demiral'in yargının bağımsızlığı gerekçesiyle sahip olduğu bilgileri komisyon üyeleri ile paylaşmadığını ifade eden Yarbay, "Oysa biz gelmesini çok isterdik. Bilgi verebilirlerdi. Bizim de zorla getirme gibi bir yetkimiz yoktu." diye konuştu. Yarbay, ihmalin bununla sınırlı olmadığını söyledi. Bu konuda yalnız bırakıldıklarını anlatan Yarbay, "İşin derinine inip konuyu çözme değil de sanki vatandaşın gazını alma havası vardı. Meclis Başkanı olayla ilgilenmedi. Yine yanlış bilgiler verdiler. Ankara Valisi, Emniyet ve İçişleri bakanları bilgi paylaşmadılar. Gelenlerin de bildiklerini anlattığını düşünmüyorum. Çünkü verilen bilgiler tatmin edici değildi. Onun için bir gelişme sağlanamadı." diye konuştu.

    Yarbay, Mumcu'nun devletin gizli-saklı bazı sırlarına vakıf olduğu için öldürülmüş olabileceğini belirterek, şöyle devam etti: "Sıradan cinayetler ya da bazı akımların, örgütlerin yaptığı suikastlar kolay ortaya çıkar. Ancak içinde istihbarat örgütlerinin ya da derin devletin parmağının olduğu cinayetler kolay kolay ortaya çıkmaz. Hablemitoğlu ve Uğur Mumcu cinayetleri bu tür cinayetlerdendi. Özellikle Mumcu, devletin kirli ilişkilerini ortaya çıkaracak bilgi ve belgelere sahipti." ifadelerini kullandı.

    DEVLET SIRRI KONUSU

    Yarbay, devlet sırrı kavramına da açıklık getirdi. Hukuk devletinde devlet sırrının olmayacağının altını çizen Yarbay, "Devlet sırrı dedikleri kayıt dışı bir takım işlerdir. Kayıt dışı olunca devlet sırrı orada başlıyor. Yoksa hukukun içinde olan olaylarda devlet sırrı yoktur. Yani yaptıkları kirli işlere devlet sırrı diyorlar. Örneğin, 1990'lı yıllardan sonra teröristin yöntemi ile olayları üzerine gidildi. İstihbarat ve JİTEM 'PKK'ya finans sağlayan Kürt işadamlarını yok edelim, PKK'lıları yakalamayalım da infaz edelim' dedi. Bu iş için görevlendirme yapıldı, paralar ayrıldı. İşte bunlar devlet sırrı oluyor." değerlendirmesinde bulundu.

    Yarbay, bu dönemdeki bütün kirli işlerin ve faili meçhullerin devlete fatura edildiğini söyledi. Yarbay, "Tabi böyle bir zeminde olayların tamamı devlete fatura edildi. Çünkü, böyle bir atmosferin oluşmasına yol açtı. Oysa hukuk devletinde bu tür gizli işlere girilmemesi lazım. Her şey şeffaf olmalı. Belki başta iyi niyetle başlanıyor ama daha sonra ayaklarına dolanıyor. Devlet hesap veremez hale geliyor. Hukuk içinde mücadele edilmeli. Belki bu zor bir yöntemdir ama hem uzun vadede etkili hem de devleti töhmet altında kalmaktan kurtarır."

    "SOL'UN DERDİ OLAYLARI ÇÖZMEK DEĞİL, İKTİDARI YIPRATMAKTIR"

    Ersönmez Yarbay, Türkiye'de Sol'un bu tür olaylara yaklaşımını da yorumladı. Geçmişte Susurluk'un üzerine neden gidilmiyor diye ortalığı ayağa kaldıran Sol kesimin, bugün Ergenekon, millete komplo ve suikast planlarının ortaya çıkarılması konusunda engelleyici bir rol oynadığını söyledi. Yarbay, bu durumu şöyle izah etti:

    "Susurluk'ta hükümet olayların üzerine gitmiyordu. O yüzden eleştirdiler. İktidar bu işi çözemez ama yıpranır. Çözülsün diye yapmıyorlardı. Zaten Sol partilerin politikası iktidarda partiyi yıpratmaktır. Ergenekon'da iktidarda CHP olsa üzerine giderdi. Ama iktidarda AK Parti var. Bunun çözülmesini istemiyorlar. Çünkü, bu sefer niye gidiyorsun diye baskı yapıyor. Niye gitmiyorsun diyemiyor. Üzerine gidince, karşısında Susurluk, üzerine niye gitmiyorsun? Ergenekon üzerine gitmiyorsunuz? Demokrasiye sahip çıkmıyorsunuz diye üzerine gideceklerdi. Türkiye çalkantılı bir dönemden geçiyor. Solcular ulusalcı oldu. Sol neyi, sağ neyi savunuyor karışmış durumda. Kültürel birikimi olan insanlar saf değiştirdi."

    EŞİ GÜLDAL MUMCU'NUN TAVRI

    Yarbay, CHP'li Meclis Başkanvekili Güldal Mumcu'nun eşi Uğur Mumcu suikastı konusunda ketum davranmasının ise CHP'nin içinde bulunduğu duruma benzetti: "Güldal Hanım çalışmalarımız sırasında bize yardımcı oldu, eşine sahip çıktı. Ama şimdi çelişki yaşadığını sanıyorum. Acaba 'laikim deyip de bu işi işlemiş olabilir mi?' diye. Ayrıca, şu an siyasette olduğu için açıklamalarının CHP'ye zarar verip vermeyeceği endişesini taşıyor."

    (CİHAN)
    Kâinat mescid-i kebîrinde, Kur’ân, kâinatı okuyor. Onu dinleyelim. O nur ile nurlanalım. Hidâyetiyle amel edelim. Ve onu vird-i zebân edelim. Evet, söz odur ve ona derler. Hak olup, Haktan gelip, Hak diyen ve hakikati gösteren ve nurânî hikmeti neşreden odur.
    Kur’ân’a ve imana ait herşey kıymetlidir; zâhiren ne kadar küçük olursa olsun kıymetçe büyüktür. Evet, saadet-i ebediyeye yardım eden, küçük değildir.

  5. #5
    Vefakar Üye ÖmerCAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2009
    Bulunduğu yer
    İsparit= Nurlar Diyarı
    Mesajlar
    520

    Standart

    Oğlu babamı islamcılar öldürmedi diyor.


    Allah (CC) razı olsun kardeş, bir de bu haber müthiş..

    Uğur Mumcu'nun Birgün gazetesinde yazan oğlu: "Cinayetin İslamcıların operasyonu olduğuna inanmıyorum"

    Özgür Mumcu, T24'e verdiği röportajda önemli açıklamalarda bulundu...

    "Ergenekon her kötülüğün anasıdır”cılar ile “Ergenekon, AKP'nin muhalifleri tasfiye operasyonudur”cular arasındaki müsabaka sürerken, Birgün gazetesi yazarı Özgür Mumcu, skor telaşı içermeyen yazılar kaleme alıyor.

    24 Ocak'ta babası Uğur Mumcu'nun öldürülmesinin üzerinden 17 yıl geçmiş olacak Özgür Mumcu ile söyleşiyoruz. Özgür Mumcu, suikasta uğradığı esnada, Hasan Cemal-Emine Uşaklıgil ekibine karşı kavgadan sonra döndüğü Cumhuriyet gazetesinde yazılar yazan Uğur Mumcu'nun ideolojik duruşunun özellikle Ergenekon sürecinde yanlış konumlandırılma olasılığını konuştuğumuz sırada önce gözlerini kocaman açarak soruyor:

    “1990'lı yıllarda ulusalcı yazarlar diye bir sınıflandırma var mıydı?”

    Ardından hemen ekliyor:

    “Babam 17 yıldır hayatta değil. Geçen zamanda olan gelişmeleri yaşasaydı tavrı ne olurdu; bu konuda hiç kimse bir şey söyleyemez (…) Öyle noktaya gelen insanlar var ki, Uğur Mumcu'nun kendi yazdıklarını, söylediklerini ona yakıştırmayıp kendi kafalarında kurdukları bir Uğur Mumcu algısının peşinden koşuyorlar. Bu kişiler elbette Uğur Mumcu'yu doğru şekilde algılayıp yorumlamıyor. Öte yandan babamın yazıp çizdikleri hadis değil, biz de 'bunların doğru tefsiri şudur'culuk yapmıyoruz.”

    Paris-Sorbonne Üniversitesi'nde “Uluslararası hukukta askeri işgal” konulu doktorasını tamamlamak üzere olan Mumcu, söyleşinin sonunda bir de soru-cevap fırlatıyor:

    “Babam bugün Cumhuriyet'te yazar mıydı; bilemeyiz. Babam içinde olsaydı Cumhuriyet bu Cumhuriyet olur muydu; onu da bilemeyiz.”

    Cinayetinin İslamcı operasyonu olduğuna inanmıyorum'

    - PKK ve JİTEM itirafçısı Abdülkadir Aygan'ın basında yer alan “Uğur Mumcu'nun aracına bombayı JİTEM'ciler koydu. C-4 patlayıcıyı da ABD'li eski asker temin etti” sözlerini nasıl okudunuz?

    Babam öldürüleli 17 yıl oldu, neredeyse her sene çeşit çeşit senaryo ile karşılaştık. İslamcılar, eski ülkücüler, kontrgerilla, PKK… Birçok şey iddia edildi. O nedenle bu konuya yönelik demeçler artık bende ciddi bir heyecan uyandırmıyor. Şunu da belirtmeliyim; bu cinayeti kontrgerillanın işlediğini duysam şaşırmam. PKK'nın yaptığını duysam yine şaşırmam. Elbette ciddi bir delile dayanarak söylemiyorum, ama ben bu cinayetin bir İslamcı operasyonu olduğuna inanmıyorum.

    - Neden?

    Çünkü İslamcıların bunu yapması için bir sebep olduğuna inanmıyorum. 'Babamın İfade özgürlüğü açısından siyasal İslam'la problemi yoktu'

    - Ne zamandan beri bu fikirdesiniz?

    Başından itibaren. Babamın MİT ve PKK arasındaki bağlantılar üzerine araştırma yaparken, üstelik tam da o araştırmaların meyvelerini alacakken öldürüldüğü ortada. Son yazıları ısrarla bu konu üzerinedir. Öldürüldüğü tarihten bir yıl geriye gidip, tarama yapıldığında görülecektir; laiklik ya da İslamcılar üzerine kaleme aldığı yazı sayısı ciddi bir oran teşkil etmez. Öte yandan babam TCK'nın 141-142. maddeleriyle birlikte 163'ün kaldırılmasını da savunurdu. Tarikat, siyaset, ticaret üçgenine eleştirileri vardı, ama ifade özgürlüğü açısından siyasal İslam ile ilgili problemi yoktu.
    ***Her kim hayat-ı fâniyeyi esas maksat yapsa, zahiren bir cennet içinde olsa da, mânen cehennemdedir. Ve her kim hayat-ı bâkıyeye ciddî müteveccih ise, saadet-i dâreyne mazhardır***

    ***mescid-i aksa'yı gezelim..http://www.360tr.com/kudus/mescidiaksa_tr/index.html***

    ***Evet, bu zamanda siyaset, kalbleri ifsad eder ve asabî ruhları azap içinde bırakır. Selâmet-i kalb ve istirahat-i ruh isteyen adam, siyaseti bırakmalı***

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Ergenekon Silahları Gladyo’dan Kalmaymış...
    By Bîçare S.V. in forum Gündem
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 12.01.09, 12:00
  2. Aşkın: Silahları Jandarma Yerleştirdi
    By hmedeni in forum Gündem
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 16.08.08, 09:33
  3. Benazir Butto Öldürüldü!
    By Cennetâsâ in forum Gündem
    Cevaplar: 15
    Son Mesaj: 03.01.08, 18:01
  4. Mumcu'dan Ağar'a Hakaretler...
    By mikerdem in forum Gündem
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 10.05.07, 17:11
  5. 4. Murat Neden Öldürüldü?
    By mirza in forum Mizah
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 15.10.06, 09:36

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0