Her şey bir Trafik kazasıyla su yüzüne çıkmıştı hatırlansanız.

İç hesaplaşmaca kiralanmış bir kamyon, bir devrin çirkin yüzünü içine alan bir Mercedese çarpmıştı.

Bu kazayla Jitem, Derin Devlet, Karanlık Güç gibi bir çok kavramla tanışmıştı Türkiye.

Fail-i Meçhül bir çok cinayet aydınlanacak, hukuk devletinde hukuksuzluk yapanlar birer birer deşifre edilmek istenmişti.

Devlet, Siyaset ve Çetelerin aynı karede olmaları Türkiye’yi ayaklandırmaya yetmişti.

Aydınlık Türkiye için elektrik düğmelerine aynı anda basmış, mumlarımızı aynı anda yakmıştık.

Karanlıkların aydınlanması için Siyaset, Medya, Kurum ve Kuruluşlar, Sivil İnsiyatif ve Halk el ele aynı duygularla sokaklara dökülmüş, aynı isteklerde bulunmuştu.

Tek gaye vardı.

Aydınlık Türkiye temennisi..

Bu tepkilere sessiz kalmayan Milli Görüş lideri Necmettin Erbakan ve Koalisyon Ortağı Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde kurdukları Susurluk Komisyonları başta olmak üzere bir çok faaliyeti cesaretle gerçekleştirdiklerini hatırlıyoruz.

Komisyon Üyeleri bugünün Ergenekoncuları tarafından yer yer tehdit edilseler de bu onları yıldırmadı.

Susurluk Komisyonu soruşturmalarını derine indirdikçe işin vahameti karşısında deşifre edileceğini anlayan bugünün Ergenekoncuları 28 Şubat darbesini gerçekleştirerek koalisyonu ve dolayısıyla Susurluk Komisyonunu lağvettiler.

Bir kez daha karanlık ve derinlerin çirkin yönü ensesinde hisseden Türkiye yeni arayışlar yeni kurtarıcılar beklemiştir.

Tam bu noktada AK Parti ve Lideri Recep Tayyip Erdoğan devreye giriyor.

Siyaseti ve duruşu bildik siyasilerden farklı olan Recep Tayyip Erdoğan’ın 2 kez üst üste tek başına ve yükselerek iktidar olması hazmedilemedi.

Kimisince 2. Cumhuriyet Lideri olarak görülmüş,
Kimisince de Ilımlı İslam projesi adım adım uygulanmaktaydı.

Bu noktada başı-kıçı pek de belirlenemeyen bu karanlık örgütlenme yeniden sahneye çıkıvermiş oldu.

28 Şubat Post Modern Darbeye zemin oluşturan karanlık ve çirkin oyunlar tekrar sahneleniyordu.
Malatya Kırtasiye Katliamı, Danıştay Saldırısı, YÖK Başkanına Suikast Teşebbüsü, Hrant Dink Cinayeti, Papaz Cinayeti ve nihayet Başbakanın Konutunun evinin bodrum katına ait krokinin bu hainlerin elinde bulunmasıyla patlak veren Ergenekon Terör Örgütünün deşifre olması.

Susurluk Soruşturmasıyla deşifre edilmelerine ramak kalan bu örgüt mensupları Cesur bir Savcı’nın cesaretine yenik düşmüş olmaları bir çok kesimi endişelendirmektedir.

Aydınlık Türkiye’den dem vurup, sokaklara çıkan, mum yakıp, elektrik anahtarını tıklayan sözde Aydın, Laik, Demokratları bugün endişe ve huzursuzluk içindedirler.
Rahatları kaçan, saltanatları bozulan bu sözde laik aydınların Aydınlık Türkiye için yakacakları bir mumları yok artık.

Daha dün Atatürk Posterleriyle sakaklarda derin ilişkilere savaş açıp, Aydınlık Türkiye çığırtkanlığı yapanlar, Ergenekon Terör Örgütünün dalga dalga yakalananlarına ağıtlar yakmakta, üzüntü ve kaygılarını yüksek sesle dillendirmektedirler.

Ergenekon Terör Örgütü; Akademisyen, Asker, Polis, Çete, Gazeteci, Siyasetçi, Sivil Toplum Kuruluş Mensupları, Magazin Dünyası vb ahtapot misali kuluçlanmış ve devlet içinde devlet kurma girişinde bulundukları görünmektedir.

Sadece Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da beş bin’in üzerinde fail-i meçhul cinayet kayıtlara alınmıştır.
Binlerce masum insan hala kayıplar listesinde aranmaktadır.
Binlerce çocuk yetim, kadınlar dul kalmıştır.
Bu açık ve net bir şekilde açık olarak bilinmesine rağmen hala Ergenekonu savunmak veya parasız avukatlığına soyunmak insani bir duruş değildir.

Demokratik Teamüllerle alt edilemeyen AK Partiyi Zorba ve Despot uygulamalarla gitmeye zorlamak, bunun için de kaos ortamını oluşturup derbelere zemin hazırlamak Aydın, Laik, Demokrat duruştan çok uzaktır.

Dün susurluk çirkefliğine başkaldıran bugünün suskun medyası, dalgalanmaların patronlarına ve belki de kendilerine doğru geldiğini bildikleri için her türlü entrikaları çevirmektedirler.

Korkunun ecele faydası yoktur.

Bu milletin masum insanlarını hunharca katledip sıvışanlarla mücadele edenler halkça hep onure edileceklerdir.
Aydınlık Türkiye için mum yakanların mumları bitmiş olsa da bu milletin mumları hep yanıyor olacaktır.

Ergenekon Dalgasının 1 numaraya varıp, tusunamiye dönüşünceye kadar devam edenlerin yanında bu halk olacaktır. Ucu kime gidecekse gitsin mantığıyla bu dalgalanmaların devamını halk onure edecektir.

Zira Aydınlık ve yaşanabilir bir Türkiye için bu mücadele şart.

www.Servetbeki.com