Filistin Nelere Kadir


Hepimizin içini dağlayan bir zulüm var Filistin’de. Yaşasın yaşamasın bütün Müslümanların; inansın inanmasın bütün insanların içini acıtan bir zulüm…

İnsan olan herkesin yüreğinde bir acı oluşturan bir işgal, bir savaş, bir soykırım… Adı ne olursa olsun İsrail’in kanlı yüzünü gösteren en açık gerçek.

Sadece İslâmiyet’e değil insâniyete de düşman oluşunun belgesidir yaşananlar. Asker, sivil demeden Filistinlilere yaşattıkları sadece tarihin sayfalarında kalmaz, İnşaallah en acı sûrette kendi acılarını yaşarlar. İnanın içimden daha acı bedduâlar geçiyor. Fakat Mahkeme-i Kübra’da bütün bunların karşılığının olacağını bildiğim için ferahlıyorum. Cehennem lüzumsuz değil; işte böyle zâlimleri bekliyor.

“Evet, şimdi küre-i arzda herkes ya kalben, ya rûhen, ya aklen, ya bedenen gelen musîbetten hissedarlıktan azap çekiyor, perişandır. Bilhassa ehl-i dalâlet ve ehl-i gaflet, merhamet-i umûmiye-i İlâhiyeden ve hikmet-i tamme-i Sübhaniyeden habersiz olduğundan, rikkat-i cinsiye sebebiyle nev-î beşerle alâkadar olduğundan, kendi eleminden başka nev-î beşerin şimdiki elîm ve dehşetli elemleri ile dahi müteellim olup azap çekiyor.”

Evet İlâhî Rahmet ve Hikmet, olanların bir sebebi olduğunu ve neticesi olacağını bize hatırlatıyor. Fakat insan yine de üzülüyor…

Dünya kamuoyu her ne kadar yetersiz olsa da tepkisini ortaya koyuyor. Diplomasi bir şekilde işliyor. Fakat İsrail yine bildiğini okumaya devam ediyor. Bütün bunlar İsrail’e sözle bir şeyler dikte etmenin mümkün olmadığını gösteriyor.

“Yahudi milleti hubb-u hayat ve dünyaperestlikte ifrat ettikleri için, her asırda zillet ve meskenet tokadını yemeye müstehak olmuşlar.”

Yani Yahudi milleti hayatta sürekli kalacak gibi mal, mülk biriktirme, ticareti ilerletme noktasında ifrat ediyor. Her ne ticareti olursa olsun bir şekilde içindeler.

İşte onları can damarlarından vurmak gerekiyor. Yaptıkları veya yapacakları ticaret antlaşmalarını, mal alım satımlarını durdurarak veya iptal ederek onlara karşı en keskin silâh kullanılabilir. Hani nefsin açlıkla imtihanı, onu en tesirli terbiye metodu olduğu gibi; sanki Yahudi milleti de nev-î beşerde nefs-i emmâreyi temsil ediyor...

Filistin’de olanlar tarihe kanlı bir sayfa olarak geçecek. Yahudi milleti yine lânetle anılacak… Haşirde, Mahkeme-i Kübrâ’da bütün yaptıkları zulümler onların önlerine gelecek ve Cehennem çukurunu boylayacaklar.

Bütün İslâm âleminin darmadağın bir şekilde olayların dışında kalması da içler acısı. Düşünün bir de bu zulüm Müslüman devletlerin çevrelediği bir coğrafyada 4,5 milyon nüfusa sahip bir devlet tarafından yapılıyor.

Bizler olayların hikmet yönünü bilmiyoruz. Sadece zâhire bakan yönüyle hâdiseleri değerlendirebiliyoruz. Bir İslâm coğrafyasında bütün bu olanların elbette bize bakan yönleri de olmalı diye düşünüyorum. İnşaallah bütün bu olanlar bir tesbihin taneleri gibi dağılan Müslüman devletleri bir araya getirmeye vesile olur. İttihad-ı İslâm’ın bu yüzyıldaki tecellîsinin güzel bir sûrette ortaya çıkmasını rahmet-i İlâhiyeden diliyoruz. Her kıştan sonra bir bahar, her geceden sonra bir sabahın olacağı gibi…

Yine de şunu söylemeden geçemeyeceğim. Üstadın da şerh düştüğü gibi “beşerin zulüm ve hatasıyla başına çabuk bir kıyamet kopmazsa”… Şu bir gerçek ki duânın vakti bitmedi, çünkü zulüm devam ediyor.

Öyleyse insaniyetin ve İslâmiyet’in gereği olarak duâ edelim. Üzerimize düşeni yapalım, tepkimizi gösterelim. En azından kalben buğzedelim ve rahmet-i İlâhiyeden olanların bir an önce bitmesini isteyelim.


HALİL İBRAHİM AKAY
11.01.2009