İsrail Basketbol Takımı Bnei Hasharon, Ankara'ya geldiğine geleceğine pişman oldu. Türk Telekom'la yapacağı maç için korka korka salona giren İsrailliler, gelen tepkiler üzerine daha maç başlamadan panik içinde sahadan kaçtılar. Hasharon'da hasar tespit çalışmaları sürüyor. Alınan ilk bilgilere göre yaşadıkları panik sırasında 2 sporcu panik atak geçirirken, masör pencereden atladı, 5 yahudi sporcunun ödü patladı, soyunma odasına hızla kaçarken düşen bir yöneticinin de ayağı çatladı. Ayrıca kaçışma esnasında iki MOSSAD ajanı ezildi, teknik heyettekiler Menemen testisi gibi kapının arkasına dizildi, kondisyoner de korkudan masanın altına büzüldü.

Kimler yoktu ki bu tarihi maçta… İslamcılar, anti-İslamcılar, ülkücüler, komünistler, Alperenler (Nizam-ı Alemciler), normal alemciler, hatta hatta çılgın Ankaragüçlüler. Her grup ve meşrepten binlerce yiğit Ankaralı maçın oynanacağı Atatürk Spor Salonu'nun önünde yerlerini almışlardı. "Kahrolsun İsrail" sloganlarına çay, su, salep satan esnaf da katılıyordu. İnanıyorum ki, üniformalı olmasalar görevli polisler de bu tabloya coşkuyla katılırlardı. Ama yürekleriyle katıldıkları gözlerindeki ışıktan anlaşılıyordu.

Bir süre bu manzarayı izledikten sonra iki arkadaşımla birlikte salona girdik. Salonun içi de dışı kadar hareketliydi. İlk defa basketbol maçına gelen "radikal" arkadaşlarla Türk Telekom taraftarları omuz omuza vermişler, hep birlikte "kan içici" İsrail'i protesto ediyorlardı. Karşı tribünlerde bulunan ve kızlardan oluşan 5-6 kişilik "komünist" grup da pankart açarak İsrail'i kınıyor ve sivil polislerin bu pankartı toplaması, çoğunluğunu İslamcılar ve ülkücülerin oluşturduğu kalabalık tarafından ıslıklarla ve "Burası Türkiye, İsrail değil" sloganlarıyla kınanıyordu.

Emniyet güvenlik işini sıkı tutmuş, neredeyse seyirci sayısı kadar sivil polis aralara dağılmıştı. Resmi üniformalı polisler de cabasıydı.

Islıklar ve yoğun protestolar arasında sahaya çıkıp Mossad ajanlarının korumasında çalışan Hasharonlular ısındıkça salonun da ısısı artıyor ve sloganların şiddeti de buna paralel olarak yükseliyordu.

Sıra yapılan anonsla takımların tanıtılmasına geldiğinde adı okunan her İsrailli için sahaya bozuk para, pet şişe ve ayakkabı yağmaya başladı. Maçın başlamasına artık saniyeler kalmış, hakem düdüğü ağzına almıştı. Ancak İsrailliler Ajda Pekkan'dan bile gerginlerdi. Tam bu sırada tribünler hareketlendi. Seyirciler polisi yardılar ve sahaya doğru "Allah Allah" sesleriyle daldılar. Bu tabloyu gören İsrailliler çil yavrusu gibi soyunma odalarına dağıldılar. Nitekim o kadar dağılmışlardı ki; bir daha toparlanamadılar ve maça çıkamadılar.

Kısacası, İsrail takımının hiçbir şey olmamış gibi pişkin bir tavırla Başkente gelmesi Ankaralılara ar geldi, Ankara ayaklanınca da salon Siyonistlere dar geldi. Umarız Ankaralıların sabrını tekrar denemezler, yoksa Siyon yuvası İsrail'e bir daha dönemezler.http://www.habervaktim.com/haber/506...li_tokadi.html