+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 12
Like Tree6Beğeni

Konu: Ayasofya İbadete Açılsın

  1. #1
    Yönetici SeRDeNGeCTi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    33
    Mesajlar
    5.901

    Standart

    <TABLE style="BORDER-COLLAPSE: collapse" borderColor=#111111 width="100%">
    <T>
    <TR>
    <TD>
    Ayasofya İbadete Açılsın</TD></TR>
    <TR>
    <TD>





    Ayasofya’nın ibadete açılması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Ahmet Akgündüz, “Bunu bir Bakanlar Kurulu kararı ile yapmak hukukî ve teknik olarak mümkündür. Ama bu hükümetin bunu yapabileceğine ihtimal vermiyorum. Ancak ben, Ayasofya’da bir Cuma namazı kılmadan ölmek istemiyorum. İnşaallah bu duam gerçekleşir” dedi.


    “Kiliseden Müzeye Ayasofya Camii” kitabının tanıtımı için düzenlenen basın toplantısında konuşan Prof. Dr. Ahmet Akgündüz, hükümetin vakıf kanunu tasarısında tarihi bir hata yaptığını söyledi. “Hükümet iki noktada zaafiyette. Vakıf kanunu tasarısında, kilise, havra açılması konusunda tarihi hata yapılmış. Akademik veri eksik” diyen Akgündüz, tahrip edici amaçları olmadığı halde hükümetin bazı açıklamaları yapmaktan çekinmesini de bir zaafiyet olarak yorumladı.


    Topkapı Eresin Otel’de gerçekleştirilen toplantıda, Ayasofya’nın müzeye çevrilmesinin sadece bir Bakanlar Kurulu kararı olduğunu da hatırlatarak, “Mustafa Kemal Ayasofya’nın müzeye çevrilmesiyle ilgili Bakanlar Kurulu kararını imzalamıştır. Eğer gerekçesi ortadan kalkarsa bu karar da birgün gelir değişir. Bugün, inkılabın temel kanunu olan Türk Medeni Kanunu bile değişmiştir, Türk Ceza Kanunu değişmiştir. Bunlar daha güzelini yapmak için değiştirilmiştir” dedi. İnönü hükümetinin aldığı bu kararın da tamamen hukuktan yoksun olduğunu ifade eden Akgündüz, herhangi bir hükümetin bunu Bakanlar Kurulu kararı ile değiştirmesinin, düşmanlık veya zıtlık olarak yorumlamaması gerektiğini söyledi.


    Altı yüz yıl boyunca devlet başkanının imzası olmadan kilise ve havra açılmadığını da konuşmasında aktaran Akgündüz, “Þu anki kanunda yerel yönetimlerin, belediye başkanlarının ruhsatı yeterli görülüyor. Oysa cumhuriyet döneminde bile yeni mabed açılması konusunda önceki uygulama devam ettirilmiş” sözleriyle hükümetin vakıflar kanununda yaptığı değişikliği eleştirdi.





    İbadete açılsın





    Ayasofya’nın ibadete açılması gerektiğini söyleyen Akgündüz, “Bunu bir bakanlar kurulu kararı ile yapmak hukukî ve teknik olarak mümkündür. Ama hükûmetin bunu yapabileceğine ihtimal vermiyorum. Ama ben, Ayasofya’da bir Cum’a namazı kılmadan ölmek istemiyorum. İnşallah bu duâm gerçekleşir” şeklinde konuştu.





    Ayasofya’da namaz AKP’nin tasarrufu değil





    Kitabın hazırlayanlardan Doç. Dr. Said Öztürk de 4 Temmuz’da gazetelerde çıkan haberin doğru bilgi verme noktasında sorunlu olduğunu ifade ederek, “O yazıda düzeltilmesi gereken noktalar var. Ayasofya’nın bir kısmında (Hünkâr mahfili) namaz kılınması AKP’nin tasarrufu değildir. 1980 Ağustos ayınnda dönemin Kültür Bakanı Tevfik Koraltan’ın imzası ile namaza tahsis sözkonusudur. 12 Eylül askeri darbesinden iki gün sonra 14 Eylül’de yine tamirat gerekçesiyle kapatılmıştır. 10 Þubat 1991’de de dönemin Kültür Bakanı Namık Kemal Zeybek’in şifahi emriyle tekrar namaza açılmıştır. O günden beri ibadete açık durumdadır” dedi.
    <DIV>


    http://www.yeniasya.com.tr/2006/07/12/haber/h1.htm- Naciye Kaynak</DIV></TD></TR></T></TABLE>
    Anlamını Bilmediğiniz Kelimelerin Üzerine Çift Tıklayınız...

    Sual: Belki onlar eski hali istiyorlar?
    Cevap: Size kısa bir söz söyleyeceğim; ezber edebilirsiniz: İşte, eski hal muhal; ya yeni hal veya izmihlâl...
    (Bediüzzaman Said Nursi)


    Ne hayal, ne kuruntu hakikat istiyorum.
    Hakikat, hakikat, hakikat istiyorum!.. (Osman Yüksel SERDENGEÇTİ)




  2. #2
    Ehil Üye Şahide - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    9.198

    Standart



    12 Eylül 1980 ihtilalinden önceki son hükümeti devresinde Ayasofya minarelerinden ezan okutan, mabedin içinde secde ettiren, Hırka-i Saadet dairesinde Kur'an tilavetine izin çıkaran Süleyman Demirel'in Ayasofya hakkındaki görüşleri şöyleydi:

    ''Yahya Kemalin, bilhassa işgal döneminde söylediği söz bence çok mühimdir. 'Gerek Hırka-i Saadeti, gerekse Ayasofyayı gezdikten sonra, anladım ki,Osmanlı devletini ayakta tutan şey, Hırka-i Saadette okunan Kur'anla, Ayasofya minaresinde okunan ezanlardır' diyor. Bu çok mühim birşeydir. Zira dörtyüz seksen bir sene Ayasofya Camiinde ibadet yapılmıştır.

    Yakın Tarih Ansiklopedisi

    9 Ağustos 1980 cumartesi tarihli Yeni Asyanın manşeti

    Ramazanın son Cumasında Ayasofya'nın 4 minaresinden de ezan okundu

    Ayasofya'da dün ibadete başlandı..
    vertyucek ve vertyucek bunu beğendi.





    Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek
    Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek!

    Mehmed Akif Ersoy


  3. #3
    Ehil Üye Şahide - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    9.198

    Standart




    İSTANBUL - Ayasofya’nın 160 yıldır karanlıkta kalmış bir sırrı gün ışığına kavuştu. En son Sultan Abdülmecid ve o dönem restorasyonu yürüten İsviçreli mimar Gaspare Fossati’nin gördüğü, üzerleri sıva ve metal maskeyle kapatılan 700 yaşında olduğu tahmin edilen altı kanatlı melek figüründen birinin yüzü açıldı.


    1.5x1 metre ebadındaki altı kanatlı melek figürünün yüzündeki metal maske çıkarıldı, 7 kat badana ve sıva kaldırıldı. Heyecanla beklenen an geldiğinde uzmanları bile şaşırtan sonuç ortaya çıktı. 160 yıl sonra gün ışığıyla buluşan mozaik çok iyi korunmuştu.



    Kültür Bakanı Ertuğrul Bakan Günay, 9. yüzyılda yapıldığı düşünülen ve Hristiyan inancında cennet kapısının bekçisi olarak da bilinen 6 kanatlı meleği Ayasofya Müzesi'nde bir basın toplantısı düzenleyerek tanıttı.



    http://www.ntvmsnbc.com/id/24986337/

    ..................

    Bu kahraman milletin ebedî bir medar-ı şerefi ve Kur'ân ve cihad hizmetinde dünyada pırlanta gibi pek büyük bir nişanı ve kılıçlarının pek büyük ve antika bir yâdigârı olan Ayasofya Camiini puthaneye çeviren.. ilaahir..

    Şualar



    ......................

    Ankara'ya bu defa geldiğimin mühim bir sebebi, İslâmiyete ciddî taraftar Dahiliye Vekili Namık Gedik'i görmek ve İslâmiyetin kahramanı olan Adnan Beye ve Tevfik İleri gibi mühim zatlara bir hakikatı söylemektir ki:

    Hem Demokrata ezan-ı Muhammedî gibi çok kuvvet vermek ve Risale-i Nur'un neşrine müsaadesi gibi çok taraftar olmak ve âlem-i İslâmı, hattâ bir kısım Hıristiyan devletlerini de memnun etmek için, Ayasofya'yı muzahrafattan temizleyip ibadet mahalli yapmaktır.

    Bu ise, bu mesele için otuz sene siyaseti terk ettiğim halde, bu nokta hatırı için Namık Gedik'i görmek istedim ve geldim. Adnan Bey, Namık Gedik ve Tevfik İleri gibi zatların hatırı için başka yere gitmedim.

    Emirdağ Lahikası


    ..............................


    Ayasofya’nın Osmanlı döneminde geçirdiği en önemli onarım, Abdülmecid’in isteğiyle gerçekleştirilmiş Şeyhülislam Mekkizade Mustafa Asım Efendi’nin varis bırakmadan ölmesi ve vasiyeti üzerine 40 bin kese altına yaklaşan servetiyle (1846) Ayasofya’nın onarılması kararlaştırılmıştır Onarımı yapmak üzere, İsviçre asıllı İtalyan Mimar Gaspare Fossati ile kardeşşi Guiseppe Fossati görevlendirilmiştir (1847 - 1849) GI Fossati’nin çalışmaları 1849 yılına kadar sürmüş, yapının iç ve dış sıvaları değiştirilmiş, mozaikleri meydana çıkarılarak temizlenmiş, sonra da üzerleri yeniden ince bir sıva ile örtülmüştür.

    Ecdadımızın üzerini kapattığı müzahrafatı tekrar açmak Ecdada karşı en büyük saygısızlıktır.








    Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek
    Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek!

    Mehmed Akif Ersoy


  4. #4
    Pürheves hayal_et - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2011
    Mesajlar
    153

    Standart

    evet istanbuulu ziyaretim sırasında bi vakit namaz kılmak nasip oldu Ayasofyada insan üzülüyor ister istemez

    Avrupa kaynaklarında geçen ismiyle
    Konstantinopolis'in düşüşü, 29 Mayıs 1453 tarihinde Doğu Roma İmparatorluğu'nun başkenti Konstantinopolis'in'in, Fatih Sultan Mehmet Han önderliğindeki Osmanlı ordusu tarafından alınmasıdır.

    bu fetih Peygamberimiz (sav) tarafından müjdelenmiş bir fetihtir. İslam bol olsun denilip adına zamanla islamboldan istanbul denilmiştir

    malesef bu güzel şehrimiz şu an bile sokak tabelalarından ve insanların yaşayış tarzından da anlıyacağınız üzere yine haclılarca yeniden işgal edilmiş ve onlarca geri alınmıştır.

    dedemiz olan
    Fatih Sultan Mehmet Han Ayasofya'yı ibadete açtıp ilk cuma namazı kılınacağında Hızır as. gelip camiinin yönünü kıbleye çevirmiştir. Fatih Sultan Mehmet Han hazretlerinin 3 kere tekbir alması bu yüzdendir.

    zaman gaflet uykusundan uyanma vaktidir. Ey bu vatan için kanını dökmüş olan şehitlerin torunları; hala ne diye oyunda oynaştasınız sizlerde Fatihin istanbulu fethettiği yaştasınız

    risaleler okunacak
    risaleler yazılacak
    gönüllere, sinelere,
    akıllara, gözlere,
    gafil kafalara,
    sevmenin manası kazınacak

    seven ne yapar anlatacağız
    sevenlerden olacağız
    husumet değil,
    muhabbet fedaisi olacağız

    sevip
    sevişeceğiz
    gülüp eğleneceğiz

    dini islamla doğrulup
    en gür sedayı haykıracağız


    hayal edin, sadece mutluluğu hayal edin..

  5. #5
    Dost ismailce - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2012
    Mesajlar
    35

    Standart

    Ayasofya



    Hülyamı aceb!. Yoksa ki kâbus mu bu rüya?

    Eyvah! o ne zulmetde mi kaldın Ayasofya!



    Beş yüz sene tevhid ile inlerdi zeminin;

    Hüsranla yazık arşa çıkar şimdi eninin...



    Tevhide asırlarca makarken ulu sinen,

    Matemzede bir Iahd mısın esnama bugün sen...



    Göz yaşları matemle döker kalb-i sema ruy-i zeminler;

    Hüznünle senin ruh-u feza ağlayup inler...



    Mazi ki, senin ruhu hazinene girdi,

    Satvet dolu tarih, koca kubbende belirdi.



    Sinen ki acaiblerin esrarını saklar,

    Ey harika, Fatih sana, tarih sana ağlar...



    Hançerledi imanını kimler? Ayasofya!

    Ekdarına mahzun oluyor gökde Süreyya...



    Yırt, perde-i zulmatı; yeter, dalma sükûte;

    Tehlilinin âvâzı erişsin melekûte...



    Çek; seyf-i muallanı, çıkub âleme haykır;

    Şahlanda harimindeki esnamı bütün kır...



    Kubbende melekler yine saf saf dile gelsin,

    Ey ma'bed-i nur; bir koca tarihe bedelsin...



    Ayat-ı mefahir dolu mihrab ile kubben;

    İmanlı diyarında, esaretde misin sen? ..



    Ey Fatih-i Sani, yetiş imdada; yetiş gel!

    İslâm yed'i beyzasına, minnetle uzat el...



    Kubben gibi matemli sema, gamlı bu dünya;

    Heyhat... Bu ne matem ki büründün; Ayasofya!..



    Ey hiss-i bedi; tutdu semavatı eninim;

    Hicranıma dağ vurma; yeter kalb-i hazinim...

    Nurun Yüksek Bir Talebesi
    Mehmed Kayalar (r.a)
    gamze-i_dilruzum bunu beğendi.
    "Şark tarafından bir nur zuhur edecek, bid'alar zulümâtını dağıtacak." Ben böyle bir nurun zuhuruna çok intizar ettim ve ediyorum. Fakat çiçekler baharda gelir. Öyle kudsî çiçeklere zemin hazır etmek lâzım gelir. Ve anladık ki, bu hizmetimizle o nuranî zatlara zemin ihzar ediyoruz." Bediüzzaman Said Nursi (ra)


  6. #6
    Vefakar Üye turabuakdamululema - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Bulunduğu yer
    Yeryüzü
    Mesajlar
    436

    Standart

    Sonra da ilel-i müteselsiledeki terettübü atlamakla müşevveş eden aculiyet çıkar, himmetin ayağını kaydırır. Siz, yu siper ediniz.



    Bu türlü bir aceleciliğe karşı ikazda bulunan Bediüzzaman Hazretleri, acûliyet hastalığının dermanı olarak Âl-i İmran sûresinin 200. ayetini gösterir. Bu ayet-i kerimede mealen, “Ey iman edenler! Sabredin, düşmanlarınız karşısında sebat etmek için birbirinize sabır tavsiyesinde bulunun, mücahedeye de daima hazırlıklı olun.. ve Allah'a karşı gelmekten sakınıp takva dairesine girin ki felah bulup başarıya eresiniz.” denmektedir. İlahî beyan, önce tek tek fertleri muhatap almakta ve “ısbirû” diyerek ferden ferdâ şahısları sabırlı olmaya çağırmaktadır. Daha sonra ise, “sâbirû” sözüyle düşman karşısında sağlam durmaya, yılgınlık göstermemeye ve onlardan daha sabırlı olmaya davet etmektedir. Ayrıca, “sâbirû” tabirini, Arapça'da müştereklik ifade eden ve iki ya da daha fazla insanın bir işi beraberce yaptığını gösteren “mufâale” babında kullanmak suretiyle, iman edenleri bir araya gelip sabır müzakeresi yapmaya, sabır üzerinde derinleşmeye ve bir yönüyle sabırda bütünleşip birbirine destek olmaya teşvik etmektedir.
    alıntı..

    İNSAN MEFTUN OLDUĞU ŞEYİN KOLLARINDA CAN VERİR....

    EKMEKSİZ YAŞARIM HÜRRİYETSİZ YAŞAYAMAM ...B.S.N

    ”Şu yığın yığın yalanlar karşısında ağzını açıp iki kelime söylemeyen insanlardan öyle şeyler öğrendik ki inanın birkaç tane post-doktoraya bedel.”

  7. #7
    Gayyur inşaatçı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Mesajlar
    99

    Standart

    Risale-i Nurun bi çok yerinde Ayasofya camisi ile alakadar mevzular vardır..

    Bazı meselelerin izahında da yine ayasofya dan misaller getirilmiştir.



    Ezan-ı Muhammedînin (a.s.m.) neşriyle Demokratlar on derece kuvvet bulduğu gibi; Ayasofya’yı, beş yüz sene devam eden vaziyet-i kudsiyesine çevirmek ve halen İslâmda çok hüsn-ü tesir yapan ve bu vatan ahalisine âlem-i İslâmın hüsn-ü teveccühünü kazandıran, yirmi sekiz sene mahkemelerin muzır cihetini bulamadıkları ve beş mahkeme de beraatine karar verdikleri Risale-i Nur’un resmen serbestîsini dindar Demokratlar ilân etmeli ve bu yaraya bir nevi merhem vurmalıdırlar. O vakit âlem-i İslâmın teveccühünü kazandıkları gibi, başkalarının zâlimane kabahatları onlara yüklenmez fikrindeyim. Dindar Demokratlar, hususan Adnan Menderes gibi zatların hatırları için, otuz beş seneden beri terk ettiğim siyasete bir iki saat baktım ve bunu yazdım.
    Said Nursî.


    Emirdağ Lahikasın da ki bu alıntıda Üstadımız demokratlara hitaben Ayasofyanın eski haline çevrilmesi ve nurların serbest bırakılması ile Alem-i islamın teveccühünü kazanacaklarını ve bunların neticesinde kuvvet bulacaklarını beyan etmektedir.

    Ayasofyanın eski haline çevrilmesinin ehemmiyeti ne olabilir ki, Nurların serbest bırakılması ile beraber zikredilmiş..Bazı şeair ve esasat değil de niye ayasofya....???

    Ayrıca sarih mana ile bu mübarek caminin eski haline dönmesi demokratlara kuvvet vereceğini beyan eder..

    Demek ayasofya yı eski haline çeviren kuvvet bulacak..!
    Eklenen Resim Ön İzlemesi

  8. #8
    Gayyur mutenevvir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Mesajlar
    86

    Standart

    Alıntı turabuakdamululema Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Sonra da ilel-i müteselsiledeki terettübü atlamakla müşevveş eden aculiyet çıkar, himmetin ayağını kaydırır. Siz, yu siper ediniz.



    Bu türlü bir aceleciliğe karşı ikazda bulunan Bediüzzaman Hazretleri, acûliyet hastalığının dermanı olarak Âl-i İmran sûresinin 200. ayetini gösterir. Bu ayet-i kerimede mealen, “Ey iman edenler! Sabredin, düşmanlarınız karşısında sebat etmek için birbirinize sabır tavsiyesinde bulunun, mücahedeye de daima hazırlıklı olun.. ve Allah'a karşı gelmekten sakınıp takva dairesine girin ki felah bulup başarıya eresiniz.” denmektedir. İlahî beyan, önce tek tek fertleri muhatap almakta ve “ısbirû” diyerek ferden ferdâ şahısları sabırlı olmaya çağırmaktadır. Daha sonra ise, “sâbirû” sözüyle düşman karşısında sağlam durmaya, yılgınlık göstermemeye ve onlardan daha sabırlı olmaya davet etmektedir. Ayrıca, “sâbirû” tabirini, Arapça'da müştereklik ifade eden ve iki ya da daha fazla insanın bir işi beraberce yaptığını gösteren “mufâale” babında kullanmak suretiyle, iman edenleri bir araya gelip sabır müzakeresi yapmaya, sabır üzerinde derinleşmeye ve bir yönüyle sabırda bütünleşip birbirine destek olmaya teşvik etmektedir.
    alıntı..

    Kardeşim, "Hayırlı işlerde acele ediniz."[HŞ]

    Terettübü atlayalım diyen yok...
    ismailce bunu beğendi.
    Haddinden fazla fevkalade hüsnüzan ve müfritane ali makam vermek yerine, fevkalade sadakat ve sebat ve müfritane irtibat ve ihlas lazımdır. Onda terakki etmeliyiz.

  9. #9
    Dost osmanozgur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Mesajlar
    13

    Standart

    Ayasofya yani Fetih Camii meselesinin önemini ilk kez üstad Necip Fazıl'ın Ayasofya konferansını dinlediğimde anlamıştım. Beynimden vurulmuşa dönmüştüm... En son olarak da Mustafa Armağan ile prof. Ahmet Akgündüz ü TV net tarih sohbetleri programında izledim. Konu Ayasofya idi ve noktayı koydular. O programı kaçıran arkadaşlar var ise TV NET arşivinden araştırıp bulur buraya bilgileri yazarım...

  10. #10
    Global Moderator gamze-i_dilruzum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2012
    Mesajlar
    4.225


    "Arşa değmek istidadında olanların ayakları altına, omuzlarımızı koyarız."

    Zübeyir Gündüzalp





+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Biraz İçimiz Açılsın
    By havf_reca in forum Resim - Fotoğraf Galeri
    Cevaplar: 184
    Son Mesaj: 05.11.09, 16:33
  2. Güller Açılsın
    By Şahide in forum Şiirler
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 17.11.08, 11:31
  3. İçimiz Açılsın İnşallah
    By NuRDünya in forum Resim - Fotoğraf Galeri
    Cevaplar: 13
    Son Mesaj: 25.11.07, 20:31
  4. Ayasofya'nın İbadete Açılması Adına Duaya Davet
    By kıtmir-i_ashab in forum Dualar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 23.06.07, 12:52

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0