ATATÜRK İÇKİ İÇER MİYDİ?

Yolsuzluktan 2 yıl 6 ay hapis yatan. Ve oramiralliğini kaybedip rütbesi er seviyesine indirilen İlhami Erdil. Yargılanmasına izin veren eski Genelkurmay Başkanı Özkök’ün ‘gerçek bir Atatürkçü’ olmadığını ima ediyor.

Nasıl? ‘Her Milli Güvenlik Kurulu toplantısından sonra bir kuvvet komutanının evinde toplanıp akşam yemeği yeriz.

Bir toplantı sonrası yine Cumhurbaşkanlığı Köşkü içinde yapılan komutanlık evlerinden birinde yemek yedik.

Masaya şarap servisi yapıldı.

Herkesin önündeki kadehte kırmızı içecekler duruyor.

Bir ara galiba Aytaç Paşa, Özkök’e seslenerek, ‘O Hilmi, ne güzel, sen de şarap içiyorsun’ dedi.

O da ‘evet biz de heyete uyduk içiyoruz’ cevabını verdi.

O sırada Genelkurmay Başkanı Kıvrıkoğlu ‘nereden şarap içiyormuş. Önündeki şarap değil, kola’ dedi.

Masaya bir sessizlik çöktü.

Kıvrıkoğlu, hizmet yapan garsona döndü ve ‘oğlum şuradan şarap getir. Hilmi de doğru dürüst bir içki içsin’ dedi.’

Türkiye’de TSK yönetiminin resmi bu mudur, filan diye sormayacağım...

* * *

Çünkü...

Eğlenceli bir detayla meşgulüm, askeri üst yönetiminin ‘Atatürkçülük’ kriteriyle...

İlhami Erdil ‘şarap’ üzerinden gidiyor...

Hálbuki biz hep ‘rakıyı’ ölçü alırız...

Nitekim 28 Şubat’ta da öyle değil miydi?

Dönemin Başbakan’ı Erbakan’ın Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarına verdiği içkisiz yemekte, içki isteği ‘alkollü içki yok’ diye geri çevrilen Erkaya, emir subayına ‘git sen içeriden bir rakı al da getir’ emrini vermişti...

Ardından da yemek sonrasında, ‘o gece Genelkurmay Başkanı ‘aferin, çok iyi yaptın’ dedi’ diye açıklamıştı...

* * *

Askeriye kurumunu yönetenlerin kamuoyuna yansıyan davranış biçimleri arasında fark sadece içki türlerinde değil...

28 Şubat’ta hedef başbakan iken...

İlhami Erdil’in aktarımında Kara Kuvvetleri Komutan’ı...

Deniz Kuvvetleri Komutanı Başbakan’ı hedef alırken...

İlhami Erdil’in hikáyesinde Genelkurmay Başkanı, Kara Kuvvetleri Komutanı’nı hedefliyor...

Çünkü içki içmiyorlar...

Demek ki ‘Atatürkçü’ değiller...

Hoş doğrusu...

(...)

Askerler hangi içki olduğunda ayrılsalar da ölçü konusunda ‘kesin içkidir’ demekteler...

Ama ya Atatürkçü siviller?

Onlar aynı kanaatte mi?

* * *

Dün bizim gazetede içeriğini yukarda verdiğim ‘ilginç bir ‘mahalle baskısı’ örneği TSK komuta kademesinden geldi. Dönemin Genelkurmay Başkanı Kıvrıkoğlu’nun, Orgeneral Özkök’e yemekte ‘emir komuta’ ile içki içirdiği ortaya çıktı’ başlıklı haberin altındaki diğer habere gözüm ilişmeseydi, Türkiye’nin ‘bu üst düzey yönetim anlayışı’ üzerine ‘ya sabır’ der geçerdim...

Ama alttaki haberde de Can Dündar hakkında, ‘Mustafa’ belgeseliyle Atatürk’ü sürekli sigara ve alkol tüketen biri olarak gösterdiği gerekçesiyle soruşturma başlatıldığı yer almaktaydı...

Yapılan suç duyurusunda...

Belgeselin cumhuriyeti ve Atatürk’ün saygınlığını aşındırdığı öne sürülerek Atatürk’ün sürekli olarak sigara ve düşkün biçimde içki içer gibi gösterildiği öne sürülmüş...

Atatürk kullanılarak sigara reklamı yapıldığı öne sürülen şikáyette Atatürk’ün saygınlığının düşürülürken, ‘Türk gençliğinin örnek aldığı kişi de manevi olarak öldürülmektedir’ denilmiş...

Aslında şikáyet orada da kalmamış...

Belgeselin müziğinin de Ermeni asıllı olduğu iddia edilen Saraybosna doğumlu Goran Bregoviç’e bilinçli olarak yaptırıldığı öne sürülmüş...

Paşalar Atatürkçülüğü birebir ‘içki kullanımına’ irtibatlarken, kimi sivil Atatürkçüler de ‘içki ve sigara’ içen Atatürk imajının bir hakaret olduğunu ileri sürmekteler...

Savcılık da bunu soruşturma konusu yapmakta...

* * *

Yukarıda anlatılanlara ‘yakın tarih’ olarak da bakabilirsiniz...

Kafa karıştıran konu, asker Atatürkçülerle, sivil Atatürkçüler arasındaki ölçü şaşması...

(...)

Gırgıriye niyetine konunun etrafında dolansam da...

Toplumsal açılardan iş ‘deliler boşandı’ düzeyinde...

Şarkısı da hazır:

‘Çıldırmaya az kaldı, doktorum nerede?’

Mehmet Altan

Star, 22.12.2008