Konu Kapatılmıştır
1. Sayfa - Toplam 10 Sayfa var 1 2 3 ... SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 99

Konu: Ne Oldu da Sustuk

  1. #1
    Ehil Üye Şahide - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    9.198

    Post Ne Oldu da Sustuk

    Ne oldu da sustuk

    Yıl 1998. Tarih 6 Kasım Cuma.

    Yer Beyazıt Meydanı.

    Üniversite birinci sınıf öğrencisiyim.

    Benim gibi 20-30 bin kişi daha var meydanda...

    28 Şubat sürecine yakından tanıklık etmiş, yanımızdaki yöremizdeki arkadaşlarımız ve ağabeylerimizle birlikte alabildiğine eylemseliz!

    Her fırsatta başörtüsü eylemi, her fırsatta 28 Şubat'ın keyfi uygulamalarına protestolar düzenliyoruz, düzenlenenlere katılıyoruz.

    YÖK'ün kuruluşunun bilmem kaçıncı yıldönümünü protesto ediyoruz.

    Hep bir ağızdan bağırıyoruz:

    "Yök kalkacak, polis gidecek, üniversiteler bizimle özgürleşecek."

    Yüzlerce polis var etrafımızda.

    Yürümeye başlıyoruz.

    Belediye'nin Saraçhane binası önüne kadar yürüyoruz.

    Sıra sıra polisler diziliyor karşımıza.

    Allah hepsine boy vermiş, pos vermiş.

    Allah'ın verdiklerinin yanı sıra devletimiz de bu ağabeylerin ellerine jop, başlarına kask vermiş.

    Durduruyorlar bizi.

    Birileri çıkıyor, polislerle konuşuyor.

    Ne konuşuyorlar bilmiyoruz ama yeniden slogan atmaya başlıyoruz.

    Polisler de vurmaya başlıyorlar tahta ve kauçuk joplarıyla, Allah ve devlet ne verdiyse...


    Yıl 2008. Tarih 7 Kasım Cuma.

    Yer, az önce anlattıklarımın olduğu yere çok yakın bir mekan işte.

    10 yıl öncesinde eylem düzenleyen, başörtüsü yasağını en sert şekilde kınayan ağabeylerimiz devlet kademelerinde yer tutmuş.

    Hatta ağabeylerimiz gibi olan büyüklerimiz devletin en üst düzey koltuklarının sahibi olmuş.

    Yıllar gelmiş geçmiş.

    Okulda eylemi anlatıp gülüştüğümüz arkadaşlarımızın tamamı evlenmiş, barklanmış.

    YÖK'ün kuruluşunun bilmem kaçıncı yıldönümü daha gelip geçmiş.

    Daha birkaç yıl öncesine kadar on binlerce gencin toplanıp hep bir ağızdan "Özgürlük" diye haykırdığı Beyazıt Meydanı ıssız.

    Yabani güvercinler var sadece.

    Bir de güvercin yemi satan bir yaşlı kadın.

    Masanın başında düşünüyorum.

    O kalabalıkları ve özgürlük sloganlarını kafamda yerli yerine oturtuyorum.

    Kafamda hiçbir yere oturtamıyorum bu devasa sessizliği.

    Başörtüsü mü özgürleşmişti?

    YÖK mü kalkmıştı?

    Cunta hesap mı vermişti? Hiçbiri değildi.

    Ülkede değişen tek şey iktidarın sahipleri idi.

    Onbaşılar, Ecevit'ler, şunlar bunlar gitmiş, yerlerine bizimkiler geçmişti.

    Gelenler de bizim gibi dindar ailelerin çocuklarıydı.

    Eylem görmüş, slogan atmış.

    Yani bizim mahalleden çıkmış çocuklardı.

    Ve maalesef bizim mahalleden çıkan ağabeylerin varlıkları, tüm sesimizi kısmıştı.



    "Bu sessizlik ne kadar ahlaki" diye soruyorum kendime.

    İktidardan pay alma mücadelesi miydi o günkü bağrışmaların ana sebebi?

    "Koltuktan biz de pay istiyoruz" meselesi miydi bizimki?

    Yeni sorular da oluşuyor kafamda:

    biz o zaman da mı yamuktuk, yoksa sonradan mı yamulduk?

    Emin Gökçegözoğlu





    Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek
    Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek!

    Mehmed Akif Ersoy


  2. #2
    Müdakkik Üye ErekNUR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Bulunduğu yer
    Van-Horhor
    Yaş
    39
    Mesajlar
    854

    Standart

    "Bu sessizlik ne kadar ahlaki" diye soruyorum kendime.

    İktidardan pay alma mücadelesi miydi o günkü bağrışmaların ana sebebi?

    "Koltuktan biz de pay istiyoruz" meselesi miydi bizimki?

    Yeni sorular da oluşuyor kafamda:

    biz o zaman da mı yamuktuk, yoksa sonradan mı yamulduk?

    maalesef gerçekler acıdır.



    Risale-i Nur bir derece muvaffak oluyorsa,
    bunun sırrı işte budur. Said yoktur.
    Said’in kudret ve ehliyeti de yoktur.
    Konuşan yalnız hakikattir,
    hakikat-i imaniyedir
    çünkü DAVAM DEVAM iledir
    vanasyanur


  3. #3
    Ehil Üye seyyah_salih - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    Şan(S)lıUrfa'DaN
    Yaş
    51
    Mesajlar
    15.435

    Standart

    müspet hareket edenler..
    sessiz kalmadılar..
    sesleri hiç bir zaman kısılmaz..
    Hiradan oku ile çıkmış olan sessiz çığlık..
    Asrımızda barlada devam etmiş..
    ve şimdi kainatı nağamatı ile ihtizaza getirmektedirler..
    Marifet ufku....

    Muhabbet denizinde çalan bir melodi gibidir

  4. #4
    Ehil Üye Müellif-e - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    Zindan-ı dünya'da bir garib yolcu
    Mesajlar
    4.073

    Standart

    Ahmet DURSUN
    Hastayım



    Benliğim kuşatılmış, fikrim hercü merc olmuş, kafam çok karışık; hastayım. Bana saadet sözü verdiler, adil düzenle bütün dertlerimin sona ereceğini söylediler, cenneti vaat ettiler, anahtar gösterdiler. Gençliğimi, enerjimi, aklımı bu yolda sarf ettim ben; şimdi dertlerimle başbaşayım.

    Beni bu yola sokanlar son model jeeplerinden el sallıyorlar
    bana, kimi oğullarını Dubailerde evlendiriyor, kimi oğullarına gemicikler alıyor, kimileri de genel müdürlüklerle ödüllendiriyor yakınlarını, “devletin malı deniz” bu kudsî dâvâ! uğruna. Bu hân-ı iştihâda götürdükçe götürüyorlar.

    Gözümüzde büyüttüklerimizin ne kadar küçüldüklerini daha iyi görüyorum şimdi, aldandım, aldatıldım galiba! Çıkış yolu arıyorum, ruhum daralıyor, hastayım.

    Bir keşmekeşin, kargaşanın içindeyim. Bu ümitsizlik deryasında ne yapacağımı bilemez halde kulaç atıp durmaktayım. Küresel kriz, Kürt sorunu, işsizlik, yolsuzluk, zamlar, aksatılan AB süreci ve çocuğumun okul taksitleri…

    Bu karmaşa içinde tüketilen bir ömür, ihmal edilen nesiller, yitirilmiş bir gelecek… Bu karmaşa içinde tükettim ömrümü, bu karmaşa içinde ihmal ettik nesilleri, yitirdik her şeyimizi.

    Saçlarıma aklar düştü “Ben kimim, nereden geliyorum, nereye gidiyorum” bir kerecik soramadım kendime, sonsuz hülyalar peşinde koşarken. “Zaman iman kurtarma zamanıymış.” Kızardım ben böyle şeylere. Âlem-i İslâm kan kusarken, iktidarı ele geçirip herkese haddini bildirmek varken, ‘cihad’ ateşi benliğimi yakarken… Mevdudilerle, Seyyid Kutuplarla büyüdük biz.

    “Euzubillahimineşşeytanivessiyase”ymiş… Gülüp geçerdik. Şimdi iktidar da benim, dertler de… İktidardayım, dertlerimle başbaşayım. Bilmiyorum, ben kimim, geç kalmış soruların cevabını aramaktayım; hastayım, doktorum nerede?

    Siyaset benim ideamdı, sihirli değneğimdi. Baş olacak, sihirli değneğimle bütün dünyayı dönüştürecektim. Adaleti tesis edecek, adilce paylaştıracak, kötülüğü kovacaktım ülkemden. Herkesi kardeş yapacaktım, kardeş kardeş yaşayıp gidecektik huzurlu bir şekilde.

    Neden sonra fark ettim bir zavallı olduğumu, kaç zaman sonra anladım kardeşliğin sloganlarla kurulamayacağını. Gencecik insanların attığı taşlar kafama değince, Mehmedimin tabutunu bayrağa sarılı görünce, küfrettiklerim gibi yaşamaya başlayınca…

    Meğer ben dönüşmüşüm, evrilmişim, çevrilmişim. Kayırmayı, aşırmayı, kıvırmayı öğrenmişim, meğer çok değişmişim. Başım ellerim arasında düşünüyorum, benim kendime faydam yokken memleketi düzeltmeye kalkmışım; meğer ne ahmakmışım. Önceliklerimi belirlerken elimin yetişemediği yerlere uzanmışım, dağların ötesine el atmışım; burnumun dibindekini, evimin içindekini görememişim, kalbimin feryadını duyamamışım.

    Hz. Ömer kıssaları anlatırdık birbirimize, en çok da “Kocakarı ile Ömer” hikâyesini. Herkesin uykuya çekildiği zamanlarda Hz. Ömer’in “Kenâr-ı Dicle’de bir kurt aşırsa bir koyunu/Gelir de adl-î İlâhî sorar yarın Ömer’den onu” hassasiyetiyle nasıl uyumadığını, Mekke’nin sokaklarını kapı kapı dolaştığını, bir derdi olan var mı diye evleri nasıl kontrol ettiğini, babaları bir gazada şehit düşen yetimler için kocakarının evine bir un çuvalını sırtlanarak nasıl taşıdığını hisli yüreklerle, gözyaşları içinde dinlerdik.

    Biz böyle büyümemiş miydik, böyle olmak için bu dâvâya gönül vermemiş miydik? İmam-hatipliydik biz. “Komşusu açken tok yatan bizden değildir”i ne çabuk unuttuk oysa.

    Sonradan öğrendik kömür çuvallarının seçim yatırımı olduğunu, sonradan fark ettik fenerlerin sahte ışıklarını. Üzülüyorum, tiksiniyorum.


    “İslâm Nizamı” kurmak için yola çıkmıştık. Demokrasinin “şeytan rejimi” AB’nin Hıristiyan kulübü olduğunu sanıyorduk. Medeniyet dediğin tek dişi canavardı. Sonra değiştik, şeytanın ipine sarıldık. Son model arabalarımız, lüks evlerimiz oldu. Başörtülerimizi İtalya’dan getirir olduk, ‘nizam’ı unuttuk; Atatürkçü olduk.

    Lütfen anneme söylemeyin, annem beni hâlâ ‘nizamcı’ sanıyor.


    18.11.2008

    E-Posta: adursun@yeniasya.com.tr


  5. #5
    Ehil Üye Seha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2006
    Mesajlar
    1.626

    Standart

    Allah razı olsun Ahmet'im, değerli kardeşim. Kalemine kuvvet
    Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz.

  6. #6
    Vefakar Üye Teenni - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2008
    Mesajlar
    486

    Standart

    Alıntı yalnız_seyyah Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    müspet hareket edenler..
    sessiz kalmadılar..
    sesleri hiç bir zaman kısılmaz..
    Hiradan oku ile çıkmış olan sessiz çığlık..
    Asrımızda barlada devam etmiş..
    ve şimdi kainatı nağamatı ile ihtizaza getirmektedirler..
    Allah razi olsun.
    Ey uykuda iken kendilerini ayık zannedenler! Umûr-u diniyede müsamaha veya teşebbühle medenîlere yanaşmayın. Çünkü, aramızdaki dere pek derindir; doldurup hatt-ı muvasalayı temin edemezsiniz. Ya siz de onlara iltihak edersiniz, veya dalâlete düşer, boğulursunuz.

    Bediüzzaman Said Nursi

  7. #7
    Müdakkik Üye ErekNUR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Bulunduğu yer
    Van-Horhor
    Yaş
    39
    Mesajlar
    854

    Standart

    Beni bu yola sokanlar son model jeeplerinden el sallıyorlar bana, kimi oğullarını Dubailerde evlendiriyor,kimi oğullarına gemicikler alıyor, kimileri de genel müdürlüklerle ödüllendiriyor yakınlarını, “devletin malı deniz” bu kudsî dâvâ! uğruna. Bu hân-ı iştihâda götürdükçe götürüyorlar.

    bu güzel yazı ve paylaşım için tebrikler



    Risale-i Nur bir derece muvaffak oluyorsa,
    bunun sırrı işte budur. Said yoktur.
    Said’in kudret ve ehliyeti de yoktur.
    Konuşan yalnız hakikattir,
    hakikat-i imaniyedir
    çünkü DAVAM DEVAM iledir
    vanasyanur


  8. #8
    Vefakar Üye Teenni - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2008
    Mesajlar
    486

    Standart

    Alıntı ErekNUR Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Beni bu yola sokanlar son model jeeplerinden el sallıyorlar bana, kimi oğullarını Dubailerde evlendiriyor,kimi oğullarına gemicikler alıyor, kimileri de genel müdürlüklerle ödüllendiriyor yakınlarını, “devletin malı deniz” bu kudsî dâvâ! uğruna. Bu hân-ı iştihâda götürdükçe götürüyorlar.

    bu güzel yazı ve paylaşım için tebrikler

    Mesele devlet mali yemek degil mesele müslümanlarin durumlarinin görülür derecede düzelmesi .Bu neden bazi kesimleri rahatsiz ediyor?
    Ey uykuda iken kendilerini ayık zannedenler! Umûr-u diniyede müsamaha veya teşebbühle medenîlere yanaşmayın. Çünkü, aramızdaki dere pek derindir; doldurup hatt-ı muvasalayı temin edemezsiniz. Ya siz de onlara iltihak edersiniz, veya dalâlete düşer, boğulursunuz.

    Bediüzzaman Said Nursi

  9. #9
    Gayyur kamyoncu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Mesajlar
    64

    Standart

    Alıntı Teenni Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Mesele devlet mali yemek degil mesele müslümanlarin durumlarinin görülür derecede düzelmesi .Bu neden bazi kesimleri rahatsiz ediyor?
    Bu nasıl bir anlayış? Bu nasıl bir "siyasî angajman"? Başkaları devletin malını yiyince "tu kaka!" olacak; başkaları aynı hareketleri yapınca "görgüsüz" olacak; ama bizim müslümanlar olursa, bizim oy verdiklerimiz olursa "müslümanların durumlarının düzelmesi"ne bağlanacak! Başkaları yiyince "haram olsun!", bizimkiler yiyince "helâl olsun!" öyle mi?
    Bu kadar tarafgirliğe de helâl olsun!..

  10. #10
    Müdakkik Üye SeRV-i SiMiN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Bulunduğu yer
    Şehr-i İstanbul
    Yaş
    35
    Mesajlar
    912

    Standart

    O meydanda bizlerde nara attık bundan iki-üç sene önce.
    Susmadık,susmayızda..
    bazen sessiz çığlıklar daha çok ses verir..
    Sukut gibi münzeviyiz şu anlarda...
    Neticeyi bekliyoruz inş.en yüksek divandan gelecek olan neticeyi..
    kendimi bıraktım artık bacılarım,ilerde Rabbim verirse kızlarım için.
    Görünce Rabbimi gönül gözüyle
    Sordum:"Kimsin,ey sen?"
    Dedi:"Senim ben"
    Hallac-ı Mansur

Konu Kapatılmıştır

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Siz Doğduğunuzda Ne Oldu?
    By akıncı in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 79
    Son Mesaj: 07.09.09, 20:18
  2. Sonunda Bu da Oldu
    By Şahide in forum Gündem
    Cevaplar: 8
    Son Mesaj: 16.09.08, 13:59
  3. Karma Oldu Ama....
    By istiğna in forum Mizah
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 01.07.08, 12:15
  4. biraz geç oldu ama...
    By muhabbetfedaisi in forum Tanışma
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 17.07.06, 10:31

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0