+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 8 Sayfa var 1 2 3 ... SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 79

Konu: Baykal: Çarşafa Değil Türbana Karşıyız

  1. #1
    Vefakar Üye Alâ Nur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    421

    Standart Baykal: Çarşafa Değil Türbana Karşıyız

    Zaten başından beri siyasetin bu kirli yüzünü herkes biliyor. Birilerinin iddia ettiği gibi ‘balık hafızalı’ bir milletin kolay yutacağı basit siyasi oyunlardan biri bu da. Lakin bu kez durum farklı. Millet balık hafızalı olsa bile, dakika başı ona geçmişi hatırlatacak araçlar iş başında. Kimi buna ‘duyarlı basın’ der, tekerine çomak sokulansa ‘besleme basın’…

    İki kavram da birileri için önemli. Ama asıl konu, siyasi münafıklığın ulaştığı son noktanın çok iyi bir analizinin yapılması.

    Mesela ezeli muhalefet partisi CHP ve onun başındaki ihtiyar delikanlı Baykal’ın son dönemde yine o çok tanıdık mesajlara sığınarak millete fotoğraf karelerinde sırıtmaları… Gel de inan bu samimiyete. Gel de gerçekten bu partinin ve liderinin bir an için imana gelerek Müslüman kadının örtüsüne saygı gösterdiğine inan. Bakın Türban demiyorum, örtü.
    Neymiş, “Biz çarşafa değil, türbana karşıyız.”

    Uyanmak istiyorum, biri yardım etsin lütfen… Bu millet daha ne kadar tahammül edecek?
    Küçük bir örnekle süsleyeyim:
    "Erkal" diye gittiler, "Baykal" çıktı…
    Ne komik değil mi? Millet nelerle kandırılıyor. Maksat ne, o ortamı hazırlamak. Hangi ortamı, siyasi münafıkların tam da istediği ortam.
    Haber ne diyor:

    “CHP Eyüp İlçe Başkanlığı, günler öncesinden bölgeye ‘İbrahim Erkal konseri’ pankartı astı. CHP’li Erzurumlu işadamı Emin Atmaca’ya ait düğün salonuna giden, çoğu da hemşeri ve akraba olduğu belirtilen vatandaşlar, konser yerine Baykal ve ekibini karşılarında görünce neye uğradığını şaşırdı.”
    Ve perde. Sıkı durun. İhtiyar delikanlımız, İbrahim Erkal konserine gelen çarşaflı Erzurumluları karşısında görünce fırsat bu fırsat, objektiflere unutulmayacak kareler yakalatayım planı yapar ve başarır. Sonrası önemli değil, zira seçim döneminde bu fotoğrafların gani gani kullanılacağını, seçim otobüslerini süsleyeceğini hepimiz çok yakından biliyoruz.

    Gerçek midir, partinin oyunlarından biri midir bilinmez, bu çarşaflı şovların devamı da gelir…
    Bunu çoğu kişi, zamanında sormuştur Baykal’a. Hani milletimiz balık hafızalı(!) ya, bir kez de ben sorayım…
    Sayın Baykal, türbana karşı olduğunuzu delikanlıca söylediniz, eyvallah. Saygımız var. Ve devamında da dediniz ki, “Biz çarşafa karşı değiliz.”
    Bravo! Müthişsiniz, ‘işte bu’ dedirtiyorsunuz…
    Ve biz bu manevranızı daha da ileriye götürerek, yeni atılımlar yapmanızı bekliyoruz ve soruyoruz.

    Önümüzdeki belediye seçimlerinde, belediye meclisine, belediye başkanlığına çarşaflı aday gösterecek misiniz?
    Karşı olmadığınız çarşafın TBMM çatısı altına milletvekili giysisi olarak girmesine olanak sağlayacak düzenlemelere öncülük eder misiniz?
    Çarşaflı öğrencilerin üniversitelerde özgürce okumalarına olanak tanıyacak yeni yasal düzenlemelere öncülük eder misiniz?

    Devlet memurlarının sizin istediğiniz ve karşı olmadığınız çarşafla kamu hizmeti vermelerine olanak tanıyacak düzenlemelere öncülük eder misiniz?
    Aslında sizin için öncülük biraz zor gelebilir ama en azından bunları destekler misiniz?
    Hadi size bir iyilik daha yapayım, yıllardır milleti ‘laiklik ve cumhuriyetin temel kazanımları elden gidiyor’ gibi safsatalarla kandırdınız geri dönmek zor olabilir, en azından birileri öncülük ederse siz köstek olmayacağınıza söz verir misiniz?
    Efendim siz bunu yapın, Müslüman için önemli olan örtünmek değil mi, türban olmaz, çarşaf olur…

    Hadi bakalım delikanlı Baykal, göreyim sizi.
    İki seçenek kalıyor, ya gerçekten bu tavırlarınızda samimisinizdir, ya da milletin yüzüne gülerek arkasından mukaddesatına hakaret edecek kadar art niyetli…
    Bence bunu kanıtlamanın tek yolu var samimiyeti göstermek.
    Aksi takdirde siyasi münafıklık çok yakışacak…
    Çarşafa dolanırsınız haberiniz olsun…

    vakit

  2. #2
    Vefakar Üye güneşsu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    433

    Standart Koç: Kara çarşaflılar sadece dekor

    Baykal'ın çarşaflı 'üyelerine' CHP Milletvekili Koç'tan tepki geldi: Kara çarşafı dekor yaparak verilmek istenen mesaj, partinin çizgisi ile ne denli uyumludur?

    Bu görüntüler eşliğinde yapılmak istenen program ve tüzük değişikliklerinin örgütümüzü ve kamuoyunu yanıltmaya dönük ve göstermelik bir çabadan öteye anlam taşımadığı açıktır. Bu tutum nedeniyle CHP'nin ve dolayısıyla ülkemizin geleceği ile ilgili derin endişeler taşımaktayız.

    Takvim

  3. #3
    Müdakkik Üye CAN KARDEŞ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Bulunduğu yer
    zonguldak
    Yaş
    44
    Mesajlar
    885

    Standart

    Galiba unuttu Baykal bey bir aralar unuversite önunde bekleyen kızlara eşerp gediye ettiğini
    sır iktidara muhalefet olsun diye yapmayacaklerı işyok
    EĞUZÜBİLLAHİ ŞEYTENİ VESSİYASEH

  4. #4
    Müdakkik Üye elips - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    686

    Standart Oleyyy, Yuppiii, Yaşasınnnnn... CHP İKTİDARA GELİYOR

    Gazetelerde-televizyonlarda kara çarşaflı-türbanlı kadınları CHP’ye iltihak ederken görünce bunu anladım demek ki...

    CHP iktidara yürüyor...

    Nitekim Deniz Baykal dahi türbanlı-çarşaflı hanımları görünce anladı ki başbakan olmakta.

    İşte buuuuu...

    Bir başka toplantıya da dergáh cemaatinden cüppeli-sarıklı birkaç kara sakallı mürit katıldı mı... Ve Genel Sekreter Önder Sav, kenarı dantelli külah edinip, toplantıların ortasında kafasına geçirdiği gibi, arada bir "Tekbiiirrrr..." diye bağırdı mı?...

    Kim tutar CHP’yi...

    Geriye kalıyor, Baykal’ın gidip Başbakanlık’taki koltuğa huzur içinde oturması...

    Müthişşş...

    AKP
    ’liler son zamanlarda "laik cumhuriyet", "Atatürk" sözcüklerine sarılırken, dinin siyasete alet edilmesini istemeyen CHP’nin medyanın karşısına türbanla-çarşafla çıkması, "Acaba yer mi değiştiriyorlar?" sorusunu akla getirse de, bu doğru değil...

    CHP; aydın-çağdaş-bilinçli-tepkili seçmenler için bir şey üretemediğinden... Onları motive edip harekete geçiremediğinden, türbanlı-çarşaflı kesimi deniyor sadece.

    Çünkü onlar için bir proje, bir atılım, bir üretim, bir tasarım, bir açılım gerekmiyor.

    Sadece "Elhamdülillah Müslümanız" demek yetiyor.

    Sonra bir de bakıyorsunuz ki CHP iktidarda.

    Oleyyyyyy....

    Diyelim ki yaklaşan yerel seçimler için; CHP’nin insanların aklında kalacak bir siyasi tavrı-tepkisi gözükmüyor... Kentler, belediyecilerin eliyle yağmalanıp çalınırken bunu nasıl önleyeceğine ilişkin bir flaş paketi de yok...

    Bir çaba, bir gayret, belediyecilikte bir iyi örnek yok...

    Bir tek türbanlı-çarşaflı kadınların CHP’ye gelmeleri iyi bir şey... Bir de kenarı dantelli külah edinildi mi?

    Büyük iktidar yürüyüşü işte bu...

    Ve bir de bakmışsınız ki CHP iktidarda...

    Yuppiiii...

    bekir coşkun

  5. #5
    Ehil Üye Nuru-Beril - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2007
    Bulunduğu yer
    bilinmiyor...
    Mesajlar
    1.360

    Standart

    anlayana sivri sinek saz anlamayana davul zurna az......vesselam.....



    iza/hını bilmediğin konuda sui-zanda
    hatta hiç bir zan/da bulunma.....




  6. #6
    Vefakar Üye Nil Sultan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    418

    Standart CHP ve çarşaflı kadınlar

    Ne oluyoruz? CHP renk mi değiştiriyor gerçekten?

    Bu hafta sonu CHP'nin ilçe kongrelerinde daha önce pek görülmemiş bir olay yaşandı: CHP lideri Deniz Baykal partisine katılanlara altı oklu rozet taktı. Rozetin kendisi veya rozeti takanın kimliğiyle ilgili değildi 'pek görülmemiş olay'; rozet takılanlardan bazısının görüntüsüydü. Baykal bir grup çarşaflı hanıma taktı partisinin altı oklu rozetini...

    Taktıktan sonra da, etrafına, “Artık muhafazakâr vatandaşlarımız da partimizi desteklenebilir buluyorlar” açıklamasını yaptı. Bir yerde okudum, “İnsanların ne giydiği ve nasıl göründüğü değil, ne düşündüğü önemli bizim için” de demiş CHP lideri...

    Sanırsınız ki, dünyanın en özgürlükçü partisinin lideri var karşımızda...
    Oysa Meclis'in kendi içerisinden bir cumhurbaşkanı çıkarmasını -adayın eşi başörtülü diye- engellemeye çalışan, üniversitelerde sürdürülen yasağı sona erdirmeyi amaçlayan anayasa değişikliğini mahkemeye götürüp iptal ettiren partidir CHP...
    Yakın zamanlara kadar sürdürdüğü politikalara ve liderlerinin söylemine bakıldığında, insanların ne düşündüğünden çok ne giydiğiyle ilgilendiği ileri sürülebilir CHP'nin... CHP'nin 'başörtüsü/türban' ile tanışmadan çarşafa geçmesi çok manidar gerçekten...

    Şundan dolayı manidar: 'Başörtüsü/türban', hiç değilse Türkiye ölçeğinde, okumuş-yazmış genç kızlarla ilgili bir sorun; başını örten kızlar üniversiteye alınmadıkları için... Muhafazakârın okumuş-yazmışından hoşlanmıyor olabilir mi CHP?
    Etrafta çarşaflı kadınlar görünüyor da, CHP'yi tercih ettiğini belli eden 'muhafazakâr' denilebilecek erkekler ile okumuş-yazmış muhafazakâr kadınlar ortalıkta henüz yok.

    Seçime gidilen ortamlarda CHP bunu hep yapıyor. Birkaç seçim önce de, Deniz Baykal'ın CHP'si, başörtülü kadınları kampanya afişlerinde kullanmıştı. Baraja takılıp Meclis dışı kaldıkları ve Baykal'ın genel başkanlığı terk etmek zorunda kaldığı seçimde miydi, yoksa bir öncekinde mi, tam hatırlamıyorum.

    Çarşaflı kadınların yakasına rozet takmak da bir ilerleme elbette, fakat bu yeni yaklaşımı özgürlük alanını genişletme amaçlı başka jestlerle desteklemedikçe tek bir fotoğraftan fazla medet ummamak gerekir.

    Bu tür yaklaşımlar, sağlam teorik kabullerle içselleştirilmeden partililere dayatılırsa, daha önce de yaşandığı gibi, yeni söylemin câzibesine kapılanlardan daha fazla küskünler yaratabilir.
    Bu tür konuları hafife almaya gelmez.

    Aslında CHP'nin muhafazakâr seçmenin de oy verebileceği bir 'iktidar alternatifi' haline dönüşmesi herkesin yararına; en fazla da oyu yüzde 20'lerde tıkanmış görünen CHP'nin yararına... Bunu sağlamak için CHP'nin bilinen kimliğini terk etmesi gerekmiyor; o kimliği korurken içini çağdaşlığın gerekleriyle -en başta demokrasi ile- doldurması yeterli...

    ABD'de Barack Obama'nın açtığı yol buydu; bizde de aynı yola yeni yolcular aranıyor.
    Tek parti döneminin kaba lâiklik anlayışına saplanıp kalmış görünen CHP, 'ılımlı lâik' diye özetlenebilecek yeni bir kimliğe kavuşabilir mi? Kendisi kavuşsa bile başkalarını değiştiğine inandırabilir mi?
    Çarşaflı kadınlarla verilen fotoğrafı, başörtülü üniversitelilerle zengileştirmenin bir yolunu mutlaka bulmalıdır CHP.
    Fehmi Koru

  7. #7
    Vefakar Üye Nil Sultan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    418

    Standart Ey baykal; çarşafa rozetleri takarsin da kapidan sokmazsin!

    Deniz Baykal, 10 Kasım’da Eyüp’te Atmaca Düğün Salonu’nda gerçekleştirilen etkinlikte, çarşaflı bir kadına CHP rozeti takarak dikkatleri üzerine çekmişti.
    Bu durum herkesi şaşırtmıştı…
    Çarşaflı bir kadın ve Baykal yan yana…
    Olmayacak bir şeydi ama olmuştu!
    Neyse ki işin aslı ortaya çıktı…
    Meğerse çarşaflı kadın başka bir amaç için oraya gitmiş, aniden orda biten Deniz Baykal fırsat bu fırsat deyip kadın daha ne olduğunu anlamadan CHP rozetini takmış…


    Hadi diyelim tersi olsaydı…
    Yani kadın da isteyerek ve bilerek o rozeti takmış olsaydı…
    Olmayacak bir şey ama diyelim ki oldu…
    Bu durum CHP’nin dine olumsuz bakışını ortadan kaldıracak mıydı?
    Yıllarca bu ülkede mukaddes ezanı “Tanrı Uludur” diye Türkçe okutan kimdi?
    Kuran’ı okuyan ve öğreten insanları zindanlarda çürüten kimdi?
    Allah’ın evleri olan mescitleri ahırlara çeviren kimdi?


    Kur’an kurslarına, imam hatip liselerine yapılan kıyımlar kimin eseri?
    Yıllardır çarşaflı değil başörtülüleri dahi okullara sokmamak için dünyanın hiçbir yerinde görülmemiş ikna odaları kurarak bu milletin Müslüman kızlarına yapılan zulmün mimarı kimdir?
    Bay Önder Sav’ın Hacı olmak isteyen dedeye dedikleri hala kulaklarımızda…
    Maalesef CHP zihniyetinin dine, dindarlara bakışı zerre kadar değişmemiş aksine fırsat ellerine geçtiğinde daha büyük zulümlerin yapılacağı ile ilgili donelere her gün şahit olmaktayız…


    Bu gün CHP ve Deniz Baykal Zemzem suyu ile yıkansa bile inandırıcı olmaktan uzaktır…
    CHP ve Deniz Baykal bu konuda samimiyetini ortaya koymak istiyorsa başta başörtü sorunu olmak üzere dine, dindarlara uygulanan baskıların ortadan kaldırılmasıyla ilgili Ana muhalefet Partisi olarak yasal ve anayasal adımları atmalıdır ki bu milletin dindar kesimi tarafından kötü olarak görülen imajını düzeltebilsin.


    Ve ömür billâh göremeyeceği iktidarı görsün!
    Ama bu gidişle, bu zihniyetle çok zor!
    Benden düşman tavsiyesi!!!
    GÜNÜN SÖZÜ
    Sözün en güzeli söyleyenin doğru olarak söylediği dinleyenin de yararlandığı sözdür.


    ARİSTO
    CEVDET KARA

  8. #8
    Vefakar Üye güneşsu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    433

    Standart Baykal: Çarşaflıların içi karanlık

    Bir tarafa övgü, diğer tarafa hakaret!..

    Baykal'ın çarşaflı hanımların yakalarına CHP rozeti takarkenki görüntülerini televizyonda izlerken, bunca zamandır başörtülülere karşı rejimi kurtarma mücadelesi (!) yürüten bir parti genel başkannının çarşaflıların partisine girişine nasıl bir izah getireceğini merakla bekledim.

    Merakım uzun sürmedi. Baykal'ın getirdiği izah karşısında bu defada yaşadığım şaşkınlığı belirtmek isterim. Çünkü, yapılan izahat sağlıklı bir ruh halinin tezahürü olamazdı. Çünkü, Baykal partisine katılanlara övgü dizerken, diğerlerine adeta hakaret ediyordu. Konuşma bittikten sonra kendi kendime, "CHP'nin çarşafa tahammülü olsa olsa bu kadar olur" dedim.

    İşte Baykal'ın beni şaşırtan ve çileden çıkartan sözleri:

    "Çaşaflılar ikiye ayrılır: İçi aydınlık olanlar, olmayanlar. Çarşaflıların içinde aydınlık düşünce ve duyarlı yürek bulunabilir."

    Buyur burdan yak mı dersiniz, bu ne perhiz bu ne lahana turşusu mu bilemem. Bundan sonrasını herkesin kendi anlayışına bırakıyorum. Ancak, böylesine bir ayrımın Baykal'dan gelmesini anlamak mümkün değil. Belli ki Baykal'a göre CHP'ye girenler bir anda aydınlık düşünceli oluyor, girmeyenler ise karanlıklarda boğulmaya mahkum. Böyle bir ayrım insan onuru ile bağdaşır mı?

    Halbuki olay kılık kıyafete indirgenmeden izaha çalışılsa ne Baykal böyle bir çelişkiyi yaşayacak ne de ülkemizde bir başörtüsü sorunu kalacak. Bir yandan başörtüsünü sorun olarak görenler, rejime tehdit şeklinde takdim edenlerin öbür yandan birkaç çarşaflı CHP'ye giriş yapınca çarşaflıların sınıflandırması sanıyorum sadece Baykal'ın değil ülkemizin çelişkisini oluşturuyor.

    Elbette Baykal'ın çarşaflıların CHP'ye girişi münasebetiyle söyledikleri yukarıdakinden ibaret değil. Konuyla ilgili olarak Fikret Bila'ya yaptığı açıklamada da, "Örtülü kadınlar zincirlerini kırıyor" dedikten sonra şunları ekliyor:

    "Biz insanların giyimleri ile ilgili değiliz. Aksine bu bir kırılma noktasıdır. CHP'nin değerlerini içine sindiren herkes CHP'de siyaset yapma hakkına sahiptir."

    Lütfetmiş Sayın Baykal.

    Peki CHP'nin sindirilmesi gereken değerleri nelerdir? Bugüne kadar ki söylemlerin ardından yapılan bu tür açıklamalar bir çelişki değil midir?

    Belli ki siyaset demek ülkemizde kuralsızlık demek. Eğer, tüm tesettürlü hanımlar CHP'ye yönelip, oy vererek iktidara getirirlerse içleri aydınlanmış, aksi olursa kendilerini karanlığa mahkum etmiş olacaklar..

    Siyasette pragmatizm bu olsa gerek.

    Hemen belirteyim ki çarşaflı hanımların CHP’yeüye olmalarını çok fazla yadırgamış değilim. İsteyen istediği partiye girer ve orada siyasi mücadelesini yürütür. Ancak, çarşaflı kadınlara CHP'desiyaset yapma imkanı verileceğine, ortalıklarda fazlaca görünmelerine tahammül edileceğine ihtimal vermiyorum. Orada bir çeşni olarak bulundurulacaklar. Bunu bir iddia olarak ortaya atıyor değilim. Hayatın gerçekleri açısından söylüyorum. Keşke tüm partilerin tabanı ve yönetim kademeleri o olgunluğa gelse de kimse kimsenin kıyafeti ile ilgilenmese, ille de kafaların içinin araştırılması merakından vazgeçilse. Çünkü, Baykal'ın çarşaflıları kafasının içi aydınlık olanlar ve olmayanlar diye ikiye ayırmış olması bile CHP içindeki hazımsızlığın şimdiden ortaya çıkmış halidir.

    Çünkü, belli ki Baykal birkaç çarşaflı hanıma CHProzeti takmış olmasına izah getirmek zorunda hissediyor kendisini. Halbuki normal işleyen bir sistemde ve demokrasiyi içine sindirmiş bir ülkede böyle bir izaha bile gerek duyulmaması gerekir. Çünkü, Baykal bu sözleri ile katılımları savunma ihtiyacı duymuştur.

    İnsan insandır. Kılıf kıyafeki ile insanlar farklı sınıflara ayrılamaz. Ayrılıyorsa bilinmelidir ki bu ayrımı yapanlar ve kendilerini buna mecbur hissedenlerin kafası netleşmemiş demektir.

    ABDULKADİR ÖZKAN

  9. #9
    Vefakar Üye güneşsu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    433

    Standart Türbanlı CHP'liler

    CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın, İstanbul Sultangazi Hamza Yerlikaya Spor Salonu'nda katıldığı törende haremlik selamlık düzeninde(!) oturan türbanlı ve kara çarşaflı kadınlara parti rozeti taktığı haberini mutlaka duymuşsunuzdur.

    16 Kasım 2008 Pazar akşamı Star TV sunucusu haberi gayri ihtiyari, "Demek ki başörtüsü siyasi simge değilmiş!" diyerek bitirdi.

    Aslında başörtüsü hiçbir zaman siyasi simge olmamıştır. Onu bazıları siyasi simge olarak algılamış ve tamamıyla bir kuruntu ile hareket etmişlerdir/etmektedirler.

    Geçen 6 yıl içinde başörtüsünün bireysel özgürlükle ilgisi olmadığını söyleyen Baykal, gazetelerin naklettiğine göre şöyle demiş "İnsanların özgürlüğü temel ilkedir ve insanlarımız gelenekleri, yetiştikleri aile ortamı, sosyal çevreleri, alışkanlıkları gereği şöyle ya da böyle giyiniyor olabilir. Önemli olan insanların gerçek düşüncelerinin ne olduğudur. Bir insanı kıyafetinden onun ne düşüncesini, ne ahlaki kimliğini çıkarmak doğru bir yaklaşım değildir. İnsanları tasnif etmemek lazım. İnsanları kılık kıyafeti ile hükme bağlamamak lazım."

    Spor salonunda başörtülülere hitaben yaptığı konuşma da, "Bugün burada siz Türkiye siyasetine dayatılan bir yanlışı ortadan kaldırıyorsunuz, bir tuzağı kırıyorsunuz, bir oyunu bozuyorsunuz." itirafında bulunmuş. Dayatılan yanlış, başörtüsünün siyasi simge olduğu yanlışıydı. Bu yanlışı yapanların başında CHP geliyordu. Hatta tv de verilen haberde Baykal, rozet taktığı kara çarşaflıyı kastederek, "Onun arkasında pırıl pırıl aydınlık bir kalb var." anlamına gelecek bir cümle kurdu.

    Baykal'dan bunları duymak gerçekten sevindirici ve umut verici bir gelişmedir.

    Çünkü CHP, bugüne kadar milletin değerleriyle savaşan zihniyetin siyasi temsilcisi gibi hareket etti. Bu gün ise partisine katılan başörtülü ve çarşaflı kadınları görünce tuttuğu yolun yanlış olduğunu hatırlamış gibi oldu.

    İnşallah bu bir seçim taktiği değildir. Çünkü Baykal CHP'nin başına dönerken de benzer bir açıklama yapmış hatta Mevlana, Yunus Emre, Hacı Bektaşı Veliyi ağzından düşürmüyor Şeyh Edebali'nin nasihatini odasına asarak milletin değerleriyle barıştığı görüntüsü veriyordu. Ünlü bir ilahiyatçıyı partisinin saflarını katacak kadar radikal adımlar atmıştı.

    Maalesef bu adımlar meclise girinceye kadar sürdü. Meclise girdiği 2002 Kasım'ından itibaren CHP din, cami, Kuran, imam, başörtüsü kelimelerine bile tahammülsüzlük gösteren bir politika takip etti.

    Şimdi seçim öncesi tekrar dine dindara saygı moduna girmiş olmasını toplumun değerleriyle gerçekten barışmaya yönelik bir değişim olarak görmeyi çok isterim. Yakasına rozet taktığı başörtülü ve kara çarşaflı hanımların hukukunu mecliste de savunmasını umut etmeyi çok isterim.

    Ben başörtüsü sorununun çözümünde CHP'nin rolünün hükümetinkinden daha önemli olduğuna inanıyorum. Hatta başörtüsünün siyasi bir simge olarak değil de bir insan hakkı olarak görülmesini CHP'nin daha kolay sağlayabileceği görüşündeyim.

    Bunu da bugün söylüyor değilim. Eskiden de aynı görüşteydim.1999 seçimleri öncesinde Fazilet Partisi'nin başörtülü milletvekili adayı koyacağı haberini aldığımda "Nereden çıktı başörtülü aday" diyerek, sahibi ve yayın yönetmeni olduğum haftalık haber dergisi Yörünge'nin 16-23 Ağustos 1998 tarihli 390 sayısında karşı çıkmıştım.

    O yazımda başörtüsü sorunu çözüme kavuşturulmadan başörtülü adayın uygun olmayacağını yazmıştım. Milletvekilinin sorun çözmek için meclise gittiğini ama başörtülü vekilin ise bizzat kendisinin sorun olacağını siyasetin sorun üretme değil sorun çözme sanatı olduğunu yazmıştım. O yazıda, "İçinde bulunduğumuz konjoktür başörtülü bir hanımı meclise taşımaya uygun bir konjoktür değildir. Hele de bunu Fazilet'in yapması hiç uygun değildir. Bunu yapacaksa CHP ya da DSP yapmalıdır." demiştim.

    Maalesef o zaman hem FP hem de MHP başörtülü aday koyarak yanlış yaptılar. Bu yanlışı mecliste birlikte hareket ederek düzeltme imkanları varken biri başını açtırarak ötekisi direnerek başörtüsünü siyasal bir sorun haline gelmesine yardımcı oldular. Ama dikkat ediniz hem o iki parti hem de "Bu kadına haddini bildirin." diyen Ecevit'in DSP'sine de bir sonraki seçimde halkımız hadlerini bildirdi!

    Şimdi ben de bu filmi daha önce seyretmiş herkes gibi CHP'nin türbanlı ve çarşaflı hanımlara rozet takarken samimi mi yoksa seçim taktiği mi olduğundan kuşkuluyum. Çünkü aynı taktiği Baykal 2002 seçimlerinden önce de uyguladı. Baykal'ın CHP'si bu sorunu çözmekte samimi olduğunu ispatlarsa -ki bunu canı gönülden diliyorum- işte o zaman halkımız tıpkı 1999'da Ecevit'e yöneldiği gibi CHP'ye yönelebilir.

    Sayın Baykal mesela başörtülü birkaç hanımı seçilebilecek önemli merkezlerde belediye başkanı, belediye meclisi üyesi il genel meclisi üyesi adayı yaparak samimiyetini somutlaştırabilir!

    Mesela CHP'nin Bakırköy veya Eskişehir yahut Mersin ya da İzmir Belediye Başkan adayı başörtülü bir hanım olsa. Seçilecek sırada belediye meclis üyeleri ve il genel meclisi üyelikleri için bir kaç tane başörtülü hanımı aday yapsa. Ve seçildikten sonra onların başörtülü olarak görev yapmalarını temin etse. İşte ozaman CHP'nin sosyal barışı sağlamada samimi olduğuna, halkın değerleriyle barışma istikametinde ciddi ve samimi bir değişim içinde olduğuna inanırım.

    Baykal'ın CHP'si yerel seçimlerden sonra da başörtülüleri korur, sorunun çözümüne katkıda bulunacağın dair somut öneriler getirir ve sorun çözülürse 2011 seçimlerinde ben bile CHP'ye oy vermeyi düşünebilirim!

    RESUL TOSUN

  10. #10
    Vefakar Üye güneşsu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    433

    Standart Baykal’ın Çarşafı Simge Sayılmaz!

    Anadolu’dan kalkıp yurtdışına ekmek kavgası uğruna gidenlerden birisi lokantada yemek yiyecek ama dil bilmiyor. Türk zekasını çalıştırmak zorunda kalmış... Yandaki masalardan birisinin yemeğini göstererek kuru fasulye istemiş.
    Devamını söyleyecek ama, ne diyecek?..
    Bakmış ki diğer masada tas kebap yiyen repete(tekrar) deyince, yine tas kebap gelmiş.
    Bizim ki de aynı sözü garsona söylese de kuru fasulye gelmesin mi?
    Türkçe bir itiraz:
    “Hop hemşehrim, elin repetesi tas kebabı oluyor da, bizim repetemiz neden kuru fasulye oluyor?...”

    Değil mi ya?!
    Neden?!. Neden Baykal’ın repetesi tas kebabı da, bizimkisi simge olur?..
    Tam da yerel seçimlere ramak kala Sayın baykal, bir çarşaflı hanıma CHP rozetini bizzat uğurlu elleriyle takınca o tarihi sözlerini döktürdü:
    "Birlikte yola çıkıyoruz. Başörtülüsü, türbanlısı, başı açığı, Erzurumlusu, Erzincanlısı, kadını, erkeği ile birlikte yola çıkıyoruz."
    Vay canına, demek ki CHP’nin gündemine bu çarşaf düşmeseydi, Baykal tek başına yoluna devam edecekti... Şimdi ise başı açığı ile, başı kapalısı ile yoluna devam edecek...

    E hayırlı, uğurlu olsun, geç kalmış bir hareket ama, umarım ki üniversitelerdeki başörtüsü zulmüne karşı ayak diremekten vazgeçer...
    Siyasi iman tazeleyerek, Anayasa Mahkemesi'ne yapmış olduğu örtü karşıtı başvurular için bu mazlum halktan özür diler...
    Hem özür dilesin, hem de örtü hakkındaki görüşlerinden vazgeçtiğini yinelesin, oylar da ona helal olsun, gözümüz yok...
    Üzerinde durduğumuz konu siyasetten ziyade hamasettir.
    Bu milletin inancı ile ahlakına en çok kim saygılı duruyorsa varsın o da onu temsil etsin, sözümüz yok...
    Ne var ki bu CHP’yi bu ülke çok iyi tanıyor... Huylu huyundan vazgeçer mi bilemem...

    Taklitlerinden sakınmak isteyenler açsınlar yakın tarihimizi okusunlar.
    Görecekler ki CHP aynı taktiği uyguladı.
    Meşhur Pilavoğlu’nun başını çektiği Ticaniler, 1950 seçimlerinde CHP’yi resmen desteklemişlerdi. İsmet Paşadan alınan özel izin gereği bu tarikat Çubuk, Kalecik, Şabanözü civarı Ankara il teşkilatına kaydedilerek CHP’nin kazanması uğruna efor sarf etti.
    Hem de, feslisi ile çarşaflısı ile...

    Sözde CHP, karşılık olarak, seçim sonrasında ezanın orijinal hali ile okunmasını sağlayacaktı... Heyhat ki, sonradan öyle olmadı. DP iktidara gelir gelmez, birileri Mustafa Kemal’in heykellerini kırmaya dadanmış. Deli Sadık adındaki Ticani taraftarı, cezaevinde en büyük tabunun heykelini kırmakla övünürmüş... Bir taraftan heykeller kırılıyor, diğer taraftan İsmet Paşa “irtica geliyor” diyerekten, ortalığı birbirine katıyordu. Nihayet Celal Bayar, tedbir olarak “Atatürk’ü Koruma Kanunu” taslağını Meclis'e gönderdi... Bu taslak günlerce tartışıldıktan sonra CHP ile bir kısım DP'lilerin karşı oyları ile kanunlaştı...

    Demokratik ülkelerde eşine rastlanmayan, kişiye özel bu kanun birçok Müslümanın bileklerine yıllarca kelepçe, ayaklarına palanga oldu... Okudukları kitaplar yüzünden, ya da büste yan baktılar ithamları karşısında Atatürk düşmanı damgası yiyenler bu kanundan çok çektiler...
    Eski CHP, ezanı orijinal haliyle serbest bırakanları da Yassıada denilen karanlık ve de kanlı mazide ipe çektirdi... Şimdi de umarım ki yeni CHP tarihi tekerrür ettirmez.

    Sorun şuradan kaynaklanmış olabilir...
    Madem AK Parti yıllardır bu ülkenin boynu bükük zencilerine çare olamadı, o zaman denize düşen yılana sarılır hesabı mı diyeceğiz, ne diyeceğiz?..
    Veya CHP’de değişim rüzgarları mı esmeye başladı?
    Baktı ki halkın inançlarına karşı durarak bu ülkede siyaset yapmanın imkânı yok, o halde çarşaftan işe başlayalım... Başörtülülerle yollara düşelim...
    Değilse sevgilim var geride hesabı...

    İstanbul’un Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül tetikte...
    CHP’nin başına gelmesi durumunda başörtüsünü okullarda serbest bırakacağını açıkça söylüyor. Birçok CHPli de aynı görüşte...
    Yıllardır solu temsil eden CHP’nin kendisi değilse de, seçmeni uyandı. Kem gözlere ışık gelmeye başladı... Zamansız ötenler horoz da olsalar, neticede şafak vaktinin müjdesini veriyorlar...
    Anlıyoruz ki Üsküdar da uyandı, fakat iktidar nimetlerini eline tutanlar hâlâ uyuyor. (*) Emekli hakim

    NUSRET ÇİÇEK

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Zaman gösterdi ki: Cennet ucuz değil, Cehennem dahi lüzumsuz değil.MEKTUBAT
    By fanidünya... in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 27.02.14, 07:01
  2. Türbana Farklı Bir Yaklaşım
    By Yeklo_Dıklo_Dımbaze in forum Gündem
    Cevaplar: 14
    Son Mesaj: 01.04.09, 20:23
  3. Bir Kadın Eşi İstediği Halde Çarşafa Girmezse
    By süheyla5866 in forum İslam'a Göre Kadın ve Aile
    Cevaplar: 77
    Son Mesaj: 16.12.08, 17:12
  4. Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 12.03.08, 00:33
  5. Masonlar Türbana Ne Diyor ?
    By alanyali in forum Gündem
    Cevaplar: 8
    Son Mesaj: 04.02.08, 14:12

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0