Konu Kapatılmıştır
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 ve 2

Konu: İsabetli Tespitler Değil mi?

  1. #1
    Vefakar Üye sitem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Mesajlar
    306

    Standart İsabetli Tespitler Değil mi?

    Kazım Güleçyüz - Yeni Asya


    Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un, görevi devralırken yaptığı konuşmada Atatürk için “Türk ordusunun ve ulusunun ebedî başkomutanı ve lideri” ifadesini kullanmış olmasını şöyle eleştirmiştik:

    İslâma ve diğer semavî dinlere göre, ‘ebedîlik’ sadece Allah’a ait olan bir sıfattır. Yaratılmış fânilere izafe edilemez. Yaratılmışların en üstünü kılınan Peygamberimiz (a.s.m.) için dahi kullanılamaz.” (“Yanlış sözler” yazımız, 4.9.08)

    Başbuğ, 10 Kasım mesajında da Atatürk’ü “ebedî başkomutan” olarak niteleyip şöyle demiş:

    Atatürk’ün çağlar ötesine uzanan engin düşünceleriyle ölümsüzleştiğine inanıyoruz...”

    Önceki mesajında hem orduyu, hem milleti ilzam edecek bir üslûpla “ebedî başkomutan ve lider” olarak vasıflandırdığı Atatürk için bu kez ordu ve ulus kelimelerini es geçip yalnızca “ebedî başkomutan” ifadesini kullanması, eleştirimizle irtibatlı bir anlam taşıyor mu, bilmiyoruz.

    Ancak “ebedî” sıfatındaki ısrarını gerekçelendirmek istediğini hatıra getirecek tarzda “çağlar ötesine uzanan düşüncelerle ölümsüzleşmek” gibi bir ifadeyi telâffuz etmesi dikkatimizi çekti.

    Ve bizde, bunun da ayrıca tahlil ve eleştirisi gereken bir yaklaşım olduğu kanaati hâsıl oldu.

    Bir defa Atatürk hangi “çağlar ötesine uzanan düşünce”yi ortaya koydu?

    Var mı böyle birşey?

    Objektif “Atatürk uzmanları,” onun yeni fikirler üreten bir ideolog değil; pozitivizm ve materyalizm gibi felsefî akımlardan ve uygulamada da özellikle Fransız ihtilâlinden fazlasıyla etkilenmiş bir tatbikatçı olduğunu ifade ediyorlar.

    Onun adına ortaya konulan Kemalizm veya Atatürkçülük “ideoloji”sinde de rivayet ve yorumun bini bir para. Atatürk’ün devirlere göre değişen ve çoğu zaman çelişen konjonktürel beyanlarından , bütünlük arz eden derli toplu bir fikir sistemi çıkarmak mümkün değil zaten.

    Onun için bilhassa son dönemde “Hangi Atatürk?” ve “Hangi Atatürkçülük?” soruları çokça sorulmaya başlandı. Kemalizm ve Atatürkçülük adıyla ortaya atılan karmaşık ve çelişkili fikirlerin de “gerçekteki Atatürk”ü anlamayı engelleyen bir perde oluşturduğu dahi ifade edilmekte.

    Can Dündar’ın “Mustafa” filmi etrafında koparılan yaygara da bu kargaşanın taze bir örneği.

    Bu kargaşanın içinden çıkabilmek için üretilen “Onun en önemli özelliği akıl ve bilimi rehber edinmesidir” yorumunun da “çağlar ötesine uzanan düşünce” ifadesindeki anlamı karşılayabildiği söylenemez. Çünkü akıl ve bilim, hele vahiyden koparsa, bırakın çağlar ötesine uzanmayı, mum gibi kendi dibini bile aydınlatamaz.

    Atatürk’ün vahiy karşısındaki duruşunu ifade ettiği sözlerinden birinin, “Biz ilhamımızı gökten indiği sanılan kitaplardan değil, hayatın gerçeklerinden alıyoruz” şeklinde özetlenebilecek cümlesi olduğunu hatırlamak, konunun zihinlerde daha da aydınlanmasına yardımcı olabilir.

    Bir fâniye “ebedîlik” atfetmek için ihdas edilen “ölümsüzlük” düşüncesinin de aslı esası yok.

    Çünkü ölüm gerçeği ortadan kaldırılamadığı sürece “ölümsüzlük”ten bahsedilemez. Kişi dünyada ne kadar kudretli ve “çok büyük işler” başarmış olursa olsun, mutlaka ölümü tadacak.

    Geride bıraktığı eserlerle adını yaşatma ve vücuda getirdiklerini “ilelebed payidar kılma” düşüncesi ise, ahirete imanın yokluğundan veya zayıflığından kaynaklanan boşluğu güya doldurabilmek için icad edilmiş bir fanteziden ibaret.

    Bu düşünce, kişi fâni ise de, dünyanın sonsuza kadar bâkî kalacağı varsayımının bir ürünü.

    Ama bizim inancımıza göre bu dünya da Yaratıcı tarafından takdir edilen zamanı dolduğunda, üzerindeki bütün hamulesiyle birlikte, kopacak kıyametin tahribatına maruz kalacak ve akabinde sonsuz âlemde ebedî bir hayat başlayacak. Sonsuzluk ondan sonrası için geçerli.

    M. Kemal’in ölümden sonraki âleme ve oradaki sonsuz hayata inanmadığı halde “ölümsüzleştiği”nden söz etmenin anlamı ve mantığı ne?

  2. #2
    1kul
    Guest 1kul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Faruk ÇAKIR
    “Öz”ünü değiştirin!




    Yaşanan büyük ekonomik krize rağmen gündemden düşmeyen önemli bir konumuz var: Yeni anayasa ihtiyacı... İktidar partisi de bu ihtiyacı dile getirmiş ve yeni bir anayasa hazırlanması konusunda çalışmalar da yapılmıştı. Herkesin bildiği gibi ne olduysa oldu ve bu çalışmalar rafa kalktı ya da ertelendi.
    Yeni ve sivil bir anayasa hazırlanması ile ilgili çalışmalar ertelenmiş olmakla birlikte, başlatılan tartışmayı gündemden çıkarmak mümkün olmuyor. Hemen her gün bu konuda yeni bir toplantı ya da açıklama yapılıyor. Bu cümleden olarak, Esnaf ve Sanatkârlar Derneği (ESDER) tarafından organize edilen ‘’Bir Anayasa Nasıl Sivil Olur?’’ konulu panel de, Nevşehir’in Kozaklı ilçesinde yapılmış. (AA, 12 Nisan 2009)
    Toplantıya katılanların ekserisi yeni bir anayasa ihtiyacını dile getirirken, en şaşırtıcı konuşmayı AKP’li milletvekili yapmış. Aynı zamanda Anayasa Komisyonu Üyesi de olan Hacı Hasan Sönmez, ‘’Bu anayasanın tamamının değişmesi yönündeki yaklaşımlara katıldığımı söyleyemiyorum. Çünkü anayasanın birinci maddesine bakıyorum, (Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir) diyor. Bunun neyini değiştireceğim?’’ demiş.
    La havle vela kuvvete illa billah! Ya Hu, “İhtilâlcilerin dayattığı mevcut anayasa değişsin, yeni ve sivil bir anayasamız olsun” talebinden bu mu anlaşılır? Bu yaklaşım, hakikatleri ters-yüz etmek anlamı taşımaz mı? Her ‘kötü’ anayasanın, doğru ve güzel maddeleri de olur. “Bu anayasa değişsin” diyenler, mevcut anayasanın bütün maddelerinin değiştirilmesini mi ister? “Anayasa değişikliği tekliflerine bu kadar yanlış bir yaklaşım ilk defa duyuluyor” denilse şaşırır mısınız? Ya da bu söz üzerine “AKP’li vekil ihtilâl anayasasına sahip çıktı/ İhtilâl anayasasına sahip çıkmak AKP’li vekile kaldı” denilse çok mu tarafgir davranılmış olur?
    Panelde konuşan Prof. Dr. Mustafa Kamalak şöyle demiş: “Mevcut anayasa tam 15 kez değişikliğe uğramış, 85 civarındaki maddesi değişmiştir. Neden değişmesi lâzım? Çünkü, bu anayasa bir darbe anayasasıdır. Dolayısıyla darbecilerin zihniyeti, felsefesi, bu anayasanın bütün maddelerinde aşağı yukarı kendi varlığını sürdürmektedir.’’
    Panelistlerden Prof. Dr. Yavuz Atar da şöyle konuşmuş: ‘’Bir takım güçler iktidarı ele geçiriyorlar ki bu genellikle de darbe yoluyla oluyor ve kendi siyasî düşüncelerini anayasa metni haline getiriyorlar. Elbette ki bir takım göstermelik referandumlar yapılıyor, halkın onayı alınıyor. Ama bu onay gerçek bir halk desteği sağlamıyor. Bu sadece bir görüntüden ibaret.’’
    Prof. Dr. Mustafa Erdoğan da şöyle demiş: ‘’Son 30 yıldır, daha ileriye gidersek, son 80 yıldır toplum olarak yaşadığımız pek çok sorun, yaşadığımız talihsiz olaylar, problemlerimizin büyük bir kısmı anayasadan kaynaklanmaktadır. Bunun içindir ki anayasayı yeniden yapmak veya doğru anlamda bir anayasa yapmak, bizim birçok sorunumuzu kendiliğinden çözmeyebilir ama anayasadan kaynaklanan sorunları temizlemiş olabiliriz.’’
    İhtilâl anayasasının değişmesi gerektiği hususunda büyük ölçüde ittifak var. Önemli olan bu değişikliği yaparken ‘makyaj’la sınırlı tutmamak ve yapılan yeni anayasanın ‘eskisi’ni aratmaması. Bu noktaya dikkat edilir ve iyi niyetle çalışılırsa mutlaka daha iyi bir anayasaya kavuşuruz. Anayasa mevcut bir iki ‘iyi/ doğru madde’ye sarılıp değişikliğe karşı çıkmak insaf ve iz’anla izah edilemez. Bütün problemleri çözmese bile mevcut ihtilâl anayasasından mutlaka kurtulmalıyız... “Bu (anayasanın) neyini değiştireceğim?’’ diyenler, “öz”ünü değiştirsin yeter!

    14.04.2009

    E-Posta: cakir@yeniasya.com.tr



Konu Kapatılmıştır

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Zaman gösterdi ki: Cennet ucuz değil, Cehennem dahi lüzumsuz değil.MEKTUBAT
    By fanidünya... in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 27.02.14, 07:01
  2. Harun Yahya'dan Ergenekonla İlgili Tespitler
    By ademyakup in forum Gündem
    Cevaplar: 8
    Son Mesaj: 14.12.09, 12:18
  3. Eğer Değil, Çünkü Değil, Rağmen Sevin..
    By Mutella in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 30.10.08, 10:49
  4. Ceylan Çalışkan Abi'den Tespitler..
    By asya in forum Risale-i Nur Talebeliği
    Cevaplar: 16
    Son Mesaj: 19.07.08, 21:38
  5. Bediüzzaman’dan Bazı Tarihî Olaylarla İlgili Tespitler
    By SeRDeNGeCTi in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 28.06.07, 00:27

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0