+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 3 Sayfa var 1 2 3 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 22

Konu: Darbe Anayasası Vahiy mi?

  1. #1
    Müdakkik Üye elips - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    686

    Standart Darbe Anayasası Vahiy mi?

    Son günlerin yeniden alevlenen tartışma konusu yine Anayasa değişikliği. Hatta Anayasa’nın değiştirilemez kabul edilen maddelerinin ne olacağı konusu. Tartışmanın yeniden alevlenmesi, Bilkent Üniversitesi’nde gerçekleşen bir panelle başladı. Panelde Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç ve Anayasa Mahkemesi raportörlerinden Doç. Dr. Osman Can da birer konuşma yaptılar.

    Osman Can, “Akademik özgürlük kapsamında” diyerek başladığı konuşmasında Anayasa ve Anayasa Mahkemesine dair ciddi ve mantıklı tahliller dile getirdi. Anayasanın değiştirilemez ilkelerini eleştirdi. Osman Can, bazılarının tabusal alanına girdiği için tepki gösterenler oldu.

    Aslında bu konuyu en başta tartışmaya açması gereken kurum TBMM olması gerekirken Meclis susuyor, başkaları tartışmaya çalışıyor. Anayasa Mahkemesi’nin 367 kararı ve 5 Haziran kararı ile yetkileri elinden alınmış olan TBMM’nin Başkanı Köksal Toptan ise tartışmalara destek vermek yerine konuyu kapatmaya ve tartışmaları susturmaya çalışan bir tutum izliyor. Statükonun değişmesine gerek görmüyor.

    Gerekçe ise hazır: “Onlar, Cumhuriyetimizi var eden temel niteliklerdir. Onlardan vazgeçmemiz söz konusu olamaz. O nedenle onları tartışmaya açmamak lazım. Yapılacak tartışmalar, yeni bunalımlar getirir.”

    Bir kere demokratik bir ülkede herhangi bir konunun tartışılmasını tehlikeli kabul etmek yanlış bir anlayış. İkincisi; bir şeyi tartışmak ayrı, kaldırmak ayrı konudur. Her tartışılan kaldırılacak diye bir mantık da olamaz.

    Diğer bir çelişki: Atatürk’ün arkasına sığınan 1960 darbecileri, Atatürk’ün hazırladığı 1924 anayasasını, 1961 yılında ilga etmiş yani yürürlükten kaldırmıştı. 12 Eylül 1980 darbesini yapanlar da 1961 Anayasasını kaldırdı. Onlar için bu hak meşrudur. Çünkü onlar darbecidir. Ama biz, Atatürk’ün hazırlattığı anayasayı ortadan kaldıran darbecilerin hazırladığı ve Türkiye’ye dar gelen anayasayı tartışamayız, değiştiremeyiz. Tartışırsak “Devletin kuruluş niteliklerine aykırı olur.” Neden devletin kuruluş felsefesine aykırı olsun? Devletin kuruluş felsefesini, Atatürk’ün Anayasası’nı ortadan kaldıran 12 Eylül darbecileri mi temsil ediyor?

    Bu devletin kuruluş felsefesine, bırakın aykırı olmayı daha da uygun olacak bir anayasa değişikliğini 21. yüzyılda, toplumun ve dünyanın gelişen anlayışlarına uygun olarak yeniden yapamaz mıyız? Sayın Meclis Başkanı’nın bu konuda bir tereddüdü mü var? Türk toplumu, bu darbe Anayasasından kurtulmak için yasakçı ve bunalım makinesi statükonun keyfini beklemek zorunda mı?

    Bunları tartışamayacaksak nerede kaldı fikir ve ifade özgürlüğü?

    Darbe Anayasası ülkenin önünü tıkıyor, demokrasinin ve memleketin gelişmesini engelliyorsa bile, darbeciler, “Değiştirilemez” dediği için kıyamete kadar katlanmak zorunda mıyız? Bütün bunlar Atatürkçülük maskesi altında yapılıyorsa ve eğer sonuç bu ise, Atatürk’ün müspet ilim ve aklı referans alan gayretleri ve “muasır medeniyet” hedefleri nerede kalıyor? Türkiye’ye dar gelen bu yasakçı Anayasayı ülkenin kurucuları mı koydu, yoksa Washington’un darbeci “Bizim oğlanları mı?”

    TBMM ve Meclis başkanı, milletin kendilerine verdiği yetkilerin Anayasa Mahkemesi tarafından ellerinden alınmasına cesur bir ses çıkaramıyor, bu kapandan çıkmak için bir varlık gösteremiyor. Bari sivil toplumun ve aydınların tartışmasına engel olmasalar.

    Atatürk'ün işaret ettiği çok önemli bir gerçek de, bu yüzyılın hızla ilerleyen dünyasında, medeni ülkeler arasında yer alabilmenin yolunun yeniliğe bağlı olduğudur. Nutuk’ta yer alan, Atatürk’ün bizzat kendi sözleri aynen şöyle:

    "Medeniyet yolunda başarı yeniliğe bağlıdır. Sosyal hayatta, iktisadi hayatta, ilim ve fen sahasında muvaffak olmak için yegâne tekâmül ve terakki yolu budur. Hayat ve yaşayışa hakim olan kanunların zaman ile değişmesi, gelişmesi ve yenilenmesi zaruridir. Medeniyetin buluşları, tekniğin harikaları, cihanı değişmeden değişmeye uğrattığı bir devirde, asırlık köhne zihniyetlerle, geçmişe bağlılıkla varlığını korumak mümkün değildir." (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II, s. 181)

    Tekrar dikkatinizi çekerim. Atatürk’ün sözü aynen şöyle: “Hayat ve yaşayışa hakim olan kanunların zaman ile değişmesi, gelişmesi ve yenilenmesi zaruridir.” Bu söz Atatürk karşıtlarının veya Atatürk tüccarlarının sözü değil. Atatürk’ün kendi sözü...

    Türkiye Cumhuriyeti devletini kuran lider olan Atatürk bile kendi çıkardığı kanunların zamanla değişebileceğini söylerken, Atatürk ve statüko istismarcılarının ne haddine ki Anayasa eliyle milletin etrafına duvarlar örmeye çalışıyor!

    Şimdi darbe anayasalarının savunuculuğunu yapan sahte Atatürkçülere sorulması gereken en can alıcı soru şu: Atatürk zamanında hazırlanan ve devletin temellerini oluşturan 1921 ve 1924 Anayasalarında acaba “Değiştirilemez, değiştirilmesi teklif bile edilemez” maddeler var mıydı?

    El cevap: Kesinlikle yoktu.

    Bu hurafe yasakçılık 27 Mayıs darbecilerinin eliyle 1961 Anayasası’nda başlatılmıştır. 1961 Anayasası sadece “Cumhuriyet”ten bahseden birinci maddeyi “değiştirilemez” kabul etmişken, 12 Eylül darbecileri ise yasağın suyunu çıkararak iyice genişletmişlerdir.

    Son soru ise şu: Devletin kurucusu Atatürk bile, dönemin şartlarına rağmen 1921 ve 1924 Anayasalarına değişmez maddeler koymazken, darbecilerin hazırladığı anayasa vahiy mi ki tartışamayalım veya daha demokratik bir Anayasa hazırlamayalım.

    Tartışamadığımıza ve değiştiremediğimize göre, eğer 12 Eylül Anayasası vahiyse isterseniz Kenan Evren’i de TBMM vasıtasıyla “hâşâ” peygamber ilan edelim.

    Bilmem haksız mıyım?

    alper tan

  2. #2
    Vefakar Üye güneşsu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    433

    Standart 'Darbe için dua mı edelim?'

    Meclis Anayasa Komisyonu Başkanı Kuzu, “Anayasalar darbe dönemlerinde yapılıyor diye yağmur duasına çıkar gibi darbe duasına mı çıkacağız” dedi.
    TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu, tarihte anayasaların darbe, iç savaş, bölünme ve totaliter dönemlerden kurtulunca yapıldığını belirterek, "Anayasalar darbe dönemlerinde yapılıyor diye oturup yağmur duasına çıkar gibi darbe duasına mı çıkacağız" dedi.

    Genç Siviller Platformu’nun düzenlediği "Sivil Anayasa Nasıl Yapılır?" konulu sempozyum, Hotel Midas'ta yapıldı.

    Sempozyumun açılışında konuşan Kuzu, Türkiye'de şu anda sivil anayasa yapma konusunun değil, küresel sorunların tartışılması gerektiğini ifade ederek, Türkiye'nin yeni kurulmuş bir devlet gibi anayasa tartışması yapmasını üzüntü ile karşıladığını belirtti.

    Kuzu, 1982 Anayasası'nın hazırlanırken Anayasa Komisyonu, Danışma Meclisi ve Anayasa Konseyinden geçtiğini, üç kurulun anayasa şekil verdiğini anımsatarak, anayasa yapan sivillerin kafalarının sivil olması gerektiğini, aksi halinde anayasaların sivilleşemeyeceğini söyledi.

    İyi anayasaların olağan dönemlerde çoğunluğun bir araya gelmesiyle hazırlanabileceğini anlatan Kuzu, bu şartların Türkiye'de tam olarak sağlanamadığını, bu şartlar oluşmadan sivillerin Türkiye'de anayasa yapamayacağını öne sürdü.

    ‘Anayasa Mahkemesi engel oluyor’
    Mevcut Anayasa'nın 70'e yakın maddesinin değiştiğini, değişikliklere devam edilebileceği gibi mini paketler halinde de anayasa yapmanın mümkün olduğunu ifade eden Kuzu, "Türkiye'de anayasa maddelerinin değiştirilmesinin Anayasa Mahkemesi'nin kararlarıyla imkansız hale geldiğini" savundu.

    Tarihte anayasaların ihtilaller, iç savaş, bölünme, totaliter dönemlerden kurtulunduğunda yapıldığını anlatan Kuzu, şöyle konuştu:

    "Anayasa yapmak için bu dönemlere mi dönecek Türkiye. Anayasalar darbe dönemlerinde yapılıyor diye oturup yağmur duasına çıkar gibi darbe duasına mı çıkacağız. Bugünkü TBMM bir kurucu meclis sıfatıyla seçilmiş olmadığı halde yeni bir anayasa yapmaya yetkilidir, asli kurucu organ yetkisi kullanabilir. Bunun aksini düşünmek anayasa yapma yetkisini yalnız kurucu meclislere ya da ihtilal sonrasının olağanüstü iktidarlarına tanımak olur ki bu da şiddet yolunu önermek anlamına gelir. Geçmişte böyle düşünen arkadaşlarımız bizim metin ortaya çıktığında hiç ses çıkarmadı."

    Kuzu, anayasa taslağının kapalı kapılar ardında yapıldığı eleştirisinin doğru olmadığını, bugüne kadar değişik kurumların hazırladığı taslakların da belli bir heyet tarafından hazırlandıktan sonra tartışmaya açıldığını belirterek, AK Parti'nin akademisyenlere hazırlattığı anayasa taslağını tartışma fırsatı bile bulamadıklarını söyledi.

    ‘Mahkeme, yetkisi dışına çıktı’
    Üniversitelerde başörtüsünün serbest bırakılmasını öngören Anayasa değişikliğinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesinin ardından "artık maalesef Anayasanın değiştirilmez maddeleri dışındaki maddelerini acaba değiştirebilir miyiz noktasına geldiklerini" ifade eden Kuzu, "Anayasa Mahkemesi yetkisi dışına çıkmıştır, olmayan yetkiyi kullanmıştır. 'Yaptım, oldu' mantığıyla hareket etmiştir.

    Bu durum karşısında yeni bir metin hazırlamak, değişiklik yapmak çok zor hale gelmiştir. Belki bütün partiler bir araya gelirse, Anayasa Mahkemesine gidilmezse bir umut var. O zaman da ana muhalefet, 'ben bu işte yokum, siz yapın' diyor. Biz yapalım da sende bir yerinde dur o zaman. Hemen Anayasa Mahkemesine gidiyor. Orası zaten bekliyor, gelen metin kuşa çevriliyor. Metin midir, değişiklik midir bilinmiyor" diye konuştu.

    Sempozyumda oturum başkanı olan DTP Muş Milletvekili ve TBMM İdare Amiri Sırrı Sakık da oturum öncesi yaptığı konuşmada, Cumhuriyetin kurulduğu günden bu yana kadar kavgaların bitmediğini, Türkiye'nin zenginleşmediğini öne sürdü. Sakık, "Bugünkü anayasanın bir askeri anayasa olduğunu hepimiz biliyoruz. Ama anayasanın değiştirilmesi için ortak çaba sarf etmiyoruz. Türban ile ilgili 411 rakamını hepimiz biliyoruz. Türkiye'de hepimizin ortaklaşması gerekir" dedi.

    İYİBİLGİ

  3. #3
    Vefakar Üye güneşsu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    433

    Standart Kurtarın Biz Şu Anayasadan

    İnsaf artık ey iktidar,
    çektiğimiz gayrı yeter,
    Şu ilkelden çok da beter,
    Ucubeden kurtar bizi…

    Bu dert bizi şair edecek yahu!..

    Ey iktidar! Bir kere daha yazmıştım burada, madem kendiniz yapamadınız, öyleyse TÜSİAD’ın, o da olmazsa Baroların, veya CHP nin hazırlattığı anayasayı kabul edin, ama ne olur bizi bu dertten kurtarın artık.

    Kim itiraz ediyorsa, “getir kardeşim, senin hazırlattığın olsun” deyin, işi bitirin.

    Bundan kötüsü de olmaz ya!

    Muhalefet de “bu hükümet Anayasa yapamaz” saçmalığını bırakmalı artık.

    Niye yapamazmış?

    İsterse bal gibi yapar.

    Bir işe yarayacaksan, engel olma, gel yardımcı ol.

    “Hükümetin oy sayısı düşmüş”müş!

    Pişkinliğe bak sen!

    Ne kadar da düşse, yine senin iki katın. Adam biraz utanır yahu!

    Kardeşim iktidar, sen de oylarının kıymetini bil artık. Yavaş yavaş kızmaya başlıyoruz, oyların değerini düşürmen, verenlerin değerini düşürmendir, farkında mısın?

    Eğer doğru olan demokratikleşme, reformlar ve darbe anayasasının değiştirilmesi ise, daha ne duruyorsunuz? Eğer Türkiye'nin istikbali demokratik ve sivil bir anayasa ise, muhalefet yanında yer alırsa alır ve kazanır, almazsa almaz ve kaybeder. Kendileri bilir. Fakat sen sana düşeni yapmazsan, sen de kaybedersin, ülke de kaybeder.

    Bırakın artık oyalanmayı, zaman su gibi akıyor, yarın bir de bakarsınız seçimler gelmiş. O zaman size “ne yaptınız?” derlerse, ne cevap vereceksiniz? “Muhalefet izin vermedi” mi diyeceksiniz?

    Muhalefetin tuzu kuru kardeşim. Baksana, hep sahillerde yaşayanlar, içkilerini yudumlayarak deniz seyredenler onlara oy vermiş. Ne ekonomileri bozuk, ne hürriyetleri eksik. Diskoları çalışıyor, eğlencelerine yasak yok, plajda başörtüsü sorunu da yok. Onlara göre ne âlâ memleket…

    Yasaklar gariban halka. Gelir dağılımı Anadolu’da bozuk. Üç günde helikopter kazalarına erişilmeyen dağlar ve yollar sahillerde değil. Onların İmam Hatip, Kur’an Kursu, başörtüsü derdi yok. Eğitimde eşitlik olmasa ne yazar. Onlar zaten imtiyazlı.

    Aralarında gariban da yok değil elbet. Bekçisi, temizlik işçisi, odacısı filan da yaşıyordur oralarda. Ama geneli “tuzu kuru” cinsinden. Hiç gocunmasınlar, “hüküm ekseriyete göredir.” “İstisnalar kaideyi bozmaz.”

    En yaman çelişki de nedir bilir misiniz?

    Bu “tuzu kurular” güya “sosyalist,” emekçiler, fakir fukara da “muhafazakar”! Bunu da ancak bu ülkede görürsünüz…

    Boşuna kızmasınlar. Açık açık söylesinler varsa İmam Hatip, Kur’an Kursu dertleri. Varsa söylesinler başörtüsü, tesettür dertleri.

    Çelişkiler devam ediyor: Yasak bize, “mahalle baskısı”, “yaşam tarzına müdahale” diye avaz avaz bağırma onlara.

    Olmaz öyle şey! Yavuz hırsızlık bu!

    Şimdi diyecekler ki, “bak, işi ‘siz biz’e döktüler. Ülkeyi kamplara ayırarak bölüyorlar.”

    Dilin kemiği yok tabi. Adamlarda laf da çok maşallah.

    Var mısınız? Gelin tüm yasakları kaldıralım, herkes gerçekten eşit olsun, ondan sonra “siz biz” diyenin karnı ağrısın. Ama ondan sonra…

    Bu iş bitirilmeli artık. On yıllar oldu, yeni bir anayasa isteği ile yatıp kalkar olduk. Bu laflar artık kabak tadı vermeye başladı. Ne maniniz var kardeşim, yapın bitirin artık.

    Ey iktidar, artık milletin canına tak dedi. Seçimlerdeki mesaj, “iktidarsan gereğini yap, değilsen git, yapan gelsin” idi, anlarsanız.

    Biz demiyoruz ki ille de bizim dediğimiz gibi bir anayasa yapılsın. Madem anayasalar toplumsal sözleşme niteliğinde üstün hukuki belgelerdir, bunun oluşumunda bütün tarafların yer alması gerekir, iyi, alsın canım, “almasın” diyen yok. Biz, “Yeter artık, yapın bitirin bu işi” diyoruz o kadar.

    Hatta başta dedik, “yeter ki engel olmayın, Teziç’in hazırladığına bile varız, siz de olun.”

    Olun ve bu işi bitirin artık. Ele güne rezil olduğumuz yetmez mi Allah aşkına!

    CEMAL NAR

  4. #4
    Ehil Üye Bilal-i Sivasi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Bulunduğu yer
    İzmir
    Mesajlar
    1.298

    Standart

    Adam demokrasiye inanmıyor ki. Seçimle parlamentoya girmiş ama halkı küçümsüyor. Başka ne beklersin.
    Ey muhataplarım!
    Ben çok bağırıyorum. Zîra, asr-ı salis-i aşrın, yani on üçüncü asrın minaresinin başında durmuşum,

    sûreten medenî ve
    dinde lakayd ve
    fikren mazinin en derin derelerinde olanları
    camie davet ediyorum.


  5. #5
    Vefakar Üye Manâ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    297

    Standart En az sakıncalı anayasamız, Atatürk Anayasası idi.

    ABD anayasası gibi hiç yenisi yapılmadan zaman içinde bazı tadillerle kalıcı hâle getirilebilirdi. 1961 ve 1982 anayasalarını asker, cuntacı hukukçulara dikte ederek yaptırdı. Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti Anayasası rafa kaldırıldı.

    Bugünkü anayasa, 20’ye yakın defa pek çok maddesinde tadil gördü, yamalı bohçaya döndü. Kötü Türkçe ile yazılmış, talimatname genişliğinde, Türkiye’yi muâsır medeniyet seviyesine götürmekten uzak bir metindir (bu fikrimiz, her yasaya yüce Meclis tarafından değiştirilmedikçe kesinlikle uyulması gerektiği hakkındaki ilkenin ihlâli şeklinde algılanamaz).

    Yepyeni, kısa, eski tâbirle muhtasar müfîd bir anayasa gerekiyor. Avrupa Birliği hukuku ile çelişecek hiçbir madde içermemelidir. Ancak bugünkü ortam, yeni bir anayasaya girişmeye müsait değildir. Ergenekon davası sona ermeden mümkün değildir. İktidar partisinin Yüce Meclis’e sunmaya hazırlandığı gibi gene bazı maddelerin değiştirilmesiyle mi yetinelim?

    Böyle bir tadil bile, ana muhalefet partisi ile anlaşmaya bağlıdır. Meclis’ten gereken prosedürlerle geçse bile Cumhuriyet Halk Partisi, Anayasa Mahkemesi’ne götürecek ve beğenmediği tadilleri engelleyecektir. Üstelik huzur kaçırıcı münakaşalar, çekişmeler yoğunlaşacaktır.

    İktidar ve muhalefetin anlaşması gereken tadiller, ancak Avrupa Birliği hukukunun acilen gerektirdiği hususlar olabilir, olmalıdır. Bazı değişiklikler hoşumuza gitmeyebilir.

    Ancak 28 Avrupa devletinin toplamından daha akıllı ve çağdaş uygarlığa daha yakın bulunduğumuz iddiamızdan vazgeçmeliyiz, ya gülünç, ya hem gülünç hem art niyetli durumuna düşeriz. AB karşıtları bugün mahkemede yargılanıyor. Şüphesiz her demokratik meclis gibi Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde de AB karşıtı bir grup bulunabilir. Ancak çoğunluğun yolunu kesemez.

    Anayasa Mahkemesi’ne düşerek yeni bir kargaşa konusu oluşturmaksızın bazı tadiller yapılması hususunda, Meclis başkanı Sayın Köksal Toptan, özen gösterecektir. Tam bir politik tecrübe sahibi bulunması, bu netameli sorunun çözümlenmesinde yardımcı olacaktır.

    Yılmaz Öztuna

  6. #6
    Vefakar Üye güneşsu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    433

    Standart


  7. #7
    Ehil Üye Bîçare S.V. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul/Üsküdar
    Mesajlar
    2.407

    Standart

    MASA BAŞINDA BİTSİN

    Türk-İş Genel Başkanı Mustafa Kumlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Sakarya İl Kongresinde yaptığı konuşmayı eleştirerek, ‘’Biz her zaman toplu iş sözleşmelerinin masa başında bitirilmesini isteriz. Henüz ilgili bakanla görüşmelerimiz sürerken, Başbakan’dan gelen ‘vermiyorum, greve git’ yaklaşımı eğer bir restse biz bu resti de görürüz’’ dedi.
    ÜCRETLER KUŞA DÖNDÜ

    İşçilerin vergiden, enflasyondan kaynaklanan kayıpları bulunduğunu, aldıkları ücretin ‘’kuşa döndüğünü’’ ifade eden Kumlu, şunları kaydetti: “Biz kayıplarımız karşılandığı koşullarda Başbakan’ın verdiği ücret zammına imza atmaya hazırız. Bizim için grev her zaman en son kullanacağımız silâhtır. Başbakan’ın yaklaşımı talihsiz bir yaklaşımdır.”

    İşçiden reste rest

    TÜRK-İŞ Genel Başkanı Mustafa Kumlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Buyursunlar greve gitsinler’’ sözleri üzerine, ‘’Biz her zaman toplu iş sözleşmelerinin masa başında bitirilmesini isteriz. Henüz ilgili bakanla görüşmelerimiz sürerken, Başbakan’dan gelen ‘vermiyorum, greve git’ yaklaşımı eğer bir restse biz bu resti de görürüz’’ dedi.
    Kumlu, yaptığı açıklamada, kamuda sözleşmesi olan 270 bin işçinin, aileleriyle birlikte yaklaşık 1 milyon insanın altı aydır toplu iş sözleşmelerinin imzalanmasını beklediğini vurguladı.
    İşçilerin vergiden, enflasyondan kaynaklanan kayıpları bulunduğunu, aldıkları ücretin “kuşa döndüğünü’’ ifade eden Kumlu, şunları kaydetti: ‘’Biz kayıplarımız karşılandığı koşullarda Başbakan’ın verdiği ücret zammına imza atmaya hazırız. Bizim için grev her zaman en son kullanacağımız silâhtır. Biz her zaman toplu iş sözleşmelerinin masa başında bitirilmesini isteriz. Henüz ilgili bakanla görüşmelerimiz sürerken, Başbakan’dan gelen ‘vermiyorum, greve git’ yaklaşımı eğer bir restse biz bu resti de görürüz. Ama Başbakan’ın yaklaşımı talihsiz bir yaklaşımdır. Bu yaklaşım kamu işçisinde kızgınlık ve öfkeye sebep olmuştur. Başbakan bu yaklaşımıyla ‘çalışanları enflasyona ezdirmiyoruz’ söylemini kendi kendine tekzip etmiştir. Çünkü bizi sadece hakkımızı, yani enflasyondan doğan kayıplarımızın telâfisini istiyoruz. “Sayın Başbakan Sakarya İl Kongresi’nde sendikalarla ve çalışanlarla iyi ilişkilerinden, sosyal diyalog mekanizmasını çok iyi işlettiklerinden bahsediyor. Ama bizi hiçe sayarak gece yarısı özel istihdam bürolarına işçi kiralamayı beraberinde getiren, yani kölelik yasasını çıkarıyorlar. Bizi hiçe sayarak gece yarısı sağlığa katılım payı getiren yasayı çıkarıyorlar. Bankacılık iş koluna Nisan sonunda yaptıkları teşmili, Temmuz başında geri alıyorlar. Bu mu sosyal diyalog. Bu mu çalışanların sorunlarını çözmek? Biz sadece hakkımızı istiyoruz. Almak için de eylemse eylem, grevse grev.’’

    06.07.2009

    http://www.yeniasya.com.tr/2009/07/06/haber/h2.htm
    "İyyake nâ'büdü ve İyyake nesteîn."

    'Ancak Sana kulluk eder, ancak Senden yardım isteriz' (Fâtiha Sûresi)


    "İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah'a da şükretmez.!" (H.Ş.)

    'Bırak bîçare feryâdı, belâdan; gel tevekkül kıl' (17.Söz.)

    "Şimdi 'OKU' kabirde okuyamazsın" (Z.Gündüzalp)

    'ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR' (YENİASYA)

    Selâm ve duâyla. Bîçare S.V.

  8. #8
    Ehil Üye Bîçare S.V. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul/Üsküdar
    Mesajlar
    2.407

    Standart

    ÖLÜ SAYISI DAHA DA ARTABİLİR Mİ?

    Çin'in kuzeybatısındaki Sincan Uygur Özerk Bölgesinin merkezi Urumçi'de önceki akşam meydana gelen olaylarda ölenlerin sayısı yüzlerle ifade edilirken, yaralı sayısının bine yaklaştığı belirtildi.
    Özerk bölge polis müdürü Liu Yaohua, sokaklardan 57 ceset toplandığını, diğerlerinin de hastanede öldüğünü bildirdi.

    YÜZLERCE KİŞİ GÖZALTINA ALINDI
    Çinli yetkili olaylarda 190'ı otobüs, en az 10 taksi ve iki polis aracı olmak üzere 261 motorlu taşıtın yakıldığını söyledi. İlk belirlemelere göre 203 dükkan ve 14 ev hasar gördü. Liu, olaylarla ilgili onlarcası “elebaşı” olmak üzere "yüzlerce kişinin gözaltına alındığını, kilit rol oynadığından şüphelenilen 90 kişinin de arandığını" ifade etti.

    YENİ BİR SİNDİRME HAREKÂTI MI?

    Olayların iddia edildiği gibi etnik çatışma mı, ayaklanma mı, yoksa Çin'in yeni bir ezme ve sindirme harekâtı mı olduğu anlaşılamazken, ölü, yaralı ve gözaltı sayılarının yüksekliği, yıllardır kırılgan ve hassas bir konumda bulunan bölgeyle ve özellikle Uygur Türkleriyle ilgili kaygıların yeniden gündeme gelmesine yol açtı.


    Çİn’İn kuzeybatısındaki Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nin merkezi Urumçi’de önceki akşam meydana gelen olaylarda en az 140 kişi öldü. 828 kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan olaylardan sonra ölü sayısının daha da artmasından endişe ediliyor. Yerel yetkililer, bazı sivil ve polislerin yaralandığını, çok sayıda motorlu araç ve dükkânın ateşe verildiğini ve hasar gördüğünü, ancak durumun kontrol altına alındığını duyurdu. Polisin, bıçak, sopa ve taş kullanan 1000 kadar göstericiye müdahale ettiği bildirildi. Göstericilerin arabaları devirerek yollara barikat kurdukları ve kentin değişik yerlerinde yangın çıktığı kaydedildi. Resmi rakamlara göre, nüfusu 21 milyonu geçen Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde 10 milyon 960 bin Uygur, Moğol ve Hui milliyetlerine mensup vatandaşlar yaşıyor. Söz konusu olaylara, 26 Haziranda Guangdong eyaletindeki bir oyuncak fabrikasında Han ve Uygur işçiler arasında meydana gelen bir kavganın sebep olduğu iddia ediliyor. Resmi Şinhua haber ajansı, Sincan Üniversitesi ile şehrin banliyölerinin yakınlarındaki bazı yolların halen ulaşıma kapalı olduğunu bildirdi. Haberde bazı yollarda enkaz kaldırma çalışmalarının sürdüğü ve çok sayıda dükkanın kapalı olduğu kaydedildi. Vatandaşların, düzenin sağlandığının açıklanmasına rağmen halen kendilerini güvende hissetmedikleri de gelen haberler arasında. Çinli bir yetkili düzenlenen basın toplantısında, olaylarda 190’ı otobüs, en az 10 taksi ve iki polis aracı olmak üzere 261 motorlu taşıtın yakıldığını söyledi. Sabah saatlerinde bazı araçlar yanmaya devam ederken, ilk belirlemelere göre 203 dükkan ve 14 ev hasar gördü. Liu, onlarcası elebaşı olmak üzere olaylarla ilgili “yüzlerce kişinin gözaltına alındığını, olaylarda kilit rol oynadığından şüphelenilen 90 kişinin arandığını” ifade etti. Şehirde ana caddelerin yanı sıra elektrik ve doğal gaz şirketleri ile televizyon istasyonu gibi önemli yerlerde güvenlik önlemleri artırıldı, komşu şehirlere giriş çıkışta kontrol noktaları oluşturuldu. Bu arada şüphelilerin sorgulanması için komşu bölgelerden etnik gruplara mensup 100’den fazla yetkili Urumçi’ye getirildi. Pekin / aa-cihan

    07.07.2009

    http://www.yeniasya.com.tr/2009/07/07/dunya/h1.htm
    "İyyake nâ'büdü ve İyyake nesteîn."

    'Ancak Sana kulluk eder, ancak Senden yardım isteriz' (Fâtiha Sûresi)


    "İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah'a da şükretmez.!" (H.Ş.)

    'Bırak bîçare feryâdı, belâdan; gel tevekkül kıl' (17.Söz.)

    "Şimdi 'OKU' kabirde okuyamazsın" (Z.Gündüzalp)

    'ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR' (YENİASYA)

    Selâm ve duâyla. Bîçare S.V.

  9. #9
    Ehil Üye Bîçare S.V. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul/Üsküdar
    Mesajlar
    2.407

    Standart


    Kamusal arena ! 07.07.2009

    "İyyake nâ'büdü ve İyyake nesteîn."

    'Ancak Sana kulluk eder, ancak Senden yardım isteriz' (Fâtiha Sûresi)


    "İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah'a da şükretmez.!" (H.Ş.)

    'Bırak bîçare feryâdı, belâdan; gel tevekkül kıl' (17.Söz.)

    "Şimdi 'OKU' kabirde okuyamazsın" (Z.Gündüzalp)

    'ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR' (YENİASYA)

    Selâm ve duâyla. Bîçare S.V.

  10. #10
    Vefakar Üye Manâ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    297

    Standart Kışlaya dönüş yasası

    Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, tüm tarafları dinledikten sonra askere sivil yargı yolunu açan yasal düzenlemeye onay verdi. AB üyeliğini hedefleyen demokratik Türkiye adına gül gibi karardır.

    Ama süreç sancılı geçti.

    Asker, şiddetle düzenlemeye karşı çıktı. Hem MGK toplantısında hem Çankaya’daki mini zirvede, yasaya karşı inanılmaz ‘direnç’ sergilediler. Yaklaşık 8 saat süren MGK’daki asıl gerginlik konusu, Albay Dursun Çiçek değil, bu yasa oldu.

    Şanlı direnişin temel nedeni ‘siyaset kışlaya girer’ kaygısı şeklinde yansıtıldı ama hiçbir zaman gerçek neden bu olmadı. Temel problem, yeni rol dağılımına ilişkindi. İlk kez askerin ‘iktidar sınırları’ belirlendi.

    Çünkü, yeni yasa, bir nevi ‘Kışlaya Dönüş Yasası’ idi.

    Sorunun çap büyüklüğünden olsa gerek, 28 Şubat döneminin geride bırakılan ‘bir askeri yetkili’, ‘askeri kaynaklar’, ‘Genelkurmay yetkilisi’ gibi paşa omzundan atışa dayalı haberler yeniden hortladı.

    Çankaya’ya yönelik asimetrik psikolojik harekatın bir başka yönü, CHP Lideri Baykal’ın Cumhurbaşkanı Gül’e yönelik ‘sana öğretirler’ şeklindeki müstehzi tavrıyla karşımıza çıktı.

    Milli Savunma Bakanlığı da hükümetin bir organı değil Genelkurmay’a bağlı Özel Harp Dairesi gibi çalıştı. Hükümetin kamburu haline gelen ve sadece Vecdi Gönül’e kırmızı plaka sağlayan bakanlık, askeri bürokrasiye yenik düştü.

    Köşk’teki hukukçuların ilk hazırladığı rapor da aynı minvaldeydi. Negatif unsurlar ağırlıklıydı. Cumhurbaşkanının, AB kriterleri ve AİHM içtihatlarına göre yeniden değerlendirme istemesi, biraz da zorunluluktan kaynaklandı.

    Demokratik Türkiye için yasaya ‘onay’ verdi, askerin tereddütlerini ise hükümete bildirme kararı aldı. Dedi ki: 1- Askeri disiplin bozulmasın, 2- Hukuki güvenceyi sağlayın.

    Gül keşfetmedi

    Cumhurbaşkanı Gül’ün sığındığı bu ara yol, başta CHP ve medyadaki uzantıları tarafından eleştirilmeye başlandı.

    Oysa, bu yöntem, Gül’ün keşfi değildi.

    Selefi Ahmet Necdet Sezer, 7 veya 8 kez aynı yönteme başvurmuştu. Sözgelimi, 4467 sayılı Avukatlık Yasası ve 5330 sayılı Tarım Kredi Kooperatifleri Yasası’nı onaylarken, tereddütlerini AK Parti iktidarına bildirmişti.

    Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek’i arayıp sordum. Doğruladı: ‘Sayın Sezer döneminde 7-8 kanunu onaylarken hükümete yeni düzenleme yapılması için talepleri oldu. Bazılarında doğrudan sayın cumhurbaşkanının bazılarında Genel Sekreter Kemal Nehrozoğlu’nun imzası vardı.’

    Yani, bu örnek ilk değildir.

    Hükümetin projesi

    Tartışmalar geride kaldı. Şimdi merakla beklenen, hükümetin, Cumhurbaşkanının tereddütleri doğrultusunda nasıl düzenleme yapacağıdır.

    Cemil Çiçek’le bu konuyu da görüştük. Önce cumhurbaşkanının tereddüdünü metne bakarak okudu: ‘Askerlik hizmeti bakımından disipline ve hukuki güvencelere ilişkin olarak ortaya çıkması muhtemel tereddütlerin giderilmesi...’

    ‘Bu konuda çalışıyoruz’
    dedi Çiçek. Ama ilk aşamada asıl mecranın Milli Savunma Bakanlığı olduğunu söyledi: ‘Bakanlık çalışmasını yapar, hükümetin diğer üyeleri olarak bizler de katkıda bulunuruz, en kısa zamanda Meclis gündemine getiririz.’

    Bu çalışmalar, ağustos başında Meclis başkanı ve diğer organlara seçimler için toplanacak Genel Kurul’a yetişir mi?

    Çiçek: ‘Şimdiden kesin bir şey söylemek mümkün değildir, ama çalışmalarımız devam ediyor. Neler yapılabilir? Askeri yargılama usulüyle ilgili kanunda değişiklik yapılabilir, başka değişikliklere ihtiyaç duyulabilir, kesin konuşmak için henüz çok erken.’

    Bakan söylemese de görüştüğümüz AK Partili yetkililer, Genelkurmay Başkanının göreviyle ilgili yargılamasının Yüce Divan’da yapılabilmesi için değişikliğe gidilebileceğini, ancak, özel yetkili mahkeme kapsamındaki suçlarla ilgili Yüce Divan yargılamasının olamayacağını ifade ettiler.

    Başka bir ifadeyle; Çete, uyuşturucu, darbe suçu işlerse eski DGM’lerin yerine kurulan özel yetkili mahkemelerde, göreviyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divan’da yargılanacak.

    Muhalefetle mutabakat sağlanabilirse Anayasa’nın 145. maddesinin kaldırılması, Askeri Yargıtay ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin AB normlarına göre yeniden yapılandırılması da gündemde.

    Bu çerçevede; ‘askeri mahal’, ‘askeri suç’ ve ‘askere karşı işlenmiş suç’ gibi muğlak ifadeler, yeniden tanımlanacak.

    Dolayısıyla; askeri disiplinin bozulmasına yola açabilecek veya bir ihbar mektubuyla komutanları hukuk karşısında savunmasız bırakabilecek kaygılara karşı ‘güvence’ oluştururken, çift başlı hukuk sistemine neşter vurulması sözkonusu olabilecek.

    Askerin tavrı

    İktidar sınırları yeniden belirlenen askerin, Gül’ün onayı karşısında memnun olduklarını söylemek mümkün değildir. Ergenekon sürecinin rol modeli ve 367’nin çakma mucidi Sabih Kanadoğlu’nun, mahkemeleri yasaya karşı itaatsizliğe çağırması bile, durumu izah etmeye yeter, artar bile.

    Muhtemeldir, Milli Savunma Bakanlığı’nın hazırlayacağı yeni yasa taslağı üzerinde önemli rol oynayacaklardır, anayasa değişikliğine karşı çıkacaklardır.

    Zaten aksi, garip olurdu.

    Kimse pozisyonunu kaybetmek istemez. Önemli olan, sivil iradenin ne istediğini bilmesi ve kararlılıkla uygulamasıdır.

    ŞAMİL TAYYAR

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. vahiy
    By karolin in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 15.12.13, 00:48
  2. Hz.Ali'ye Yazdırılan Vahiy..Vahiy Sadece Kur'an'dan İbaret Değil mi?
    By elff in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 80
    Son Mesaj: 14.05.09, 11:24
  3. Arıya vahiy
    By nesai in forum Beyin Fırtınaları
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 07.02.09, 11:05

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0