Dağdaki, hatta sınır ötesindeki bölücü teröristlerin sayısını tesbit eden devlet, ne hikmetse kendi içindeki resmî sıfatlı yıkıcı teröristlerin sayısını bir türlü tesbit edemiyor. Aylardır süren Ergenekon soruşturması bir türlü bitmek bilmiyor, yeni sorgulamaların, yeni tutuklamaların ardı arkası kesilmiyor.
Dalgaların sonu gelmiyor, nedense...
Bir taraftan soruşturma devam ederken, bir yandan da yeni gözaltılarla yeni yeni dalgalara şahit oluyoruz.
Bürokrasinin kale burçlarını vuran bir dalganın sarsıntısı bitmeden, kışlanın soğuk duvarlarını sarsan yeni bir dalgayla irkilmeye başlıyoruz. O bitmeden sivil kesimi, o bitmeden medyatik şahsiyetleri vuran yeni yeni dalgalar...
Ergenekon soruşturması kapsamında şimdiye kadar göz altına alınıp sorgulananların sayısı sekseni aştı. Buna muhtemelen yeni ilâveler olacak. Durum öyle gösteriyor.
Son olarak, Esenyurt eski belediye başkanı, yeni Cumhuriyet gazetesinin sahibi Gürbüz Çapan ile "Biz kaç kişiyiz?" platformunun başını çeken Tuncay Özkan ve adamları gözaltına alındılar.
Toplam 16 kişiyi bulan bu dalganın da, yeni dalgaları tetikleyeceği anlaşılıyor.
Soruşturmanın kaçıncı dalgaya çıkacağı, tutuklu sayısının ne kadar olacağı bilinmezken, tepe noktasında başgösteren tahliyenin mahiyeti hakkında da tatminkâr bir açıklama yapılmıyor.
Bütün bunlar bir yana, emekli olsun, muvazzaf olsun, askerî cenahta sorgulanan ve tutuklanan kişiler hakkında bugüne kadar hiçbir ipucuna rastlanılmaması son derece düşündürücü ve dikkat çekicidir.
Meselâ, soruşturmadan önce bu subaylardan hiçbirinin Ergenekon örgütüyle bağlantısı tesbit edilememiş. Şayet tesbit edilmiş olsaydı, bunlar büyük ihtimalle "askeriyeden ihraç" edilmiş olacaktı. Hani, tıpkı şu "irticacı subaylar" gibi...
Evet, işte bu nokta son derece düşündürücü. Bu adamlar, örgütlenmeyi acaba çok büyük bir gizlilik içinde mi yürüttüler, yoksa, bazı ekâbirler bunlara kasten mi göz yumdu?
Bizce, meselenin can alıcı noktalarından biri de budur. Bu nokta açıklığa kavuşturulmadan, Ergenekon'un mahiyeti de tam mânâsıyla anlaşılamaz.