Antalya'da yerleşik olarak yaşayan yabancılar da Ramazan'ın bereketinden istifade ediyor. Geceleri, Antalyalı bir ailenin evinde sahur yapan yabancılardan bazıları, gündüzleri oruçlu geçiriyor.
O yabancılardan biri de Alman Susi. 34 yıldır şeker hastası olmasına ve her gün insülin iğnesi vurulmasına rağmen 4 yıldır oruç tutuyor. Beyninin Alman olmasına rağmen kalbinin Türk olduğunu ifade eden Susi, birlikte yaşadığı insanların inancına duyduğu saygı ve sağlık nedeniyle oruç tuttuğunu söylüyor. Antalya'daki örnekler sadece Susi ile sınırlı değil. Fransız Laurence, Ukraynalı Tanya da Ramazan'ı oruçlu geçiren yabancılar arasında.
Antalyalı aileler iftar ve sahurlarda alışılmışın dışında konukları misafir ediyor. Antalya'da yerleşik olarak yaşayan yabancılar, her akşam tanıdıkları veya arkadaşları aracılığıyla misafirperver bir Türk'ün evinde iftara ya da sahura katılıyor. Yabancıların kimisi meraktan kimisi ise gerçekten oruç tuttuğu için bu programlara iştirak ediyor.
Yabancıların katıldığı sofralar BM masasını aratmıyor. Dünyanın hemen her ülkesinden bir yabancının yaşadığı Antalya'da önceki gecede sahurda bir Türk'ün evine Alman, Fransız, Rus ve Ukraynalı oruç severler konuk oldu. Misafirleri ev sahipleri kapıda karşıladı. Gecenin o saatinde sahur sofrasına oturanların ortak dili ise Türkçe oldu. Yıllardır Antalya'da yaşadıkları için gayet iyi Türkçe konuşan yabancılar, bir yandan sahur yaptı bir yandan da merak ettikleri konular hakkında bilgi sahibi oldu.
Sahur sofrasının en ilginç konuğu ise Alman kilisesi mensubu 43 yaşındaki Susi Schombel oldu. 9 yaşından beri şeker hastası olan, kendisine her gün insülin iğnesi vuran Susi, gündüzlerini oruçlu olarak geçiriyor. 6 yıldır Antalya'da yaşadığını anlatan Susi, 4 yıldır oruç tuttuğunu ifade ediyor. Aklı Alman olmasına karşın ruhunun Türk olduğunu dile getiren Susi, "Oruç tutuyorum sağlık buluyorum." derken farkında olmadan Peygamberimiz'in "Oruç tutunuz, sıhhat bulunuz." tavsiyesine uyuyor. Susi, doktorunun da bu durumdan memnun olduğunu söylüyor. Şeker yüzünden bir gözünü tamamen kaybeden, diğeri ise yüzde 30 gören Susi, "Ayrıca Türkiye'de yaşıyorum ve buradaki insanlar oruç tutuyor. Onlarla aynı duyguyu yaşamak istiyorum." diyor.
İftar sofraları ve sahurlar yabancıların çok ilgisini çekiyor. Merakından ötürü sahura katılan Fransız Laurence Yılmaz, bu duyguyu tatmak için sahura katılanlardan. "Çok ilgimi çekiyordu. O yüzden buradayım." diyen Laurence, gecenin bir yarısı insanların kapılarını arkadaşları aracılığıyla da olsa hiç tanımadıkları insanlara açarak sofralarına konuk ettiğini belirterek "Böyle bir şeyin Fransa'da olması mümkün değil." diye konuştu.
Rus İrina Bakulina ise oruç hakkındaki düşüncelerini şu sözlerle ifade etti: "Orucu Allah rızası için tutuyorum. Oruç tutarak yemeden içmeden ibadet ediyoruz. Sanki melekler gibi oluyoruz."
Kapılarını ve sofralarını yabancılara açan Antalyalı aileler de iftar ve sahurda yabancı misafirleri ile birlikte olmaktan gayet memnun. Ev sahibi Ali Fuat Uslu bu durumu, "Ukraynalısı, Rus'u, Fransız'ı, Alman'ı, Türk'ü bu sofrada bir araya geldi. Her dakikası keyif veren bu durumdan daha büyük mutluluk olmaz." sözleri ile özetledi.
Antalyalı yabancılar ev sahibi tarafından diş kirası verilerek evlerine gönderildikten sonra gündüzü de hayır işleri ile geçirdi. Antalya'da yaşayan yabancılar Türk kültürünü de gayet güzel benimsemiş durumda. Türklerin misafirperverliğinden ve yardımseverliğinden etkilenen yabancılar, kapı kapı dolaşarak ihtiyaç sahiplerine yiyecek ve giysi yardımında da bulunuyor.

24 Eylül 2008, Çarşamba