Ben de yeni öğrendim. Bu üç harf, dünyanın en büyük metropollerinden birisinin kısaltılmış ismi imiş. Halbuki sizler o şehri, daha ziyade minarelerini tedai ettiren ambleminden tanıyorsunuzdur.
Dünyada en çok uğrunda gözyaşı dökülen, hasret ve aşk şiirleri yazılan; gazellere, romanlara, tarih ve kültür dizilerine mevzu olan şehirlerin—Hicaz ve Kudüs hariç—başında gelir İstanbul. Şair olup da onun hakkında şiir yazmayan kaç isim verebilirsiniz ki… Osmanlı estetik şairinin, bütün Acem mülkünü bir tek taşına değişmediği İstanbul hakkındaki övgüler yalnızca arzî değil… Sema âleminden de ona övgüler yapılmış. Estetik, zarafet, hoşgörü, güzel sanat, ihtişam ve hakikî medeniyet cihetlerinde Avrupa ve Asya metropollerinin biricik temsilcisi güzel İstanbul´a modernite, millet iradesi ve çağdaşlık yaftaları altında reva görülen zulümleri gördükçe, zihnim kaderin fetvasına istinadı arar, durur.
Avrupa şehir zarafetinin sembolü Paris'i üçüncü ziyaretimde, zavallı nazenin şehrin mütecaviz dinsiz Avrupa ile medenî İsevî Avrupa arasında itilip kakılırken görmüştüm. Her iki Avrupa da o güzele sahip olmak istiyorlardı. Bu Ramazan-ı Şerifi kısmen İstanbul'da idrak ettiğimde, dünyam İstanbul'un ağlayan, inleyen ve tarihini hasretle yad eden resimleriyle doldu. Bir zamanların afet-i devranı İstanbul'a sefih, münafık ve habis ruhları musallat olmuş gördüm.
Manzaranın fecaati ta uzaklarda başlıyordu. Çevre yollara nâzır müstehcen reklâmlar, İBB'ye ait toplu taşıt araçlarını sarmalayan ahlâksız görüntü ve mesajlar ve nihayet mübârek meydanları bu mübârek zamanda kirleten panolar… Ekranlarda Avrupa'ya özenmiş köylü bir kadının uçuk giysilerini giydirmişler İstanbul'a… Sanki maksatlı yapılıyor bunlar… Bir tereddî hedeflenmiş. Adeta Avrupa metropollerinden de aşağıya bir ahlâksızlık projesi hazırlanmış İstanbul için… Çirkin, itici ve iğrenç resimlerle cezalandırılmış İstanbul… Elbette ki Müslümanlar İstanbul'a bunu reva göremezler…
Neoliberaller dindar Köln'ü ahlâksızlığın merkezi yapmak için büyük gayret sarf ediyorlar. Peki İstanbul' fuhuşa sürükleyen habis ruhun sahipleri kimler? İstanbul çocuklarını fahişeliğe özendiren reklâmı bu mübârek şehrin en kalabalık yerlerine kimler asıyorlar? İstanbul'da bozulmaya ve çürümeye dolu dizgin koşan bu manzaraları; İstanbul'un ruhunu, sağlığını, estetiğini, tarihini, iffetini ve bütün bediiyyatını korumakla vazifeli olanlar acaba neredeler?
Ecdadımız İstanbul'u emin insanlara emanet ederken onlara "şehremini" rütbesini vermiş. İsmin şehreminlikten İBB'ye kayması bu tereddîye sebep olmuş olamaz. Şehri, şehir ahalisinin canını, malını, namusunu ve maddî-manevî sağlığını korumaya çalışmakla vazifeli şehreminlik, belediye başkanlarını Allah'ın bir lütfudur. İstanbul'un şehreminleri veya belediye başkanları; bir kısım yerli ve yabancı şebekelere yaranmak uğruna, dünya incisinin başına bunca pisliğin boca edilmesine müsaade etmemelidirler. Aksi takdirde İstanbul'u, ne Kanunî'nin Kırk Çeşmesi ve ne de modern Türkiye'nin İstanbul'un etrafında biriktirdiği, ama kuraklıkla boşalmaya yüz tutan baraj gölleri temizlemeye yetmez.
İstanbul'un İslâm dünyası için mübarek beldelerden birisi olduğunu hepimiz biliyoruz. İstanbul'da Ramazan'ı yaşama arzusu ile yollara düşen âşıkların inkisar-ı hayallerine Sultanahmet, Fatih, Eyüp ve Üsküdar semtlerine hizmet eden belediyeler sebep olmamalıdırlar. Ramazan mevsimi hokkabazların çadırlarda insanları eğlendirmeye çalıştığı bir zaman değildir. Belediyelerce kurulan sirk çadırlarındaki müptezellik, İstanbul'u kanları pahasına vatan edinmişlerin ruhlarını incitiyor. Şov, menfaat ve sefih Avrupa özentileri İstanbul Ramazanlarının tadını çoktan kaçırmış.
İstanbul' Müslüman kimliğinden koparmak isteyen ruhun, Sahabelerin medfun bulunduğu Surdibi, Balat ve Eyüp arasında ne dolaplar çevirdiğini merak edenler, sahilden Eyüp Sultan'a doğru, bir teravih sonrası uğrasınlar… Habis ruhun manevî alanlarımızı da işgale nasıl yeltendiklerini gözleriyle göreceklerdir.
Tebeddül-ü esma ile hakikat değişmez. İBB'li başkanlar, meşveret ruhuyla İstanbul'a dünkü şehreminlerden daha güzel hizmet edebilirler. Fakat evvelâ İBB'nin karar vermesi gerekiyor: Hangi İstanbul?

19.09.2008

E-Posta: s.bulut@saidnursi.de