+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 6 ve 6

Konu: Şu Milletin Saadet ve Selâmeti, Ermenilerle Dost Olmaya Bağlıdır

  1. #1
    Ehil Üye Şahide - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    9.198

    Post Şu Milletin Saadet ve Selâmeti, Ermenilerle Dost Olmaya Bağlıdır

    Fatma Nur ZENGİN
    Şu milletin saadet ve selâmeti, Ermenilerle dost olmaya bağlıdır


    Günlerdir gündemimizi Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Türkiye-Ermenistan millî maçını seyretmek için Ermenistan’a gidip gitmemesi meşgul ediyordu. Muhalefet karşı çıkıyor, hissî davrananlar karşı çıkıyor, iki milletin karşılıklı hoşgörü ve iyi ilişkilerini haz edemeyenler ve her zaman gergin bir ortamda olmasından memnun olanlar veya ırkî bir milliyetçilik duygusu güdenler, bu dâvete icabet ihtimalinden pek memnun görünmüyorlardı.


    Ama akıl ve mantık, böyle bir ziyaretin her iki milletin geleceği için de güzel neticeler vereceğini söylüyordu. Nitekim Sayın Cumhurbaşkanı da, akıl ve mantığın sözünü dinleyerek, Ermenistan’a gitti ve maçı seyretti. Sayın Abdullah Gül gitti de ne oldu? Kötü bir şey mi oldu? Dünya mı yıkıldı, kıyamet mi koptu? Netice itibariyle, maç 2–0 Türkiye’nin galibiyetiyle sona erdi. Maçın sonucu zaten mühim değildi. Mühim olan dostluk ve barış duygularının pekiştirilmesi ve geleceğe yönelik bir yeşil ışık yakılmasıydı.


    Türkiye’de bütün bunlar olurken, aklıma Kahire’de yaşadığım bir olay geldi. Mısır’da genelde Türk damak tadına uygun yiyecekler bulmakta çok zorluk çekmiyoruz. Ama zeytin, beyaz peynir, sucuk vs. gibi bazı gıdaları bizim damak tadımıza uygun bulmak oldukça zor olduğundan, (artık Türk peyniri satılmakta, ama ilk etapta yoktu) sürekli yanımızda giderken götürmek zorunda kalıyoruz. Normalde bal tüketen bir kişi olduğumdan, reçeli pek aramıyordum. Günlerden bir gün hem misafirim geleceğinden, hem de değişik bir tat denemek istediğimden reçel aldım. Ama reçel dedikleri tamamen renkli bir jöleden ibaretti. Birkaç marka denedim, Mısır markası, Amerikan, İtalyan, Fransız... Ama hiçbiri reçel gibi reçel değildi. Tam “artık reçeli de Türkiye’den getirmek zorunda kalacağız” diye düşünürken, bir gün rafta gözüme şeftali, ceviz, çilek, portakal, vişne gibi, çeşitleri sadece Türkiye’de bulunabilen bir reçel markası ilişti. Hemen aldım ve denedim. Reçel, annemin reçellerinden farksızdı. Hangi ülkeden olduğuna baktım: Ermenistan malıydı. Gülümsedim. “Birbirlerine bu kadar yakın iki kültürüz biz” dedim kendime.


    Etle kemik gibi birbirine geçmiş bu iki millet; asırlarca bu kadar benzer kültürleri, coğrafyayı paylaşmış, tarih boyu Anadolu’da beraber yaşamıştır. Buna rağmen, geçtiğimiz asrın başlarında bu milletin düşmanı olan yabancı güçlerin kışkırtmasıyla bu iki millet birbirine düşman edilmiştir. O günden bugüne de gerginlik yine aynı güçlerin etkisiyle sürekli devam etmekte ve gündemde tutulmaktadır.


    Bunun, her iki millete de faydası olmamaktadır. Ermenistan gittikçe fakirleşen, içinde bulunduğu coğrafya ve komşularına oranla güçsüzleşen bir ülke olmakta, Türkiye ise birçok uluslar arası arenada farklı sorulara ve baskılara maruz kalan ve yıllarca iç içe yaşadığı millete bir nev'î düşman gözüyle baktığı varsayılan bir ülke haline getirilmektedir.

    Halbuki büyük İslâm âlimi Bediüzzaman Said Nursî’nin -ki doğup büyüdüğü coğrafyada Ermenilerle yıllarca iç içe yaşamış ve tecrübe sahibi olmuştur- bu konuyla ilgili de güzel görüşleri vardır.


    Meselâ: “Size bunu katiyyen söylüyorum ki şu milletin saadeti ve selâmeti Ermenilerle ittifak ve dost olmaya vabestedir (bağlıdır). Fakat mütezellilâne (kendimizi alçaltarak değil) dost olmak değil; belki izzet-i milliyeyi muhafaza ederek, musâlâha (barış) elini uzatmaktır” sözünde olduğu gibi, bu milletin saadetini gerçekten temin edecek olan şey, yine Said Nursî’nin ifade ettiği üzere “İki cihanın rahat ve selâmetini iki harf tefsir eder, kazandırır: dostlarına karşı mürüvvetkârâne (cömertçe, iyilikle) muaşeret (iyi geçinme) ve düşmanlarına sulhkârâne (barışçı bir şekilde) muamele etmektir”.


    Kanada’ya kadar beraber yolculuk yaptığım ve aynı kongrede katılımcı olduğumuz arkadaşım Armen’le de muhabbetimiz neticesinde, biz gençlerin bunu değiştirebilecek, ittifakı sağlayabilecek güç olduğumuzu konuşmuştuk. Zira Armen’e “Sence umut var mı?” diye sorduğumuzda “Şu an beraber oturup, en hassas meselelerimizi konuşuyoruz.


    Bu bile büyük bir başlangıç. Sizce umut yok mu?” deyişi de bizi bir kere daha ümitvar yapmıştır. Eminim ki, geleceği ellerinde tutan biz gençler, bu ve bunun gibi meselelerde akıl ve mantık çerçevesinde hareket ederek, çözüme ulaşan güç olacağız.

    09.09.2008





    Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek
    Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek!

    Mehmed Akif Ersoy


  2. #2
    Ehil Üye Şahide - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    9.198

    Standart

    Şu milletin saadet ve selâmeti Ermenilerle dost olmaya bağlıdır


    Suâl: “Ermeniler zimmîdirler. Ehl-i zimmet, zimmettarlarıyla nasıl müsâvi olur?”


    Cevap: Kendimizi dev aynasında görmemeliyiz. Kabahat bizde. Tamamen zimmetimize alamadık, bihakkın adâlet-i şeriatı gösteremedik. Şeriat dairesinde, hukuklarını istibdâdın sünnet-i seyyiesiyle muhâfaza edemedik; sonra da istedik, kuvvetimiz kalmadı. Ben şimdi Ermenilere bir nevî zimmî-i muâhid nazarıyla bakıyorum.


    Suâl: “Ermeniler bize düşmanlık edip, hile ve hıyânet ediyorlar. Nasıl dostluk üzerinde ittifak edeceğiz?”


    Cevap: Düşmanlığın sebebi olan istibdat öldü. İstibdâdın zevâliyle dostluk hayat bulacak. Size bunu katiyen söylüyorum ki, şu milletin saadeti ve selâmeti Ermenilerle ittifak ve dost olmaya vâbestedir. Fakat mütezellilâne dost olmak değil, belki izzet-i milliyeyi muhâfaza ederek, musâlaha elini uzatmaktır.


    Birşey söyleyeceğim: Eğer mümkündür, Ermeniler birden sahîfe-i vücuttan silinsin. Olabilir. Yalnız, size husumetin bir faydası olsun. Yoksa, mutlaka husumet zarardır.


    Halbuki, Âdem zamanından yolda arkadaşlık eden bizimle gelmiş büyük bir unsurun zevâli değil, belki küçük bir kavmin mahvı dahi “Önünde, dikenli bir ağacın kabuğunu soymak kadar güç engeller var”dır (Arap atasözü). Ömer Dilân Kabîlesi bin senedir yine Ömer Dilân’dır. Hem de, onlar uyanmışlar; siz uykudasınız, rüyâ görüyorsunuz.


    Hem de, fikr-i milliyette müttefik ve kavîdirler; siz, ihtilâfla şimdilik boşsunuz, hem de galebe etmek istiyorsunuz. Onlar sizi mağlup ettiği silah ile, yani akıl ile, fikr-i milliyetle, meyl-i terakkî ile, temâyül-ü adâlet ile mağlup edebilirsiniz. Bence şimdi kılıç vuran, o kılıncın aksi döner, yetimlerine dokunur.


    Şimdi galebe kılıç ile değildir. Kılıç olmalı, lâkin aklın elinde. Hem de dostluğun sebebi vardır. Zîrâ komşudurlar. Komşuluk, dostluğun komşusudur.


    Hem de onlar uyandılar, dünyaya yayıldılar, terakkiyât tohumlarını topladılar; vatanımızda ekecekler.

    Bizi medeniyete mecbur, terakkîye îkaz, bizdeki fikr-i milliyeti hüşyâr ediyorlar.



    İşte şu noktalara binâen, onlarla ittifak etmek lâzımdır.

    Hem de bizim düşmanımız ve bizi mahveden, cehâlet ağa, oğlu zaruret efendi ve hafîdi husumet beydir.

    Ermeniler bize düşmanlık etmişlerse, şu üç müfsidin kumandası altında yapmışlar.



    Münâzarât, s. 67-69





    Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek
    Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek!

    Mehmed Akif Ersoy


  3. #3
    Ehil Üye aşur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    1.446

    Standart

    Şahide kardeş, Allah razı olsun. Münazarat'tan eklediğin Üstadımızın bu konudaki görüşleri meseleyi tamamen açığa kavuşturmaya yetiyor. Meseleye hamaset ve hissiyatla deği, akıl, insaf ve sükunetle bakmak ve incelemek lazım. Konu dikkatle okunduğunda bir tereddüt kalmayacağı kanaatindeyim.
    GÖNÜL SARAYLARINDA SEVGİ HÜKÜMDAR OLSUN.
    ADALET ORDA VEZİR, HİKMET İSE YAR OLSUN

    AKM

  4. #4
    Ehil Üye Şahide - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    9.198

    Standart

    Alıntı aşur Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Şahide kardeş, Allah razı olsun. Münazarat'tan eklediğin Üstadımızın bu konudaki görüşleri meseleyi tamamen açığa kavuşturmaya yetiyor. Meseleye hamaset ve hissiyatla deği, akıl, insaf ve sükunetle bakmak ve incelemek lazım. Konu dikkatle okunduğunda bir tereddüt kalmayacağı kanaatindeyim.
    Cümlemizden Ağabey..

    Allah Üstadımızdan razı olsun.O bu eserlerle bizi irşad etmeseydi bizde meselelere bu gözle bakacaktık.Ben ermenilerden çokca zarar görmüş bir memleketin çocuğu olarak belki aynı kini bende onlara duydum.Ama ne zaman ki Üstadımızın eserlerini okuduk.Bu kin (dediğiniz gibi) akıl,mantık ve sükunetle bakmaya dönüştü.Demek ki nur talebeleri olaylara hiç bir zaman hislerini ve heveslerini karıştırmıyacak.Ve karıştırmamalı da..





    Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek
    Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek!

    Mehmed Akif Ersoy


  5. #5
    Ehil Üye hadema - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    1.622

    Standart

    Alıntı Şahide Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Cümlemizden Ağabey..

    Allah Üstadımızdan razı olsun.O bu eserlerle bizi irşad etmeseydi bizde meselelere bu gözle bakacaktık.Ben ermenilerden çokca zarar görmüş bir memleketin çocuğu olarak belki aynı kini bende onlara duydum.Ama ne zaman ki Üstadımızın eserlerini okuduk.Bu kin (dediğiniz gibi) akıl,mantık ve sükunetle bakmaya dönüştü.Demek ki nur talebeleri olaylara hiç bir zaman hislerini ve heveslerini karıştırmıyacak.Ve karıştırmamalı da..

    bu hayatın gayesi ve neticesi hayat-ı ebediye olduğu gibi, bir meyvesi de, hayatı veren Zât-ı Hayy ve Muhyîye karşı şükür ve ibadet ve hamd ve muhabbettir ki, bu şükür ve muhabbet ve hamd ve ibadet ise, hayatın meyvesi olduğu gibi, kâinatın gayesidir.


  6. #6
    Ehil Üye seyyah_salih - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    Şan(S)lıUrfa'DaN
    Yaş
    51
    Mesajlar
    15.435

    Standart

    Ecdat zamanında millet-i sadıka olan bir milleti bu hale kim getirdi...o ecdadın uyguladığı şefkat ve merhamet neydide bir milleti , millet sadıka yapmıştı...şimdiki sistemler ve yönetimlerin bunu iyi düşünmesi lazıim..şükür üstadımız herşeyde olduğu gibi bu mevzudada bakış açısı vermiş...Allah razı olsun kardeşim..
    Marifet ufku....

    Muhabbet denizinde çalan bir melodi gibidir

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Bekle dost kapısın sadık dost isen
    By *SAHRA* in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 12.11.14, 19:49
  2. Ermenilerle ittifak ve dostluk
    By Bîçare S.V. in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 25.12.11, 12:16
  3. Şu Milletin Saadet ve Selâmeti Ermenilerle Dost Olmaya Bağlıdır
    By Müellif-e in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 18.04.09, 19:11
  4. Şu milletin saadet ve selâmeti Ermenilerle dost olmaya vâbestedir
    By 1kul in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 12.04.09, 07:24

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0