+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 3 ve 3

Konu: Türban Diyen Yükseliyormuş!

  1. #1
    Vefakar Üye güneşsu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    433

    Standart Türban Diyen Yükseliyormuş!

    Destek kampanyalarına imza veren isimler, devletin kritik makamlarına getirildi.

    Üniversitelerde türbanın serbest bırakılması için başlatılan imza kampanyasına destek veren onlarca isim, art arda devletin kritik makamlarına geldi.

    İmzacılardan Türk Tarih Kurumu’na başkan, YÖK Genel Kurulu’na üye, 3 üniversiteye rektör, YÖK Başkanı’na danışman, bir vakfa 3 mütevelli heyet çıktı. Türbana özgürlük isteyen isimlerden 36’sı 23 üniversitenin rektör adayı olarak Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e gönderildi.

    Türban konusunda çarpıcı görüşleriyle tanınan Prof. Dr. Mualla Selçuk’un yeniden atanmadığı Din İşleri Yüksek Kurulu’nda türban imzacısı profesör yerini korumayı başardı.Kampanya sonrasında devlet kurumlarında yaşanan “görev değişikliklerinden” bazıları şunlar:

    Türk Tarih Kurumu: Yusuf Halaçoğlu’nu yeniden atamayan AKP hükümeti Türk Tarih Kurumu’nun başına Fethullah Gülen’e yakınlığıyla bilinen Türkiye Yazarlar Birliği’nin yönetim kurulu üyeleri arasında yer alan Prof. Ali Birinci’yi getirdi. Birinci’yi, kamuoyu, Atatürk’e hakaret eden Atilla Yayla’ya destek kampanyalarından tanıyor.

    YÖK: Başörtüsüne özgürlük bildirisinin mimarı olan ve ilk imzayı atan Selçuk Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Şaban Çalış, ödülünü YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan’a danışman olarak aldı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de, YÖK Genel Kurulu üyeliğine, yine türbana özgürlük isteyen Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Durmuş Günay’ı atadı. İmza kampanyasına destek veren Günay, kişisel internet sitesindeki “Yeni YÖK Başkanı’ndan Beklentiler” başlıklı yazısında “Türban sorunu olarak nitelenen sorun, yasakçı zihniyetin ürettiği utanç verici bir sorundur. Katsayı sorunu da benzer bir uygulamadır” satırlarına yer vermişti.

    Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu: Özgürlükçü açıklamalarıyla bilinen Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mualla Selçuk’un yeniden üye yapılmadığı Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu’nda üniversitelerde türbanın serbest bırakılması gerektiğini savunan imza kampanyasına destek veren Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. İsmail Hakkı Ünal görevini korudu.

    Yunus Emre Vakfı: Prof. Dr. Mehmet Kara, Prof. Dr. Ali Fuat Bikan, Doç. Dr. Coşkun Çakır türbana özgürlük bildirisine attıkları imzaların ardından Bakanlar Kurulu kararıyla Yunus Emre Vakfı mütevelli heyeti üyeliğine atandı.

    Dicle Üniversitesi: 2002 seçimlerinde AKP’den milletvekili aday adayı, 2007 genel seçimlerinde ise yine AKP’nin 8. sıra Diyarbakır milletvekili adayı olan Prof. Dr. Ayşegül Jale Saraç, türbana özgürlük bildirisini imzalamıştı. Üniversitede yapılan seçimlerden 3. sırada çıkan Saraç, YÖK tarafından Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e gönderilen listenin başına konuldu. Gül ise Saraç’ı Dicle Üniversitesi rektörlüğüne atadı.

    Ondokuz Mayıs Üniversitesi: Türban bildirisinin imzacılarından Prof. Dr. Hüseyin Akan, Ondokuz Mayıs Üniversitesi’ndeki rektörlük seçimlerinden ikinci sırada çıktı. Ancak Akan’ın ismi YÖK’te ilk sıraya yerleştirildi. Gül, Akan’ı üniversite rektör olarak atadı.

    Erciyes Üniversitesi: Erciyes Üniversitesi’ndeki seçimlerde birinci olan Prof. Dr. Hasan Fahrettin Keleştemur, YÖK tarafından da birinci sıraya yerleştirildi. Keleştemur da diğer “şanslı” rektörler gibi türban imzacıları arasında yer alıyor.

    Yeni kurulan üniversitelerin rektör adayı belirleme sürecinde de türban imzaları etkili oldu. 23 üniversite için belirlenen 69 adaydan 36’sını türban imzacıları oluşturdu. Bu adaylardan 14’üne ilk sırada, 14’üne ikinci sırada, 8’ine de üçüncü sırada yer verildi. Artvin Çoruh, Bartın, Batman, Bayburt, Bitlis Eren, Çankırı Karatekin, Iğdır Karamanoğlu Mehmet Bey, Muş Alpaslan, Nevşehir, Osmaniye Korkut Ata, Siirt, Şırnak, Tunceli üniversiteleri için YÖK tarafından Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e gönderilen listede ilk sırayı türban imzacısı isimler aldı.

    Gerçek gündem

  2. #2
    Pürheves ışık abla - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    trabzon
    Mesajlar
    186

    Standart

    Elhamdülillah...


    ''Allahım Sen'i bulan neyi yitirir,Sen'i yitiren neyi bulur?''

  3. #3
    1kul
    Guest 1kul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Mehmet KARA
    Dizi müptelâsı olduk, kitap okumayı unuttuk




    Rize’de bulunan özel bir ilköğretim okulu, “televizyon izlemenin öğrencilerin başarısını ve aile içi ilişkileri olumsuz etkilediği” gerekçesiyle, aileleri ile birlikte Pazartesi günleri televizyon izlememe kararı almışlar. Yapılan anket çalışmasında velilerin yüzde 57’si televizyonun aile ilişkilerini olumsuz etkilediğini ve günde yaklaşık 3 saat televizyon izlediklerini belirtmişler. Bu anketin neticesine göre de örnek olması gereken bir projeyi başlatmışlar. “TV’siz bir gün” projesine göre, Pazartesi günleri televizyon seyredilmeyeceklermiş.
    Bu haber üzerine, 5-17 Şubat tarihinde yapılan ve sonuçları bu hafta açıklanan Bağımsız Eğitimciler Sendikası’nın (BES) yaptığı bir araştırma dikkatimizi çekti. Ankara’da bin 309 kişinin katıldığı “Televizyona esir mi olduk?” araştırmasında ortaya çıkar çarpıcı birkaç sonucu aktaralım.
    Ankete göre Türk halkının yüzde 29.6’sı günde en az 5 saat televizyon izlerken, yüzde 25.3’ü en az 3 saat, yüzde 19.1’i en az 2 saat, yüzde 17.3’ü ise 5 saatten fazla televizyon izliyor. Yani, 100 kişiden 17 kişi günde 5 saatten fazla televizyon başında zamanını geçiriyor.
    Ankete katılanlara “televizyon izlemenizin en önemli sebebi nedir?” sorulduğunda ise daha ilginç cevaplar verilmiş. Yüzde 27.2’si “yapacak başka işi olmadığı için” televizyon karşısına geçerken yüzde 24.1’i ise gündemi takip etmek için televizyon izliyor. Eğlenmek için televizyon izleyenlerin oranı yüzde 18.7 olurken, dinlenmek için izleyenlerin oranı ise yüzde 16.4 oldu.
    Diğer bir sonuç ise halkın “yerli dizi” müptelâsı olduğunu ortaya koyuyor. Araştırmaya göre halkın yüzde 39.8’i yerli dizi izlemek için televizyon karşısına geçiyor. Dizi müptelâlarının yüzde 59.3’ü gibi büyük bir kısma da beğendiği dizileri düzenli olarak takip ediyor.
    Ankete göre bir çarpıcı sonuç da, televizyon izlemenin insanı geliştirmediğinin ortaya çıkması. Ankete katılanların yüzde 57.2’si televizyon izlemenin kendisini geliştirmediğini düşünürken, haber programlarının içeriğinin ise birbirinin aynı olduğunu düşünüyor.
    Öte yandan, halkın yüzde 40.3’ü televizyonlardaki şiddet muhtevalı görüntülerden rahatsız duyduğunu söylüyor. Yüzde 16.9’u müstehcen görüntülerden, yüzde 16.3’ü ise magazin programlarından rahatsız...
    Ankette “Öğüt verici, dinî içerikli program ve dizeleri izler misiniz?” şeklindeki soruya halkın yüzde 38.8’i bu tür programları izlediğini, yüzde 26.8’i ara sıra izlediğini belirtiyor. Hiç izlemeyenlerin oranı ise yüzde 22.1.
    Bu sonuçlara göre, “televizyona esir mi olduk?” sorusunun cevabı “evet” çıkıyor.
    * * *
    Bu anketi değerlendiren BES Genel Başkanı Gürkan Avcı’nın “kitap okumuyoruz, ama günde 5-6 saat televizyon izliyoruz” seklindeki sözü, yine aynı sendikanın geçen yıl yaptığı bir anketi hatırlattı. (Bu konuyu, 21.12.2008 yazımızda değerlendirmiştik.) Türkiye kitap okuma alışkanlığı sıralamasında 173 ülke arasında 86’ıncı sırada yer alıyor.
    Sendika başkanı Türkiye’de kitap okuma alışanlığının diğer ülkelerle kıyaslayarak bazı rakamlar vermişti. Türkiye’de bir kişinin kitap okumak için ayırdığı zamanın; 300 katını bir Norveçli, 210 katını bir Amerikalı, 87 katını bir İngiliz ayırıyor. Ders ve okul kitapları hariç ABD’de yılda 72 bin kitap basılırken, Rusya’da 58 bin kitap, Japonya’da 42 bin kitap, Türkiye’de ise 7 bin kitap basılıyor. Bir Japon yılda ortalama 25, İsviçreli 10, bir Türk ise 10 yılda ortalama ancak 1 bir kitap okuyabiliyor.
    “Hangi aralıklarda kitap okursunuz?” sorusuna, “düzenli okurum” diyenlerin oranı sadece yüzde 11.2… “Düzenli kitap okumanıza engel olan şey aşağıdakilerden hangisidir?” sorusuna ise, “iş yoğunluğu, okuldan zaman kalmıyor, boş zamanlarımı televizyon seyrederek geçiririm veya başka şeylerle değerlendiririm” gibi bahaneler sıralanmış.
    Bu iki anketi yorumlamak gerekirse; önce anne babaların okumaya başlaması, sonra da çocuklarına kitap sevgisi kazandırmaları gerekiyor. Haydi kitap okumaya… Haydi, “TV’siz bir gün” projesine destek vermeye… Hiç değilse bir gün kitap okuyalım, halkın yüzde 57.2’sini esir alan televizyonu kapatalım.

    29.03.2009

    E-Posta: mkara@yeniasya.com.tr



+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Her Ayeti Allah Diyen Sure..
    By tebyin in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 17
    Son Mesaj: 30.10.08, 15:49
  2. Işarat-ül I'caz'i Ben Tam Olarak Anladim Diyen Var Mi?
    By ŞİMŞEK MUSTAFA in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 10
    Son Mesaj: 29.10.08, 23:28
  3. Allah Diyen Genç
    By AkledenKalb in forum Kıssadan Hisseler, İbretli Öyküler
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 08.08.08, 18:15
  4. Hiç Bu Kadar Thank You Diyen Duydunuz mu?:)
    By smartplayit in forum Mizah
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 06.10.06, 12:03

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0