+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 5 ve 5

Konu: Aleviler Husumetin Kaynağını Sorguluyor

  1. #1
    Müdakkik Üye elips - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    686

    Standart Aleviler Husumetin Kaynağını Sorguluyor

    Alevi ve Sünnilerin, husumet dillerini ve kışkırtılmaya teşne potansiyelleri dışında hiçbir temas noktasına sahip olamamalarını sorgulamaları gerekiyor. Acaba Alevilerle Sünniler arasındaki kadim ‘fitne’, gerçekte bu toplulukların birbirlerine karşı duydukları/duyabilecekleri vefa, sadakat ve kardeşlik duygularını yok etmeye yönelik bir provokasyon muydu? İşte bu uyanıklık hali, gerek Madımak olaylarının yıldönümünde gerekse Hacıbektaş Veli’yi anma törenlerinde kısmen de olsa öne çıkmaya başladı.

    NECDET SUBAŞI*

    BUGÜN, mağduriyetin toplumsal düzeydeki temsillerinden söz edilecekse, Aleviler açısından bu kalıba en uygun düşen örnek her halde sadece kendileri olacaktır. Mağduriyetin tarihsel kimlikleriyle özdeşleştiği konusunda nerdeyse hemfikir olan Aleviler, sıradan bir Sünni’nin gündelik hayat içindeki şartlarının tipik bir Alevininkinden her zaman daha iyi olduğuna inanmayı alışkanlık haline getirmişlerdir. Derinlemesine incelenmeyi ve tartışılmayı gerektiren bu inanç, modern Alevilerin kimlik siyasetlerinin belli başlı unsurları arasında yer almaktadır: Aleviler her vesileyle mağdur edilmişler ve edilmektedirler. Bu daimi durumun aktörleri ise laik devleti tekrar ele geçiren Sünnilerden başkası değildir.

    Algılar ve yargılar

    Alevilerin Sünniler hakkındaki bu genel yargıları henüz çözülmemiştir. Ne var ki aynı kes(k)inlik Alevilere karşı Sünniler arasında da geçerlidir. Onlara göre de Aleviler devlete yuvalanmış, belli başlı kurumlar ‘Kızılbaşlar’ tarafından ele geçirilmiştir. Aleviler kritik makamlara yerleştirilmiş, Sünniler ise hiç de verimli olmayan pozisyonlarda tutulmuşlardır. Bu oldukça eğlenceli sayılabilecek yargılar da, sonuçta devletin vatandaşları arasında ırk, din, mezhep, inanç ayrımı gözetmeksizin, hepsine aynı mesafe ve duyarlılıkla hizmet götürmesini zorunlu kılan hizmetkárlık rolünü zayıflatmakta hatta yok etmektedir. Karşılıklı algı bozukluklarının giderilmesi, uzun soluklu adımları, empati ve müzakere süreçlerini gerektirmektedir.

    Devletin her sosyal temsil grubuyla arasını açan mevcut sistematiğinin bugün artık her düzeyde gözden geçirilmesi ve sorgulanması gerekir. Zaafa uğratılmış bir devlet ve sorunlarının devletteki paylarını abartan ölçüsüzlüklerle malul huzursuzluk nöbetleri...

    Temsil duvarları

    Kürtler öyle de, Türkler değil mi? Aleviler öyle de, Sünniler çok mu farklı? Müslümanlar da öyle inançsızlar da... Kısaca laikler kadar, laik olmayanlar da devletle sorunlu... Oysa toplumun başat öğesi durumundaki Sünniler başta olmak üzere tüm bileşenlerin kendi fiili durumlarını soğukkanlı bir şekilde gözden geçirmeleri gerekir. Hemen herkesin bir vesileyle şahit olduğunu düşündüğü ‘devletin ayıpları’ karşısında, tüm temsiller ancak ortak bir iradeyle temizlenebileceğine inandıkları bir vatandaşlık diskurunda karara varmalıydılar. Devlet toplumun aynasıdır. O halde toplum da kendi gerçeğiyle yüzleşmeyi ertelememelidir. Bu bağlamda Alevilerdeki yeni bir gelişmeye dikkat etmek gerekir.

    Modern Alevi muhayyilesi, kimlik taleplerini seslendirirken, kendi varlığını, Kerbela’dan Madımak’a kadar uzanan olaylar dizisi etrafına şekillenen bir süreklilikle ilişkilendirmekte. Kerbela olayının sürekli güncelleştirilmesiyle tahkim edilen bellekte, 70’li yılların sonlarında gerçekleşen ve bugün Aleviler arasında genellikle Sünni Müslümanların katliam provaları olarak hatırlanan Sivas, Çorum ve Maraş olayları, geçmişte yaşanan zulümlerin birebir tekrarı olarak yer almıştır. Son olarak Madımak olayı da Alevilerin mağduriyet tarihine eklemlenmiştir.


    Her gün Kerbala

    Zaman içinde birbiri üstüne katlanan acılarla hemhal olmuş bir kitlenin, Kerbela’da Ehl-i Beyt’in bilfiil yaşadıkları üzerine inşa edilen tarih kurgusu, bugün özellikle Aleviler arasında pek az sorgulanmış, bu eşleştirme siyaseti üzerine neredeyse hiçbir kelam edilmemiştir. Şifahi kültür kodlarından beslenen kimlikler, varlıklarını üzerine oturttukları geçmişlerini ve bütün bunları besleyen efsanevi unsurları yüksek birer referans değeri olarak yüceltmekte sınır tanımamaktadırlar.

    *Muğla Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi, Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi

    NECDET SUBAŞI

    Mitik bir evren, fiili gerçekliğin aşındırıcı etkilerine karşılık, bilginin yerine inancın devreye sokulmasıyla varlığını sürdürmektedir. Öyle ki tarihe yaslanan her inanç, kimlik ve kültürde olduğu gibi Alevilerde de, kendi geçmişlerinin masaya yatırılması tehlikeli bulunmaktadır.

    Oysaki Aleviliğin son yüzyılı mitik bir tarihin temel unsurları arasına dáhil olmaktan oldukça uzaktır. Her şey biz yaşarken olmuştur.Bu çerçevede son yüzyılın tarihsel olay, figür ve aktörlerini, bildik efsanevi kalıplara emanet etmek yerine, bugün oldukça zor anlaşılabilecek bir sadakat kült(ürü)nü sorgulamak gerekir.

    Devlet halkına oyun oynar mı? Devlet yurttaşlarının arasında kin ve nefret tohumları eker mi? Devlet vatandaşlarından kimilerini kimilerine karşı, aralarındaki eşitsizlikleri artıracak şekilde kışkırtır mı? Şimdiye değin yaşadığı ağır tecrübeleri, bu sorulara verilen bazı hazır cevaplar içinde anlamlandırıp ikna olmaya razı olmuş, yanı sıra geliştirdiği tüm tepkilerini de gündelik siyasetin çarkları içinde eriterek tüketmeye icbar edilmiş bir topluluğun, sonuçta birer katliam olarak görülebilecek bir dizi olayı, Sünni-Alevi ihtilafının emsalsiz kötü birer hatırası olarak değerlendirmesi mümkün tek seçenek olarak görülmüştür.

    Mütereddit sorular

    Bununla birlikte söz konusu mağduriyetlerin menşei konusunda artık Aleviler arasında da bazı tereddütlerin uyanmaya başlamış olması sevindirici bir gelişmedir. Bu tereddütler, şimdilik güçlü bir dikkatin ürünü olarak görülmese de sadece sosyal bilimcilerin keşfiyle sınırlı olmaksızın sıradan insanların basiretlerini de hayatın işleyişine dáhil eden yeni bir uyanıklığın habercisidir. Öteden beri sorulmayı bekleyen sorulara artık Aleviler de kendi sorularını eklemeye başlamıştır.

    Gerçekten de özellikle son bir kaç yıl içinde ortaya çıkan kimi gelişmeler, bu konudaki bazı hazır cevaplarla asla yetinmemek konusunda vatandaşlık limitlerini olması gereken yere, yani en uygun vasatına ulaştırma konusunda duyarlı olan herkesi bir kere daha düşünmeye zorlamıştır. Kademeli bir şekilde halk arasında rağbet bulan yeni bir sorgulama biçimi, herkesin kendi hikáyesini yeniden okumaya başlaması konusunda oldukça verimli sayılabilecek bir duyarlılığı harekete geçirmeye başlamıştır. Bugün artık iç ve dış siyasetteki yeni keşif ve gözlemler, geçmişte toplumda derin izler bırakan kimi çatışmaların bu toplumda ancak bir oyun marifetiyle gerçekleştirilebileceği konusundaki bazı derin ima ve işaretlerin açıklayıcılık değerini artırmıştır. Türklerle Kürtler ya da Sünnilerle Aleviler arasında kalıcı bir husumetin nedenlerine odaklanan bu sorgulamalar, sonuçta devletle vatandaş arasındaki ikircikli ilişkilerin mevcut doğasını bir kez daha gözden geçirme konusunda yeni fırsat alanları yaratmıştır.

    Fitne yerine kardeşlik

    Nitekim bu yıl düzenlenen toplantılarda, gerek Madımak olaylarının yıldönümünde gerekse Hacıbektaş Veli’yi anma törenlerinde bu vasatın kısmen de olsa öne çıkmaya başladığı açıkça gözlenmeye başladı. Madımak, daha önceki anma törenlerinde olduğu gibi acının ve zulmün berraklaşması olarak bir kez daha hatırlandı, ancak bu kez olayın gerçekleşmesine ilişkin olarak ortalıkta gezinen bilumum ezberler, başta çete örgütlenmeleri olmak üzere devlet içinde mayalanmış ulusal ve uluslararası organizasyonların deşifre edilmesine bağlı olarak sarsılmaya başladı. Aynı durum Hacı Bektaş törenlerine de damgasını vurmakta gecikmedi. Bu sarsıntı görece acemice sayılabilecek bir dikkate bağlıysa da sonuçta aklıselime vurgu yapan bir yönelim yeni bir huzur arayışının başlangıcı olmakta gecikmeyecektir.

    Şimdi gelinen noktada, Alevi ve Sünnilerin, husumet dillerinin ve kışkırtılmaya teşne potansiyelleri dışında olumlu sayılabilecek hiçbir temas noktasına sahip olamamalarının açıkça sorgulamaları gerekiyor. Acaba Alevilerle Sünniler arasındaki kadim ‘fitne’, gerçekte bu toplulukların birbirlerine karşı duydukları/duyabilecekleri vefa, sadakat ve kardeşlik duygularını yok etmeye yönelik bir provokasyon muydu? Bu ve benzeri sorularla şekillenen ancak oldukça yeni sayılabilecek bir uyanıklık hali her iki grubun gerçek inanç ve değerlerini hayatla buluşturma konusunda belki temiz bir sayfanın açılmasına fırsat verebilir. Bunu beklemek bile heyecan vermektedir.

    star


  2. #2
    Yasaklı Üye Cennetâsâ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Mesajlar
    5.827

    Standart

    Fesübhanalllah...

    Tam da bugün alem-i menamda bu haberin mevzusunu gördük..

    Biri çıktı,

    Aleviler ve Sünniler arasında fitne ateşini yakanları keskin nişancılığıyla,

    hangi şeyin arkasında dahi olsa, silahla vurdu..öldürdü..

    Müthiş güzel bir müjdeydi..teşekkürler...

  3. #3
    Vefakar Üye Alâ Nur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    421

    Standart

    ERGENEKON OLAYI PATLAK VERİDĞİNDEN BERİ TAŞLAR YERİNDEN OYNAMAYA BAŞLADI. Herkes anlayacak kimin ne olduğunu.

  4. #4
    Müdakkik Üye elips - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    686

    Standart

    Alıntı Alâ Nur Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    ERGENEKON OLAYI PATLAK VERİDĞİNDEN BERİ TAŞLAR YERİNDEN OYNAMAYA BAŞLADI. Herkes anlayacak kimin ne olduğunu.
    aleviler ve mhp liler artık gerçeği görmeli kendi üzerinde oynana oyunları özellikle.

  5. #5
    Müdakkik Üye elips - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    686

    Standart Sadece Solu Değil... Ergenekon Kürtleri De Böldü

    DTP Genel Başkanı Türk, "Soruşturma Fırat’ın doğusuna geçmezse Kürt sorunu çözülemez" diye net bir tavır sergilerken, Mardin Milletvekili Ayna, "Genelkurmay AKP’ye mıntıka temizliği yaptırıyor" sözleriyle Ergenekon’a karşı cephe alıyor. Ancak, asıl kırılma noktası, PKK’nın ve Abdullah Öcalan’ın da Ergenekon tarafından kullanıldığı iddiası.

    SADECE Demokratik Toplum Partisi’nin değil, bu partinin dışında kalan Kürtlerin de kafasını karıştıran İmralı’dan gelen ve her zaman olduğui gibi birbiriyle çelişen açıklamalardı. Ergenekon iddianamesinde hem kendisinin hem de örgütünün adı sık sık geçen Abdullah Öcalan, önce, "Bu Amerika’nın doğrudan operasyonudur" gibi ilginç bir açıklama yapacak, hemen arkasından da, "Bu Ergenekoncular, otuz yıldır Amerikan karşıtlığı yaptıklarını belirtiyorlar. Aslında otuz yıldır Amerika’ya hizmet ediyorlar" diyecekti. Yörüngesini önemli ölçüde İmralı’ya göre ayarlayan DTP’nin de, Ergenekon süreci boyunca birbirinden farklı tavırlar sergilemesi anlaşılabilir bir şeydi bu nedenle. Anlaşılmayan, Ergenekoncuların Kürtlere yönelik eylemleri birer birer ortaya çıktıkça içine düşülen şaşkınlıktı. Şaşkınlık biraz geçip de bulutlar dağılınca, Güneydoğu’daki pek çok faili meçhul cinayetin gerisinde Ergenekoncular’ın yer aldığına dair iddianame damgasını vuracaktı gündeme.

    Birdal Ergenekon kurbanı

    Bunun üzerine, "Bugüne kadar 170 arkadaşım faili meçhul cinayetlere kurban gitti" diyen DTP Genel Başkanı Ahmet Türk, "Ergenekon soruşturması Fırat’ın doğusuna geçmezse Kürt sorunu çözülemez" noktasına gelecekti. Türk, "Ergenekon davasını Türkiye’nin geleceği ve şeffaflaşması adına çok önemli buluyoruz" dedikten sonra, "Ergenekon’un bütün yönleriyle ortaya çıkarılması durumda Türk ve Kürt halklarının birbirlerini daha iyi anlayacağına inanıyorum. Kürt ve Türk halkını birbirine düşürmek isteyen anlayışın ortaya çıkarılması adına önemlidir" diye sürdürecekti sözlerini.

    Detaylar tavrı değiştirdi

    DTP lideri Türk’ün böyle konuşması son derece doğaldı aslında. Çünkü, partisinin milletvekillerinden Akın Birdal’ı, Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınan Semih Tufan Gülaltay vurmuştu. Bir başka milletvekili Hasip Kaplan ise düzenlenen bombalı saldırıdan tesadüfen kurtulmuştu. Yine Ergenekoncular’ın öldürüldüğü iddiaları bulunan Savaş Buldan’ın eşi Pervin Buldan da DTP milletvekiliydi.

    Bu açıdan bakıldığında, DTP Mardin milletvekili Emine Ayna’nın, İmralı’yla neredeyse birebir örtüşen tavrı dikkat çekiciydi. Ayna’ya göre, AKP Ergenekon operasyonunu ne kadar kendine yontmaya kalkışırsa kalkışsın, "Bu operasyon Genelkurmay’ın bilgisi, izni, onayı ve desteğiyle gerçekleşmişti. Siyasal iktidara burada yaptırılan bir mıntıka temizliği"nde başka bir şey değildi. Ayna’nın, "Bizim durduğumuz nokta gayet açıktır. Ne Ergenekon, ne AKP, ne darbe" sözleri, yaşanan kafa karışıklığının da göstergesiydi aslında. Ne var ki, Ergenekon iddianamesinin ayrıntıları ortaya çıktıkça, gerek Kürt aydınları, gerekse kürt siyasetçileri meselenin hiç de göründüğü gibi olmadığını farkedecek ve hatta Ergenekon davasına müdahil olmak için harekete geçeceklerdi. İşin başında, "Bu bir Amerikan operasyonudur" diyen Abdullah Öcalan ise bu kez Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz ile görüşmenin yollarını arayacaktı.

    ERGENEKON’A KARŞI ÇIKANLAR

    EMİNE AYNA

    Kürtler üzerinden pazarlık yapılıyor

    "AYAK bağı olan unsurları kontrol altına alan güçlerin, asıl enerjisini Kürt sorununu ezme ve demokratik Kürt muhalefetini bastırma yolunda kullanmaya hazırlandığı anlaşılıyor. Ergenekon operasyonunun arkasında Türkiye’nin İran ve Ortadoğu’da daha etkili kullanılır hale getirilmesi rolü de yatıyor. Yakın bir süreçte İran’a olası bir İsrail ya da ABD müdahalesi durumunda Türkiye’ye daha etkin bir rol verilmesi gündeme gelecek. Dolayısıyla burada Kürtler üzerinden yine bir pazarlığın yürütüldüğü, yeni konsept ve ittifak oluşturulmaya çalışıldığı ortaya çıkıyor."

    ABDULLAH ÖCALAN

    Ergenekon ABD’nin doğrudan operasyonu


    "ERGENEKON’da Tolon, Eruygur, onlar tutuklandı, Levent Ersöz Rusya’ya kaçtı. Demek ki durum çok ciddi. Bu Amerika’nın doğrudan operasyonudur. Bunlar Rusya’ya, Çin’e, Hindistan’a dayanıyorlar. Rusya’yla bağlantıları ortaya çıktı değil mi, bu yönleriyle tartışılmalıdır. Buraya gelenlerden biri de tutuklanmış. Ben onlarla defalarca görüşmüştüm. Çok katıydılar. Bunlar radikal bir gruptu. Aslında bana bir şeyler söylemek istiyordu, biraz farklıydılar. 2002’den sonra buraya gelmediler. Bu Ergenekon meselesi, bunların arasında hegemonik bir savaş var; Amerika’nın direk yaptığı bir operasyondur. Avrupa ülkeleri de destekliyor. Ergenekon’un durumu, Madanoğlu’nun 12 Mart’taki durumuna benziyor."

    ERGENEKON’U DESTEKLEYENLER

    AHMETTÜRK

    Kaynağı Kürt sorunu


    "ERGENEKON’un kaynağı Kürt sorunudur. Ergenekon örgütünün geliştiği, beslendiği, büyüdüğü yer Kürt coğrafyasıdır. Onları, bölgede yaptıkları eylemler bir araya getirdi ve daha güçlü bir organizasyon kurmalarını sağladı. Bölgede çok rahat bir ortamda güçlendiler ve sonunda da iktidarı ele geçirmeyi hedeflediler. Kürtlerin yaşadığı alandaki cinayetler, eylemler ortaya çıkarılırsa Ergenekon’da kurtuluş olmaz. Ergenekon bütün kanıtlarıyla ortaya çıkar. Biz iki HADEP’liyi, Mehmet Sincar’ı, Musa Anter’i, Kürt işadamlarını öldürenlerin ortaya çıkarılmasını, faili meçhullerin çözülmesini istiyoruz. 1990’lı yıllarda Muş’ta beş kişi gözaltına alındı. Gözaltına alındıklarını vali ve alay komutanı kabul etti. Bu beş kişi aynı gece gözaltından alınıp, Murat Nehri’nin kenarında infaz edildi. Bunlar ortaya çıkarılmazsa, Ergenekon davası sonuçsuz kalır."

    BEJANMATUR

    Küçük’ün anlamını asıl Kürtlere sorun


    "HALK dediğimiz sıradan insanlar, Ergenekon’da ortaya çıkan iddiaların derin anlamını bazı aydın ve siyasetçilerden daha iyi kavrıyor. Çeyrek yüzyıldır ısrarla dile getirdikleri "buraya bakın" çığlığının gündeme gelmiş olmasının farkındalar. Oyunu belirleyecek olan da AKP’den aldığı bir torba makarna ya da kömür değil, bu derin sezgiden edindiği kanaat olacak! Böyle olmalı ki Kandil’e yönelik operasyonlarla Kürtler arasında sempati kaybeden AKP, Ergenekon soruşturmasındaki kararlı tavrıyla yükselişe geçiyor. Şehri bu düşüncelerle dolaştığınızda gördükleriniz hep bir milada işaret ediyor. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak duygusu hakim. Veli Küçük ismini hiç ama hiç kimse onlar kadar iyi bilemez çünkü. Emin olun firarda olduğu söylenen Tuğgeneral Levent Ersöz ismini de yıllardır biliyor bölge halkı. JİTEM bu ülkenin başka yerlerinde İngiliz istihbaratı kadar uzak bir gerçeklik olabilir. Ama buralarda kábus, karabasan demek, faili meçhul demek JİTEM."

    DTP’nin tavrı önemli

    ENVERSEZGİN


    "TÜRKİYE’de demokratik kazanımların güvencede olduğuna dair bir iyimserlik taşıyamıyoruz. Ergenekon denilen kriminal öyküde olan bitenler bize şunu göstermiştir: Türkiye’de demokrasi süreci derinleştirilmeden, tam demokrasi yolunda kalıcı adımlar atılmadıkça öteki konularda olduğu gibi Kürt meselesinde de elde edilen hiçbir kazanç garanti altında değildir. Buradan çıkaracağımız bir başka ders ise Ergenekon gibi çetelerin Kürt meselesi gibi demokrasi sürecini doğrudan etkileyebilecek sorunlardan her zaman beslenebileceği gerçeğidir. DTP’nin Ergenekon konusunda alacağı tutum önemlidir."


    Hürriyet

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Ey Aleviler ve Sünniler!
    By Beste-i Rana in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 07.07.09, 11:29
  2. Türban, Ermeniler, Kürtler, Aleviler...
    By Meyvenin Zeyli in forum Gündem
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 26.12.08, 00:23
  3. Aleviler Hakkında
    By kizilbas in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 16
    Son Mesaj: 27.08.08, 00:58
  4. Niyetimizi Sorguluyor muyuz?
    By bedirhan in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 13.05.08, 19:49
  5. Aleviler Hakkında
    By MESS in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 11
    Son Mesaj: 20.08.07, 16:34

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0