+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 3 ve 3

Konu: İki İran Var

  1. #1
    Vefakar Üye Manâ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    297

    Standart İki İran Var

    EVET, iki İran var; önce muhafazakâr İran: Ekonomide devletçi, sosyal politikada ‘halkçı’, yönetimde baskıcı, dış politikada çatışmacı...

    Yılda 78 milyar dolarlık ham petrol ihraç eden İran, işlenmiş petrol ürünlerini dışarıdan ithal ediyor ve sadece benzine yılda 44 milyar dolar ödüyor.
    Çünkü rafineri kuramıyor, bunun gerektirdiği teknoloji ve sermayeyi getiremiyor!

    Ve İran ‘halkçılık’ yapıyor: Dünya fiyatlarında ithal ettiği benzini, halka sudan ucuz satıyor! Bu yüzden korkunç benzin israfı var, neticede benzin karneye bağlandı!

    Dört saat elektrik kesintisi uygulanıyor!
    Muhafazakâr İran’da ekonominin yüzde 80’i hâlâ devletin yani siyasi iktidarın ve “Bünyad” denilen ulema vakıflarının elinde; tabiatı gereği kötü yönetiliyor! Ekonomide kaynak israfı fazla, verimlilik düşük.

    Muhafazakâr İran
    Brookings Enstitüsü’nde konferans veren ekonomist Salehi İsfahani’ye göre:
    “İran ekonomisindeki sorunlarda, uluslararası yaptırımların etkisi sanıldığı kadar büyük değildir. Asıl sorun, İran ekonomisinin modernleşmemiş olmasıdır: Özelleştirme çok yavaştır. Teknoloji transferi, dış yatırım, finans sektörü çok yetersizdir. Petrol gelirleri büyük çapta popülist sübvansiyonlara gidiyor, modern ekonomi için gerekli altyapı yatırımlarına bu yüzden yeterli pay ayrılamıyor. İran ekonomisinde ‘Hollanda Hastalığı’ denilen illet var...”


    Yani doğal kaynakları (petrol) bolca kullanan ama mal ve hizmet üretmede yetersiz, bu yüzden iş ve girişim ruhunu geliştirmeyen bir yapı!
    Uzun vadede bu tür yapılar çürümeye mahkûmdur!
    Yine İsfahani’ye göre, reformist Hatemi ve pragmatik Rafsancani zamanında çıkarılmış liberal yabancı sermaye yasaları bekleneni vermedi, çünkü Ahmedinecad’ın çatışmacı dış politikası ve yabancı sermayeye kuşkulu bakışı yüzünden bu yasalar kâğıt üstünde kaldı!


    Örnek: Humeyni Havaalanı’nın işletmeciliğini ve Telekom ihalesini iki Türk şirketi kazandı, vermediler, “Biz yaparız” dediler! Ama iş ve işletme zihniyeti yeterli düzeyde olmadığı için, kötü yönetiyorlar!

    Muhafazakâr Ahmedinecad reform yapmıyor. İçeride din adına baskıları artırıyor, dışarıda gerilim politikaları izliyor. Bol sübvansiyonla ve nükleer İran iddiasının yarattığı milliyetçi coşkuyla da halkın desteğini almaya devam ediyor.
    Ama bu politikalar uzun vadede İran’ın sorunlarını derinleştirecektir.

    Reformist İran
    Öbür İran’a gelince; İsfahani bunu “eğitimli orta sınıfın yükselişi” ile tanımlıyor. Şah döneminde aile hukuku modern, aile kurumu gelenekseldi. Şimdi aile hukuku geleneksel ama aile kurumu gittikçe iyi eğitimli çekirdek aileye dönüşerek modernleşiyor!


    Demokratik özgürlüklerin ve reformların potansiyeli güçleniyor.
    İran halkı reformist Hatemi’ye üst üste yüzde 70 civarında oy vermiş bir halktır. Amerika’nın aptallığı yüzünden Hatemi’nin reformları başarılı olamadı, halk muhafazakârlara yöneldi. Ama uzun vadede İran mutlaka demokrasi, piyasa ekonomisi ve dışa açılma politikalarına yönelecektir. Peki o zaman “velayet-i fakih” gibi teokratik vesayetçi yapılarla çatışma çıkmaz mı?!
    Temennim, geçişlerin barışçı olmasıdır.


    Bu arada bir ‘siyasi nükleer kaza’ çıkmamasıdır!
    Türk-İran ilişkilerinin ve bölgedeki bütün ülkeler arasındaki ilişkilerin gelişmesidir.


    Taha Akyol

  2. #2
    Vefakar Üye mephistoteles - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    314

    Standart

    çok doğru söylemiş, Taha Akyol'u severim zaten..... Allah razı olsun

  3. #3
    Vefakar Üye Alâ Nur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    421

    Standart Türkiye İran’dan 50 yıl ileride!

    İran’da seçimler sonrası olana bitene bakıp, “komşunun özründen iyimserlik dopingi” çıkarıyor da olabilirim. Eleştiriye açığım. Fakat kabul edin, Türkiye; “seçim sandıklarına atılan oyların doğru sayılıp sayılmadığı, çalınıp çalınmadığı” tartışmalarını artık yaşamıyor.

    54 yıl önce yaşamıştı.

    Sandıklar çalınmıştı.

    Veya çalındığı iddia edilmişti.

    1950’den beri yapılan seçimlerde; önceleri ölmeli-öldürmeli vuruşmalar olsa da son yıllar içinde Türkiye, kimsenin burnu kanamadan “sandık özgürlüğü” sağlayarak seçim yapmayı başardı. Ülkemiz, özgür ve hilesiz seçim yapma kriterinde Avrupa ölçüsünü çoktandır yakaladı.

    Komşumuz ise geride!

    Pek çok İranlı, seçim sonrası ülkenin İçişleri Bakanlığı’nda çalışan Muhammed Asgari’nin ülkenin en yüksek otoritesi Ali Hamaney’e gönderdiği iddia edilen mektubun içeriğini yürekleri daralarak tartışıyor.

    Derin sahtekârlık!

    Mektup gerçekse yüksek otorite, seçim sandıklarından çıkan oylarda sahtecilik yapılarak İran halkının şimdiki Cumhurbaşkanı Ahmedinecad seçilmiş gibi gösterilmesini emretmiş.

    Emirlere de uyulmuş.

    İran İslam Cumhuriyeti.

    Omurgası: Yüksek ahlak.

    Seçimde hile yapılmış.

    Yani ahlak çökmüş.

    Omurga perişan.

    Halk sokaklarda.

    İran İslam Devrimi’nin iki özbeöz kendi çocuğu Ahmedinecad ile Mir Hüseyin Musevi boğaz boğaza gelmişler.

    İran kaynıyor.

    Türkiye laik cumhuriyet.

    Omurgası: Yüksek hukuk.

    Omurgasında sancı var.

    Türkiye de kaynıyor.

    Ancak Türkiye, sokaklarda boğazlaşarak değil, demokrasinin daha ileri bir noktasını sahiplenmek üzerine kaynıyor. Anayasa çiğnenerek ordu tarafından yapıldığı iddia edilen andıçlama planının “sızdırma belge”si gerçek de çıksa, sahte de çıksa hemen hiçbir kimse “Ordunun seçilmişlere müdahale etme hakkı olduğunu” söylemiyor, iddia etmiyor.

    Türkiye belgeyi yazanı bulacak, yasalar önünde hesabını soracak . Belge sahte de olsa, gerçek de olsa; bu son “dinci-laik bilek güreşinden” Türkiye demokrasisi kazançlı çıkacak.

    Omurga sağlamlaşacak.

    İşte bu açıdan iyiyiz.

    İran’dan 50 yıl öndeyiz.

    Kimimiz belgenin “sahte çıkmasını” kimimiz “gerçek olmasını” beklesek de sonuçta; herhangi bir oligarşinin değil hukuk devletinin hep öne geçmesini istemekteyiz. Komşumuz İran ise din adamları oligarşisinin çemberine sıkışmış yani “Kirli Yüzlü Aslan ile Yeşil Yüzlü Aslan’ın boğazlaşması” içinde 1979’daki Humeyni devriminden bu yana hiç olmadığı kadar bölünmüş durumda.

    necati doğru

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. İran mı İmtihan mı
    By TURKUAZ in forum Gündem
    Cevaplar: 12
    Son Mesaj: 21.11.16, 01:02
  2. İran Riyali
    By gaziantepcengiz in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 14.01.09, 13:40
  3. İran'dan İslami Barbie
    By güneşsu in forum Gündem
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 25.09.08, 11:07
  4. İran'ın Durumu
    By gaziantepcengiz in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 21.07.08, 16:52
  5. İsrail İran'a Saldıracak (mı?)
    By alanyali in forum Gündem
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 20.06.08, 20:26

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0