+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 12

Konu: Korkunç 28 Şubat Senaryosu

  1. #1
    Pürheves Ebû Dücâne - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    262

    Exclamation Korkunç 28 Şubat Senaryosu

    Gizli tanık KORKUNÇ senaryoyu anlattı



    'İrtica' yaygarasıyla inançlı insanları karalayarak 28 Şubat askeri müdahalesine zemin hazırlamak üzere kurulan kirli tezgah yıllar sonra aydınlandı.

    07/08/2008 - 10:20

    Ergenekon'da ifadesine başvurulan gizli tanık, bir dönemin çirkin senaryolarını tüm açıklığıyla anlattı.

    28 Şubat senaryosu Harbiye Orduevi'nde yazıldı
    Ergenekon soruşturması kapsamında ifadesine başvurulan bir gizli tanık, 28 Şubat döneminde kurulan çirkin tezgahların, Fadime Şahin-Müslüm Gündüz ve Ali-Emire Kalkancı skandallarının perde arkasını gözler önüne serdi. İşte korkunç senaryonun detayları:

    Refah Partisi'nin giderek oylarını artırdığını ve bunun hiçbir şekilde önüne geçilemediğini gören darbeciler, büyük şehirlerde, toplumun nabzını en iyi tutan meslek grubu olan taksicilerle görüşüp tahlil yaptılar. Taksiye binip şoförlere, Refah Partililerin yaptığı iddia edilen yolsuzlukları anlattılar. 'Bunlar Türkiye'yi İran'a çevirecek' dediler. Gördüler ki bu iddiaları, taksiciler ciddiye almıyor. Sonra taksicilere, 'Filanca tarikatın şeyhi, kadınlara kızlara tecavüz etmiş' şeklinde hayali hikayeler anlattılar. Taksiciler buna çok sinirlendi. 'Vay namussuz, şerrefsizzler' dediler.

    Ha demek ki Türk toplumunun en hassas tarafı burası; namus, belden aşağı mevzular. Hemen bu yönde senaryolar hazırlamak için kollar sıvandı.

    ORDUEVİNDE YEMEK

    Senaryoları darbeciler adına Veli Küçük organize ediyordu. 'İhale', Turgut Yağ Sanayi'nin sahibi Turgut Büyükdağ'a verildi. Veli Küçük'le Turgut Büyükdağ, bir akşam Harbiye Orduevi'nde buluşarak baş başa yemek yediler ve 'senaryonun' ayrıntılarını konuştular.

    EKİP KURULUYOR

    Senaryonun finansörü Turgut Büyükdağ, organizatörleri, Strateji Dergisi'nin Genel Yayın Yönetmeni Ümit Oğuztan, Sisi olarak bilinen transseksüel Seyhan Soylu ve Polis Müdürü Ümit Bavbek'ti. Bütün görüşmeler, Büyükdağ'ın sahibi olduğu, Nişantaşı Akkirmanlı Sokak'taki Strateji Dergisi'nin ofisinde yapılıyordu.

    Önce işe iki tarikat şeyhi bulunarak başlandı. Birisi, sıra dışı kıyafetleriyle dikkat çeken Aczmendi Tarikatı'nın Lideri Müslüm Gündüz, diğeri de çevresinde 'cinci hoca' olarak tanınan Ali Kalkancı idi.

    PAVYONDA ÇALIŞIYORDU

    Sıra, tarikat şeyhlerine kadın bulmaya gelmişti. Ümit Oğuztan, Aksaray'da, sonradan Hanedan Restoran olarak değişen pavyonda çalışan Fadime Şahin'i bu iş için ayarladı. Şahin, iddialara göre konsomatrislik yapıyor, Sisi ve Ümit Oğuztan tarafından erkeklere pazarlanıyordu. Ümit Oğuztan ve 'basın danışmanı' Sisi, Fadime Şahin'e büyük paralar vaat ediyorlardı. Fadime Şahin, hemen bir tesettür mağazasına götürüldü ve iki takım tesettür kıyafeti ve renk renk eşarplar alındı.

    Alkolik ve işsiz Kalkancı'yı eğitip hacca gönderdiler

    Askeri müdahaleye zemin hazırlamak ve kamuoyunu yönlendirmek amacıyla amacıyla birbiri ardına ortaya çıkartılan sözde skandallar, 28 Şubatçılar tarafından tek tek planlanmıştı. O günlerde TV ekranlarını uzun süre meşgul eden 'irtica' haberlerinin başlıca konukları arasında yer alan sahte şeyh Ali Kalkancı ise, bu skandal üretiminin tipik bir örneğiydi. Darbe tezgahının figüranlarından birisi olarak kamuoyuna sunulmak üzere hazırlanan Ali Kalkancı, ünlü bir işadamının kızı olan Emire Ersoy ile tanıştırıldı. Evlenmeleri için ortam hazırlandı.

    Ancak ünlü işadamı, işsiz güçsüz ve alkolik biri olarak bilinen Ali Kalkancı'ya kızını vermek istemiyordu. Kalkancı dini konularda eğitime tabi tutuldu, rolü ezberlettirildi. Sonra da hacca gönderildi. Dönüşte, Kalkancı'ya kız istemek için Emire'nin babasının kapısı çalındı. Kızını vermeye yanaşmayan babaya bu kez kendisi hakakında tutulmuş bazı dosyalar gösterildi. Baba, “Sen bize yardımcı olursan biz de sana yardım ederiz, dosyaları yok ederiz. Ayrıca bu bu işin olmasını Peygamber efendimiz de istiyor' denilerek ikna edildi.

    Tezgah sonuç verdi Refahyol düşürüldü

    İİktidarın büyük ortağı olan Refah Partisi'nin giderek oylarını arttırdığını gören ve gidişattan hoşnutsuz olan darbeciler, askeri müdahaleye zemin hazırlayabilmek amacıyla çalışmalara başladı. Büyük şehirlerde yapılan anketlerle halkı hangi konuların etkileyebileceğini tespit eden darbeciler hazırlana senaryo gereği irtica yaygarasına başladı. TV kanallarına servis edilen dosyalar birer ikişer ortaya çıkarılıyordu. Tezgahın son halkası olarak Sincan'da tanklar yürütüldü ve Refahyol hükümeti çekilmek zorunda kaldı.

    PAVYONDAN TARİKAT ŞEYHİNE

    Ismarlama skandal için bir pavyondan ayarlanan Fadime Şahin'in, kısa sürede İslami konulara adapte edilmesi gerekiyordu. İslami kesimin önde gelen bazı isimleriyle tanıştırıldı. Bu sırada, tanıştığı isimlerden biri de Aczmendi Tarikatı'nın Lideri Müslüm Gündüz'dü. Sonra Fatih'te 'staja' tabi tutuldu. Zaten Sultanbeyli'de yaşayan muhafazakar bir aileden geliyordu. Kısa sürede belli konularda bilgi sahibi olması sağlandı.

    Senaryo gereği skandalların patlatılması için toplumun dini duygularının yoğun yaşandığı Ramazan ayı seçilmişti. 29 Aralık 1996 tarihinde, aylardır gazete sayfaları ve televizyon ekranlarında ilginç kıyafet ve bastonlarıyla haberlere konu olan tarikatın lideri ile başka bir tarikatın çevresinde büyük saygı gören liderinin gayri meşru ilişkileri art arda toplumun gözünün önüne seriliyordu. Müslüm Gündüz, bir gazete yazarı olan arkadaşının evinde Fadime Şahin'le basılıyor, ünlü işadamının güzel kızının, bir tarikat şeyhi tarafından nasıl kandırılarak tuzağa düşürüldüğü manşetlere taşınıyordu.

    VE HÜKÜMET DÜŞÜYOR

    Senaryoyu yazanlar, istedikleri sonucu almakta gecikmiyorlar. Bir yandan Sincan'da tanklar yürütülüyor, diğer yandan da Türk basınının etkin gazete ve televizyonları, 'irtica' kampanyaları başlatıyor. Aylardır süren 'Bırakın' baskısı, art arda patlayan skandallar sayesinde sonuç veriyor. Refah Partisi ve Doğru Yol Partisi'nin koalisyonundaki Refah Yol Hükümeti'nin Başbakanı Necmettin Erbakan, 18 Haziran 1997 tarihinde istifa ediyor. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, hükümet kurma görevini, DYP Lideri Tansu Çiller'e değil, ANAP Lideri Mesut Yılmaz'a veriyor.

    Bol andıçlı antidemokratik 28 Şubat süreci

    # 28 Şubat 1997'de MGK, hükümetin uygulamalarını eleştiren ve irtica ile mücadele çağrısı yapan 18 maddelik bildiri yayınladı.

    # Refah Partisi (RP) ve Doğruyol Partisi'nin (DYP) oluşturduğu koalisyon hükümetinin başkanı, Başbakan Necmettin Erbakan 18 Haziran'da istifa etti.

    # Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, iki parti arasındaki protokolü dikkate almadı ve yeni hükümeti kurma görevini DYP lideri Tansu Çiller yerine ANAP lideri Mesut Yılmaz'a verdi.

    # 12 Temmuz'da ANAP, DSP ve MHP koalisyonu kuruldu.

    # MGK bildirisi uyarınca zorunlu temel eğitim 8 yıla çıkarıldı. İmam hatip liseleri de dahil, meslek liselerinin orta bölümleri kapatıldı.

    # 21 Mayıs'ta RP aleyhine kapatma davası açıldı. Anayasa Mahkemesi 18 Ocak 1998'de RP'yi kapadı, Erbakan ve 6 kişiye 5 yıl siyaset yasağı konuldu.

    # Dönemin Genelkurmay 2. Başkanı olan Çevik Bir'in, yasadışı "Batı Çalışma Grubu"nun kurucularından olduğu ortaya çıkarıldı. Grup, vatandaşları fişliyordu.

    # 25 Nisan 1998'de Hürriyet ve Sabah gazetelerinde PKK itirafçısı Şemdin Sakık'ın ifadelerine dayanılarak aralarında gazetecilerin de bulunduğu bir grup tanınmış kişinin "PKK destekçisi" olduğu iddiası yayınlandı. Sakık'ın ifadesinin sahte olduğu, Genelkurmay'ca psikolojik harekat çerçevesinde sızdırıldığı ortaya çıktı.

    # "Post-modern darbe" deyimini ilk kullanan Genelkurmay Genel Sekreteri Erol Özkasnak, Refahyol'u nasıl düşürdüklerini şu sözlerle övünerek anlatıyordu: "Tek bir mermi atılmadı, tek bir burun kanamadı. Tıpkı NATO'nun Varşo Paktı'nı teslim alması gibi."

    YENİŞAFAK
    "Korkaklıkta zillet, utanç; ileri atılmakta, izzet, şeref vardır. İnsan, korkaklık etse bile; kaderinden kaçamaz."

  2. #2
    Ehil Üye alanyali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Alanya
    Mesajlar
    2.491

    Standart

    "biz söylemiştik" demesini sevmem ama ,biz söylemiştik..


    cehennem ağzını açmış, bekliyor; cennet ise ağuş-u nazdaranesini açmış, gözlüyor.

  3. #3
    Ehil Üye slim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    kayıp şehir
    Mesajlar
    1.184

    Standart

    ne fırtınalı günlerdi, Allah bir daha yaşatmasın

    sükût gibi münzevî, çığlık gibi hür

    *

    Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim

    Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim,

    Adam aldırma da git, diyemem aldırırım

    Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım.


  4. #4
    MuM
    MuM isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Guest MuM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Mesajlar
    3.600

    Standart

    çık çık çık....çıt.çıt.çıt.

  5. #5
    Yasaklı Üye gonulyolu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2009
    Mesajlar
    1

    Standart

    CENNET UCUZ DEGİL CEHENNEM LUZUMSUZ DEGİL.... ustad hz. leriinin talebelerine bakıyorsunuz da üstada daha ileri gidip peygamber efendimiz MUHAMMED MUSATAFA s.a.v neden bakmıyorsunuz nasıl yemiş nasıl giymiş nasıl konuşmuş ...aklınız kısa fikriniz kısa ne diyeyim ne dini ne peygamberi nede bediüzzamanı anlamamışsınız anlamaya davet ediyorum....şaeire taalluk eden sünnetler en mühim sünnetlerdir ezan cami çarsaf sarık gibi....akıllı olun

  6. #6
    Müdakkik Üye elips - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    686

    Standart

    Darbecibaşı karadayı ve çevik birde sıra

  7. #7
    Vefakar Üye Alâ Nur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    421

    Standart Pavyondan alındı tesettüre sokuldu!

    Pavyondan alındı tesettüre sokuldu!
    28 Şubat'ın aktörlerinden Fadime Şahin, Aksaray'da bir pavyondan alınıp, cemaat arasında eğitilmiş!..28 Şubat'ın perde arkası aralanıyor. Ergenekon davasının gizli tanıklarından biri, “Skandalların talimatı Veli Küçük'ten geldi. Sisi (Seyhan Soylu) Aksaray'da bir müzikholde çalışan Fadime Şahin'i tesettür kıyafetleri giydirerek, cemaatlerin içine sokup, staj yaptırdı.

    Kalkancı da umreye gönderildi” demişti. Fabrikasında 2 milyon adet captagon hapı bulunan sahte şeyh Ali Kalkancı'nın geçtiğimiz Cuma günü savcılığa verdiği ifadeler, gizli tanığın iddialarını doğruluyor...

    28 Şubat'ın sahte Şeyhi Ali Kalkancı'nın şok itiraflarına Saadet Partisi GİK üyesi ve Anayasa Profesörü Mustafa Kamalak'tan sert tepki geldi. Vakit'e konuşan Kamalak; “Yaptıkları iğrençlikti, insanlık dışıydı, hukuk dışıydı. Şimdi ne kadar haklı olduğumuz ortaya çıkmıştır. O süreçte neler yaşadığımız umarım şimdi daha net bir şekilde anlaşılır” dedi.

    HEPSİ TEZGÂHTI
    Haramidere'deki kimya fabrikasında narkotik polisinin düzenlediği baskında 2 milyon captagon hapı ele geçirilen 28 Şubat'ın ‘sahte şeyhi' Ali Kalkancı polise, Veli Küçük ile ilgili şok itiraflarda bulunmuş ve “Borç batağındaydım. Veli Küçük bana para verdi. Paraların devamı geldi. İyice muhtaç oldum, her istediğini yaptım. Bana para yardımında bulunanlar, Veli Küçük benden Fadime Şahin'i nikahıma almamı istedi. Fakat Fadime Şahin ile aramızda bir şey olmadı. Sadece nikahıma aldım” demişti.

    GİZLİ TANIK ANLATMIŞTI
    Daha önce de Ergenekon Davasının gizli tanığı şu iddialarda bulunmuştu: “Şeyh olarak lanse edilen Ali Kalkancı alkolikti. Skandalların talimatı Veli Küçük'ten geldi. Organizasyonu, Turgut Büyükdağ'ın sahibi olduğu Strateji dergisinin yayın yönetmeni Ümit Oğuztan ile Sisi yaptı. Sisi, Aksaray'da bir müzikholde çalışan Fadime Şahin'i, tesettür kıyafetleri giydirerek Çarşamba'da cemaatlerin içine sokup staj yaptırdı. Kalkancı da umreye gönderildi. Aczmendi şeyhi Müslüm Gündüz'ün etrafına, sahte müritler ayarlandı.”

    İĞRENÇLİKTİ
    Ali Kalkancı'nın şok itiraflarına Saadet Partisi GİK üyesi ve Anayasa Profesörü Mustafa Kamalak'tan sert tepki geldi. Vakit'e konuşan Kamalak; “Yaptıkları iğrençlikti, insanlık dışıydı, hukuk dışıydı. Şimdi ne kadar haklı olduğumuz ortaya çıkmıştır” dedi. Kamalak şöyle devam etti; “Bunu tartışmak bile yersiz. Neyini tartışacağız? Kocaman bir oyundu. Biz bunun sıkıntısını çektik. Hukukun dışına çıkmadık. Bugün işte her şey anlaşılıyor. O süreçte neler yaşadığımız umarım şimdi daha net bir şekilde anlaşılıyordur.”

    -VAKİT


  8. #8
    Dost 34.pencere - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Mesajlar
    43

    Standart

    Evvela saygıdeğer yöneticiler nedenini bilmiyorum ama yeni konu açma yetkim elimden alındığı için konuyu buraya yazmak zorunda kaldım. nedenini belirtirseniz memnun olurum, bu ülkede konuşanı susturmanın sadece chp zihniyeti olduğunu düşünüyorum özelliklede düşünce suçunun en fazla ceremesini çeken nur talebelerine böle birşeyin yakışmadığını belirtmek istiyorum. bu yanlışlığın en kısa zamanda giderileceğini temenni ediyorum. saygılar sunuyorum....

    Açmak istediğim konuyu buraya ekliyorum.

    DEMİRELDEN O KASETİN YORUMU

    Eski Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı ses kaydında "Demirel ne desem yapardı" demişti. Bu Demirel'e soruldu ama verdiği cevap son derece ilginçti


    Vatan Gazetesi'nden Bilal Çetin'in yazısının ilgili bölümü:
    Dün 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ile Türkiye’nin güncel tartışma konuları ve sorunları üzerine uzun bir söyleşi yaptık. Bu olayı, yani Karadayı’ya ait olduğu iddia edilen konuşmaları da sorduk Demirel’e. Karadayı “Demirel ne dersem onu yapardı” demiş...
    Ama Demirel “Karadayı kaseti” ni duyunca sorunun tamamlanmasına bile izin vermeden araya girip yanıtladı: “Sayın Karadayı bana telefon etti, ben öyle şeyler söylemedim dedi. Mesele bitti benim için. Bakın ben bir şey söyleyeyim size; bunlar safsatadır. Aslına bakarsanız doğruluğu ispatlansa ne olacak ki? Varsayalım ki demiş, ne olacak? Kimin ne işine yarayacak? Ne zaman demiş? 10 sene evvel. Bunlar boş...”

  9. #9
    Dost 34.pencere - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Mesajlar
    43

    Standart

    Alıntı 34.pencere Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Evvela saygıdeğer yöneticiler nedenini bilmiyorum ama yeni konu açma yetkim elimden alındığı için konuyu buraya yazmak zorunda kaldım. nedenini belirtirseniz memnun olurum, bu ülkede konuşanı susturmanın sadece chp zihniyeti olduğunu düşünüyorum özelliklede düşünce suçunun en fazla ceremesini çeken nur talebelerine böle birşeyin yakışmadığını belirtmek istiyorum. bu yanlışlığın en kısa zamanda giderileceğini temenni ediyorum. saygılar sunuyorum....

    Açmak istediğim konuyu buraya ekliyorum.

    ..”
    Yazdığım bir kaç yazının silinmesinden dolayı gerekceyi okumadan suizanda bulundum sanırım.. yukarda yazdıklarımdan dolayı yönetici kardeşlerden özür dilerim hakkınızı helal edin. Baki selamlar

  10. #10
    Vefakar Üye Manâ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    297

    Standart Sayın Demirel söyleyin, yoksa tankın üstüne mi çıkardınız?

    Demirel bugünlerde Vatan gazetesine, elinde her zamanki gibi bir anayasa, 28 Şubat’ı anlatıyor.

    Erbakan-Çiller koalisyon hükümetini 1997 yılında deviren 28 Şubat, siyasal tarihimize post-modern darbe olarak geçti.
    Bu darbenin simgesi, Ankara’nın Sincan semtinde tankların bir sabah vakti yaptıkları gösteriydi. O gün siyaset meydanı tank sesleriyle altüst olmuştu.
    Dönemin Cumhurbaşkanı Demirel bugünlerde Vatan gazetesine, elinde her zamanki gibi bir anayasa, 28 Şubat’ı anlatıyor.

    Allah selamet versin, öylesine anlatıyor ki, tam bir Demirel klasiği. Sanki hiç birimiz o günleri yaşamadık.
    Sayın Demirel, gözlerimizin içine baka baka “Bunun nesi darbe?..” diye sorabiliyor.
    Vatan’ın manşeti şöyleydi:

    “Tankların Sincan’da yürüyeceğini bilsem önlerdim.”(*)
    Bilal’le Semra’nın yerinde ben olsam kendisine şaka yollu sorardım:
    “Yoksa Yeltsin gibi tankın üstüne mi çıkardınız Sayın Demirel?”
    Tankın üstüne çıkmayı hiç düşünmedi Demirel.
    Darbelere direnmedi.
    Ne 12 Mart’ta, ne 12 Eylül’de.

    Onun bütün derdi, tekrar seçim kazanıp iktidara gelmekti.
    Bunu başarmadı değil.
    12 Mart’tan sonra da, 12 Eylül’den sonra da seçim sandığından çıkıp yeniden başbakan olabildi.
    Ama değişen bir şey yoktu.
    Çünkü Demirel oyunu her seferinde darbelerin koyduğu kırmızı çizgiler içinde oynadı.
    Bu oyunu demokrasi sandı.
    Oysa değildi.

    Her darbeyle birlikte demokrasi açısından biraz daha kolu kanadı kırılan siyasi rejim ikinci sınıf bir demokrasiye mahkum bırakıldı.
    Kısacası:
    Demirel darbelerle gitti, sonra geldi ama...
    ‘Ama’sı var.
    Kendisini götüren sorunu çözmek için herhangi bir ciddi çaba göstermedi.
    O sorun ‘asker sorunu’ idi.

    Türkiye’de demokrasiye darbeleri yaratan yapı, ‘asker sorunu’nun ürünüydü.
    Aslında, Demirel bu meselenin farkında değildi demek doğru olmaz. Özellikle kendisine siyasetin yasaklandığı 12 Eylül’lü yıllardan biliyorum bu gerçeği.
    Kapalı kapılar arkasında ‘asker sorunu‘ndan hep yakınırdı. Ama iktidara gelince şikayetlerini unutur, askerin ‘kırmızı çizgileri’ne riayet etmeyi oyunun bir parçası olarak beller, oyunun dışına adım atmazdı.

    Bu konuda bugün daha da ileri gittiği söylenebilir. Sayın Demirel, şimdi bakıyorum, 28 Şubat’ı bunca yıl sonra bile doğru dürüst tartışmak, tartıştırmak istemiyor.
    Diyor ki:
    “Bunları yazıp çizmenin bugün ne değeri var? Türk Silahlı Kuvvetleri’ni yıpratmaya çalışmak da Türkiye’nin ihtiyacı olan bir şey değildir. Bunların hiç kimseye faydası olmaz.”(**)
    Öyle mi Sayın Demirel?..
    27 Mayıs’ı konuşmadık!
    12 Mart geldi.
    12 Mart’ı konuşmadık!
    12 Eylül geldi.
    12 Eylül’ü konuşmadık!
    28 Şubat geldi.
    28 Şubat’ı konuşmadık!
    27 Nisan geldi!
    Bunlar yoksa kaderimiz mi?

    Sanmıyorum.
    Darbeleri, askeri müdahaleleri, askerin rejime dönük kırmızı çizgilerini konuşmadık, tartışmadık, yargılamadık da ne oldu Sayın Demirel?
    Demokrasi mi geldi?
    Hukuk devleti mi geldi?
    İstikrar mı geldi?
    Hayır, hiç biri gelmedi.

    Sayın Demirel;
    Siz ve sizin kuşağınız, sizden sonra gelen siyasi nesil, ‘asker sorunu‘nun varlığını gözlerden kaçırarak, buna el atmak için gereken siyasal irade ve cesareti gösteremeyerek Türkiye’nin bazı temel meselelerinin çözümünü geciktirdiniz.
    Bugün de bunun sancıları, acıları çekiliyor.
    Oysa, Yunanistan örnek olabilirdi.
    1967 darbesinden sonra Cunta’dan 1970’li yıllarda hesap soran, darbecileri yargılayıp hapse atan ve ‘asker sorunu’nu çözerek 1980’lerde AB’ye de girip, Yunanistan’da demokrasi ve hukuk devletini sağlam kazığa bağlayan Karamanlis’li, Papandreu’lu, Simitis’li Yunan devlet adamları kuşağı esin kaynağınız olabilirdi.

    Geçelim.
    Sayın Demirel;
    Gazeteci olarak yıllarca sizi yakından izlemeye ve askeri darbe dönemlerinde demokratik haklarınıza destek olmaya çalıştım. Bazı bakımlardan size olan saygım ve sempatim bugün de bakidir. Biliyorum, eskiye giden bir hukukumuz var.
    Ama bunları da söylemeyi gelecek kuşaklara bir borç, bir sorumluluk gereği sayıyorum.
    Keşke siz de oturup kendi kendinizle kamuoyu önünde hesaplaşarak Türk siyasi hayatında bir ilke imza atabilseniz, ne iyi olurdu.


    Hasan Cemal

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 27.01.09, 12:36
  2. Durum Korkunç...
    By Bîçare S.V. in forum Gündem
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 08.01.09, 09:10
  3. Korkunç Kalemtraş
    By Muntesip in forum Resim - Fotoğraf Galeri
    Cevaplar: 11
    Son Mesaj: 20.10.08, 19:47
  4. Türkiye Üzerine Korkunç Oyunlar
    By Alâ Nur in forum Gündem
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 21.08.08, 11:21
  5. Korkunç Tablo
    By caner07 in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 29.04.07, 17:55

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0