+ Konu Cevaplama Paneli
2. Sayfa - Toplam 3 Sayfa var BirinciBirinci 1 2 3 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 11 ile 20 ve 24

Konu: Atatürk'ü Sevdiğini Söylüyorsun Ama Kasandaki Paraların Üzerinde Atatürk Yok

  1. #11
    Vefakar Üye güneşsu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    433

    Standart Yeter artık Sinan Aygün..

    Kılıçlar kınından çekildi”… “Nazlı Ilıcak ayağını denk alsın” Bunu kim diyor? Cumhuriyet yazarı Ümit Zileli diyor..

    “Atatürk'ü sevmekle suçlanıyorum..” Bunu da Sinan Aygün diyor..

    Kılıç kimin, kın nerede, denk alınması istenen ne, bu ayaklar kimin, kim kimin ayağına basıyor?

    Ve bu ne ayaktır?

    “Atatürk'ü sevdiği için suçlanmış”mış..

    Aygün, Atatürk'ü sevdiği için gözaltına alınmışsa Atatürk'ü seven başkaları niye gözaltına alınmıyor?

    Ya da gözaltına alınmayan herkes Atatürk'ü sevmeyen kişilerden mi oluşuyor?

    Cezaevini sevmeyen ama Atatürk'ü seven bir kişi şimdi ne yapacak?!

    Atatürk'ü seviyorsanız cezaevine gideceksiniz; ama cezaevini de sevmiyorsunuz, bu durumda şimdi ne halt edeceksiniz?!

    Bana bu ikilemi yaşatmaya ne hakkınız vardır, “Atatürk'ü Sevdiği İçin Suçlananların Ticaret Odası Başkanı” Sayın Aygün?

    Kısa adı ATO olan ve çok saygın bir statüsü bulunan odanın açılımı Ankara Ticaret Odası mıdır yoksa Atatürk'ü Ticarileştirme Odası mı?

    Atatürk gibi, cumhuriyetin kurucusu sembol bir ismi bu kadar pespaye bir şekilde şahsi ikbalinize payanda yapmaktan sıkılmadınız mı, sıkılmıyor musunuz?

    “Kılıçlar kınından çıkacak”mış..

    Kılıçlar dediğiniz, vicdanlara sapladığınız kalemler mi yoksa başka bir “meta”mı? Ne?

    Siz evet siz, adaleti simgeleyen “tanrıça”nın elindeki o kılıca mı mukabele edeceksiniz?

    Madem o kılıca karşılık kendi kılıçlarınızı kınından çıkaracaksınız; o halde aynı tanrıçanın gözünü kapatan o bez parçasına karşı gardınızı nasıl alacaksınız?

    Bu kez “Bezler bohçamızdan çıkacak” mı diyeceksiniz?

    Siz bohçanızda bez bulamadığınız zaman Türk bayrağını veya “sıkmabaş” dediğiniz bir kızın başörtüsünü bile kesip, kestiğiniz o parçayla gözünüzü perdeleyecek kadar kendinizden geçmiş değil misiniz?

    Soruyorum: Ayaklar nasıl denk alınır? “Marş marş” ritmiyle mi?

    Ayağa takılan “kap”, terlik arası mı olacak yoksa postal mı?

    Çok entelektüel olduğunuz için mi “Akıllı ol..” lafı yerine “Ayağını denk al..” demeyi tercih ediyorsunuz?

    Evet farkındasınızdır; bütün bu yazdıklarımın içinde gözaltına alınanların suçlu ya da masum olduğuna dair tek bir satır yoktur..

    Niye yoktur? Çünkü ortada iddianame bile yoktur..

    Peki iddianame olmadan tahkikat olur mu? Elbette olur..

    Bu arada AK Partili bazı yetkililer diyor ki: “Efendim, bu bağımsız bir yargının kararıdır; yargıya saygı duymak gerekir”

    Bu cümle doğru bir cümle midir? Evet doğru bir cümledir.

    Peki AK Partili bazı yetkililer AK Parti'nin kapatılması davasında ne diyordu?

    Diyordu ki: “Başsavcının kapatma iddianamesi siyasidir; bu bir yargı darbesidir..”

    Bu cümle doğru bir cümle midir? Evet bu cümle de doğru bir cümledir.

    Gelelim gözaltına alınanların “sevenlerine”.. Onlar da Ergenekon soruşturması için diyor ki: “Bu soruşturma siyasidir; dolayısıyla bu bir sivil bir darbedir..”

    Aynı cenah kapatma davası için ne diyordu? Diyordu ki:

    “Bu iddianame bağımsız yargı tarafından hazırlanmıştır; amacı cumhuriyeti korumak ve kollamaktır..”

    Oysa bu “cenah”, her iki yargısında da yanlış düşünmektedir; çünkü kurgu yanlıştır.

    “Ergenekon” meselesi sadece bir “soruşturma”dan ibarettir, orta yerde henüz bir iddianame bile yoktur.

    Oysa kapatma davası açıldığında orta yerde bir “iddianame” vardı.

    İşte çarpıtma bununla başlamaktadır; savcılık, yukarıda da belirttim, soruşturmayı derinleştirmeden iddianame hazırlayabilir mi? Elbette hazırlayamaz..

    Ergenekon soruşturmasındaki dosya “münderecatını” hangimiz gördü? Hiçbirimiz..

    Gözaltına alınanların telefon konuşmaları, fotoğrafları, yazıları vesair belgeler “ya”, evet, “ya” gözaltına alınmayı gerektiren unsurlar içeriyorsa..

    Belki de içermiyordur ama bunu ne zaman tespit edeceğiz? Yargılama bitince hatta belki de iddianame tanzim edilince, değil mi?

    O nedenle, AK Partili bazı yetkililerin aradaki bu farkı yansıtmak yerine, muhaliflerine koz verecek şekilde “Yargı bağımsızdır..” gibi klasik bir jargonla konuşmaması gerekmektedir.

    Söyledikleri doğrudur elbette; doğrudur ama bu, altı delik olan bir testiye su doldururken “Ama koyduğum su çok temiz..” demeye benzer..

    Dolayısıyla, “iddianamesi” mevcut olan AK Parti kapatma davası ile, henüz “göremediğimiz” Ergenekon soruşturması arasında ne esasen ne de usulen bir benzerlik vardır.

    Zaten soruşturma ve kovuşturma yapılmadan iddianame hazırlanamadığını Vural Savaş, Sabih Kanadoğlu ve Özdemir Özok dışında herkes bilir!

    O yüzden mi bilip bilmeden konuşuyorlar, bilmiyorum!

    FİKRİ AKYÜZ

  2. #12
    Vefakar Üye Alâ Nur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    421

    Standart

    sinan paşa başbakanlık hayal ediyormuş

  3. #13
    Gayyur miralay reis bey - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Yaş
    31
    Mesajlar
    51

    Standart

    Bu memlekette Atatürk'ün laikliğin arkasına sığınan bir insan varsa bilin ki o adam ülkenin başına beladır ve/veya bela olmaya potansiyeli vardır...Bir tane istisna gösteremezsiniz

  4. #14
    Vefakar Üye Nil Sultan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    418

    Standart

    Alıntı Alâ Nur Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    sinan paşa başbakanlık hayal ediyormuş
    başbakan olacak ama nasıl, darbe sonrası. şenerde cumhurbaşkanı olacakmış güya, hayaller suya düştü.

  5. #15
    Dost eshap - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Bulunduğu yer
    izmir
    Yaş
    41
    Mesajlar
    23

    Standart

    Tv de açıklama yapıldı.Belli bir miktardan sonra işlemler banka aracılığıyla yapılıyor bu kadar büyük paranın yastık altında ne işi var?Oda başkanı ne demek?Odasını gördünüz.Deri koltuklar özel banyo.Halkım aç.Halkım ekmek zammından isyanda diyen birinin bu konforu ve zenginliği hayret verici

  6. #16
    Gayyur berru - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    56

    Standart

    bizim halkımız ya Atatürkü yada DİNİ kullanır zaten doğru yolda olanında nasıl güçlenmeden durduracaklarını iyi biliyorlar. BU ÜLKE DÜNYADA BENZERİ OLMAYAN EN CAHİL VE SAYGISIZ İNSAN TOPLULUĞUNDAN OLUŞMAKTADIR. islamiyeti bile sorgular hale getirdiler bir çok parçaya bölünüp imansızlara yardım ettiler

  7. #17
    Vefakar Üye Alâ Nur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    421

    Standart

    Alıntı berru Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    bizim halkımız ya Atatürkü yada DİNİ kullanır zaten doğru yolda olanında nasıl güçlenmeden durduracaklarını iyi biliyorlar. BU ÜLKE DÜNYADA BENZERİ OLMAYAN EN CAHİL VE SAYGISIZ İNSAN TOPLULUĞUNDAN OLUŞMAKTADIR. islamiyeti bile sorgular hale getirdiler bir çok parçaya bölünüp imansızlara yardım ettiler
    Fazlada ümitsiz olmayınız. cahiller kadar entellerde mevcut

  8. #18
    Müdakkik Üye elips - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    686

    Standart Ulusalcılık bahane rant şahane

    Sözde “ulusalcılar” ama meşruiyeti dışarıda arıyorlar, AB’den fon alıyorlar, Türk Lirası kullanmıyorlar… Bu isimlerden en fazla dikkat çekeni Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanı Şener Eruygur. Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınan ADD Genel Başkanı emekli Orgeneral Şener Eruygur’un yönetici olduğu Çağdaş Eğitim Vakfı'ndaki (ÇEV) faaliyetleri sırasında üç proje için Avrupa Birliği'nden 700 bin Euro'luk fon aldığı ortaya çıktı.

    ADD Isparta Şube Başkanı Mahmut Özyürek, Eruygur’a, “AB yandaşlığı ile Atatürkçülük bağdaşamaz. Bu, Kemalizme ihanettir” diye tepki gösterdiği için cezalandırıldı. Ulusalcı kanadın önde gelen isimlerinden olan Eruygur, AB fonlarından yararlanılmasını “ülkeyi satmak” olarak değerlendiriyordu.

    HANİ, ULUSAL PARA ULUSAL ONURDU?
    Ulusalcı söylemleriyle bilinen ATO Başkanı Sinan Aygün de, 2001’de “Türk Lirası’na İtibar Kampanyası” başlatmış, kampanya için “Ulusal Para Ulusal Onurdur” sloganını geliştirmişti. Aygün, 70 meslek komitesinde aldığı kararla odaya bağlı işyerlerinde döviz kullanımını da yasakladı. Ne var ki, Aygün’ün Türk Lirası kullanmadığı görüldü. ATO Başkanı’nın Ergenekon soruşturması kapsamında evinde yapılan aramada gizli kasasından 2.5 milyon Euro çıktı.

    TESK’İN AB FONU SEVİNCİ
    Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde Meclis üzerinde baskı kurmak amacıyla Eruygur’un başkanlığındaki ADD ve Türkiye Kamu Sen ile birlikte “Ulusal Birlik Hareketi” adı altında bir platform oluşturan TESK’ten de dün dikkat çeken bir açıklama geldi. TESK’ten yapılan açıklamada, “Esnaf-Sanatkar İşletmelerine İş Sağlığı ve Güvenliği Bilinci Kazandırılması” adlı projelerinin Avrupa Birliği tarafından desteklenmeye değer bulunduğunu bildirildi. TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “AB desteği ile üyelerimizi iş sağlığı ve iş güvenliği konusunda bilgilendirme ve bilinçlendirmeyi amaçlıyoruz” dedi.

    …VE YARSAV
    Ankara Valiliğinin feshedilmesini istediği Yargıçlar ve Savcılar Birliği YARSAV da, Dünya Yargıçlar Birliği çatısı altında meşruiyet kazanmaya çalışıyor. Yaklaşık 2 yıl önce yaptığı resmi üyelik başvurusuna halen cevap alamadığı Dünya Yargıçlar Birliği’ni Ankara’da ağırlamaya hazırlan YARSAV, düzenleyeceği sempozyumla “yargıda örgütlenme özgürlüğünü” gündeme getirecek. YARSAV’ın, Türkiye Barolar Birliği’nin katkılarıyla bu hafta sonu gerçekleştirilecek olan “Kuvvetler Ayrılığı, Yargıda Örgütlenme Özgürlüğü” konulu sempozyumu hukuki statüsüyle ilgili tartışmalarda destek sağlama düşüncesiyle organize ettiği kaydedilirken, sempozyuma Dünya Yargıçlar Birliği ile Avrupa Yargıçlar Birliği yetkililerinin de davet edilmesi bunun göstergesi olarak değerlendiriliyor.

    KONUŞMACILARIN YARISI YABANCI
    Ulusalcı söylemleri ile bilinen YARSAV’ın organize ettiği sempozyumda konuşma yapacak isimlerin önemli bir bölümünün yabancılardan oluşması da dikkatlerden kaçmadı.

    CUMHURİYET’TE YAZAN GERMEÇ DE KONUŞMACI
    Ergenekon soruşturmasını yürüten İstanbul Cumhuriyet Savcılarının talimatıyla düzenlenen son operasyonda Ankara Temsilcisi gözaltına alınan Cumhuriyet gazetesinde kaleme aldığı ilginç yazıları ile bilinen Yargıtay 18. Hukuk Dairesi Başkanı Mahir Ersin Germeç’in de sempozyuma konuşmacı olarak davet edilmesi manidar bulundu. Sempozyumda, CHP’li olduğu bilinen TBB Başkanı Özdemir Özok ile YARSAV Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu’nun yanı sıra Danıştay Başsavcısı Tansel Çölaşan ile Türkiye’nin AİHM’deki eski yargıcı Rıza Türmen de birer konuşma yapacak.

    MEKAN DAVALIK OLDUĞU BAKANLIK’TAN
    Sempozyum YARSAV’ın her uygulamasına eleştiri getirdiği, davalar açtığı Adalet Bakanlığı’na bağlı Hakimevi’nde yapılacak. Hakimevi’nin kiralanmasında Bakanlığın iznine gerek olmadığını belirten YARSAV yetkilileri, “Hakimevi yetkilileri ile görüşüp, yeri iki günlüğüne kiraladık” bilgisini verdi. 5253 sayılı Dernekler Yasası hükümlerine göre 26.6.2006’da kurulan ve tüzel kişiliğe sahip olan YARSAV’da Adalet Bakanlığı’nda görevli yargıçlar üye değil.

    AFİŞLER DE TBB’DEN
    Türkiye Barolar Birliği’nin katkı sağlayacak olması da “etik mi” tartışmalarına neden oldu. “Sempozyuma nasıl bir katkı sağlayacaksınız?” diye sorduğumuz TBB Başkanı Özdemir Özok, “Arkadaşlar ilgileniyor, detaylı bilgiye sahip değilim ama afiş bastıracağız falan. Sonrasında da konuşmaları kitaplaştıracağız” dedi. Özok, yargıçlar ve savcıların örgütü YARSAV ile avukatların örgütü TBB’nin birlikte sempozyum düzenlemesinde bir sakınca görmediğini de belirterek “Kesinlikle, ‘etik değil’ denilemez. Türkiye Barolar Birliği olarak her kurumla ortak çalışmalar yapıyoruz, YARSAV’ın talebi üzerine bu sempozyuma da katkı sağlayacağız” diye konuştu.

    VALİLİK FESHEDİLMESİNİ İSTİYOR
    YARSAV’ın kuruluşu, “Hakimler ve savcılar dernek kurarsa yargıda siyasallaşma başlar” endişesine neden olmuştu. Tepkilere rağmen kurulan YARSAV’ın 501 kurucu üyesi bulunuyor. Ankara Valiliği, geçtiğimiz ay Birliğin feshedilmesi için Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurdu. Valilik, Anayasa hükümleri gereği yargıçların dernek kuramayacaklarına dikkat çekiyor. Ankara Valisi Kemal Önal imzası ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunulan fesih dilekçesinde, YARSAV’ın kurucularının hukuki durumlarının, Dernekler Kanunu’na aykırı olduğu dile getiriliyor. Yargıçların kazanç getirici faaliyetlerde bulunamayacaklarına ve bunun yargıçlık göreviyle de bağdaşmayacağına işaret ediliyor. Valiliğin bu yöndeki ilk girişiminin yürütmesi, Danıştay tarafından durdurulmuştu.

    -Vakit

  9. #19
    Vefakar Üye güneşsu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    433

    Standart

    Sinan Aygün'ün evinde bulunan 2.5 milyon euro haberi karşısında bazıları bir polis memurunun sözde söylediği "Atatürkçüsün ama paralarda Atatürk resmi yok" sözüne takmış.

    Düşünün, evinde 2.5 milyon euro nakit para bulunan kişi Ankara Ticaret Odası Başkanı... Biz ise 2.5 milyon euro polisin evinde bulunmuş gibi polise yükleniyoruz. 2500, 25000 ya da 250.000 eurodan söz etmiyoruz. Tam 2.5 milyon eurodan söz ediyoruz...

    Kocaaa bir oda başkanının, Sinan Aygün'ün bankalarla sorunu mu var? Yoksa faizli bankacılık sistemine mi karşı? Sorgulanması gereken bu değil mi? Yanlış anlamayın yazımın Ergenekon'la mergenekonla falan ilgisi yok...

    Bir oda başkanının evindeki 2.5 milyon euro nakdi her yönüyle sorgulamayıp hâlâ "polis memuru" üzerinden hesaplaşma yapanlara hönkürüyorum. Başımıza ne geldiyse bu hesaplaşma duygusu yüzünden gelmedi mi?
    1067
    haber vakti

  10. #20
    Vefakar Üye güneşsu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    433

    Standart Atatürkçüler “şu kapıdan” içeri alınmasın!

    Ergenekon zanlılarının “Atatürkçülük” maskesi ardına saklanma gayretini “ti”ye alan Emekli Hakim Nusret Çiçek, mahkemelerin kapısına şu ifadenin yazılmasını önerdi: “Bu kapıdan içeriye Atatürkçülerle, laikçiler giremez!..

    ” Nusret Çiçek’in(*) Vakit’teki yazısı şöyle:

    Bakıyoruz manzaralara… Savcı, Cumhuriyet'in savcısı… Yakasına yapıştığı kişiler de Cumhuriyetçi, Atatürkçü, laikçi… O zaman bu adamlar niye bağırıyorlar ki?..
    Atatürkçüleri götürüyorlar!..
    Savcılar Humeyni’nin savcıları olmuş olsaydı, hadi anlardık…
    Ama değil…
    Cumhuriyet savcıları.
    Şu Ergenekon soruşturmasında polisin el attığı kişilerden çıkan nameler enteresan.

    Sinan Aygün’ün deyişiyle; Atatürk’ü sevmekle suçlanıyormuş…
    Adamın parmak izleriyle kullanmakta olduğu özel odasında tabanca, kasasında yüklü paralar…
    Bir ara Derviş Günday da benzer sözleri döktürmemiş miydi?
    Baktı ki, trafik tescil işlemlerinde bazı kalem işler elinden alınırsa imparatorluk sarsılacak, hemen Atatürkçülük ile laikçiliğe sarıldı…
    Çağdaş Atatürkçü, laikçi olduğumdan elimdeki yetkiler alınıyor…
    Yutar mı Türk polisi?!

    Bazı paşalar da tertiplerine el sallamaya gittiklerinde aynı telden çaldılar…
    Arkadaşlarımız Atatürkçü, Cumhuriyetçi paşalar, başka hiçbir günahları yok…
    O zaman mahkemelerin kapısına yazmalı: Bu kapıdan içeriye Atatürkçülerle, laikçiler giremez!..
    Ne kolay; değil mi?..

    Talebelik yıllarında, devrimci/Kemalist birisiyle İhsan Sabri Çağlayan’ın İslâm Ülkeleri Konferansı’na katılmasını laikliğe aykırı olup olmadığını tartışırken, karşıdan bir kalabalık belirdi…
    Bu adam Atatürk’e sövüyor, vurun demesiyle az kalsın linç ediliyordum.
    Bu arbededen beni bir MİT görevlisi kurtardı…
    Bir sefer de, Adalet Bakanlığı eski Müsteşarı Yusuf Kenan… "Erkekçe söyle, Atatürk’e sövdün mü, sövmedin mi?" demez mi.

    Dostum olan Bakan Seyfi Oktay, beni bakanlığa göreve çağırınca, müsteşarın bu tip provokatör sorusu ile karşılaştım…

    Demiştim ki; o ne kelime, ben Lenin’e bile küfretmem. Ama, sevip sevmemek olayı kişinin tercih hakkıdır, ona da kimseler karışamaz…
    Ne talihsizlik biliyor musunuz? Mustafa Kemal, öleli yıllar olmasına rağmen, ülke Kemalist geçinen bezirganlardan yakasını bir türlü kurtaramıyor…
    Kabrini de resmi tarikat tekkesine çevirdiler… Birileri çıksa da Mustafa Kemal’i bu yamyamların elinden kurtarsa, hem Mustafa Kemal’in maneviyatı, hem de ülke huzura kavuşmuş olur.

    Hele de Sayın Baykal, Mustafa Kemal’in koltuklarının kendilerine emanet edildiğini söylediğinde içim bayılıyor.

    Koltukları tam da adamına emanet etmiş! İsmet Paşa sağ olsaydı, bu emanet işine kim bilir kaç sefer kahkaha atardı…
    Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden itibaren izlemeye başlayın…
    Anayasa Mahkemesi’nin göz göre göre 367 maddesini toplantı yeter sayısı kabul etmesi, aynı mahkemenin Anayasa değişikliklerinde 148. maddeye aykırı olarak usûlden değil de, esastan değişikliği ele alarak sürpriz karar vermesi, parti kapatma olayı gibi antidemokratik girişimleri bir kısım medyanın canhıraş savunması boşuna değildi…

    Olayların ulusalcı bir darbeye doğru gittiği kesin…
    Hele de, durduk yerde Kara Kuvvetleri Komutanı Sayın Başbuğ’un Ağlama Duvarı mahreçli resimlerini medyaya birilerinin servis etmesini hayra alamet sayamayız…
    Belki de eski tüfek darbeci emekli askerlerden kimileri, Başbuğ’un Genelkurmay Başkanı olmasını istemiyordu…

    Derken film tam da ortasından koparıldı…
    Şimdi kafalarda sorular var…
    Bu darbe girişimi kimlerin işiydi ki; kimler tarafından son anda engellendi?..
    Kim bilir; belki de ulusalcılarla ABD’ciler karşı karşıyadır…
    Onun için bu rüzgarların yönlerine iyice dikkat etmemiz gerekiyor.
    Bir kanat kimlerin hesabına esiyorsa, diğer kanat da kendi hesabına onu etkisiz hale getiriyor… Sonuçta kurulu düzenin hedef tahtası olduğunu görebiliyoruz…
    Siz kalkın biz oturalım, ülke yararına bir şey yok.
    Kargaşalık…

    Piyasaları bozuyor, paramızın değerini düşürüyor, itibarımız zedeleniyor, halk ile askerin arasına kara kedi sokuluyor…

    Şu an için elzem olan, adil ve de acil bir yargılama. Ama nasıl?
    Bu şartlarda bu tip bir yargılama usûlü ile olacağını pek sanmam.
    Hakimlerimiz yetersiz, altyapı eksik, soruşturma usûlleri ilkel… Hele de kafa yapısı ittihatçılıktan yana ise!..
    Doğrusu iddianame 1 yıl kadar gecikmemeli. Ama oluyor…Bu gecikme olayı Ergenekon soruşturmasını yürüten savcının suçu da olamaz, gidin Yargıtay’ın arşivlerine bakın, göreceksiniz ki; 2 yıla yakın tutukluların dosyaları daha ele alınmamış… Ne işse, onlar için bağıran-çağıran yok.

    Diyeceğim, bu gecikme ülkenin içerisine düştüğü adalet erozyonudur…
    Adalet yürümüyor… Halk yargıya güvenmiyor…
    Bakın CHP Grup Başkanvekili Mustafa Özyürek ne diyor.. İsmet İnönü’nün dediği gibi eşkıyanın ne yapacağı belli olmaz…

    Kim bu eşkıya? Soruşturmaları yürütenler mi, yoksa siyasi iktidar mi?..
    Erdoğan’ın deyişiyle cevap bulalım… Yargıda o kadar gücümüz olsa, partimizi kapattırmaktan kurtarırız…
    Doğru söyledi, garibim… 5 yıldır bir Anayasa'yı değiştiremeyen hükümet, orduevine polisi sokup da arama tarama nasıl yaptırsın? Yaptıramaz…

    Cumhuriyet tarihinde ilk defa polis, orduevinde arama yaptığına göre, gündem ciddi… Sayın Kara Kuvvetleri Komutanı Başbuğ’un altını çizdiği deyişiyle, hem de çok ciddi… Ok yaydan kimin hesabına çıkmışsa çıkmış…
    Yarınlarda kim bilir hangi sahte Kemalistler düşecek yargının ağına…
    Sömürücüler, istismarcılar…

    İşin içerisine yüce dinimizi istismar eden simsarları da katabilirsiniz…
    Neticede bu bir soygun düzenidir, ortalıkta bolca kemik dolaştığı sürece kavgalar, darbeler boynumuzdan eksik olmayacak.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Ezan ve Atatürk!
    By Müellif-e in forum Gündem
    Cevaplar: 22
    Son Mesaj: 23.11.08, 14:37

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0