+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 4 ve 4

Konu: Ekrem Duman'lı Büyük Ayıp Ediyor.

  1. #1
    Vefakar Üye sitem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Mesajlar
    306

    Standart Ekrem Duman'lı Büyük Ayıp Ediyor.



    Dumanlı, Yılmaz'a yaranabilir mi?

    Hürriyet yazarı M.Yakup Yılmaz’ın “Geçen gün dağıtım şirketlerinden gelen satış raporlarına bakarken ilginç bir ayrıntının farkına vardım. Vakit'in 32.166, Zaman'ın 25.154, Yeni Şafak'ın 16.837 adet bayi satışı var.” şeklindeki ifadeleri Ekrem Dumanlı’yı hayli sinirlendirmiş.

    Diyor ki :“Yılların gazetecisi Mehmet Y. Yılmaz: "AKP destekçisi dinci medya". Ayıp! Sen böyle söylersen başkalarının sana söylediğini de hak etmiş olmaz mısın? Meslektaşına saygı duymayan, kendine saygı duymuyor demektir. Benim tanıdığım M.Yakup, bu değil. Vakit de bu arkadaşıma "Pornocu" diye hitap ediyor. Ne kadar ayıp ve ne kadar çirkin. 'Kartel medyası' lafı da hoş değil. Aydın Doğan da bundan haz almıyordur herhalde”

    Dumanlı’nın bu satırları bir hikayeyi hatırlattı bana.

    Hikaye Şöyle: Bir köyde bahar mevsiminde çift sezonu açılmıştır. çiftçi tarlalarını hasata hazırlamaktadır. Can boğazdan gelir kabilinden de yemek menüsüne titizlikle dikkat etmektedir.

    Bu işlere fazla riayet etmeyen yardımcısı,

    1. gün öğle yemegine “pelte” getirir.

    2. gün yine “pelte”

    3. gün yine “pelte”

    O gün sesini çıkarmayan, öfkesini içine gömen çiftçinin canı sıkılamaya başlar, bu duruma içerler.

    4. gün “Eğer bugün de ‘pelte’ gelirse, ben ona yapacağımı bilirim” der ve işine koyulur.

    Ve o gün öğle vakti gelir çatar. Köyden tarlaya yemek getiren yardımcısı sofrayı açar.

    Merakla bakan çiftçi yemekte yine “pelte” olduğunu görünce sabrı taşar. Sinirlenir, ortalığı bir birine katar. Silahını çeker. Her yer toz duman. Adeta yer sarsılır. Yardımcısı boyun büküp aman dilemektedir.

    Bu gürültüden bu sarsıntıdan olsa gerek “puding”e benzeyen “pelte” de titremektedir. Bunu gören çiftçi daha da sinirlenir. Derki “Ulan sana noluyor? Biz buna haddini bildirmeye çalışıyoruz sen orada titriyorsun. Benim derdim bununla sana noluyor?” der ve şarjörü “pelteye” boşaltır.

    Anadolu’da Vakit başta iri kıyım gazetenin genel yayın yönetmeninin usulsüzlüklerini ve Doğan grubunun tüm yalanlarının, provokasyonlarının, yolsuzluklarının üzerine belgelerle gitmiş ve hepsinden galip gelmesini bilmişti.

    En son önder Sav olayında koca Doğan grubunu ters köşeye yatırmıştı.

    Panikleyen Doğan grubu adeta darmadağın olmuştu.

    Daha dün Oktay Ekşi ve Aydın Doğan, Vakit gazetesinin bilgisayarlarını haczettirdi.

    Ortalık toz duman,

    Kıyasıya bir mücadele yaşanıyor,

    Nasıl oluyorsa; Yağmurdan “yaş”, kavgadan “taş” görmeyen Dumanlı da orda titriyor.

    Sana noluyor yahu.

    Kavga Doğan’la Anadolu’da Vakit arasında.

    Bilebildiğim kadarıyla medeni, efendi, konuşulabilir bir meslektaş” dediğin adam daha dün Hocaefendi’ye demediğini bırakmadı.

    “Hoca Efendi, biraz da bunlara ağlasın” diye başlayan yazısında “Geçen gün dinci gazetelerin tiraj sefaleti ile ilgili yazdığım yazı bazı kişileri fazlasıyla rahatsız etmiş. Bana "cemaatten" gelen küfürlü tepkileri, topluca Hoca Efendilerine göndereceğim. Artık bunları o okuyup, kendi cemaatinin durumuna gözyaşı döksün! Bu kadar terbiyesiz ve ağzı bozuk insanı, aynı cemaat çatısı altında nasıl toplayabildiğinin hesabını kendisi versin.”

    Bunlara direk cevap vermek yerine Ekrem bey Vakit üzerinden dolaylı cevap vermeye kalkışıyor.

    Yakup Yılmaz bunu ilk defa yapmıyor ki!

    Kendisi aşk, şarap, kadın yazıları yazarken yayın yönetmeni olduğu dönemde gazetesi şöyle manşetler atıyordu:

    Meğer ne şeytanmış”, “Sinsi Yılan”, “Takiyeci” ve daha burada dilimin varmadığı, terbiyemin müsaade etmediği hezeyanları dışa vurup Hocaefendi üzerinden adeta kandillere katran döktürmüşlerdi.

    Yakup bey Milliyet’ten ayrılıp Turgay Ciner’le Sabah’ta yazmak üzere el sıkıştıktan sonra, sonraları ne oldu bilemiyorum, anlaşamayıp tekrar Doğan’ın kapısını çalmak zorunda kaldı ve patronu O’na iri gazetenin orta sayfasının sağ tarafında yeni görevler tevdi etti.

    Onun orada yeni görevi şahıslar üzerinden “kutsallara saldırmak”

    Vay Hocaefendi şeyhmiş!

    Şeyh uçmaz müritleri uçururmuş!

    Hocaefendi ve cemaati sahtekarmış!

    Hocaefendi kendini İzmir’den bir şirkete sigortalatmış…

    Bir yığın kin, nefret ve garabet!

    Hele o “malum süreç”te “malum grup” Hocaefendi’ye etmedik eza yapmadık cefa bırakmamıştı.

    önemli bir kanaat önderinin “Neydi o günler! Topyekün mağlubiyet hissinin yaşatılmak istendiği o psikolojik harp döneminde Anadolu’da Vakit; savunmasız masum insanlara galibiyet hissini yaşatmıştı” dediği gibi…

    Evet ben bizzat Dumanlı’nın kendi çevresinden de işitmiştim: “Helal olsun Vakit’e! Bizim yapamadığımızı yaptı.” mealinde memnuniyetlerini dile getirmişlerdi.

    Ne oldu birden bire!

    Hem Vakit M. Yakup Yılmaz’a “pornocu” demiyor ki, mahkemelerce tescillenmiş olan patronu sabıkalı Aydın Doğan için diyor.

    “Pornocu” tabiri mahkemelerce tescillenmiş bir vakıa. Bir gerçek. Anadolu’da Vakit gazetesi bunu dile getiriyor.

    Ekrem bey: “'Kartel medyası' lafı da hoş değil. Aydın Doğan da bundan haz almıyordur herhalde” diyor.

    Aydın Bey’in neyden haz aldığını sizde çok iyi biliyorsunuz ben de çok iyi biliyorum.

    Hem bize ne Aydın Bey’in neyden haz alıp almadığı.

    O neyden haz alıp almayacağını çok iyi bilir.

    Yakup Yılmaz’ın kendisi de itiraf ediyor “kartel” olduklarını.

    Daha geçen gün demedi mi?

    “üç kardeşin toplam satışını toplasan bizim grubun yanına bile gelemiyor” diye…

    Bu ne demek?

    Yakup Bey bile o üç gazeteye “kardeş gazete” diyor.

    Keşke bugün Vakit için “Ne kadar ayıp ve ne kadar çirkin” ifadelerini, milletin başörtülü olarak tercih ettiği ve oy verdiği Nesrin Hanım, başını açarak yemin etmek zorunda kaldığı ve daha sonra “İçimden gizli gizli ağladım. O gün kendimi çıplak hissettim” dediği gün ve Merve Kavakçı’ya da TBMM çatısı altında “Bu kadına haddini bildirin”, koro halinde “dışarı, dışarı, dışarı” diye höykürüldüğünde yazabilseydiniz.

    Ne diyelim, Allah ‘arkadaşım’ dediğiniz M. Yakup Yılmaz ile muhabbetinizi arttırsın. Keşke, ‘medeni insan’ Yılmaz’a gösterdiğiniz hoşgörünün binde birini Hocaefendi’yi savunanlara da gösterseydiniz.

    turgay yener

  2. #2
    Vefakar Üye sitem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Mesajlar
    306

    Standart

    Serdar Arseven - Vakit

    sarseven@hotmail.com

    2008-07-11




    Ekrem Dumanlı ile Aksiyon’un büyük ayıpları!..




    Arkadaşlar dediler ki;
    -Boş verin yazmayın!..
    Sordum:
    “Niçin?..”
    “Şey olur!..”
    “Ne olur?”
    “Şey olur!..”

    ***


    Hayır, hiçbir şey olmaz!..
    “Ayıp” benim değil… “Onlar”ın…

    “En biçimsiz adamları hoşgörü dalgasına omuzlarında taşırken… Cemaati dışındaki ehl-i kıbleye karşı, en patavatsız, en tahkir edici tavır ve tutumları takınmaktan uzak durmayan bu arkadaşların ayıbı!..”


    ***


    Bu arkadaşlardan biri…

    Zaman’ın genel yayın yönetmeni Ekrem Dumanlı;
    eli her değdiğinde Fethullah Gülen Hocaefendi’ye sövmeyi görev bellemiş M. Yakup Yılmaz denilen “kartel” yazarının “dinci medya” tabirini kullanmasına bozulmuş!..

    Esasında, M. Yakup Yılmaz’ın, “ ‘Dinci gazetelerden’ Vakit’in gerçek bayi satışının Zaman’dan çok daha fazla olduğunu” yazmasına bozulmuş da…
    öyle demek işine gelmiyor…

    Meseleyi; “Dinci medya” alınganlığına çekerek, “inceden” sitem gönderiyor!..
    Bunu yaparken de; “Fazla yüklendim galiba” zihni arka planıyla; Vakit’e saldırıyor!..

    Şu yazdıklarına bakın:

    Yılların gazetecisi Mehmet Y. Yılmaz: ‘AKP destekçisi dinci medya’. Ayıp! Sen böyle söylersen başkalarının sana söylediğini de hak etmiş olmaz mısın? Meslektaşına saygı duymayan, kendine saygı duymuyor demektir. Benim tanıdığım M. Yakup, bu değil. Vakit de bu arkadaşıma ‘Pornocu’ diye hitap ediyor. Ne kadar ayıp ve ne kadar çirkin. ‘Kartel medyası’ lafı da hoş değil. Aydın Doğan da bundan haz almıyordur herhalde.”

    Evet… Pis bir yazı…
    Onun tanıdığı “M. Yakup Yılmaz bu değil”miş!..

    Vakit’in bunlara “pornocu” diyerek hitap etmesi ne kadar “ayıp” ne kadar “çirkinse”, onun tanıdığı “seviyeli” M. Yakup Yılmaz’ın da kendilerini yani Zaman gazetesini “dinci medya”dan sayması o kadar çirkinmiş…

    Ya da “hoş” değilmiş!..
    Şu “ruh haline” bak sen!..

    M. Yakup Yılmaz’a inceden sitem ederken; “Vakit’e saldırmak suretiyle” gönül almaya çalışıyor!..

    Vakit; “pornocu” demekle ayıp etmiş!..

    Peki; “Ergenekon terör örgütü sanıklarından” niçin “Ergenekoncu” diyerek bahsediyor, bu arkadaşlar!..
    Ha “Pornocu”, ha “Ergenekoncu!..”

    Meslektaşlarımız arasında “Pornocu” da var maalesef, “Ergenekoncu” da!..

    Ortada “pornocu”luktan mahkûmiyet varsa, Vakit bu durumu “es” geçemez efendim…

    Hem sonra; Vakit’in yayın politikasından Ekrem Dumanlı’ya ne?!..
    Bizim gazete; Fethullah Gülen Hocaefendi’ye ve diğer Müslümanlara hakaretler yağdıran adamların “saygı değer olmadıklarını” haykırır…

    Ekrem Dumanlı gibiler ise, Gülen Hocaefendi’nin “KIRIK TESTİ”sinde “istismarından” korktuğunu ifade ettiği “Hoşgörü” kavramını iyice laçkalaştırmak suretiyle… Yakup Yılmaz’a ve diğerlerine iltifatlar yağdırır!..

    Her neyse… Herkesin yayın politikası kendine!..

    Mehmet Y. Yılmaz’a sitem ederken, tepkiyi engellemek için Vakit’e saldırmak, ayıp değil mi?!..

    Fethullah Gülen düşmanlarına “pas” uzatmak için onların “Vakit” antipatilerine hitap etmeye çalışmak… Ayıp değil mi?..

    Evet; Ekrem Dumanlı’nın bu münasebetsizliği yapışının üzerinden birkaç hafta geçti…

    Bu süreçte, bazı arkadaşlarımız hak edilen cevabı verdi…
    Ben; “Hadi” dedim… Belki “özür” diler…

    Bunu; köşesinden yapmaya cesaret edemese bile arar ve “Yanlış anlaşıldım, maksadımı aşan bir yazı yazdım” filan der!.. Yok, yapmadı…
    Ne gezer!..

    İstisnalar müstesna, bu “gruptaki” arkadaşların bazı tavırları biraz kızdırıyor, bolca da “güldürüyor” adamı…

    Bakın; biri daha…

    Bu arkadaşların neşrettiği Aksiyon Dergisi’nin kapak konusu “Ankara Gazeteciliği” olarak tespit edilmiş…

    Aralarında; Fethullah Gülen Hocaefendi’ye dümdüz giden,
    Onu “terörist” ilan eden gazetelerin temsilcilerinin de bulunduğu meslektaşlarımızla “Ankara gazeteciliğini” konuşmuş arkadaşlar!..

    Ankara gazeteciliğinin zor ve kolay yanları, siyasilerle ilişkiler vesaire…

    Bunları konuşmuşlar; Vakit’in Ankara Temsilcisi’ni devre dışında bırakarak!..

    Ayıp değil mi?.. çok ayıp!..

    Hele hele; haberi hazırlayan arkadaşların “Sonradan fark ettik. Gerçekten de Vakit gibi bağımsız bağlantısız ve farklı bir gazeteyi devre dışında bırakmamızın büyük bir eksiklik olduğunu sonradan fark ettik” filan demeleri büsbütün ayıp!..

    -Bunca yıldır Ankara’da faaliyet gösterdiği halde, bir tek haberi yalanlanmamış;

    -Politikacılara, bürokratlara “aleyhlerinde de yazabilmeyi engellemeyecek” kadar yakın olmuş;

    -İkide bir hedef gösterilmiş;

    -Bin türlü komployla karşılaşmış;

    -Bürosu basılmış;

    -Bilgisayarlarına el konulmuş;

    Bir Ankara Temsilcisi…

    Fethullah Gülen’i “F-Tipi Dinleme” iftirasından “kurtarmış” ve bu iftirayı atan herifleri, Allah’ın izniyle döndürüp döndürüp mabat üstü oturtmuş bir meslektaş…

    Aksiyon tarafından görmezden geliniyor!..

    Ve arkadaşlarımız da alay eder gibi; “Sonradan fark ettik, Vakit gibi bir gazeteyi devre dışında bırakmamız büyük bir eksiklik oldu” diyor!.. Ayıp!..

    Ekrem Dumanlı’nın tavrı öyle!..

    Aksiyon’unki böyle!..

    “Hoşgörülü” kardeşlerimiz!..
    “Diyalogcu” kardeşlerimiz!..

    Hadi oradan… Hadi be!..




  3. #3
    Pürheves köylu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Mesajlar
    242

    Standart

    Ehl-i Sünnet ve l-Cemaat, Sahabeler zamanındaki fitnelerden bahis açmayı menetmişler. Çünkü Vakıa-i Cemelde Aşere-i Mübeşşereden Zübeyir ve Talha ve Aişe-i Sıddika (r.a.) bulunmasıyla Ehl-i Sünnet Velcemaat, o harbi, içtihad neticesi deyip, "Hazret-i Ali (r.a.) haklı, öteki taraf haksız; fakat içtihad neticesi olduğu cihetle affedilir."
    Hem Vehhabilik damarı, hem müfrit Rafızilerin mezhepleri İslamiyete zarar vermesin diye, Sıffin Harbindeki bağilerden de bahis açmayı zararlı görüyorlar.
    Haccac-ı Zalim, Yezid ve Velid gibi heriflere ilm-i kelamın büyük allamesi olan Sadeddin-i Taftazani, "Yezide lanet caizdir" demiş; fakat "Lanet vaciptir" dememiş. "Hayırdır ve sevabı vardır" dememiş. Çünkü, hem Kur'ân ı, hem Peygamberi, hem bütün Sahabelerin kudsi sohbetlerini inkar eden hadsizdir. Şimdi onlardan meydanda gezenler çoktur. Şer an bir adam, hiç mel unları hatıra getirmeyip lanet etmese, hiçbir zararı yok. Çünkü, zem ve lanet ise, medih ve muhabbet gibi değil; onlar amel-i salihte dahil olamaz. Eğer zararı varsa daha fena...
    İşte şimdi gizli münafıklar, Vehhabilik damarıyla en ziyade İslamiyeti ve hakikat-i Kur'âniyeyi muhafazaya memur ve mükellef olan bir kısım hocaları elde edip, ehl-i hakikati Alevilikle itham etmekle birbiri aleyhinde istimal ederek dehşetli bir darbeyi İslamiyete vurmaya çalışanlar meydanda geziyorlar. Sen de bir parçasını mektubunda yazıyorsun. Hatta sen de biliyorsun; benim ve Risale-i Nur'un aleyhinde istimal edilen en tesirli vasıtayı hocalardan bulmuşlar.
    Şimdi Haremeyn-i Şerifeyne hükmeden Vehhabiler ve meşhur, dehşetli dahilerden İbnü t-Teymiye ve İbnü l-Kayyim-i Cevzi nin pek acip ve cazibedar eserleri İstanbul da çoktan beri hocaların eline geçmesiyle, hususan evliyalar aleyhinde ve bir derece bid alara müsaadekar meşreplerini kendilerine perde yapmak isteyen, bid alara bulaşmış bir kısım hocalar, sizin, muhabbet-i Al-i Beytten gelen ve şimdi izharı lazım olmayan içtihadınızı vesile ederek hem sana, hem Nur şakirtlerine darbe vurabilirler. Madem zemmetmemek ve tekfir etmemekte bir emr-i şer i yok, fakat zemde ve tekfirde hükm-ü şer i var. Zem ve tekfir, eğer haksız olsa, büyük zararı var; eğer haklı ise, hiç hayır ve sevap yok. Çünkü tekfire ve zemme müstehak hadsizdir.
    Herşeyden evvel vaktin borcunu ifa idelim!
    Yazdıklarınızın okunmasında ve dikkate alınmasında büyük bir vebal var!!
    [url]

  4. #4
    Yasaklı Üye celine - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2008
    Mesajlar
    390

    Standart

    Haccac-ı Zalim, Yezid ve Velid gibi heriflere ilm-i kelamın büyük allamesi olan Sadeddin-i Taftazani, "Yezide lanet caizdir" demiş; fakat "Lanet vaciptir" dememiş. "Hayırdır ve sevabı vardır" dememiş.

    Çok büyük düsturlar..maşallah..

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Duman...
    By m_safiturk in forum Edebiyat
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 31.10.09, 11:31
  2. Çok Ayıp Ali Kırca!
    By zahid in forum Gündem
    Cevaplar: 12
    Son Mesaj: 18.01.08, 17:22
  3. Bu Ayıp Laf, Edilecek Laf mıdır?
    By PirMuhammed in forum Gündem
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 20.09.07, 20:09

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0