10 Haziran tarihinde yazdığımız "Milletin parasını yurtdışına çıkarmak ne zamandır vatanseverlik oldu!" başlıklı yazımıza çok sayıda destek mesajı geldi.

Özellikle OYAK sisteminin ana mağduru konumundaki astsubaylardan çok sayıda teşekkür telefonu aldık.

Aslında son derece samimi duygularla sorduğumuz sorulara cevap alamayacağımızı düşünmüyorduk. Lakin yazı yayınlandıktan kısa bir süre sonra OYAK Genel Müdürü Coşkun Ulusoy'dan ilginç açıklamalar geldi. Ulusoy, adeta yazımıza cevap vermiş ve demiş ki, "Ben ulusalcı değil, vatanseverim."

Ulusoy, AKP'ye muhalefetin simgesi haline gelen "ulusalcılık" kavramıyla arasına mesafe koymaya özen göstermiş ve eklemiş: "Kendimi hiçbir zaman ulusalcı olarak ifade etmedim, vatansever olarak tanımladım."

Oyakbank ve sigorta şirketinden elde edilen 3,2 milyar doların nasıl harcanacağı sayın genel müdürün vatanseverliğinin en büyük ölçütü olacaktır.

Şöyle ki: OYAK Grubu'nun yurtdışına açılma stratejisi sadece bizim ülkemizde değil, yurtdışında da dikkatle izleniyor.

İngiltere de yayınlanan Times'a göre elinde yaklaşık 3 milyar dolarlık nakit bulunan Oyak, sadece portföyünü genişletmek için değil, altyapı şirketlerinden büyük hisseler almak amacıyla Avrupa'ya açılmak istiyor. Gazeteye göre Ulusoy, bu amaçla 2 milyar doları harcamayı planlanıyor ancak bu rakam daha da yukarıya çıkabilir.

Sahip olduğu geniş imtiyazlarla ülke sınırları içinde rahatça at koşturan OYAK'ın yurtdışına açılma ısrarı beni ciddi düşündürüyor. Bunun altında yatan nedenleri düşünürken, nedendir bilmem birden aklıma "Ergenekon Belgeleri" geldi.

Akşam gazetesi muhabiri iken, Jİ- TEM'e çalıştığı MİT tarafından tespit edilen Tuncay Güney'in evinden çıkan Ergenekon belgelerine göre, örgütün ana hedeflerinden birisi de bir holdinge sahip olmaktı.

Belgelere göre, "Mevcut rejim karşıtı yapılanmaların oluşturduğu ekonomik güçlerin faaliyet gösterdikleri alanlarda rekabete yönelerek, ülke ekonomisinin rejim karşıtı güçlerin denetim ve kontrolüne geçirilmesi çabalarına engel olacak" olan bu holdingin bir diğer hedefi de yurtiçinde ve yurtdışında yatırımlar yaparak gelirlerini arttırmaktı. Holdingin bazı uygulamaları (Mesela Erdemir'i satın aldıktan sonra BÇG raporlarına dayanarak bazı çalışanları işten atması gibi) Ergenekon'un hedefleriyle örtüşse de ben böyle bir bağlantının olmadığını düşünmek istiyorum.

Tayland, Nikaragua, Honduras, El Salvador, Endonezya ve Pakistan'daki muadillerine göre çok daha başarılı bir şekilde yönetilen OYAK'ın yurtdışında bu kadar rahat edemeyeceği ortada.

Bu durumda ben yine sormadan edemiyorum, OYAK yurtdışında ne yapmak istiyor?
526nuh gönültaş