+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 6 ve 6

Konu: Kemalizm Yeniden Yorumlanmalı

  1. #1
    Müdakkik Üye elips - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    686

    Standart Kemalizm Yeniden Yorumlanmalı

    Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türkiye'nin AKP'ye yönelik kapatma davası başvurusunun yapıldığı gün "siyasi çalkantıya girdiğini" söyledi.

    CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın buna cevabı, "Biri de pekala çıkıp 'Türkiye'nin karışmaya başlaması senin cumhurbaşkanı seçilmenle olmuştur' diyebilir..." oldu. Sayın Baykal ile hemen her konuda zıt görüşlere sahip olmakla beraber, bu cevabına hak veriyorum. Cumhurbaşkanlığı seçiminin gündeme gelmesinden tam bir yıl önce şöyle yazmıştım:

    "Askerin siyasi özerkliğinin yani demokratik yoldan seçilmiş hükümetlerin üzerinde ve ötesinde yetkilere sahip olmalarını sağlayan kurumlardan biri MGK ise öteki de (1982 Anayasası'nın 104. maddesi ile) 'yetkili fakat kimseye hesap vermek durumunda olmayan' cumhurbaşkanıdır...

    Bu açıdan bakıldığında son ayların Danıştay'a yapılan menhus saldırıyla tırmanan gerginliklerinin temel nedeni Mayıs 2007'de yapılacak cumhurbaşkanı seçimi olduğu söylenebilir... Başbakan Tayyip Erdoğan da cumhurbaşkanı olmak isteyebileceği izlenimini uyandırarak, mevcut gerginlikleri tırmandırıyor olabilir. Gelişmeler, asker ve sivil bürokrasinin Çankaya'da kendi 'ceberrut' laiklik anlayışını benimsemeyen bir kimseyi görmek istemediğini, bunu ne pahasına olursa olsun önleyeceğini düşündürüyor..." (Zaman, 20 Mayıs)

    Geçen yıl, cumhurbaşkanlığı seçimi gündeme geldiğinde, reformların selameti açısından Erdoğan'ın başbakan, Gül'ün de dışişleri bakanı olarak göreve devam etmeleri gerektiğini yazdım. Gerek ceberrut laiklik anlayışını paylaşan asker-sivil bürokrasi ile bir kriz yaşanmaması, gerekse parlamenter sistem gereği sembolik olması gereken makama uygun düşeceği için, "düşük profilli" bir AKP'linin seçilmesinin doğru olacağını savundum.

    Ne var ki, AKP'nin 22 Temmuz'da kazandığı seçim zaferinden ve TBMM'nin Gül'ü cumhurbaşkanı seçmesinden sonra, elbette ki, demokrasiye saygısı olan herkesin bu seçime kayıtsız şartsız saygı göstermesi gerekiyordu. Sayın Baykal, içinde bulunduğumuz krizin kökeni konusunda haklı olabilir, ama gerek demokratik iradeye saygısızlığı gerekse ceberrut laikliğe verdiği destek ile kökten ve tamamen yanılıyor. Türkiye'ye demokrasiyi getiren, hele sosyal demokratlık iddiasında olan bir partiye düşen görev, iktidarlar yanlış yapsa da demokratik süreci savunmak değil midir? Baykal yönetiminde CHP'nin, bırakın sosyal demokrasiyi, ne demokrasiyle ne de laiklikle ilgisi var.

    Artık şunun anlaşılması gerekiyor: Yaklaşık yüz yıl önce, otoriter bir tek-parti iktidarı altında, o günün modernlik anlayışına uygun olarak geliştirilen, ceberrut laiklik anlayışı, 21. yüzyılın başındaki, sosyo-ekonomik bakımdan çok daha gelişmiş, çok farklılaşmış, arkasında (askerî müdahalelerle sık sık kesintiye uğramış, eksik ve kusurlu da olsa) 60 yıla yaklaşan bir demokrasi tecrübesine sahip, AB'ye katılım müzakereleri yürüten Türkiye'nin ihtiyaçlarına kesinlikle ters düşüyor.

    Dinsel inançları vicdanlara hapsetmeye yönelik ceberrut laiklik anlayışı, bugünün Türkiye'sinde bırakın demokrasi içinde, askerî bir diktatörlük altında dahi sürdürülemez. Dinî inançlar modernleşmeyle birlikte ortadan kalkmıyor, modernlikle bağdaşarak yaşamayı sürdürüyor. Onun için ceberrut laikliğin liberalleşmesi; Sünnilerin, Alevilerin, gayrimüslimlerin, hiçbir dine inanmayanların, herkesin inanç özgürlüğü üzerindeki kısıtlamaların kaldırılması artık Türkiye'nin gündemindedir. Bunu göremeyen, ceberrut laiklik anlayışında ısrar edenler, toplumu kutuplaşmaya götürerek Türkiye'ye çok, ama çok büyük zarar veriyor.

    Türkiye'deki İslamcı akım, İslamcılığı geride bırakmayı ve gerek demokrasiyle gerekse laiklikle bağdaşmayı başardı. Türkiye'de demokrasinin yerleşebilmesi için kökten laiklerin de Kemalizm'i Atatürk'ün çağdaş uygarlığı hedef gösteren mirasına ve çağdaş Türkiye'nin ihtiyaçlarına göre yeniden yorumlamaları, böylelikle demokrasiyle uzlaşıp halkla aralarındaki duvarları yıkmaları şart.

    şahin alpay

  2. #2
    Yasaklı Üye recbisen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar
    327

    Standart

    Bence boşa zaman kaybı olur.Hani altın semer meselesi var ya

  3. #3
    Müdakkik Üye elips - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    686

    Standart

    Kemalizm chp nin ideolojisi, dokunan yanar.

  4. #4
    Ehil Üye Bilal-i Sivasi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Bulunduğu yer
    İzmir
    Mesajlar
    1.298

    Standart

    Zaten yeniden yorumlamaya mecbur kalacaklar. Postmodernizm önüne gelen herşeyi yıkıyor. Kaldı ki kemalizm bir izm bile değilken dayanması imkansız. Kemalizm diye bağıranların M. Kemal umurunda mı sanıyorsunuz. Onların tek umursadığı Pastadan ne kadar pay alacağız.
    Ey muhataplarım!
    Ben çok bağırıyorum. Zîra, asr-ı salis-i aşrın, yani on üçüncü asrın minaresinin başında durmuşum,

    sûreten medenî ve
    dinde lakayd ve
    fikren mazinin en derin derelerinde olanları
    camie davet ediyorum.


  5. #5
    Vefakar Üye güneşsu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    433

    Standart

    Avrupa Birliği Kemalizme karşı, kanunlarla dayatmalarda bulunanlar, bu ideoloji doğrultusunda yaptıkları zalimliği eninde sonunda bırakmak zorunda kalacaklar.

  6. #6
    Vefakar Üye güneşsu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    433

    Standart Kemalistlere pkk’lı pkk’lılara kemalist diyorlar

    60’lı ve 70’li yılların “tam bağımsızlıkçı” Kemalist mücadelesini büyük ölçüde unutan ve Kemalizm’i 80’li yılların darbeci ve faşist zihniyetiyle tanıyan yeni sol kuşak ve Türkiye Kürtleri’nin bir kısmı, Kemalist düzene açıktan açığa saldırılar başladığında, bunu demokratikleşmeye hizmet edebilecek bir adım olarak değerlendirme yanılgısına düştüler.

    Solcu bildiklerimizin, “sol liberallerin”, İslamcılar’ın, tarikatçıların, Kürtler’in (özellikle Barzani’ye bel bağlayan) bir kısmının, liberallerin, AKP’nin post-Kemalizm paydasında buluşmalarına tanık olduk. Öte yandan, BOP’un gerektirdiği post-Kemalizm’in demokratikleşmeyle de, ilericilikle de, ulusal çıkarlarla da bir ilgisi olmadığını gören ve “tam bağımsızlık” sloganını anımsayan yeni bir cephe oluştu.

    Yeni oluşan bu ittifakların gizemini bu açıdan çözmek mümkün görünüyor. Ancak Ergenekon davasıyla gündeme gelen öyle bir ittifak var ki, diğerlerinden çok daha şaşırtıcı ve akıl karıştırıcı nitelikte: PKK-Kemalizm ilişkisi…

    Böyle bir ilişki gerçekten mümkün mü?

    Kemalizm deyince, akla tek bir çizgi, tek bir program gelmiyor. 1930’lu yılların Kemalizmi, Deniz Gezmişler’in Doğan Avcıoğlular’ın Kemalizm’i ile Evren’in Kemalizmi’ni aynı kefeye koymanın imkanı yok. Ancak, şunu söylemek mümkün görünüyor:

    Sosyalizmle Kemalizm’i birlikte sahiplenen isimleri bir yana koyarsak, “Kürt sorunu” her zaman Kemalizm’in yumuşak karnı oldu. Kemalizm’in en ileri temsilcileri bile, PKK’nın kaynağında Kürt halkına uygulanan baskıyı ve Güneydoğu’nun kalkınmamış bırakılmasını görseler dahi, bu konuda radikal reformların sözcüsü olamadılar, olmadılar. Yalçın Küçük’ün deyişiyle, “Yurtta sulh, türkifikasyon olarak anlaşıldı”.

    Şimdi Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ile PKK arasında bağlantı kurmaya çalışıyorlar…

    Gerçekçi bulan var mı, bilmiyorum, ama bu iddiaların sahiplerinin, her türlü inandırıcılıklarını kaybetmeyi ve gülünç duruma düşmeyi göze alarak Kemalistler ile PKK arasında bağ kurmada neden ısrar ettikleri önemli bir soru gibi geliyor…

    Bu iddiaların ve kampanyaların ardında yatan, PKK ile Kemalistler arasında böyle bir bağ kurulmuş olması değil de, Kemalistler’le Türkiye Kürtleri’nin BOP ve Barzani karşıtı, anti-emperyalist bir ittifakta buluşmaları ihtimalinden duyulan korku olamaz mı?

    DTP içinde hem Kürtler’e, hem de Türkler’e benzer bir çağrıda bulunanlar oldu. DTP milletvekili Aysel Tuğluk, Radikal2’de yayınlanan yazısında bakın neler diyordu:

    “AB üyelik süreci, ABD'nin Irak işgali, Türkiye'deki ve Irak'taki Kürt sorununun emperyalist müdahalelerle geldiği son aşama ve AKP iktidarının ekonomik ve politik uygulamalarla uyumlu dış politikası çok ciddi kaygılara sebep oluyor. En azından dürüst olarak kabul edebileceğimiz Türk yurtsever kesimlerce ve özellikle Kemalist aydınlarca bu kaygılar üst düzeyde yaşanıyor. Burada bizim açımızdan sorulması gereken, Kürtlerin tavrının ne olacağıdır…

    “Burada Kürtlerin gayet açık ve samimi olması gerekiyor. Şu önkabulle başlangıç yapılabilir: Misak-ı Milli sınırlarını mutlak surette koruyarak Kürt sorununa çözüm bulunmalıdır. Emperyalist müdahalelere güvenmeden ve de gerçeklik dışı olmayan açılımlarla çözüm arayışı gerekiyor. Gerçekçi çözümlerden kastedilen ülkenin birliğini zorlamayan açılımlardır. Kürtlerin en büyük müttefiki Türkler olduğu gibi Türklerin en önemli müttefiki de Kürtlerdir…

    “Burada Kemalist aydınlara büyük görevler düşüyor. Bu kesimler unutmamalılar ki; korkular canlandırılıp iki toplum birbirine geriye dönüşümsüz düşman edilmek isteniyor. Söylemler buna hizmet etmemeli. Kürtler de bu durumu çağrıştırıp, korkuları anımsatan fotoğraflarda yer almamalı…

    “Kurtarıcı motif, tarihsel imge Mustafa Kemal ve onun tarihsel eylemselliğinin büyüklüğü kendisini gösterdi ve gösterecek. O bir mucizedir, ölümsüzdür. Uluslaşmada temel direktir. Türk halkının ortak bilincinde Sevr ve büyük kurtarıcı imgesi çok güçlü bir enerjiyle ortaya çıkmaya başladı.” (25.7.2007)

    Tuğluk’un sözleri, bugün Türkiye’ye egemen olan yeni saflaşmanın diğer “taraf”ından, Yasemin Çongar ile Ahmet Altan’ın Kandil ziyaretlerine ilişkin olarak söylediklerini akla getiriyor:

    “Röportajlarında PKK’lılarla türban tartışması yaptıklarını da anlatan Taraf’ın ikilisi, ‘Yemekte türban konusu açılıyor. Türbanın serbest bırakılmasına şiddetle karşı çıkıyorlar. Öyle şeyler söylüyorlar ki türbanla ilgili, o konuşmaları bir CHP kurultayında yapsalar ortalık alkıştan kırılır,” ifadesini kullanarak, “Karşımıza Kemalist PKK çıkıyor,” yorumunda bulundu.” (Yeniçağ, 04.2.2008)

    Türk medyası bu durumu hiç gündemine almıyor, ancak Barzani siteleri uzun zamandır Öcalan, PKK ve DTP ile ilgili olarak “Kemalistlik suçlamasında” bulunuyorlar.

    Ergenekon masalcılarının durumunu bilemiyoruz, ama Barzani’nin Kemalistler ile Türkiye Kürtleri arasında bir ittifak kurulmasından korktuğu çok açık…

    Deniz Hakyemez

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Ezanda Geçen “Haydin Felaha!” Çağrısı Nasıl Yorumlanmalı?
    By SeRDeNGeCTi in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 08.01.10, 13:54
  2. Yeniden Doğu Yeniden Ben. Selamun Aleykum . . .
    By daussıla38 in forum Tanışma
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 08.12.09, 00:00
  3. Kemalizm Pazarlığı
    By Şahide in forum Gündem
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 25.09.08, 11:30
  4. Kemalizm Türkiyeyi Parçalar
    By yuksek-Sadakat in forum Gündem
    Cevaplar: 13
    Son Mesaj: 08.10.07, 18:41
  5. Kemalizm Değil, Demokrasi!!!
    By Kayra in forum Gündem
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 12.12.06, 16:51

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0