+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 15

Konu: Sevgimizi de mi Kontrol Edeceksiniz?

  1. #1
    Vefakar Üye sitem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Mesajlar
    306

    Standart Sevgimizi de mi Kontrol Edeceksiniz?

    16.06.2008

    Sevmek ya da sevmemek, bütün mesele bu mu?

    Yavuz BAHADIROĞLU


    10.06.2008 tarihinde Kanal 1’deki programda Fatih Altaylı’nın “Atatürk’ü seviyor musun?” şeklindeki sorusuna, “Atatürk’ü sevmeme hakkı var mı?.. Eğer başıma bir iş gelmeyecekse, ben sevmiyorum”
    şeklinde ezber bozucu bir cevap veren Nuray Bezirgân isimli başörtülü kızımız “infaz”a tabi tutulunca anladık ki, sorunlarımızın çözümü bu ülkede yaşayan herkesin “Atatürk’ü sevmesi”ni beklemektedir.

    Ancak herkes Atatürk’ü sevdiğini söyleyince, sorunlarımız çözülecektir!

    Şaşırdım: Kimi sevip kimi sevmeyeceğimize bile artık Fatih Altaylı ideolojisindeki insanlar mı karar veriyor? (Gönül meselesi olan “sevme-sevmeme” konusunu araştırmak üzere, İstanbul/Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturma başlatmış olması çok tuhaf).


    Sormak lâzım: Bir insanı, bir kurumu, bir milleti, devleti, bayrağı sevip sevmeme konusu tamamıyla insanın duygusal boyutunu ilgilendirir...

    Böylesine duygusal bir konuyu mantık, hatta “suç” zeminine nasıl oturtabiliyorsunuz?
    Bu ülkede herkes Allah’ı sevmezken, herkes Peygamber’i sevmezken, “Atatürk’ü herkes sevmeli” anlayışına nasıl varıyorsunuz?


    Ne yapmış olursa olsun, ülkesine ne kadar büyük ve erişilmez hizmetlerde bulunursa bulunsun, bir kişinin bütün bir millet tarafından “tartışmasız” beğenilip sevilmesi mümkün müdür?

    Bir milletin bir şahsı, partiyi, kurumu bütünüyle desteklemesi olacak şey midir? Oldu diyelim, gerekir mi? Atatürk’ün böyle bir şeye ihtiyacı var mı?
    Böyle bir demokrasi duydunuz yahut gördünüz mü hiç? Demokrasi çok renkliliğin ve çeşitliliğin adıdır! Milletlerin “tek”e mahkum olduğu ülkelerin rejimine “demokrasi” demezler...

    O tür rejimlerin başka başka isimleri vardır. Ama sonuç olarak hepsi aynı kapıya çıkar: “Diktatörlük” derler.

    Türkiye bir diktatörlük müdür ki, herkes aynı kişiyi sevmek zorunda olsun?

    Mazlumder Genel Başkanı Ömer Faruk Gergerlioğlu ile başka bazı kuruluşlar, istedikleri kadar “Atatürk’ün tarihsel bir kişilik olarak değerlendirilmesi gerektiğini; insan hakları bağlamında, Atatürk’ü sevmek veya sevmemek yönündeki beyanların ifade ve düşünce özgürlüğü kapsamında kaldığını ve kimsenin görüşü nedeniyle suçlanamayacağı”nı söylesinler, bu hukuki ve mantıki çıkışlar, başörtüsü konusunu saptırmak isteyenleri engellemeyecektir.

    Çünkü başından beri faullu dövüşüyorlar ve durmadan belden aşağılara vuruyorlar! Ayrıca işi öyle düzeysizleştiriyorlar ki, insanın içinden tartışmak bile gelmiyor. “Sevmek ya da sevmemek, yani bütün mesele bu mu?” deyip geçiştirmek istiyor insan.

    Ama olmuyor işte. Yüreklere hükmetmeye, insanların sevgi ve nefretini yönlendirmeye kalkışmanın insan yüreğinde nasıl büyük tahribatlar meydana getirdiği en iyi bilenlerden biriyim.

    Çünkü benim yüreğime de hükmetmeye çalıştılar. Daha ilkokul üçüncü sınıfa giderken, “Yurtta sulh, cihanda sulh” sözünü şaşırıp “Yurtta şey, vatanda şey” deyince, müthiş bir aşağılama eşliğinde enseme hafif bir şaplak yemiştim.

    Tokadın acısı geçti, fakat öğretmenim tarafından aşağılanmanın acısı hâlâ içimde duruyor. Bu yüzden Fatih Altaylı’nın karşısına alıp savcı edasıyla sorguladığı gencecik kızların duygusal dünyalarını anlayabiliyorum.

    Bir gece yarısı ansızın köydeki evimiz basılıp, her taraf didik didik arandıktan, "Risale-i Nur Külliyatı"na ait eserlerle birlikte Osmanlıca tüm kitaplar (Kur'an-ı Kerim dahil) toparlandıktan, bu arada benim Osmanlıca öğrenme cehdiyle karaladığım “meşk”lerime bile el konulduktan sonra, altmışbeşlik (o sırada bendeniz sadece 14 yaşlarındaydım) büyük halamla birlikte karakola götürüldük.

    Kalkık kaşlı “Kumandan Bey”, yıllar sonra Fatih Altaylı’nın merak ettiğini merak etmiş olmalı ki aynı soruyu sordu: “Said Nursi’yi seviyor musun?”

    Oradan savcılığa götürüldük. Kalkık kaşlı Savcı Bey, “Devletin sosyal, ekonomik, siyasi ve hukuki temel nizamlarını dini esas ve akidelere uydurmak ve siyasi menfaat ve şahsi nüfuz temin ve tesis etmek maksadıyla dini, dini hissiyatı ve dince kutsal sayılan şeyleri âlet ederek propaganda yapmak ve bu suça feran iştirak etmek” (rahmetli Turgut Özal zamanında kaldırılan meşhur 163. madde) suçundan sorgularken de sözü oraya getirdi: “Atatürk’ü seviyor musun?”

    Sevinmiştim. Devletim bana değer veriyor, sevmelerimle ilgileniyor sanmıştım.
    Vaktiyle buna benzer bir soruyu Başöğretmen Hikmet Bey’in de sorduğunu hatırlayınca sevincim kursağımda kaldı. Onun sorusu biraz dolambaçlıydı. En çok kimi sevdiğimi merak etmişti:

    “En çok kimi seviyorsun?”

    Aileden gelen bir refleksle, “Allah’ı” deyince, Başöğretmenimin yüzü düşmüş, kaşları çatılmış, “Seninle işimiz var” demişti.

    Neden sevgilerimle bu kadar ilgilenildiğini ancak büyüdükçe anlayabildim. Sevgilerimi yönetmek istiyorlardı.

    Doğru düzgün Türkçe bile bilmeyen (doğru düzgün Lazca biliyordu) büyük halam ise başka bir şeye meraklanmış durmadan onu soruyordu:

    “Ne etmişuz uşağum, cunahumuz (günahımız) nedur?”

    “Günahundan değil Halacuğum, sevabundan buraya geturuldun” diyememenin acısını yaşıyordum.

    Ülkemde seven sevgisini, sevmeyen gerekçesini özgürce söyleyebilmeli.

    Yoksa ülkemi ikiyüzlülük işgal eder ki, böyle bir işgalin İngiliz işgalı kadar acıtıcı sonuçları olur.

  2. #2
    Ehil Üye osmanoğlu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Uşak
    Mesajlar
    1.856

    Standart

    Kimse o anneye vurmasın!


    O yaralıdır. O taa yüreğinden yaralıdır. İçimden, “sizin vicdanınız var mı?” diye bütün kulakları sağır edecek bir çığlıkla haykırmak geliyor.
    Hâlâ yasak koyuyorsunuz, hâlâ yasağın sürmesini istiyorsunuz, hâlâ yasağı sürdürmek için akla hayale gelmez fesatlar çeviriyorsunuz. Bunlar bu ülkenin çocukları, bunlar sadece eğitim görmek istiyor. Sadece akıllarını geliştirmek, ruhlarını yüceltmek, ülkeye daha iyi katkıda bulunacak araçlar edinmek, sadece daha iyi insan olmak istiyorlar. Onlardan birisini “suçüstü” yapıp, onun şahsında tamamını linç etmek istiyorsunuz.
    Sizin derdiniz ne Atatürk, ne Humeyni, ne bağımsızlık, ne milli mücadele, ne vatan, tüm bunlar, sizin, karşınızdaki bir anneyi çamura bulamak için kullandığınız malzemeler. Bütün bunlar sadece maskeleriniz. Sadece toplumu dövmek için ellerinize taktığınız boks eldivenleri, ötekiler, genç kızlar, İHL’li çocuklar da “Vurun ulan vurun ben kolay ölmem!” diyen insancıklar...
    Zaten hep böyle yaptığınız için tüm sembolleri aşındırdınız. Evet, o bir anne. Bir “Başörtüsüne özgürlük” eyleminde hamile olduğu ikiz bebeklerinden birini kaybeden, bir damlacık özgürlük uğruna binlerce benzeri gibi ülkesini terk etmek zorunda bırakılan, sonra çocuklarım kimlik erozyonuna uğramasın diye yeniden (İran’a değil) yurduna dönen ve hâlâ medya canavarları tarafından peşi bırakılmayan bir anne. Medya postalları altında çiğnenmek istenen bir genç anne o.
    “Humeyni’yi seviyor, Atatürk’ü sevmiyor!” Hımm! Ne müthiş denklem değli mi? Ne kolay yenir bu memlekette insanlar? Rahmetli arkadaşım Mehmet Ali Taşçı’nın hikayelerinde bir “Adamyer Fikri” tiplemesi vardı. Bizim medyamız, “Adam-yer Fikri”lerle dolu. İşte sana bir anne, ye aslanım Fatih Altaylı onu! Humeyni dedirt, Atatürk dedirt, İngilizler dedirt... Sen konuşturmayı becerirsin. Böyle “Andıçlama” zamanlarında sana büyük ihtiyaç var. Bu kızlar Avusturya’da, ya da Çin’de ne arıyorlar?
    Türkiye’de özgürlük var da, hava olsun diye mi gittiler oralara? Avrupalı bir parlamenter, bir CHP’liden, ya da Avrupalı bir üniversite yöneticisi, bizim profesörlerimizden daha özgürlük yanlısı çıktıysa, suç, eğitim için o özgürlük alanlarına açılanlarda mı, yoksa Türkiye üniversitelerini bir cehennem ortamına çevirenlerde mi? Siz kimden “ODTÜ rektörü de özgürlüklerden yana” diye bir açıklama bekleyebilirsiniz ki...
    Bay rektörün elinde başörtülü kızların ihraç fermanı sallanıp duruyor. O rektör diyor ki: -Bizim başörtülü kızlarımız üniversite kapısına gelir, ya başlarını açarlar ya da peruk takarlar! Bunu söylerken hiç rahatsızlık duymuyor. Bir tv kanalına görüş bildirirken sordum: -Sayın Ural Akbulut, derse girdiği amfide, karşısında başlarında peruk bulunan 100 öğrenci görse ne hisseder? Sistem adına, bu katı başörtüsü karşıtlığı adına içinde bir utanç damarı kabarmaz mı?
    Kaç gündür, TV kanalları, AYM’nin kararı vesilesiyle, üniversite kapısında başörtülü kız öğrencilerin görüntülerini veriyor. Kimi yüzünü kameralardan kaçırarak başörtüsünü çıkarıyor, kimi peruk takıyor...
    Her gün bu böyle! Ben diyorum ki, insanlık damarı ölmemiş olanlar, utanır bu görüntülerden, biraz daha insanlıkları diri ise içleri yanar... Taraf Gazetesi’nin arka sayfasında bir bölüm var. İnsanlara sorular soruyorlar. “En sevdiğiniz, en sevmediğiniz, vs...” gibi sorular. Sorulardan birisi de “En çok kullandığınız küfür..” şeklinde...
    Ben bu görüntüleri izleyen insanların içinden, bu zulmü uygulayanlara karşı nasıl bir söz geçtiğini doğrusu merak ediyorum. Kimse vurmasın bu anneye! O ne Fadime Şahin, ne Müslim Gündüz. Belki Fatih Altaylı’nın provokasyonu 28 Şubat iklimini amaçlıyor ama, ben o genç hanımların sözlerini, yaşadıklarını görmezden gelerek değerlendirmenin hiç de sağlıklı olmayacağını düşünüyorum. Şunu açıkça ilan ediyorum:
    -Kimse Atatürk’ün adını kullanarak, Cumhuriyet diyerek, laiklik diyerek, AYM diyerek kimseye zulüm etmesin! Bu, bazı kirli odaklar adına sembollerin harcanmasından başka bir şey değildir. Şunu da söyleyeyim: İnançlarını özgürce yaşama adına bir eylemde bulunurken karnında taşıdığı ikiz bebeğinden birini kaybeden, okulundan atılan, eğitim için hicreti göze alan bir anneyi tutacak zincir henüz üretilmemiştir. Hey dostlar, “Adam-yer Fikri”lere insan eti taşımak onurlu bir iş değildir.
    Bugün, 13 Haziran 2008

    Ahmet Taşgetiren

    "Ey Rabbimiz! Biz indirdiğin kitaba inandık ve peygambere uyduk. Sen de bizi, Senin birliğine ve peygamberinin doğruluğuna şahitlik edenlerle beraber yaz." Âl-i İmrân Sûresi: 3:53.

  3. #3
    Yasaklı Üye halenur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesajlar
    2.932

    Standart


  4. #4
    Vefakar Üye BEYAZ007 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Bulunduğu yer
    *antalya*
    Mesajlar
    444

    Standart

    Bu kulunu hizmet-i imaniye ve Kur'âniyede daima muvaffak eyle.Cümlesine ihlas-ı tam ihsan eyle. Cümlesinin kusurlarını ve günahlarını mağfiret eyle. Cümlesini dünyada a'mal-i hayriye içinde hüsn-i hatimeye mazhar eyle, ukbada Cennet-ül Firdevsde sakin etmekle mesut eyle Âmin. Âmin. Âmin.

  5. #5
    Vefakar Üye sitem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Mesajlar
    306

    Standart

    Gazeteci Fatih Altaylı’nın sunduğu televizyon programına katılıp da ‘Atatürk’ü sevmediğini’ söyleyen başörtülü öğrenci, bir anda medyanın boy hedefi oldu.

    Büyük’ bir gazete, internet sitesinde ‘İşte alçaklığın geldiği son nokta’ gibi düpedüz hakaret içeren bir spot bile kullandı.

    Bu genç hanım ‘Atatürk’ü sevmemek suçu’ndan yargılanıp hüküm giyer mi, bilmiyorum. (Burası Türkiye; olur, olur.) Fakat kendisine ‘alçak’ diyenleri mahkemeye verip tazminata mahkum ettirme hakkının olması lazım. (Ama burası Türkiye; olmaz, olmaz.)

    Kuşkusuz bu gibi ‘aykırı’ beyanlar karşısında yapılması gereken ‘vay, nasıl böyle düşünürsün’ diye köpürmek ve ‘medyatik linç’e girişmek değil. Yapılması gereken, tepki gösteren kişinin niye öyle düşündüğünü anlamaya çalışmak. Zaten burada tepki gösteren kişi, yani ‘türbanlı’ öğrenci Nuray Bezirgan, bunun sebebini de açıklamış. ‘İnsanlar bana Atatürkçülük adına zulmediyorlarsa’ demiş, ‘Benden Atatürk’ü sevmemi bekleyemezsiniz’.

    Evet, gerçekten de Atatürk’ü nasıl sevebilir ki? Bu ülkedeki muhafazakar Müslümanlar her gün ‘mürteci’ diye aşağılanıyor, devlet kurumları tarafından ‘iç düşman’ ilan ediliyor, ‘kamusal alan’dan mahkeme kararıyla kovuluyorlar ve bütün bunları yapanlar sürekli olarak Atatürk’ü referans gösteriyor.

    Muhafazakar dindarların haklarını savunan siyasi partilere karşı defalarca darbe yapıldı, şimdi ‘ağır çekim’ bir tane daha yapılıyor, ve demokrasiyi hedef alan tüm bu saldırılar ‘Atatürk ilkeleri’ne dayandırılıyor.

    Ortalık, ‘Atatürk Türkiyesi’nde dincilere, tarikatçılara yer yok!’ diye ültimatom veren rejim gardiyanlarıyla dolu.

    Bu durum karşısında ne hissetmesini bekiyorsunuz ki bu insanların? Kendilerini sürekli ezen ve aşağılayan bir ideolojik akımın idolünü nasıl benimseyebilirler?

    (...)

    Bizde ise Atatürk giderek daha fazla ideolojikleştirildi, toplumun tümünün değil, sadece ‘merkez’inin sembolü haline getirildi. Öyle ya, Atatürk’ten, ‘Kürdünden Ermenisine, kravatlısından şalvarlısına, Nakşibendisinden Nurcusuna dek herkesin atası’ diye söz edildiğini duydunuz mu hiç?

    Böyle kucaklayıcı bir Atatürk portresi vardı da, toplum mu beğenmedi?

    İşin doğrusu şu: Türkiye hala ideolojik bir devletle, bu ideolojiyi benimsemeyen kesimlerin çatışmasını yaşıyor. Bu ideolojik devlet, dünyadaki pek çok benzerinin yaptığı gibi, kendine meşruiyet sağlamak için bir ‘lider kültü’ yaratmış durumda.

    Bu otoriter sistemi ‘yaşam biçimleri’ ve çıkarları açısından faydalı bulanlar, yahut onun ideolojisini içselleştirmiş olanlar, durumdan memnun. Sistem yüzünden hakları çiğnenenler, yahut hakları çiğnenenlere içleri sızlayanlar ise, demokrasi ve özgürlük istiyor.

    Bu otoriter sistemin ve onun yarattığı ‘lider kültü’nün herkes tarafından güle-oynaya benimsenmesini beklemek, tek kelimeyle saflık olur. Bunu zorla elde etmeye kalkmak, ‘Atatürk’ü kanun zoruyla sevdirmek’ ise, saflığın ötesinde despotluktur.

    Unutmayın ki sevgi dayatılmaz, kazanılır.

    Eğer bazı vatandaşlarınız sizi bir türlü sevemiyorsa, suçu sürekli onların ‘ihanetinde’ aramak yerine biraz da kendinize bakmanız, ‘biz ne yaptık bu insanlara’ diye sormanız lazım.







    Mustafa Akyol



  6. #6
    Ehil Üye nurhanali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Mesajlar
    3.463

    Standart

    Üçüncü Vehimli Sual: Ehl-i dünya diyorlar ki: Sen bizi sever misin? Beğeniyor musun? Eğer seversen, neden bize küsüp karışmıyorsun? Eğer beğenmiyorsan bize muarızsın, biz muarızlarımızı ezeriz.

    Elcevab: Ben değil sizi, belki dünyanızı sevseydim, dünyadan çekilmezdim. Ne sizi ve ne de dünyanızı beğenmiyorum. Fakat karışmıyorum. Çünki ben başka maksaddayım; başka noktalar benim kalbimi doldurmuş, başka şeyleri düşünmeye kalbimde yer bırakmamış. Sizin vazifeniz ele bakmaktır, kalbe bakmak değil!
    Çünki idarenizi, asayişinizi istiyorsunuz.
    El karışmadığı vakit,
    ne hakkınız var ki, hiç lâyık olmadığınız halde "Kalb de bizi sevsin" demeye?

    Kalbe karışsanız... Evet ben nasıl bu kış içinde baharı temenni
    ediyorum ve arzu ediyorum; fakat irade edemiyorum, getirmeye teşebbüs edemiyorum. Öyle de hâl-i âlemin salahını temenni ediyorum, dua ediyorum ve ehl-i dünyanın ıslahını arzu ediyorum, fakat irade edemiyorum; çünki elimden gelmiyor. Bilfiil teşebbüs edemiyorum; çünki ne vazifemdir, ne de iktidarım var.


    (Şualar - 470)

    Mübarek üstadımda böyle diyor.
    Risale-i nur bir imtihan kitabıdır.
    Davasına sadık olmayan insanların başarı ihtimali yoktur.



  7. #7
    Yönetici SeRDeNGeCTi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    33
    Mesajlar
    5.901

    Standart

    Bu kahraman milletin ebedî bir medar-ı şerefi ve Kur'ân ve cihad hizmetinde dünyada pırlanta gibi pek büyük bir nişanı ve kılıçlarının pek büyük ve antika bir yâdigârı olan Ayasofya Camiini puthaneye ve Meşîhat Dairesini kızların lisesine çeviren bir adamı sevmemek bir suç olması imkânı var mı? (Şualar, 335)
    Anlamını Bilmediğiniz Kelimelerin Üzerine Çift Tıklayınız...

    Sual: Belki onlar eski hali istiyorlar?
    Cevap: Size kısa bir söz söyleyeceğim; ezber edebilirsiniz: İşte, eski hal muhal; ya yeni hal veya izmihlâl...
    (Bediüzzaman Said Nursi)


    Ne hayal, ne kuruntu hakikat istiyorum.
    Hakikat, hakikat, hakikat istiyorum!.. (Osman Yüksel SERDENGEÇTİ)




  8. #8
    Yasaklı Üye abdussamedfani - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    kayseri
    Yaş
    45
    Mesajlar
    1.195

    Standart

    sevmiyorum kardeşim.
    sevmiyorum. sevmiyorum.
    hiçbir zaman da sevmeyeceğim.

    faraza şöyle bir düşünün;
    iranda, canlı yayında, fatih altaylı gibi bir kemalist, devlet televizyonuna konuk olmuş.
    gazeteci ona soruyor :"efendim, humeyniyi seviyor musunuz ?"
    fatih altaylıda cevab olarak ; "hayır ben humeyniyi değil, atatürkü seviyorum."
    iran başsavcısı hemen, fatih altaylı hakkında soruşturma başlatıyormuş...
    işte; bunların düştükleri durum aynen böyle iğrenç ve komik.
    iran gibi beğenmedikleri ve baskıcı buldukları bir rejim dahi, asla böyle bir saçmalık yapmaz. bu kadar saçmalık olamaz.
    onların bu kadar saçmalamaya başlamaları, inşallah bu istibdat düzenlerinin sonunun yaklaştığına işarettir.
    inşallah.

  9. #9
    Yönetici SeRDeNGeCTi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    33
    Mesajlar
    5.901

    Standart

    Alıntı abdussamedfani Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    faraza şöyle bir düşünün;
    iranda, canlı yayında, fatih altaylı gibi bir kemalist, devlet televizyonuna konuk olmuş.
    gazeteci ona soruyor :"efendim, humeyniyi seviyor musunuz ?"
    fatih altaylıda cevab olarak ; "hayır ben humeyniyi değil, atatürkü seviyorum."
    iran başsavcısı hemen, fatih altaylı hakkında soruşturma başlatıyormuş...
    işte; bunların düştükleri durum aynen böyle iğrenç ve komik.
    Tebrik ederim kardeşim harika bir canlandırma olmuş
    Yalnız, misali şöyle genişletmek istedim:

    İranlı Sunucu Altaylıya soruyor, "Humeyni'yi seviyor musunuz?" diye.
    Altaylı da, "Başıma bir şey gelmeyecekse Humeyni'yi değil Atatürk'ü seviyorum." diyor.
    Bunun üzerine sunucu da, "Korkma, burası Türkiye değil başına bir şey gelmez." diyor
    Anlamını Bilmediğiniz Kelimelerin Üzerine Çift Tıklayınız...

    Sual: Belki onlar eski hali istiyorlar?
    Cevap: Size kısa bir söz söyleyeceğim; ezber edebilirsiniz: İşte, eski hal muhal; ya yeni hal veya izmihlâl...
    (Bediüzzaman Said Nursi)


    Ne hayal, ne kuruntu hakikat istiyorum.
    Hakikat, hakikat, hakikat istiyorum!.. (Osman Yüksel SERDENGEÇTİ)




  10. #10
    Yasaklı Üye abdussamedfani - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    kayseri
    Yaş
    45
    Mesajlar
    1.195

    Standart

    Alıntı SeRDeNGeCTi Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Tebrik ederim kardeşim harika bir canlandırma olmuş
    Yalnız, misali şöyle genişletmek istedim:

    İranlı Sunucu Altaylıya soruyor, "Humeyni'yi seviyor musunuz?" diye.
    Altaylı da, "Başıma bir şey gelmeyecekse Humeyni'yi değil Atatürk'ü seviyorum." diyor.
    Bunun üzerine sunucu da, "Korkma, burası Türkiye değil başına bir şey gelmez." diyor

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Sahabe İklimi(1) [Video,Sahabenin Kur'an Anlayışı,Çok İstifade Edeceksiniz]
    By Ene-Zerre in forum Sahabeler ve Sünnet-i Seniyye
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 21.06.09, 20:58
  2. Seçmen Kütüğü Kontrol
    By 1kul in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 13.01.09, 07:57
  3. Televizyonu Kontrol Altına Almanın Yolları
    By sliha87 in forum Eğitim
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 23.06.08, 23:33
  4. Sevgi Duygusunu Kontrol Etme? (Yardım?)
    By campus in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 10
    Son Mesaj: 06.04.08, 11:53
  5. Ehad Olan Allah'a mı Hitap Edeceksiniz?
    By TURKUAZ in forum Gündem
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 15.08.07, 15:30

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0