+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 7 ve 7

Konu: Kırca'nın Oğulları Askerliğini Nerede Yaptı?

  1. #1
    Ehil Üye akıncı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Bulunduğu yer
    Kırşehir- Kırıkkale
    Mesajlar
    1.013

    Standart Kırca'nın Oğulları Askerliğini Nerede Yaptı?

    Kırca'nın 2 oğlu askerliğini nerede yaptı?
    "Askeriye'nin ve İç Savaşın Reklam Kuşağı gibi çalışan (...darbecilikten atılma) atılma Ali Kırca'nın iki oğlu acep nerde yaptı askerlik görevini?

    Askerlik beyanı

    Hollanda Genel-kurmay Başkanı'nın oğlu, Afganistan'da yol kenarına yerleştirilen bir bombanın patlamasıyla öldü.

    Geçtiğimiz kasım ayında Yeni Zelanda'nın Savunma Bakanı'nın teğmen yeğeni de Afganistan'da pusuya düşürülüp öldürülmüştü.

    Prens Harry'nin (Charles'ın oğlu) birkaç ay boyunca Afganistan'da görev başında olduğu (asker olarak) ordaki varlığı keşfedilince, İngiltere'ye geri yollandığı da malum.

    Tabii ki Hollanda Genelkurmay Başkanı'nın oğlu da ölmesin,
    Yeni Zelanda Savunma Bakanı'nın yeğeni de.

    Hiçbir muasır medeniyet ülkesi; el âlemin ülkesine (ne kadar 'iyi niyetlerle' ambalajlanmış söylemlerle de olsa) asker yollamasın ayrıca!

    Neo-emperyalizmin dayatılmış insan (hakları) severliğine, karnımız tok.

    Ve fakat Gelişmiş Ülke Genelkurmay Başkanı Oğlu'nun 'şehit' düşmüş olması oralarda; akla ister istemez bizim Şehit Edebiyatçıları'nı düşürüyor.

    Ordumuz'da üst kıdem mensuplarının evlatlarının askerlik görevlerini nerelerde yaptığına dair, ya da çürüğe çıktıkları için nerelerde yapmadığına, bir liste var.

    Bir zaman önce korsan bir internet sitesinde yayınlandı.

    Ama Medyalamamız itibar etmedi bu listeyi yayınlamaya.

    Özel hayata giriyormuş!

    Bence hiç de girmiyor.


    Son on-on beş yılın üst düzey tümmm askeri yetkilileri evlatlarının nerelerde askerliklerini yaptıklarını açıklasalar bir.
    Şöyle bir liste yayınlasalar.

    Sonuç olarak 30 yıldır bitirilemeyen, yurdumuza yüz milyarküsur dolara patlamış bir iç savaş söz konusu.

    Ve insan Güneydoğu'da 'Siyasi çözüm de şart. Çözüm de şart!' papağanlayıp siyasi çözüme dair en ufak bir adım atılmaya yeltenildiğinde, 'Vatan elden gidiyor! Yetişin: milliyetçiler- imdaaat!'ı basanların, yani savaşın devamından bunca yıldır medet umanların genleriyle Bu Savaş'a 'katkılarını' merak ediyor.
    Bütün bakanlarımız, başbakanlarımız, milletvekillerimiz DE
    açıklasa oğullarının nerelerde, hangi koşullarda vatani görevlerini 'gerçekleştirdiğini.'

    Netice olarak: ŞEHİTLER ÖLMEZ VATAN BÖLÜNMEZ!

    Ama şehitlerin hep fakirin fukaranın, rençberin, cahilin, köylünün çocuklarından verilmesi, insanda Bu Vatan'ın vahim bir Eşitsizlik Duygusu'yla bölünmüş olduğu hissini yaratıyor.

    Ali Babacan'ın yeğeni şehit düştüğünde gazetelere doğal olarak haber oldu.


    Hem olmayacak bir şeydi bu.

    Hem de olmayacak bir şeydi.

    Ali Babacan'ın (Allah sabır ihsan etsin) ailesine düşen ateş dışında, ben hiçbir Mühim Pozisyon Sahibi'nin geçtim çocuğundan/oğlundan hısım ve akrabaları arasından dahi şehit düştüğünü hatırlamıyorum.
    Siz hatırlıyor musunuz?

    Ayrıca 'Evladın Nerde Askerliğini Yaptı Beyanı' bence askeri komutanlarımız, politikacılarımızla da sınırlı kalmasın.

    Mesela Şov Haber'e geçti geçeli, handiyse Askeriye'nin ve İç Savaşın Reklam Kuşağı gibi çalışan (askerlikten/darbecilikten atılma) Ali Kırca'nın iki oğlu acep nerde yaptı askerlik görevini? Yoksa onlar daha o yaşa gelmediler mi?

    Master mı yapıyorlar? Filan.

    Bütün genel yayın yönetmenleri, köşciler, ellerine kalemi alınca ortalığı 'Sevr! Misak-ı Milli! Vatanın bir karış toprağı!' diye inim inim illetenler böyle bir Evlat Beyanı, Hısım-Akraba Beyanı'na tâbi tutulsalar.

    En başta da kendi vatani görevlerini nerde ifa ettiklerini açıklasalar.


    Meydanlarda bağrışmaktan boyun damarları pörtlemiş 1 Vatan Kurtaran Şaban'ın, 28 günde enseleyerek yaptığı askerliğini biliniyor; mesela.
    Onlarca yıl daha hicap duysak vakti zamanında siyasetimize yaptığı katkısızlıklardan yetmeyecek; yine pek milliyetçi/sağcı/köylücü bir hanım politikacının oğlu, bacağındaki platinin 'paslanma ihtimaline' karşı hastaneleyerek yapmıştı askerliğini. Diyelim.

    İş başkasının evladına gelince böylesine gönlübol, böylesine ağızdan köpürmeli şehit edebiyatçılarının Askerlik Beyanları'nı görelim, bir.
    Ya da sonsuza dek Savaş Taraftarlığı Çalçeneliği'nden malûlen emekliye ayrılmalarını talep edelim.


    Medya baronlarından/bezirgânlarından üst üst düzeylere: Bekâra karı boşamak kolay- El âlemin çocuğunu ölümlere sürmek de.
    Barış götürmen gereken topraklarda lümpenlenirken, ağzından çıkanı kulağın duyacak!

    Kürt partileri illa billa kapatılmak istenirken de. Yargı Darbeciler ordan başlamışlardı. İşe.

    Savaşı bitirmek işine gelmeyenlerin, 'genç' subayların mütemadi rahatsızlanmalarından başlamaları gibi.


    Perihan Mağden/Radikal


    Ne harabi,ne harabatiyim,
    kökü mazide olan atiyim,ati.
    Yahya Kemal

    Bir Melek Olmak Değil Derdim Asla...Ben Şeytan Olmak İstemiyorum!!!


  2. #2
    Ehil Üye Şahide - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    9.198

    Standart

    Başbakanlar ve oğullar?...


    RAHMETL? Başbakan Adnan Menderes'in üç oğlu vard?: Yüksel, Mutlu ve Ayd?n...
    En büyük ile ortanca öldüler, en küçük Ayd?n Menderes ise talihsiz bir trafik kazas? sonucu sakat kald?. Eğer bu kaza baş?na gelmeseydi, bugün siyaset meydan?nda yetenekli, bilgili, güçlü, hatip bir siyasetçi olacakt?.
    * * *
    EN büyük Yüksel Menderes 1950'li y?llarda Ankara Hukuk Fakültesi'ni bitirdikten sonra, hem yabanc? dil öğrenmek hem de siyasal bilgiler okumak için Cenevre'ye gitti.
    Hay?r, babas?n?n bir arkadaş?n?n bursuyla değil, babas?n?n paras?yla...
    Adnan Menderes oğlunu yurtd?ş?nda okutacak kadar varl?kl?yd?, ne oğlunu d?şar?da okutmak için tüccar bir arkadaş?n?n paras?na ihtiyac? vard? ne de san?r?z ki ihtiyac? olsayd? bile, böyle bir şey yapard?. Servetinin hesab?n? da "Oğlumun sünnetine gelen tak?lar!" diye vermeye de tenezzül etmezdi, onlar bir başka insanlard?...
    * * *
    ?SV?ÇRE'de öğrenimini tamamlayan Yüksel Menderes, Ankara'ya döndü, bir akşam evde misafir vard?, misafirler gittikten sonra, aile baş başa kald?, baba, ana ve üç oğul...
    Baba, büyük oğlunu yan?na çağ?rd?:
    "Yüksel, gel biraz konuşal?m!"
    Ve sordu:
    "Şimdi ne yapmay? düşünüyorsun? Bu ana kadar, bir evlat olarak hep yüzümüzü ağartt?n, şimdi söyle bakal?m, ne düşünüyorsun?"
    * * *
    OĞUL, mutlaka çekine çekine ne yapmak istediğini söyledi:
    "Babac?ğ?m, ben her ne kadar hukuk ve siyasal bilgiler fakültelerini bitirerek öğrenimimi bu noktaya getirdim ama, benim öğrenime başlad?ğ?mdan daha farkl? imkânlar ortaya ç?kt?. ?zin verirseniz, serbest hayata at?lay?m."
    * * *
    ACABA Yüksel Menderes "farkl? imkânlar" derken neyi kastediyordu? Serbest hayata at?l?rken, mesela ortaklar?yla bir gemi almay? düşünüyor muydu?
    Niye düşünmesin, o tarihe kadar cumhuriyet döneminin hiçbir başbakan?n?n oğlu gemi al?p işletmemişti, Yüksel Menderes de belki bu ilki gerçekleştirirdi...
    Tabii bu bizim yak?şt?rmam?z, yoksa Yüksel Menderes'in "serbest hayata at?lmak" isteğinin içinde gemi sahibi olmak mutlaka yoktu...
    * * *
    ADNAN Menderes'in cevab? şu oldu:
    "Oğlum, ben siyasette ve devlet hizmetinde bulunduğum sürece senin serbest hayat diye bir düşüncen olmas?n; ticaret yapamazs?n... Orada ne al?p ne satacaks?n? Benim senden beklediğim, devlet memuriyetine girmendir. Eğer bir ihtiyac?n, bir eksiğin olduğu takdirde, bir baba olarak sana vermeyi elbetteki düşünürüm ve bunu da yapacağ?m. Ama ben devlet hizmetinde ve siyasette bulunduğum takdirde sen serbest mesleği, ticareti veyahut benzer şeyleri kesinlikle düşünme!"
    * * *
    O dönemlerin böyle başbakanlar? da vard? ve o başbakanlar?n, "Emredersiniz, izin verirseniz D?şişleri Bakanl?ğ? s?navlar?na kat?lmak için müracaat edeyim" diyen oğullar? da...
    * * *
    VE bu oğullardan biri, Ayd?n Menderes, kendilerini şöyle anlat?r:

    "Gerek tahsil hayat?m?zda, gerek bunun d?ş?nda bir meseleyle yüz yüze geldiğimizde bilirdik ki kendimiz ne yapacaksak onu yapacağ?z, babam?z?n başbakanl?ğ?n?n hiçbir konuda bize faydas? olmayacak. Bu bizim her vakit bildiğimiz, akl?m?zdan hiç ç?karmad?ğ?m?z bir husustu. Allah da şahittir, yaşad?ğ?m?z cemiyet de bunun tan?ğ?d?r ki bizler en az?ndan bir gaile, bir meşgale olmamak için, kendisine yük olmamak için üç kardeş elimizden gelen gayreti göstermişizdir. Kendisinin her vesileyle görüp şahit olduğumuz, bizlere karş? şefkatini ve muhabbetini bu tür meselelere kar?şt?rmamaya gayret sarf ettik ve bu gayretimizde de netice ald?k." (x)
    O dönemlerin böyle başbakan çocuklar? da vard?.
    —————————-
    (x) Ac?l? Günler, Muammer Yaşar, Tekin Yay?nevi.





    Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek
    Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek!

    Mehmed Akif Ersoy


  3. #3
    Ehil Üye aşur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    1.446

    Standart

    Bu yaz? beni gerçekten çok etkiledi. Allah Adnan, Yüksel ve Mutlu Menderes'e rahmet eylesin. Çok talihsiz bir aile. Allah mükafatlar?n? ahirette versin ve gani gani rahmet eylesin. Büyük bir husumete hedef oldular. Bu kadar titiz davranan ve milletin verdiği emanetin hakk?n? veren Menderes'e nas?l da büyük zulümler edildi?..
    Bir de daha sonra gelen ve hüküm süren başbakanlar? gördükçe, insan kiymetini daha iyi anl?yor. Oğlunun meşru dairede ticaret yapmas?na bile izin vermemiş.
    GÖNÜL SARAYLARINDA SEVGİ HÜKÜMDAR OLSUN.
    ADALET ORDA VEZİR, HİKMET İSE YAR OLSUN

    AKM

  4. #4
    Dost kelesemek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2009
    Mesajlar
    1

    Standart

    Peki sayın başbakanımız Tayyip Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan askerliğini nerede yaptı ?
    Veyahut değerli Hocaefendi'miz Fethullah Gülen, niçin teskere gününü ” hayatımın en kabuslu günleri sona ermişti” sözleriyle açıklıyor ?

  5. #5
    Dost Gnom - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2009
    Mesajlar
    23

    Standart

    Bir şekilde nazı geçecek konuma ulaşanlar sağcıymış solcuymuş dindarmış hiç ayırtedilmeksizin hayatlarına her türlü rahatlığı sağlamaya başlıyorlar.

    Belki Gülen Hocaefendi askeriyedeki ibadet edebilme sıkıntısı yüzünden böyle bir ifade kullanmıştır.

  6. #6
    Gayyur seydan4747 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Bulunduğu yer
    izmir
    Mesajlar
    67

    Question

    [QUOTE=Gnom;378935]Bir şekilde nazı geçecek konuma ulaşanlar sağcıymış solcuymuş dindarmış hiç ayırtedilmeksizin hayatlarına her türlü rahatlığı sağlamaya başlıyorlar.

    Belki Gülen Hocaefendi askeriyedeki ibadet edebilme sıkıntısı yüzünden böyle bir ifade kullanmıştır. katlıyorum olabılır

  7. #7
    Vefakar Üye Alâ Nur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    421

    Standart

    Hapse giren ergenekoncu hakim maşallah herkes çürük raporu vermiş parayla.Kırcanın oğullarıdamı çürük çıktı yoksa.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Osmanlı Armasını Kim Yaptı?
    By elips in forum Tarih
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 21.01.09, 14:52
  2. 47 Caminin Açılışını Yaptı
    By muhibbülkurra in forum Tarih
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 16.09.08, 12:54
  3. Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 07.08.08, 14:42
  4. Çok Ayıp Ali Kırca!
    By zahid in forum Gündem
    Cevaplar: 12
    Son Mesaj: 18.01.08, 17:22
  5. Acaba Nerede Hamd, Nerede Şükür Etmeliyiz?
    By delailinnur in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 04.11.07, 11:53

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0