Prof. Dr. Ekinci, rektörlük toplantı salonunda düzenlediği basın toplantısında, son günlerde basın yayın organlarında Said-i Nursi ile ilgili söylediği iddia edilen sözler ve TSK'dan baskı gördüğü için ayrıldığı iddialarına cevap verdi..

GAZÜ Rektörü Prof. Dr. Erhan Ekinci, ''Meğer haber olmak çok kolaymış. Gizli bir kaset yapıyorsunuz, gizli kaseti bir biçimde elinize geçiriyorsunuz, Türkiye'nin gündemine derhal oturuyorsunuz. Çok kolaymış meğer, teşekkür ediyorum'' dedi.

2007 yılı aralık ayında yapılan akademik kurulda yaptığı ileri sürülen Said-i Nursi ile ilgili sözlerinin dil sürçmesinden kaynaklandığını belirten Prof. Dr. Ekinci, sözlerini şöyle sürdürdü:

''O toplantıda, 'Türkiye'nin kurucuları nasıl demokratik ve her türlü insanın düşüncesine saygılı davrandıysalar, Lozan'a her türlü düşünceden kişileri ve sadece Türkiye'yi düşünen insanları bir araya getirip götürmüşlerse biz de o Cumhuriyetin kurucularının mirasçıları ve evlatları olarak böyle davranmak zorundayız. Düşüncesine, herhangi bir yapısına bakarak biz karar vermeyiz' dedim.

Nitekim, o cümleden sonra şaşırdım. Bende mi bir dil sürçmesi oldu bilmiyorum. O cümleden sonra Said-i Nursi ismi geçti. Orda benim söylemeye çalıştığım, Dr. Rıza Nur'dur. Lozan'daki delegeler arasındadır. Birbirleriyle fikir ayrılıkları olmuştur, ama hiç birisi o gün nasıl dışlanmamışsa fikir ayrılıklarından dolayı kimse Türkiye'de dışlanamaz. Benim söylemeye çalıştığım budur. Gizli kaset değildir, 353 tane öğretim üyesinin olduğu bir toplantıda gizlilik olabilir mi?''

TSK'dan baskı nedeniyle ayrıldığını söylediği iddialarını da yalanlayan Prof. Dr. Ekinci, şunları kaydetti:

''Ben TSK'da ne baskı gördüm, ne soruşturma geçirdim ne de mahkemelik bir durumum oldu. TSK ile hiçbir problemim olmadı, olamaz da. Ben o yıllarımı onurla geçirdim. Mutlulukla anıyorum. Benim ilk gördüğüm yer TSK. (Acaba, sivil yaşamda daha büyük özgürlüklerin olduğu bir yer var mı?) düşüncesinden hareketle TSK'dan gönlümce, isteyerek, hiçbir soruşturma geçirmeden ayrıldım.

O dönemde Gülhane Askeri Tıp Akademisindeydik. Maaşın azlığı, orada döner sermayenin olmaması, 'dışarda daha çok para, özgürlük var' derken, üç kafadar GAZÜ'ye geldik. Ama, burda da ne döner sermaye var, ne para var, ne ev var. Ama biz çalışmayı severiz. Çalıştık, bugünlere geldik. Beni en çok üzen iki olay var. Birincisi dini bir şeyi kullanır gibi gösterilmek. İkincisi ise TSK ile ters düşer gibi gösterilmek. Bu iki olay beni çok üzer.''

Haziran ayında 22 üniversetede rektörlük seçimleri olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Ekinci, ''Rektör adaylarını belirleme seçimlerini sadece öğretim üyeleri yapar. Bu yıl GAZÜ'de oy verecek olan 353 kişidir. Basının bu olayın içine çekilmesi şaşırtıcıdır. Basın buna nasıl müdahil olur? Basında tartışılarak oy arttırılabilir mi? Basının bilgilendirilmesi farklı, müdahil olması çok farklıdır'' diye konuştu.

-KOMPLO OLDUĞUNU DÜŞÜNMÜYORUM-

Akademik Kurulda aralık ayında yaptığı konuşmanın rektörlük seçimlerinde gündeme getirilmesinin komplo olup olmayacağı yönündeki soruya Prof. Dr. Ekinci, ''Öyle görmüyorum. Ama, tabii ki rektörlük seçimleriyle birinci derecede ilgilidir. Komplo olarak düşünmüyorum. Rektör adaylarının bir kısmı bundan dolayı, kendisine oy verileceği düşüncesindedir. Ama, öğretim üyesi dediğiniz kişi, asla ve asla böyle bir şey yapmaz. Ama, bu tür bir amaç için yapılmışsa herhangi bir etkinliğinin yapılacağını düşünmüyorum'' yanıtını verdi.