Konu Kapatılmıştır
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 5 ve 5

Konu: Ekmek Savaşı Çok mu Uzak?

  1. #1
    Ehil Üye Şahide - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    9.198

    Standart Ekmek Savaşı Çok mu Uzak?

    Faruk ÇAKIR
    Ekmek savaş? çok mu uzak?

    Muhtaç olduğumuz ve değerini bilemediğimiz 'nimet'lerden biri de 'ekmek'tir. Sadece ?stanbul'da her gün binlerce ekmeğin 'çöp'e at?lmak suretiyle israf edildiğini biliyoruz. Bir yandan israf devam ederken, öte yandan da ''bir parça'' kuru ekmeğe muhtaç olanlar?n varl?ğ? da ayr? bir vak?a.

    Yanl?ş işler yapma hususundaki ''becerimiz'' bu konuda da kendisini hissettiriyor. Y?llardan beri ''tar?m'' ihmal edildi ve Türkiye'nin bir an önce ''sanayi ülkesi'' olmas? gerektiği söylendi. Elbette sanayi ülkesi olmak gerekiyordu, ancak bunu yaparken 'tar?m'? ihmal etmek ve hatta tar?m? ''düşman'' ilân etmek gerekiyor muydu? Hem tar?m? ihya etmek, hem de sanayi ülkesi olmak mümkün değil miydi? Sanayi alan?nda dünyaya hükmeden ülkeler, ayn? zamanda kendi imkânlar? ölçüsünde tar?m ve hayvanc?l?ğa da yat?r?m yapm?yor muydu?

    Japonya örneğinde olduğu gibi, baz? ülkeler vard?r ki, arazi olarak tar?m ve hayvanc?l?k yapmaya müsait değillerdir. Bu ülkelerin tar?m ve hayvanc?l?k yerine tamamen sanayiye yat?r?m yapmas? elbette gerekir. Ancak Türkiye gibi, tar?m, hayvanc?l?k ve ayn? anda sanayi yat?r?mlar? yapmas? mümkün olan ülkerin; tar?m ve hayvanc?l?ğ? d?şlamas? en basit ifadesiyle hatad?r. Ne yaz?k ki, tar?m ve hayvanc?l?kla uğraşmay? ''köylülük'' addedip, ''şehirli'' olmaya karar verdik ve bugün bu yanl?ş tercihin bedelini ödüyoruz.

    ''Küresel ?s?nma'' ile birlikte tar?m ve hayvanc?l?ğ?n önemi anlaş?ld?. Bütün dünya gördü ki, tek baş?na sanayi yeterli değil. Nihayetinde insanlar ''bilgisayar'la değil, ''ekmek'' ile kar?nlar?n? doyuruyorlar. ''Benim param olsun, ekmeği her yerde bulurum'' demek mümkün değil. Çünkü yeri ve zaman? geliyor, para ve pul da işe yaram?yor. 1950 öncesi Türkiye'yi idare eden CHP'li tek parti devrini ve 'k?tl?k y?llar?'n? hat?rlayal?m. Paras? olan istediği kadar ''ekmek'' bulabiliyor muydu?

    Son günlerde M?s?r'da da ''ekmek kavgas?'' başlam?ş. Öyle ki, bu kavga ülkeyi tamamen istikrars?zl?ğa sürükleme temayülü de gösteriyor. ?lgili haber özetle şöyle: 'M?s?r'da halk?n en temel besin maddesi olan ekmek bulmadaki s?k?nt? yüzünden, 31 y?l önceki 'ekmek ayaklanmas?'ndan bu yana en büyük isyan ç?kt?. M?s?r'da ekmek s?k?nt?s? halk? sokaklara döktü. Tah?l?n önemli bölümünü ithal eden ve ekmek tüketiminin çok yüksek olduğu M?s?r'da halk bir süredir ekmek s?k?nt?s? yüzünden uzun kuyruklar oluşturuyor. Şubat ay?ndan beri kuyruklarda en az 11 kişinin öldüğü bildiriliyor. Nüfusun yüzde 20'si günde 2 dolardan az bir parayla geçinen M?s?r'da kuyruklarda çekilen çile, isyana dönüştü. Orta Doğu'nun en büyük tekstil fabrikas?n?n bulunduğu Mahalle el Kübra'da hafta baş?ndaki protestolarda göstericiler Cumhurbaşkan? Hüsnü Mübarek'in sokak panosunda as?l? dev resmini y?rtt? ve polisle ç?kan çat?şmada 2 kişi öldü, 100'ün üzerinde kişi yaraland?. (13 Nisan 2008)

    Ülkemiz aç?s?ndan böyle bir tehlikenin olmad?ğ? söylenebilir. Ama bugün böyle bir tehlikenin olmamas?, yar?n için kimseye garanti say?lamaz. Türkiye'nin arazi yap?s? ve imkânlar?, hem tar?m, hem hayvanc?l?k ve hem de sanayi yat?r?mlar? için birlikte değerlendirilmelidir. Yar?n bir gün bizde de ''ekmek savaş?'' olmamas? bu anlay?şa bağl?.
    Su ve ekmek savaşlar?na kap?lmamak için en önce israf? önlemeli ve nimetlerin değerini bilmeliyiz. Hem, israf edenin ''Deccal'?n tuzağ?na düşeceğini bilmiyor muyuz''?

    14.04.2008
    Yeni Asya





    Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek
    Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek!

    Mehmed Akif Ersoy


  2. #2
    1kul
    Guest 1kul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Faruk ÇAKIR
    ‘Yakmayalım’ da besleyelim mi?




    12 Eylül ihtilâlinin “Netekim Paşa”sının idamları savunurken kullandığı bir söz vardı: “Asmayalım da besleyelim mi?” diye kürsülerden haykırırdı. Londra’da düzenlenen G-20 zirvesini protesto edenlerin kullandığı bir slogan, 12 Eylül’ün meşhur sloganını hatırlattı.
    Ekonomik kriz herkesi etkilerken iki kesim var ki bu sıkıntılardan hiç etkilenmiyorlar. Birincisi faiz ve rantiyeden beslenen bankalar, ikincisi de ‘Hazine’den geçinenler. ‘Hazine’den geçinenler kısmen de olsa krizden etkilenmekle birlikte, bankaların krizden hiç etkilenmediği yine bankacılar tarafından ilân ediliyor. İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince, bankaların kârlılığında 2007 yılına göre daralma olacağını, ama ciddî kâr elde etmeye devam edeceğini söylemiş. (Sabah, 1 Nisan 2009)
    Bu haber 1 Nisan’da yayınlandı diye sakın “1 Nisan şakası” zannedilmesin. Faizle beslenen ve başkalarını yutmakla yoluna devam eden bankalar, ciddî ciddî kâr edeceklermiş. Hem de krizin daha da büyümesinin muhtemel olduğu 2009 yılında...
    ‘Memur’ların durumu elbette ki bankalarla kıyaslanmaz. Ama onlar da az ya da çok ‘sabit bir gelir’e sahip oldukları için krizlerden daha az etkileniyorlar. Devletin maaş ödeyemeyecek derecede sıkıntıya düşmesi; yüz değil belki iki yüz yılda bir yaşandığı için, maaş günlerini bekleyerek hayatlarını devam ettiriyorlar. Bunları ifade ederken, ‘memur’ların güllük gülistanlık bir hayat sürdüğünü ima etmeye çalıştığımız akla gelmesin. Onlar da çok fazla sıkıntı çekiyorlar, ama neticede düşük de olsa sabit bir gelirleri var ve işsiz kalma ihtimali yok denecek kadar az.
    Bu arada ‘devlet’in nasıl hareket ettiğini gösteren bir haberle daha karşılaştık. Meclis, otomotivdeki ‘ÖTV’ indirimini kaçırmamış ve bu indirimi 54 yeni Volkswagen makam aracı kiralayarak kutlamış! Araçlar için 3.2 milyon TL ödeme yapılmış ve 130 bin TL ‘vergi kârı’ elde edilmiş! (Sabah, 2 Nisan 2009)
    Milletin sıkıntısından habersiz olanların attığı bu adımlarla düzlüğe çıkmak mümkün mü? Dünyanın en çok ‘makam arabası’na sahip ülkesi olmakla acaba övünebilir miyiz? Bu arada, başka ‘kurum’ların da bu ‘vergi indirimi’nden faydalanıp faydalanmadığını bilmiyoruz. Muhtemelen onlar da katrilyonluk mevki ve makam araçları satın almışlardır.
    Faiz sisteminin kaleleri haline gelen bankalar, eskiye göre daha fazla husûmet cezbediyor. Bir zamanlar faizin aleyhinde konuşmanın dahi ‘ayıp’ karşılandığı dünyamızda artık ‘Bankaları ve bankacıları yakalım!’ nidaları yükseliyor. Londra’da toplanan G-20 zirvesi büyük protestolara sahne olmuş. ‘Dünyanın en zenginleri’ni protesto eden Avrupalı gençler, “Ateş yakalım, ateş yakalım. Bankacıları en üste koyalım. Başbakan Brown [İngiltere Başbakanı] arada kalsın. Sonra kibriti çakalım” diye sloganlar atmış. (Hürriyet, 2 Nisan 2009) Faizciler için zor günler kapıda, vesselâm.

    03.04.2009

    E-Posta: cakir@yeniasya.com.tr



  3. #3
    Vefakar Üye güneşsu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    433

    Standart

    Müsriflik haram zihniyetiyle yaşarsak ve ona göre hayatımıza yön verirsek Allahın yardımı bizimle olur.

  4. #4
    Ehil Üye muhibbülkurra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    4.304

    Standart

    BANKACILARIN HEPSİNİ YAKALIM”
    İngiltere başkentinde, küresel krizin sorumlusu olarak görülen bankalar yoğun protesto gösterilerine hedef oluyor. On binlerce kişi Britanya Merkez Bankasına yürüdü. Eylemcilerin başını çeken, siyah elbise giymiş bir kişinin “Bir şenlik ateşi yakalım, içine bankacıları atalım, ortalarına da (İngiltere Başbakanı) Gordon Brown'ı oturtup hepsini yakalım” sloganına binlerce kişi katılarak destek verdi.
    “BANKACILAR HIRSIZ” DİYE YAZDILAR


    Eylemciler, devletin batmaktan kurtardığı bir banka şubesinin camlarını kırıp duvarlarına yağlıboya ile “Hırsızlar” diye yazdılar. Zirve öncesi polis, bankacılarla mâlî sektör çalışanlarına, protestocuların dikkatini çekip hedef haline gelmemeleri için, gösterişli giyinmemeleri ve lüks otomobillerle işe gelmemeleri, büroya girdikten sonra mecbur kalmadıkça dışarı çıkmamaları gibi uyarılarda bulundu.


    Vahşi kapitalizme karşı büyük protesto

    Londra’da dün başlayan G-20 zirvesinden önce düzenlenen protesto gösterilerinde gözaltına alınanların sayısı 86’ya yükseldi. Londra metropol polisi, önceki gece şiddet olaylarına karıştığı için 16, polis üniforması giydiği için 11 ve kamu düzenini bozdukları için 13 kişinin gözaltına alındığını açıkladı. Bazıları güvenlik güçleriyle çatışmaya giren göstericilerden iki kişinin silâh bulundurmak, iki kişinin İskoçya Kraliyet Bankasının bir şubesini soymaya çalışmak ve bir kişinin aynı bankayı yakma girişiminden dolayı gözaltına alındığını belirten polis, diğer gözaltına alınan şüpheliler hakkında da polise saldırma, hırsızlık ve uyuşturucu bulundurma gibi suçlamaların bulunduğunu kaydetti.

    1 KİŞİ ÖLDÜ

    Londra’da, G-20 zirvesi öncesinde düzenlenen protesto gösterilerinde bir göstericinin öldüğü bildirildi. İngiliz yayın kuruluşu BBC ve Sky News televizyon kanalının bildirdiğine göre, polis, Bank of England yakınlarındaki göstericilerin arasında bir kişinin ölü bulunduğunu açıkladı. Sokakta birden yere yığıldığı görülen göstericiye müdahale eden iki polis memurunun ambulans çağırdığı, göstericinin hastaneye kaldırıldığında ölmüş olduğu belirtilirken, polis göstericinin ölüm sebebi hakkında açıklama yapmadı.


    03.04.2009

    Kâinat mescid-i kebîrinde, Kur’ân, kâinatı okuyor. Onu dinleyelim. O nur ile nurlanalım. Hidâyetiyle amel edelim. Ve onu vird-i zebân edelim. Evet, söz odur ve ona derler. Hak olup, Haktan gelip, Hak diyen ve hakikati gösteren ve nurânî hikmeti neşreden odur.
    Kur’ân’a ve imana ait herşey kıymetlidir; zâhiren ne kadar küçük olursa olsun kıymetçe büyüktür. Evet, saadet-i ebediyeye yardım eden, küçük değildir.

  5. #5
    1kul
    Guest 1kul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Faruk ÇAKIR
    ‘Duâ’lı reçete




    Dini ve inancı dışlayarak yaşanan hadiseleri açıklamaya çalışmak, ne yazık ki günümüzde ‘moda’ olmuş durumda. Herhangi bir sıkıntı ve problem karşısında, temelini din ve inançtan alan bir çözüm ve çare sunulduğunda, kimileri bu tavrı garip karşılar. En hafif itiraz, “İlim ve fennin hükmettiği bu çağda bu anlayış olur mu?” şeklinde seslendirilir.
    Bu anlayışı seslendirenlerin temel yanılgısı, ‘ilim ve fen’ ile ‘İslâm dini ve inancı’nın çatıştığı ön kabulüdür. Oysa İslâm inancı hiçbir şekilde ilim ve fenle çatışmaz, kavga etmez. Aksine İslâm inancı, ilim ve fenne ya da bu mesleklerle meşgul olanlara sadece yol gösterir, gerçekleri görmesi gerektiğini hatırlatır.
    İnançlı insanlar her imkân ve fırsatta ‘duâ’ eder. Çünkü insan, “Duânız olmazsa ne ehemmiyetiniz var?” (Furkân Sûresi, 25/77) hitabına muhatap olmuştur. Yaratıcıya duâ etmek, inançlarımız çerçevesinde tavsiye edilen bir haldir.
    Duânın maddî ve manevî sıkıntılara ‘çare’ olduğu artık ‘ilmen ve tıbben’ de kabul ediliyor. Son araştırmalar “duâ edenin ömrünün uzun olduğunu” ortaya koymuş. Şimdi bu tesbiti bir ‘müftü’ yapmış olsa pek çok ‘aydın’dan itiraz gelebilirdi. Ama aynı tesbit ünlü Amerikan dergisi “Time” da yer alınca ‘kartel medyası’nda da ‘manşet üstü haber’ olabiliyor.
    Benzerlerine son yıllarda çokça rastladığımız haber şöyle: “Time Dergisi, 6 bin araştırmaya dayanarak duâ ve ibadetin ömrü uzattığı sonucuna vardı. (...) Dinin son dönemde insan hayatında öneminin yeniden artmaya başlamasıyla birlikte 2000 yılından bu yana bu konuda tam 6 bin yeni araştırma yayınlandı. Bu araştırmaları değerlendiren Time dergisi de bilim dünyasının yavaş yavaş duânın gücü konusunda ikna olmaya başladığını yazdı. Pittsburg Üniversitesi Tıp Merkezi tarafından yapılan araştırmaya göre düzenli olarak ibadethaneleri ziyaret edenlerde ömrün 2-3 yıl uzadığı tesbit edildi. Aynı etkinin düzenli duâ ve ibadet edenlerde de görüldüğü belirtildi. Uzmanlar, ‘Uzun hayat ile dinî bir gruba katılmanın birbiriyle ilişkili olduğunu’ açıkladı.
    “Bilim adamları duâ edilen kişinin sağlığının bu durumdan nasıl etkilendiğini de inceledi. Buna göre duâ edilen kişi, eğer bir başkasının kendisi için duâ ettiğini bilirse tedavisi hızlanıyor. Ancak birilerinin kendisi için duâ ettiğinden habersiz olan kişilerde bu etki görülmüyor.” (Vatan, 14 Şubat 2009)
    Bunca yıldır İslâm âlimlerinin insanlığı duâya teşvik etmesine anlam veremeyen, ‘duâ’ etmeyi ‘çağ dışı’ bulanlar her halde bundan sonra daha insaflı olurlar. Duâ etmeyi, Kur’ân okumayı ‘üfürükçülük’ olarak görüp, milletin inançlarıyla alay edenler de bu haberlerden ders ve ibret almalıdır.
    Araştırmalardan ortaya çıkan ve hemen herkesin bildiği bir hadise daha var: “Uzun yaşam(ak) ile dinî bir gruba katılmanın birbiriyle ilişkili olduğu” gerçeği... Bu tesbitin ‘Türkçe’si şöyle olmalıdır: “Namazını (cemaatle) kıl, duâ et, haftalık ‘dersler’ini aksatma.”
    Muhtemelen önümüzdeki yıllarda bu tavsiyeler ‘uzman doktor’ların reçetelerinde yer alacak. Başka türlü insanlığın huzura ve sükûna kavuşması mümkün değil. Şükrolsun ki, bu günleri de gördük...

    06.04.2009

    E-Posta: cakir@yeniasya.com.tr



Konu Kapatılmıştır

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. İki Ekmek Eksik
    By istiğna in forum Kıssadan Hisseler, İbretli Öyküler
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 01.02.09, 09:34
  2. 3 Parça Ekmek
    By **Muttakİ** in forum Kıssadan Hisseler, İbretli Öyküler
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 13.09.08, 23:43
  3. Kuru Ekmek Ve Tuz...
    By havf_reca in forum Kıssadan Hisseler, İbretli Öyküler
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 22.07.08, 15:30
  4. Ekmek Zayıflatacak
    By azize in forum Sağlık
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 23.03.08, 11:18
  5. Ekmek...
    By vakti_nehar in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 12.09.07, 00:58

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0