Konu Kapatılmıştır
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 10

Konu: Derinlere İnildikçe

  1. #1
    Ehil Üye Müellif-e - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    Zindan-ı dünya'da bir garib yolcu
    Mesajlar
    4.073

    Post Derinlere İnildikçe

    Mehmet KARA
    Derinlere inildikçe...

    Ne garip bir ülke oldu şu Türkiye. Haftalık değişen gündemler, siyasî karışıklıklar, kutuplaşmalar... Peşinden ''itidal ve sağduyu'' çağrıları...

    Bir Cuma bakıyorsunuz AKP'nin kapatılması gündeme geliyor, diğer Cuma üç ünlü Ergenekon operasyonları çerçevesinde bir gece yarısı gözaltına alınıyor. Bir önceki gündemi hemen unutuyoruz. Şimdi kim konuşuyor, üniversitelerde başörtüsü yasağını, sınır ötesi harekâtı, sonrasında asker-muhalefet polemiğini, hatta AKP'nin kapatılma dâvâsını...

    Bu haftaki gündemimizin konusu: Ergenekon...
    Peki nedir bu Ergenekon? Kelime anlamı, ''dağın en yüksek noktası, doruğu...'' Diğer bir anlamı da ''Türklüğün var oluş destanı...'' Türklerin, Ergenekon ovasından eski yurtlarına dönerek düşmanlarıyla çarpışmalarını anlatıyor. Ergenekon ile son günlerdeki Ergenekon operasyonları arasında hiç benzerlik yok.
    * * *
    CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın ''Bu bombadır, nerede patlar göreceğiz'' diyerek tanımladığı Ergenekon operasyonu ile ilgili çok şey söylendi.
    Ergenekon operasyonunun ipuçları, ilk olarak Danıştay 2. Daire'ye yönelik silâhlı saldırının ardından konuşulmaya başlanmıştı. 12 Haziran 2007'de, Ümraniye'deki bir evde bulunan 27 el bombasından sonra yürütülen soruşturmalarla ortaya çıkan örgütlenme ile ''derin devlet'' tartışmaları gündeme gelmiş, Ergenekon olarak bilinen bu örgütlenmeyle ilgili birçok iddia ortaya atılmıştı.

    22 Ocak 2008 günü sabaha karşı gözaltılar başladı. Aralarında emekli Tuğgeneral Veli Küçük'ün de bulunduğu 33 kişi sorgulanmaya başlandı. Küçük'ün yanı sıra avukat Kemal Kerinçsiz, gazeteci Güler Kömürcü, Türk Ortodoks Patrikhanesi yöneticisi Sevgi Erenerol, Mersin'de silâh üzerine ''ölme-öldürme yemini'' ettiren emekli Albay Fikri Karadağ ile Sami Hoştan ve Ali Yasak gözaltına alındı. Operasyonun diğer ayağında Doç. Ümit Sayın ile Doç. Emin Gürses, gazeteci Vedat Yenerer tutuklandı.

    En son olarak da İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, İstanbul Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu ve Cumhuriyet gazetesi imtiyaz sahibi İlhan Selçuk'un da aralarında bulunduğu 13 kişi gözaltına alındı. Perinçek tutuklanırken, Selçuk ve Alemdaroğlu tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

    Ümraniye'de bir gecekonduda ele geçirilen el bombaları üzerine başlatılan ve daha sonra genişletilen soruşturma kapsamında aralıklarla gözaltı ve tutuklamalar devam ederken, bugüne kadar 40 kişi tutuklandı.
    Kısaca özetlemeye çalıştığımız bu operasyon öylesine karışık ki, Cumhuriyet gazetesine bomba atanla Cumhuriyet gazetesinin imtiyaz sahibi aynı dosyada yer alıyor. İlişkiler öyle iç içe olmuş ki, kimin eli kimin cebinde belli değil. Ergenekon operasyonunun boyutları tam olarak ortaya çıkarılmış değil. Soruşturmalar devam ediyor. Bu oluşumun amacının bir askerî darbeye zemin hazırlamak için ülkeyi kaosa sürüklemek olduğu söyleniyor.
    Bu aşamadan sonra soruşturmanın tamamlanıp, şimdiden 130 klasörü geçtiği söylenen ve İstanbul Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz'ün hazırlayacağı iddianamenin çıkmasını beklemek gerekiyor. Bakalım bu iddianameden sonra Türkiye'de neler değişecek?
    * * *
    Başta Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve TBMM Başkanı Köksal Toptan olmak üzere işçi ve işveren çevreleri ''sağduyu'' tavsiyelerinde bulunuyorlar. Türkiye'de yaklaşık 50 milyon kişiyi temsil ettiği söylenen TOBB, TİSK, TESK, Kamu-Sen, Türkiye Ziraat Odaları Birliği, Hak-İş ve Türk-İş başkanlarının ''Türkiye için sağduyu'' başlıklı açıklamalar da ''Türkiye bugünlerde zor bir demokrasi ve hukuk sınavından geçmektedir'' denilirken herkesin sağduyulu olması isteniyor.

    Bu sağduyu çağrısını herkes dikkate almalı. Demokrasiye ve hukuka inanan herkesten aynı ses çıkmalı. Yoksa kendine yapılınca yargı bağımsız değil, başkasına yapılınca ''yargıya müdahale etmeyin'' demek samimiyetsizlik oluyor. Yargıyı herkes -gerçekten- serbest bırakmalı. Yargı yargılığını, siyasetçi siyasetini, yani herkes işini yapar, her iki taraf da birbirine baskı yapabilecek eylem ve söylemden kaçar, herkes olaylara ideolojik değil, hak ve hürriyetler, özgürlükler ve demokrasi perspektifinden bakarsa meseleler kalmaz. Zira, çetelerin amacı hep demokrasi olmuştur. Bu yüzden de demokrasiye sahip çıkmak herkesin görevidir. Çünkü, derin devletin, derin çetelerin, derin örgütlerin demokrasi de yeri yoktur.

    28.03.2008 YENİ ASYA


  2. #2
    1kul
    Guest 1kul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Mehmet KARA
    Âhirete kadar okumaya devam




    Gazetemizin yayın hayatına atılışının 40. yıl dönümünü kutluyoruz. Gazete sayfalarında 40 yıldır gazetemizi okuyanların hatıralarını okuyor, şevk alıyoruz. Daha yapacak çok işimizin olduğunu, bu cefakâr, vefakâr okuyucuya lâyık olmak için daha çok çalışmamız gerektiğinin idrakine varıyoruz. Bu röportajlar ve “kutlama programları” heyecan ve şevkimizin artarak devam etmesine vesile oluyor.
    21 Şubat tarihli yazımızda “Yeni Asya’nın kamuoyu tarafından nasıl tanındığını özetlemeye çalışmıştık. Ankara büromuzu ziyaret edenlerin övücü sözlerine, gerek e-mail, gerekse faksla gelen kutlama mesajlarına bakarak “Yeni Asya’nın zihinlerdeki olumlu yeri”ni gördükçe, mutlu oluyoruz. Bu güven hepimizi “motive” ediyor.
    Bu arada, “okuyucusuyla bütünleşmiş”, ya da “sahibi okuyucu” olan tek gazete sözünün ne kadar haklı ve doğru olduğuna haftasonu şahit olduk. Üzerinden beş gün geçmesine rağmen bu konuda yazmamanın eksiklik olacağını düşündüğüm için geç de olsa aşağıdaki düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.
    Geçtiğimiz haftasonu, gazetemizin İstanbul-Çemberlitaş’daki Fırat Kültür Merkezinde düzenlenen kutlama programına katılmak üzere İstanbul’a gitmiştik. Programın başlamasına 2 saatten daha fazla bir süre önce gittiğimiz salonda gördüğümüz manzara okuyucularımızın heyecanının yüzlerine yansımasıydı. Salonda hummalı bir çalışma vardı. Bir yanda biraz sonra başlayacak kokteylde ikramlar hazırlanırken, diğer yanda yayınlarımızın teşhir edileceği masalar kuruluyordu. Bir yanda karikatüristimiz İbrahim Özdabak’ın sergisi hazırlanırken, programın yapılacağı salonda da son düzenlemeler yapılıyordu.
    Anadolu’nun çeşitli bölgelerinden gelen okuyucularımız İstanbul’daki okuyucularımızla kucaklaşıp hasret giderirken, yüzlerdeki mutluluk görülmeye değerdi. Gazetecilik hayatımda birçok program, resepsiyon, kokteyle katıldım, ama yüzlerdeki huzur ve mutluluğu hiçbir yerde görmedim. Yeni Asya okuyucusu hakikaten farklı bir okuyucu. Hiçbir gazetenin böyle gazetesini sahiplenen bir kitlesi yok. Buna ne kadar şükretsek azdır.
    Programa gelenlerle tek tek selâmlaşmak için iki saat boyunca salonda dolaştım. Ankara’dan geldiğimiz için okuyucularımız son siyasî gelişmeleri, Meclis’te yaşananları, mahallî seçimleri sordularsa da Yeni Asya’yı konuşmayı ve bu günü doyasıya yaşamak için sorulara kısa kısa cevaplar verip, bilgilerimi paylaşmayı tercih ettim.
    Programla ilgili gazetemizin Salı günkü nüshasında geniş haberler ve fotoğraflar yer aldı. Gazetemizin imtiyaz sahibi Mehmet Kutlular ve Genel Yayın Müdürümüz Kâzım Güleçyüz Yeni Asya’nın 40 yıllık yayın çizgisini anlattılar. Gazetemizin 40 yıllık okuyucuları adına üç okuyucumuzun konuşmalarında verdikleri mesajlar Yeni Asya farkını ortaya koydu. Mü’mine Güneş’in gazetemizin ilk Genel Yayın Müdürü Mustafa Nezihi Polat ile ilgili hâtırası ve 70’li yıllarda gazetemizin Ankara bürosunda çalışan Osman Zengin’in gazeteyi nasıl zor şartlarda basıp dağıttıkları ile hâtıralarını dinlerken 23 yılı aşan bir Yeni Asya çalışanı olarak yaşadığım pekçok hatıra gözlerimin önüne geldi. Gecenin bir yarısında yağmurlu ve karlı havalarda elden dağıtılacak gazeteleri kucağımda getirdiğim günleri, Bediüzzaman için okutulan mevlitlerle ilgili yaşanan baskıları, 1990 yılında 10-15 günde yeni bir gazete çıkarılışını, 28 Şubat’ta uğradığımız haksızlıkları hatırladım.
    Programın en önemli sahnesi ise 40 yıldır gazetemizi kesintisiz okuyan ağabeylerimize sahnede “hizmet berat” ı verilmesi oldu. Bu okuyucularımızın yüzlerindeki heyecan, tebessüm, huzur ve mutluluk her şeyi anlatır nitelikteydi. Yönetim Kurulu üyelerimizden beratlarını alan bu vefakâr okuyucularımızın verdikleri “ahirete kadar okumaya devam” ortak mesajı gençlere büyük bir şevk oldu.
    Benim için en önemli sahnelerden birisi de şu anda gazetemizin yayınında emeği geçenler arasında sahneye çağrılmam oldu. Genel yayın müdürümüz, yayın koordinatörümüz, yazı işleri müdürümüz, haber müdürümüz ve yazıişleri mutfağında çalışanlar arasında sahneye çağrıldığımdaki heyecanımı anlatamam. Okuyucularımızın karşısındaki o sahnede yer almak hakikaten çok mutluluk verici bir olaydı. Sahnede yerimizi alırken, salondan gelen alkışlara “Asıl siz alkışlanmaya lâyıksınız” dercesine sahnede okuyucumuzu alkışladık. Çünkü asıl alkışlanması gereken onlardı.
    Programın hemen sonrasında Ankara’ya büyük bir moral ve dopingle döndük. Başta, Genel Müdürümüz Recep Taşçı, dergiler Koordinatörü Şener Boztaş olmak üzere bu programın düzenlenmesinde emeği geçen herkesi can-ı gönülden tebrik ediyoruz. Gazetemizi bugünlere getirenleri de minnetle, ahirete intikal edenleri de rahmetle yâd ediyoruz. Hizmet dolu daha niye yıllara… İyi ki varsın Yeni Asya…

    27.02.2009

    E-Posta: mkara@yeniasya.com.tr



  3. #3
    1kul
    Guest 1kul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Mehmet KARA
    Oy için demokrasiye zarar verilemez




    Mahallî seçimlere 29 günlük bir süre kaldı. Seçimlerde yarışacak adaylarla ilgili kesin listeler yarın il ve ilçe seçim kurullarınca ilân edilecek.
    Parti genel başkanları seçim meydanlarında halka seslenirken, bu seçime has bir kampanya yürütülüyor. Geçen seçimlerde alışageldiğimiz (!) laiklik ve irtica tartışmaları bu seçimde yapılmazken, bu seçim dönemini yolsuzluk ve usulsüzlük tartışmaları ile geçiriyoruz. Karşılıklı dosya restleşmeleri birçok bilinmeyeni de su yüzüne çıkarıyor. İrtica yaygarasının koparılmamasını Ergenekon soruşturmasına bağlayanlar olduğu kadar, genelde bu tartışmaları gündeme getiren CHP’nin çarşaf, Kur’ân kursu açılımlarına da bağlayanlar da var.
    * * *
    Bu seçimin bir diğer özelliği de, özellikle iktidar partisine mensup bakan ve milletvekillerinin adeta “tehdit” denilebilecek açıklamalar yapmaları. Son günlerde bu yönde yapılan bir açıklamalara temas etmekte yarar var.
    Tecrübeli siyasetçilerden Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in, milletvekili olduğu Antalya’da seçim konuşmasında yaptığı “Hükümetle kavga eden yerel yönetim, projesini Ankara’dan geçiremiyor” sözü bunlardan birisiydi. Şahin daha sonra bu açıklamasına teviller getirmek istedi, ancak en sonra “maksadı aşan bir ifade” olduğunu kabul etmek durumunda kaldı. Şahin’in “Halkın sağduyusuna herkes güvensin. Halk yanlış yaptıysam cezasını keser, mükâfatını da verir” cümlesi de gerçeği yansıtıyordu. Son kararı halka bırakmak demokrasinin de gereğidir.
    Bir diğer açıklama da AKP Kırıkkale Milletvekili Mustafa Özbayrak’tan geldi. “Biz Ankara’dan izin vermediğimiz sürece siz burada taş üstüne taş koyamazsınız. Onun için eğer birileri size gelip de ben şunu yapacağım, ben bunu yapacağım diyorsa inanmayın. Yapamazlar; bize rağmen yapamazlar” sözü kamuoyundan sert tepki görünce AKP Grup Başkanvekili Nihat Ergün “Böyle yaklaşım olmaz. Adayları ya da seçmenleri oy verme noktasında tenkit eden sözler kabul edilemez. Tüm partili arkadaşlarımız tepkili. Hiçbir açıdan, hiçbir siyasî parti adına kabul edilemez” demek zorunda kaldı. Peşinden de sözkonusu milletvekilinin kamuoyundan özür dilemesi gerektiği söylendi. Özbayrak’ın şu ana kadar milletten özür dilediğini duymadık. Sadece konuşmasının “yanlış anlaşıldığını” söylemekle yetindi. Fakat bu sözler “oy için demokrasiden taviz verilemeyeceği” gerçeğini değiştirmedi.
    * * *
    DTP Genel Başkanı Ahmet Türk’ün grup toplantısında yaptığı konuşma da bu mânâda değerlendirilebilir. Malûmunuz, Ahmet Türk, geçtiğimiz Salı günü partisinin grup toplantısındaki konuşmasına Türkçe başlayıp, Kürtçe olarak sürdürmüştü. Konuşmayı canlı yayınlayan TRT 3 (Meclis TV) yayını anında kesmişti. Bunun üzerine Meclis Başkanı Köksal Toptan, Meclis’te Türkçe haricinde bir dille konuşmanın anayasa’ya ve Siyasî Partiler Kanununa aykırı olduğunu söyledi. 1991 yılında “Kürtçe yemini” sonrasında yaşananları hatırlayanlar hemen arkasından soruşturmalar, dâvâlar, cezalandırmalar geleceğini düşünse de “kıyamet kopmadı.”
    Türkiye’de birkaç gündür bu mesele konuşuluyor. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “İhanet karşılıksız kalmamalı” türü açıklamaların yanı sıra daha akl-ı selimle yorumlar yapanlar da var. Seçim öncesi şov olarak değerlendiren de…
    Bir taraftan Kürtçe yayın yapan TRT 6 (Şeş) şaşaalı törenlerle yayına başlıyor, diğer taraftan bir parti başkanı partisinin grubunda Kürtçe konuştuğu için TRT 3 (Meclis TV) yayını kesiliyor. Bu bir çelişki… Ancak Türk’ün böyle bir çıkışının seçimlere yönelik olduğunu düşünenlerdenim. Çünkü, Türk’ün konuşmanın hemen ardından yaptığı “Dillerin zenginliğinden ve güzelliğinden bahsettim. Eğer bu yasaksa o zaman çarşaflı insanların da Meclis’e gelmemesi gerekiyor. Başbakan Kürtçe konuşabiliyorsa ben de konuşurum” gibi sözlerinden bu çıkışın bir inatlaşmanın ürünü olduğunu gösteriyor. Burada meselenin üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek olduğu da ortaya çıkıyor. Bu tartışma çok su götürdüğü için şimdilik bu kadar yorum yapmakla yetinelim.
    * * *
    Sözün özüne gelince… Seçim kampanyalarında çok şey konuşulup, çok vaatler verilir. Düşünmeden konuşmak, sözünün nereye varacağını hesap etmeden nutuklar çekmek en başta demokrasinin en önemli araçlarından birisi olan seçim sürecine zarar veriyor. Çünkü söz ağızdan çıktıktan sonra geriye dönüşü olmuyor. Ancak tevil edilebiliyor, ya da “ben öyle söylememiştim” denilebiliyor. Ama söz ortalık yerde duruyor… Bu yüzden de herkesin demokrasiye zarar verecek beyanlardan kaçınmaları gerekir. Yoksa Adalet Bakanının dediği gibi halk “cezasını” verir.

    28.02.2009

    E-Posta: mkara@yeniasya.com.tr



  4. #4
    Müdakkik Üye ErekNUR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Bulunduğu yer
    Van-Horhor
    Yaş
    39
    Mesajlar
    854

    Standart

    Gazetemizi bugünlere getirenleri de minnetle, ahirete intikal edenleri de rahmetle yâd ediyoruz. Hizmet dolu daha niye yıllara…

    İyi ki varsın Yeni Asya…

    daha nice hizmet yılların da görüşmek dileğiyle



    Risale-i Nur bir derece muvaffak oluyorsa,
    bunun sırrı işte budur. Said yoktur.
    Said’in kudret ve ehliyeti de yoktur.
    Konuşan yalnız hakikattir,
    hakikat-i imaniyedir
    çünkü DAVAM DEVAM iledir
    vanasyanur


  5. #5
    1kul
    Guest 1kul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Alıntı ErekNUR Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Gazetemizi bugünlere getirenleri de minnetle, ahirete intikal edenleri de rahmetle yâd ediyoruz. Hizmet dolu daha niye yıllara…

    İyi ki varsın Yeni Asya…

    daha nice hizmet yılların da görüşmek dileğiyle

    Amin...
    İnşşallah Allah razı olsun YENi ASYA'DAN...
    (HİZMET GÖNÜLLÜLERİNDEN)


  6. #6
    Ehil Üye Bîçare S.V. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul/Üsküdar
    Mesajlar
    2.407

    Standart

    Alıntı ErekNUR Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Gazetemizi bugünlere getirenleri de minnetle, ahirete intikal edenleri de rahmetle yâd ediyoruz. Hizmet dolu daha niye yıllara…

    İyi ki varsın Yeni Asya…

    daha nice hizmet yılların da görüşmek dileğiyle
    *********

    "Düşünmeden konuşmak, sözünün nereye varacağını hesap etmeden nutuklar çekmek en başta demokrasinin en önemli araçlarından birisi olan seçim sürecine zarar veriyor. Çünkü söz ağızdan çıktıktan sonra geriye dönüşü olmuyor. Ancak tevil edilebiliyor, ya da “ben öyle söylememiştim” denilebiliyor. Ama söz ortalık yerde duruyor… Bu yüzden de herkesin demokrasiye zarar verecek beyanlardan kaçınmaları gerekir. Yoksa Adalet Bakanının dediği gibi halk “cezasını” verir."
    *********
    ErekNUR Kardeşim'le
    İyi ki varsın Yeni Asya…demeye devam...!
    "İyyake nâ'büdü ve İyyake nesteîn."

    'Ancak Sana kulluk eder, ancak Senden yardım isteriz' (Fâtiha Sûresi)


    "İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah'a da şükretmez.!" (H.Ş.)

    'Bırak bîçare feryâdı, belâdan; gel tevekkül kıl' (17.Söz.)

    "Şimdi 'OKU' kabirde okuyamazsın" (Z.Gündüzalp)

    'ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR' (YENİASYA)

    Selâm ve duâyla. Bîçare S.V.

  7. #7
    Müdakkik Üye ErekNUR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Bulunduğu yer
    Van-Horhor
    Yaş
    39
    Mesajlar
    854

    Standart

    İyi ki varsın Yeni Asya…demeye devam...!



    Risale-i Nur bir derece muvaffak oluyorsa,
    bunun sırrı işte budur. Said yoktur.
    Said’in kudret ve ehliyeti de yoktur.
    Konuşan yalnız hakikattir,
    hakikat-i imaniyedir
    çünkü DAVAM DEVAM iledir
    vanasyanur


  8. #8
    1kul
    Guest 1kul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Mehmet KARA
    28 Şubat’tan Ergenekon’a




    Dün, 28 Şubat postmodern darbesinin 12. yıl dönümüydü. 28 Şubat 1997 tarihinde Millî Güvenlik Kurulu toplantısı sonrasında açıklanan ve Türkiye’de siyasî, idarî, hukukî ve toplumsal alanda etkisi halen devam eden karanlık günlerin başlamasına sebep oldu.
    Bu süreçte, sekiz yıllık kesintisiz eğitimle imam hatiplerin orta kısımları kapatıldı. Kur’ân kurslarına yaş sınırlaması getirildi. Batı Çalışma Grubu ile inanan kesimler fişlendi. Sermaye kesimi “yeşil”, “yeşil olmayan” şeklinde kategorize edildi. Başörtüsü yasağı sert bir şekilde uygulandı.
    28 Şubat’la getirilen yasaklar devam ediyor. İşten atılanların için af çıkarıldı ancak, 1999’dan önce atılanlar işlerine dönemediler. Dönenler inançları gereği örttükleri başörtülerini açmak durumunda kalıyorlar.
    * * *
    12 yıl sonra hâlâ 28 Şubat’ın bıraktığı izler duruyor. Bu yüzdendir ki, 28 Şubat’ın yıl dönümünde toplantılar yapılıyor. Bu toplantılardan birisi de Bem-Bir-Sen tarafından düzenlendi. “28 Şubat’tan Ergenekon’a: Temiz toplum, Temiz Türkiye” başlığı ile yapılan panelde, 28 Şubat’tan Ergenekon’a uzanan sürecin aydınlatılması gerektiği tartışıldı.
    28 Şubat postmodern darbesini destekleyen ve “5’li çete” diye adlandırılan ve sadece isimlerinde “sivil” olan bazı sendikaların başkanları şimdi milletvekili. Ne garip bir çelişki değil mi?
    Antidemokratik oluşumlara destek veren sivil toplum kuruluşlarının (!) yanı sıra o süreçte demokrasiden yana tavır koyan sendikalar da olmuştu. Demokrasiyi savunan sendikalar bugün de bu tavırlarını sürdürüyor. Memur-Sen’e bağlı Belediye ve Özel İdare Çalışanları Birliği Sendikası 28 Şubat’ın 12. yıl dönümünde düzenlediği panelde konuşan sendikanın genel başkanı Mürsel Turbay’ın “Demokrasinin en güçlü yapısı olarak tarif edilen sivil toplum kuruluşlarını, böylesine antidemokratik süreçlerin hamisi, hatta aktörü olarak görmek ne kadar acı” diyordu.
    Panelde konuşan Sendika Uzmanı Tarkan Zengin’in sendikaların ihtilâller ve ara dönemlerdeki duruşlarını anlatırken, çarpıcı örnekler verdi. Sendikaların hep bu dönemlerde zarar gördüğünü, 12 Eylül’de siyasî partilerle birlikte sendikaların da kapatıldığını anlatırken, kapatılmayan Türk-İş’in başkanının ihtilâlin yapılmasından sadece 2 gün sonra ihtilâlin lideri Kenan Evren’e gönderdiği mektupta, “Sizi destekliyoruz” dediğini hatırlattı. Görülüyor ki, “siviller” demokrasiden yana tavır alsalardı, 28 Şubat ya olmayacaktı, ya da bu kadar uzun süre izleri sürmeyecekti.
    Panelde asıl çarpıcı konuşmayı eski cumhuriyet savcısı Gültekin Avcı yaptı. “Yarbay geliyor diye ceketini ilikleyen savcılar vardı. Savcılığımdan utandığım zamanlar oldu” diyen Avcı’nın 28 Şubat sürecini “milletin dinine ve benliğine meydan okuma” olarak değerlendirmesi ve peşinden de “Askerî darbeler bu millete ihanettir. 28 Şubat Türk milleti için utançtır” ifadelerini kullanması dikkat çekiciydi.
    Avcı’nın konuşmasında dikkat çektiği bir konu ise, panelin isminde de yer alan “Ergenekon soruşturması” konusunda oldu. Ergenekon soruşturması başarıya ulaşsa bile, bundan sonra başka isimlerle yeniden yapılanmaların olabileceğini söyledi. Bunun engellemenin yolunun da yeni anayasa’nın hazırlanmasında yattığını söyledi. Askerî yargının mutlaka kaldırılması, askerî istihbaratın mutlaka Millî Savunma Bakanlığına bağlanması gibi bazı tekliflerini sıraladı.
    * * * Geldiğimiz noktada 28 Şubat’ın izleri hâlâ sürüyorsa yapılması gerekenin; sivil ve demokratik bir anayasanın yapılması ve Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girmesi için yoğun çaba sarfedilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Türkiye bu fırsatı kaçırmamalı ki, bir daha 28 Şubat’lar olmasın, Ergenekon türü yapılanmaların önüne geçilsin. Bunun içinde kusursuz ve tam bir demokrasi gerekiyor. Türkiye 12 yılını kaybetti, daha fazla kaybedilmemesi için sivillere görev düşüyor.

    01.03.2009

    E-Posta: mkara@yeniasya.com.tr



  9. #9
    1kul
    Guest 1kul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Mehmet KARA
    Anayasa değişikliği başka bahara




    “Sayın yolcularımız, lütfen yerlerimize oturalım, hareket ediyoruz. Hayırlı yolculuklar… Sayın yolcularımız şu anda 250 km hıza ulaştık... Şimdi 252’deyiz... Şimdi 254’ü bulduk…”
    Yukarıdaki anonsları yapan Başbakan Tayyip Erdoğan’dı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’la birlikte yüksek hızlı trenle Ankara’dan Eskişehir’e gittik.
    Türkiye’nin 40 yıllık hayali gerçekleşmiş oldu. Hızlı trenle şu anda yaklaşık 1 saat 25 dakikada Eskişehir’e varılabiliyor. Rayların tamamen raylı sisteme uygun hale getirilmesi ile bu süre 65 dakikaya kadar inecek. Ankara-Konya hattının yapımı devam ediyor. Üç yıl içinde de Eskişehir-İstanbul hızlı tren hattının açılması plânlanıyor. Dünden itibaren hızlı tren normal seferlerine başlamış oldu. Hızlı treni düşünen ve bugünlere getirenleri hakikaten tebrik etmek lâzım. Uçak konforu var. Hızlı ulaşım düşünüldüğünde uçağa rakip olacak nitelikte. Hayırlı olsun diyoruz.
    * * *
    Hızlı treni Ankara garından yola çıkarıp, bir süre kullanan Erdoğan. Demiryolcu deyimiyle makinistimiz Başbakan’dı. Henüz Ankara’yı çıkmadan 100 kilometreye ulaşan hızlı tren, Ankara dışında normal raylardan hızlı tren için özel yapılmış raylara çıkınca hızı 200 kilometreyi geçti. En yüksek hızı saatte 258 kilometreye kadar alıştı. Başbakanın en son anonsunu yaptığı sırada ise 254 kilometre oldu.
    Gazete, televizyon ve ajansların temsilcileri, bürokratlar ve büyükelçilerden oluşan grup olarak ilk hızlı trenin ilk yolcularıydık. Yolcular arasında başbakanın Keçiören’de zaman zaman oyuncak ve harçlık verdiği küçük çocuklar da vardı. Erdoğan hızlı treni kullanırken kumanda kısmına sadece bir kamera ve foto muhabiri alındığı için biz hızlı treni kullandığını göremedik. Sonradan seyrettiğimiz görüntülerde gördük. Hızlı trene makinistlik yaparken çok heyecanlı ve gergin olduğu gözlenen Erdoğan, sıra temsilcilerle sohbete geldiğinde bu gerginliği üzerinden atmıştı. Tabiî kolay değil, treni kullanmak için makinistler aylarca test sürüşü yapmış, yine aylarca eğitim almışlardı. Dümenin başına hemen oturmanın insanı germesi normaldi. Başbakan da gerilmişti bu yüzden.
    Gazetecilerle tek tek tokalaşan Erdoğan ekonomik kriz, IMF ile anlaşma ve anayasa değişikliği ile ilgili sorulara cevaplar verdi.
    Erdoğan hem trende, hem de Eskişehir’in Sıhhıye meydanında müjdeler (!) verdi. Başbakan trende anayasada topyekûn değişikliğe gidilmeyeceği müjdesini (!) yüksek hızlı trende, ekonomiyi bir nebze olsun rahatlatacak ekonomik tedbirlerin müjdesini de Sıhhıye meydanında halka verdi.
    Başbakan hızlı trenin seferlere başlaması ile ilgili açılışı yaptıktan sonra halka da hitap etti. Burada siyasî rakiplerine karşı eleştiriler yaparken, piyasaya canlandıracağı ümit edilen ekonomik paketi de açıkladı. Miting meydanının konuşma saatine kadar ve miting sırasında da tam anlamıyla dolmadığı görülüyordu. Bunda havanın son derece soğuk olması kadar, DSP’nin büyükşehir adayı ve halen de belediye başkanı olan Yılmaz Büşükerşen’in ağırlığının tesiri vardı. Seçim meydanında halkla ve esnafla konuştuğumuzda AKP’nin büyükşehir belediye başkanlığını almasının çok zor göründüğü ve iki merkez ilçeden birini alabileceği ortaya çıktı. Tabiî 29 Mart’ta son kararı halk verecek…
    * * *
    Erdoğan’ın hızlı tren Eskişehir’e giderken bizlere yaptığı açıklamalara dönersek…
    “Anayasa’nın tümünü değiştiremeyeceğiz” dedi Erdoğan ve değişikliğe gidilecek maddeleri de şöyle sıraladı. Sadece bireysel başvuru, ombudsman, siyasî partiler ve seçim kanunları…
    22 Temmuz 2007 genel seçimlerine girerken çalışmalarına başlanılan ve seçimin hemen ardında 6 kişilik bilim kuruluna hazırlatılan yeni ve sivil anayasa taslağı üzerinde AKP’de bir süre çalışmalar yapmış. Taslak son halini almışken, birden rafa kaldırılmıştı.
    Eskişehir ziyaretimizin özetine gelince… Türkiye 40 yıllık hızlı tren hayalini gerçekleştirirken, 27 senedir bir ihtilâl anayasası ile yönetilen Türkiye’nin bu anayasadan kısa zamanda kurtulamayacağı anlaşılmış oldu. Görülen o ki, sivil bir anayasa başka bir bahara kaldı…
    Orhan Hakalmaz’ın söylediği meşhur “kara tren” türküsünün nakaratında şöyle diyordu: “Kara tren gecikir belki hiç gelmez/ Dağlar da salınır da derdimi bilmez/ Dumanın savurur, halimi görmez/ Gam dolar yüreğim gözyaşım dinmez.”
    Kara tren, hızlı tren gelince artık gecikmeyecek belki, ama Türkiye’nin demokratikleşmesi çok gecikti, gecikecek de… Aslında dünkü gazetemizin manşeti işin özetiydi. Tren hızlıydı, ama demokratikleşme yavaş seyretmekteydi…

    15.03.2009

    E-Posta: mkara@yeniasya.com.tr



  10. #10
    1kul
    Guest 1kul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Mehmet KARA
    Babam inşallah kazanmaz!




    Mahallî seçimler yaklaştıkça heyecan artıyor. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı için, medyanın da pompalaması ile üç aday yarışıyor. Bunlardan birisi de şu anda Ankara’nın Beypazarı ilçesinin belediye başkanı olan Mansur Yavaş… Seçilme şansının yüksek olduğu iddia edilen Yavaş’ın çocukları, babalarının belediye başkanı olmaması için duâ ediyorlarmış. (Hürriyet, Ayşe Arman, 10.03.2009)
    Kendisinin verdiği bilgiye göre eşinin zorlaması ile de aday olan Yavaş’ın çocuklarının duâsı kabul olur mu bilemeyiz, ama kazanamazsa en çok ailesinin sevineceği kesin…
    ***
    KÜFÜRBAZ
    Seçim kampanyaları, ağza alınmayacak sözlerin ortalığa serildiği bir alana dönüştü. Birçok söz, konuşma dâvâ konusu oldu. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın, telefon dinlemelerini de eleştirirken sarf ettiği sözler de hayli dikkat çekiciydi: “İnsan karısıyla, arkadaşıyla konuşamaz, içini boşaltamaz hale geldi. İnsan, açar telefonu isterse iktidara da küfreder. Şöyle ağız tadıyla küfredemez olduk!”
    Yıllardır bir partinin başında bulunan birinin bu türlü bir “şikâyetini” anlamak mümkün değil. Tevil edilecek, düzeltilecek bir yanı da yok. Millete örnek olması gereken birisinin ‘telefonda küfür edemiyorum’ diye sızlanması, kötü örnek olmaz mı? Bu sözlerin televizyonda verilmemesi de çare değil. Telefonda küfür etmek amacıyla kullanılmaz… Birçok kişi bunun böyle olduğunu biliyor, Baykal da öğrenir artık…
    ***
    MİLLETİN ŞAKASI OLUR MU?
    Bir süreden beri 2.5 kutuplu bir politika takip ediliyor ve bazı partiler adeta yok farz ediliyor.
    Medyada ismi bahsedilmeyenlerden birisi olan DSP Genel Başkanı Zeki Sezer, bu durumdan hayli şikâyetçi. Sezer, “Millet şaka yapmıyorsa sürpriz parti DSP olacak” demiş. 29 Mart’a az kaldı. Millet şaka yapar mı yapmaz mı bilinmez, ama görünen köy de kılavuz istemez…
    ***
    İPHONE’UNDAN DUÂ!
    19 yıl evvel bir silâhlı saldırı sonucu ölen Hürriyet Gazetesi eski genel yayın yönetmeni Çetin Emeç, Zincirlikuyu Mezarlığı’ndaki kabri başında anılmış. Anma programında ilginç bir olay yaşanmış. Hürriyet gazetesinde de çıkan habere göre, yapılan anma töreninde hoca geç kalmış. “Ne yapalım?” diye düşünürken, Ertuğrul Özkök’ün aklına bir fikir gelmiş ve hemen bu fikrini uygulamaya koymuş. Hemen iPhone’sini (gelişmiş müzik çalar özelliği olan çok fonksiyonlu cep telefonu) açmış orada kayıtlı olan Fatiha Sûresini telefonun hoparlörünü açarak dinletmiş. Kimse “Fatiha Sûresini” bilmiyor muydu ki İPhone’ye başvurmuşlar?

    16.03.2009

    E-Posta: mkara@yeniasya.com.tr



Konu Kapatılmıştır

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0