ANKARA SAVAŞLARI



***

Bizim tarihimiz aç?s?ndan, Ankara’daki ilk büyük meydan savaş?, miladî- 1402’de, ‘Timur-Leng’ (Topal Timur) ile (Y?ld?r?m) I. Bâyezid aras?nda meydana gelmiş ve taa Semerqand’dan gelen Timur, Osmanl?’n?n S?rbistan’daki Niğbolu Savaş?’n?n muzaffer sultan? Bâyezid’i ağ?r bir yenilgiye uğratm?ş ve Osmanl? ilk dağ?l?ş facias?n? yaşam?ş ve daha sonra patlak veren şehzadeler aras? boğuşmalarda Çelebi Mehmed’in duruma hâkim olmas?yla, o küllerin aras?ndan Osmanl? yeniden dirilmişti..

Daha sonraki tarihi dönemleri boyunca, Ankara uzuuun süren bir derin uykuya dald? ve ancak, son 85-90 y?ld?r, hayat?m?zda yeniden etkin.. Ve birçok gizli ve aç?k savaşlar?n alan?.. Ve derinden derine bir ‘topyekûn savaş’ sürmekte..

Savaş?n bir taraf?nda, milletin büyük ekseriyetinin desteğini kazanan, hep ezilmiş olan Anadolu halk?n?n temsilcileri olarak, devlet yönetimine elkoymaya çal?şan ve t?rman?şlar? giderek güçlenen ve de, halk?n dünya görüşünü oluşturan ve sosyal hayat?n? az veya çok, tanzimde etkili olan ?slâm inanc?na göre yans?tan bir cenah..

Karş? tarafta ise, Osmanl?’n?n dağ?l?ş?n? daha bir h?zland?ran Makedonya dağlar?ndaki çete kurşunlar? ve Selanik’deki mason localar?n?n yönlendirdiği güçlerin, Osmanl?’n?n dağ?lmas?ndan sonra, Ankara’da kendileri için bir yeni üss gibi oluşturduklar? yönetim mekanizmas?n?n baş?ndakiler.. K?l?k değiştirmiş bir ‘?ttihad-Terakkî komitac?lar?..’

Bu güç odaklar? aras?ndaki savaş, neredeyse 1 as?rd?r, bütün boyutlar?yla, bütün entrika ve hileleriyle, giderek daha bir şiddetlenerek sürüyor..

Bir tarafta, hep ezilen Anadolu halk?n?n biraz da gelişigüzel ve de karş? olduklar? güçlerin koyduklar? kurallara göre vermeye çal?şmas?na rağmen; giderek gelişen bir mücadele..

Diğer tarafta, müslüman halk?, Anadolu’nun son 800-900 y?l?na yabanc? ve ayk?r? bir yeni ‘resmî ideoloji’nin kulu-kölesi yapmay? hedef edinen; kitleleri, dârağaçlar? ve ‘Bu iş behemehal /mutlaka olacakt?r, amma, ihtimal ki, baz? kelleler kopar?lacakt?r!’ vecizeleriyle sindirerek, ellerinde iktidarlar?n? tutmaya çal?şan bir ‘mütegallibe zümresi’, ‘taife-i laicus’..

Bu ‘derin ve sessiz gizli meydan savaş?’nda, kişiler değişebilir..

Nitekim, 85 y?l öncelerde, Ali Şükrî Bey, Huseyn Avni (Ulaş), Kâz?m Karabekir gibi isimler sivrildiklerinde, şiddetle bertaraf edildiler..

Fethî (Okyar) Bey’e oynatt?r?lan, uyduruk ‘Serbest F?rka’ denemesi bile, kontrolden ç?kacak noktaya gelince; 99’uncu gününde kapat?ld?. Ard?ndan da kamuoyu, ‘Menemen’ tertibiyle sindirildi.. 1923’ten 1950’ye böyle gelindi..

1950’deki ilk serbest seçimlerde ise, halk, o diktatörlük zencirini k?rmak için öyle bir tepki verdi ki, boyutlar? önceden tahmin ve tasavvur bile edilememişti.. Ama, o devrim çap?ndaki halk hareketinin, ileride, laik rejim için bir tehlike teşkil etmemesi için, daha 1945’de ?smet ?nönü ile Celâl Bayar aras?ndaki bir ‘muvazaa/dan?ş?kl? döğüş mutabakat?’na göre şekillendiği, ancak, 1995’lerde ortaya ç?kt?..

Devler, su başlar?n? baştan tutmuştu..

Halk?n maddî ve manevî bütün zenginliklerini talân edenlerin ve ‘?ttihad-Terakkî komitac?l?ğ?’n?n seçkin isimlerinden ve ‘M. Kemal’i sevmenin bir ibadet olduğunu’ söyleyecek kadar ‘fenâ -fi-l’ M. Kemal’ olan C. Bayar’?n, bir ‘emniyet sübap?’ olarak C. Başkanl?ğ?’na getirilmesine rağmen; bir ‘halk adam?’ olan Adnan Menderes’in 1950-60 aras?ndaki çabalar?yla, ülke, biraz rahat nefes alm?şt?.. Ama, halk?n güçlenmesi, ‘taife-i laicus’un zay?flamas? demekti..

Bunun için, ‘kemalist/laik kurtar?c?’lar, ‘27 May?s 1960 Askerî Darbesi’ni yapt?lar ve ‘hukuk’ ad?na sergilenen Yass?ada yarg?lama cinayetleri sonunda, Adnan Menderes’i öldürdüler; ‘Taife-i Laicus’ kan tazeledi.. Bir ‘Ankara Savaş?’ daha kaybedilmişti. Kan ağlayan halk ise, tepkisiz kalm?ş, ac?s?n? kalbine gömmüştü..

(Gizli) Ankara Savaşlar? daha sonra yine devam eder, ap-aç?k..

Millete rağmen sürdürülen o tahakküm mekanizmas?n?n, o sağl?ks?z patlamalar şeklinde, ortaya daha başka buhranlar ç?karmas? da tabiî idi.. Nitekim, ‘12 Mart 1971, 12 Eylûl 1980 ve 28 Şubat 1997’deki askerî darbeler’ , hep ‘kurtar?c?l?k’ ad? alt?nda, ‘Taife-i Laicus’un tahakkümünün, oligarşik diktan?n pekiştirilmesi hedefine hizmet için gerçekleştirildi ve millet, yine tepkisiz kald? ya da, tepkilerini sadece sand?klarda sergilemeye çal?şt?; AP, CHP/DSP gibi partiler aras?nda savrularak..

Ama, ?slâmî eğilimleri herkesten daha fazla olarak bilinen kadrolar?n devreye girmesinden ve hele de, Tayyîb Erdoğan gibi ‘önceki örneklere göre daha başar?l? bir uygulamac?’ olarak sivrilen bir ‘halk çocuğu’nun sahneye ç?kmas?ndan sonra, halk?n o savrulmalardan büyük çapta kurtulduğu ve yüzde 50’lere ve hattâ yüzde 60’lara varan bir halk desteğine doğru ilerlendiğinin görülmesi, bütün planlar? alt-üst etti..

Ve ‘Ankara Savaşlar?’n?n yeni bir merhalesi başlad?.. ‘Ben millete hizmet etmeye var?m, ve yapt?ğ?m hizmete kendi şahsiyetimin, kendi dünyam?n mührünü de vururum.. Eğer bunu vuramayacaksam, o zaman sadece birilerine hizmetçi olmuş olurum..’ dikkatiyle hareket ettiğinin mesaj?n? veren bir Tayyîb Erdoğan’dan, ‘mütegallibe zümresi’ sadece kendilerine hizmet bekliyorlar; ve bu hizmetlere kendi dünyas?n? yans?tmas? halinde karş?s?na hemen, em. başsavc? ve em. generaller ve de diğer prof.lar gibi nice ‘laik zorba’lar yan?nda, yaz?k ki Baykal bile, ‘idâm’ hat?rlatma ve tehdidleriyle ç?kabiliyorlar..

‘Art?k iç savaş başlam?şt?r, ya ?slâm devleti kurulur ya da devrim yap?l?r.’ gibi tahrikçi savaş ç?ğ?rtkanl?klar?n? tv. ve diğer medya organlar?ndan pervas?zca yapabilen kişi Yalç?n Küçük gibi bir uçuk prof. kişi olduğu için, ‘boş ver..’ deyip geçilemez..

28 Şubat 1997 günlerinndeki Bat? Çal?şma Grubu’nun planlamas?yla, dolayl? TSK destekli ADD (Atatürkçü Düş. Dernekleri)’nin Gn. Başk. (ve, Jand. Gn. Kom.l?ğ?ndan em. org.) Şener Eruygur'un yönettiği ‘Hukuk ve Siyaset Okulu’ panelinde evvelki gün yükselen ihtilal ç?ğ?rtkanl?klar?na da bu çerçevede bakmak gerekir.. Orada, Birol Başaran isimli bir iş adam?n?n, ‘Baz? durumlarda hukukun ask?ya al?nmas?n?n zarar? yoktur. Mustafa Kemal hukuka çok bağl? olsayd?, devrimlerini yapamazd?.. Hukuk d?ş?na ç?karak yapt?, onlar?..’ şeklindeki ilginç itiraflar?n, Eruygur taraf?ndan ‘hukuk d?ş?na ç?k?lacak günlerin yak?n olduğu’ sözleriyle teyid edilmesi ve kat?l?mc?lar?n bu sözleri dakikalarca ayakta alk?şlamas?, basit bir ‘şirretlik’ten öteye, bir ‘psikolojik savaş’?n yeni bir merhalesinden haber veriyor..

Bu oyunu, laik rejimin yarg? organlar? veya diğer kanunî güçleri değil; milletin kendi iradesine sahib ç?kmaktaki uyan?kl?ğ? bozacakt?r..

SELAHADDIN ÇAKIRGIL

***