Can Dündar Ad

can.dundar@e-kolay.net

Fehmi Koru ("Taha Kıvanç" adıyla) şu satırları yazdı önceki gün: "'Ergenekon' örgütünün varlığından kamuoyunu haberdar etme onuru bana ait değil. Onu Can Dündar ile Celal Kazdağlı yıllar önce 'Ergenekon' kitabıyla yapmışlardı."
O kitabın iç kapağına bakıyorum.
Yayın tarihi 1997...
11 yıl önce yazmışız "Ergenekon"u...
Ve "Devlet içinde Devlet" alt başlığıyla kitabımıza isim yapmışız.
* * *
Bu ismi ilk kez 12 Mart'ta ihtilalci deniz subayı Erol Mütercimler, Tümgeneral Memduh Ünlütürk'ten duymuştu.
Ünlütürk, 1971 rejiminde solcuların işkence gördüğü Ziverbey Köşkü'nün komutanıydı.
Şöyle demişti Mütercimler'e:
"Ergenekon, hükümetlerin de Genelkurmay'ın da bürokrasinin de üzerinde bir örgüttür. 27 Mayıs'tan sonra CIA, Pentagon tarafından kurdurulmuştur. Özellikle Amerika'da kontrgerilla eğitimi almış, kurslardan geçmiş generallerin bir bölümü, 'Vatanı kurtarıyoruz' düşüncesiyle bu örgütte yer alırlar."
Mütercimler de demişti ki bize:
"Bunun üzerine ben Ergenekon'u araştırdım. Gördüm ki içinde subaylar, emniyetçiler, profesörler, gazeteciler, işadamları, sıradan insanlar var. Bugün 'çeteler' dediğimiz küçük birimler, 'Ergenekon' denilen üst örgüt tarafından kullanılan tetikçiler..."
* * *
Soğuk Savaş döneminde Amerikalılar, komünizmin yayılmasını önlemek için çeşitli Avrupa ülkelerinde, NATO bünyesinde, CIA desteğiyle paramiliter örgütler kurmuşlardı.
"Gladio" adı taşıyan bu örgütlenmenin kadroları, savaş sonrası işsiz kalan faşistlerle mafyaya bulaşmış güvenlikçilerden kurulmuştu.
"Artakalanlar" denilen bu Nazi artıkları, şimdi solculara karşı tetikçilik yapacak, faili meçhul cinayetler, bombalı sabotajlar düzenleyerek halkın komünizme düşman olmasını, rejime bağlanmasını sağlayacaklardı.
Bu faaliyet, Avrupa'da komünizmin en güçlü olduğu İtalya'da başladı ve 40 yıl sonra yine İtalya'da ortaya çıkarıldı.
Nasıl?
Cesur bir savcının, jandarmaların ölümüne yol açan patlayıcıları, İtalyan Gizli Servisi'nin depolarında bulmasıyla...
Gerisi çorap söküğü gibi geldi.
Avrupa, "Gladio"yu ortaya çıkarıp temizledi.
Bir tek Türkiye dışında...
* * *
Aslında Ecevit bunun "Özel Harp Dairesi" içinde örgütlendiğini saptamış, ama üstüne gitmeye siyasi ömrü yetmemişti.
Özal da kendisine suikast düzenleyenleri araştırırken bu örgütün izine ulaşmış, ancak korkup geri çekilmişti.
"Susurluk-1997"de çete, "kazara" kendini ele verdi.
Ama Başbakan Erbakan "Fasa fiso" dedi. Başbakan Yardımcısı Çiller, "Devletin çete ilan edilmesi Türkiye'nin savunma refleksini zayıflatıyor" diyerek Susurluk'u sahiplendi.
Bu yaklaşım, Türkiye'ye 10 yıla, sayısız faili meçhul suikasta, bombalı sabotaja, kanlı saldırıya mal oldu.
Çete hepten cesaretlenmişti.
O kadar ki faili meçhul cinayetlerin merkezi kabul edilen Kocaeli'nin Jandarma Alay Komutanı Veli Küçük, emekli olduktan sonra, Sedat Peker'in internet sitesinin açılışında, başında olduğu söylenen örgütün adını verdi:
"Asil Türk milletinin yolu, Ergenekon'dan geçecek."
* * *
Bunun yerine, Ergenekon'un yolu Türk adliyesinden geçti.
Geçen hafta, bu ismin ilk kez kamuoyuna duyurulmasından 11 yıl sonra "Ergenekon" örgütünün açığa çıkarıldığı açıklandı.
Yarın, ortaya çıkan örgütün, bu tarihçeyle çakışan yanlarından söz edeceğim.