+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 5 ve 5

Konu: Bizdenciler!

  1. #1
    Vefakar Üye yenipınar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Mesajlar
    419

    Standart Bizdenciler!

    BİZDENCİLER
    Eskiden “Özdenciler” diye bir grup vardı. Zannederim Abdulkadir Duru’nun bağlıları idi ve Özden diye de bir periyodik gazete de neşrediyorlardı. Şimdi ise ‘Özdenciler’ kayboldu veya azaldılar. Ama İslâmî camiada dindarlık illet ve hastalıklarından birisi olan ‘Bizdenciler’ türedi. Artık aramızda bizdenciler dolaşıyor. Maalesef bu bizdencilik hastalığı Türkiye’de yap-boz ekonomisini türetmiştir. Bu bir eski hastalıktır, ama sonunda dindar kesimlere de bulaşmıştır.
    Yap-boz ekonomisi, ahbab-çavuş ilişkisi, rant kardeşliğini intaç etmiştir. Kısaca bu kavramın tarifinde şunları söylemek mümkündür: “Ahlâkî bizdencilik yerine, çıkar bizdenciliğinin ikame edilmesi.” Zümrecilik, yani başbakanın tercih ettiği tabirle, oligarşi iktidarı. Veya buna kısaca rant kardeşiliği diyoruz. İbni Haldun’un ifadesiyle “bu bir yeni asabiye” türüdür. Batılılar buna ‘inner circle’ diyorlar. Araplar da bunun karşlığında ‘mahsubiyye’ kavramını kullanıyorlar. Dindarlık, özünü kaybederse geride tortusu kalır. Bu tortu da mahsubiyye denilen kayırmacılıktır. Bunun farklı anlamlarından birisi de nepotizmdir. Dindarlık ruhunu ve özünü kaybettiği nisbette asabiyeye dönüşür ve rant kardeşliği halini alır. İbni Haldun’un da ifade ettiği gibi, dindarlıkta asabiyet vardır. Bu hadis-i şeriflerde ifade edilen müsbet ve pozitif taraftarlıktır. Bu negatif, yani meşrûiyat alanı dışında geliştiğinde, anlamını kaybeder. Mahzurlu alanda deveran eden asabiyet, cahiliyet asabiyetidir. İslâm ruhundan koptuğu oranda, bu asabiyet cahilîleşir. Dindarlıkta müsbet asabiyet vardır, ama asabiyette dindarlık yoktur. Öteden beri bilinen dindarlık hastalıkları vardır.
    Gazali, İhya-u Ulum gibi kitaplarında bunlara teşhis koymuştur. Keza tasavvufun şatahatı veya hastalıkları vardır ki, İbni Cevzî gibiler de buna teşhis koymuşlardır. Keza diğer alanlarında kendilerine göre hastalıkları vardır. Kelâm da buna dahildir. Dolayısıyla her mesleğin illetleri olabilir. İşte bunlara karşı uyanık ve tedbirli olmak zorundayız. Bu anlamda, asrımızın illetlerinden birisi de yolsuzluktur ve bunun iç dairede yapılmasına rant asabiyeti veya kardeşliği diyoruz. Dindarlığınızı veya ideallerinizi kaybettiğinizde geriye kalacak tortu paylaşma güdüsüdür. Yani “yeşil kanunu”dur. Bu da yozlaşmayı tetikler ve kalkınmayı öteler. Bundan dolayı Türkiye’nin kalkınması idealist nesillere vabestedir. Ama artık siyaset idealizmi tükettiği gibi, tükenen idealizm toplumu dahi kemirmektedir. Bu açıdan ‘AKP dindarların son şansıdır’ diyenler, büyük bir yanılgı içindedirler. Bu bakış açısı sonumuzu getirebilir veya toplumun da sonu olabilir. Toplum ideallerini kaybederse çöker. Hedonizm belâsına müptelâ olur.
    ***
    2007 sonlarında bir dost meclisinde bunları müzakere ederken, AKP’nin kuruluşuna dâvetli olan arkadaşlardan birisi, onlardan tanınmış birisinin sözlerini nakletti: “Abramowitz ile anlaştık. Artık bundan böyle dine vurguda bulunmayacağız...” Bu mücerret bir nakil; doğru da olabilir, yanlış da. Nakilin garazı da olabilir. Sağlaması icraatlardır. Bununla birlikte, mevcut yönetimin iyi niyetli olduğunu farzetsek bile, kayyumiyet sırrına mazhar olan ve dünyada şahitlik makamında son ümmet olan Müslümanların kendileri içinden de çıksa bünyelerinden de gelse, iktidarların yanlışlarını yapıcı tarzda eleştirmelidir.
    Bu Müslüman kitleler nezdinde bir farz-ı kifayedir. Aksi takdirde, eleştiri olmazsa bütün yapılanlar sevap kategorisinde görülür ve yozlaşmanın önünü alamayız. Bu bağlamda, Ahmet Akbaş adlı bir okurum da bu hususta yaptığımız eleştirilerin çok isabetli olduğunu söylemektedir. AKP’nin evrimleştirme çizgisinin, yavaş yavaş ısıtılan ve kızartılan kurbağa misaline benzediğini ve kurbağanın ısındıkça gevşediğini, ama sonunda bu gevşemenin sonunu da getirdiğini hatırlatıyor. Bu sonunu getirme, AKP ile sınırlı olmayıp, toplum katmanlarıyla da alâkalıdır. Bundan dolayı, muhtemel tehlikesi çok büyüktür. Ahmet Akbaş da yine dost meclisindeki arkadaşlar gibi, İslâmî camianın yanlışlar konusunda lâl-u ebkem kesilmesinin ve sessiz kalmasının, duvar kesilmesinin sırrını çözemediğini ve ilerideki nesillerin bizi bu yüzden muaheze edeceğini söylemektedir. Gerçekten de bu noktada, ‘hamiyet erbabı kalmamıştır’ diyemesek bile, azalmıştır. Bu da bir zaafiyettir ve dindarlık hastalığının sadece iktidar partilerini değil, müşahit sıfatındaki seyircileri de, yani toplumu da kavradığını görmekteyiz. Sözgelimi, Bush’un hatası tek başına Bush’un hatası değildir. Maliyeti bütün Amerikalılaradır. Bundan dolayı, profesyonel değil, ama sağlıklı bir muhalefet yapılmalıdır.
    ***
    Ben ‘Bizdencilik’ hastalığını sadece bizimle kaim sanırdım. Şarku’l Avsat gazetesinde bir makaleyi okuyunca fikirlerim değişti, altüst oldu. “İran’ın karmaşık rejiminde şifre kelime ‘hudi” başlıklı makale, bizim hastalığımızın İran dinî idaresinde de yaşadığını bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyor. Hudi hastalığı ‘bizden biri’ hastalığıdır. ‘O bizden biri’ şarkısında olduğu gibi, ‘bizden biri’ ifadesi ‘açıl susam açıl’ gibi rant kardeşliğinin şifresidir. Kayırmacılık, yani Arapların deyimiyle mahsubiyye. Buru Daragahi adlı yazar, bu hastalığın Rehber Hamaney’in yetkilerini bile felç ettiğini söylüyor.
    Sözgelimi, özellikle bizdenciliğin yaygın olduğu devlet kurumlarının (KİT’ler) özelleştirilmesi talimatı, bir iki yıldan beri aşağı kademeler (bürokrasi) tarafından savsaklanıyormuş. Bizde özelleştirme ile yandaşlara peşkeş çekme ile onlarda elde tutarak yandaşları kadrolara alma arasında pek bir fark bulunmuyor. Gerçekten de ilkesizlik nedeniyle yozlaşma arttıkça, ülkelerin yönetimi de zorlaşır. Talimatlar aşağılara inmez olur. Ara süzgeçlerde takılır. İç çekirdek ve iç dayanışma ağına takılır ve çıkar gruplarının süzgecinden geri döner. Böylece ülkenin kalkınması heba olur. Keşke bu geniş makale, Şarku’l Avsat gazetesi sütunlarından çevrilse de içimize biraz daha ışık tutsa. Ama yanlış anlaşılmasın, bunlar din değil, dindarlık hastalıklarıdır. Dolayısıyla bu bizdencilik hastalığını derhal terk etmeli ve onun yerine keyfiyete ve ahlâka ve dürüstüğe dayalı yepyeni bir asabiyet/bağlılık şekli geliştirmeliyiz. Aksi takdirde, bu çığır hepimizin sonu olur. İşte İran’ın geldiği nokta. Yazar, “İran’ı kim yönetiyor?” sorusuna şu karşılığı veriyor: “Hem herkes, hem de hiç kimse”... Yani idarî kaos ortamı var. Ahlâkı ve hukuku üstün tutanlar her zaman bizdendir. Bizdencilerden olmasalar bile... Çıkar ortaklığına sapanlar ise, cahiliyet asabiyesinin üyeleridir. Adları ne olursa olsun...
    Mustafa ÖZCAN-06.01.2008
    Mariz bir asrın, hasta bir unsurun, alil bir uzvun reçetesi, ittibâ-ı Kur'ân'dır.

    Bediüzzaman


  2. #2
    Vefakar Üye yenipınar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Mesajlar
    419

    Standart

    Pozitif ayr?mc?l?k

    Şu tevafuka bak?n ki ‘Bizdenciler’ başl?kl? makalemi yay?nlad?ğ?m gün veya bir öncesinde Nur Vergin’in çok ses getiren konuşmas?n?n yans?malar?ndan biri olarak Ertuğrul Özkök’ün eleştirilerine Nur Vergin’in cevabî yaz?s? yay?nland?. Bu cevabî yaz? asl?nda bizim söylemek istediklerimizi tam? tam?na özetliyordu. Bak?n Nur Vergin yaz?s?n?n baz? sat?rlar?nda bu hususta neler yazm?ş: “AKP iktidarda olmasayd?, ülkeyi kan götürecekti’ dediğimi yaz?yorsunuz. Böyle bir şey demedim. Dediğim, AKP’nin kentlerimizi çevreleyen mahallelerdeki dindar insanlara umut verdiğidir. ‘Bizden birileri bizi yönetiyor’ duygusunu yaşatt?ğ?d?r...”
    Bu duygunun bir yan?lsama olduğu da sat?rlar?n derinlerinde gizli. Hükümet erkân? kad?na karş? pozitif ayr?mc?l?ğ? benimsiyor. Hâl ve etvar?yla bunu gösteriyor. Halbuki pozitif ayr?mc?l?k yap?lacaksa aileye yap?lmal?d?r. ?kinci olarak, Kürtlerin yaşad?ğ? bölgeler ile Alevi kesimlere yönelik de böyle bir pozitif ayr?mc?l?ktan bahsedilmektedir. Kürtlere yönelik pozitif ayr?mc?l?k daha ziyade yat?r?mlarla alâkal?. Pozitif ayr?mc?l?k muvacehesinde baz? bölgelere öncelik tan?nmas? tabiîdir. Alevilere yönelik olarak pozitif uygulamada ise hukukî bir boyut sözkonusu. Halbuki hukukta imtiyaz yoktur. Tekkeler mesabesindeki cemevleri yasallaşt?r?lma kapsam?na al?n?rken meselâ Mevlevilik gibi tarikatlar?n yeniden örgütlenmesi önündeki kanunî s?n?rlamalar ve kay?tlar kald?r?lm?yor. Hukuk devletinde bu kabul edilemez. Camileri devlete bağlarken cemevlerine bağ?ms?zl?k veya özerklik verilmesi çifte standartt?r. Hukukî olmayan bir imtiyazd?r. Bu konuda imtiyaz değil eşitlik gereklidir. Aksi takdirde, bu yanl?ş imtiyaz gelecekte içinden ç?k?lmaz bir kargaşay? da beraberinde getirecektir.
    ***
    Bu gelişmeler gösteriyor ki, pozisyonel olarak güçlenmek; devlet yap?s? içinde etkin olmak, her zaman ilkesel olarak güçlenmek anlam?na gelmiyor. Aksi takdirde, arz edilen tabloda olduğu gibi bu pozisyonel üstünlük birisine imtiyaz getirirken diğerine de mahrumiyet getirmektedir. Yeni YÖK başkan?n?n uygulamalar?yla bu örnekleri derinleştirebiliriz. Sözgelimi YÖK Başkan? Özcan, ilk konuşmas?nda özgürlük vurgusunda bulundu. Ama bu hususta pozisyonel üstünlüğe rağmen ilkesel bir üstünlüğe ulaş?lamad?ğ? ve eşitlik sağlanamad?ğ? görülüyor. Ayr?mc?l?k şeklinde imtiyazlar yeni YÖK başkan?n?n gölgesinde de devam ediyor. Hatta özgürlükten bahsetti diye adam kendisini yarg? sürecinin karş?s?nda buldu. Teziç’ten fark? bu olsa gerek. Teziç orada emanetçi gibi durmuyor ve makam?n sahibi gibi alg?lan?yordu. Özcan için ayn? şeyleri söylemek zor. B?rak?n kurumunun tüzel hukukunu kendi haklar?n? bile korumaktan aciz. Ayr?ca, ‘Kime niyet, kime k?smet’ tekerlemesinin çağr?şt?rd?ğ? bir şekilde ilk icraat? bir başörtüsü yasakç?s?n? kollamak ve soruşturmas?n? düşürmek olmuştur.
    Şahin Filiz izinsiz olarak SKY Türk’te konuştuğu için soruşturma kapsam?na al?nm?ş. Ve ç?kt?ğ? programda da başörtüsüyle alâkal? mahut ve bildik tezlerini seslendirmiş. O, Muazzez ?lmiye Ç?ğ gibi başörtüsünün Hitit’lerde fahişe k?yafeti olduğunu söylemese bile başörtüsü geleneğinin ?slâm’da bulunmad?ğ?n? Yahudi geleneğinden devşirildiğini söylemiş. Ayr?ca, Yahudi geleneğinden geçtiğini farz etsek bile yasak olmas? m? icap ediyor? Özcan’?n ilk icraat? Filiz Şahin hakk?ndaki soruşturmay? kald?rmak oluyor.
    ***
    Tam tersi bir örnek de Ahmet Şark veya Taceddin Hilali örneklerinde olduğu gibi Fatih Sultan Mehmet Camii ?mam? Hasan Hakyemez’in kad?n?n çal?şmas?n?n içtimaî mahzurlar? yönünden yapt?ğ? bir vaazdan dolay? soruşturma geçirmesidir. Filiz Şahin’e sahip ç?kan irade bu örnekte imam? sadece yaln?z b?rakmakla kalm?yor, ayn? zamanda infaz korosuna da kat?l?yor. Garip olan budur. Hoca’n?n sözleri, bağlam?n?n d?ş?na ç?kar?ld?. ?mam?n sözleri sanki, ‘kad?n?n çal?şmas? haram’ şeklinde aksettirildi. Halbuki herkes bilir ki ?slâm’da kad?n?n çal?şmas? haram değildir. Ancak mahremiyet ve ortam bağlam?nda yani sosyolojik olarak bu hüküm zaman zaman bağlam?na göre değişir. S?n?rlama içtimaî duruma göre taayyün eder. Baz? Diyanet mensuplar? ise imam?n maksad?n? değil de aksine kastetmediği hususu öne ç?kard?lar. ?slâm’?n kad?n?n çal?şmas?na müsaade ettiği tezini işlediler. Doğru ama Hoca bundan farkl? bir şey mi söylüyor? ?şte bu iltibas zemininde Hoca infaz süreciyle karş? karş?ya b?rak?ld?. Halbuki Hoca’n?n ‘uygun olmayan ortamlarda kad?nlar?n çal?şmas? aile bağl?l?ğ?na ve saadetine zarar verebilir’ demek istediği aç?k. Bu, tevil değil gerçek. Tevil olan öteki yani Hoca’n?n kad?n çal?şamaz dediğinin söylenmesidir.
    ?slâm’da kad?n?n çal?şmas? elbette ki yasak değildir. Ama bunun mahremiyetle alâkal? bir bağlam? da vard?r. Bu ibaha alan?, alana göre renk al?r. Kad?n?n çal?şmas? aileyi güçlendirmeye matuf olmal?d?r. Aileyi zay?flatan bir çizgide seyrediyorsa bu sadece sosyolojik bağlamda değil ayn? zamanda ontolojik bağlamda da yanl?ş olur. Zira aileyi çökertir. Modernizmle birlikte gelen kad?n?n her ortamda çal?şmas? anlay?ş?n?n aileyi ne hâle getirdiği ortada.
    *** Faz?l Say olay?nda da yanl?ş bir pozitif ayr?mc?l?k gözetilmiştir. Adam ‘Laiklik elden gidiyor ben de p?l?m? p?rt?m? toplayacağ?m ve bu ülkeden gideceğim’ diyor. Ve d?şar?da okumak zorunda kalan başörtülü öğrencilere gösterilmeyen ilgi alâka, şefkat nedense hazrete gösteriliyor. Adam, Yağmurdereli gibiler için hakaretler yağd?r?yor, buna mukabil bakanlar devreye giriyor ve gönlü al?nmaya ve kesesi doldurulmaya çal?ş?l?yor. Bu, adam?n ithamlar?n? z?mnî olarak kabul etmektir. Halbuki belki eskiden olsayd? hükümetten birileri ç?kar ve şöyle söylerdi: “Hande’ni de al, çek git...” Dolay?s?yla pozisyonu güçlendirmekle ilkeyi güçlendirmek birbirinden çok farkl?. Pozisyonunuzu güçlendirdiğiniz yöntemle ne yaz?k ki ilkelerinizi güçlendiremezsiniz. Her tarz ve yöntem asl?n?n bir meyvesidir.

    Mustafa ÖZCAN-07.01.2008

    E-Posta: mustafaozcan@yeniasya.com.tr

    Mariz bir asrın, hasta bir unsurun, alil bir uzvun reçetesi, ittibâ-ı Kur'ân'dır.

    Bediüzzaman


  3. #3
    Ehil Üye aşur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    1.446

    Standart

    M?stafa Özcan'?n bu yaz?s? dikkatle okunmaya ve düşünmeye değer doğrusu. Herkese tavsiye ederim.
    GÖNÜL SARAYLARINDA SEVGİ HÜKÜMDAR OLSUN.
    ADALET ORDA VEZİR, HİKMET İSE YAR OLSUN

    AKM

  4. #4
    Vefakar Üye yenipınar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Mesajlar
    419

    Standart

    Evet aşur ağabey,size kat?l?yorum.Hatta bu konunun Risale-i Nur bağlant?lar?n? da incelemek gerekir.Müsait bir zamanda inşallah.
    Mariz bir asrın, hasta bir unsurun, alil bir uzvun reçetesi, ittibâ-ı Kur'ân'dır.

    Bediüzzaman


  5. #5
    Yasaklı Üye Cennetâsâ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Mesajlar
    5.827

    Standart

    Bu gelişmeler gösteriyor ki,
    pozisyonel olarak güçlenmek;
    devlet yapısı içinde etkin olmak,
    her zaman ilkesel olarak güçlenmek anlamına gelmiyor.
    Hâl-i âlem buna şahiddir!

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0