"Türkiye dinî bir hegemonya altına giriyor", "Laik Cumhuriyet elden gidiyor", "Şeriat geliyor" ve "Din devleti kuruluyor" sözleri, sadece az yenince lezzetli olan kabak yemeğine benziyor.
Bu yüzden Deniz Baykal'ın son günlerde "Yeni Anayasa" hazırlıklarını "din devletine gidişi kolaylaştıracak bir düzenleme" olarak nitelemesini ve bu iddiasını her vesile ile tekrarlamasını farklı şekilde anlıyoruz. "Laiklik elden gidiyor" söylemi, politika üretemeyen, kendisine oyun alanı açamayanların en son savunma hattı. Kabak, çok yense de nihayetinde bir yemek. Zaten bu yemeği önümüze koyanlar tadına bile bakmıyorlar; sadece yememizi istiyorlar. Silah zoruyla bile zor yenen bu tatsız nevaleyi, Baykal istedi diye yiyecek miyiz?

Türkiye'de politikanın şifreleri oldukça sade. Şayet işler yolundaysa, hükümet vaziyete hakimse, muhalefete söyleyecek bir şey kalmadıysa; işte tam o esnada laiklik hızla elden gitmeye, din devleti kurulmaya başlanıyor. 27 Nisan günü aniden bu konuda ciddî bir tehlike belirdiğini tek tek örnek olaylarla öğrenmedik mi? Ertesi günü de bu tehlikelerden hiçbirinin mevcut olmadığını, hükümetin dik duruşuyla anlamadık mı?
Politikanın bu basit şifresini şu şekilde deşifre edelim. AK Parti hükümetinin, onun bir kısmı kandırılmış olan yandaşlarının gerçekten, tam da Baykal'ın dediği gibi bir din devleti kurma niyetleri olduğunu varsayalım. Şeytanca bir planla, takiyye yaparak ve demokratik yöntemleri kullanarak aşama aşama din devletini kurmaya çalışan bir gizli teşkilatlanma var. Evet bu komploya da bütünüyle inanalım. Ama yine de geride ciddi bir sorun kalıyor. Bu "din devleti"nin ne olduğunu bilen var mı? İktidar kimin hakkı olacak, hangi kurallar egemen olacak, devlet teşkilatı nasıl işleyecek? Kendisini peygamber zannedip kural koyan birkaç marjinal İslâmcı dışında, "din devleti" hakkında mantıklı üç cümleyi arka arkaya kurabilecek birilerini bulabilir miyiz? Daha ötesi, bütün bir İslâm tarihi boyunca bu "din devleti"nin bir örneği var mı? Tarih boyunca sadece zalim olmayan yöneticilere itaati tavsiye eden büyük imamlar başta olmak üzere İslâm ulemasını yan yana getirip, bu "din devleti"nin ne olduğunu sorsak, içlerinden bir bilen çıkar mı? Bütün İslâm tarihi boyunca örneği olmayan ve kimsenin de bilmediği din devletini AK Parti nasıl kuracak? Bu bir sır ise, toplumun yarısı bilmediği şeyin peşinden niye gitsin? Kimsenin ne olduğunu bilmediği ve örneği de bulunmayan bir devlet biçimi nasıl bir tehlike oluşturacak?

Her zaman söylediğim gibi Türkiye seçkinlerini değiştiriyor. İktidarı ele geçiren yeni seçkinler enerjik bir şekilde sorunları çözmeye girişince eskiler paranoyaların arkasına saklanarak direnmeye çalışıyor. Somut politikalara karşı çıkıp, demokratik alternatifler üzerinden muhalefet yapamayınca ideolojik duvarların arkasına saklanıyorlar. Yeni YÖK Başkanı göreve başlarken "yasakları kaldıracağım" deyince herkesin açıktan "yasakçı" kesilmesi gibi. Yeni YÖK Başkanı'na en çok muhalefet eden rektörlerin yeni dönemde soruşturulmalarına artık izin verilecek olanlar olması, bu yasakların neyi koruduğunu göstermiyor mu?
T eorik olarak Türkiye'de "din devleti" kurulması ihtimali mevcut. Böyle bir devlet şeklinin mevcudiyetini bilen sadece CHP olduğuna göre, kâğıt üzerinde bu ihtimal çok az görünüyor. Eski gücünü ve nüfuzunu kaybedenler, çıkarları tehlikeye girenler tıpkı geçmişte "şeriat isteriz" diyenler gibi ayağa kalkıyor. Geçmişte şeriat isteyenler de, statükonun değişmesine, çıkarlarının zedelenmesine karşı çıkanlardı. Demek ki bugün "şeriat tehlikesi" görenler ile geçmişte "şeriat isteriz" diyenler aynı familyadan geliyorlar.
Artık "Kaç kişiyiz?" sorusuyla marjinalliklerini fark edip mevcutlarını saymaya kalkanları, Che ve Atatürk resimlerini yan yana koyarak Türkiye'ye renk katan bir paranoya topluluğu olarak kabul edebiliriz. Yalçın Küçük'ü seyrederken hep gençliğimden kalma bir dalga konusu aklıma geliyor: "Ayol faşist, kahrol e mi?" Yalçın Küçük, efemine ses tonuyla teatral erkeksi sertliğini, akıldışı komploları dile getirmek için yerli yersiz kullanırken nasıl seyirlik ve eğlencelik bir adama dönüyorsa: hayatımızı da bu "kaç kişi" olduklarını merak edenlerle renklendirebiliriz. Ama CHP'yi hâlâ ciddî bir demokratik aktör olarak görmek isteriz ve "din devleti" kurma işini Baykal'a yakıştıramayız.

14 Aralık 2007, Cuma ZAMAN