+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 7 ve 7

Konu: Bazı Sorgulama Yazıları

  1. #1
    Vefakar Üye sitem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Mesajlar
    306

    Standart Bazı Sorgulama Yazıları

    GİDİŞAT ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME... / BİR AKP ELEŞTİRİSİ






    - Başbakan eşi de olsalar başörtülü hanımlar askeri hastanelere hasta ziyareti yapmaları için bile alınmıyorlar. Ne diyorsunuz bu duruma?

    - Başbakan kim; hukuken Genelkurmay Başkanı’nın da başı. Şu garipliğe bakın ki, Başbakan ordunun Kuzey Irak’a girmesi için emir verebiliyor; ama kendi eşinin askeri hastaneye girmesi için emir veremiyor!

    Nitekim kısa bir süre önce Başbakan’ın eşi askeri hastaneye hasta ziyaretine gitmek istedi, ama kendisine askeri hastaneye alınmayacağı bildirildi. Başbakan da eşine karşı yapılan bu saygısızlığı, bu aşağılamayı seyretmekle yetindi. Tıpkı Adana’nın Kozan ilçesinde kazandığı ödülü almak için bekleyen başörtülü kız öğrencinin Garnizon Komutanı ile Kaymakam tarafından horlanarak sahneden indirilmesini seyretmekle yetindiği gibi.

    Ha şimdi AKP’liler diyebilir ki, "Başbakan bu olay üzerine başörtülü kız öğrencinin ailesini telefonla aradı, gönüllerini aldı."

    Başbakan gönül alma yoluyla milletin oyunu almayı iyi biliyor; ama bir başbakan gibi davranmayı bilmiyor.

    Başbakan telefonla o başörtülü kızın ailesini aramadan önce emrindeki Genelkurmay Başkanı’nı arayacak, bu olay için onun ifadesini alacaktı. Ardından yine emrindeki İçişleri Bakanı’nı arayacak, bu olayla ilgili onun da ifadesini alacaktı. Ardından da ne gerekiyorsa onu yapacaktı. Eğer başbakan ise bir başbakan gibi davranacaktı; başbakan taklidi gibi değil!

    Başbakansanız, milletin herhangi bir ferdine karşı bir haksızlık yapılmışsa, bunun hesabını soracaksınız. Ancak kendi eşine yapılan haksızlığın bile hesabını soramayan, milletin herhangi bir ferdine yapılan haksızlığın hesabını sorabilir mi?


    - Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Çankaya Köşkü’nde Atatürk’ün sofralarına benzer sofralar kurdurup bazı kişilerle sohbetlerde bulunmasını ve "irticacı" oldukları gerekçesiyle yedi subayın ordudan atılmasını hiç bekletmeden onaylamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

    - Atatürk’ün sofrasından rakı eksik olmazdı; herhalde Abdullah Gül’ün sofrasından da şarap eksik olmayacak!

    Nitekim Abdullah Gül’ün, Atatürk’ün sofralarını andıran ilk sohbet yemeğinde konuklarına bol bol şarap ikramı yapılmış. Abdullah Gül’ün gerek Atatürk’ün içki sofralarını andıran sofralar kurdurmaya başlaması ve gerek "irticacı", daha doğrusu "İslâmcı" oldukları gerekçesiyle yedi subayın ordudan atılmasını hiç bekletmeden onaylaması bize neyi gösteriyor?

    Abdullah Gül’ün öncekilerden farklı bir cumhurbaşkanı olmayacağını gösteriyor. Ancak önceki cumhurbaşkanlarına da şu konuda haksızlık yapmayalım.

    Önceki cumhurbaşkanlarının hiçbirisi "Bu kişi cumhurbaşkanı olursa sofrasında içki içtirmez, İslâmcı oldukları gerekçesiyle subayların ordudan atılmalarına onay vermez" şeklinde millete bir izlenim vermemişti. Oysa Abdullah Gül, millete "Bu kişi cumhurbaşkanı olursa sofrasında içki içtirmez, İslâmcı oldukları gerekçesiyle subayların ordudan atılmalarına onay vermez" şeklinde bir izlenim vermişti. Verilen bu izlenim sonucu millet Abdullah Gül’ün öncekilerden farklı bir cumhurbaşkanı olacağını zannetmişti. Farklı değilmiş demek ki. Takiyye yapmış demek ki. O da "Şaraba evet, İslâmcıya hayır" diyenlerdenmiş demek ki!
    LÜTFÜ OFLAZOĞLU



    Milli ve manevi değerlerimizi tahkir edenler mi zararlıdır?
    Yoksa tahrip edenler mi zararlıdır?

    Elbetteki tahrip edenler daha zararlıdır. Böyle olduğu için milli manevi ve ahlaki yapımızı fiilen tahrip edenlerin işledikleri suç ve günah, yaptıkları tecavüz, bu konuda sadece sözde kalanlardan, daha ağırdır.

    Birkaç misal verelim: AKP ileri gelenleri kalkıyor, zinayı suç olmaktan resmen çıkartıyor. Bu tahribat milletimizin aile yapısına indirilen bir darbe niteliğindedir.
    Türk toplumu zinaya açık korumasız bir toplum haline gelmiş, ya da gelmemiş onların umurunda değil. Zira faiz, kambiyo, borsa, enflasyon vesaire hesapları onlara göre her işin başıdır.

    Daha önce de yazdım. “Yahu yapmayın etmeyin, bu gafletten uyanın” dedim. “Bir hadis-i şerife göre zina yasağının kaldırılması dinimize göre kıyamet alâmetlerinden sayılmıştır. Yaptığınız iş bu derece vahimdir” dedim, aldırış eden olmadı.

    Üstelik daha da ileri gittiler. Arkasından Başbakan homoseksüelliğin de bir hukuku vardır, diye onu da normalleştirdi. Suç olmaktan çıkardı.
    Arkasından lezbiyenlik benimsendi. Domuz eti pazarlamak mübah oldu.
    Çıplaklık zaten ekranlarda ahvali adiyeden sayılıyor.

    Neymiş? Efendim medenileşiyormuşuz. Batı medeniyetinin ilkeleri böyleymiş. Biz de ayak uydurmalıymışız. Oysa bize, ilkokullarda, hem de cumhuriyet devrinde, “Çıplaklık taşdevrinin adetidir. Usulüne göre giyinmek medeniliktir” diye ders vermişlerdi.

    Ahlâkiyatla uğraşan bilginlerimiz, ailenin korunması, nesebin korunması demektir. Sağlığa, aile hayatı daha elverişlidir. Domuzlar hariç, çoğu memeli hayvanlarda ve kuşlarda bile, aile hayatı insiyaki olarak korunmaktadır diye nasihat etmişlerdi.

    Ama bu ve buna benzer kutsallaştırılmış olan değerlerin, şimdi yerinde yeller esiyor, estiriliyor. Milli ve manevi haslet ve değerler, para ile ölçülür, elle tutulur, terazide tartılır cinsten olmadığı için, bunların esamesi bile okunmaz.

    Mesela yeni anayasada bu hasletlerimizi korumak ve yaşatmak için yaptırımlar öngörülmez, gidişat her kişinin kendi keyfine, şehevi hissiyatına, insani veya hayvani iç ve dış güdülerine bırakılır. Yeni medeniyet sentezimizin gereği budur denilmiştir, denilecektir.

    Eskiden Türk Ceza Kanunu’nda hiç olmazsa zinanın, livatanın, fuhşun engellenmesi ve cezalandırılması için maddeler ve cezalar vardı.

    Tekrar ediyorum: Dinimizi ve millî ahlakımızı tahkir edenlerden bunları tahrip edenler, edilmesine göz yumanlar daha tehlikelidir. Bilindiği gibi siyasi liderlerin ve onlara yön veren sözde bilginlerin, fesadı yani bozulması, topyekûn toplumun bozulmasına kapı açar.

    Bu gidiş tehlikeli bir gidiştir. Önünüz uçurumdur. Zararın neresinden dönersen kârdır. Yeni anayasaya ve yasalara, ahlakımızı, seciyemizi koruyacak, düzeltecek, yüceltecek hükümler ve yaptırımlar konulmalıdır. İstiklâl Marşı şairimiz daha önceden bizleri bu tehlikelere karşı uyarmıştır:

    “Mefâhir kaynasın, gitsin de, vicdanlar kesilsin lâl,
    Bu izmihlâli ahlâki yürürken durmaz istiklâl” diye haykırmıştır.

    Zira manevi değerleri tahrip edenlerin verdikleri zarar, tahkir edenlerin verdikleri zararlardan daha büyüktür.

    SÜLEYMAN AKİF EMRE





    Mütedeyyin kesimin % 47 oy oranı ile tek başına iktidara getirdiği partinin genel başkanı, bir yanlışlık olduğunda o ilin valisini değil, haksızlığa maruz kalan vatandaşı arıyor: “Yanınızdayız. Üzülmeyin. Hepsi geçecek.”

    Arkasından vali açıklamasını yapıyor: “Bir yanlışlık görülmemiştir. Dosya kapanmıştır.”

    Adeta alay eder gibi!

    Biz AKParti’nin iktidarda olduğunu sanıyoruz ama; işi bitiren, girdiği seçimde milletvekili sayısı neredeyse yarıya düşmüş olan CHP..

    CHP’liler, herhangi bir olay kendilerine intikal ettirildiğinde, oradaki mağdur olduğu ileri sürülen vatandaşı aramıyorlar.. Onlar, direkt ilin valisini arayıp, talimatı veriyorlar: “Soruşturma açılsın!”

    Örnek mi?

    Sivas ilimizde, cami olarak inşaa edilen, ancak halkı alevi olan bir köye atanan imam, camideki Atatürk ve Hz.Ali resimlerini kaldırmış.

    Bir camide resim olur mu?
    Olmaz tabii ki! Hz.Peygamber’in resmi yok ki, başka birisinin de olsun..
    Gayet normal olan bu uygulama üzerine, TBMM İnsan Hakları Komisyonu üyesi, CHP Milletvekili M.Ecder Özdemir, hemen Sivas valisini aramış. Vali bey de, “imam hakkında soruşturma açıldığını” açıklamış!..

    Hatırlayalım; bir başka mağduriyet de, Rize’de yaşanmıştı. Oradaki mağdur aileyi, seçimde ikinci sıradaki partiden 2.3 misli fazla oy alan AKParti Genel Başkanı aramıştı, Başbakan sıfatıyla.. Rize valisini değil de, mağdur aileyi arayıp; konuyla yakından ilgilendiğini söylemişti!

    Başbakanımız konuyla yakından ilgileniyor ama, Rize’de de henüz bir netice yok.
    Hemen burada, CHP’lilerin ilgilendiği bir başka olayı aktarayım size, iktidarda AKParti mi var CHP mi, siz karar verin!..

    Efendim, İstanbul’da bir lisemizde, sınıfı yemekhane sanan bir kız öğrencimiz varmış.. Sınıfta yemek yediğini gören öğretmenimiz sormuş: “Niye sınıfta yemek yiyorsun” diye.. Bu soru, dönmüş dolaşmış, “Ramazan’da oruç tutmayan öğrenciye azar” diye TBMM İnsan Hakları Komisyonu’na takdim edilmiş..

    İnsan Hakları Komisyonu Başkanı da, halen AK Parti rozeti taşısa da, CHP’den transfer ya... Adana Kozan’daki insan hakkı ihlali ile ilgili “O bizim işimiz değil” deyip kestirip atmıştı..

    Şimdi lisede, sınıfı yemekhane sanan kız öğrencimiz olayında hemen müdahil olmuş konuya.. Başbakanımız gibi, mağdure öğrenciyi arayıp, “Sana bir yanlışlık yapıldı ise, senin yanındayız. Gereken yapılır. Üzülme” diyerek kapatmamış konuyu..

    MHPve CHP’li komisyon üyeleri (yine Sivas Milletvekili Ecder Özdemir) ile birlikte atlayıp gelmişler İstanbul’a.. Kendilerince bir soruşturma yapıp, hükmü de vermişler: “İnsan hakkı ihlali vardır!”

    İşte böyle..

    Mütedeyyin kesimin uğradığı mağduriyette “telefonla avutma” yaşanıyor.
    Sol kafanın mağduriyet iddiasında ise, anında “soruşturma” açılıyor, anında “insan hakkı ihlali raporu” veriliyor!

    İnsaf yani!
    Oysa olay basit..

    İstanbul’daki olaydan örnekleyelim.
    Üç partiden de milletvekili var İnsan Hakları Komisyonu’nda..
    İddia ne? Kız öğrenciye, “Sınıfta niye yemek yiyorsun, oruç tutmuyor musun” diye sorulmuş! Ne diyor mağdure öğrencimiz: “Ben aleviyim. Oruç tutmuyorum. Bana ayrımcılık uygulanıyor.”

    Peki başörtülü onbinlerce öğrencimiz de bir şey söylüyor: “Ben Din İşleri Yüksek Kurulu’nun verdiği bilgiler çerçevesinde inancını yaşamak isteyen bir müslümanım. Din İşleri Yüksek Kurulu’nun, ‘Her müslüman hanım, başını örtmelidir’ şeklindeki açıklaması gereği başım örtülü olarak okula girmek isterken, müdür bey, idareciler beni sınıfa sokmuyorlar. Bana ayrımcılık uyguluyorlar.”

    İnsan Hakları Komisyonu’nun, her iki iddiaya da eşit mesafede durup, “İkisi de inancı gereği bir tavır içinde. Birisi; ‘İnancım gereği oruç tutana saygı göstermem gerekmediği için, açıktan yemek yiyorum. Hem de onlara inat, gelip sınıfta yiyorum’ diyor. Diğeri de, ‘İnancım gereği başımı örtüyorum’ diyor. Eğer inançlara saygılı olacaksak, ikisinin de mağduriyetini kabul etmemiz gerekmiyor mu?” diye konuyu masaya yatırıp, oybirliği ile “İki uygulama da yanlıştır” demesi gerekmez miydi?

    Hayır, oruçlunun karşısına geçip, “Senin inadına, hem de sınıfta yemek yiyeceğim” diyene “Burası lokanta mı?” diye sorulursa insan hakkı ihlali..

    Öğrenci sınıfa başörtü ile geldiğinde “Burası cami mi?” diye sorulursa; “İnsan hakkı tesbit edilememiştir”, öyle mi?

    Bilmiyorum farkındalar mı, sayın Başbakan da, İnsan Hakları Komisyonu da, bu farklı uygulamalarla itibar kaybediyorlar.. Bizden hatırlatması.. Gerisi, “devletlü”lerimize kalmış!

    ALİ İHSAN KARAHASANOĞLU

  2. #2
    Yasaklı Üye devletzede - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Mesajlar
    17

    Standart

    Say?n Ali Kardeşim,tesbitlerin doğru ama bu AKP'yi iktidar yapanlara birşey dememişsin. Kim bunlar? Onlara da bu veballerin ortağ?s?n?z desene bak baş?na neler gelecek bu sitede. Ben bu siteye iki makale gönderdim. SadeceAKP'den değil onlar? iktidar edenleri de sorgulay?nca benim makalelerimi sildi bu site. Yaln?z senin gözden kaç?rd?ğ?n işin özü. Asl?nda kimsenin bir yerine batmaz birinin baş?n? örttüğü bir parça bez. AKP bilerek müdahele etmiyor. Mağdur rolü oynuyor oy alabilmek için,çünkü başka da şans? yok. Karş? tarafta anlaşmal? onlar?n üzerine gidiyor ki AKP'ye oy olsunlar. ?şte millet bu kör döğüşüyle meşgulken ülkenin mal varl?ğ?n? kendi tapular?na geçiriyorlar. Ve tabi kördöğüşü yapt?r?lan millet bunlar?n soygununu fark etmiyor bile. ?şte hortumlanan 100 katrilyon,2.5milyon zede,ekmek kap?lar?n?n zenginlere üç kuruşa peşkeş çekilmesi sonucu işsiz kalarak yoksullaşan 30 milyon insan. Başbakan?n görevi vatandaş?n paralar?n? çalanlar? yakalay?p çald?klar? paralar? almak değil mi islamda? H?rs?zlar ortada,başbakan da öyle bak?yor onlara .......trene bakt?ğ? gibi. Selamlar
    Konu devletzede tarafından (10.12.07 Saat 22:15 ) değiştirilmiştir.

  3. #3
    Yasaklı Üye Cennetâsâ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Mesajlar
    5.827

    Standart

    Şarap meclisinde ‘ılımlı İslâm’ sohbeti

    Mustafa Kemal’in geleneğini ihya etmek amacıyla Abdullah Gül ‘Çankaya’da fikir sofrası kurmuş veya kurdurmuş. İlk konukları da tarihçi Halil İnalcık, Talat Halman ve Gürcan Türkoğlu ile birlikte Mustafa İsen. Bu konu gazetelerde ve magazin dünyasında epey yankılandı ve çalkalandı. Bu meyanda fikir sofrasına ‘çilingir’in de eşlik edip etmeyeceği merak konusu oldu. Sonunda gerçekler merakları giderdi ve Posta gazetesinin başlığıyla ‘Köşk’te şaraplı ılımlı İslâm sohbeti’ icra edildi. Sadi Irmak gibi dinî tarafını temsil etmeden Yunus Emre ve Mevlânâ uzerine uzmanlığıyla tanınan Prof. Talat Halman’a fikir sofrasında ne yaptıkları sorulmuş. Daha doğrusu bir gazetecinin: “Atatürk’ün Çankaya sofralarında beyaz leblebi ve rakı eksik olmazmış. İçki ikram edildi mi?” sorusuna “Şarap ikram edildi, 3 kişi içti. Biz içtik” diye gazetecinin merakını izale etmiş. Talat Halman, Prens Charles onuruna yapılan Mevlevî sema töreninde de görev almış veya bu münasebetle bazı izahlarda bulunmuştu. Fikir sofrasında Türk edebiyatını yurt dışında tanıtmak için akademi, Akdeniz ülkeleriyle ilişkileri geliştirmek için Akdeniz Enstitüsü, Türk devletleri ile ilişkilerin geliştirilmesi için sekreterya teklifleri yapılmış. Yani verimli geçmiş. Ama işin en garip yanı, Annapolis zirvesinde bile Bush’un şerefe su kadehini kaldırdığı bir uluslararası vasattan geçerken Çankaya’da şaraplı fasıl eşliğinde ılımlı İslâm tartışması olsa gerek. Bu mevzuyu en azından şarapsız bir toplantıya talik edebilirlerdi. Ama ‘ılımlı İslâm şarapsız olmaz’ diyorlarsa o da paşa gönüllerinin bilebileceği bir iş. Fikir sofrası artık entelektüel ve bilim adamlarıyla mutad bir biçimde sürdürülecekmiş. Burada galiba ılımlı İslâm meselesine Prof. Dr. Halil İnalcık temas etmiş. Prof. İnalcık bu hususta şaraplı sohbetin mahiyetiyle alâkalı olarak basın mensuplarına şu izahatta bulunmuş: “Türk devletleri Hanefiliği, El Kaide ve Suudi Arabistan ise dar anlayışlı Hanbeliliği takip ediyor. İnanç aynı ama uygulamada Hanefilik, Hanbeliliğe göre ılımlı yaklaşıma sahip...” İnalcık, Erdoğan’ın yaklaşımına da hak vermiş. Aslında ‘ılımlı İslâm yoktur’ demiş. Bu analiz bazı yönleriyle doğru olmakla birlikte muttarıd yani ağyarına cami bir tanım veya tesbit değil. Zira El Kaide ile ittifak kuran Taliban yönetimi de Hanefiliği temsil ediyor. Yani Hanefi, Hanbeli koalisyonu var.

    ***

    Gündüz Aktan tarafından Türk inkilâplarının dayanağı ve ılımlılığın üç rüknünden biri kabul edilen İslâm hukukundaki mutlak maslahatçılığın ve pragmatizmin piri ve sözcüsü Necmettin Tufi de Hanbeli ekolüne mensup. Bir zamanlar Sivasizadelerle polemik içinde olan ve katılığın sembolü olarak görülen Kadızadeler de ona keza sapına kadar Hanefiydiler. Bununla birlikte Bosna Hanefiliği ile Afganistan Hanefiliği birbirinden Hanbelilik ile Hanefilik kadar uzaktır veya yakındır. Dolayısıyla fikir sofrasında alâkasız ezberler dile getirilmiş. İlim namına hayıflanmamak elde değil. İnşaallah şarabın tesiriyle değildir. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da belirttiği gibi ‘Ilımlı İslâm’ markası İslam’a bir hakarettir. İslâm zaten ılımlıdır ve ayrıca ‘ılımlı İslâm’ diye bir şubesi yoktur. Lâkin onun ılımlılığı bazılarına sert gelebilir. Dolayısıyla sertlik veya ılımlılık dine göre değil uygulamaya veya algılamaya göre değişir. Aynı uygulama bazılarına sert bazılarına da yumuşak gelebilir. Şarap gibi.

    ***

    Ama fikir teatisinde veya sohbetinde bir eksiklik olmuş. ‘Şarap meclisi’ şarap güzellemesi yapacak isimlerden terkip etmemiş. Sözgelimi Abdullatif Şener ve şarap yüzünden Emin Çölaşan’la sohbetin bile tadını kaçıran Ertuğrul Özkök’ün Çankaya’ya çağrılmaması bir eksiklik. Zaten onun Özal döneminden kalma ismi hatırlayanların hatırladığı gibi ‘Özköşk’ idi. Yani gedikli bir Çankaya müdavimi. Bir de şarap imalatıyla uğraşan ve o sektörü geliştirmeye çalışan Güler Sabancı da düşünülebilirdi. Abdullatif Şener şarabın teorik ve nazarî tarihçesini özetleyebilirdi. Ertuğrul Bey de sofrayı enva-i çeşit şarap numuneleriyle donatırdı. Güler Hanım da imalat safhasını anlatabilirdi. Ama Reha Muhtar’a göre, bunlar olsaydı da yine sofra eksik kalmaya mahkûmdu. Şarap meclislerinde kırmızı şarap olur da hiç kadın olmaz mı? Şarap meclisinin adabı kadın refakatini gerektirirmiş. Kadın ve kırmızı şarap birbirine tamamlayan unsurlarmış. Gurmeleri öyle diyor. Bu defa böyle eksik başlayan fikir sofraları belki de zamanla tekemmül eder ve tamamlanır. Nasıl olsa bu bir ilk. İlklerde eksiklik eksik olmaz.

    Mustafa Özcan

  4. #4
    Vefakar Üye sitem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Mesajlar
    306

    Standart

    Allah razı olsun. Düşündürücü yazılar.

    Ama işin en garip yanı, Annapolis zirvesinde bile Bush’un şerefe su kadehini kaldırdığı bir uluslararası vasattan geçerken Çankaya’da şaraplı fasıl eşliğinde ılımlı İslâm tartışması olsa gerek. Bu mevzuyu en azından şarapsız bir toplantıya talik edebilirlerdi. Ama ‘ılımlı İslâm şarapsız olmaz’ diyorlarsa o da paşa gönüllerinin bilebileceği bir iş

    fikir sofrasında alâkasız ezberler dile getirilmiş. İlim namına hayıflanmamak elde değil. İnşaallah şarabın tesiriyle değildir. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da belirttiği gibi ‘Ilımlı İslâm’ markası İslam’a bir hakarettir. İslâm zaten ılımlıdır ve ayrıca ‘ılımlı İslâm’ diye bir şubesi yoktur. Lâkin onun ılımlılığı bazılarına sert gelebilir. Dolayısıyla sertlik veya ılımlılık dine göre değil uygulamaya veya algılamaya göre değişir. Aynı uygulama bazılarına sert bazılarına da yumuşak gelebilir. Şarap gibi.
    Reha Muhtar’a göre, bunlar olsaydı da yine sofra eksik kalmaya mahkûmdu. Şarap meclislerinde kırmızı şarap olur da hiç kadın olmaz mı? Şarap meclisinin adabı kadın refakatini gerektirirmiş. Kadın ve kırmızı şarap birbirine tamamlayan unsurlarmış.

  5. #5
    Yasaklı Üye ablak oflaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2007
    Mesajlar
    53

    Standart

    Bunlar sadece bazı tesbitlerimiz
    2004 seçimleriyle başa gelen AKP iktidarı
    dindar kesimlerin sola karşı büyük zaferi
    gibi karşılandı
    Oysaki müslüman düşmanı ABD nin tercihide AKP den
    yanaydı Cumhuriyetçilerin bu kadar köşeye sıkışmasıda
    bu sebebten dolayıdır
    ABD nin ılımlı islam ve diyalog tohumlarını atacağı zemini oluşturdu ve devam ediyor
    Rahşan ecevit e bile dinimiz elden gidiyor dedirtti
    buyrun işte AKP




  6. #6
    acizizfakiriz
    Guest acizizfakiriz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Alıntı ablak oflaz Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bunlar sadece bazı tesbitlerimiz
    2004 seçimleriyle başa gelen AKP iktidarı
    dindar kesimlerin sola karşı büyük zaferi
    gibi karşılandı
    Oysaki müslüman düşmanı ABD nin tercihide AKP den
    yanaydı Cumhuriyetçilerin bu kadar köşeye sıkışmasıda
    bu sebebten dolayıdır
    ABD nin ılımlı islam ve diyalog tohumlarını atacağı zemini oluşturdu ve devam ediyor
    Rahşan ecevit e bile dinimiz elden gidiyor dedirtti
    buyrun işte AKP


    O maslarda siz de mi vardınız be aziz kardeşim

  7. #7
    Yasaklı Üye ablak oflaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2007
    Mesajlar
    53

    Standart

    AKP'lilerin Parlayan Çocukları
    Tartışmaların perde arkasında hükümet üyelerinin çocukları bulunuyor…

    Mısırcı, yumurtacı, gemici
    Çocukların yükselişi

    Cumhuriyet'in Haberi:

    Maliye Bakanı Unakıtan'a göre geçen yıl mütevazı olan şirket bugün milyon dolarlık vergi ödüyor. Vergiler sözde ödendi, mahremiyetle gizlendi.
    Bütçe görüşmelerinde CHP lideri Deniz Baykal'ın yolsuzlukları gündeme getirmesi karşısında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 'ın gerilimi tırmandırmasının altında, bakanların ve çocuklarının AKP iktidarıyla ticari yaşamdaki hızlı yükselişleri yatıyor. Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, oğlunun şirketinin milyonlarca dolar vergi ödediğini savunurken, 22 milyon YTL ciro yapan şirket tek kuruş KDV yatırmayıp devletten 555 bin YTL alacaklı çıkmıştı.
    Baykal'ın Meclis kürsüsüne taşıdığı, AKP'nin iktidara geldiği günden beri yolsuzluk savlarına ve kamu gücüyle zenginleşmelere konu olan kabine üyelerinin çocuklarının hızlı yükselişi şöyle gelişti:

    Başbakan'ın çocukları Ahmet Burak Erdoğan ile Necmettin Bilal Erdoğan , İstanbul'da 1 milyon YTL'ye villa sahibi oldular. Oğul Ahmet Burak Erdoğan'ın yüzde 50 hissesine sahip olduğu MB Denizcilik Taşımacılık Limitet Şirketi de kurulduktan 18 gün sonra "Safran 1" adlı kuru yük gemisini 2 milyon 350 bin dolara satın almıştı. Bilal Erdoğan da ABD'nin Maryland eyaleti College Park'ta 261 bin 500 dolara ev almıştı.

    Maliye Bakanı'nın çocukları da ticarette hızla yükselenlerde başı çekiyor. Bakanın oğlu Abdullah Unakıtan , kızları Fatma Unakıtan, Zeynep Basutçu ile bakanın eşi Ahsen Unakıtan 2001 yılında ilk olarak AB Gıda Sanayi ve Ticaret AŞ'yi kurdular. Unakıtan'ın çocukları, Telemobil Bilgi İletişim Hizmetleri Sanayi ve Ticaret AŞ'yi de şirketlerine eklediler. Bu yıl içerisinde Mersin Limanı özelleştirildi. Limanın 2 milyon dolarlık işletim sistemi ihalesini de, limanı özelleştiren Unakıtan'ın çocuklarının sahibi olduğu Telemobil şirketi aldı.

    Unakıtan'ın doktor kızı Zeynep Basutçu ile Fatma Unakıtan, geçen yıl FAB Gıda'yı kurdu.

    Unakıtan yumurtası

    Türkiye'de kuş gribinin çıkmasıyla birlikte şirket pastörize sıvı yumurta işine girdi ve Unakıtan markasıyla satışa sundu. Bir kararnameyle çocukların faaliyet alanı olan pastörize yumurtanın KDV'si yüzde 18'den 8'e düşürüldü. AB Gıda AŞ adlı şirket binlerce tonluk mısır ithalatından dört gün sonra vergi oranının artırılması sayesinde yüzde 50 kazanç sağladı.

    AB Gıda'nın yalnızca 2005 yılının 12 aylık dönemindeki toplam satış tutarı 22 milyon 163 bin 902 YTL olarak hesaplandı. Unakıtanlar'ın şirketinin 22 milyon 163 bin YTL'lik satışlarının KDV'si 2 milyon 760 bin 150 YTL oldu. Şirketin yaptığı yatırım ve alışlar nedeniyle indirilecek KDV'si ise 6 milyon 468 bin 596 YTL olarak hesaplandı. AB Gıda AŞ'nin 2005 yılı için 12 aylık dönem boyunca devlete ödediği KDV tutarı "sıfır' olarak kayıtlara geçti.

    Unakıtan, geçen yıl hakkında verilen gensoru görüşmeleri sırasında oğlunun şirketinin "mütevazı' bir şirket olduğunu iddia etmişti. Unakıtan, "İki kutu yumurtaya Türkiye'nin gündemini bağladınız. Yumurta değil sanki uçak satıyor adamlar" demişti. Ancak önceki günkü bütçe görüşmeleri sırasında oğlunun şirketinin milyonlarca dolar vergi ödediğini öne sürdü. Oğul Unakıtan'ın adı Hazine'nin Tekel'e makine kiralama işindeki ihaleye fesat karıştırmaya ilişkin raporda yer aldı.

    Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım 'ın 24 yaşındaki oğlu Erkan Yıldırım da gemi sahibi olmuştu. Oğul Yıldırım'ın kardeşiyle ortak olduğu Derin Denizcilik Şirketi'nin kuruluş sermayesi 10 bin YTL idi. Şirketin 445 bin Avro'ya sahip olduğu gemiye bilet kesen ise Santour adlı şirketti. Bu şirketin Ulaştırma Bakanlığı'na bağlı Türkiye Denizcilik İşletmeleri'ne ait Ankara feribotunu ihalesiz olarak kiraladığı ortaya çıkmıştı. Osman Pepe 'nin çocukları İsmail ve Mustafa Talha Pepe de 9 milyon YTL'lik teşvikle gemi sahibi olmuşlardı.
    Cumhurbaşkanı Abdullah Gül 'ün 16 yaşındaki oğlu Mehmet Emre Gül de ticarete atılmış ve internet ortamında elektronik eşyalardan, mobilya ve kitaba kadar farklı ürünler tanıtan 15 bin YTL sermayeli bir şirket kurmuştu. Oğul Gül'ün Ankara'daki iki alışveriş merkezinde stantta mısır satılması işine girdiği de ortaya çıkmıştı.
    Haber: Cumhuriyet

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Risale-i Nurda Bulunan Bazı Hatalar ve Yanlış Anlaşılan Bazı Konular
    By hasan hüseyin akın in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 15
    Son Mesaj: 31.08.15, 17:16
  2. Ücretsiz numara sorgulama sitesi
    By NUSM in forum Tavsiye Edilen Siteler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 28.10.14, 10:46
  3. Meleküti, Berzahi, Misali Şeylere Bazı Nümune ve Bazı Esaslar
    By zisangul in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 13.04.09, 10:46
  4. Üstadımızın Sosyalistlikle Alakalı Bazı Yazıları
    By nurss_1432 in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 02.12.08, 10:50
  5. Ataistlere Sorgulama Yazısı
    By LeMaLaR in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 24.07.06, 14:58

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0