+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 3 ve 3

Konu: Farkında mısınız Son Günlerde...

  1. #1
    Vefakar Üye emaneten - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    33
    Mesajlar
    445

    Standart Farkında mısınız Son Günlerde...

    İRTİCA KAMPANYASI MI?

    Farkında mısınız, son günlerde birbirine benzeyen haberlerin sayısında büyük bir artış var. Amasya'da kız öğrencilere türban ve namaz baskısı söz gelimi. Günlerce medyayı meşgul etti. Sonradan ortaya çıktı ki, söz konusu iddiaların gerçeklerle uzaktan yakından bir ilgisi yok.

    Meclis İnsan Hakları Komisyonu üyeleri bizzat gitti araştırdı, yerinde inceleme yaptı, ilgili taraflarla görüştü. Ve bu olayı rapor haline getirdi. Ne okul idaresinden ne de öğretmenlerden herhangi bir baskı olmadığı rapora girdi. Buna rağmen bu haber, kamuoyunda bir tortu bıraktı.
    Resmî törenlerde yaşanan başörtüsü krizleri... En uç noktası Adana Kozan'da yaşandı, 'İndirin onu' komutu üzerine 15 yaşındaki bir kız çocuğu gözyaşları arasında kürsüden derdest edildi. Balıkesir'in Burhaniye ilçesinde bir okul müdürünün kız çocuklarına 'İffetli olun, giyiminize, davranışınıza dikkat edin' yönündeki masum öğüdü medyaya farklı şekilde yansıdı. Haberlerde bayan müdürün konuşması yadırgandı, eleştiri konusu oldu.

    Bir iki gündür de 'gündelik yaşamda din, laiklik ve türban' anketi manşetlerde. Milliyet'in Tarhan Erdem'e yaptırdığı 'dev araştırmanın' sonuçlarına göre son dört yılda başını örtenlerin sayısında büyük artış olduğundan söz ediliyor. Rakamlar eşliğinde uzun uzun özellikle gençler arasında her geçen gün örtünenlerin arttığı bulgusuna yer veriliyor. Aynı araştırma verileri 'Neden arttı?' sorusunun cevabını 'Dini gerekçeyle örtünenlerin sayısı arttı' diye aktarıyor. Gelenek görenek gerekçesiyle örtünenlerin oranı ise düşmüş.
    Aynı grubun bir başka gazetesinde ise kısa süre önce, başını örtenlerin oranında yine rakamlarla düşüş olduğunu anlatan araştırmanın sonuçları yayınlandı. Fehmi Koru'nun dünkü yazısından öğreniyoruz ki; son yayınlanan araştırma daha eski tarihli. Bu ne yaman çelişki demek için hatırlatmıyorum bu bilgileri. 'Türbanlı sayısı 4'e katlandı' diyen 'dev araştırmanın' yayına verildiği tarihi dikkat çekici buluyorum.
    Dün Vakit Gazetesi'nde bir başka haber; 'Jandarma cami bastı'. Ayrıntılar ilginç. İstanbul Habipler Yayla köyünde bulunan Mehmet Emin Mescidi'ne baskın düzenleyen jandarma, içerideki 110 kişiyi karakola götürdü. Sabah saatlerine kadar sorgulanan vatandaşlar, mescidin didik didik arandığını, herhangi bir suç unsuruna rastlanmadığını, fakirlere dağıtılması için bağışlanan zekat paralarına el konulduğunu söylüyor. Garip ama bu haber, 1940'lı yılların tek parti döneminden değil, Avrupa Birliği ile tam üyelik müzakerelerini başlatmış 2007 Türkiye'sini anlatıyor.
    Birbirine benzeyen aynı kapsamda değerlendirebileceğimiz haberlerin örneklerini daha da artırmak mümkün aslında. Acaba yalan yanlış, abartılı tüm bu haberler neyin nesi? Peşi sıra gazete sayfalarına düşmesi bir tesadüf mü? Yoksa bir planın parçası mı? Sakın öteden beri aşinası olduğumuz yeni bir irtica kampanyasının ayak sesleri olmasın? Daha önce defalarca sahnelenen senaryosu tanıdık, aktörleri tanıdık eski film yeniden vizyona mı konuluyor? Benim bu sorulara cevabım çok net; 'evet'. Anlaşılan birileri yine düğmeye bastı. Olağan havayı bozmaya çalışıyor.

    Türkiye, bu kampanyalardan yoruldu. Aynı filmi tekrar tekrar izlemekten usandı. Söz konusu senaryoların oluşturduğu hava sanal. Gerçekler başka. Ülkenin ana gündemi terör. Hayret ki terörle mücadelede kritik aşamaya gelmişken bu konu geri plana düşürmek isteyenler var. Hükümet bir hafta önce Türk Silahlı Kuvvetleri'ni sınır ötesi operasyon konusunda yetkilendirdi. Bu, aylardır heyecanla beklenen gelişmeydi. Gelin görün ki; birileri gündemi terörden irticaya kaydırmanın peşinde... 'Acaba neden?' sorusuna cevap bulamıyorum.

    05 Aralık 2007, Çarşamba
    MUSTAFA ÜNAL

    ne attan düşmedik yiğit ne de

    sürçmedik at vardır...


  2. #2
    Vefakar Üye emaneten - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    33
    Mesajlar
    445

    Standart Bİlgİlendİrİcİ Bİr Yazi

    [Yorum - Doç.Dr.Mustafa Acar] Bir anketin ardındanMilliyet Gazetesi'nin 3 Aralık 2007 tarihinde manşetten verip tefrika etmeye başladığı "Gündelik Yaşamda Din, Laiklik ve Türban" başlıklı yazı dizisi vesilesiyle başörtüsü ve türban tartışması yeniden alevlenmişe benzemektedir.




    document.write('');document.write('');document.wri te('');document.write('');document.write('');docum ent.write('');


    Tarhan Erdem yönetiminde Konda araştırma şirketinin yaptığı araştırmanın türbanlı kadınların sayısının dört katına çıktığı yönündeki bulgusunun, bekleneceği gibi, laiklik konusunda hassas çevrelerde alarm zillerinin çalmasına yol açtığı veya birilerinin bu konuda kamuoyunun teyakkuza geçmesini arzu ettiği anlaşılmaktadır. Bu yazıda bu vesileyle kamuoyu araştırmalarının bulguları ve başörtüsü meselesine nasıl bakmak gerektiği üzerine bir değerlendirme yapılmaktadır.

    Seçim anketi başarısı tartışılmazlık getirir mi?

    Öncelikle, toplumun genelini ilgilendiren ve kamuoyunun hassas olduğu meselelerde kafadan atıp tutmak veya fildişi kuleden ahkâm kesmek yerine bilimsel yöntemlerle yapılmış, dürüstlük ve objektifliği gözeten kamuoyu araştırmalarına müracaat etmek, daha tercihe değer olup, son yıllarda bu yönde Türkiye'de olumlu gelişmeler görmek sevindiricidir.

    İkincisi, Tarhan Erdem, daha önce imza attığı araştırmalar ve özellikle seçim anketlerindeki isabet derecesinin yüksekliğiyle öne çıkmış, saygınlığı olan bir araştırmacıdır. Milliyet için son yaptığı araştırma da 41 ilde 5.289 kişiyle görüşülerek yapılmış kapsamlı bir araştırmadır. Araştırmanın sonuçlarını daha baştan sorgulamak için ciddi bir neden yoktur.

    Üçüncüsü, öteki bütün araştırmalarda olduğu bu araştırmada da "objektif veri" ile "subjektif yorum"u birbirine karıştırmamak gerekir. Derlenen verilerin ortaya koyduğu rakamları okumak başka, o rakamların ne anlama geldiğine ilişkin yorumda bulunmak tamamen başka bir şeydir. Örneklemin temsil gücü, objektiflik, dürüstlük ve bilimsel yöntemlerin kullanılması bakımından hiçbir sorun olmasa bile, insanlar ortaya çıkan rakamların ne anlama geldiğini yorumlarken doğal olarak kendi zihniyetlerinin kırınımından geçirmekte, siyasî, dinî ve ideolojik referanslarına göre sonuca bir anlam vermektedirler.

    Dördüncüsü, yukarıda sayılan bütün inandırıcılık kriterleri yerine getirilmiş olsa bile, bir tek araştırmanın sonuçlarına bakarak "dolduruşa gelmemek," sakin ve soğukkanlılığı muhafaza etmek ve toplumu anlama çabasını sürekli hale getirmek gerekir. Aynı konuda başka araştırmaların sonuçlarına da göz atmak, karşılaştırmalar yapmak, farklı kanallardan aynı sonuca gidilip gidilemeyeceğini de test etmek gerekmektedir. Kaldı ki toplum sürekli bir değişim halindedir. Bugün geçerli gibi görünen bir eğilim yarın devam etmeyebilir, hatta tersine dönebilir. Dolayısıyla, kendi subjektif tercihlerimize kulak verip de bugün "alarm verici" bulduğumuz bazı gelişmeler zamanla yön değiştirerek bizi ters köşeye yatırabilir. Dahası bize "alarm verici" görünen bir bulgu, bakış açısını hafif değiştirdiğiniz zaman gayet makul, mantıklı, normal, toplumsal değişimin doğal bir sonucu olarak da görünebilir.

    Bu noktalar ışığında Konda'nın araştırmasının en çarpıcı görünen sonucu, 2003-2007 arası dört yıllık dönemde başını örtenlerin oranının 5,2 yüzde puanlık artışla, % 64,2'den % 69,4'e; türbanla örtünenlerin oranının 12,7 yüzde puanlık artışla, % 3,5'ten % 16,2'ye yükselmiş olmasıdır. Eğer bir çarpıtma, ihmal, gözden kaçırma veya bilmeyerek yapılan bir hata yoksa, objektif bilgi budur. Bundan sonrası, yorumcunun subjektif tercihlerine ve hayal gücüne kalmıştır. Buradan laikçi kesimin çoğunlukla yaptığı gibi "AKP döneminde türbanlıların dörde katlanması"ndan başlayıp, Türkiye'nin nasıl bir karanlığa doğru götürülmekte olduğu"na (!) varıncaya kadar türlü karamsar yorumlar çıkarılabileceği gibi, Türkiye'de son on yıllarda başlayan hızlı sosyolojik değişimin tezahürlerinin, AKP gibi geleneksel-muhafazakâr değerlerle barışık bir iktidar döneminde daha görünür hale geldiği, bunda anlaşılmayacak, gizemli ve ürkülecek bir durum olmadığı sonucu da çıkarılabilir.

    Ancak Türkiye'de olay bu kadarla bitmemektedir. Aynı dönemde yapılan başka araştırmaların aynı sonuçlara işaret etmemesinden başlayıp, Konda'nın araştırmasının sonuçlarının manşete çıkarılmasının zamanlamasına varıncaya kadar sorgulanmayı gerektiren bir dizi husus vardır. Bu çerçevede örneğin yine eylül ayında 32. Gün programı için A&G adlı kuruluş tarafından 1.863 kişi üzerinde yapılmış ve Radikal'de yayımlanmış olan araştırmanın sonuçları türban takanların sayısında bir artış değil, azalma olduğunu göstermişti. Aynı dönemde, aynı düzlemde, aynı konuda yapılan iki araştırmanın bu kadar farklı sonuçlar ortaya koyması ister istemez bazı soru işaretleri ortaya koymaktadır.
    Yine aynı dönemde, MetroPOLL Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi tarafından yapılmış bir başka araştırma da üzerinde durmaya değer bazı bulgulara ulaşmıştır.
    MetroPOLL'ün 26 ilin merkez ilçe, diğer ilçe ve köylerinde 28-30 Eylül 2007 tarihleri arasında toplam 1.566 kişi ile cinsiyet, yaş, eğitim ve mekân kotaları uygulanarak yapılmış olan araştırmanın sonuçlarına göre, başını örten kadınların oranı % 59,8, örtmeyenlerin oranı % 40,2'dir. Konda'nın % 69,4'lük sonucu ile MetroPOLL'ün %59,8'lik sonucu arasındaki yaklaşık 10 yüzde puanlık fark, ciddi sayılabilecek bir farktır. Benzer şekilde, Konda "çarşaf ve peçe kullananlar"ın oranını % 1,3, MetroPOLL ise % 0,6 olarak vermektedir ki, Konda'nın oranı diğerinden iki kat daha yüksektir. MetroPOLL'ün araştırmasında dört yıl önce türban takanların oranına referans verilmediği için son yıllarda bu konuda bir artış olup olmadığı belli değildir; ancak örtünen kadınların % 26,3'ünün türban kullandığı bilgisinden yola çıkarak, türbanlıların toplam kadınlar içindeki oranının yaklaşık %15,7 olduğu hesaplanmaktadır ki, bu da yine, yakın olmakla birlikte, Konda'nın verdiği rakamdan (% 16,2) düşüktür. Kısaca bu rakamlar, birileri bizi bu araştırmalardan hangisinin sonuçlarının neden ötekinden daha güvenilir olduğuna ikna edecek bir açıklama ile gelinceye kadar, Konda'nın sonuçlarına ihtiyatla bakmamız gerektiğine işaret etmektedir.

    Anketin yayınlanma zamanı üzerine

    Milliyet'in tefrikasının zamanlaması ile ilgili olarak da akla bazı kuşkular gelmektedir. Eylül ayında yapılmış bir çalışma, neden aralık ayının başına kadar yayımlanmamıştır? Nitekim gerek A&G'nin gerekse MetroPOLL'ün araştırmaları, yapılmalarından kısa süre sonra hemen yayımlanmış, kamuoyu ile paylaşılmıştır. Bir yandan terörle mücadele konusunda belirli bir mesafe alınmış, Kürt sorunu konusu daha salim kafayla tartışılmaya başlanmışken, muhtemelen -artan terör eylemleri yüzünden bir süredir rafa kalkmış görünen- sivil anayasa tartışmalarının yeniden ısınmaya başlaması beklenirken, bütün bunların üstüne, tam da yeni YÖK başkanının atanmasının arifesinde yayımlanması, ister istemez işin içinde, gündem saptırmaya yönelik başka hesapların olabileceği ihtimalini akla getirmektedir. Yoksa kasım ayı sonu gerçekleşen askerî şûra toplantısından bir gerginlik ya da gerilim mi umut edilmiştir? Bunun Tarhan Erdem'in veya araştırmasının güvenilirliğinden tamamen ayrı, yayıncıyı ilgilendirir bir konu olduğuna dikkat çekilmelidir.
    "Türkiye'de birilerinin statükoyu korumak, mevcut yasakları sürdürmek, mümkünse yenilerini eklemek, halka korku vererek psikolojik harekât yapmak için belirli araçlara yaslandığı, bu çerçevede tâ İttihatçılardan beri irtica korkusunun kullanıldığı iyi bilinen bir gerçektir. Başörtüsü ve türban İttihat ve Terakki zamanından günümüze uzanan çalkantılı süreçte bizzat yasakçılar ve değişime direnenler tarafından siyasî sembol haline getirilmiştir. Yine türban konusu, okullarda başörtülülerin görülmeye başlanmasının Türkiye'de muhafazakâr dindar kesimin kız çocuklarını okutmaya karar vermesi ve Müslüman kadının modern kent hayatına katılmasıyla ilgili olduğunu bir türlü göremeyen, görmek istemeyenlerin, eski düzenden getirdiği ayrıcalıkları korumak için kamuflaj arayanların elinde en önemli koz olmayı sürdürmektedir.

    Bu bağlamda sivil anayasa yapılmasını engelleme, YÖK'te alışılmış baskıcı sistemi devam ettirme, AB reformlarına engel olma, Kürt sorununu terör sorununa indirgeyip çözüm yollarını tıkama girişimleri ile, türbanın sembol haline getirilmesi ve başörtülü kadın sayısındaki -şayet varsa- artışı AKP iktidarının gizli gündemiyle irtibatlama ve kamuoyuna korku salma girişimleri çoğu kez aynı kaynaktan beslenmektedir. Çözüm, sembol mü değil mi konusuna takılıp kalmadan, türban kimileri için sembol olsa bile -bıyığın, favorinin, parkanın, amblemin, rozetin, fuların vs.nin sembol olmasında bir sakınca görülmediğini hatırlatalım- devletin vatandaşına kıyafet dayatmasını içeren tek tipçi ceberut anlayıştan vazgeçilmesi, bireylerin -siyasî, dinî, kültürel, ideolojik, ne olursa olsun- tercihlerine karışılmamasıdır. Başörtüsü yasağı kaldırıldığı gün, bu konuyu rant kaynağı veya baskıların meşrulaştırıcı gerekçesi yapanların elinden önemli bir koz alınmış, toplum rahatlatılmış olacaktır. Türbanlıların mahalle baskısından korkanların her şeyden önce onlar üzerinde fiilen yürütülen kamusal alan baskısına karşı çıkmaları gerekir. Siyasî hesaplardan ve imtiyaz koruma kavgasından uzak, sahici bir şekilde "Acaba sayıları artarsa yaşam tarzımıza müdahale olur mu?" endişesi taşıyanların da yapması gereken, mevcut yasakların ve ayrımcılığı savunmak değil, özgürlüklerin herkes için gerekli olduğu gerçeğinden hareketle, Türkiye'de devleti tarafsız bir hakem konumuna getirecek, hukukun üstünlüğünü tam olarak tesis edecek, kimsenin kimseye tercih dayatmayacağı, dayatmaya kalkıştığında karşısında devletin hukuk ve adalet gücünü bulacağı bir sistemin yerleştirilmesi çabalarına destek vermektir.
    DOÇ. DR.MUSTAFA ACAR - KIRIKKALE ÜNİVERSİTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ

    ne attan düşmedik yiğit ne de

    sürçmedik at vardır...


  3. #3
    Ehil Üye yakaza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    2.467

    Standart

    Hükümet destekli dergide saygısızlık




    İngiltere’de hükümet tarafından desteklenen bir Hristiyan vakfının çıkardığı Klic adlı dergi, pek çok kişinin tepkisiyle karşı karşıya.


    Başörtüsü takan Müslüman bir kız çocuğunun 'terörist' ismiyle adlandıran, İngiltere’de hükümet tarafından desteklenen bir Hristiyan vakfının çıkardığı Klic adlı dergi, pek çok kişinin tepkisiyle karşı karşıya...
    Bu karikatürle çocuklara yanlış mesaj verileceğini belirten bazı milletvekilleri ve Hristiyan kuruluşları da dergiye tepkilerini dile getirdi.
    Klic'de yer alan karikatürde boynunda haç bulunan bir çocuk, yanındaki arkadaşına başörtülü Müslüman kızı gösteriyor ve ‘O bir terörist’ diyor. Ardından Müslüman kıza bağırarak, “Hey sen, ismini bilmiyorum ama söyle bakalım başörtünün altında ne saklıyorsun?” diye alaycı bir şekilde soruyor.
    Hedef gösterilen Müslüman kız ise “Senin taktığın haç neyi temsil ediyorsa, benim başörtüm de aynı şeyi temsil ediyor” diye cevap veriyor.
    Kimileri bunun sadece bir karikatür olduğunu söylese de, tepki gösterenler, bunun mizah değil, Müslüman karşıtı bir tavır olduğunu savunuyor.




    ''Madem ben de bu vatanın evlâdıyım,bu vatanın saadetine hizmet etmek benim için farzdır.''

    Emirdağ Lahikası

    ...EN GÜZELİ SİNELERDE BİR YAD-I CEMİL OLARAK KALIP GİTMEK...


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. En Acı Günlerde Yetişmiş İslam Alimi; Mehmet Akif Ersoy
    By hak_yol_islam in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 21.01.09, 00:03
  2. Zor Günlerde Halimiz
    By Gül Yürekli in forum Hz. Muhammed (S.A.V)
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 19.06.08, 23:33
  3. Neyin Geldiğinin Farkında Mısınız?
    By hercaist in forum Hadis-i Şerifler
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 12.09.07, 13:47

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0