+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 4 ve 4

Konu: 150 Yıllık Baskı

  1. #1
    Vefakar Üye sitem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Mesajlar
    306

    Standart 150 Yıllık Baskı

    Mestûre ve musallî “mahalle”miz 150 yıldır baskı altında!

    Abdullah YILDIZ

    Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde başlatılan ve Sayın Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı seçilip başörtülü eşi ile birlikte Çankaya’ya yerleşmesinden sonra dozajı iyice artırılan bir Psikolojik Harp olgusu ile karşı karşıyayız.

    Yeni Anayasa tartışmaları vesilesiyle; başörtüsü ve namaz farzı gibi, içkinin haramlığı gibi milletin bin yıllık dinî değerleri üzerinden yürütülen kirli bir savaş, “hayat tarzı”, “mahalle baskısı”, “Malezyalılaşmak” gibi kavramsallaştırmalar ve 28 Şubat sürecinde kullanılan postmodern enstrümanlar devreye sokularak bildik yöntem ve tekniklerle sürdürülüyor.

    Geçen hafta, İslâm’ın kutsal başörtüsü ve tesettür emrinin, “türban” gibi batıl/ı bir kavrama indirgenerek bu kirli savaşın hedef tahtası yapıldığını yazmış; ‘başörtüsü serbest olursa herkes başını örter’ iddialarının aslında başörtü yasağını ve ikna odalarını sürdürmeyi amaçladığını vurgulamıştık.

    Prof.Şerif Mardin’in başka bir bağlamda kullandığı “mahalle baskısı” kavramından kalkarak “mahalleli” üzerinde kurulan psikolojik baskı kuşkusuz sadece başörtüsü ile sınırlı değil. İşin garip ve tuhaf olan yanı şu ki; sahip olduğu bin yıllık İslâmî değerleri başkalarına karşı baskı unsuru olarak kullandığı iddia edilen “mahalleli” yani dindar halkımız, tam 150 yıldan beri, bir yabancı hayat tarzını yukarıdan aşağı mahalleye fiilen dayatanların baskısı altında.

    Ve bu yabancı resmi ideoloji adına inancına, değerlerine hakaret edilen, dini hayatına müdahale edilen, dini inancı gereği giydiği kılığı-kıyafeti ‘cebren ve kanunen’ değiştirilmeye zorlanan, Kur’ân’la ilişkisi koparılmak istenen çoğu mestûre/örtülü ve musallî/namaz kılan mahalle insanı/millet bu dayatmalara tam 150 yıldır direniyor!

    Birilerini asıl tedirgin eden de işte bu uzun soluklu direnç!.. Mahallelinin başörtüsünde, namazda, oruçta ısrar edip; içki ve zina gibi haramlardan uzak durmaya çalışması birilerinin karabasanı oluyor...

    “Kebapçıda Namaz Metroda Namaz” yazısında Yalçın Doğan, namaz kılan halka köpürüyor: “...Namaz kılmak için yer soruyorlar. Lokanta sahibi bakıyor ki, olmuyor, içkili hale getirmek istediği ikinci kat.. mescide dönüşüyor. (...) Her Cuma olduğu gibi namaz kaldırımlara taşıyor, insanlar yürüyecek yol bulamıyor... Kızılay metrosundaki mescitte Cuma namazı kılanlar metroya taşıyor, insanlar metroya binmek için, birbirinin üstüne çıkıyor... Lokanta, metro, hastane, pastane, postane, hava alanı fark etmiyor, her yer mescitle doluyor.” (Hürriyet, 1.9.2007)

    “Yolda Zorunlu Namaz Molası”! 5 Eylül 2007 tarihli Milliyet’in bu maksatlı manşeti günlerce tartışılıyor. Birileri çarpıtma haberi bahane edip, namaz üzerinden “bir hayat tarzının dayatıldığını” ileri sürerek sui-niyetlerini açığa vuruyorlar (Mehmet Y.Yılmaz, Oktay Ekşi Hürriyet, 6.9.2007).

    Namazla dirilişimizi sağlamak için halkımıza namazın güzelliklerini anlatan Namaz Gönüllüleri Platformu adına bu habere tepki olarak söylediğim ‘Namaz bir hayat tarzıdır, buna saygı duyulmalı’ ve Ahmet Bulut’un “İnanan insanların, namaz kılınmasından rahatsız olması düşünülemez” sözü, Cüneyt Ülsever tarafından “açık bir dayatma” olarak okunuyor (Hürriyet, 9.10.2007).

    Doğrusu bu bir okuma sorununun ötesinde bir bakış sorunu! Dahası bay yazarın kıyas sorunu da var; otobüsle uçağı kıyaslıyor aklınca: “Bundan böyle uçakların da namaz vakitlerinde en yakın şehirlere geçici iniş yapmaları gerekir. İzlanda’nın Reykjavik Camii, hayat tarzına saygı duymak adına geçici iniş yapmak için en uygun mekândır.” Bu ifade, bırakın inanca saygıyı, izan ve anlayıştan da hayli uzak.

    Özdemir İnce ise açıkça inanca saygı sınırını aşıp, Cuma namazında sokağa taşanlara karşı şiddet öneriyor: “Laik bir ülkede herhangi bir dinin mensupları mabetleri dışındaki kamusal alanda tapınma gösterisi yaparak başkalarını baskı altında tutamaz, rahatsız edemez... Devletin güvenlik kuvvetleri bu tür girişimleri kamu düzeni adına engellemek zorundadır.”(Hürriyet, 18.9.2007)

    Ülsever, “mahalle baskısı” tartışmaları ayyuka çıkarılınca, aynı ifademize dayanıp; “kendi adını Namaz Gönüllüleri Platformu olarak tarif eden örgüt”ün (‘örgüt’ değil, 200 kadar yazar, ilim, fikir ve sanat adamının bir araya gelmesiyle oluşan bir aydın insiyatifi) “planlı/programlı bir dayatma” yaptığı iddiasını tekrarlıyor (Hürriyet, 23.9.2007). Onun bu iddiasına iman ve ikrar eden Cumhuriyet yazarı Emre Kongar, sözkonusu ifadeleri aynen köşesine taşıyor (Cumhuriyet, 27.9.2007).

    Ey namaz davasına gönül veren, namazın fahşâ ve münkeri def ettiğinin (Ankebut/45) bilinci içinde “mahalle”mizi ve tüm insanlığı namazla arınmaya çağıran Namaz Gönüllüleri!

    Namazdan rahatsız olan Cahiliye’nin çocuklarını “namaz fobisi”nden kurtarıp namazla tanıştırmak da size düşüyor!

    Unutmayın, Hz.Musa(a.s) Firavun’a bile yumuşak söz söylemekle (Tâhâ/44) emrolundu!

  2. #2
    Ehil Üye aşur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    1.446

    Standart

    Mahalle bask?s? laf?na ''mal bulmuş mağribi'' gibi sar?ld?lar. 150 y?ll?k bask?y? görmezden gelerek. Bu millet bu 150 y?ld?r, hakk?n? verelim iyi direndi. demek ki yap?lan hizmetler boşa gitmiyor. Haza min fadli rabbi.
    GÖNÜL SARAYLARINDA SEVGİ HÜKÜMDAR OLSUN.
    ADALET ORDA VEZİR, HİKMET İSE YAR OLSUN

    AKM

  3. #3
    Dost raptor252 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Mesajlar
    27

    Standart daha çok çalışma

    evet bu insanların verdikleri gayret gerçekten şaşırtıcıdır şeytanın elinde oyuncak olmuş bu insanlara bakınca Allah a binlerce defa şükrediyorum ve beni bu nurlu yolun bir hadimi yaptığı için hamdediyorum.
    bu insanlar boş bir dava uğruna bu denli çalışıyorsa bize düşen onlardan daha çok çalışmak daha gayretli olmak daha çok okumak ve daha çok insana gerçekleri anlatmaktır.çünkü halkımızın çoğu bu insanların televizyon gazete ve dergi yayınları sayesinde yanlış yönlendiriliyorlar bize düşen bu insanlara doğruyu göstermektir .tekerleği tümseğe çıkarmaya az kaldı bu zamanda boş durmak vatana millete ihanettir . üstadın dediği gibi bir doğru bin yalanı çürütmeye yeter bize düşen bu insanların yüzlerce yalanlarına karşı bir tek doğruyu göstermektir .

  4. #4
    Ehil Üye elff - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    4.016

    Standart

    Mahalle bask?s? m?, yoksa çetenin tasallutu mu?

    Ramazan-? Şerife mahsus dinî tart?şmalar?n dikkatinizi çekmemesi elbette mümkün değil.

    Bu zamanda ön plana ç?kan “mahalle bask?s?” teriminin mânâs?n?n herkesçe anlaş?ld?ğ?n? söylemek zor

    “Mahalle bask?s?”, beraberinde mahallenin mânâ aç?l?m? dediğimiz muhtevas?n? gündeme getirdi.

    Hangi mahallede kimler kime bask? uyguluyorlard??

    Yer ?stanbul muydu, Anadolu muydu veya Almanya’da Türklerin çoklukla oturduklar? bir semtten mi bahsediyorlard??


    Elbette bu üç mahallenin de mukayese edilmeyecek düzeyde farkl?l?klar? vard?. Bask?n?n sebebi neydi?

    S?n?f çat?şmas? m?yd?, politik ve ?rkî taraftarl?klar m?yd?, yoksa dinî değerleri ilgilendiren tart?şmalardan doğabilecek tart?şmalar m?yd??

    Hanedan?n ve ona yard?mc? olan haricî kökenli medyan?n resim ve yaz?lar?n? incelediğinizde, çat?şma alan?n?n ziyadesiyle Türkiye ve çat?şma nedeninin de “?slâm?n gözle görünen yaşant?s?” olduğu ortada.

    Baş?n? örten kad?nlara, oruç tutan insanlara, teravihlerde camileri dolduran cemaatlara ve bu yaşanan ?slâm? hayata bilmecbûriye taş?yan Türkiye’ye ve Türklere k?zarak itiraz edenler; bahsettiğimiz insanlar?n, üzerlerinde manevî bask? uygulad?klar?n? itiraf ediyorlard?.

    Doğruydu.

    Mânevî bir bask? vard?.

    Zira coğrafya; bin seneden beri “Allah Allah” sesleriyle oturup kalkan, ağlayan-sevinen, savaşlar-zaferler kazanan insanlar?n, üzerinde beş vakit namaz k?ld?klar?, padişahlar?n?n saraylar yerine tebeas?n?n t?kl?m t?kl?m dolduracaklar? camiler inşâ ettikleri ve o camilerin arkas?nda tekyeler, medreseler kurduklar? Anadolu coğrafyas?yd?.

    Bu coğrafyan?n bunca tahribe rağmen üzerinde kalan bunca kültür ve eserleri nazara almadan, tarihçesini bilmeden ve ahalinin sosyolojik yap?s?n? inecelemeden arzular?n? fikir ve hatta hüküm gibi “?slâm karş?t?” medyada ilân edenler, elbette ki büyük bir cehaleti yaş?yorlar…

    Kim kime bask? uyguluyor?

    Allah’?n emrine uyarak güneşin doğumundan iki saat önce yeme içmeyi kesen; açl?k, susuzluk ve tiryakiliklerini bu ayda Allah için terk eden bu toprağ?n insan?n?n gözünün içine baka baka, sokağa kadar ç?kar?lm?ş masalarda yiyen içen insanlar m? bask? uyguluyor, yoksa oruçlu oruçlu yutkunan Anadolu insan? m??


    Hanedan?n emirlerine âmâde gazetenin sermuharriri, ahalinin çoluk çocuk tenezzüh ettikleri parklarda keyiflerince alkol alamad?klar?n? mahalle bask?s?na bağl?yor.

    Hakikaten AKP’li hükümet, polis memurlar?na emretmeli, ailelerin oturup dinlendiği parklarda bu beyleri rak?lar?n? yudumlarken korumal?d?r, değil mi? Bu, sefahet ve ahlâks?zl?ğ?n koruma alt?na al?nmas?d?r.

    Başörtülü k?zlar?m?z?n okuma hürriyetlerini ellerinden ald?klar? yetmiyormuş gibi onlar?n büyük şehirlerin baz? semtlerinde taraftarlar?nca taciz edilmesine sevinen bu beyler hakl? olarak “mahalle bask?s?ndan” şikâyet edebiliyorlar!..


    Kad?n?n örtüsünün Anadolu’nun tüm medeniyetlerinin tarihi kadar Anadolu’ya ait olduğunu bilmek ve anlamak istemiyorlar.


    Mahalle bask?s?ndan yak?nanlar?n diğer bir hatalar? da yanl?ş mukayeseleridir. Anadolu’yu ?stanbul ile mukayese ediyorlar, Avrupa’y? da Türkiye ile…

    Üstünkörü, cahil ve bilgisizce mukayesede bulunanlara sözümüz yok.

    Fakat Asya’n?n ve Anadolu’nun peygamberler yurdu ve buradaki medeniyeti besleyen kuvvetin tarih boyunca din olduğunu; Avrupa’n?n ise fen ve felsefe ile ayd?nland?ğ?n? bilenlere elbette diyeceklerimiz olacakt?r.


    ?stanbul’u, Paris, Londra ve Berlin ile hangi yönden mukayese edeceksiniz ki? Hangi hayatlar? karş?laşt?racaks?n?z ki?

    Brüksel’de sokakta döner yemiştim, kimsecikler bana ters bakmam?şt? m? diyeceksiniz?

    Veya Paris’teki devlet okullar?nda ve devlet dairelerinde tesettür yasakt? m? diyeceksiniz?

    Münih’te bir hafta boyu devam eden “Bira festivali”nde keyfimce içtim, sarhoş oldum, kimsecikler ay?plamad? m? diyeceksiniz?

    Veya o parklar?n kenar köşelerine s?zm?ş alkolikleri mi göstereceksiniz?

    Böyle bir mukayeseye yaln?zca ay?p derler…

    Buna bask? demezler, belki de çetenin mahalleyi tehdidi olarak kaydederler…

    Mahalle bask?s? feryad?n? koparanlar?n kimleri ezdiklerini iyi biliyoruz.

    Şeâir dediğimiz dinin hayattaki işaretlerini, siperlerini ve temsilcilerini dinsizlik ad?na bertaraf ederek ve mağdur edas?yla bağ?r?p çağ?r?p yeni yeni siperleri kazanacaklar?na öyle inan?yorlar ki…


    Ailenin çocuklar?na verdikleri terbiyeye, camilerdeki vazifelilerin okumalar?na ve ticaret ehlinin aralar?ndaki dayan?şmalar?na kadar yürümek niyetindeler.


    Avrupa’y? “Her ne istersen yapabilirsin. ?yi-kötü, haram-helâl ve güzel-çirkin kavramlar?n?n olmad?ğ? bir coğrafya” olarak telakkî ediyorlar. AB’nin bir medeniyet projesi olduğunu hiç görmek istemiyorlar. ?talya, Güney Fransa ve ?spanya’da bizden daha muhafazakâr kanunlar?n, uygulama ve yönetmeliklerin olduğunu tamamen gizlemeye çal?ş?yorlar.

    Avrupal?lar?n orucumuza, ibadetimize ve düşüncelerimize gösterdikleri büyük sayg?y? yok farzediyorlar. Kafalar?ndaki sefaheti, kaosu, dinsizliği ve şahsî menfaatlerine tap?nmay? medeniyet zannedenler, belki de fark?na varmadan milletin ekseriyetine bask? uyguluyorlar.

    “Mahalle bask?s?” vâveylâs?n?n örttüğü bir hakikat daha var.

    Ülkemizdeki az?nl?ğ?n çoğunluğa olan tahakkümünün üzerini örtmek.

    Seksen seneye yak?nd?r bu yaygara devam ederek geliyor.

    Eğer 31 Mart ihtilâlini milat kabul ederseniz, nereden bakarsan?z tam bir as?rd?r, bu ülkenin insanlar?n? başta irtica olmak üzere buna mümasil suçlamalarla gürültüye boğanlar?n en büyük korkusu, toplumsal uzlaşmad?r, adaletli demokrasidir, bar?ş içindeki sükûnettir ve Anadolu insan?n?n refah seviyesinin yükselmesidir.

    Bu beylerin Avrupal? zalimlerle işbirliği yap?p tüketim canavar?n? milletin üzerine salmas?n? da eklerseniz mesele biraz daha anlaş?lm?ş olur.

    Mahalleden şikâyetçi çetenin hedefi çok büyük:

    Anadolu başta olmak üzere ?slâm toplumlar?n?n sosyal dokular?n? tahrip etmek. Onlar? perişan, kaosa mahkûm ve ?kinci Avrupa kap?s?na dilenci yapmakt?r. Mahalle bask?s?n?n arkaplan?n? bilmek ve çetenin mahiyetini öğrenmek; karş? taraf? insanca yaşamaya, adaletli paylaş?ma ve toplumsal bar?şa zorlayacakt?r.

    Şükrü Bulut

    http://www.yeniasya.com.tr/2007/10/0...sukrubulut.htm
    Konu elff tarafından (05.10.07 Saat 09:16 ) değiştirilmiştir.
    İmân, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi İmân ve duâdır.

    ***


    ....Sevgili Üstâdım, evvelce arz ettiğim vech ile, ben artık birşey için yaşadığımı zannediyorum.


    O da, üstâdım olan dellâl-ı Kur'ân'ın vazife-i memuriye-i mânevîsini îfâ etmekle kendilerine pek cüz'î bir yardım ve Kur'ân hesâbına cüz'î bir hizmetkârlıktan ibârettir....



    ***


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. İstibdad (Baskı Rejimi - Zorba İdare)
    By SeRDeNGeCTi in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 19.11.09, 22:41
  2. Çin Baskı Politikasını Bıraksın
    By Bîçare S.V. in forum Gündem
    Cevaplar: 97
    Son Mesaj: 25.08.09, 11:57
  3. Ergenekon Savcısına Baskı Başladı!
    By Şahide in forum Gündem
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 23.03.08, 17:34

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0