Meslek Lisesi mezunlarına uygulanan adaletsizliği, Vakit somut bir örnek ile kamuoyunun gündemine taşımıştı.. ÖSS’de 4. olan İHL mezunu öğrenci, 14107. olan Musevi lisesi mezununun gidebileceği fakülteye gidemiyordu. Gazeteniz Radikal hemen ertesi günü cevapladı: “Irkçılık”! Bu ülkenin % 98’i ile aynı inançta olan Vakit’in yetkililerine sormadı, gazeteniz Radikal’in sorumluları... Kendileriyle aynı inançta olan Vakit’in Yazıişleri’ne sormadılar. Patronu AydınDoğan ile aynı dine inanan Vakit’in muhabirlerine sormadılar.. “Yaklaşımınıza ‘ırkçılık’ yorumu yapsak, bir cevabınız olur mu?” demediler..
Ama Musevi Lisesi Müdürü’ne sordular, “Ne diyorsunuz, Vakit’te böyle bir haber var?” diyerek... Sağlık olsun. Musevi’ye sorsunlar, Müslümana sormasınlar..
Patronları Müslüman olduğu halde!..
Ama benim sözüm zaten patronlarına.. Radikal’deki haberi okuyunca ne hissettiniz acaba? Kendi adınıza olan İletişim Meslek Lisesi’nin mezunlarının katsayı sorunlarını bilen bir insan olarak ne düşündünüz, Vakit’in yaptığı gerçekten “ırkçılık” mıydı?..
Bunu da bir kenara bırakın, gazetenizde Musevi Lisesi Müdürü’nün, propaganda dolu açıklamalarını okuyunca ne hissettiniz? Evet, objektif habercilik yapılmalı.. Ama bu; “Museviye sor, Müslümana sormadan haber yap” demek değildi ki!
Çok mu alınganlık gösteriyorum? Hayır..
Radikal’de o haberi yapan muhabirin yerinde ben olsaydım, “İHL ile Musevi Lisesi’ni kıyaslamak bile yanlış” diyen okul müdürünün sözü üzerine şöyle bir araştırma yapardım.. “Musevi Lisesi, iddia edildiği gibi, dini etkileşimi olmayan klasik bir lise midir?” diye!..
Ben araştırdım. Bakın karşıma ne çıktı..
Musevilerin Şalom gazetesinde bir röportaj!... Musevi Lisesi’nde de derslere giren, Musevi İlköğretim okulu öğretmeni bir haham ile yapılmış röportaj! Röportajın hemen başında bir soruya şöyle cevap vermiş muhatap: “Ben aynı zamanda öğretmenim. Hatta bana Yeşiva’da şöyle birşey sormuşlardı: ‘Öğretmen olmayı mı, yoksa rav olmayı mı, öncelikle tercih edersin?’. Cevap veremedim. ‘hem rav, hem de öğretmen ol’ demişlerdi. Bu şekilde, daha fazla insanın hayatında fark yaratabilecektim. Öğretmenliği çok seviyorum. Şu anda ilköğretim öğretmenliğinin yanısıra, her Pazartesi sabahı liseye de kısacık bir konuşma yapıyorum.”
Evet sayın Doğan.. Musevi Lisesi’nde bir haham.. Yanlış okumadınız... Hem öğretmen, hem de haham..
Düşünebiliyor musunuz, eğer bir lisede, bir müftü derse girseydi, Radikal’in veya diğer gazetelerinizin manşeti ne olurdu? Ben hatırlatayım size, geçmişte de olmuştur çünkü: “Müftü, laik okulda!”
Evet, sizin gazetelerinizin bakış açısı, böyle olurdu..
Müftünün veya bir imamın, devlete bağlı okulda ne işi olduğu sorgulanır, laik sisteme zarar verildiğinden dem vurulurdu..
Ama bakın, “Bizim klasik liseden farkımız yok” diye savunmasını verdiğiniz Musevi Lisesi’nde, haham derslere giriyormuş!
Sadece bu kadar olsa yine iyi..
Devam ediyor haham-öğretmen röportajda konuşmaya: “Mesela Yom Aşoa yaklaşırken bir laf söylüyorsunuz ‘hepinizi sinagoga bekliyorum’ diyorsun, bir bakmışsın dört-beş tane genç gelmiş ve kendilerini bana göstermeye çalışıyorlar en arkadan.”
Ahhh. Ahhh!.. Bu lafları bir müftü veya imam etmiş olsaydı.. İşte o zaman görürdük biz, Doğan grubunun en keskin gazetesindeki başlığı:
“Laik okulda, ibadete zorlama!”
Evet, bir din dersi öğretmeni, “Çocuklar sizi Fatih Camii’ne bekliyorum” dese, ne olurdu acaba?
% 98’i Müslüman olan bu ülkede, çok rahatlıkla söylenebilmesi gereken bu cümleyi söylediği için, kaç öğretmen Doğan Ggrubu gazetelerinde hedef gösterildi, biliyor muyuz sayısını acaba?
Daha devam ediyor Haham öğretmenle röportaj. Soruluyor kendisine: “Gençlik ve Yahudilik ilişkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?”
Haham öğretmenin cevabı şöyle: “Yahudiliği sadece bir din olarak nitelendirirseniz yola yanlış çıkmış olursunuz. Yahudilik sadece bir din değildir, bir yaşam tarzıdır.”
Tufan abi, Yalçın abi.. Oktay amca... Özdemir amca.. Yalçın bey..
Ne diyor bu haham yaaa!..
“Bir yaşam tarzıdır” diyor.. Kaldırın oradan “Yahudiliği”, koyun oraya “Müslümanlığı”. Öyle okuyun bu cümleyi ve sonra söyleyin, “Kaç metre zıpladınız yerinizden?”
“Vay şeriatçı vay!..” “Adım adım şeriat” “Okulda şeriatçı öğretmen!”
Hangi başlığı uygun görürdünüz amiral geminize?
Yanlış anlaşılmasın, haham-öğretmene son derece saygı duyuyorum. Onun için kendisinin ismini bile vermiyorum. Söylediklerinin en tabii hakkı olduğuna inanıyorum.. Söyledikleri sebebiyle kınanmaması, sorgulanmaması, hatta eleştiriye bile tabi tutulmamasını düşünüyorum. Samimi bir Yahudi olarak görüyorum kendisini..
Ama benim de, kendi ülkemde, samimi Müslümanların aynı muameleye tabi tutulmasını isteme hakkım olduğuna inanıyorum.
Evet sayın Doğan.. Haham öğretmenin hakkı olan tebliğ, müftü öğretmenlere hak değil midir? Musevi Lisesi’ne giden öğrencilere verilen haklar, İHL’ye giden öğrencilerin de hakkı değil midir?
Bu tartışmada, Aydın Doğan’ın yeri neresidir?


Vakit- A. İhsan Karahasanoğlu


var tmp; tmp = document.getElementById("news_content").getElement sByTagName("a"); for(i=0; i