Bazı yazıları yazmaya karar vermek kolay olmuyor. Bu yazı da onlardan biri. Yazıyım mı, yazmayayım mı?.. Nihayet yazılması gerektiği düşüncesi ağır bastı ve klavyenin başındayım.

Habil Mert ismini, ilk olarak 2000 yılında, bir Selam gazetesi çalışanı olarak gazeteye yönelik linç kampanyası çerçevesinde Edirne"de gözaltına alınıp tutuklandığında duymuştum. Gayretli, sorumluluk bilinci sahibi bir Müslüman olarak Habil, Edirne"de Selam gazetesinin temsilciliğini yürütmenin bedelini, gazeteye yönelik medya destekli linç kampanyasında tutuklanıp "Selam-Tevhid örgütü" (!) üyesi olmak suçlamasıyla yıllarca cezaevinde alıkonmakla ödemişti.

Kendisiyle ilk karşılaşmam Haksöz dergisinin İstanbul Fatih"teki merkezinde olmuştu. Tanışıp bir süre konuşmuştuk. Cezaevinden çıkmıştı fakat yeniden cezaevine girme ihtimali vardı. Genç yaşta önemli sıkıntılarla karşılaşmıştı fakat dimdik ayaktaydı. Mutluluğu gözlerinden okunuyordu. Konuşurken gözleri kıpır kıpırdı, karşısındakine pozitif enerji veriyordu. Çok sevmiştim kısacası bu samimi, dava ehli Müslümanı.

Bir ara arkadaşlarıyla Edirne"de İkra-Der adlı bir dernek açmışlar, fakat fazla yürütememişlerdi. Bazı makamların Edirne"de tevhidi bir duruşun filizlenmesinden rahatsız olduklarını ve bunun kendilerine de iletildiğini söylemişti bir ara. Baskıların üzerine bir de maddi sıkıntılar eklenince yürütememişlerdi belli ki derneği.

Adını hep İslami mücadeleyle, direnişle ve İslam adına ödediği bedellerle duyduğumuz Habil kardeşle ilgili geçtiğimiz gün Vakit gazetesinde bir haber yayınlandı, okuyanlar olmuştur. Şahsen haberi üzüntüyle ve kendimiz adına utanarak okudum. Haberi gören diğer kardeşlerimiz de mutlaka aynı hislerle okumuş olmalılar.

"Git Tayyip Bey yardım etsin" ve "CHP"li Başkan, asker eşini azarladı" başlıklarıyla verilen haberde, İzmir"de bir Müslüman için en sıkıntılı süreci geçirmekte olan Habil kardeşimizin eşi Esma Mert"in, iki çocuğuyla birlikte yaşadığı maddi sıkıntı sebebiyle CHP"li Edirne Belediye"sine yaptığı yardım başvurusu ve akabindeki gelişmeler zikrediliyordu. Haberde, kanunun kendilerine tanıdığı yardım başvurusu yapmak üzere Edirne Belediye Başkanlığı"na başvuran Esma Mert"in, CHP"li Belediye Başkanı Hamdi Sedefçi"nin "Git derdini Tayyip Erdoğan"a anlat!.. Git Tayyip yardım etsin" şeklindeki sözlerine ve bundan da öte ağza alınmayacak hakaretlerine muhatap olduğu bildiriliyordu. Esma kardeşimiz, CHP"li Belediye Başkanı"nın, tesettürlü olmasından dolayı kendisine bu şekilde davranıp hakaretlerde bulunduğunu söylüyordu.


Haberde aktarıldığına göre, Habil kardeşimizin eşi Esma Mert, kayınpederinin, emekli maaşından kendilerine zaman zaman yardımda bulunduğunu, fakat bunun yeterli olmadığını ve iki çocuğuyla zaruri ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandıklarını ifade ediyor.

Bu haberi okuyup da yüzü kızarmayacak, kahrolmayacak Müslüman var mı bilemiyorum. Bu ne zillettir kardeşler? Hayatını İslam"ın bayrağını yükseltmeye adamış ve şu an geçirdiği süreç dolayısıyla ailesinin geçimini sağlama imkanı bulunmayan bir Müslüman"ın emaneti olan eşi ve iki çocuğunu nasıl olur da namerde muhtaç ederiz?

Biz Türkiyeli Müslümanlar hakikaten ilginç işler yapıyoruz. Üzerimize farz olduğu, yapmamız gerektiğinde hiç kuşku olmadığı üzere Afrikalı, Asyalı muhtaç ve mağdurlara güzel bir duyarlılıkla yardımlar iletiyor, kardeş elini uzatıyoruz iyi güzel de, hemen yanı başımızdaki, aynı şehri, kasabayı paylaştığımız Müslümanların sorunlarıyla ilgilenme konusunda pek istekli değiliz maalesef.

Söz konusu ettiğimiz haber maalesef bizim için büyük bir zillet ifade ediyor. Zannediyorum Habil kardeşimize hepimizin bir özür borcu var ve daha da önemlisi emanetine sahip çıkma yükümlülüğümüz bulunuyor. Hemen bu konuda bir şeyler yapmamız gerekiyor.